T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/03/2022
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 12/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davalı tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve itiraz edilmesine rağmen takibin niteliği itibariyle yanlış itiraz yolu ile başvurmuş olması nedeniyle sonuç alamadığını, bu süreçte itiraz süresinin kaçırıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı tarafından davacının tüm hesaplarına haciz işlemi uygulandığını, takibe konu senedin tahrif edildiğini ve sahte imzaya sahip olduğunu, davacının böyle bir senede imza atmadığını, davalı şirket ile herhangi bir ticari veya şahsi faaliyet ya da alış verişi olmadığını, şirket müdürü olan ... adlı kişi ile davacının Kayseri de bulunan taşınmaz için eser sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereği ...'a 3 parça senet verdiğini, takipteki senedi vermediğini, davacı ile imzalanan 29/07/2021 tarihli 149.000,00-TL tutarındaki eser sözleşmesi gereğince davacının üzerine düşen borcu ifa ettiğini, davalı şirket tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, borcun varlığını da kabul etmediklerini, davacının kendisine ait taşınmaz üzerinde natamam evin tamamlanarak inşa edilmesi istemiyle dava dışı ... ile anlaştığını ve sözleşme imzaladığını, borcuna karşılık 50.000, 100.000, 8.000-TL lik 3 adet bono imzaladığını, ayrıca 50.000-TL ödeme yapıldığını, ... 'ın eksik ifası nedeniyel eksik ifaya ait kısmın mahsup edilerek kalan kısmın ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmeden 1 gün önce ...'ın hesabına yatırdığını, davacının evini yapması adına ... ile anlaştığını, takibe konu senette alacaklı olarak davalı şirketin müdürünün de ... olduğunu, senette tahrifat yapıldığını, bu sözleşme dışında davalı ile herhangi bir alış verişi olmadığını, davacının davalıya yaklaşık 43.000 TL fazla ödeme yaptığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle icra baskısı nedeniyle ödenen ve tahrif edilmiş bonoya dayalı ödenen miktarın eser sözleşmesine dayalı gerçek bonoyu vadesinde ödendikten sonra kalan borç miktarına dayalı yapılacak takipte ödenmesi gereken asıl alacak ve ferileri yönünden hesap yapılarak miktarın tespiti ile önceki takipte ödeme tarihi itibariyle tahsil edilenden bu miktarın mahsubu sonucu takipte fazla ödenen kısım için borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen kısmın istirdadını, % 20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davaya konu icra takibinin kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla alacak talep edildiğini, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, takipte borçlunun imzaya itiraz etmediğini, davasında ödenmeyen borç sebebiyle başlatılan takipte cebri icra yoluyla borçludan borç tahsil edildiğini, davacının tüm iddialarına itiraz ettiklerini, imzaya yönelik itirazların yersiz ve mesnetsiz olduğunu, borçlunun senette imzasının bulunmadığını, dava dışı ...'ın davalı şirketin sahiplerinden olduğunu, davacının iddialarının yersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedinden (bonodan) kaynaklı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, toplam alacak tutarının 110.108,22-TL olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar senet tutarı 149.000,00-TL ise de, senedin takibe konulduğu takip çıkış tutarının 110.108,22-TL olması nedeniyle ve davacının talebinin aleyhinde başlatılan bu icra takibi nedeniyle takip alacaklısı davalıya borçlu olmadığının tespiti ve icra tehdidi altında ödemiş olduğu bedelin istirdatı istemine ilişkin olmakla; takip çıkış tutarı üzerinden eksik harç belirlenerek davacı tarafa ikmal ettirilmiştir.
Mahkememizin 23/06/2022 tarihli duruşmasının 9 nolu ara kararında; davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde resen seçilecek bir mali bilirkişi vasıtasıyla incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen dava ve takip konusu senetlerin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, bu senetlere konu işin davacı yana teslimine dair kaydın bulunup bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan banka dekontları çerçevesinde takip konusu borç tutarına ilişkin ödemelerin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, borcun kısmen yada tamamen ödenip ödenmediği, takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafında sunulan 13/07/2022 tarihli raporda özetle; Davalı tarafından ibraz edilen 2021 yılı e-defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının mevcut olduğu, defterlerin sahibi lehine delil teşkil ettiği, dava konusu hesaplar açısından defterlerin usulüne uygun düzenlendiği, davalının defterinde davacı adına açılan herhangi bir hesap ile mal ve hizmet teslimine ilişkin herhangi bir fatura kaydının bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından dava dışı ...'a gönderilen havalelerin ve dava konusu yapılan ve davacı tarafından düzenlenmediği iddia edilen Kayseri İcra Müdürlüğünün ... esas ayılı icra dosyasında alacak takibine konu edilen 31/08/2021 ödeme vadeli 149.000,00-TL tutarlı senedin kaydını davalı defterlerinde bulunmadığını, davalı tarafından defter inceleme gününde mahkeme kalemine ibraz edilen davacıya ait hesap dökümünün tetkiki neticesinde, davacıya 158.000,00-TL tutarında inşaat malzemesi ve işçilik hizmetinin verildiği görülmekle birlikti bu hesap dökümünde, davacı tarafından yapılan ödemelerin bir tamam bulunduğu ve 24.000,00-TL kalan bakiyenin icra marifetiyle ... hesabından tahsil edildiğinin yazılı olduğu ve hesabın sıfırlandığı ancak bu kayıt ve bilgilerin davalı defterlerinde yer almadığı, ibraz edilen hesap dökümünün yasal dayanağının bulunmadığı, davalı defterlerinde davacıdan yapılan herhangi bir tahsilat kaydının ve davacıya yapılan herhangi bir mal ve hizmet teslimine ilişkin kaydın bulunmadığı dikkate alındığında, davalı defterleri üzerinden davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalı tarafından davacı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan kambiyo senedi bağlı takipten kaynaklı, davacı tarafından icra dosyasına ödenen 62.368,35-TL'den davacı kabulünde bulunan ayıplı ifa tutarı olan 16.000,00-TL ve 2.404,35-TL icra vekalet ücreti 797,12-TL, harçlar 29.00-TL olmak üzere toplam 19.230,47-TL tenzili (62.368,38-TL - 19.230,47-TL) neticesinde davalının 43.137,91-TL davacıya borcunun bulunduğu bildirilmiştir.
Davacı ... isticvap olunmuş olup, davacının isticvap olunan beyanında; "dava dilekçesi ekinde fotokopisi olan ve bana göstermiş olduğunuz 149.000,00 TL bedelli senet altındaki imzalar bana ait değildir, ben tek bir senet imzalamadım, 3 ayrı senet imzaladım, birisi 50.000,00 TL ikincisi 100.000,00 TL üçüncüsü ise 8.000,00 TL tutarında idi bu senetlerin 50 bin ve 100 bin TL bedelli senetler aynı tarihte, 8 bin TL bedelli senet daha sonraki bir tarihte imzalandı, 50 bin TL bedelli senet iş tesliminde ödenecekti, 100 bin TL bedelli senet ise 20 Ekim 2021 tarihinde ödenecekti, 8 bin TL bedelli senette Ekim 2021 tarihi içinde ödenekti , bu senetleri düzenleyip huzurda bulunan davalı şirket temsilcisi ... beye elden teslim ettim, ofisinde imzaladım, 50 bin TL bedelli senetin 5 bin TL'sini 1 Eylül'de 45 bin TL'sini 23 yahut 24 Temmuz da banka havalesi yoluyla ödedim, havale tarihlerini tam olarak tespiti için banka dekontlarını bakılması gerekir, 100 bin TL'lik senetin bedelini de 18 Ekim 2021 de yine banka havalesi yoluyla ödedim ve aynı gün Ömer bey'i arayarak 85 bin TL ödediğimi söyledim, nedenini açıkladım çünkü bir takım eksiklikleri vardı, Ömer bey yoğunuz dedi, Kasım ayında tamamlarım dedi, bende eksik kalan kısmı öderim dedim ancak tamamlanmadı yarım kaldı. Ömer bey bana mahsup ederiz deyince ne mahsupu dedim. Biz icraya verdik dedi. Neden icraya verdin dedim, o da avukata borcum vardı senetleri ona verdim dedi. İcraya Ağustos ayında vermişler, bana 19 Ekimde tebliğ edildi, çok şaşırdım hiç ödenmemiş gibi bir senet düzenlenmiş ve bilgi verdiğim halde geri çekmediler." şeklindedir.
Davacı şirket temsilcisi ... isticvap olunmuş olup beyanında; davacı taraf ile işini yapmak üzere sözleşme yaptık 3 parça senet aldım, senet tutarları 149 bin, 1.000,00 TL ve 8.000,00 TL olup toplam tutarı 158.000,00 TL'dir daha sonra peşin olarak almamız gereken 50 bin TL'nin 45 bin TL'lık kısmını davacı 8.ayda banka havalesi yoluyla gönderdi, 5 bin TL'sini 9.ayda gönderdi, buna rağmen geri kalan ödemeyi yapmadı, icra takibi başlattık, bu süre içerisinde hesabımızı banka havalesi yoluyla 84 bin TL daha gönderdi, son kalan 24 bin TL'yi icra kanalıyla aldık, 158 bin TL olarak hesabı kapattık, özetle olay bu şekildedir, dedi.
Lüzmüne binaen tekrar soruldu: davacının ileri sürdüğü 134 bin TL'lik banka havalesi yolu ile yapılan ödemeleri muhasebeleştirdik, şirketimiz defterlerine kayıt ettik, kalan bakiye borcumuz olan 24 bin TL'de şirket defterimizde kayıtlıdır, bu kısmı da icra takibi yolu ile tahsil ettik ve şirket defterlerine kayıt ettik dedi." şeklindedir.
Davacı şirket temsilcisi ... isticvap olunmuş olup beyanında; " benim olayla çok bir bilgim yok, ... hanımın işini diğer şirket ortağımız Ömer bey yürüttü, onunla anlaşmışlardır, ben 1 - 2 sefer iş kontrolüne gittim, ondan sonra işi teslim ettik, para kısımlarının ödemelerin nasıl yapıldığını bilmiyorum, muhasebe işleri ile de diğer ortağım Ömer Bey ilgileniyor, ben şantiye kısmı ile ilgileniyorum, bildiklerim bundun ibarettir dedi." şeklindedir.
Davacı vekili 19/10/2023 tarihli duruşma beyanında; "savcılıktan gelen rapordaki aleyhe hususları kabul etmiyoruz, müvekkilimiz ilk başka imzanın kendisine ait olup olmadığı konusunda tedirgin ve şüpheliydi, bu noktada gelen raporda imzanın kendisine ait olduğu tespit edildi ancak, bizim dava dilekçemizde belirttiğimiz üzere tek delilimiz bu noktada değil, senet üzerinde tahrifat yapıldığı ve vadesinden önce takibe konulduğu hususundadır, zira dava dilekçesi ekinde sunduğumuz sözleşmede de davacı şirket yetkilisi ...'ın kendi el yazısı ile yazmış olduğu 21/10/2021 tarihli 100.000,00 TL ödeneceği açıkça yazılmıştır, ancak davalı şirket yetkilisi kendi şirketi adına bu senedi düzenleyerek vadesi gelmeden tarihini kendi yazarak ve rakamı da kendi yazarak takibe koymuştur, bu yüzden dava dilekçemizde iddia ettiğimiz hususların, gerek savcılık raporlarında gerekse kendi isticvap beyanlarında açıkça görülmektedir, sonuç itibariyle davamızdaki haklılığımız ortaya konmuştur, davamızın kabulüne karar verilsin." şeklindedir.
Davacı ... 19/10/2023 tarihli beyanında; "Davacı ...'den soruldu: dava dilekçemizde belirttiğimiz hususları ... aynı şekilde bu senetleri verdiğimi teyit etti açıkladı, benim tek senet olarak imzaladığım 149.000,00 TL tutarında hiçbir belge ve senet yoktur, ayrıca borçla ilgili de 134 bin TL ödediğimi belirttim, eksik işlerini tamamladığını da kalan tutarı ödeyeceğimi söyledim, fakat biz tamamını yaptık dedi benim belgelerim var işleri tamamlattığıma dair işleri eksik bıraktı yaptığı kadarını ödedim." şeklindedir.
Davacı vekili 19/10/2023 tarihli beyanında; gelen belgelerdeki aleyhe hususları kabul etmiyoruz, imzanın kendisine ait olduğu çıkmıştı, ne icra takibinde ne de dava sürecinde borcu kabul etmeme yönünde bir söylemleri bulunmamaktadır, bizim alacağımızın olduğu sabittir, ayıplı yönünde ifaları var, ayıplı ifa ise ona göre işle yapılması gerekir, ayıplı ifaya ilişkin bu davanın açılmaması gerekir bu nedenle davanın reddini talep ediyoruz dedi." şeklindedir.
Her ne kadar davacının imzasını inkar ettiği dava ve takip konusu 149.000,00-TL bedelli senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi ücretlerinin yatırılması için ispat yükü üzerinde olan davalı (alacaklı) tarafa kesin süre verilmiş ise de verilen kesin süre içerisinde davalı tarafça bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansının mahkeme veznesine yatırılmaması nedeniyle o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmış ve dosyadaki mevcut diğer delil ve belgelere göre karar verilmesi gerekmiştir.
Dosyadaki mevcut diğer delil ve belgelere, davacının ve davacı vekilinin duruşmadaki beyanlarına ve Kayseri CBS'nin ... soruşturma sayılı dosya kapsamında alınan Polis Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü tarafından düzenlenen 14/06/2023 tarihli uzmanlık raporuna göre dava ve takip konusu, borçlusu davacı, alacaklısı davalı olan 25/08/2021 düzenleme tarihli 31/08/2021 ödeme tarihli, 149.000,00-TL bedelli senetteki imzanın davacının elinden çıktığı, senetteki (imza dışındaki) yazıların ise davalı şirket temsilcisi ...'ın elinden çıktığı rapor edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin emsal nitelikte yargı kararları şu yöndedir:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları).
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 287.maddesi (6100 sayılı HMK m.189/3); “Kanunun muayyen bir delil ile ispatını emreylediği hususlar başka suretle ispat olunamaz.
İki tarafça muayyen deliller ile ispatı tahriren kabul edilmiş olan veya muhakeme esnasında olveçhile beyinlerinde karar verildiği ikrar olunan maddeler hakkında başka delil kabul olunmaz.” Hükmünü amirdir.
Aynı Kanunun 288.maddesinde (6100 sayılı HMK m.200/I) “senetle ispat” ve 289. maddesinde (6100 sayılı HMK m.200/II) de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir.
Yine Aynı Kanunun 290.maddesinde (6100 sayılı HMK m.201); “Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler … liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” denilmekte;
293.maddesinde de(6100 sayılı HMK m.203); “Aşağıdaki hallerde her halde şahit ikame olunabilir:
1-Usul ve füru, birader ve hemşire veya karı koca ve kayınpeder ve valide ile damat ve gelin arasındaki muameleler,
2-Cürümden mütevellit olsun olmasın tazminatı müstelzim fiiller,
3-Yangın veya kazayı bahri veyahut düşman istilası gibi senet alınması gayrimümkün veya fevkalade müşkül hallerde yapılan muameleler.
4-Halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı müteamil olmıyan muameleler,
5-Akitlerde hata, hile, gabin, cebir ve ikrah vukuu.” hükmü yer almaktadır.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.290'daki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da m.293’de belirtilmiştir.
Bunun yanında, 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, tanıkla kanıtlama yasağı, yalan tanıklığı önleme ve davada tarafların çıkarlarını koruma amacına yöneliktir. Değeri belli miktarı aşan hukuki işlerin tanıkla kanıtlanması yasağına ilişkin ilkeler, kamu düzeni düşüncesiyle yasaya konulmuş hükümlerden değildir. Ancak yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. (Yargıtay HGK'nun 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar sayılı kararı)
Bu iddia ve savunmalar kapsamında değerlendirme yapıldığında; senetteki edinme sebebini tadil eden davacı keşidecidir. İspat külfeti bu nedenle davacı keşidecidedir. Hükmünü uyulan bozma ilâmımızda da belirtildiği üzere kesin delil ile ispat zorunluluğu bulunmasına rağmen bu ispat, davacı keşideci tarafından yerini getirilememiş, yemin teklif etmeyeceği de anlaşılmakla yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 28.05.2018 tarih, 2018/135 Esas, 2018/2170 Karar sayılı kararı)
Eser sözleşmesi kural olarak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur. Geçerliliği de şekil şartına bağlı değildir. Ancak sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 17. maddesinde, kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli şekilde yapılması kararlaştırılmışsa belirlenen şekilde yapılmayan sözleşmenin tarafları bağlamayacağı kuralı getirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun TBK'da yapılan düzenlemeye aykırı olmayan, halen geçerli ve bağlayıcı olduğu kabul edilen 12.04.1933 gün, 31/7 sayılı kararına göre senetle ispatı gerekmediği halde senede bağlanmış alacağa karşı ileri sürülen teslimat iddiası tanıkla ispatlanamayacağından, yazılı şekle tabi olmadığı halde yazılı şekilde yapılan bir sözleşmenin değiştirilmesi de yazılı şekle tabi olmalıdır. (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 28.05.2018 tarih, 2016/6416 Esas, 2018/2179 Karar sayılı kararı)
Dava, sözleşme ve takip tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı BK 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve konusu kanalizasyon yapım işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak kesinleşen takip miktarı yönünden iş bedelinin kısmen hakedilmediği ve bedelsizlik bulunduğu iddiasıyla İİK'nın 72. maddesine göre takipten sonra açılmış menfi tespit davasıdır.
Kesin delillerden olan senet, bir kimsenin meydana getirdiği (veya temsilcisi ya da vekili aracılığıyla getirttiği) ve kendi aleyhine delil teşkil eden belgedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 18.09.1963 tarih 10/27 sayılı kararında da belirtildiği üzere usulün senede bağlı olan her türlü iddiaya karşı ileri sürülecek savunmaların tanıkla ispatını yasaklayan maddesinde belirtilen senetler, davacı ile davalı arasında bir hukuki ilişkiyi belgelendirmek üzere düzenlenmiş ve sözü edilenlerden biri tarafından öbürüne yöneltilmiş yahut sözü edilenlerce birbirlerine karşılıklı olarak yöneltilmiş irade beyanlarını kapsayan kağıtlardır.
12.04.1933 gün 30/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, borç ikrarını içeren senet aleyhine delil ikamesi mümkün olup ikrarda borcun sebebi belli ise sebebin gerçekleşmediğini, eğer borcun sebebi belirlenmemiş ise önce bu senedin muayyen bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini ispatlayabilir. Bu iddiasını yazılı delille kanıtlayamayan senet borçlusunun karşı tarafa bir yemin teklif etmeye hakkı vardır.
Senetle ispatı gereken bir hususun diğer kesin delillerle de ispatı mümkündür.
818 Sayılı BK 53. maddeye (TBK 74. madde) göre hakim ceza mahkemesinin beraat kararı ve alınan kusur raporu ile bağlı olmasa da sabit kabul edilen olgular ile bağlıdır. (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 02.03.2016 tarih, 2015/5040 Esas, 2016/1327 Karar sayılı kararı)
Bono, hukuksal niteliğince sebebini içermeyen bir borç ikrarı senedidir. 12.04.1933 gün ve 30/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, soyut borç ikrarını içeren bononun bedelsizliğini ileri süren taraf önce bu senedin bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yazılı delille ispat etmek durumundadır. (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 23.11.2010 tarih, 2010/5629 Esas, 2010/6333 Karar sayılı kararı)
Somut olayda ise, az yukarıda açıklandığı üzere; bononun düzenlenmesi sebebinin eser sözleşmesi olduğu tarafların kabulünde olmayıp, senette nakden kaydı bulunmaktadır.
"Bono, hukuksal niteliğince sebebini içermeyen bir borç ikrarı senedidir. 12.04.1933 gün ve 30/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, borç ikrarını içeren senedin bedelsizliğini ileri süren taraf önce bu senedin belli bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yazılı delille ispat etmek durumundadır." (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 13.09.2010 tarih, 2009/3385 Esas, 2010/4340 Karar sayılı kararı)
"...uyuşmazlık konusu bononun, yanlar arasındaki biçer-döver onarım ve bakımına ilişkin olan sözlü anlaşma gereğince davacı tarafından keşide olunarak lehtar davalıya verilmiş olduğu ve düzenleme sebebinin hukuksal niteliğince Borçlar Yasasının 355. Maddesinde tanımlanan "eser" sözleşmesi olduğu taraflarca da kabul edildiğinden, bononun iş bedeli borcu için düzenlendiğinin kabulü gerekir.
...Bononun düzenlenmesi sebebi bellidir. Borcun sebebinin kısmen yahut tamamen gerçekleşmediğini ve o oranda da bedelsiz kaldığını, 12.04.1993 gün ve 30/6 sayılı YİBK'nda da vurgulandığı üzere, borçlu yazılı delil ile ispat etmelidir. (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 01.10.2003 tarih, 2003/1367 Esas, 2003/4460 Karar sayılı kararı)
Toplanan deliller, taraf ve taraf vekillerinin beyanları, savcılık soruşturma dosyası ve bu kapsamda alınan uzmanlık raporu, mahkememizce toplanmış usulüne uygun deliller olarak değerlendirilmiş buna göre, davacının sahtelik iddiasına yönelik senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğuna ilişkin ve geçerli bir senet olarak takibe konulduğuna ilişkin ispat yükünün davalı tarafta olduğu, her ne kadar davalı taraf verilen kesin süre içerisinde bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansını mahkeme veznesine yatırmamış ve o delile (bilirkişi incelemesine) dayanmaktan vazgeçmiş sayılmış ise de, dosyadaki mevcut diğer delil ve belgeler, özellikle Kayseri CBS'nin ... soruşturma sayılı dosya kapsamında alınan (Kayseri Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen) 14/06/2023 tarihli uzmanlık raporuna göre senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu, imzanın davacıya ait olmasının senedin geçerliliği bakımından kambiyo senedindeki zorunlu unsurlardan biri olduğu ve imzanın bu sebeple (senetteki diğer zorunlu unsurlarla birlikte) senedi geçerli kıldığı, menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükünün davalı/ alacaklıda olduğu ve alacaklının hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda da davalı/ alacaklının dava ve takip konusu bonodaki imzanın davacı/ borçluya ait olduğunu yukarıda bahse konu uzmanlık raporu ile kanıtladığı, sonuç olarak; davalı/ alacaklının kambiyo ilişkisinden kaynaklı hukukî ilişkinin varlığını kanıtlaması nedeniyle kendisine düşen ispat yükünü yerine getirdiği, davacı/ borçlunun diğer iddialarının ve delillerinin, bu aşamadan sonra ancak bu hukukî ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğuna dair iddialar olup, bu kez ispat yükü davacı/ borçluya düşmektedir. (Benzer nitelikte Yargıtay HGK'nun 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar ve 10.06.2015 tarih, 2013/2402 Esas, 2015/1532 Karar sayılı kararları)
Davacı taraf senet metnindeki imzayı inkâr etmekle birlikte senedin vade tarihi gibi diğer zorunlu unsurlarının aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri sürmüştür. Davacı/ borçlunun anlaşmaya aykırılık iddiasının değerlendirilebilmesi için bazı genel açıklamaların yapılması zorunludur.
6102 Sayılı TTK m.778/2-f uyarınca bonolar hakkında da geçerli olan TTK m.680 hükmüne göre; “Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.”
TTK'nun bu hükmüne göre, beyaz bono, tedavüle çıkarılırken unsurları tam olmayan bonodur. Burada hemen hatıra gelecek olan soru, bononun açık bono olarak geçerli sayılabilmesi için en az (asgari) hangi unsurların bulunması gerektiği sorusudur. TTK m.680'de açık senette bulunması gereken asgari unsurlar bakımından herhangi bir asgari şekil şartına yer vermediği için düzenleyenin imzası bulunmak kayıt ve koşulu ile içeriği tamamen boş bırakılarak da açık senet (bono) oluşturulması mümkündür. (Ülgen/ Helvacı/ Kaya/ Nomer Ertan - Kıymetli Evrak Hukuku, 13. Bası, İstanbul 2021, s. 162)
Boş bir kâğıda imza atan kişi, bunun sonradan tamamlanıp (doldurulup) kendisinden talepte bulunulması halinde sorumludur. (Age, s.163)
Açık bono yine bir teslim sözleşmesine dayanılarak karşı tarafa (lehtara) verilir. Taraflar (düzenleyen ile lehtar) arasında açık bononun dayanağını oluşturan kambiyo sözleşmesi yanında bir de analaşma (doldurma sözleşmesi vardır. Lehtar, anlaşma (doldurma sözleşmesi) hükümlerine göre bonoyu dolduracaktır. (Age, s.163; Kendigelen/ Kırca - Kıymetli Evrak Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2021, Nu.378)
Açık bononun anlaşma koşullarına aykırı bir biçimde doldurulması halinde düzenleyen, senedin sözleşme koşullarına aykırı doldurulmuş olduğu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorundadır (6100 sayılı HMK m.201/1). (24.03.1989 gün ve 1/2 sayılı YİBK; Ülgen/ Helvacı/ Kaya/ Nomer Ertan, s.163; Kendigelen/ Kırca, Nu.380)
Açık bonoda anlaşmaya aykırılık iddiasının dinlenebilmesi için öncelikle, senet metnindeki imzanın inkâr edilmemiş olması ya da itiraza rağmen imzanın borçluya ait olduğu tespit edilmiş olmalıdır. (Tüzemen Atik - Açık Kambiyo Senetleri, Ankara 2017, s.347)
Bu genel açıklamalar çerçevesinde davacının iddiaları değerlendirildiğinde; davacı taraf her ne kadar senedin (düzenleyen imzası dışındaki) diğer zorunlu unsurlarının senedi imza eden kimse (davacı) tarafından düzenlenmediğini (doldurulmadığını) ileri sürmüş ise de yukarıda yapılan genel açıklamalar çerçevesinde düzenleyenin imzası dışındaki diğer zorunlu unsurların düzenleyen tarafından yazılması ve senedin doldurulmasının zorunlu olmadığı, senedin zorunlu ve ihtiyari unsurlarının, senet lehtarı tarafından anlaşmaya uygun olarak doldurulabileceği, kaldı ki sunulan uzmanlık raporuna göre; senetteki diğer zorunlu unsurların davalı şirket temsilcisi tarafından doldurulduğu, senetteki zorunlu unsurların aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönündeki senet borçlusunun iddiasının ise senede karşı tanıkla ispat yasağı çerçevesinde ancak senet, yemin gibi kesin delillerle ispatlanabileceği ve fakat davacının dava dilekçesinde senede karşı olan bu iddiasının ispata elverişli (senet, yemin gibi) bir delile dayanmadığı, bu sebeple senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı, davacının taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı olarak davalının eksik iş yapması nedeniyle eksik ifadan kaynaklı olarak sözleşme bedelinin tamamına hak kazanamadığı yönündeki iddiasının bonoda ispat soyutluğu ilkesi gözetildiğinde ancak yazılı deliller ile kanıtlaması gerektiği (12.04.1993 gün ve 30/6 sayılı YİBK), davacının, eser sözleşmesinin varlığını ve davalının yüklenici olarak üzerine düşen edimleri eksik ve/ veya ayıplı olarak yerine getirdiğini, işin eksik yapıldığını yazılı deliller ile kanıtlaması ve ödemiş olduğu eksik iş bedelinin tarafına iadesini talep etmesi gerektiği ancak davacı/ borçlunun geçerli bir delil ve belge sunmadığı, bu sebeple iddialarını ispat edemediği, geçerli borç ilişkisine dayalı olarak davalı/ alacaklıya verilen, dava ve takip konusu senet nedeniyle davacının davalıya geçerli bir borç ilişkisi ve bunun yanında oluşturulan kambiyo ilişkisi çerçevesinde borç taahhüdü altına girdiği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL harç ve 1.880,37-TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 1.533,47-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
08/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır