T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ... Esas
KARAR NO: ...
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/10/2022
KARAR TARİHİ: 21/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 27/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasıyla, davalı banka tarafından tanzim edilen genel kredi sözleşmesindeki imza ve el yazılarının davacıya ait olduğu ve söz konusu kredi sözleşmesine davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu iddiasıyla davalı banka tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibi sonucu davacının tüm taşınır/taşınmaz mallarına, banka ve pos hesaplarına ve ticari aracına haciz konulduğunu, bankaya gittiğinde durumu tesadüfen öğrenen davacının Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla görülen davada, davalı bankaya karşı borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açtığını, açılan davada, davalı bankanın her ne kadar durumu inkar etse de, davacı tarafça söz konusu kredi ve kefalet sözleşmesindeki imza ve el yazılarının davacıya ait olmadığını, bu sebeple davacının kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığının tespiti için Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi talep edildiğini, bilirkişinin yapmış olduğu inceleme sonucu, raporunun sonuç kısmında takibe konu kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesindeki imza ve el yazılarının davacı ... 'ye ait olmadığı kanaatine vardığını, sunulan rapor akabinde, davalı bankanın haksız ve kötü niyetli icra takibinden vazgeçerek davacının tüm malvarlığı üzerindeki hacizleri 28.07.2022 tarihinde kaldırdığını, davacının arıcılık/balcılık faaliyetiyle iştigal eden esnaf olup aynı zamanda Başkanı olduğunu, davalı banka tarafından davacının tüm mal varlığına konulan hacizler nedeniyle, telafisi mümkün olmayan zararlara uğradığını, pos makinesi hesaplarına konulan hacizler nedeniyle gelen müşterilerin kredi kartı ile ödeme yapmak istedikleri durumda onları geri çevirmek zorunda kaldığını, hacizler nedeniyle yeni siparişler alamadığını ve sipariş vermek isteyen müşterilerini geri çevirmek zorunda kaldığını, bankalara kredi başvurusu için gittiğinde hacizler nedeniyle kredi kullanamadığını ve bankalar nezdinde ticari itibarının zedelendiğini, sicilinin bozulduğunu, esnaf komşularının gözünde de itibar kaybına uğradığını, davacının icra ettiği birlik başkanlığı görevine, temsil ettiği birliğin mensuplarının davacıya duyduğu güven sayesinde seçimle geldiğini, davacının haksız hacizler nedeniyle, bulunduğu konum itibariyle temsil ettiği birliğin mensupları gözünde de itibar kaybı yaşadığını, gerek ticaret yaptığı esnaf çevresine gerek aile fertlerine gerekse temsil ettiği birliğin mensuplarına, bankanın haksız ve kötü niyetli olarak malvarlıklarına haciz koyduğunu bir türlü anlatamadığını, ticari faaliyeti için kullandığı ... plakalı kapalı kasa kamyonetin de bu süreçte davalı bankaca konulan yakalama şerhi sebebiyle bağlanmış ve 31.03.2022 tarihinde otoparka çekildiğini, araç bağlandığı sırada araç içerisinde davacıya ait ve ticari faaliyeti için hayati önem taşıyan arı kekleri, pasta tabir edilen besin malzemeleri ve kek yapımı için gerekli olan malzemeler, terazi ve diğer iş ekipmanlarının da araçla beraber otoparka götürüldüğünü, davacının tüm ısrarlarına rağmen iş ekipmarlarını almasına müsaade edilmediğini ve ticari olarak büyük sıkıntıya düştüğünü, davalı bankanın ağır kusurlu hareketlerine son vermek bir yana, menfi tespit davası derdest iken henüz dosyaya, imzaların davacıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişi raporunun aleyhine gelme ihtimalini gözetmeden basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, ağır kusurlu davranmaya devam ederek bu süreçte davacının aracını bağladığını, davacının 31.03.2022 tarihinden haciz kaldırma tarihi olan 28.07.2022 tarihine kadar 4 ay boyunca ticari aracını ve araçta bulunan iş ekipmanlarını kullanmaktan mahrum kalmıştır, arıcılık/balcılık faaliyetinin niteliği itibariyle mevsimsel bir faaliyet olması sebebiyle, bu faaliyeti gereği çiçeklerin yoğun olduğu Toroslar, Hatay, Antalya, Mersin vb. bölgelere giderek bu bölgelerde kovanlarının başında kalması ve çıta toplaması gereken davacının, aracı bağlandığı için bu senenin bahar ve yaz aylarında bu faaliyetini gerçekleştiremediğini, davacının esnaf çevresinin de ticari araca duyduğu ihtiyaç nedeniyle davacının esnaf çevresinden de araç temin edemediğini, hacizler nedeniyle yaşadığı maddi sıkıntı ve kiralık ticari araç fiyatlarının da yüksek olması sebebiyle, davacının ticari araç kiralamasının da imkânsız hale geldiğini, davacının Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı 150 adet plakalı kovanından aktif olarak kullandığı 40 adet kovanını, ticari aracının haczedilmiş olması sebebiyle üretim bölgelerine yerleştiremediğini, arılarını kek vb. malzemelerle besleyemediğini ve kovanlardan bal toplayamadığını, sonuç olarak sezonluk ticari faaliyetinden elde edebileceği muhtemel kardan mahrum kaldığını beyan etmiş, haksız haciz nedeniyle davacının uğramış olduğu şimdilik 4.484TL maddi zararın yediemin ücreti olarak ödenen 04.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine, davacının ticari aracının yedieminde kaldığı süre içerisinde davacı bu aracını kullanmış olsaydı 40 adet kovandan sezonunda kaç kg bal üretilebileceğini ve 40 adet kovandan elde edilecek balın satış fiyatının tespitine esas olmak üzere yoksun kaldığı gelirin tespiti için ,, adresine müzekkere yazılmasına, haksız hacizler nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden fiillere ilişkin olarak 100.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı bankanın Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile alacağını tahsil etmek amacıyla icra işlemlerine giriştiğini, davacı yan her ne kadar davalı bankanın kötü niyetli olduğunu ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını iddia etmiş olsa da mevcut durum objektif bir şekilde değerlendirildiği takdirde davalı banka Gelmeli Tarım A.Ş.'ye kredi kullandırmış; kredinin ödenmemesi üzerine bankanın yasal takibe geçmiş olduğunu, GKS'lerin imzalanmasının üzerinden 10 yıl geçmiş olup borçlular halen ödemeyi yapmamış, banka alacağını tahsil edememiş olduğunu, bu kapsamda huzurdaki davada asıl mağdur olan tarafın banka olduğunu, davacı tarafından, aracın yakalandığı anda, içerisinde arıcılık faaliyetlerinde kullanılan çeşitli malzemelerin olduğu beyan edilmişse de icra dosyasında bilirkişiler tarafından aracın birçok fotoğrafı çekilmiş olup bu fotoğraflardan görüleceği üzere aracın içerisinde davacı tarafın iddia ettiği malzemeler bulunmadığını, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; bir an için dahi aracın içerisinde davacı tarafın bahsettiği malzemelerin olduğunu kabul edeceksek, bu malzemelerin geri alınamaması noktasında davacı bankaya hiçbir kusur atfedilemeyeceğini, aracın yakalandığı sırada bahsedilen eşyaların davacı tarafın sözlü talebi üzerine geri verilmesi mümkünken davacının kendi kusurunu davalı bankaya yüklemeye çalışmasının izahı olmadığını, davacı tarafından, söz konusu araçla 40 adet aktif kovanını taşıdığını, aracın yakalanması hasebiyle kovanların kurulamadığı iddia edilmişse de 40 adet kovanın aracın yakalandığı esnada nerede olduğu bilinmediğini, zira aracın yakalandığı anda kovanların halihazırda kurulmuş olma ihtimalinin de kuvvetle muhtemel olduğunu, bu hususta ispat yükü davacının üzerinde olup ayrıca davacının, aracın kovan taşıma faaliyetinde kullanıldığına ilişkin illiyet bağını da tartışmaya mahal vermeyecek şekilde ispatlaması gerekmekte olduğunu, öyle ki 40 adet kovanın aracın içine sığabilme durumu dahi tartışmaya açık olduğunu, 30 Kasım 2011 Çarşamba Günü 28128 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Arıcılık Yönetmeliğinin İkinci Bölümünde yer alan Gezginci Arıcılık başlıklı 5. Maddesinin D fıkrasında; "Belirlenmiş bölgede konaklayacak gezginci arıcı, konaklayacağı yer gerçek kişiye ait ise şahısla, köy arazisi ise köy muhtarlığıyla, diğer tüzel kişiliklere ait arazi ise yetkililerle, Devlet ormanlarında konaklayacak arıcılar da Orman ve Su İşleri Bakanlığının ilgili birimleri ile anlaşma yaptıktan sonra EK-1’de yer alan Arı Konaklama Belgesi (AKB)’nin 1 inci Bölümü imzalanır." denilmiş olduğunu, bu nedenle davacı asilin 40 adet kovanını nereye yerleştirileceğinin sorulması, yerleştireceği yerin niteliğine göre ilgilisi ile anlaşma yapıp yapmadığının tespiti edilerek güncel AKB'nin (Arı Konaklama Belgesi) Tarım Ve Orman Bakanlığı'na bağlı Hayvancılık Genel Müdürlüğüne müzekkere dosya arasına alınmasını talep ettiklerini, zira bu hususta mahkemenizin dikkatini çekmek istedikleri temel husus; davacının iddia ettiği üzere "...Toroslar, Hatay, Antalya, Mersin vb. Bölgelere..." gidip kovanlarını yerleştirmesi için gerekli izninin olup olmadığının ve yasal prosedürleri tamamlandığının araştırıldıktan sonra kusur, zarar ve illiyet bağının tartışılması gerekmekte olduğunu, öte yandan 17 Aralık 2011 Cumartesi Günü 28145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yurt İçinde Canlı Hayvan Ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri Hakkında Yönetmeliğin 12. Maddesinin 2. Fıkrasında; "Gezginci arıcılar, her yılın ilk hareketinde arılarını başka il veya ilçelere sevk ederken, işletme tescil belgesi ile veteriner sağlık raporu düzenlenmesi için il/ilçe müdürlüklerine başvurur. Aynı yıl içinde 31 Aralık tarihine kadar yapacakları hareketler için, ilk hareket sırasında il/ilçe müdürlüğünden alınarak veteriner sağlık raporuna eklenen ve örneği Bakanlıkça belirlenen vize belgesi, arıların gittikleri yerdeki il/ilçe müdürlüklerinde resmi veteriner hekim tarafından gerekli sağlık muayene ve kontrollerin yapılmasından sonra onaylanır. Vize belgesinde adı geçmeyen bir yere arıların sevk edilmek istenmesi durumunda bir önceki veteriner sağlık raporuna istinaden yeni bir veteriner sağlık raporu düzenlenir." Denildiğini, buna göre davacının kovanlarını taşıması adına gerekli belge ve izinler yukarıda sayılmış olduğunu, davacının kovanlarını yerleştirmesi için yukarıda yazılı belgelerin tamamının uhdesinde olması gerekmekte olduğunu, bu minvalde kusur, zarar ve illiyet bağının tartışılabilmesi adına öncelikle davacının belgelerinin eksiksiz olup olmadığının araştırılması önem arz etmekte olduğunu, aynı yönetmeliğin 7. Maddesinde "veteriner sağlık raporunun" bir suretinin hayvansal ürün sahibine verileceği ifade edilmiştir. İşbu maddenin 11. Fıkrasında ise " Veteriner sağlık raporunun geçerlilik süresi yaya yapılan sevkler haricinde en fazla beş gündür. Yaya yapılan sevklerde veteriner sağlık raporunun geçerlilik süresi altı ayı geçmemek şartıyla il hayvan sağlık zabıtası komisyonu tarafından belirlenir." Denildiğini, davacının aracının yakalandığı tarihte kovanlarının nerede ve ne durumda olduğu bilinmediğini, davacı tarafından kovanların haciz tarihi itibariyle nerede olduğuna ilişkin hiçbir belge sunulmadığı gibi aynı zamanda kovanların bahsedilen illere yerleştirmek için gerekli yasal prosedürü başlattığını / tamamladığını gösterir bir evrak da sunulmadığını, bu nedenle davacının iddialarının ispatı adına "veteriner sağlık raporu" ve "vize belgesi" başta olmak üzere gerekli bütün evrakların celbi adına Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile bağlı ilçe müdürlüklerine müzekkere yazılmasını ve yine davacıya veteriner sağlık raporunu sunması için süre verilmesini talep ettiklerini, yine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında yer alan 07.04.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda da aracın birtakım özellikleri sayılmış ve aracın kaportası ile içinin ne durumda olduğuna ilişkin tespit yapılmış olup raporda araç içerisinde davacı tarafın iddia ettiği üretim malzemelerine hiçbir şekilde değinilmemiş olduğunu, davacının 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı bankadan alınarak kendisine verilmesini talep ettiğini, davacının talep ettiği tazminat miktarı fahiş olup süreklilik kazanmış Yargıtay kararlarına göre de manevi tazminat zenginleşme aracı olarak görülmemesi gerektiğini, nitekim davacı tarafından kendi bünyesinde doğmuş zararın ispatı yeterli şekilde yapılamadığı gibi doğduğu iddia edilen zararın davalının kusurundan kaynaklandığını gösterir illiyet bağını açıkça ispat etmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafından dosya arasına sunulan evraklar gerek zarar unsurunu gerekse de illiyet bağını tartışmaya mahal vermeyecek şekilde ortaya koyamamış olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan haksız hacizler nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zarar taleplerine ilişkindir.
Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih, ... Esas, Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın öncelikle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Mahkemenin Esas sayılı dosya numarasına kaydı yapıldığı ve yine dava dosyasının Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2023 tarih Esas Karar sayılı gönderme kararı verilerek mahkememize tevzi edildiği ve yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya bu esas üzerinden devam edildiği görülmüştür.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkezi Birliği'ne, Türkiye Noterler Birliği'ne, Kayseri Vergi Dairesi'ne, Yeşilhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Sarız İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Tomarza İlçe Tarım Ve Orman Müdürlüğü'ne, Yahyalı Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Melikgazi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Sarıoğlan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, İncesu Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Develi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Akkışla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Bünyan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Uyap'tan celbi ile incelenmesinde; alacaklı Türk Ekonomi Bankası Anonim Şirketi tarafından borçlular ... aleyhine toplam 138.193,69 TL alacak yönünden ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.
'in 21/02/2024 tarihli celsede alınan beyanında; Arıcılık yaptığını, bu nedenle davacının yaptığı işten kaynaklı oluşacak zararları hakkında bilgi sahibi olduğunu, aynı bölgede arıcılık yapmaktıklarını, bölgelerinin soğuk olması nedeniyle arı üretiminde verimi artırmak için güzden başlayarak sıcak bölgelere gittiklerini, kışı orada geçirdiklerini, bu açıdan araçlarının önemli olduğunu, gittiklerinde yaklaşık 10-15 km hareket ettiklerini, amaçlarının arının üremesini hızlandırarak nektara yaklaştırmak ve burdan bal almak olduğunu, bu şekilde daha fazla gelir kazanmış olduklarını, davacının aracının olmaması nedeniyle arıları zirai ilaçlama bölgesinden uzaklaştıramadığı için arılarının bir kısmı zarar gördüğünü, bunun tam tespitinin mümkün olmadığını, arıları bu ilaçlamadan zarar gördüğü için davacının fazladan arı satın alması geretiğini ve bu da zararına sebep olmuşduğunu, satın almaktaki amacın kolonileri desteklemek olduğunu, narenciye döneminde bal oluşmakta olduğunu, günümüzde bir koloninin rayiç bedelinin 3.000,00 TL olduğunu, eğer zirai ilaçlamadan arılar kurtulabilseydi koloni sayısını 2'ye katlıyacağını, arılarda güçlü olsaydı bir kovandan 10 kilo narenciye balı elde edilebileceğini, söylemiş olduğu rakamlar ortalama fiyat ve değerlere göre olduğunu, ayrıca arıcılar biriliği yönetim kurulunda muhasip üye olarak çalıştığını beyan etmiştir.
Tanık 'nin 21/02/2024 tarihli celsede alınan beyanında; Davacının babası olduğunu, arıcılık faaliyetinde babasına yardım ettiğini, araçlarının yaklaşık 3-4 ay yedi eminde kaldığı için bu süreçte arılarıyla ilgilenemediklerini, bir önceki yıllara göre arılarından aldıkları verimin azaldığını, ayrıca arı kayıplarının olduğunu, yaklaşık 30 kovan arıyı kaybettiklerini, 40 kovanda satın almak zorunda kaldıklarını, normalde ellerinde arıları çoğaltıp fazladan kovan almadıklarını, ancak söylemiş olduğu gibi arılarını kaybettiklerinden kovan almak zorunda kaldıklarını, aracı arıları sıcak bölgelere götürmek amacıyla kullandıklarını, gittikleri yerde de sürekli araçla hareket halinde bulunduklarını, 11 veya 12. Ayda arıları sıcak bölgeye götürüp 5. ayda da tekrar Kayseri'ye döndüklerini, bu şekilde daha verimli üretim yapmaya çalıştıklarını, ancak aracın yedi eminde olduğu zaman bunu yapamadıklarını, bu da bahsetmiş olduğu kayıplara sebep olduğunu, arıları zirai ilaçlamanın olmadığı yerlere götürdüklerini, ancak arıları söylediği gibi aracın olmaması nedeniyle hareket ettiremediklerinden zirai ilaçlamadan kaynaklı kayıp yaşadıklarını, gittikleri yerde çiçek açma dönemini takip ettiklerini, bu da ortalama bulundukları yerde 20-30 gün arasında kalmalarını gerektirmekte olduğunu, aracın yedi eminde olduğu zamanda öncesinde kovanları Mersin'e götürdüklerini, ancak araçları olmadığı için orada bakımını ve gezdirilmesi işlemlerini yapamadıklarını beyan etmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin E, K sayılı ilamında “…Dava, kira alacağına dayanan takip nedeniyle uygulanan haksız hacizden doğan zararın tazmini istemine ilişkin olup……….Eldeki dosyada da davacının haciz suretiyle satılan mallarının rayiç değerinin tazminini talep ettiği görülmektedir. Dosya kapsamından, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamasına rağmen, davalı tarafından, davacı aleyhine haksız icra takibi yaptırması, eşyalarını haczettirip düşük fiyata satın alınmasından kaynaklı maddi tazminat istendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira hukuku kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davaya bakmakla genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kararın kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ni E. K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.)”denildiği görülmüş olup, davacının işbu davada da dava konusu talebinin dayanağının haksız hacizden kaynaklı zarar olması nedeni ile açıklanan içtihat gereğince davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeni ile Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri . Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Mahkemeler arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan HMK' nın 21/1-c maddesi uyarınca kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde görevli mahkemenin tayini için dosyanın re'sen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekillinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.21/02/2024
Katip
(e imzalıdır)
Hakim (e imzalıdır)