T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: Esas
KARAR NO:
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1- ... -
2- ... -
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 14/02/2024
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 17/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı ...’in, davalı şirket ile adi ortaklık ilişkisi içerisinde olduğunu, davalılar ile davacının mühendis olan oğlu ali kemal sönmez vasıtası ile tanışmış olduğunu, bu ortaklık ilişkisi içerisinde davalı şirket ile dava dışı arsa sahibi arasında "... "adresinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış davacı ile de davalı şirket adi ortaklık kurmuş ve bu ortaklık gereği davacı inşaatın bitirilmesi için toplamda yaklaşık 20.000.000,00 tl (yaklaşık yirmi milyon türk lirası) para göndermiş olduğunu, davalı şirketin yetkili ortak olduğunu, böylelikle davacının gönderdiği paralar ile kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden 14 adet villa inşaatı tamamlanmış 6 tanesi arsa sahibine tahsis edilmiş geri kalan sekiz villa ortaklıkta kalmış olduğunu, davacı, şirket müdürü ve şirket sahibinin oğlu olan davalı ... ... ve yetkili şirkete adi ortaklık kurulup inşaata başlandığı tarihinden itibaren aralıklarla, inşaatın tamamlanması için belirli miktarlarda para gönderdiğini, ortaklığın amacı olan işbu inşaatın tamamlanması işi için şirketin ihtiyacı olan paraları davacının şirkete ve şirket muhasebecisi olan diğer davalı şirket müdürü...'nın hesabına göndermiş olduğunu, bu hususun hem whatsap yazışmalarıyla hem de banka dekontlarıyla açıklık kazanacağını, whatsapp yazışmalarında yetkili şirket temsilcisi ve şirket müdürünün davacıdan (davacının oğlu kanalıyla) ortak amaç için günü birlik ihtiyacı olan paraları istediği ve davacının da gönderdiğinin ortada olduğunu, whatsap yazışmaları davacının oğlu ali kemal sönmez'in telefonuyla da yapılmış olduğunu, davacının oğlu tüm sürecin içerisinde olup mahkemede tanık olarak dinleneceğini, whatsapp yazışmalarında ortak amaç için para talebi ve davacının gönderdiği paraların inşaaatın tamamlanması ve ortak amaca ulaşmak için gönderildiği açık olduğunu, davacının ortak amaca ulaşmak için elinden geleni yapmış ve tüm varlığını ortaya (ortaklığa) koymuş olduğunu, bu hususun tanık beyanları ile de ortaya çıkacağını, davalıların davacının ortaklık payına ilişkin ödemeyi inşaatın tamamlanması halinde taşınmaz vererek gerçekleştireceğini söyleyerek davacıya ödeme yapmamış, geciktirmiş, davacıyı oyalamış olduğunu, davacının işbu adi ortaklık ilişkisi nedeniyle karşı tarafa yaklaşık 20.000.000,00 tl değerinde ödeme gerçekleştirdiğini, davalıların davacının yaptığı ödemelere karşılık davacının hak kazandığı ortaklık payını vermemiş, sebepsiz zenginleşmiş olduklarını, açıklanan tüm bu sebeplerle işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuş olduğunu, ayrıca davacının ortaklık için haricen malzeme (mermer granit vb.) alımı da yapmış ve paralarını kendisinin göndermiş olduğunu, bu konuyla alakalı sebepsiz zenginleşme davası açıp mahkemeye esasını bildireceklerini, yaklaşık ispatın sağlandığını, ihtiyati haciz- tedbir talepleri olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, davacı ile davalılar arasında kurulan adi ortaklık becen mahallesinde yer alan inşaatın yapımı ile ilgili olup inşaat //ve ortaklığın amacına ulaşmış olduğunu, bu durum mahkemece yapılacak keşfin akabinde de açıklığa kavuşacak olduğunu, buna rağmen davalı tarafça davacıya karşı adi ortaklıktan kaynaklanan sorumluluk yerine getirilmemiş, teslimi vaat edilen villalar teslim edilmemiş olduğunu, davacının davalılardan alacaklı konumunda olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekontların celbi akabinde temel ilişkinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından havale edilen meblağlar, inşaat işi dolayıyla davacı taraf ile davalı arasında inşaatı gerçekleştirmek için kurulan adi ortaklık ilişkisi dolayısıyla gönderilmiş olduğunu, bu husus, yargılama sırasında davacı tarafından whatsapp yazışmaları, tanık beyanları, dekontlar ve sair delillerle açıkça ortaya konulacak olduğunu, bu durumda davacının temel ilişki dolayısıyla paranın inşaat yapmak üzere kurulmuş adi ortaklık ilişkisi nedeniyle gönderildiğini ispat yükünü yerine getirmiş olup, ispat yükü karşı tarafa geçmiş bulunmakta olduğunu(bkz. yarg. 11. hd’nin 25.5.2021 t. ve 2020/6122 e., 2021/4409 k. sayılı karar) belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati haciz, adi ortaklığın konusunu oluşturan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, bunların mümkün olmaması halinde davalıdır şerhi konulmasına, davacının ortaklık payının tespiti ile ortaklık payından kaynaklanan ve yapılmayan ödemelerin davacıya yapılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalılar ... Mim. Müh. İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. ile... vekili cevap dilekçesinde: ortaklık kurulabilmesi için taraflar arasında ortak olmaya ilişkin açık bir irade beyanı olması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde, davacı ile davalılar arasında ortaklık ilişkisi kurulduğundan bahsetmiş olduğunu, taraflar arasında ortaklık tamamen hayal ürünü olup gerçeklerden çok uzak olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin sadece alacak borç ilişkisinden ibaret olduğunu, davacının, güya ortaklık ilişkisine dayandırdığı ve ödediğini iddia ettiği paralar, açıklanacağı üzere, sadece davalıya olan borçlarının ödenmesinden ibaret olduğunu, limited şirket müdürü genel kurulca yetkilendirilmeden şirket ortaklık kuramayacağını, davalı şirkette ,şirketin tek ortağı mustafa sandıkçının şirkette müdür olmaması bir yana, şirkete müdür olarak atanan diğer davalı ... sandıkçı da genel kurul tarafından dışarıdan başka bir gerçek veya tüzel kişiyle ortak olma konusunda yetkili olmadığını, bu yönüyle dahi recep sandıkçının şirket adına ortaklık kurma yetkisi bulunmadığını, whatsapp görüntülerinin delil olarak kullanılamayacağını, bununla birlikte yazışmanın muhteviyatına da bakılsa , kurgusal yazışmalarda, yazışanlar her kim ise, ortak olduklarına dair en ufak bir emare dahi olmadığını, taraflar arasındaki ilişki sadece ve tamamen alacak ve borca dayanmakta olduğunu, davacının yapmış olduğunu ifade ettiği ödemelere ilişkin makbuzların açıklama kısmında hiç bir ifade yer almamakta olduğunu, bu husus açıkça kanun hükmü ve yargıtay kararlarına göre, daha önce alınan borcun ödendiği anlamına gelmekte olduğunu, davalıların arkadaşı bildikleri şahsa borç para vermişlerdir ve davalılara yapılan ödemeler de aldıkları borca karşılık yapılan ödemeler olduğunu, iddia edildiği gibi bir ortaklık olsaydı, davalıların durduk yere para göndermeyeceğini, ortaklık gereği inşaati biten ve satışı yapılan taşınmazların satışından sonra kar verileceğini, makbuzda açıklama yoksa , ödeme muaccel borç için olduğunu, yargıtay 13. hukuk dairesinin 2017/5805 esas ve 2017/7908 karar numaralı kararının, yargıtay 13. hukuk dairesi’nin 25.11.2019 t. ve 2017/710 e., 2019/11468 k. sayılı kararının, yargıtay hukuk genel kurulu’nun 10.10.2012 t. ve 2012/264 e., 2012/700 k. sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, muaccel borcun bir kısmı muhtelif tarihlerde ödenmiş olduğunu, davacının açtığı dava hiç bir hukuki dayanağı olmayan mesnetsiz bir dava olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, davacının adi ortaklık payının tespiti ile adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan ortaklık payının davacıya ödenmesi koşullarının olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Vergi Dairesine, Yahyalı Mal Müdürlüğüne, Mimarsinan vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu ve ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K)
Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davacının potansiyel mükellef (gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına haiz mükelle) kaydının bulunduğu bildirildiği görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin ... E, .. K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı ... Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup, davanın adi ortaklığın tasfiyesi iddiasına ilişkin dava olması ile mutlak ticari dava olmadığı ve dava dosyamız açısından Kayseri Vergi Dairesi’nin yazı cevabına göre davacının herhangi bir mükellefiyet kaydı olmadığının belirtildiği ve bu hali ile davacının tacir olmadığı ve ortada nispi bir ticari dava olmadığı anlaşılmakla, dava konusu yönünden Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu görülmüş ve görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.10/07/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza