T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: / Esas
KARAR NO: /
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - [
DAVALI:... - ... ...
VEKİLİ:Av.... -
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 07/09/2023
KARAR TARİHİ: 03/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının ... Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin kurucusu ve yetkilisi olarak gerçek kişi tacir sıfatına haiz olduğunu, Kurum, özel eğitime muhtaç engelli bireylere yönelik eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren özel bir eğitim kurumu olduğunu, davacının ilgili kurumun sorumlusu olarak uzun yıllardır faaliyet göstermekte olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nin ilgili maddelerine göre davacıya ait kurumun 90 günlük süre kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kamera sistemi bulundurma yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, bu doğrultuda davacı kurumunda ilgili sistemi kurmuş ve arıza durumlarına ilişkin her türlü tedbiri almış olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri davacı ile iletişime geçmiş kayıtlarında zaman zaman donma olduğunu ve teftiş süresinin bu sebeple uzadığını bildirmiş olduklarını, bunun üzerine davacı 21/03/2023 tarihinde kurumda çalışan öğretmen arkadaşının tavsiyesi üzerine davalı şirketle iletişime geçmiş, durumu izah etmiş ve şirket çalışanları kuruma gelerek kamera sistemini incelemiş, yapılan inceleme neticesinde sorunun hard diskten kaynaklandığını ve yeni hard disk alınması gerektiğini bildirmiş olduklarını, bu durum üzerine davacı, eski hard diskte yer alan görüntüleri Milli Eğitim Bakanlığı'na sunma zorunluluğu olduğunu, aksi takdirde cezai işlem uygulanacağını belirtmiş, şirket çalışanı bir problem olmadığını hard diskin flaş bellek gibi kullanılabileceğini, eski hard diskin istenildiği zaman tekrar takılabileceğini belirtmiş, ve uygulamalı olarak da işlemi göstermiş olduğunu, eski hard disk takıldığında kayıtların sorunsuz çalıştığını gören davacı işlemi kabul etmiş olduğunu, şirket çalışanı tekrar yeni hard diski takmış, işlemi tamamlamış ve eski hard disk kayıtlarının alınacağı zaman tekrar kendilerini çağırmalarını söyleyerek kurumdan ayrılmış olduğunu, bu tarihten itibaren yeni hard disk 15 gün boyunca sorunsuz kayıt yapmış, herhangi bir aksaklık ve veri kaybı yaşanmamış olduğunu, bahse konu işlemden 15 gün sonra 05/04/2023 tarihinde Milli Eğitim müfettişlerinin kamera incelemesine geleceğini belirtmesi üzerine davacı tekrar ilgili şirketi aramış ve ... isimli şirket çalışanı kuruma gelmiş, kayıtların bulunduğu hard diski takan çalışan, hard diskin çalışmaması üzerine güç kaynağının yetersiz olduğunu ve güç kaynağı alınması gerektiğini belirterek kurumdan ayrılıp güç kaynağı almak üzere davalı şirkete gitmiş olduğunu, bu arada davacı hemen davalı şirket yetkilisini aramış ve güç kaynağının 2 yıldır sorunsuz kullandıklarını, şirket çalışanının yetersiz olduğunu söylediğini, bu kayıtların silinmesi durumunda ciddi maddi zarara uğrayacaklarını, gerekirse başka bir firmayı arayabileceğini belirtmiş olduğunu, şirket yetkilisi ise çalışan arkadaşlarının işinde çok iyi olduğunu, üniversitenin tüm kamera sistemlerinin onarım ve bakımlarıyla onun ilgilendiğini, endişe edilecek bir durum olmadığını belirtmiş olduğunu, davalı şirket çalışanı güç kaynağını temin ederek davacıya ait kuruma geri dönmüş iki güç kaynağını birbirine bağlamış ardından tekrar hard diski çalıştırmaya çalışmış olduğunu ancak yapılan işlemler neticesinde hem eski hem de yeni hard disk cihazlarınında bulunan tüm kayıtların yedekleri ile birlikte silindiğini belirtmiş olduğunu, tüm bu hadiseler üzerine davacı, davalı şirket çalışanı ...'a, kayıtların silinmesinde kusurun ona ve şirketine ait olduğunu, bu durumu bakanlığa açıklayabilmesi için hatanın teknik servisten kaynaklandığına ilişkin bir servis raporu alması gerektiğini belirtmiş olduğunu, davalı şirket çalışanı ... ise şirket yetkilileriyle bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve ardından ekte sunmuş oldukları hatanın teknik servisten kaynaklandığını belirten servis raporunu imzalayarak davacıya teslim etmiş olduğunu, davacı, davalı şirket çalışanının kusuru sebebiyle kayıtların silinmesinden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı'na kayıt görüntülerini teslim edememiş, bu durum üzerine Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 08/08/2023 tarih ve ... sayılı yazısı ile davacı aleyhine 125.100,00 TL idari para cezası uygulanmış olduğunu, davacının ilgili cezayı 23/08/2023 tarihinde erken ödeme indirimi ile 93.825,00 TL olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı'na ödemiş olduğunu, yine söz konusu kamera kayıtlarının, davalı şirket çalışanının kusuruyla silinmiş olması ve bakanlığa sunulamaması sebebiyle davacıya ait kurum Mart 2023 dönemi Engelli Eğitim Desteği Ödemelerini alamamış, ödeme yapılamayacağına ilişkin karara karşı davacı itiraz etmiş, kayıtlarının silinmemesi adına tüm önlemleri aldığını, bakım onarım sebebiyle gelen şirket çalışanının kusuru ile kayıtların silindiğini belirtmiş, İtiraza ilişkin müspet bir dönüş alınamamış ve davacıya ait kuruma ödenmesi gereken 188.583,79 TL Mart 2023 ödeneği davalı şirketin kusuru sebebiyle ödenmemiş olduğunu, davacı olaylardan sonra zararının giderilmesi noktasında şirket yetkilisini aramış, kendilerini defalarca kez uyardığını, çalışanlarının her eyleminde bir olumsuzluk olmaması açısından telefonla şirketi arayıp bilgi aldığını, çalışanın yetkin bir eleman olduğunu belirttiklerini, herhangi bir sorun yaşanmayacağını bildirdiklerini ancak tüm kayıtların çalışan sebebiyle silindiğini ve ciddi maddi zarara uğradığını belirtmiş olduğunu ancak şirket yetkilisi kendilerinin sorumlu olmadıklarını tek yapabilecekleri şeyin çalışanı işten çıkarmak olduğunu belirterek aslında hatanın çalışandan kaynaklandığını zımni olarak kabul etmiş olduklarını, zararın sorumluluğu noktasında ise müspet hiçbir dönüş sağlanmamış, tek sorumluluğun çalışanlarında olacağı düşüncesiyle hareket etmiş olduklarını, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 66.maddesi hükmüne göre “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu” düzenlemesiyle işverene sorumluluk yüklemekte olduğunu, işçilerin çalışmasından yararlanan işverene, kendi hakimiyetinde çalışan kişilerin başkalarına zarar vermelerini önleyecek özenli davranışta bulunma yükümlülüğü getirilmiş, işçinin işini görürken üçüncü kişilere zarar vermesi durumunda, işverenin gerekli özeni göstermediği ve zararın bu sebeple meydana geldiği karine olarak kabul edilmiş olduğunu, mevcut olayda davalı şirket çalışanının kendisinin de kabul ettiği kusuru neticesinde davacı ciddi zarara uğramış, zararın giderilmesi davacı acısından elzem bir durum teşkil etmekte olduğunu, meydana gelen zararlar sebebiyle, davalı şirkete başvurulmuş ancak müspet bir geri dönüş olmadığını, müteakiben gerçekleşen arabuluculuk görüşmelerinde de taraflar arasında herhangi bir anlaşma sağlanamamış, İşbu sebeple huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, yukarıda izah edildiği üzere; Davalı şirket çalışanı, davacı ait kurumun kamera kayıtlarının bakım onarım sırasında teknik bir hata ile kusurlu olarak silinmesine sebep olmuş olduğunu, yasa gereği kusursuz sorumluluk halleri ve genel tazminat hükümleri çerçevesinde davalı şirket, davacının uğramış olduğu zararlardan sorumlu olduğunu, davacının ödemiş olduğu idari para cezasının rücuen tazmini ve mahrum kalınan ödenek tutarının tazmini gerekmekte olduğunu, bu doğrultuda huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu oluşmuş olduğunu belirterek, davanın kabulü ile; davacı tarafından ödenen idari para cezası zararına ilişkin HMK 109. Madde gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL rücuen tazminatın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından mahrum kalınan 2023 yılı Mart ayı Engelli Eğitim Desteği Ödemeleri zararına ilişkin, HMK 109. Madde gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ödemeye hak kazanılan tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Davacının davalının kusuru nedeni ile idari para cezası ödeyip ödemediği, ödenekten mahrumu kalıp kalmadığı, davacının yapmış olduğu ödemeyi davalıdan tahsil edip edemeyeceği ve ödenek bedelinin davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarına ilişkindir.
Milli Eğitim Müdürlüğüne, Erciyes Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K)
Tazminat davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Erciyes Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davacı ...'ın işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun belirtildiği görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin E, K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı 'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan 'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, davacının Erciyes Dairesi’nin yazı cevabına göre tacir olmadığının belirtildiği görülmekle ortada nisbi bir ticari davada olmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.03/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır