T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLLERİ:
DAVALI
VEKİLİ
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 31/08/2022
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ:04/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının 21 yaşında olup Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uçak, Gövde ve Motor Bakımı bölümünde öğrenim görmekte olduğunu, olay tarihinde arkadaşları tarafından organize edilen Erciyes Kayak Merkezi gezisine katılmış olduğunu, gezi dönüşünde ise sürücüsü ve işletenin davalı şahıslar olduğu ... plaka sayılı aracın, kontrolünü kaybederek, kaza yapığını ve davacının ağır bir şekilde yaralanmasına sebebiyet vermiş olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle araç içerisinde yolcu olarak bulunan 2 öğrenci hayatını kaybetmiş, davacının de içinde bulunduğu 20 kişinin ise yaralanmış olduğunu, kazanın ulusal haber ajanslarınada yansımış olup herkesçe bilinen olay niteliğinde olduğunu, 05.01.2022 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü ...’ın 2918 Ssayılı KTK ' nun 52/1-b maddesini ihlal ettiğinin belirtilmiş olduğunu, bu şekilde davalılar araç sürücüsü ve işletenlerinin olayda tamamen kusurlu durumda olduklarını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının içeriğindeki 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda '' Arka frenlerde yapılan kontrollerde; arka fren bakımlarının yapılmadığı, balatalarının bitmiş durumda olduğu , arka fren kampanalarının aşınmış olduğu , araçta fazla fren kullanıldığı ve aşırı ısındığı için arka fren balatalarının yanık olduğu tespit edilmiştir. '' şeklindeki tespitten de anlaşılacağı üzere aracın fren bakımlarının yapılmaması kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, 2918 sayılı KTK md.85/1 maddesi, 6098 sayılı BK md.49 maddesi ile KTK m.3’ün sorumluluğun tespiti açısından dikkate alınması gerektiğini, karayolları trafik kanununa göre araç sahibinin araç işleteni sayıldığını, dolayısıyla davalı araç işleteni ..., davalı araç sürücüsü ...’ın davacının zararından dolayı müteselsil ve müştereken sorumlu olduklarını, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesine gereğince sorumlu olan, davalı şirket ... Sigorta A.Ş. tarafında tanzim edilmiş ...... numaralı ZMMS sigorta poliçesi ile kazada kusurlu bulunan davalı sürücü ve davalı araç işleteninin verdiği zarar poliçe kapsamında teminat altına alınmış olduğunu, davalı şirket .... Sigorta A.Ş. Tarafından tanzim edilmiş 1121721 poliçe numaralı, Karayolları Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası ile kazada kusurlu bulunan davalı sürücü ve davalı araç işleteninin verdiği zarar poliçe kapsamında teminat altına alınmış olduğunu, sigortaya başvuru zorunluluğu nedeniyle sigortaya başvurulmuş olsa da çözüm sağlanamadığını, Sigortaya başvuru dilekçesinin her iki sigorta şirketine de 04.04.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, kargo kayıtlarının sunulacağını, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, kaza sonrasında davacının Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 7 günü yoğun bakımda olmak üzere toplamda 10 gün yatarak tedavi görmüş olduğunu, bu süreçte ise sol kol ve yüzüne aldığı ağır darbeler sebebiyle tıbbi müdahalelerde bulunulmuş olduğunu, davacının sağlığına kavuşması aylar sürdüğünü, ( Boynun da kırık, yüzünde ağır skar izleri, 6 diş kırığı, sol kolunda kırıklar oluşmuştur.) davacının sol kolunda, sac ve vidalar mevcut olup güç kaybı da yaşamakta olduğunu, davacının 21 yaşında bekar ve Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay bilimleri Fakültesi Uçak, Gövde ve Bakım bölümünde öğrenim gördüğü düşünüldüğünde, kuvvetle muhtemel mezunu olacağı bölümün mesleğini yapacak olduğunu, davacının güç gerektiren teknik bir iş ile uğraşacağı ve bu sebeple çalışma hayatı boyunca sakatlık nedeniyle daha çok efor harcamak zorunda kalacağı aşikar olduğunu, davacının kaza sebebiyle yaşamış olduğu güç kaybı nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan maddi tazminatın hesaplanarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davacının yaşamış olduğu güç kaybı nedeniyle, iş gücü kaybından doğan maddi tazminatın emsal ücret araştırmaları ile tespiti ile hesaplanmasını talep etmekte olduklarını, bu tarih itibariyle davacının öğrenim gördüğü bölümden mezun olanlar, ortalama 20.000,00 TL net ücret ile iş bulmakta olduklarını, davacının tedavisinin bitip bitmediği, tedavisi devam ediyorsa daha ne kadar tedavi gideri olacağının bilirkişice hesaplanmasını, yine davacının yüzündeki izin ameliyat ile giderilip giderilemeyeceğinin tespiti ile yüzündeki izin ameliyat ile giderilebilecek olması halinde yapılacak olan estetik ameliyatı giderinin tedavi gideri olarak davalılardan tahsilini talep etmekte olduklarını, yine davacının hastanede yatmış olduğu süreler ile bakıma muhtaç olarak geçirdiği zamanlarda ki ulaşım, konaklama ve bakım giderlerinin de maktu olarak hesaplanarak tedavi giderleri olarak tahsilini talep etmekte olduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hak ve dava hakları saklı kalmak üzere; bilirkişi tarafından hesap edilecek miktara göre, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere davacının trafik kazası nedeniyle uğradığı zarar sebebi ile belirsiz alacak davası olan alacaklar ile ilgili olarak, şimdilik 100,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ... ile davalı ... Sigorta A.Ş.' den tahsiline (... Sigorta AŞ. açısından sigorta poliçesindeki sorumluluk kapsamında ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), şimdilik 100,00 TL tazminatın, Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamı ve limiti dahilinde, davacının sakatlık oranına göre hesaplanacak miktarın sigortaya başvuru tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsiline, şimdilik 100,00 TL Tedavi giderlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... ve ... ile ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline (... Sigorta A.Ş. açısından sigorta poliçesindeki sorumluluk kapsamında ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı ...Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle;İş bu davada davalı şirketin, davacının yolcu konumunda bulunduğu ... ... plakalı aracın Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi sebebiyle bulunmakta olup Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın Yetkili Mahkeme başlıklı C.8. Maddesine göre kesin yetki kuralı getirilmesi nedeni ile davada davalı şirketin genel müdürlüğünün bulunduğu İzmir Mahkemeleri yetkili olup işbu davanın davalı şirket yönünden tefrik edilerek dosyanın İzmir Mahkemelerine gönderilmesi talep ettiklerini, davacı tarafından davalı şirkete başvuru yapıldığı belirtilmekteyse de davacı tarafından davalı şirkete iletilen evraklar fotokopiden ibaret olup fotokopiden ibaret evraklar ile ödeme gerçekleştirilmesi mümkün olmadığından davacının başvurusu geçerli bir başvuru kabul edilemez olduğunu, bu sebeple davanın başvuru şartı gerçekleşmediğinden dava şartı yokluğundan reddi gerekmekte olduğunu, davacının maluliyet oranı hesaplanırken Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın "Sakatlık Teminatı" başlıklı A.3.2 maddesinin dikkate alındığını, maluliyetin bu düzenlemeye uygun belirlenmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası bir zarar sigortası değil bir can sigortası olduğunu, bu kapsamda işbu davada davalı şirket yönünden davacının gerçek zararı araştırılmamalı, aktüerya incelemesi yapılmaması gerektiğini, keza -hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıda maluliyet oluştuğunun rapor ile tespiti halinde bu maluliyet oranının poliçe limiti olan 175.000,00 TL'ye oranlanması sonucu tazminat belirlenmesi gerektiğini, bu konuya ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2020 tarihli, 2019/1962 Esas, 2020/7067 Karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dilekçesinde davacı tarafından tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş ise de -hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla- eldeki davada yasal faizin uygulanması gerekmekte olduğunu, ayrıca Türk Ticaret Kanunun 1427. maddesinde; “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.” düzenlemesi bulunmakta olup, bu madde gereğince öngörülen15 günlük süre başvurucunun rizikoyla ilgili belgeleri tam ve eksiksiz bir şekilde sigortacıya vermesiyle başlayacağını, bu sebeple davalı şirket söz konusu 15 günün bitiminde temerrüte düşeceğinden faizin bu tarihten itibaren başlatılması gerekmekte olduğunu belirterek davacının işbu haksız ve hukuka aykırı davasının öncelikle yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle usulden reddine, usulüne uygun başvuru olmadığından dava şartı yokluğundan reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada davalıya yükletilebilecek kusur bulunmamakta olduğunu, öncelikle yaşanan elim olay nedeniyle iki genç insanın vefatı ve birçok genç insanın da yaralanmış olması nedeni ile davalının çok üzüldüğünü, meydana gelen kaza neticesinde davalının da ağır yaralanmış ve sakat kalmış olduğunu ancak davalının işbu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davalının E sınıfı ehliyet sahibi olup 2012 yılından bu yana çeşitli araçları kullanarak şoförlük yaptığını, diğer davalılara ait iş yerinde kaza tarihinden üç ay kadar önce işe başlamış, kaza tarihi olan 05.01.2022 tarihinde diğer davalı ...' un görevlendirmesi ile ... ... plaka sayılı Isuzu marka yarım otobüs ile Erciyes Üniversitesi öğrencilerini Erciyes Dağı Hacılar Kapı olarak bilinen yerdeki kayak merkezine götürmüş, öğrenciler 15.45 sıralarında aktivitelerini bitirip dönüş için davalının sevk ve idaresindeki otobüste yerlerini almışlar ve davalının aracı hareket ettirmiş olduğunu, Hacılar İlçesi merkezine doğru iniş eğimli yolda seyrederken frene basmış ancak aracın freni tutmamış olduğunu, davalının o anda frenin patlamış olduğunu anlamış, soğukkanlılıkla aracın motor frenini kullanarak aracın vitesini düşürmek istemiş ancak araç iniş eğimli yolda gittikçe hızı artmış olduğundan aracın kontrolünü kaybetmiş, o esnada davalının öğrencilere " aracın freninin tutmadığını, sıkı tutunmaları gerektiğini " ikaz etmiş ancak karşıdan araç gelmekte olduğunu görünce, araca sellektör yapmış, aracı durduramayınca en az zararla kurtulmak için aracın direksiyonunu sağa çevirerek boş araziye girmesi suretiyle iş bu kaza meydana gelmiş olduğunu, kazanın izah edilen şekilde meydana geldiğini ve sürücü olan davalının bir kusurunun bulunmadığını hemen hemen bütün öğrenciler de ifade etmiş olduklarını, ... ... plaka sayılı araç esasında davalının sürekli kullandığı araç olmayıp sadece kaza tarihi olan gün için kullanmak üzere teslim almış olduğu araç olduğunu, her ne kadar trafik kaza tespit tutanağında davalının " Fren tertibatının işlev yapmaması sonucu aracın hızını aracın teknik özelliğine, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından " 2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesini ihlal ettiği belirtilmişse de bu tespit yerinde olmadığını, yukarıda da belirtildiği üzere davalının hızlı seyretmediğini, zira bu olayın oluşuna da uygun olmadığını, çünkü araç hareket ettikten sadece birkaç dakika sonra (Öğrencilerin ifadelerinde de mevcuttur.) iniş eğimli yola geçilmiş ve aracın fren sisteminin işlevini yerine getirmemiş olduğundan ve araç iniş eğimli yolda olduğundan doğal olarak hızı kendiliğinden artmış olduğunu, zaten davalının tüm çabasına rağmen bu hız artışına engel olamamış olduğunu, dolayısıyla burada davalının hızlı seyrettiğini düşünmek çok hatalı olacağını, bu halde davalının KTK ' nın 52/1-b maddesini ihlal ettiği şeklindeki tespit son derece hatalı olup bu tespiti kabul etmediklerini, yargılama aşamasında kusurun varlığı ve aidiyetinin Adli Tıp Kurumu, Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti ya da bünyesinde trafik kürsüsü bulunan bir üniversitenin bilirkişilerinden oluşacak bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, işin uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenecek raporla kazanın meydana gelmesinde araçtaki bozukluğun tek neden olduğu, sürücü hatasının bulunmadığı hiçbir duraksamaya yer vermeden tespit edilecek olduğunu, araç sürücüsü olan davalının işletenden farklı olarak KTK gereğince her hangi bir kusursuz sorumluluğu bulunmamakta olup sorumluluğu tamamen kusur esasına dayanmakta olduğunu, kusur ise tazminat sorumluluğun doğmasında ve tazminatın miktarını belirlemekte ilk ve en etkin unsur olduğunu, Hukuk düzeni, haksız fiil nedeniyle kişinin borçlanmasında kusur prensibini kabul etmiş, Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca haksız bir fiil nedeniyle başkasına zarar veren kimse ancak kusurlu ise bu zararı tazminle yükümlü olduğunu, yargılama aşamasında da ortaya çıkacak hususlara istinaden meydana gelen kazada davalının kusuru bulunmadığından davalı aleyhine açılan iş bu davanın reddi gerektiğini, davacı kaza nedeniyle uğradığını iddia ettiği tüm zararlarını ispat etmesi gerektiğini, davacının tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin net olmadığını, davalının sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, davacı dilekçesinde, tedavisinin bitip bitmediği, tedavi devam ediyorsa ne kadar tedavi gideri olacağının bilirkişilerce hesaplanmasını, yüzündeki izin ameliyat ile giderilebilecek olması halinde yapılacak olan estetik ameliyatı giderinin tedavi gideri olarak davalılardan tahsilini, hastanede yatmış olduğu süreler ile bakıma muhtaç olarak geçirdiği zamanlardaki ulaşım, konaklama ve bakım giderlerinin de maktu olarak hesaplanmasını ve tahsilini talep etmiş olduğunu ancak davacının bu şekildeki taleplerinin de kabulü mümkün olmadığını, zira taleplerin farazi olduğunu, diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. Maddesine göre trafik kazasından kaynaklanan ve KTK’nun 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri bakımından, trafik sigortacısı ile sorumluluğunu üstlendiği araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu son bulmuş olduğunu, bu nedenlerle davalının davacının tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemesi kaydı ile davacı taleplerinin anlaşılır olması gerektiğini, davacıya tedavi giderlerine ilişkin talepleri açıklattırılmalı, tedaviye ilişkin tüm kayıt ve belgelerini sunmalı, davacının mahkemeye, hesaplamaya ve denetime elverişli bir rapor sunulabilmesini sağlaması gerekmekte olduğunu, bu haliyle davacı taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, adli yardım talepleri bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: başvuru (dava) şartı usulüne uygun şekilde yerine getirilmeyip davalı temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde geçici işgöremezlik tazminatı ve sürekli işgöremezlik tazminatı için 100,00-tl tazminat talep edilmiş olup ayrı ayrı ne kadar istendiği "açıkça" belirtilmemiş olduğunu, bu nedenle dava dilekçesi hmk m. 119/1-ğ hükmünde belirtilen "açık bir şekilde talep sonucunu" içermemekte olup davacı tarafa için geçici işgöremezlik tazminatı ne kadar sürekli işgöremezlik tazminatı için ne kadar maddi tazminat talep ettiğinin" açıklattırılması için hmk m.119/2 uyarıca 1 hafta kesin süre verilmesini talep ettiklerini, "geçici iş göremezlik zararı ve tedavi giderinden" davalı şirket sorumlu olmadığını, bu nedenle bu taleplerin reddini talep ettiklerini, dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'ne gönderilerek kusur oranının tespit edilmesini TALEP Ettiklerini, tazminat hesabından davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, zira; kaza tespit tutanağına göre; davacının kaza esnasında emniyet kemeri taktığı tespit edilmemiş olduğunu, davacının dava konusu trafik kazası ile ilgili olmak üzere maluliyeti olduğunu iddia etmesi nedeni ile bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesinden maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, MahkemeCE Maluliyet raporu alınması halinde; davacının kaza tarihi olan 05.01.2022 tarihinden en az 12 ay sonraki bir tarihte (iyileşme süresi en az 12 ay olduğundan) muayeneye sevk edilerek 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun bir rapor alınması gerektiğini, ayrıca davacının kaza tarihindeki yaşı, kazadan önceki yıllara ait hasta geçmiş raporları da dikkate alınarak sakatlığın kazada olup olmadığı ve geçen sürede iyileşme olup olmadığının da tespiti gerektiğini, hesap raporu alınması halinde; tazminat hesabının, 2918 sayılı kanun'un 90/c maddesi uyarınca "trh-2010 hayat tablosu ile en az %1.65 teknik faiz (devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi) kullanılarak yapılması gerekmekte olduğunu, somut olayla ilgili varsa açılmış davalar, soruşturma-uzlaştırma dosyaları ve tahkim başvuruları araştırılarak celp edilmeli ve dosyaların sonucu değerlendirilmeli, henüz sonuçlanmamışsa iş bu dosya açısından bekletici mesele yapılması gerektiğini, davaya konu olan kaza neticesinde sgk başta olmak üzere kurum ve kuruluşlardan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı irdelenmesi gerektiğini, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. Sayılı dosyadan alınan 27.01.2022 tarihli bilirkişi kusur raporuna göre 2 kişi vefat etmiş 19 kişi yaralanmış, dava dilekçesine göre 2 kişi vefat etmiş 20 kişi yaralanmış olup mevcutta 14 adet hasar dosyası açılmıştır.) bu durum da dikkate alınmalı ve garame hesabı yapılması gerektiğini, 6100 sayılı kanun uyarınca davacı yan, tüm delillerini dava dilekçesi ekinde tebliğ etmesi gerektiğini, bu nedenle taraflarına tebliğ edilmeyen delillere karşı beyanda bulunma ve delil sunma hakkımızı saklı tutuklarını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, 05/01/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve tedavi gideri zararları olup olmadığı, olmuş ise miktarı ve davalıların bu zarar talebinden sorumlu olup olmadıkları hususlarına ilişkindir.
SGK'ya, Erciyes Üniversitesi Öğrenci İşleri Dair Başkanlığına, Türkiye Noterler Birliğine, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığına, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Daire Başkanlığından alınan 25/04/2023 tarihli raporda özetle; " Sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurluğu olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 03/04/2024 havale tarihli raporda özetle; "Dört ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 4 ay olduğu), 3 hafta süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, meslekte kazanma gücününden kaybetmediği (meslekten kazanma gücünden kayıp oranının %0 olduğu, mevcut evrak içeriğine göre hesaplanan toplam 9.843,00 TL ücretin adı geçenin trafik kazasına bağlı tedavisi ile uyumlu olduğu ve SGK kapsamında olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu ... ... plakalı yolcu otobüsünün tek taraflı olarak yaptığı kaza nedeniyle yaralandığını belirterek, yolcu otobüsünün işleteni, otobüsün sürcüsü Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı ve Karayolu Yolcu Taşımacılık Zorunlu Koltuk Ferdi kaza Sigortacısına karşı dava açmıştır.
Bu hali ile davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır.
Taşıma Sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş ise de; 28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nun 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nun 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir.
Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile mahkemece re'sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Çünkü görev her halükarda dava şartlarındandır. Mahkemenin görevli olması HMK'nun 114/1-c. maddesi gereğince bir dava şartıdır ve 115. maddesi gereğince mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Bu durumda davanın, davacı yolcunun, davalı işleten ...'a ait, davalı ...'ın sürücüsü olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı olduğu ve davalı Gri Sigorta A.Ş.'nin Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının sigortacısı olduğu ... ... plakalı yolcu otobüsünün 05/01/2022 tarihinde tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda yaralanmasından doğan maddi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacının da tüketici vasfına sahip olması nedeniyle davacı yolcu ile davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olması ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2023/179 Esas ve 2023/1274 Karar sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi'nin .. Esas ve... Karar sayılı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin.... Esas ve...Karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin...Esas ve ...Karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve.... Karar sayılı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin... Esas ve .....Karar sayılı karar ilamları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-409 Esas ve 2019/159 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce açıklanan sebeplerle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş, HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Tüketici Mahkemesi'nde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Tüketici Mahkemesi'nce hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine,
2-Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının KAYSERİ TÜKETİCİ MAHKEMEİNE gönderilmesine,
3-HMK'nın20.maddesi uyarınca iş bu kararın kesinleştiği tarihten veya kanun yoluna başvururulsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi halinde dava dosyasının ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı ve davalı Sigorta vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
04/07/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır