T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
VEKİLİ: Av.
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/01/2021
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davacı ile davalı şirket arasında 02/09/2019 tarih ve .... nolu sözleşme yapılarak, davacı şirket tarafından, davalı şirketin fabrikasında sözleşme eki ve proforma faturalarda listesi yapılan bir kısım baklava ve benzeri hamur işleri üretim ekipmanı ve techizatı imalat ve montajı yapılması için 270.000,00 Euro + KDV karşılığı anlaşmaya varıldığını, sözleşme gereği imalat ve montaj işleri ile sözleşmeye ilavaten ayrıca davalının talebi üzerine sözleşme dışı ek imalat ve montaj işleri yapıldığını ve teslim edildiğini, yapılan iş ve imalatlar karşılığında bir kısım nakit ve bir kısımda vadeli çekler alındığını, bakiye 46.435,4 euro asıl alacağın kaldığını, dava konusu iş ve imalatlar ithalata dayalı malzeme ile gerçekleştirildiğini, bunların fiyatlarının günlük döviz kurları ile belirlendiğini, bu nedenle davaya konu sözleşme döviz cinsinden maliyet içeren nitelikte bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin 5. Maddesinde yazılı TL cinsinden çeklerin fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden Euro ya çevrilip hesaptan düşüleceğinin yazılı olduğunu, bütün şifahi görüşmelere ve arabulucuya başvurulmasına rağmen olumlu bir sonuç alınamadığını, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu vekilince 07/01/2021 tarihinde borç bulunmadığı iddiası ile takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe ve dayaya konu işler ile ilgili faturalar düzenlendiğini, davalı tarafından işbu faturalara 8 günlük sürede ve halen itiraz etmediğini, bu nedenle bu faturalarda belirli olan bedelleri davacı şirkete ödediğini ispatla mükellef olduğunu, davaya konu sözleşmenin 10. Maddesinde ödemelerin vadesinde yapılmaması durumunda herhangi bir ihtar, ihbar ya da mahkeme hükmüne gerek kalmaksızın muaccel olacağı ve geç ödeme halinde gecikme bedeli uygulanacağının yazılı olduğunu, ayrıca Kayseri 4. Noterliği'nin 25/03/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin son cümlesinde de sözleşmeye göre ödemede geciktiğiniz takdirde geri kalan borçlarınız da muaccel olacaktır, şeklinde ihtarda bulunulduğunu, faiz başlangıcının 25/03/2020 tarihli olması gerektiğini, davalı borçlunun arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeni ile, davada tamamen veya kısmen haklı çıkması halinde dahi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesinin ilgili yasa hükmü gereği olduğunu belirterek Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılamam giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın hem sözleşme gereği hemde sözleşme dışı tüm imalat ve montaj işlemlerini yapıp teslim ettiğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını ve sözleşmede yazan hizmetleri eksiksiz olarak yerine getirmediğini, kaldı ki davacı tarafın hizmetin yerine getirildiğine delil teşkil eden irsaliye, sevk irsaliyesi, ticari defter kaydı gibi herhangi bir belge de sunulmadığını, davacı taraf herne kadar sözleşme maddelerinde yer alan ödemelerin vadesinde yapılmadığından bahisle müvekkilinin temerrüde düştüğünü ve ihtara gerek kalmaksızın alacağın muaccel olacağını, söz konusu alacağa geriye yönelik olarak faiz işletileceğini iddia etse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirketin sözleşme gereğince borcunu ifa etmediğini, müvekkiline karşı temerrüde düştüğünü, davacı tarafın yapmakla mükellef olduğu ancak ayıplı olarak ifa ettiği iş ve işlemlere ilişkin olarak Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... esas -.... karar sayılı D.iş dosyasından alınan bilirkişi raporu gereğince 1.729.736,00-TL eksik iş yaptığının tespit edildiğini, dava ve takip konusu faturaların usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, müvekkiline usulüne uygun tebliğ yapılmadığından sözkonusu faturalara itiraz etmek için kanunun öngördüğü sekiz günlük sürenin işlemeye başladığını, bu nedenle düzenlenen faturaların içeriğinin kabulünün mümkün olmadığını, BA ve BS kayıtlarının taraflarca düzenlendiğini ve vergi dairesine bildirildiğini iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin müvekkilinin arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle davanın kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkili tarafından ödenmesi gerektiği iddiasında bulunduğunu, ancak davacının müvekkilinin ilk oturuma katılmadığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığını, müvekkili ile yaptığı sözleşmeye uymayan ve hiçbir şekilde yapmayı üstlendiği işi ve hizmeti yerine getirmeyen davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan itirazın iptali talebini ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının icra takibinin konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası celp edilmiş incelemesinde; Alacaklı ... - İnşaat ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından, borçlu ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Aleyhine, Taraflar arasında imzalanan 02.09.2019 tarih ve ..... numaralı sözleşme ve sözleşme dışı fazladan yapılan imalat bedeli 58.559,76 euro alacak üzerinden, 17/12/2020 tarihinde takip başlattığı, borçlu vekilinin itirazı üzerine 21/01/2021 tarihli borca itirazı üzerinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizden verilen 14/11/2023 tarih ve .. Esas ... sayılı kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. H.D.'nin 23/10/2024 tarih ve .... Karar sayılı ilamıyla ''... HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak davaya konu icra takibinin iptal edilmiş olması ve davacı vekilinin davaya alacak davası olarak bakılması gerektiğine ilişkin beyanı değerlendirilip mevcut duruma göre bir karar verilmesi'' gerekçesiyle kaldırılmakla, Mahkememizin ... sırasına kaydı yapılarak işbu dosya üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizin 25/02/2025 tarihli celsesinde davacı vekilinin eldeki davanın kendiliğinden alacak davasına dönüştüğüne yönelik beyanı yerinde görülmediğinden davaya itirazın iptali davası olarak devam olunmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin davasına alacak davası olarak devam edilmesini talep ettiğine ilişkin ıslah dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Mahkememizce davacı vekiline muhtıra gönderilerek ıslah tarihi itibariyle hesaplanan harç miktarına göre eksik olan 29.144,13-TL harcın yatırılması için duruşma gününe kadar kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde eksik harcın yatırılmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtarına ilişkin muhtıra hazırlandığı, muhtıranın davacı vekiline 05/03/2025 tarihinde teblig edildiği, ancak eksik harcın yatırıldığı görülmüş ise de Yargıtay'ın emsal kararlarında tam ıslah durumunda dava tarihinin ilk dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği açıklandığından eksik harcın ikmaline ilişkin tesis edilen ara karardan rücu edilmesine karar verildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yüklenici tarafından yapılan icra takibine iş sahibi tarafından yapılan itirazın İİK 67.maddesi uyarınca iptali için açılan itirazın iptali davasıdır. İcra takip dosyasında ödeme emri borçluya 07/01/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu tarihinde 07/01/2021 itiraz etmiş, alacaklı davacı 1 yıllık süre içinde 12/01/2021 tarihinde eldeki davayı açmıştır.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında alacaklı ... - İnşaat ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından, borçlu ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine, 02/09/2019 tarih ve .... numaralı sözleşmeden ve sözleşme dışı fazladan yapılan imalattan kaynaklanan 58.559,76 Euro alacak üzerinden, 17/12/2020 tarihinde takip başlatıldığı, borçlu vekilinin itirazı üzerine 07/01/2021 tarihinde takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davaya konu ilamsız icra takibiyle ilgili olarak takip borçlusu Anatolia LTD ŞTİ vekilinin şikayeti üzerine Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin.... Esas ..... Karar sayılı kararıyla davacının şikayetinin kısmen kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki 04/12/2023 tarihli icra emrine karar verilmiş kararın istinafı üzerine Kayseri BAM 5. Hukuk Dairesi tarafından;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,
2-Dosya kapsamı, delil durumu ve takip dosyası içeriğine göre, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 11/12/2023 tarih ............ Esas .... Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın kabulü ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yapılan takibin iptaline karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/1223 E.2024/6017 K. Sayılı onama ilamı ile kesinleşmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.11.2023 tarihli, 2022/4848 Esas - 2023/6750 Karar sayılı sayılı kararında da belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle icra takibinin iptaline karar verilmesi halinde artık geçerli bir takip olmadığından dava şartı yokluğundan itirazın iptali davasının usulden reddi gerekmektedir.
Davacı vekili 22/02/2025 tarihli dilekçesi ile eldeki davanın dayanağı olan takibin iptali nedeniyle davanın ıslaha gerek olmaksızın alacak davasına dönüştüğü iddia olunmuş ise de itirazın iptali davası davacı vekilince tam ıslah dilekçesi verilmeden kendiliğinden alacak davasına dönüşemez nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 10/05/2013 gün 2013/4681 esas 2013/9650 karar sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/15761 esas 2015/1278 karar sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin ... E.... K. sayılı kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi'nin .... E. .... K. kararı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... E..... K. Sayılı kararı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin .... E. ... K. sayılı kararlarına konu vakalarda itirazın iptali davalarının davacı tarafça ıslah edilmesi neticesinde alacak davası olarak görüldüğü tetkik edilmiştir. Yapılan açıklamalar doğrultusunda eldeki davada davacı vekilinin davasına alacak davası olarak devam edilmesi yönündeki talebi yerinde görülmemiş olup davacı vekilinin 27/02/2025 tarihli tam ıslah dilekçesi ile davasını alacak davası çevirmesi nedeniyle davaya alacak davası olarak devam olunmuştur.
Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde, ıslah olunan dava ilk dava gününde açılmış sayılır ve hak düşürücü süre bu tarihte kesinleşmiş olur. Bu nedenle, dava süresi ilk dava ile muhafaza edilmiş olacağından, sürenin hesabında ıslah tarihinin değil, ilk dava tarihinin esas alınması gerekir( Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14/10/2024 gün 2023/4561 E. 2024/3021 K. sayılı kararı aynı yöndedir.) (Bkznz; Prof.Dr. Baki Kuru "Hukuk Muhakemeleri Usulü) baskı Cilt IV, Sahife 3998 vd., Prof. Dr. Sabri Şakir Ansay "Yargılama Usulleri" isimli eser 1960 baskı, Sh.194 vd, Prof. Dr. İlhan Postacıoğlu "Medeni Usul Hukuku Dersleri" 1970 baskı, Sh.460 vd., Prof Dr. Saim Üstündağ "Medeni Yargılama Hukuku Esasları" 1973 baskı, Sh.335 vd., Hukuk Genel Kurulu'nun 18/12/1957 gün ve 2/66-64, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 5/10/1951 gün ve 13088,9912, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 10/03/1978 gün ve 1486/1892 ve 26/04/1979 gün ve 3377/3455, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 11/10/1976 gün ve 5481/6212 sayılı kararları, Doç. Dr. Adnan Deynekli , Medeni Usul Hukukunda ıslah, Ankara 2013 baskı Sahife 67.) Burdan hareketle dava açılış tarihinin ilk dava tarihi olduğu gözetilerek ıslah tarihine göre harcın tamamlanmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında imzalanan sözleşmeden kaynaklı tarafların yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirip getirmedikleri, davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, ayıp var ise bunun açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu hususlarının tespiti, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve sözleşme dışı yapılan işler nedeniyle eksik ödenen iş bedeli kapsamında davacının alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bu kabul, fiili karine niteliğinde olup, iş sahibi bunun aksini ispat edebilir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
TTK 21/1.maddesine göre, 'Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” TTK 21/2.maddesine göre 'Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'.
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, 'fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir....." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Somut olayda yüklenici ... İnşaat ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile işveren Anatolia Baklava Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan ... numaralı ,02.09.2019 tarihli sözleşme ile yüklenici "Mimar Sinan Organize Sanayi Bölgesinde Anatolia Baklava Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait prefabrik bina içerisinde Ek:1 Listesindeki işlerin imal ve montaj edilmesi" işini yüklenmiş olup iş bedeli farikanın mamül üretim hattı hariç anahtar eslim fiyatı 270.000 Euro +KDV olarak toplam 318.600 Euro olarak belirtilmiş olup 17280 Euro peşin olarak ödenmiş geriye kalan bedel TL'ye çevrilerek 10 adet çek verilmiştir. Ardından taraflar arasında ek sözleşme (Eksik yada ayıplı yapılan işlerin tespitinden sonra yapılacak işler) ile"Toplam 19 kalemden oluşan eksik yada ayıplı işler belirlenmiş, 25.02.2020 tarihinde taraflar arasında imza altına alınmış, tespit edilen bu işlerin Yüklenici tarafından 06.03.2020 tarihine kadar işler bitirilecek, işverenden hiç bir bedel talep edilmeyecektir" denilmektedir.
Kayseri 13. Noterliği tarafından 19.03.2020 tarihinde 07488 yevmiye numarası ile gönderilen 2 sayfadan müteşekkil, ayıplı mal ve hizmetlerin belirtildiği, ihtarnamede; İhtar eden; Anatolia Baklava Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Muhatap; ... İnşaat ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu görülmektedir.
Toplanan deliller, tanık beyanları ile denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi ek ve kök raporu ve bilirkişi heyet raporuna göre; davacı ve davalı arasındaki cari hesap bakiye farkının 693.766,18-TL olduğu, bu farkın davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve sistemde kayıtlı 4 adet (25/03/2020 ve 26/03/2020 tarihli) faturadan kaynaklandığı, faturaların davalı tarafından kayıtlara alınmadığı ancak davacı tarafından düzenlenen 4 fatura sistemde kayıtlı olup; davalının Gelir İdaresi Başkanlığının İnteraktif Vergi Dairesi sistemi üzerinden gerek davacı tarafından, gerekse diğer satıcılar tarafından kendisine düzenlenen e-arşiv faturalarının listesini görmesinin mümkün olduğu, davalının davacıya farklı tarihlerde 1.639.765,00-TL ödeme yaptığı,davacının davalıdan 361.373,18-TL karşılığı 54.204,47 Euro alacaklı olduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafça eserin ayıplı olduğu ileri sürülmüş olup;
Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (BK m.359); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (BK m. 362/III )(emsal nitelikteki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/1263 esas, 2018/ 4162 karar sayılı ilamı) Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. Somut olayda delil tespiti dosyasında birkısım tespitler yapılmış ise de bu tespitlerin iddia ve talebe göre belirlendiği dosyada proje olmadığından projeye tespit yapılamadığı belirtilmiştir. Eldeki dosyada alınan bilirkişi heyeti raporunda ise tesisin çalışmakta olduğu, makine ve teçhizatlarında herhangi bir sorun olmadığı ancak yapılan prafabrik binanın zemininde çatlakların oluştuğu, yükleme rampasının olmadığı bu ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Taraflar arasında tanzim edilen ek sözleşmede eksiklikler ve ayıpların 06/03/2020 tarihinde bitirileceği husus düzenlenmiş olup davalı tarafın basiretli tacir olarak işin bitirilmesi gereken tarihte işin kontrolünü sağlaması beklenir, ancak davalı taraf 19/03/2020 tarihli ihtarname ile davacıya ayıp ihbarında bulunmuş olup bu şekilde gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek davalının sözleşmede kararlaştırılan bedeli zamanında ödememesi nedeniyle sözleşmeye aykırı hareket ettiği tespit edilmiştir.
Hemen burada belirtmek gerekir ki ıslah yapılmadan önce ilk davada 58.559,76 Euro yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istenmiş olup ıslah ile davacının davasını alacak davasına çevirirken dava değerini de 54.204,47 Euro olarak daralttığı görülmektedir.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, ıslah yolu ile tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 2012/1774 E. 2013/2428 K. Sayılı ilamı bu yöndedir)
Her ne kadar davacı tarafça davalının Kayseri 4. Noterliği'nin 25/03/2020 tarih.... yevmiye nolu ihtari ile temerrüde düşürüldüğü iddia olunmuş ise de ihtarname içeriğinin davalıyı temerrüde düşürmeye yönelik olmadığı, davalı tarafça ayıplı ve eksik işlerin bildirimine yönelik gönderilen Kayseri 13. Noterliği tarafından 19.03.2020 tarihinde .... yevmiye nolu ihtarına cevap mahiyetinde olduğu gözetilerek davalının icra takibi tarihi olan 17/12/2020 itibariyle temerrüde düştüğü sonucuna ulaşılmıştır.
Netice itibariyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 54.204,47 Euro'nun 17/12/2020 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsi döviz için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davanın tamamının ıslahı halinde davanın ilk davanın devamı niteliğinde oluşu dikkate alınarak yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerektiği gözetilerek dava tarihindeki kur gözetilerek harç ve vekalet ücreti hesaplanmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3573 E. 2024/1388 K. Sayılı ilamı bu yöndedir)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1- DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile 54.204,47 Euro'nun 17/12/2020 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsi döviz için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
2-Alınması gereken 33.667,98-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacı tarafından yatırılan 6.311,61-TL peşin harç ile 29.144,13-TL ıslah harcının mahsubu artan 1.787,76-TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvurma harcı ile alınması gereken 33.667,98-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan; 540,00-TL tebligat - müzekkere gideri ile 4.800,00-TL bilirkişi ücreti ile 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 6.078,00-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre belirlenen 5.625,96-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama boyunca yapılan; 355,60-TL posta gideri ile 738,00-TL toplam 1.093,60-TL yargılama giderinden davanın red oranına göre belirlenen 81,34-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 77.930,56-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 98,17-TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın red oranına göre belirlenen 1.221,83-TL'lik kısmının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
10-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/05/2025
Başkan
¸E-imzalıdır
Üye
¸E-imzalıdır
Üye
¸E-imzalıdır
Katip
¸E-imzalıdır