T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: Esas
KARAR NO:
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... -
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - [
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 23/09/2024
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 23/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;
müvekkil şirkete ait, davalı ...'ın da imzaısının bulunduğu 2018 tarihli protokolde yer alan 8. Madde gereğince müvekkili şirkete ait forklift, 2 adet vinç, bir adet boy kesim hattı o dönemde hissedar bulunan davalı ...'ın kullanımına bırakıldığını, davalının o dönem şirket ismi ... Ltd. Şti nin hissedarı olan eşi adına kayıtlı şahıs şirketi olan firmaya ilgili makinelerin satışına dair fatura düzenlediğini, bunun gerçek bir satış olmadığını, müvekkil firma ... olan ismini A1 Profil Metal olarak değiştirdiğini, ve dava konusu malların bulunduğu adresinden güncel mernis adresine taşıdığını, dava konusu olan malların hala aktif kullanıldığını, davalılar tarafından taahhüt edilen diğer alacakların firma hissedarları tarafından alınamamış olduğu, bu durumda verdikleri malları geri isteme durumu ortaya çıktığını, ilgili sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca yine müvekkil firma ortaklarına vinç verileceği taahhüdünde bulunulduğunu fakat bu hususunda yerine getirilmediğini tüm bu sebeplerden dolayı ... Metal Anbar Mah. SÜHA Sok. No:.. Melikgazi/ KAYSERİ adresinde bulunan dava konusu malların dava sırasında başkasına devredilmesini önlemek için taşınır malların güvenilir kişiye teslimine karar verilmesini veya dava konusu malların işlevleri itibariyle yıpranan ve bozulabilecek mallar olması sebebiyle değerinde aşırı düşme meydana geleceğinden dava konusu şeyin mühürlenmesi, kilit altına alınması, davalılar tarafından kullanılmamasına yönelik uygun görülecek ihtiyati tedbir karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın davasında nereden bakılırsa bakılsın davacının davasının haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı ...'ın davaya konu ettikleri sözleşmede taraf değil şahitolarak imzasının olduğunu, davalı Adevile Baş'ın ise sözleşmenin ne tarafı ne de şahidi olmadığını, sözleşmede adının da geçmediğini, davada bahis konusu edilen sözleşmenin 16 maddesine bakıldığında bu sözleşeye bağlı doğabilecek sorunun çözümünde hakem heyetinin kararının geçerli olacağı yönünde olup davacının hakem yoluna başvurmak yerine dava açmış olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacının iddialarını asla kabul etmediklerini, davacının davaya konu ettiği forklift, 2 adet vinç ve bir adet boy kesim hattının müvekkiline verildiğinden bahsetmiş ise de bu malların müvekkilde kaldığına ya da teslimine ilişkin bir belge sunamadıklarını, ayrıca davaya konu ettiği şeylerin cinsini, markasını, modelini hiçbir özelliği tasvir etmediklerini, neye göre talepte bulunduklarının anlaşılmadığını
Davacı tarafın iddia ettiği adreste müvekkilleri adına bir şirketin yada ticari faaliyetin olmadığını, tüm bu izahlarla davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Fatura, sözleşme, tanık, keşif, bilirkişi
GEREKÇE: Dava, iş makinesi niteliğindeki malların aynen iadesi, terditli talep olarak malların rayiç değerinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı, dava dilekçesi ekindeki 17/10/2018 tarihli sözleşme veya protokol, ticaret sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacı limited şirketin halihazırda yöneticisi ve ortağı olan kimseler ile davacı şirketin 13.11.2018 tarihine kadar ortağı olan davalı ... arasında imzalanan 17/10/2018 tarihli sözleşme veya protokol kapsamında adi yazılı şekilde limited şirket pay devri sözleşmesi imzalandığı, 6102 sayılı TTK m.595/1 hükmü uyarınca imzaların noterce tasdiki yapılmadığı ve şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu, tarafların aldıklarını iade etmesi gerektiği açıktır.
Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; adı geçen davalının, davacı şirketin eski yahut halihazırda ortağı yahut yöneticisi olmadığı, diğer davalının şirket paylarını devir ve ortaklıktan ayrıldığı tarihten önce davacı şirket tarafından adına fatura düzenlendiği, 17/10/2018 tarihli sözleşme veya protokolde imzasının bulunmadığı ve sözleşmeye taraf olmadığı açık olup, tek başına davalı adına düzenlenen fatura ile adı geçen davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden ve davacının davasının dayanağı bizatihi 17/10/2018 tarihli sözleşme veya protokol olduğundan, bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalı taraf süresi içinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Bu sebeple davacının taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
"Bir hakkın belli bir süre içinde ileri sürülememesi sebebiyle dava yoluyla elde edilebilme imkanının kalmaması veya kanunda öngörülen sürenin geçmesi sonucu bir hakkın kullanılmasının mümkün olmaması zamanaşımı kurumunu ifade etmektedir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lügatı, C. I, Ankara 2021, s. 1244). Zamanaşımı, borçluya borcunu ödememe imkanını veren ayrıca alacaklıyı alacağını zamanında istemeye teşvik eden bir kurumdur. Başka bir deyişle zamanaşımı kurumu hukuki güvenlik ilkesinin bir sonucu olarak alacaklıyı alacağını zamanında ileri sürmeye zorlamaktadır. Zira alacaklının alacağını kanunda öngörülen süre içerisinde ileri sürmeyip hareketsiz kalması, alacağın tahsili için ciddi bir iradeye sahip olunmadığı hususunda borçluda bir güven uyandırır.
Zamanaşımı bir maddi hukuk kurumu olmadığından borcu sona erdiren değil, var olan bir hakkın talep edilmesini engelleyen bir savunma aracıdır. Bu niteliği itibarıyla da zamanaşımı alacağın varlığını değil, talep edilebilirliğini ortadan kaldırır. Başka bir deyişle kanunun öngördüğü zamanaşımı süresinin dolması, hakkın varlığını sona erdirmemekte fakat dava yoluyla hakkın ileri sürülmesi durumunda borçlunun bir karşı hakka (defi hakkına) dayanarak ileri sürülen hakkı sürekli olarak engellemesi söz konusu olmaktadır. Borçlu, zamanaşımı defini ileri sürerek alacak hakkı zamanaşımına uğradığı için edimi ifa etme zorunda olmadığını ifade etmektedir. Bununla birlikte eğer davalı zamanaşımı defini ileri sürmezse hakim bu durumu resen nazara alamayacak ve şartlar mevcutsa alacağa hükmedebilecektir. Ancak zamanaşımı defini ileri süren tarafın bu hakkını dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde kullanmaması gerekir. Aksi halde hakkın kötüye kullanılması sözkonusu olur. Başka bir deyişle borçlunun zamanaşımı defini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece hakkın kötüye kullanılması yasağı gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s. 65).
Zamanaşımı süreleri genel olarak yalnızca alacak hakları için öngörülmüş olup bu hakların zamanaşımı sürelerine tabi tutulmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Özellikle uzun yıllar boyunca talep edilmemiş olan alacak hakkının ya elde edilmiş ya da ifa dışındaki bir nedenle sona ermiş olması, uzun yıllar boyu ifanın kanıtı olan belgeleri saklamasının borçludan beklenemeyecek olması, ifa talebiyle karşılaşan borçlunun borcunu ifa etmiş olsa bile ifayı ispat etmesinin neredeyse olanaksız olması ve bu durumda borçlunun hukuken korunmasının gerekmesi, hukuk düzeninin istikrar kazanmış durum ve ilişkilere dokunmak istememesi, hukuki güvenlik ilkesi ve geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazlığın sürdürülmesinde kamu yararı bulunmaması bu nedenler arasında yer almaktadır (Erdem, Mehmet: Özel Hukukta Zamanaşımı, İstanbul 2010. s. 16.)." (Yargıtay 11. HD'nin 10.04.2023 tarih, 2022/3512 E. 2023/2159 K.)
"6098 Sayılı TBK'nın 147/4. maddesinde "bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olacağı düzenlenmiştir. TBK'nın 147/4 maddesi uyarınca hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak ortaklık ilişkisi nedeniyle beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/04/2019 tarih 2018/574 E. 2019/2499 K.; 02/12/2014 tarih 2013/18173 E. 2014/18819 K.)
Bu hükmün uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye göre tayini gerekecektir (Borçlar Hukuku Genel Hükümler - Ahmet M. KILIÇOĞLU, Ankara 2022, s. 1094).
Öte yandan; Yargıtay 11.HD'nin 31.05.2016 tarih ve 2015/12291 Esas, 07.12.2007 tarih 2006/8366 Esas sayılı kararlarında belirtildiği üzere şirket payı devir sözleşmesinin TBK'nın 147. maddesi gereğince 5 yıllık zaman aşımı süresine tâbidir.
Somut olayda davaya konu limited şirket payları davacı şirketin ortaklar genel kurulunun onayı ile geçerli olduğu (TTK m.595/2), devrin gerçekleştiği, davalı şirket ortağı ...'ın şirket ortaklığının sona erdiği, durumun ticaret sicili müdürlüğüne bildirilmesi suretiyle ticaret siciline tescil ve ilân edildiği, bu yönüyle yapılan devrin şirketçe bilindiği ve kabul edildiği anlaşılmaktadır. Şu halde bu devirden doğan alacak taleplerinin 13/11/2018 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, 13/11/2023 tarihinde zamanaşımının dolduğu, bu süre zarfında zamanaşımını kesen veya durduran bir durumun mevcut olmadığı, davacı şirketin kendi ortakları arasında düzenlenen 17/10/2018 tarihli (limited şirket paylarının devrine ilişkin hükümlerin şekle uyulmaksızın düzenlenmesi nedeniyle kesin hükümsüz olduğu) sözleşme veya protokole dayalı olarak alacak ve/veya tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı davalıların usulüne uygun ve esasa cevap süresi içerisinde sunmuş oldukları cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürdükleri anlaşılmakla davanın adı geçen davalı yönünden zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın davalı ... yönünden zamanaşımı yönünden reddine,
2-Davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan peşin olarak alınan 853,88-TL harçtan mahsubu ile artan 238,48 TL nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine.
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdiri yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan miktarların istekleri halinde ve karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,
6-Davalı ... lehine AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
7-Ret sebebi farklı olan Davalı ... lehine AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
23/01/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır
Hakim ...
¸E-imzalıdır