T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: Esas
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ: Av.
Av.
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 13/07/2023
KARAR TARİHİ: 30/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 03/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Develi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okul ve kurumlar adına 14/01/2021 tarihinde Develi İş Bankası ile 15/02/2021 tarihinden 14/02/2024 tarihine kadar 3 yıl süreli olarak 2021 Şubat ayından başlayarak ve aylık kişi başı 104,00-TL olmak üzere 3'er aylık dönemler halinde kişi başı 312,00-TL ödenmek üzere maaş promosyon sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin yapıldığı tarih ve günümüz koşulları arasında gerçekleşen ekonomik farklılıklar ve çeşitli kurumlar tarafından yapılan yeni maaş promosyonu anlaşma tutarları dikkate alınarak yeniden anlaşma yapılması ya da mevcut sözleşmenin revize edilmesi ile ilgili taleplerin Develi İş Bankası tarafından kabul edilmediği, bu nedenle davacı idare tarafından 15/05/2023 tarihi itibariyle sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin 22. Maddesi gereğince bankaya 3.027.960,00-TL ceza bedeli ödendiği, Develi İş Bankası ile yapılan 14/01/2021 tarihli maaş promosyonu sözleşmesine göre başlangıçta nakit akışı 4.938.000,00-TL iken fesihten önce 24.000.000,00-TL'ye yükseldiği, promosyon tutarı peşin olarak alınmayıp 3'er aylık dilimler halinde ödendiğinden bankanın herhangi bir zararının söz konusu olmadığı, bankaya ödenilen ceza tutarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, 3 ayda bir verilen promosyon bedellerinin kalan süre için iadesinin yapılması yerine tamamının istenmesi ile hem davacı idarenin hem bu promosyondan yararlanan personelin mağdur edildiği, sözleşmenin revize edilmesi talebini reddederek davacı idareyi sözleşmenin feshine zorlayan davalı bankadan fazla ödenen miktarın bilirkişilerce hesaplanarak davacı idareye faiziyle birlikte iadesinin talep edildiği, ancak Mahkeme aksi kanaatteyse, 3 aylık periyotlar şeklinde ödenen promosyon ücretlerinden kalan 9 aylık dönem hariç ödenen ve vadesi geçmiş hak edilen tutarın faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle usulden reddinin talep edildiği, dava şartı niteliğinde olan arabuluculuk başvurusunun davacı tarafından yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiği, davanın belirlenebilir likit bir alacak iddiasına dayandığı için belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği, davayı açan kişinin o davayı açmasında hukuki yararı bulunmak gerektiğinden bahisle davacının dava açma ehliyetinin olmadığını, davanın aktif dava husumeti yokluğundan reddinin gerektiğini, protokolün 15/02/2021 tarihinde yürürlüğe girdiğini, protokolün promosyon ödemelerine ilişkin maddesi gereği banka tarafından tüm ödemelerin nakden ve defaten yerine getirdiğini, davacı tarafından davalı bankaya 01/04/2022 tarihli Banka promosyon konulu yazı ile Tüm Eğitim Çalışanları Sendikasının protokolün promosyona ilişkin maddesinin güncellenmesi talebinin içerir yazısı ile protokolün revize edilmesini talep ettiğini, ancak protokolün ödemelerini düzenleyen 5. Maddesine göre promosyon ödemesi taahhüdü dışında ilave bir ödeme yapılması talebinde bulunulamayacağının imza altına alındığını, bu nedenle talebin kabul edilme imkanının bulunmadığını, davacı tarafın banka ile akdetmiş olduğu maaş ödeme protokolünü sözleşmeye aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde tek taraflı olarak feshettiğini, haksız fesihten kaynaklı, protokol ile kararlaştırılmış cezai şartı davalı bankaya ödediğini, tarafların birbirlerinden başkaca bir ak ve alacaklarının kalmadığın konusunda mutabakata varıldığını, artık bu hususta dava açılamayacağını, davanın haksız ve kanuna aykırı davasının reddi talep etmiştir.
DELİLLER: Banka promosyon sözleşmesi, banka ile yapılan yazışmalar, ödeme dekontu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; 19/01/2021 tarihli maaş ödeme protokolünün feshi nedeniyle ödenen cezai şartın iadesi istemine ilişkindir.
Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir.
6100 sayılı HMK’nun 114/1. maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve yine HMK'nın 114/2. maddesi gereğince diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunmuştur.
7155 sayılı yasanın 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesindeki; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindeki düzenleme ile kanunun yürülüğe girdiği 01.01.2019 tarihinden sonra açılacak konusu alacak ve tazminat olan ticari davalarda arabuluculuk müessesesi getirilmiş ve arabuluculuk için başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir.
Öte yandan 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı "İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 31. Maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda dördüncü bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla beşinci bölüm eklenmiş ve eklenen 18/a maddesine göre;
(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın,dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..."
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/4534 E, 2023/3417 K sayılı ilamında “…Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari dava niteliğindeki alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm tesisi yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, TTK'ya eklenen 5/A maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddeleri kapsamında dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.” denildiği görülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin: 2023/1047 E, 2024/4340 K tarihli kararında “…..Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki tarafın tacir ve ticari işletmesiyle ilgili olan nispi ticari davada davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararından sonra davacı tarafından arabulucuya başvurulduğu, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu, davacı tarafından, 6325 sayılı Kanun'un 18/A, 2 fıkrasına göre dava açılmadan önce, arabulucuya başvurulmadığının sabit olduğu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ''gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararının onandığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı taraf ''Develi Kaymakamlığı '' olarak gösterilerek dava açılmışsa da, Kaymakamlığın tüzel kişiliği bulunmadığı,davada aktif husumet ehliyetinin Milli Eğitim Bakanlığına ait olduğu, ancak Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyon Başkanlığı'ndan temin edilen, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş vekil sıfatıyla temsil yetkisine ilişkin listeye göre, bakanlığın taraf olduğu davaların takip yetkisinin davayı açan avukata da verildiğinin anlaşıldığı, bu halde davanın Milli Eğitim Bakanlığ'na izafeten açıldığı, dava dilekçesindeki "Develi Kaymakamlığı" ibaresinin Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilçedeki temsil yetkisini ifade ettiği kabul edilerek davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.(Bkz.Yargıtay 11 HD'nin 2019/1803 esas 2019/8157 karar,Yargıtay 3 HD'nin 2023/135 esas 2023/1886 karar sayılı ilamları)
Ancak davacı tarafça davanın 13/07/2023 tarihinde Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı,Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın mahkememize tevzi edildiği görülmüştür.Davacı vekili tarafından cevaba cevap dilekçesinde ve duruşmada alınan beyanında davanın asliye hukuk mahkemesinde görülecek olması nedeniyle ticari dava olmadığından arabuluculuğa başvurulmadığının beyan edildiği anlaşılmıştır.Davanın Ticaret Mahkemesinin görevi kapsamına girmesi ve dava konusu itibari ile davanın arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmadığı anlaşıldığından dava şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddine karar veriliştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın arabuluculuğa başvurulmadan açılmış olması nedeniyle, dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına,
3- Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama boyunca yapılan 181,00-TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 181,00-TL' nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 7/2 maddesi uyarınca belirlenen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
6-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/05/2025
Katip
¸E-imzalıdır
Hakim
¸E-imzalıdır