Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya görüşüldü.
İstinaf başvurusunun reddini gerektirir nedenler bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Mahkemece, 11.04.2019 tarihinde icra edilen ilk duruşmada, iddianame kabul kararı okunarak açık yargılamaya başlandığı bildirilmeyerek CMK'nın 191/1-son cümlesine muhalefet edilmiş ise de, bu husus esasa etkili görülmediğinden eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Yukarıda belirtilen husus haricinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak ifa edildiği, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın istinaf denetimine olanak sağlayacak şekilde ve eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ve doğru olarak nitelendirildiği, yaptırımın kanuni bağlamda ve şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık tarafından ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 280/1-a fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 286/2-a fıkrası uyarınca KESİN olmak üzere 27.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)