Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında 6136 sayılı yasanın 15/4 maddesi uyarınca zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılabilmesi mümkün görülmüştür.
Suçtan zarar gören şikayetçi olmadığı halde karar başlığında mağdur yerine müşteki olarak yazılmış olması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
Eleştiri konusu haricinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdanı kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık vekili tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 09/01/2020 tarihinde Dairemiz Üye Hakimi Akın Akkaya'nın karşı oyu nedeniyle oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanığın suçta kullandığı kesici delici aletin ortaya çıkan yaralama itibariyle öldürmeye elverişli vasıta olması, hedef alınan bölgenin hayati öneme haiz göğüs bölgesi olması, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 21/05/2019 tarihli raporda belirtildiği üzere sanığın eyleminin mağdurun vücudunda İç organ yaralanmasına (akciğer, karaciğer, diyafragma laserasyonu) hemotoraksa, pnömotoraksa ve sol 6. Kaburga kemiğinde (orta-2. derece) kırığa neden olup kişinin hayati tehlike geçirmesine neden olduğunun belirtilmesi ve dosya kapsamındaki anlatımlar ve dosyada mevcut güvenlik kamerası kayıtlarından sanığın eylemine kendiliğinden son vermeyip hakkında beraat kararı verilen sanık M..Ç.. ve olaya müdahale eden diğer kişilerce engellenmesi nedeniyle eylemini sürdürememiş olması, karşısında Yargıtay 1. Ceza Dairesinin ".............. sanığın ise mağdurun geldiğini fark ederek yanına yaklaştığı, akabinde, toplam uzunluğu 32,5 cm, namlu uzunluğu 20 cm olan bıçağını çıkartarak, aniden göğüs bölgesine doğru şiddetlice vurduğu mağduru, akciğer, karaciğer, diyafragma harabiyeti ile hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaraladığı, acilen ameliyata alınan mağdurun, yapılan cerrahi müdahale sonucu hayata döndürüldüğü olayda, ... Suçta kullanılan aletin öldürmeye elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, darbenin şiddeti ve yaranın niteliği dikkate alındığında, eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılan sanığın, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirilerek “öldürmeye teşebbüs” suçundan makul bir ceza ile cezalandırılması yerine, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “kasten yaralama” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi," şeklindeki 2014/3799 Esas, 2014/4283 karar sayılı ilamı ile yine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin "......-Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın tabanca ile göğüs bölgesine 1 kez ateş ederek akciğer,karaciğer,diyafragma lezyonlarına, kaburga kırığı ve omirilik hasarına, yaşamsal tehlike geçirmesine ve organ işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde parapilejiye neden olacak şekilde mağduru yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettiği olayda; 9 yıldan 15 yıl arasında hapis cezası öngören TCK'nun 35. maddesinin uygulanması sırasında meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte dikkate alınarak üst sınırdan ceza tayini yerine alt sınırdan 9 yıl hapis cezası belirlenmek sureti ile eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." şeklindeki 2015/304 esas, 2015/1159 karar sayılı ilamı dikkate alındığında sanığın ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve sanığın sübut bulan eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesince sanığın eylemini kasten yaralama suçu kapsamında nitelendirilip bu suçtan dolayı cezalandırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu, bu nedenle CMK'nun 280/1-e maddesi uyarınca Dairemizce duruşma açılarak CMK'nun 283 maddesi uyarınca sanığın sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan dolayı hüküm kurulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)