T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/698
KARAR NO: 2024/442
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2022
NUMARASI: 2017/950 Esas, 2022/921 Karar
DAVA: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 07.07.2017
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 06.03.2024
YAZILDIĞI TARİH: 06.03.2024
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/950 Esas, 2022/921 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19.10.2016 tarihinde yaya geçidinden geçtiği esnada ... Aş şirketine ait ... plakalı, sürücüsünün ... olduğu aracın müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin ağır yaralanarak, günlük işlerini yerine getiremeyecek şekilde, sürekli olarak sakatlandığını, uzun süre hastanede yattığını, ameliyatlar olduğunu, müvekkilinin bu kaza sonucunda davalı sigorta firmasına başvuruda bulunduğunu, sigorta şirketinden herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle şimdilik 100,00 TL geçici, 100,00 TL sürekli işgörmezlik tazminatının, 100,00 TL bakıcı ücretinin, 100,00 TL müvekkilinin yatağa bağlı kalması nedeni ile, 100,00 TL tedavi giderlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılar... Aş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davaya bakmaya İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını ancak istenilen maluliyet raporunun ibraz edilmediğini, bakıcı ve geçici işgörmezlik tazminatının ve sürekli bakıcı giderinin teminat dışında olduğunu, davacın tarafın sigortalının kusurunu ve zararı ispat etmesi gerektiğini, yapılacak hesaplamaların yeni ZMMS Genel Şartlarına göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, bu nedenlerle davanın yetki yönünden ve esas yönünden reddine karar verilmesine karar verilmesini vekalet ücreti ile yargılama giderlerini davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 1 yıl süreli kira sözleşmesi ile Melikgazi Belediye Başkanlığına kiraya verildiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kazada sürücü ... 'ın kusursuz olduğunu, davacının SGK.nın ödemediği faturaları ibraz etmeden müvekkilinden bakıcı ve tedavi gideri talep edemeyeceğini, bu nedenlerle davanın müvekkili şirket bakımından husumet yokluğu ve esastan redddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacı ... mirasçılarının maddi tazminat taleplerinin ıslah istemi ile birlikte kabulü ile 7.400,60 TL geçici iş göremezlik, 1.146,25 TL sürekli iş göremezlik, 1.024,00 TL tedavi giderleri, 4.859,09 TL bakıcı giderleri olmak üzere toplam 14.429,94 TL maddi tazminatın davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden kaza tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren, davalı ... Aş yönünden 29/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte (davalı Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 290.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına verilmesine, davacı ... 'ın manevi tazminat talebinin sağlığında öne sürülmekle Kısmen Kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Aş ve ... yönünden kaza tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görülmüştür.Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: A-) Davacılar vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenen Adli Tıp raporu doğrultusunda karar verdiğini, verilen kararın müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebep olduğunu, müvekkillerinin murisi müteveffa ... 'ın 19.10.2016 günü yaşadığı trafik kazası neticesinde sürekli olarak malül kaldığını ve daha sonrasında da 23.01.2018 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın 19.10.2016 yılında yaşanan kaza sonucunda sakat kalması sebebi ile 19.12.2016 günü Engelli Sağlık Kurulu Raporunda "Araç dışı trafik kazası (19.10.2016) Sol fibula cisim kırığı. Torokal 7 Kompresyon kırığı. Sol Humerus Kırığı. Sağ elini kullanamıyor. İki kişi destekli ayağa kalkıyor yürüyemiyor." yönünde rapor verildiğini, Yine 29.12.2017 günü Engelli Sağlık Kurulu Raporu aldığını, iş bu raporda sinir sistemi kaynaklı olarak %92 rapor verildiğini, yine raporda kaza sonrası Sağ üst ekstremite (Sağ kol ve bacak) "günlük aktivitelerde kullanılamıyor. Yardımsız ayağa kalkamıyor." yönünde rapor verildiğini, bununla birlikte müteveffanın 12/12/2016 günlü sağlık raporu ile "Havalı yatak kullanması uygundur" raporu verildiğini, 14.03.2017 günlü verilen raporda da "erişkin Tipi Hasta Alt Bezi 4*1 bir yıl süre ile kullanması uygundur." Raporu verildiğini, müvekkilinin iş bu trafik kazasından önce hayatını idame ettiren, tek başına yaşayan biri iken iş bu kazadan sonra yatalak duruma düştüğünü, müteveffanın yaşanan kaza sonrasında iyileşemediğini ve vefat edene kadar da tedavisinin devam ettiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda müteveffanın maluliyet oranının %8 olarak belirlendiğini, iş bu raporun hatalı olup kabul edilemeyeceğini, Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumu tarafından 19.08.2019 günlü bilirkişi raporunda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında %8 ve vücut genel çalışma gücünde %16,99 oranında kayıp raporu verildiğini, müvekkilinin daha önce aldığı mevcut raporda "12.2017 günü Engelli Sağlık Kurulu Raporu (Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında verilmektedir.) aldığını, iş bu raporda sinir sistemi kaynaklı olarak %92 rapor verildiğini, yine raporda kaza sonrası Sağ üst ekstremite (Sağ kol ve bacak) günlük aktivitelerde kullanılamıyor. Yardımsız ayağa kalkamıyor." demek sureti ile %92 rapor verildiğini, müvekkilinin bu kaza sonucunda da iyileşememesi sebebi ile vefat etmişken Adli tıp kurumu tarafından %8 oranında maluliyet berilenmesinin anlaşılamadığını, müteveffa tarafından alınan raporun, hasta tedavi geçmişi ile Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumu ve Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor arasında açık farklar ve çelişkiler bulunduğunu, bu nedenle iş bu dosya kapsamında yeniden rapor alınmasının zaruri olduğunu, kaza neticesinde hazırlanan Aktüerya raporları ile tazminat miktarları ise iş bu eksik inceleme ve irdeleme neticesinde tanzim edilen Adli Tıp raporuna göre tanzim edilmiş olup alacak miktarlarının son derece eksik hesaplanarak müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, Yerel Mahkeme tarafından müvekkilleri lehine takdir edilen manevi tazminat miktarlarının da oldukça düşük olduğunu, müteveffa ... ın dava konusu kaza neticesinde sakat kalmasından itibaren vefat ettiği tarihe kadar tüm ihtiyaçlarının destekleri tarafından karşılandığını, kendisinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak şekilde hayatını idame ettirmek zorunda kaldığını, müvekkilinin, iş bu kaza sonucunda ömür boyu yatalak kaldığını, birçok tıbbi müdahalelere maruz kaldığını, oluşan sakatlık ve tedavi sürecinden dolayı çektiği elem ve acı sebebiyle manevi olarak ciddi şekilde sarsıldığını ve psikolojik olarak oldukça ciddi şekilde yıprandığını, iş bu süreçten sonra da vefat etmiş olan müvekkilinin kazadan sonra eski hayatına hiçbir şekilde dönemediğini, müvekkilinin toplumda itibar sahibi olduğunu, ayrıca yaşam tarzı ile topluma örnek teşkil ettiğini, davalı tarafın iş bu haksız eyleminin, müvekkilinin toplumdaki saygınlığına gölge düşürdüğünü, toplumun müvekkiline bakış açısının olumsuz yönde etkilendiğini ve hayatını idame ettirmesinde karşısına büyük güçlüklerin çıkmasına sebebiyet verdiğini, mahkemece takdir edilecek olan manevi tazminat miktarının adalete uygun ve zarara uğrayan tarafın manevi olarak huzura ulaşmasına etki edecek miktarda olması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin iş bu elim olayın yarattığı bedensel zarardan ötürü tecrit hayatı yaşamaya başladığını, zira kısa süre sonrada vefat etmiş olup kazadan sonra vefatına kadar geçen süreçte evden çıkamadığını ve yatalak kaldığını, müvekkilleri lehine takdir edilmesini talep ettikleri tazminatın müvekkillerin annelerini geri getirmeyecek olsa de çektikleri acıların ve sıkıntıların bir nebze de olsa telafisini sağlayacağını, bu sebeplerle ilk derece mahkemesi tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarlarının da yükseltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B-) Davalı Kayseri ... A.Ş. vekili süresi içinde verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan yargılamada husumet itirazları yerinde bulunmamış olup bu hususu kabul etmediklerini, müvekkili şirketin araç işleten sıfatı bulunmayıp bu sebeple davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmemesi halinde dava konusu kazada sürücünün %100 kusurlu olduğu belirlemesinin hatalı olduğunu, müteveffanın zaten var olan bir rahatsızlığından mı yoksa dava konusu kazadan mı kaynaklı maluliyetinin oluştuğu değerlendirilmesine gidilmediğini, bu haliyle hükme esas alınan raporların kabulünün mümkün olmayıp eksik incelemeye dayalı olarak müvekkili şirket aleyhine hükmedilen tazminatların kabulünün de mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesince bakıcı ve tedavi giderlerinden müvekkili şirketin müteselsilen sorumlu tutulmasının da kabulünün mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da yüksek olup kabulünün mümkün olmadığını, manevi tazminat miktarının zenginleşmeye sebebiyet verecek nitelikte olmaması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının haksız ve afaki olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekilince yapılan istinaf başvurularının ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;İstinaf incelemesine konu işbu dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri tazminatları ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davacı Ayşe Kızıl mirasçılarının maddi tazminat taleplerinin ıslah istemiyle birlikte kabulü ile 7.400,60 TL geçici iş göremezlik, 1.146,25 TL sürekli iş göremezlik, 1.024,00 TL tedavi giderleri, 4.859,09 TL bakıcı giderleri olmak üzere toplam 14.429,94 TL maddi tazminatın davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden kaza tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden 29/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 290.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına verilmesine, davacı ... 'ın manevi tazminat talebinin sağlığında öne sürülmekle kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden kaza tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dair karar verilmiştir.Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 54. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ... ) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ... A.Ş. ... plaka sayılı aracın malikidir) de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacının, maddi zararını ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... A.Ş.'den isteme hakkı da vardır.Kural olarak 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar). TBK’nın 74/2. maddesi gereği hukuk hâkimi ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlenmesine ilişkin kararı ile de bağlı değildir.Somut olayda; 19.10.2016 günü saat 09:20 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile ... istikametinden Ambar istikametine seyir halindeyken ... Sokak kavşağında bulunan yaya geçidine geldiğinde aracının sağ ön yan kısımlarıyla seyrine göre sağından soluna orta refüj istikametine karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya ... ’ a yaya geçidi üzerinde çarpması neticesi yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile gündüz vakti meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, mahal şartlarında yaya geçidine yaklaşırken her an yaya geçidini kullanabilecek yaya olabileceğini düşünerek yayalara ilk geçiş hakkını bırakabileceği şekilde müteyakkız seyretmesi gerekirken bunu yapmamış olup yaya geçidinden ilk geçiş hakkına haiz olarak yolun karşısına geçmek isteyen yayaya çarptığı olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara riayetsizliği ile %100(yüzde yüz) oranında kusurludur. Davacı yaya ... , yaya geçidinin bulunduğu mahalden karşıdan karşıya geçişi sırasında gelen aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda, ilk geçiş hakkına haiz olup mevcut verilerle oluşa etken kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusuru yoktur. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 16/10/2018 tarihli kusur raporunda da aynı yönde açıklamalara yer verildiği ve tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle ilk derece mahkemesince davalı sürücü ... 'ın %100(yüzde yüz) oranında kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmuş davalı vekilinin kusur oranı bakımından yaptığı istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince, davacının kaza nedeniyle oluşan geçici ve sürekli maluliyet durumunun ayrıca bakıcı ihtiyacı olup olmadığının tespiti bakımından Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından 19/08/2019 tarihli maluliyet raporu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan 03/03/2021 tarihli maluliyet raporu alınmış bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan 31/03/2022 tarihli rapor alınmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 31/03/2022 tarihli raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak ve ayrıca önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde hazırlandığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu raporun davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin tıbbi belgelerin tamamı toplanarak ve davacının yaralanması bakımından tüm şikayetleri dikkate alınmak suretiyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli şekilde hazırlandığı anlaşıldığından Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 31/03/2022 tarihli raporunun hükme esas alınması doğru olup tarafların maluliyet raporu bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Aktüerya uzmanı ve doktor bilirkişi tarafından müştereken hazırlanan 13/05/2020 tarihli rapor ile aktüer bilirkişinin hazırladığı 10/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunun yeterli ve denetime elverişli şekilde hazırlandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu bilirkişi raporlarıyla belirlenen maddi tazminattan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları uygun bulunmuş, tarafların maddi tazminat miktarı bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. ve 85. maddesi uyarınca araç maliki davalı ... A.Ş.'nin işleten sıfatıyla bakıcı giderleri ile (13/05/2020 tarihli doktor bilirkişi raporuna göre) SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunduğundan bu zarar kalemlerinden sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki davalı vekili istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kayıt malikinin veya kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de, sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır. (Benzer bir hukuki uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2016/9032, K:2019/3568 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) Davalı ... A.Ş. vekili, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın uzun süreli olarak davalı Melikgazi Belediye Başkanlığına kiralandığı iddiasıyla işleten sıfatının bulunmadığını istinaf itirazı olarak ileri sürmüştür. Ancak dosya arasındaki kiralamaya ilişkin belgeler ile diğer deliller ve ayrıca ilk derece mahkemesinin işleten sıfatının devam ettiği bağlamındaki gerekçesi bir bütün olarak dikkate alındığında; uzun süreli kiralama yapıldığı hususunun üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte delillerle ispatlanamadığı kanaatine varılarak ilk derece mahkemesinin davalı Kayseri ... A.Ş.'nin işleten sıfatıyla sorumluluğuna karar verilmesi doğru bulunmuş davalı şirket vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 25/4. maddesinde mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olduğu takdirde manevi tazminatın mirasçılara geçeceği düzenlenmiştir. Yani mirasbırakan sağlığında bir manevi tazminat davası açmışsa bu davaya mirasçılar devam edebilir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2010/10244, K:2011/155 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) Davacı ... 'ın yargılama sırasında 23/01/2018 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçılarının aynı vekile vekaletname vermek suretiyle manevi tazminat davasına devam ettiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi doğrudur.6098 sayılı TBK'nun 49 ve 56. maddelerine göre Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hâkim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Dava konusu olayın işleniş biçimi, olay tarihi, davacının sürekli maluliyetinin ortaya çıkması, davalı ... 'ın kazanın gelişiminde %100 oranında kusurlu olması, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, tarafların sosyal ekonomik durumu ayrıca Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 31/03/2022 tarihli rapor içeriğinde belirtilen Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 19/02/2020 tarihli, 945 sayılı raporuna göre davacı ... 'ın ölümünün trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle değil de kronik hastalıklarına bağlı olduğunun tespit edilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde ayrıca hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi gözden uzak tutulmayarak ilk derece mahkemesinin takdir ettiği manevi tazminat miktarının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden tarafların manevi tazminat miktarının uygun olmadığı yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekili ile davalı Kayseri ... A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davacılar ile davalı Kayseri ... A.Ş.'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) a-) Davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacılardan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
b-) Davalı ... A.Ş.'den alınması gereken 2.351,90 TL istinaf karar harcından peşin alınan 588,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.763,90 TL harcın davalı Kayseri ... A.Ş.'den alınarak Hazineye irat kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatıranlara İADESİNE,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca uyuşmazlık miktarı itibariyle Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/03/2024