T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1570
KARAR NO: 2024/1393
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2023
NUMARASI: 2021/635 Esas, 2023/453 Karar
DAVA: Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ: 27.09.2021
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 07.10.2024
YAZILDIĞI TARİH: 07.10.2024
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/635 Esas, 2023/453 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde saat 13:00 sularında ... ... Bulvarını, ...Bulvarına bağlayan yan yoldan, ... Mahallesi istikametine yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan müvekkili ...'a ... plakalı araç çarparak yaralandığını, kaza tespit tutanağında her ne kadar kusurun müvekkiline verilmiş olsa da , ... plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, sürücünün yayayı farkedince fren yapıp yavaşlaması gerekirken hızını azaltmadan yayaya çarpmasının dikkatsizlik olduğunu, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 84. Maddede yer alan sürücülere ait diğer kural ihlallerinden sayılan (Hizlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine , görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak) maddesinde yer alan kuralı ihlal etmiş kazayı önleme adına gerekli özen ve dikkati göstermediğini, 18.07. 2004 doğumlu davacı ...'un ... kaza tarihinde henüz (17) yaşında olduğunu, bu kaza sebebiyle sakat kaldığını, çalışamaz, bir meslek ve kazanç elde edemez duruma düştüğünü, açıklanan nedenlerden dolayı, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; ... adına kayıtlı ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe no ile 30.01.2021 - 30.01.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere karayolları trafik kanunu zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu,
müvekkili şirketin sorumluluğu bedeni zararlarda 430.000,00 TL azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limiti bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, manevi tazminat taleplerinin karayolları trafik kanunu zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu,
zorunlu trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesinin söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmininin esas olduğunu, ... tarihli trafik kazası tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsü ...'e kusur atfedilmediğini, mahkemece davanın kusur yokluğundan dolayı reddinin gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimalinde davacı tarafından ...plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesinin gerektiğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususu adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi tarafından erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik doğrultusunda incelenmesi gerektiğini,
tedavi gideri ve tedavi giderlerinden sayılan geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri nedeni ile doğan zararlara ilişkin maddi tazminat talebi sigorta poliçesi teminatı dışında olup müvekkili şirketin bu talepler nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde tazminat hesabının, sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca hazine müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından ve trh 2010 ulusal mortalite tablosunda yer alan verilere göre yapılması gerektiğini, her durumda, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, davacının dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerekli olduğunu, davacının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderleri talebi bakımından poliçe kapsamında sorumluluklarının bulunduğunu belirterek davanın reddini,
davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi’ne gönderilmesini, davacının maluliyetinin ve illiyet bağının tespitinin “erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik’e” göre belirlenmesi için dosyanın adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi’ne gönderilmesini, mahkeme tarafından kusur ve maluliyetin tespitinin ardından aktüeryal hesaplamanın hazine müsteşarlığı tarafından belirlenen aktüerler tarafından ve trafik sigortası genel şartları’nda belirtilen trh 2010 tablosu 1.8 teknik faiz esas alınarak yerine getirilmesini, sosyal sigortalar kurumu’na müzekkere yazılmak suretiyle var ise, davacıya dava konusu kaza nedeniyle ödenen rücuya tabi geçici iş görmezlik ödeneğinin ve var ise bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin ve tenzile tabi olup olmadığının sorulmasını, faiz talebinin reddini, davaya yönelik tüm beyanlarının dikkate alınmak suretiyle, şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakklarının saklı kalmak kaydıyla, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, aksi takdirde hesaplanacak olan tazminat tutarından dilekçelerinde belirtilen indirim sebepleri göz önüne alınarak indirim uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacının davasının reddine karar verildiği görülmüştür.
Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarına ettikleri itirazların ilk derece mahkemesi tarafından kabul görmediğini, mevcut bilirkişi raporlarına göre hüküm verildiğini, dosyada hazırlanan bilirkişi raporunun hatalı olup araç sürücüsüne kusur verilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, gerçekleşen kazada araç sürücüsü ...'in Karayolları Trafik Kanununun 52/1, 101/8 maddelerine riayet etmediğini, araç sürücüsünün dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığını, ilk derece mahkemesinin Adli Tıp Kurumu aracılığı ile kusur incelemesi yapmamasının hem usulden hem de esastan bozma sebebi olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada davalı tarafın kusursuz olduğu gerekçesiyle davacının maddi tazminat taleplerinin reddine, dair karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince, yetersiz inceleme ve araştırmayla hatalı tespit ve değerlendirme sonucunda karar verildiğini, kusur durumu hakkında alınan raporunun yetersiz olduğunu Adli Tıp Kurumu Başkanlığından kusur raporu alınması gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49, 53 ve 56. maddeleri uyarınca sürücüden isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Bu nedenle davacının, ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... Şirketine karşı eldeki maddi tazminat talepli davayı açtığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi uyarınca motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işleten zarara uğrayan 3. kişilere karşı tehlike sorumluluğu esasına göre sorumludur. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Meydana gelen kazada araç sürücüsünün hiç kusurunun bulunmaması halinde kaza ile araç sürücüsünün sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı ortadan kalkmış olacağından, 2918 sayılı KTK 86. maddesi uyarınca işletenin sorumluluğu dolayısıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca işletenin sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu da ortadan kalkacaktır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2021/14785, K:2021/3429 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.)
Somut olayımızda; ...plakalı araç sürücüsü ...'in ... Bulvarında, iki şeritli bölünmüş yolun sol şeridi üzerinde araç kullanırken, kendi yolunda ve şeridinde aracını sürdüğü, No:... ...apartmanı karşı taraf hizasına geldiğinde, seyir yönüne göre sağ tarafından yürüyerek gelip, yolun karşısına geçmek isteyen yayaya aracının sağ ön tampon ve cam kısımlarıyla çarptığı, çarpışmadan yaklaşık 8 metre sonra, aynı şerit üzerinde aracını durdurduğu, mesafenin yakın olmasından dolayı manevra yapamadan çarpışmanın meydana geldiği, bu yol bölümünde ilk geçiş hakkının araç sürücüsünde olduğu anlaşıldığından, hız kuralları ya da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen her hangi bir trafik kuralını ihlal etmediği anlaşıldığından araç sürücüsü...'in kusursuz olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı yaya ...'un yaklaşık 40 metre ilerisinde yaya geçidi olduğu halde yaya geçidinden geçmediği, süs bitkilerinin arasından geçerek yola indiği, araç trafiğinin yoğun olduğu 2 şeritli yolda yürüyerek yolun karşısına geçmeye çalıştığı, 2 şeritli yolun ilk şeridini geçerek sol şeride geldiği anda, yürüme yönüne göre sol tarafından gelip düz devam eden aracın çarpması ile yol üzerine düştüğü ve yaralandığı, sol tarafından gelen araca ilk geçiş hakkını vermediği ve hemen yakındaki yaya geçidini kullanmadığı için bu trafik kazasının meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince de kabul edilen yukarıdaki kusur durumu gerek dosya kapsamından anlaşılan olayın gelişim şekliyle gerekse mahkemece keşifte görev verilen trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 27/03/2023 tarihli kusur raporuyla ayrıca kaza tespit tutanağındaki tespit ve açıklamalarla ve ceza soruşturması kapsamında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/44541 Soruşturma, 2021/25351 Karar sayılı kusuru bulunmaması nedeniyle sürücü ...hakkında verilen takipsizlik kararına dayanak gösterilen trafik bilirkişisinden alınmış 23/09/2021 tarihli kusur raporuyla uyumludur. Dolayısıyla davacı vekilinin, kusur raporu ve oranı ile kusur durumu bakımından ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme yapıldığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından kusur raporu alınması gerektiği yönündeki istinaf itirazları haklı görülmemiş ve reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,80 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 157,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-) Davacı tarafça istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/10/2024