T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1855
KARAR NO: 2024/2052
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2024
NUMARASI: 2024/460 Esas 2024/636 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/06/2024
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 30/12/2024
YAZILDIĞI TARİH: 30/12/2024
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/460 Esas, 2024/636 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takipten haberdar olunca kanuni nedenlerini incelediğini ancak aleyhine başlatılan icra takibine dayanak yapılan bonoyu davalıdan araç kiralama işi nedeniyle teminat olarak verdiğini farkettiğini, bono incelendiğinde her ne kadar tanzim tarihi olarak 13/02/2024 tarihi gösterilmişse de imza dışındaki bütün yazı ve rakamların sonradan oluşturulduğunu, müvekkillerinden ...'in davalı ...'ten araç kiraladığını, taksicilik yaptığını, müvekkili ...'in yanında oğlu ... ve eşi ... ile birlikte araçlarının uzun yol bakımı yapılmadığı için daha güvenli olur düşüncesiyle araç kiralamaya karar verdiklerini, 13/02/2024 tarihinde davalıya ait olan ... firmasından 1 adet ... marka ... plaka sayılı aracı yapılan görüşmeler sonucunda ... plaka sayılı aracı 2 günlük süreyle kiraladıklarını, kira bedelinin günlük 3.000,00-TL'dan olmak üzere toplam 6.000,00-TL'na anlaştıklarını ve davalının hesabına 13/02/2024 tarihinde 5.500,00-TL ve 500,00-TL olmak üzere toplam 6.000,00-TL ödeme yaptıklarını, müvekkilinin kiralık aracı ile ...'da Emniyet Müdürlüğü ekiplerince; aracında yolcu olarak bulunan Afganlı bir şahsın bulunması nedeniyle göçmen kaçakcılığı suçlamasıyla kiralık aracın tedbiren muhafaza altına alındığını, müvekkilinden kaynaklanan bir kusur olmadığını, müvekkili ...'in durumdan davalıyı haberdar ettiğini ve davalının aracını birkaç gün içinde teslim aldığını, davalının müvekkilinden alacaklı olmadığı halde 18/02/2024 tarihinde icra takibi başlattığını, takibe konulan bonodan dolayı müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek öncelikle müvekkilinin icra tehditi altında aracının muhafaza altına alınması ve satışının istenilmesi sonucunda maddi yönden zor durumda kalması sebebiyle taşınmazını çok düşük bedelle satarak icra dosya borcunu kapatmak zorunda kalması sebebiyle karar verilip kesinleşinceye kadar icra dosyasına ödenen bedelin davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, borcun ödenmesi durumunda ödenen paranın avans faizi ile birlikte istirdatına, icra takibine dayanak bonunun bedelsiz kalması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibin iptali ile davalı aleyhine haksız icra takibi nedeniyle alacağın %20'sinden az olmayan tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; HMK'nun 114/1-c bendi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine, Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, 16/07/2024 havale tarihli istinaf dilekçesinde özetle; davacıların borçlu, müvekkilinin alacaklı olduğu kambiyo senetlerine özgü icra takibi Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacılar tarafından takibe dayanak yapılan kambiyo senedi vasfındaki bononun, davalıdan araç kiralarken imzaladıkları kira sözleşmesinin bir parçası olarak düzenlendiğini, hataya düşürülerek sözleşme ile birlikte imzalamasının sağlandığını, sonrasında müvekkilinin senedi takibe koyduğunu bildirerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine ilişkin eldeki dava ikame edildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacıların senetteki imzayı inkar etmediklerini, bonoların tanzim nedeninin araç kiralama sözleşmesi kapsamında olduğunu ileri sürmüşlerse de bu hususa ilişkin davacılar tarafından dosyaya araç kira sözleşmesinin dahi sunulmadığını, davacılar tarafından senedin imzalandığı ikrar edildiğini, davanın reddi gerektiğini, davada görevli yargı organının icra mahkemeleri değil, genel mahkemeler olduğunu, eldeki davada kambiyo senedi mevcut olup davanın Asliye Ticaret mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davacının dava dilekçesine bakılarak karar verildiğini, cevap dilekçesi dahi sunulamadığını, hukuki dinlenme haklarının ihlal edildiğini, davacının senedin geçersiz olduğunu ve borçlu olmadığını iddia etse de davacının bu iddiasını yine bir senetle ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı, kendisi tarafından imzalanmış senedin geçersiz olduğunu iddia etmekte olup bu yönde herhangi bir delil sunamadığını, senedin geçersiz olduğunu iddia etmekle beraber senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam etmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, araç kira sözleşmesi kapsamında doldurulduğu iddia olunan bonoya ilişkin takip yapılması sebebi ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece alacağın kira ilişkisinden kaynaklanmadığından bahisle Asliye Ticaret Mahkemesi yönünden görevsizlik kararı verilmiş, davacı tarafça bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
Davacı taraf; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu senedin araç kiralama sözleşmesine dayalı olarak formalite icabı verildiğini iddia etmiştir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/10/2020 tarih ve 2020/8-270 Esas - 2020/713 Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere; "Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Kanun (m. 194) buna (vakıaları) somutlaştırma yükü demektedir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK m. 194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır.
Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK m. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hâkim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz (HMK m. 25).
Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü, sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hâkim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir"
Ez cümle, hukuk yargılamasında hakim olan tasarruf ilkesi kapsamında mahkemenin görevi incelenirken davacının davasını dayandırdığı hukuki olgunun, yani davacının iddia ettiği vakıaların esas alınması gerekmektedir. Zira vakıaları anlatmak taraflara hukuki vasıflandırmayı yapmak ise hakime ait bir yükümlülüktür.
Olayımıza gelince; davacı, takibe dayanak yapılan kambiyo senedi vasfındaki bononun, davalıdan araç kiralarken müvekkilinin dalgınlığı ile bu belgenin imzalandığını, davalı ile araç kiralama dışında herhangi bir alışveriş ticaretininde bulunmadığı, davalının senedi takibe koyduğunu bildirerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Az yukarıda izah edildiği üzere mahkemenin görevi belirlenirken taraflarca getirme ilkesinin göz önünde bulundurulması zorunludur. Davacı davasını kira sözleşmesine dayandırdığına göre uyuşmazlığın kira sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir.
Nitekim Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 04/07/2017 tarih ve 2017/376 Esas, 2017/10998 Karar sayılı ilamında da "Davacı vekili, davacının, davalılardan ...'dan ... plaka sayılı aracı kiraladığını, araç kiralama işi karşılığında müvekkilinden boş bir teminat senedi alındığını, araca veya üçüncü kişilere verilebilicek zararın teminatı olarak alınan, imza dışında boş olan bonoyu imzalayarak aracı teslim aldığını, araç teslim edildiğinde bononun iade edileceğinin kararlaştırıldığını, kiralanan aracın ...'ya teslim edildiğini, bononun iade edilmesini istediğinde, bonoyu ...'e teslim edeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin daha sonra davalı ...'den senedi istediğinde, yırtıp attığını beyan ettiğini, araç kiralama sırasında verdiği bononun doldurularak davalı ... tarafından takibe konulduğunu belirterek davacının takibe konu yapılan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, davacı, kira sözleşmesinin teminatı olarak verilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş olup, uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dava, 21/10/2014 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." ibaresi yer almıştır.
Görülmekte olan davada, davacı senetteki imzayı inkar etmemiş; bonoların tanzim nedeninin araç kiralama sözleşmesi kapsamında olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitini istemiş olmakla görevli mahkeme yukarıda belirtildiği üzere Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılarak davalının istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davalının Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2024 tarih, 2024/460 Esas, 2024/636 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf başvurusu sırasında peşin alınan harçların mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-) Davalı tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre ilk derece mahkemesince yatırana İADESİNE,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca (UYUŞMAZLIK MİKTARI İTİBARİYLE) Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024