T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1008
KARAR NO: 2025/1447
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2023
NUMARASI: 2022/381 Esas, 2023/1050 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :05/05/2022
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 18/09/2025
YAZILDIĞI TARİH: 19/09/2025
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/381 Esas, 2023/1050 Karar sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... plakalı aracı ile ... tarihinde ...Bulvarı üzerinde seyir halinde iken kırmızı ışıkta durduğu esnada davalı ... güvencesindeki ... plakalı araç sürücüsü ...'ün müvekkiline ait araca arkadan çarptığını, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kaza sonrasında müvekkilinin aracında 12.349,81-TL'lik hasar oluştuğunu, meydana gelen değer kaybının tazmini için davalı ... şirketine başvuru yaptıklarını, bu başvuru neticesinde sigorta şirketi tarafından müvekkiline 5.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapıldığını ancak müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının daha fazla olduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL değer kaybının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin yerleşim yeri adresinin İstanbul olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, eldeki davanın ticari dava olmadığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının vekiline 25/01/2022 tarihinde 5.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, müvekkilinin üzerine düşen edimi ifa ettiğini ve herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, öncelikle davanın usuli itirazları nazara alınarak usulden reddini, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; yapılan yargılama, toplanan deliller, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait olan ... plakalı araca, davalı ... tarafından sigortalı olan dava dışı ...'e ait ... plakalı aracın arkadan çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi kök raporuna göre meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu ve davacı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının adli tıp kurumundan alınan rapor ile tespit edildiği, kaza nedeniyle oluşan ve doğrudan zarar kapsamında kalan değer kaybından davalı ... şirketinin sorumlu olduğu, Adli Tıp Kurumu heyetinde makine mühendisi bilirkişilerin de yer aldığı, kök ve ek raporun birbiriyle uyumlu olduğu, değer kaybı hesaplamasında tek kriterin aracın modeli olmayıp aracın marka ve modeli, kullanılmışlık düzeyi ve hasar geçmişinin belirleyici olduğu, ekspertiz raporuna göre aracın ekspertiz ücreti ile birlikte tüm parça değişim, işçilik maliyetinin 10.740,44-TL olduğu, bu hususların adli tıp kurumu raporunda dikkate alındığı, tüm bu verilere göre davacının aracında 5.000,00-TL değer kaybı oluştuğunun hem kök hem de ek raporla belirlendiği, davacı tarafça yapılan başvuru neticesinde davacıya 25/01/2022 tarihinde 5.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapıldığı, dolayısıyla davacı tarafın tazmin edeceği bir zararının kalmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, açılan davanın reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usule ve esasa ilişkin mevzuata, hakkaniyete aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunda maddi hata yapıldığını, 06.01.2023 tarihli raporda bilirkişi, davalı tarafça hazırlanan ekspertiz raporunu ekstra hiçbir araştırma yapmadan olduğu gibi kabul ettiğini, ve bu yönüyle hatalı bir rapor hazırlandığını, bilirkişinin davalı tarafın hazırladığı ekspertiz raporunu baz alırken dahi rayiç bedel kısmında maddi hata yaptığını ,hangi kriter gözönünde tutularak rayiç bedelin bu şekilde belirlendiği bilirkişi tarafından açıklanmamış olduğunu, dayanaksız olan bu raporun hukuka aykırı olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunun değer kaybı hesaplamasında esas alınan kriterlere uymadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı tarafça sunulan ekspertiz raporu esas alınsa dahi değer kaybının 5.000,00 TL olmayacak ve bu anlamıyla da bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, aracın rayiç değerinin ise ne ekspertiz raporunda ne de bilirkişinin dayanaksız raporunda tespit edilen meblağlardan farklı olduğunu, tespit edilen bu rakamların çok daha üzerinde olduğunu, basit bir internet araştırması ile dahi aracın gerçek rayiç değerinin söz konusu raporlarda tespit edilen rakamların çok üzerinde olduğun görüleceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde belirtilen kesinlik sınırı (ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle) 17.830,00 TL olup, kesin olan kararlara karşı istinaf başvuru yoluna gidilmesi halinde ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, istinaf talebi ile ilgili ilk derece mahkemesi tarafından bir karar verilmeden dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi durumunda 6100 sayılı Yasanın 352. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesince de ön inceleme aşamasında karar verilebileceği hususları düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesinin hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde belirtilen kesinlik sınırı 17.830,00 TL olup, davacı vekilinin, davanın reddine ilişkin kararı istinaf ettiği, istinafa konu edilen değerin kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılmıştır. Gerekçeli kararda sehven davacının reddedilen talebi bakımından istinaf kanun yolunun açık olduğunun gösterilmesi, kesin olan karar hakkında ilgili tarafa istinaf yoluna başvurma hakkı sağlamaz. İlk derece mahkemesince HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken dava dosyasının istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmesi hatalı olmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesinde bölge adliye mahkemesince yapılacak öninceleme sonunda kararın kesin olduğunun tespiti halinde gerekli kararın verileceği düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından reddedilen miktar itibariyle kesin nitelikteki karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşıldığından HMK'nın 341/2 ve 352/1-b. maddeleri gereğince davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği görülmüştür.
Açıklanan nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmakla usulden reddine karar verilerek aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davacı ... tarafın kesin karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı HMK'nın 341/2 ve 352/1-b. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-) Davacı tarafça istinaf başvurusu sırasında peşin yatırılan harcın talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
3-) Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-)Davacı tarafça istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2 ve 352/1-b. maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda, HMK md. 362/1-b uyarınca miktar itibariyle Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (KESİN) olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/09/2025