T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1039
KARAR NO: 2025/1356
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2023
NUMARASI: 2021/795 Esas 2023/978 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH:10/09/2025
YAZILDIĞI TARİH:10/09/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2021/795 Esas 2023/978 Karar sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; ... tarihinde meydana gelen ... plakalı aracın ... mahallesinde çarşı istikametine giderken yolun karşısına geçmek isteyen 13 yaşındaki müvekkili ...'a çarparak yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza neticesinde Davalı ... hakkında Develi CBS nezdinde soruşturma açıldığını, kazada müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... nolu poliçe ile davalı ... tarafından sigortalandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin taleplerinin saklı kalmak kaydı ile müvekkil için 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen 40.000,00 TL manevi tazminatın ... kaza tarihinden itibaren tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kazanın ... tarihinde gerçekleşmiş olup 8 yıllık zamanaşımı süresinin 09/08/2021 tarihinde dolduğunu, davacının usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile sigortacının gerçek zarardan kusur oranında ve poliçe limiti kadar sorumlu olduğunu, illiyet bağının tespiti gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davacı açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili açısından dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, dava konusu olayda müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davacının dava konusu kaza nedeni ile herhangi bir maluliyeti meydana gelmediğini, davacının talep ettiği maddi tazminatın aydınlatılması gerektiğini, maddi tazminat talebinin kapsamının belirlenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; mahkemenin Erciyes Üniversitesi Üniversitesi Adli Tıp Başkanlığı bünyesinde rapor aldığı, kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiği, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3153 E,2021/2473 sayılı ilamı doğrultusunda) Anılan düzenlenme uyarınca mahkemece rapor alındığı, anılan rapor incelenmesinde davacı ... için 2 ay geçici iş göremez olduğu, sürekli maluliyetin olmadığının tespit edildiği, raporun yöntemine uygun olduğundan mahkemece esas kabul edildiği, somut olayda davacının sürekli iş göremezlik zararı oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı kusur oranı çekilen ızdırap, davacının sürekli maluliyetinin olmayışı, 2 ay geçici malul olması ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı ... için 500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; sürücü açısından belirlenen kusur oranına itiraz edildiğini ancak yerel mahkemece itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, bu noktada eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesinin yerinde olmadığını, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan maluliyet raporunda müvekkilindeki maluliyet oranının %0 olduğuna dair rapor tanzim edildiğini, söz konusu rapora karşı yasal süresi içerisinde itiraz edilmiş ise de; söz konusu itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, müvekkilinde meydana gelen kaza sonucu maluliyet meydana gelmiş olmasına rağmen, dosya kapsamında alınan maluliyet raporuna itirazları dikkate alınmadan ve itirazlarının reddine karar verilerek hükme esas alınamayacak maluliyet raporundan yola çıkılarak müvekkilinin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davaya konu kaza sonucu müvekkilinde meydana gelen yaralanmaların boyutu, müvekkilinde oluşan maluliyet, kazanın etkilerinin halen devam ediyor ve edecek olması, paranın alım gücünün azalması, faiz ile karşılanamayan zarar yani munzam zarar vs. sebepler düşünüldüğü zaman 500,00 TL gibi çok çok cüzi bir miktar üzerinden manevi tazminata hükmedilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin maddi tazminat talebinin kabulüne, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının artırılarak dava dilekçesi doğrultusunda 40.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile birlikte araç işletenine karşı açılmış maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
... tarihli trafik kazasının oluşumunda kimin ne oranda kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının tüm davalılardan maddi tazminat talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarlarının ne olduğu, yine davacının bu kaza nedeniyle manevi zararlarının olup olmadığı, varsa davacının davalılardan manevi tazminat talep edip edemeyecekleri noktalarında toplanmaktadır.
Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.
"Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.
01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir. (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı)
Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararlarının da bu kapsamda olmasına, sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının geçici iş göremezlik tazminatını, davalı sigorta şirketinden talep edebilmesine, her ne kadar davalı tarafından ZMSS yeni genel şartları ve 6111 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılan 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu iddia edilmiş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır.
Haksız fiil neticesinde cismani zarara uğramış olan davacının haksız fiil tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer kişinin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacı taraf, asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır.
Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin kaza tarihindeki gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi tazminatın hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17.HD.’nin 2020/2073 E. 2021/1812 K. 23/02/2021 tarihli ilamı)
Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı iptal kararı (Resmi Gazete yayınlanma tarihi ...) ile ... sayılı KTK'nın 90. maddesinde geçen ve genel şartlara atıf yapan cümle iptal edilmiş olunduğundan davacının gelirinin belirlenmesinde genel şartlardaki usul ve esaslar dikkate alınmayıp, 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesi uyarınca bu kanun, 6098 sayılı TBK ve Yargıtay yerleşik uygulamaları dikkate alınarak araştırma yapılarak, davacının geliri tespit edilecektir. Davacının asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği tespit edilemediği takdirde Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince davacının geliri olarak asgari ücret baz alınarak, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanacaktır.
Haksız fiil neticesinde zarar görmüş olan hak sahiplerinin maddi tazminat bedelleri hesaplanırken, öncelikle hak sahibinin geliri tespit edilir ve bu gelir eğer asgari ücretin üstündeyse aktüerya bilirkişileri tarafından Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda öncelikle haksız fiil tarihinden itibaren hesap tarihine kadar ki asgari ücretler tespit edilerek, hak sahibinin geliri asgari ücrete endekslenmek suretiyle bulunan sonuç dikkate alınarak, bilirkişi tarafından hak sahibinin geçici ya da sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplanır.
Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir.
2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B-2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir.
Genel açıklamalardan sonra davacı vekilinin istinaf taleplerinin değerlendirilmesine geçilmiştir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Heyeti tarafından ... tarihli rapor “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri” kapsamında hazırlandığı kaza tarihinin ... olması nedeniyle mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmıştır. Davacı ...'a ilişkin maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri esas alınmak suretiyle isabetli ve yöntemine uygun olarak alınmış olduğu, bu sebeple maluliyete ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür. Yine aynı şekilde ... tarihli ATK raporuna göre, sürücü ...'ın %15 oranında, yaya ...'ın %85 oranında kusurlu olduğu yönünde ki rapor dikkate alındığında kusur raporunun hüküm kurmaya yeterli olduğu sonucuna ulaşılmış olup kusur raporuna yönelik istinaf başvuru sebepleri haklı bulunmamıştır.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davaya konu kazanın meydana gelişindeki kusur durumu, yaralanmanın nitelği, tarafların sosyal ekonomik durumları ve olay tarihi incelenmek suretiyle yapılan değerlendirmede davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için uygun olacağı görülmekle, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Davacının adli yardım talebi Dairemizce verilen 14/05/2024 tarihli ara karar ile kabul edildiği için istinaf başvurusu sırasında istinaf harçlarının yatırılmadığı ve davacının istinaf başvurusunda haksız çıktığı dikkate alınarak 6100 sayılı HMK md. 339 uyarınca; alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak Hazineye İRAD KAYDINA,
3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-)Davacı tarafça istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/09/2025