T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1770
KARAR NO: 2024/1849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/04/2023
NUMARASI: 2022/85 Esas 2023/304 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH:06/12/2024
YAZILDIĞI TARİH:06/12/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2022/85 Esas 2023/304 Karar sayılı kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı... vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'nun ... tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat ettiğini, geride davacı eşi ve çocukları kaldığını, ... taşeronu olan ...Ltd. Şti'ne ait trafikten men durumundaki ... plakalı kamyon sürücüsü ...'ın geri geri gelerek arka tarafta şeker pancarı boşaltmış olan... plakalı kamyonun kapaklarını kapatmakta olan müteveffaya çarpması sonucu müteveffanın vefat ettiğini, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/810 esas sayılı dosyası ile açılan ceza davası sonucu kamyon sürücüsü davalı ... ile birlikte kusurlu diğer sanıkların taksirle adan öldürme suçu nedeni ile cezalandırıldıklarını, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusuru bulunmadığını, kazanın çalışma sahasında olması ve kazaya karışan ...plakalı kamyon sürücüsünün şeker fabrikası namına çalışan taşeron firma adına çalışması nedeni ile konunu iş sağlığı ve güvenliği hükümleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca kazanın belirli iş günlerinde kontrollü bir şekilde araç ve yaya trafiğe açılan alanda meydana gelmesi ve hareket halinde olan birden fazla aracın yayanın olaya karışması nedeni ile kazanın 2918 sayılı KTK'ya göre de değerlendirilmesi gerektiğini, müteveffanın eşi olan davacının hiçbir gelir olmadığını, çocuklarının da halen aile desteğine ihtiyaç duyduğunu, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı gibi söz konusu kaza nedeniyle ağır bir elem ve keder yaşadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile dava ... için 100.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/810 esas sayılı dosyası üzerinden verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu olayda kusurunun olmadığını, gerekli tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını, pancar boşaltma işlemi sonrasında sahayı terk etme zorunluluğu bununa müteveffanın sahayı terk etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğini, talep edilen manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere taşeron şirketi olarak görevli ... Ltd. Şti.'nin olaydan sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin ise gerek bu şirket ile gerekse de araç sürücü ... ile hiçbir bağlantısının olmadığını, kazada işleten sıfatlarının da bulunmadığını, bu nedenle dava konusu olayla ilgili müvekkili şirketin hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi sorumluluğunun da bulunmadığını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesine özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın ceza davasından yargılanan ... ve ...'a ihbar edilmesi gerektiğini, davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, dava öncesi müvekkili kuruma başvuruda bulunulduğunu ancak bu talebin haklı olarak reddedildiğini, müteveffanın vefat ettiği yerine Şeker Fabrikası içinde meydana geldiğini, somut olayın 2918 sayılı Kanun kapsamında trafik kazası olmadığını, müvekkili Kurumun sorumluluğunun araç sürücüsünün kusur ve kaza tarihindeki teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müteveffanın gerçek gelir miktarı ile SGK'dan herhangi bir ödeme alıp almadığının belirlenmesi gerektiğini dava dilekçesi ile talep edilen faiz başlangıç tarihi ve faiz talebinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkili şirketin ...plakalı aracını diğer davalı ... Ltd. Şti.'ye kiraya verdiğini, dava konusu olayın aracın çalıştırılası sırasında meydana geldiğini, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, müvekkili şirketin aracını kiraya vermek dışında olayda hiçbir ilgisinin bulunmadığını, taşeron şirketin ... Ltd. Şti. Olduğunu ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...1)Davacı ...'nun davalılar ..., ...A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kabulü ile, 189.285,05-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...nın sorumluğunun teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 24/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ..., ...A.Ş., ... Ltd. Şti.'nın ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile ismi geçen iş bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine,
2)Davacı ...'nun davalı ... Ltd. Şti. hakkındaki maddi tazminat davasının reddine,
3)Davacı ...'nun davalılar ...,...A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 8.245,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...nın sorumluğunun teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 24/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ..., ... A.Ş., ...Ltd. Şti.'nın ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile ismi geçen iş bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine,
4)Davacı ...'nun davalı ...Ltd. Şti. hakkındaki maddi tazminat davasının reddine,
5)Davacı ...'nun davalılar ..., ...A.Ş., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. ve ...hakkındaki maddi tazminat davasının reddine,
6)Davacıların davalılar ...,... A.Ş. ve ... Ltd. Şti., hakkındaki manevi tazminat davalarının kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL ve davacı ...için 25.000,00 TL miktarlarındaki manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ...A.Ş. ve ... Ltd. Şti. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak ismi geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, davacıların davalılar ..., ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine,
7)Davacıların davalı ... Ltd. Şti. hakkındaki manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine," dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; temerrüt tarihi 19.12.2013 olmakla temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmekte iken 24.12.2013'den itibaren faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, 12.11.2020 tarihli karardan farklı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve hükmedilen tazminat miktarının 11.730,80 TL iken 8.245,98 TL olduğunu, yine yasal faizin işlemeye başladığı tarih 19.12.2013 iken 24.12.2013 olarak değiştiğini, meydana gelen kazada müteveffanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, Şeker Fabrikası, taşeron firma, araç sürücüsü ve araç sahibi müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, ... sevk ve idaresindeki, kazaya sebep olan ... plaka numaralı kamyonun geri manevrasının sesli ikaz sisteminin olmadığının dosya içerisinden anlaşıldığını, aynı zamanda, görüş mesafesine uygun olmayan, geri manevra ikaz sistemi bulunmayan durumlarda aracın manevrasının gözcü eşliği şeklinde yapılması gerektiğini, ...'ın tüm bu hususlara aykırı davrandığını ve KTK Yönetmeli'ğinin 137. maddesi hükümlerini ihlal ederek manevraları düzenleyen genel şartlara uymamakla birinci derecede ağır kusurlu olduğunu, bu ağır kusurlu hareketler neticesinde ...'ın hiçbir kural ihlalinde bulunmayan ve kusuru olmayan müteveffa ...'nun ölümüne sebebiyet verdiğini, ...'ın ...nın taşeronu olan ... Ltd. Şti. ne ait ve trafikten men durumundaki ...plaka sayılı kamyonun sürücüsü olduğunu, KTK 85/1, KTK 85/5 ve KTK 104 maddeleri gereğince; farazi işleten konumundaki ...Ltd. Şti., ... ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olup, mahkeme tarafından talepleri doğrultusunda müvekkilleri lehine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin ...Ltd. Şti. İçin maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmesinin isabetsiz olup bu husus hakkındaki kararının bozulması gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın ... Ltd. Şti.'ne ait olduğunu, dosya kapsamında ...LTD. ŞTİ. ile ...Ltd. Şti. arasında aracın kullanımının devrine, kiralanmasına vb. herhangi bir belge bulunmadığını, bu nedenle ... Ltd. Şti.' nin KTK kapsamındaki farazi işleten sorumluluğunun devam ettiğini, yerel mahkemenin ...LTD. ŞTİ. hakkında maddi ve manevi tazminattan sorumluluğuna hükmetmemiş olmasının isabetsiz olduğunu, tüm bu nedenlerle ...LTD. ŞTİ.'nin sorumluluğu söz konusu olup yerel mahkemenin bu yöndeki kararının bozularak müvekkilleri lehine hüküm kurulması gerektiğini, ...’ nun hiçbir gelirinin bulunmadığını, ... ve ...ise halen aile desteğine ihtiyaç duyduğunu, müvekkillerinin destekten yoksun kaldıkları gibi, kayıpları nedeniyle ağır şekilde elem ve keder yaşadıklarını, bu elem ve keder bir ömür boyu sürecek olup, telafisi için hiçbir miktar yeterli olamayacağını, tazminat miktarı belirlenirken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların kusur durumu ve sosyal-ekonomik durumları, olayın ağırlığı, müteveffanın yakınlarında meydan gelen elem ve üzüntü, hakkaniyet ilkesi bir arada değerlendirilmesi gerektiğini, hâl böyle iken, ilk derece mahkemesinin hükmetmiş olduğu manevi tazminat miktarları günümüz koşulları dikkate alındığında çok düşük ve yetersiz kaldığını, bu nedenle hakkaniyete aykırı olan miktarların bozularak dava dilekçesinde de talep ettiği gibi müvekkili ... için 100.000,00 TL, diğer müvekkiller ...ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL miktarlarındaki manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkilleri lehine hükmedilmesi gerektiğini, 12.12.2020 tarihli kararda sırasıyla davacı ..., ... ve ... lehine 35.000,00 TL, 35.000,00 TL ve 70.000,00 TL'ye hükmedilmiş iken, 27.04.2023 tarihli kararda 25.000,00 TL, 25.000,00 TL ve 50.000,00 TL'ye hükmedilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki karar arasında yaklaşık üç yıl gibi bir süre bulunmakta olup, ekonomik koşullar dikkate alınmadan ilk karara göre daha az miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, yargılama sürecinin uzadığı da dikkate alındığında davacıların halen sonuca ulaşmamış dava bakımından daha fazla yıprandıklarını, dolayısıyla hükmedilen manevi tazminatın artması gerekirken azalmasına karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olup, adalet duygusunu zedelediğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur yönünden dosya kapsamına göre müvekkili şirketin olayda kusurunun olmadığını, ... yönünden yapılan hesaplamanın da yanlış olduğunu, dosyaya sonradan belge ve bilgi sunulmasının usule yasaya aykırı olup bilirkişice hesaplanan miktarlara itiraz edildiğini, dosya kapsamına göre davacılara destekten yoksun kalma tazminatı verilmesinin de yasaya aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, her ne kadar BAM Kararı sonrasında manevi tazminat tutarı bir miktar daha düşük belirlense de hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yüksek tutulduğunu, kabul etmemekle birlikte müvekkili ... A.Ş nin kusurunun mahkemece %15 olarak kabul edilmesine rağmen tüm tazminatlardan müteselsilen müştereken sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olup kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, faizin başlangıç tarihlerinin dava ve ıslah tarihi olarak belirlenmemesi de yasaya aykırı olup kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yine dava niteliği itibari ile belirsiz alacak davası olarak açılmaz kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zararlandırıcı olayın fabrika sahası içinde meydana geldiği gözetildiğinde, Karayolunda veya karayolu sayılan yerde meydana gelmediğinden teminat kapsamı dışında olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın tescilli olduğu gerekçesiyle vekil eden aleyhine hüküm kurulduğunu, dosyaya kazandırılan belgeler tetkik edildiğinde aracın kaza tarihi itibariyle muayene evrakının olmadığının anlaşıldığını, aracın vergisinin ödenip ödenmediğinin araştırılmadığını, hükme dayanak yapılan raporlara itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının ilk karar karşı istinaf kanun yoluna başvurmamış olduğundan hesaplamada PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, hesap raporunda garameten destek zararının 250.000,00-TL olması gerekirken 262.973,94-TL olarak tespit edildiğini, davacılar lehine fazla tazminata hükmedildiğini, ...nın kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olmak üzere sınırlı olduğunu, diğer davalılarla birlikte toplam kusur oranıyla sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, dava öncesi başvurunun haklı reddedildiğinden temerrütün söz konusu olmadığını beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın vekil eden yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2020 tarih 2015/968 Esas 2020/613 Karar sayılı kararı ile trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma tazminatı talebinden oluşan maddi tazminat ve manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, davalı ... vekilinin ve ... Aş vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasından sonra yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih 2022/85 Esas 2023/304 Karar sayılı ile maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalı ... vekilinin ve davalı ... Aş. vekilinin istinafı üzerine, istinaf incelemesi için dairemize gelmiş olduğu tespit edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
A-Davacılar Vekilinin İstinaf Sebepleri Yönünden;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Somut olayda, kaza tarihi itibariyle kazaya sebebiyet vermiş olan...plaka sayılı araç her ne kadar davalı ... Ltd. Şti.adına kayıtlı ise de davalı ... Ltd.Şti.'ne uzun süreli olarak kiralanmışolup; işleten sıfatı ... Ltd.Şti.'ne geçmiş olduğundan, davalı ...Ltd. Şti.'nin trafik kazasından işleten olarak kusursuz sorumluluğu olmayıp, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
B-Davalı ...AŞ. vekilinin İstinaf Sebepleri Yönünden;
Trafik kazasını içerir kaza ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı kazaya bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde mahkemece başka bir heyetten alınacak raporla çelişkinin giderilmesi gerekir.
Somut olayda, ceza dosyasında alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde ...plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...’ın asli kusurlu, dava dışı ... ve ... ile davacıların desteği ...’nun tali kusurlu olduğunun rapor edilmiş olduğu, eldeki davada kusur bilirkişisi ...’dan aldırılmış olan 02/04/2019 tarihli kusur raporunda ve kusur bilirkişisi heyetinden aldırılmış olan 18/11/2019 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı kamyon sürücüsü ...’ın %60 oranında kusurlu,... AŞ.’nin %15 oranında kusurlu, ...Ltd.Şti.’nin %15 oranında kusurlu ve davacıların desteği ...’nun %10 oranında kusurlu olduğunun rapor edilmiş olduğu, raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, bilirkişi raporlarının olayın oluş şekli ve tarzını doğruladığı anlaşılmakla, davalı ... Aş. vekilinin, kazanın desteğin kusuruyla meydana gelmiş olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Davacı ...’nun murislerinden kaynaklı olarak ölüm maaşı aldığı tespit edilmiş olmakla birlikte, SGK'nın ... tarih ve ...sayılı yazısı ile davacının almış olduğu ölüm aylığının rücuya tabi olmadığı belirtilmiş olduğundan, bilirkişi tarafından davacı ... lehine tespit edilen destekten yoksun kalma tazminatından ölüm aylıklarının mahsup edilmemesi ve bilirkişi raporu denetlenmek suretiyle bilirkişi raporu doğrultusunda ilk derece mahkemesince karar verilmiş olması isabetli olmuş olup, davacının aldığı ölüm aylığının tazminattan düşülmesi gerektiği yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
AYİM tablosuna göre desteğin eşinin, desteğin ölüm tarihindeki yaşı ve 18 yaşından küçük çocukları dikkate alınarak yeniden evlenme olasılığı belirlenir. AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her çocuk için %5 indirim yapılmaktadır.
Somut olayda, davacı eş ..., desteğin ölüm tarihi olan 06/11/2013 tarihinde 41-50 yaş aralığında olup, yeniden evlenme olasılığı %2’dir. Desteğin ölüm tarihinde 18 yaşın altında küçük çocuğu olmadığından, davacı eş ...’nun yeniden evlenme indiriminin %2 uygulanması gerektiği yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetli olup, davacı ...’nun yeniden evlenme indiriminin daha yüksek olduğu yönündeki davalı vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Tazminata konu kaza 06/11/2013 tarihinde meydana gelmiş olup, dava 24/06/2015 tarihinde açılmıştır. Tazminata konu kaza, aynı zamanda ceza davasına konu olduğundan, uzun ceza zamanaşımına tabidir. Dava tarihinde daha uzun olan ceza zamanaşımı dolmadığı gibi iki yıllık zamanaşımı süresi de dolmamış, davacı tarafın talep edebileceği tazminatın belirlenmiş olduğu 20/05/2020 tarihli bilirkişi ek raporundan itibaren iki yıllık süre geçmeden 17/09/2020 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan davacı tarafça dava ıslah edilmiş olunduğundan, davacıların talebinin zamanaşımına uğramış olduğu yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Tazminata konu borcun kaynağı haksız fiil olup, haksız fiile dayalı alacak haksız fiil tarihinde muaccel olacağından, dava tarihi itibariyle alacak muaccel olup, yalnızca alacağın miktarı belirli olmadığından, alacağın miktarı bilirkişi raporu ile belirlenebilir olduktan sonraki bedel üzerinden haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğinden, tazminata konu alacağa dava ve ıslah tarihinden itibaren değil, haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanmasının hatalı olduğu yönündeki davalı vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
C-Davalı ...nın İstinaf Sebepleri Yönünden;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 21/1. maddesinde "tescil edilen araçlar, tescil belgesi ve tescil plakası alınmadan karayollarına çıkarılamaz" düzenlemesine; aynı Kanun'un 23/2. maddesinde ise "araç tescil belgesini araçta bulundurmayan veya tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takan sürücülere 92 Türk Lirası idari para cezası verilir. Araç bilgileri doğrulanıncaya ve plaka uygun yere takılıncaya kadar araç trafikten men edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan; ...'na başvurulabilecek halleri düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi gereği, ...'nın sorumluluğu için, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu halde, bu sigortası yapılmamış olan bir aracın, 3. kişinin zararına sebep olması gerekmektedir. Zorunlu olan trafik sigortasının yaptırılması bakımından da her şeyden önce, sigortası yapılacak aracın kanun kapsamında kalan tescilli bir araç olması gereklidir.
Açıklanan vakıalar karşısında; davalı ...'na trafik sigortasız aracın neden olduğu zarar iddiası ile husumet yöneltildiği, ...'nın sorumluluğunun ancak ZMMS yaptırabilecek tescilli bir araç bulunması halinde sözkonusu olabileceği, davalıya husumet düşüp düşmediğinin doğru biçimde tespit edilmesinin gerekliliği ve bu hususun re'sen gözetileceği dikkate alınmak suretiyle; kazaya karışan ... plakalı araca ait trafik tescil dosyasının tamamının (aracın ilk tescil kaydından itibaren) ilgili merciden getirtilmesi ile aracın tescil kaydının silinip silinmediğinin, silinmiş ise silinme sebebinin ve silindikten sonra, özellikle ... kaza tarihi itibariyle yeniden tescilinin yapılıp yapılmadığının saptanması ile davalının hukuki durumunun takdir ve tayini yönünden, Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan araştırma neticesinde kazaya sebebiyet vermiş olan ... plaka sayılı aracın 11/05/2009 tarihinde davalı ...Ltd.Şti. adına ilk tescilinin yapıldığı ve halen aynı şirket adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla kaza sırasında ZMMS'i olmayan ... plaka sayılı aracın yapmış olduğu trafik kazısından ...'na başvurulabilecek halleri düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi gereği, ...'nın sorumlu olduğu anlaşılmakla, davalı... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava konusu kazanın meydana geldiği yerin fabrika sahası içerisinde olduğu, fabrika sahasının karayoluyla bağlantısının bulunduğu, karayolunun bir uzantısı olduğu, fabrika sahasına çok fazla araç giriş ve çıkışının bulunduğu dikkate alındığında kazanın 2918 sayılı KYTK.nın 2.maddesi uyarınca karayolu sayılan fabrika sahasında meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmış olması isabetli olmuş olup, kazanın fabrika sahası içerisinde meydana gelmiş olup, karayolu ya da karayolu sayılan yerde meydana gelmemiş olması nedeniyle teminat kapsamı dışında kaldığı yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir. Somut olayda; davacı ...’nun destek alacağı üniversite öğrencisi olması nedeniyle 25 yaşına kadar hesaplanmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı ...’nun desteğin ölüm tarihinde Kayseri Üniversitesi ...bölümü öğrencisi olduğu anlaşılmakla; davacı ...’nun üniversite öğrencisi olması nedeniyle 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanarak, hüküm altına alınması isabetli olup, davalı vekilinin davacı ...’nun olay tarihinde 18 yaşından büyük olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı alamayacağı yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
ZMMS’nin trafik kazasından sorumluluğu poliçe sorumluluğu ile sınırlıdır. ZMMS’ i olmayan tescilli araçların sebep olduğu trafik kazalarından doğan zararların tazmini için 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi gereğince...na başvurulabilecektir. Dava öncesi tazminatın ödenmesi için ...na başvurulması halinde ... tarafından sekiz iş günü içerisinde ödeme yapılmadığında,...temerrüte uğramış sayılacak, alacağa sekiz iş günü geçtikten sonra faiz işletilecektir. Dava tarihinden önce ...na ödeme talebinde bulunulmadan dava açılması halinde ise ... dava dilekçesiyle birlikte ihbar edilmiş olduğundan dava ile birlikte temerrüte uğramış sayılacak ve alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilecektir.
D-Davalı ...Vekilinin-... Aş. Vekilinin Ortak İstinaf Sebepleri Yönünden ;
Uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.
Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir. (Yargıtay 17.HD’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı - Yargıtay 4.HD’nin 02/06/2021 tarihli 2021/2781 E. 2021/2223 K. sayılı ilamı - Yargıtay 17.HD’nin 16/12/2020 tarih ve 2019/6352 E. 2020/8575 K. sayılı ilamı )
Somut olayda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının aktüerya bilirkişisi tarafından muhtemel bakiye ömrün TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenip, desteğin bilinen son gelirinin her yıl için %10 artırım %10 iskonto edilmesi yöntemi esas alınmak suretiyle hesaplanması gerekirken; PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmak suretiyle hesaplanmış olması ve ilk derece mahkemesince bu bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verilmiş olması doğru görülmemiş olmakla birlikte; kararın davacılar tarafından istinaf edilmemiş olmasıyla, davacılar için hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı miktarı yönünden, davalılar lehine usulü kazanılmış hak doğmuş olup, bu durumda dava dışı ...'nun destek payı da gözetilmek suretiyle davacılar için yapılacak tazminat hesaplamasının davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, mahkemece, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmak suretiyle aktüerya bilirkişisince hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından, davalı taraf lehine oluşan usulü kazanılmış hak gözetilmek suretiyle davacı ... için 189.285,05 TL.'ye, davacı ... için 8.245,98 TL. destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olması isabetli olup, davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Davanın dayanağı olay, trafik kazasını da içinde barındıran bir kaza olup, KTK'nın 88. maddesi gereğince "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Yani işletilen bir aracın neden olduğu kaza sonucu araç sürücüsü, işleten ve sigorta şirketi ve varsa başka sorumlular müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk "dış ilişkide" TBK 61. maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğu aynı kanunun 91. maddesi sürücünün sorumluluğu TBK'nın 49. maddesi ve ev başkanın sorumluğu ise TMK'nın 369. maddesidir.
Müteselsil sorumlular arasındaki ilişki ise aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecek, talebini, isterse tüm sorumlulara karşı bir arada tek dava ile isterse ayrı ayrı açacağı davalar ile ileri sürebilecektir.
Somut olayda, davalılar kazaya sebebiyet vermiş olan aracın sürücüsü, işleteni, ZMMS’i olmayan araçtan sorumlu ... ve fabrika sahası içerisinde iş sağlığı ve güvenliği nedeniyle önlem alması gereken işletme olup, kazadan zarar gören davacılara karşı bu kişilerin müteselsil sorumluluğu olup, davacı taraf zararının bunlardan birinden, birkaçından ya da tamamından tahsilini talep etmekte serbest olup, davalıların kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları, tazminatın zarar görene ödenmesi halinde iç ilişkide dikkate alınacak olup, davalıların kusur oranı gözetilerek, tazminata hükmedilmesi gerektiği yönündeki davalı ... vekilinin ve davalı ... Aş.vekilini istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
E-Davacılar Vekilinin ve Davalı... Vekilinin Orkat İstinaf Sebepleri Yönünden;
Olay tarihinde yürürlükte olan TBK’nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, taraflar arasında yaşanan olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın uygun olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin ve... Aş. vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafça tazminat ödenmesi talebiyle ...na 11/12/2013 tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı... tarafından 19/12/2013 tarihinde kazanın fabrika sahası içerisinde meydana gelmiş olduğu, fabrika sahasının kapalı alan olup kamuya kapalı olması nedeniyle kazanın karayolunda gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı tarafa ödemede bulunmadığı, sekiz iş gününün 23/12/2013 tarihinde dolduğu ve 24/12/2013 tarihi itibariyle ...nın temerrüte uğramış olduğu kanaatine varılmış olmakla, davacılar vekilinin ve davalı ... Aş. vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davacılar vekili, davalı ...vekilinin ve davalı... Aş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
A-) 1-) Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-) Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-)Davacılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacıların üzerinde bırakılmasına,
B-) 1-) Davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-)İstinaf başvurusu nedeniyle maddi tazminat yönünden alınması gereken 13.493,34-TL istinaf karar harcından davalılar tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 6.746,66-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.746,68-TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
3-)İstinaf başvuru nedeniyle manevi tazminat yönünden alınması gereken 6.831,00-TL istinaf karar harcından davalı ...A.Ş vekili tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 1,707,74-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 5.123,26-TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden bu davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-)Davalılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalıların üzerinde bırakılmasına,
C-) 1-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
2-) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
3-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/12/2024