Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesinde yer alan "beraat eden ve kendisini vekil temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978-2/324-350 sayılı kararında belirtildiği üzere avukatlık asgari ücret tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas aldığı ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı tayinini öngördüğü, buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletinde ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; kendilerini aynı vekil ile temsil ettiren ve mahkemece beraatlerine karar verilen sanıklar lehine tek vekalet ücreti taktirinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığından istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/12/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)