Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü.
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
a)Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen karar yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdanı kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanığın istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 280/1.a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
b)Sanık hakkında mala zarar vermek suçundan verilen karar yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;
Sanığın direksiyon kilidiyle kilitlenip sokakta parkedilmiş motorsikleti direksiyon kilidini kırmak suretiyle çaldıktan sonra karıştığı trafik kazası sonucu hasarlı olarak kaza mahallinde bırakıp kaçtığı şeklinde gerçekleşen olayda, mahkemece sanığın motorsikleti hasarlı şekilde kaza mahallinde bıraktığından bahisle mala zarar vermek suçundan da cezalandırılmasına karar verilmişse de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/01/2014 tarih, 2013/2-686 Esas ve 2014/19 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi hırsızlık ve mala zarar verme suçları TCK'nın onuncu bölümünde “Mal varlığına karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup her iki suçun koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Hırsızlık eyleminde fail zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, mağdurun mal varlığına zarar vermektedir.
Mala zarar verme suçunda ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip etmek ya da yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hale getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda suça konu mal, alıp götürülmek suretiyle mağdurun zilyetliği tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise malın mutlaka alınması gerekli olmayıp, çoğunlukla malın tamamı ortadan kaldırılmamakta, zarar verilerek kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirilmektedir. İki suçu birbirinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta fail faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme düşüncesiyle hareket etmektedir. Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşecektir.
Somut olay değerlendirildiğinde; Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 22/02/2017 tarih, 2017/401 E, 2017/1578 K sayılı ilamı da nazara alındığında; sanığın motosikleti çaldıktan sonra trafik kazasına karışması neticesinde hasarlı olarak kaza mahallinde terkettiğinin anlaşılması karşısında; hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçunun oluşacağı ancak olayda çalınan eşyaya zarar verildiğinden mala zarar verme suçunun unsurları oluşmadığı gibi sanığın motorsikleti kullanırken karıştığı trafik kazasının da taksirle işlenebilen suç olduğu kasıtla işlendiğinden söz edilemeyeceği gibi suça konu eşya çalındıktan sonra sanık tarafından kasıtlı olarak zarar verilse dahi hırsızlık suçunun konusu olması nedeniyle ayrıca mala zarar vermek suçunun oluşmayacağı bu açıklamalar ışığında; sanığın mala zarar vermek suçundan mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı ve sanığın itirazı bu nedenle yerinde olduğu, fakat belirtilen bu hukuka aykırılığın CMK'nın 303/1-a maddesi gereğince olayın fazla araştırılmasını veya aydınlatılmasını gerektirmeyen düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla,
"Sanığın üzerine atılı mala zarar vermek suçundan mahkumiyete ilişkin Kayseri 15.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22.11.2019 tarih, 2019/1014 Esas ve 2019/999 Karar sayılı hükmünün kaldırılarak, sanığın üzerine atılı mala zarar vermek suçundan CMK 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE" CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerine istinaden hükmündeki hukuka aykırılığın bu şekilde düzeltilmesine,
Mahkemenin kararında düzeltilen bu husus dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinafa konu karardaki hukuka aykırılığın bu şekilde DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
c)Mahkemenin tutukluluğun devamına ilişkin gerekçesi, sanığa verilen ceza miktarı ve tutuklukta kaldığı süre gözönüne alınarak sanık ve müdafiinin tahliye talebinin CMK'nın 104/3. maddesi gereğince reddiyle, sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Hırsızlık suçuna ilişkin karar yönünden CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN, mala zarar vermek suçuna ilişkin karar yönünden kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK 286. maddesi gereğince TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 24/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)