T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/245
KARAR NO:2024/1086
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2021/36 Esas 2023/1008 Karar
TARİHİ:14/11/2023
DAVA KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:23/10/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :23/10/2024
Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; davacı ile davalı şirket arasında 02/09/2019 tarih ve ... nolu sözleşme yapılarak, davacı şirket tarafından, davalı şirketin fabrikasında sözleşme eki ve proforma faturalarda listesi yapılan bir kısım baklava ve benzeri hamur işleri üretim ekipmanı ve teçhizatı imalat ve montajı yapılması için 270.000,00 Euro + KDV karşılığı anlaşmaya varıldığını, sözleşme gereği imalat ve montaj işleri ile sözleşmeye ilavaten ayrıca davalının talebi üzerine sözleşme dışı ek imalat ve montaj işleri yapıldığını ve teslim edildiğini, yapılan iş ve imalatlar karşılığında bir kısım nakit ve bir kısımda vadeli çekler alındığını, bakiye 46.435,4 Euro asıl alacağın kaldığını, dava konusu iş ve imalatların ithalata dayalı malzeme ile gerçekleştirildiğini, bunların fiyatlarının günlük döviz kurları ile belirlendiğini, bu nedenle davaya konu sözleşmenin döviz cinsinden maliyet içeren nitelikte bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin 5. maddesinde yazılı TL cinsinden çeklerin fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden Euro'ya çevrilip hesaptan düşüleceğinin yazılı olduğunu, bütün şifahi görüşmelere ve arabulucuya başvurulmasına rağmen olumlu bir sonuç alınamadığını, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu vekilince 07/01/2021 tarihinde borç bulunmadığı iddiası ile takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe ve davaya konu işler ile ilgili faturalar düzenlendiğini, davalı tarafından işbu faturalara 8 günlük sürede ve halen itiraz edilmediğini, bu nedenle davalının bu faturalarda belirli olan bedelleri davacı şirkete ödediğini ispatla mükellef olduğunu, davaya konu sözleşmenin 10. Maddesinde ödemelerin vadesinde yapılmaması durumunda herhangi bir ihtar, ihbar ya da mahkeme hükmüne gerek kalmaksızın muaccel olacağı ve geç ödeme halinde gecikme bedeli uygulanacağının yazılı olduğunu, ayrıca Kayseri 4. Noterliği'nin ... tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamenin son cümlesinde de sözleşmeye göre ödemede geciktiğiniz takdirde geri kalan borçlarınız da muaccel olacaktır, şeklinde ihtarda bulunulduğunu, faiz başlangıcının 25/03/2020 tarihi olması gerektiğini, davalı borçlunun arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeni ile davada tamamen veya kısmen haklı çıkması halinde dahi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesinin ilgili yasa hükmü gereği olduğunu beyanla, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hem sözleşme gereği hem de sözleşme dışı tüm imalat ve montaj işlemlerini yapıp teslim ettiğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını ve sözleşmede yazan hizmetleri eksiksiz olarak yerine getirmediğini, kaldı ki davacı tarafın hizmetin yerine getirildiğine delil teşkil eden irsaliye, sevk irsaliyesi, ticari defter kaydı gibi herhangi bir belge de sunulmadığını, davacı taraf her ne kadar sözleşme maddelerinde yer alan ödemelerin vadesinde yapılmadığından bahisle müvekkilinin temerrüde düştüğünü ve ihtara gerek kalmaksızın alacağın muaccel olacağını, söz konusu alacağa geriye yönelik olarak faiz işletileceğini iddia etse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirketin sözleşme gereğince borcunu ifa etmediğini, müvekkiline karşı temerrüde düştüğünü, davacı tarafın yapmakla mükellef olduğu ancak ayıplı olarak ifa ettiği iş ve işlemlere ilişkin olarak Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas - ... karar sayılı D.iş dosyasından alınan bilirkişi raporu gereğince 1.729.736,00-TL eksik iş yaptığının tespit edildiğini, dava ve takip konusu faturaların usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, müvekkiline usulüne uygun tebliğ yapılmadığından sözkonusu faturalara itiraz etmek için kanunun öngördüğü sekiz günlük sürenin işlemeye başlamadığını, bu nedenle düzenlenen faturaların içeriğinin kabulünün mümkün olmadığını, BA ve BS kayıtlarının taraflarca düzenlendiğini ve vergi dairesine bildirildiğini iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin müvekkilinin arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle davanın kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkili tarafından ödenmesi gerektiği iddiasında bulunduğunu, ancak davacının müvekkilinin ilk oturuma katılmadığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığını beyanla, müvekkili ile yaptığı sözleşmeye uymayan ve hiçbir şekilde yapmayı üstlendiği işi ve hizmeti yerine getirmeyen davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan itirazın iptali talebinin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının icra takibinin konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
Mahkemece; "somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında imzalanan sözleşmeden kaynaklı tarafların yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirip getirmedikleri, davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, ayıp var ise bunun açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu hususlarının tespiti, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve sözleşme dışı yapılan işler nedeniyle eksik ödenen iş bedelinin davalıdan tahsili ile davacı taraf fatura alacağına yönelik davalı aleyhine başlattığı takibe yönelik itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
TTK 21/1.maddesine göre, 'Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” TTK 21/2.maddesine göre 'Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'.
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, 'fatura, sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir..." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Sözleşme incelendiğinde; ödemeye ilişkin madde ''fabrikanın mamul üretim hattı hariç anahtar teslim fiyatı 270.000 EURO + KDV olarak toplam 318.600 eurodur'' sözkonusu bedelin bir kısmının ödenmemiş olması nedeniyle davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiği görülmüştür.
Toplanan deliller, tanık beyanları ile denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi ek ve kök raporu ve bilirkişi heyet raporuna göre, davacı ve davalı arasındaki cari hesap bakiye farkının 693.766,18-TL olduğu, bu farkın davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve sistemde kayıtlı 4 adet faturadan kaynaklandığı, faturaların davalı tarafından kayıtlara alınmadığı, davacının davalıdan 361.373,18-TL ve 361.373,18-TL karşılığı 54.204,47 euro alacaklı olduğu, davalının davacıya farklı tarihlerde 1.639.765,00-TL ödeme yaptığı, davalının sözleşmede kararlaştırılan bedeli zamanında ödememesi nedeniyle sözleşmeye aykırı hareket ettiği, tesisin çalışmakta olduğu, makine ve teçhizatlarında herhangi bir sorun olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmelerden ve tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla ve bilirkişi raporunda davacının üzerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirdiği, yapılan prefabrik binanın sorunlu olduğu, zemininde çatlaklar oluştuğu, yükleme rampası olmadığı, tespiti yapılan bu sorunların bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere davalının kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 54.204,47 Euro asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebi yönünden takibe konu alacağın likit olduğu ve davalının itirazının haksız olduğu gözetilerek davalı aleyhine kabul edilen asıl alacak miktarı olan 54.204,47 Euro alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 54.204,47 Euro asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen asıl alacak bedeli olan 54.204,41 EURO'nun %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın arabuluculuk toplantısına katılmamasına rağmen Mahkemece, 6325 sayılı Kanun'un 18/A11 maddesine aykırı şekilde reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ile, kabul ret oranına göre yargılama gideri ve arabuluculuk ücretini paylaştırdığını, diğer yandan davanın konusu döviz cinsinden olmasına rağmen, davacı lehine vekalet ücreti hesaplanırken, karar tarihindeki kur üzerinden değil, dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti ve karar harcı hesaplanmasının bu yönlerden hatalı olup kararın kaldırılması ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından düzenlenen 4 adet faturanın davalı müvekkilin kayıtlarında yer almadığını, müvekkilin 2019-2020 yılında e-fatura uygulamasına kayıtlı olmadığı için e-Arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen faturanın kâğıt ortamında teslim edilmesi gerektiğini, taraflarına iş bu faturaların teslim edilmediğini, faturalardan ve içeriğinden haberi olmadığı gibi davacı tarafından bu faturaların içeriğindeki hizmetin alınmadığını ve mal teslimi yapılmadığını, işin ve mal teslim olgusu davacı tarafından kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda davalı müvekkil tarafından davacıya farklı tarihlerde 1.639.765,00 TL ödeme yapıldığının rapor edildiğini, takip konusu faturalardan sonraki ödemelerin TBK Madde 102'ye göre bu faturalara sayılması gerektiğini, takip konusu faturalardan sonraki ödemeler toplamı olan 410.000,00 TL'nin TBK m. 102 kapsamında mahsubu gerektiğini, BA formu Vergi Dairesi'ne bildirilmediği için davacı tarafın hizmeti ve işi gerçekleştirdiğine dair başkaca bir delil de sunamaması neticesinde iş ve hizmetin yapılmadığının açık olduğunu, Mahkeme kararının hatalı olduğunu, öyle ki, davacının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğine dair iki adet bilirkişi raporu, tanık beyanları, eksik işleri tamamlama tutanağı olmasına rağmen Mahkemenin davacının kusurunun bulunmadığını gerekçe göstermesinin dosyanın eksik incelemesi sonucunda karar verildiğini gösterdiğini, fatura düzenlenmesiyle eserin yapıldığı ve teslim edildiğini kanıtlamadığını, faturaya itiraz edilmemesinin de akdi ilişkiyi ve eserin teslimini kanıtlamadığını, yüklenicinin iş teslim tutanağı ile eserin teslimini kanıtladığını, tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarı ile yapılan prefabrik binanın sorunlu olduğunun, tespiti yapılan bu sorunların açık ayıp niteliğinde olduğunun belirlendiğini, eksik iş yapıldığının bilirkişi raporunda da ispatlandığını, davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın likit olmadığı, 58.559,76 EURO asıl alacak miktarının kısmen kabul kısmen reddine göre takibin 54.204,47 EURO üzerinden devamına hükmedildiğinin açık olduğunu, bununla birlikte haklı itirazlarına ilişkin onlarca delil mevcutken itirazın haksız görülmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunun dava kapsamından anlaşılacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yüklenici tarafından yapılan icra takibine iş sahibi tarafından yapılan itirazın İİK 67.maddesi uyarınca iptali için açılan itirazın iptali davasıdır. İcra takip dosyasında ödeme emri borçluya 07/01/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu tarihinde 07/01/2021 itiraz etmiş, alacaklı davacı 1 yıllık süre içinde 12/01/2021 tarihinde eldeki davayı açmıştır.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında alacaklı ... Limited Şirketi tarafından, borçlu ...Limited Şirketi aleyhine, 02.09.2019 tarih ve ... numaralı sözleşmeden ve sözleşme dışı fazladan yapılan imalattan kaynaklanan 58.559,76 Euro alacak üzerinden, 17/12/2020 tarihinde takip başlatıldığı, borçlu vekilinin itirazı üzerine 07/01/2021 tarihinde takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize geldikten sonra davalı vekili tarafından verilen 08.07/2024 tarihli dilekçeyle, icra takibinin İcra Hukuk Mahkemesi ve Kayseri BAM 5. Hukuk Dairesi tarafından iptal edildiğini beyanla HMK 115 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili bu talebe karşı cevap dilekçesinde itirazın iptali davasına alacak davası olarak bakılması gerektiğini öne sürmüştür.
Dava, iddia ve savunma bağlamında açıklandığı üzere, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılmış bir itirazın iptali davasıdır. Davaya konu icra takibi İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı ilamsız icra takibidir.
Davaya konu ilamsız icra takibiyle ilgili olarak takip borçlusu ... LTD ŞTİ vekilinin şikayeti üzerine Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/613 Esas 2023/648 Karar sayılı kararıyla davacının şikayetinin kısmen kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasındaki 04/12/2023 tarihli icra emrine karar verilmiş kararın istinafı üzerine Kayseri BAM 5. Hukuk Dairesi tarafından
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,
2-Dosya kapsamı, delil durumu ve takip dosyası içeriğine göre, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 11/12/2023 tarih 2023/613 Esas 2023/648 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın kabulü ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından yapılan takibin iptaline karar verilmiştir. Bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesinin 22.11.2023 tarihli, 2022/4848 Esas - 2023/6750 Karar sayılı sayılı kararında da belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle icra takibinin iptaline karar verilmesi halinde artık geçerli bir takip olmadığı göz önünde bulundurularak bu yönden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak davaya konu icra takibinin iptal edilmiş olması ve davacı vekilinin davaya alacak davası olarak bakılması gerektiğine ilişkin beyanı değerlendirilip mevcut duruma göre bir karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2023 gün ve 2021/36 Esas 2023/1008 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf kanun yoluna başvuranın yaptığı istinaf giderlerinin kararın niteliği gereği İlk Derece Mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
7-Kararın taraflara Mahkemesince tebliğine,
8-İİK. 36/5. maddesi uyarınca kaldırmanın niteliğine göre; davalı vekili tarafından Kayseri Genel İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasına yatırılan teminatın yatıran tarafa iade edilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a.6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2024