(2004 S. K. m. 44, 337/A) (5271 S. K. m. 280, 286, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı müşteki vekilince istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
İstinaf başvurusunun reddi nedeni bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanak, belge ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Müşteki vekilinin 19/03/2019 tarihli dilekçesi ile, sanıkların ticareti usulsuz olarak terk etmek suçundan cezalandırılmalarını talep etmesi üzerine yapılan tensip ve araştırma neticesinde sanıkların ticari faaliyetlerine devam ettikleri yönündeki Kayseri Vergi Dairesinin cevabına istinaden sanıkların beraatine karar verilmiş ise de;
Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK'nun 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; "İİK'nun 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması, Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması, Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi, Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi" şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı karşısında;
1-Sanıkların vergi beyannamesi vermiş olmalarının, işyerinin ticari faaliyetine devam ettiğinin kabulü bakımından tek başına yeterli olmayacağı dikkate alınarak, sanıkların şikayet tarihini de kapsayacak şekilde son verdikleri vergi beyannamelerinin onaylı örneklerinin istenerek beyanname içeriğinin dosyaya dahil edilmesi, beyanname içeriklerinin incelenmesi, beyannamelerin boş olup olmadığının, ayrıca şirketin faaliyet adresi olarak başkaca bir adres belirtilip belirtilmediğinin araştırılması, başka bir adres belirtilmiş ise o adreste zabıta araştırması yapılması,
2-Şikayete konu şirketin kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden şirketle ilgili yoklama fişi veya tutanak düzenlenip düzenlenmediğinin sorulması, yoklama fişinde farklı bir adreste faaliyette bulunduğunun bildirilmesi halinde, bildirilen adreste zabıta araştırması yapılması ve bu şekilde delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yetinilerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Yapılan araştırma neticesinde suçun sübut bulması durumunda ise; Sanıklar hakkında aynı suçtan 24/05/2018 tarihli şikayet nedeni ile Kayseri 4. İcra Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarih ve 2018/748 esas 2018/1247 karar sayılı gerekçeli hükmü ile beraat kararı verildiği, bu hükmün istinaf edildiği ve UYAP kaydına göre Ankara BAM 23. Ceza Dairesinin 2019/1275 Esas sırasında incelenmesinin devam ettiği, sanıklara atılı suç yönünden aynı ticari işletme ile ilgili eylemlerin tek suç oluşturacağı, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 22/10/2018 tarih ve 2017/1388 esas, 2018/10672 karar sayılı kararında ayrıntısı ile anlatıldığı üzere, sanıklara atılı suç yönünden zarar görenlerin birden çok olmasının sonucu değiştirmeyeceği ve suçun niteliği itibariyle TCK 43/2 maddesinin de uygulanamayacağı, suçtan zarar gören sayısının fazla olmasının temel ceza tayininde dikkate alınması gerektiği, bu durumda Kayseri 4. İcra Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarih ve 2018/748 esas 2018/1247 karar sayılı gerekçeli hükmünün sonucu beklenerek ve sonucuna göre gerekmesi halinde dosyaların birleştirilerek karar verilmesi gerekirken bu zorunluluğa uyulmaması;
Kabule göre de;
-Kısa karar ile gerekçeli karardaki hüküm içeriğinde farklı ibarelere yer verilerek hükmün karıştırılması,
-Kararda hangi kanun maddesine göre hüküm kurulduğunun belirtilmemesi,
Hukuka aykırı olup, Müşteki vekilinin istinaf başvurusu bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5271 sayılı CMK'nun 289/1 maddesi yollamasıyla aynı sayılı CMK'nun 280/1-d maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine,
5271 Sayılı CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/10/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)