(5235 S. K. m. 37) (5271 S. K. m. 5)
Sanık ......hakkında bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi ile Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi istemiyle gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5235 sayılı Kanunun 37/2. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin görevlerinin, yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri ile hakimlikler arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmekle sınırlı olduğu, görev veya yetki uyuşmazlığından söz edilebilmesi için biri diğerini yetkili veya görevli kılan kesinleşmiş veya kesin nitelikte iki kararın olması gerektiği,
CMK'nun 5/2. maddesindeki, "Adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı" ve aynı Kanunun 18/3. maddesindeki "Yetkisizlik kararlarına karşı" itiraz yoluna gidilebilir şeklindeki hükmün yalnızca ilk verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararı açısından değil, mukabil kararlar açısından da geçerli olduğu, kanun yoluna başvuru imkanı bulunan bir karara karşı, bu imkanın tanınmaması halinde, ilgili kararın kesinleşmesi sözkonusu olmayacağı gibi henüz başvurulacak olağan bir yasa yolu bulunan bir kararla ilgili olarak, görev ve yetki uyuşmazlığının doğduğundan da söz edilemeyeceği,
İncelenen dosyada, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı kesinleşmiş ise de, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen karşı görevsizlik kararının taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğine ve anılan kararın usulünce kesinleştiğine dair belgelere dosya içerisinde rastlanmadığı gözetilerek;
Var ise, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen karşı görevsizlik kararının taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğine ve anılan kararın usulünce kesinleştiğine dair belgeler eklendikten,
Bu belgeler yok ise, CMK'nun 35. maddesi de gözetilerek, karşı görevsizlik kararının, yine anılan Kanunun 260 vd. maddeleri uyarınca, karara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara 7201 sayılı Kanun hükümleri gereğince usulüne uygun şekilde tebliği sağlanıp, CMK'nun 5/2. maddesi gereğince bu tür kararlara karşı itiraz kanun yolu açık olduğundan, başvurulması halinde itiraz kanun yolunun da tüketilmesinin ardından, ortaya çıkacak duruma göre, gerektiğinde kararın usulünce kesinleşmesi sağlandıktan sonra görev uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine TEVDİİNE, kesin olmak üzere, 15/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
CMK'da İtiraz kanun yolu, olağan kanun yolları arasında sayılmış ve ilk derece Mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları ile ilgili olarak verilen görevsizlik kararları da CMK'nın 5/2 maddesi gereğince itiraza tabi kılınmıştır. İtiraz üzerine verilen kararı inceleyecek mercii de CMK'nın 268. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Ancak CMK'nın 268. maddesinin incelenmesinde görev uyuşmazlıklarında, karşı görevsizlik kararını veren mahkemenin, bu kararına karşı itirazın nereye yapılabileceğine dair yasa koyucu bir açıklık getirmemiştir. Fakat yasa koyucu bu hususta uyuşmazlık konusunun hangi mercide çözüleceğini CMK'nın 4/2. maddesinde hüküm altına almıştır. Buna göre görev uyuşmazlığında, söz konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak verilecek kararlara karşı tarafların itiraz taleplerinin CMK'nın 4/2. maddesi gereğince ortak yüksek görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kural olarak itiraza tabi olan mahkeme kararlarına, kararın muhatabı olan taraflarca itiraz edilebilir. Bu itiraz üzerine ilk inceleme, kararı veren mahkeme tarafından değerlendirilerek, itirazın yerinde görülmesi halinde mahkeme, kararını kaldırır, itirazın yerinde görülmemesi halinde mahkeme itirazla ilgili bir karar verilmek üzere dosyayı itiraz merciine gönderir. Yani kural olarak itiraz yasa yolu, kararın muhatabı tarafından harekete geçilmesi üzerine işleyen bir yol olup, bu sürenin hareketsiz geçirilmesiyle artık verilen karar kesin hükme dönüşür. Ancak bu durum görev uyuşmazlığının var olduğu durumlar için geçerli bir kural değildir. Görev uyuşmazlığının varlığı halinde, kararın tebliğ edildiği taraflarca herhangi bir şekilde harekete geçilmeksizin yasal süre geçirilse dahi, CMK'nın amir hükmü olan 4/2 maddesi gereğince uyuşmazlığa konu olan karar, uyuşmazlığın çözülmesi için ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilecektir. Çünkü yasa koyucu bu maddede Mahkemelere takdir hakkı tanımamıştır. Hal böyle olunca burada aslında CMK'nın 272/1 maddesindeki istinaf kanun yolu için tanımlanmış, bir nevi -kendine has- otomatik itiraz yargı yolu hususu söz konusudur.
Ortak yüksek görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespiti, görev uyuşmazlığına konu olan mahkemelerin niteliğine göre belirlenmektedir. Buna göre ortak yüksek görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olabileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemesi de olabilmektedir. Şöyle ki, aynı yargı çevresi içinde görev uyuşmazlığının taraflarının Asliye Ceza Mahkemesi olması durumda ortak yüksek görevli mahkeme, o yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesidir. Ancak uyuşmazlığın taraflarının birinin Asliye Ceza Mahkemesi diğerinin Ağır Ceza Mahkemesi veya her iki tarafın Ağır Ceza Mahkemesi olması durumunda ise ortak yüksek görevli mahkeme, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2019/8225 esas, 2019/10838 karar, 2019/8234 esas, 2019/10829 ve benzeri bir çok kararında işaret edildiği ve yine 5235 sayılı yasnın 37/2. maddesinde belirtildiği üzere, yargı çevresinin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesidir. Görüldüğü gibi uyuşmazlığın taraflarının birinin veya her ikisinin ağır ceza mahkemesi olması durumda görev uyuşmazlığının çözüleceği merci bağlı bulundukları Bölge Adliye Mahkemesi olup, verilen karşı görevsizlik kararına karşı yapılacak itirazlarında değerlendirelececeği yerde yine Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesidir.
Dairemizin kararına konu olayda, sayın çoğunluk görev uyuşmazlığına konu olan Ağır Ceza Mahkemesinin kararının öncelikle taraflara tebliğ edilerek o yerdeki itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesine yapılacak itiraz yolunun tüketilmesi ve karşı görevsizlik kararının usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra Daireye gönderilmesi gerektiği görüşüyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine tevdiine karar vermiştir.
Burada tartışılması gereken konu görev uyuşmazlığına sebep olan karşı görevsizlik kararının ortak yüksek görevli mahkeme tarafından değerlendirilmeden kesinleşip kesinleşmeyeceği ve yine Dairemizin kararına göre dosyanın öncelikli olarak ilk derece mahkemesindeki itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenebilip incelenemeyeceği hususlarıdır.
Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere, CMK'nın 4/2 maddesinde hüküm altına alınmış olan ortak yüksek görevli mahkemenin görevi, CMK'nın 272/1 maddesinde istinaf yasa yolunda tanımlanan ve otomatik istinaf olarak kabul edilen müessenin bir benzeri niteliğinde olup, görev uyuşmazlığına sebep olan kararın verilmesi halinde kararın muhatapları tarafından talep edilmeksizin işletilecek bir kanun yoludur. Nasıl ki, otomatik istinaf halinin mevcut olduğu durumlarda kararın muhataplarının tefhim veya tebligat sonrasındaki yasal süre içinde herhangi bir istinaf dilekçesi vermemelerine rağmen süre sonunda dosya doğrudan Bölge Adliye Mahkemesine gönderiliyor ve ilgili Daire tarafından karar denetlenmeden kesinleştirme işlemi yapılamıyorsa, CMK'nın 4/2 maddesindeki ortak yüksek görevli mahkemenin otomatik denetim görevinde de, tefhim veya tebligata rağmen kararın muhatapları tarafından yasal süre içinde herhangi bir itiraz dilekçesi verilmese dahi görev uyuşmazlığına konu olan karar denetlenmeden teknik anlamda kesinleşmeyecektir. Kararın kesinleşmesi ancak denetim görevini yapan ortak yüksek görevli mahkemenin uyuşmazlığı çözecek olan kararını vermesi ile kesinleşecek veya ortadan kaldırılacaktır. Dolayısıyla karşı görevsizliğe konu olan kararın uyuşmazlığı çözmekle görevli olan Ceza Dairesinin önüne gelebilmesi için kesinleşmesi gerektiğine dair husus hukuken mümkün değildir. Aksinin düşünülmesi, yani söz konusu karşı görevsizlik kararının kesinleşmesi gerektiği durumunun mümkün olduğunun kabul edilmesinde ise, bu kez de 5235 sayılı yasanın 33/1 maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesince incelenebilecek bir karar söz konusu olmayacaktır. Çünkü Bölge Adliye Mahkemesinin bakabileceği kararlar 5235 sayılı yasanın 33/1 maddesi gereğince henüz kesinleşmemiş kararlar olup, kesinleşmiş kararların incelenip karar bağlanacağı yer olağanüstü kanun yolu ile Yargıtay'dır.
İkinci olarak görev uyuşmazlığına dair kararı inceleme mercii, CMK'nın 4/2 maddesinde belirtildiği üzere ortak yüksek görevli mahkemedir. 5235 sayılı yasanın 37/2. maddesi ve yine Yargıtay 5. CD. sinin bir çok kararında işaret edildiği gibi uyuşmazlığın taraflarından en az birinin Ağır Ceza Mahkemesi olması durumunda, ortak yüksek görevli mahkeme Bölge Adliye Mahkemesidir. Hal bu iken, ilk derece mahkemesi itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesi, taraflarından birinin Ağır Ceza Mahkemesi olduğu durumda, taraflardan biriyle eş mahkeme olduğu için ortak görevli yüksek mahkeme olarak kabul edilmesi ve uyuşmazlık hakkında bir değerlendirme yapıp karar vermesi hukuken mümkün değildir. Aksinin düşünülmesi, yani kararın ilk önce itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi düşüncesinin kabul edilmesinin şu ihtimaller nedeniyle CMK'nın 4/2., 5235 sayılı yasanın 33/1 maddelerine uygun olmadığını düşünmekteyim.
İlk olarak karşı görevsizlik kararının taraflara tebliğ edilip de, süresi içinde itiraz edilmemesi hali,
İkinci olarak, karşı görevsizlik kararına itiraz edilip, itiraza bakan Ağır Ceza Mahkekemesinin itirazı reddetmesi hali,
Üçüncü olarak karşı görevsizlik kararına itiraz edilip, itiraza bakan Ağır Ceza Mahkemesinin itirazı kabul etme hali bulunmaktadır.
İlk ve ikinci ihtimalde görev uyuşmazlığı durumuyla ilgili olarak sonuç değişmezken, üçüncü ihtimalde ise, itiraza bakan mercinin, itirazı kabul etmesi halinde görev uyuşmazlığı ile ilgili bir karar verilmiş olacak ve görev uyuşmazlığı sonlanarak bu uyuşmazlığı itiraza bakan Ağır Ceza Mahkemesi çözmüş olacaktır. Fakat her ihtimalde verilen karşı görevsizlik kararı kesinleceğinden, bu durumda artık 5235 sayılı yasanın 33/1 maddesine göre Bölge Adliye Mahkemelerinin inceleyebileceği bir karar söz konusu olmayacak ve artık görev uyuşmazlığının olağanüstü kanun yoluyla yani Yargıtay'da çözülmesi gerekecektir. Böyle bir sonuç ise 5235 sayılı yasanın 37/2 maddesinde Ceza Dairelerinin görevleri arasında sayılan yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek görevinin uygulanamaması anlamına gelmektedir. Bir diğer husus ise, Ağır Ceza Mahkemesinin ortak yüksek görevli mahkeme olmaması sebebiyle, kanuna göre görevli olmadığı bir konuda karar vermiş olacaktır ki, bu durum da CMK'nın 4/2 maddesine aykırıdır.
Bu açıklamalar neticesinde, Dairemize gelen dosyada, uyuşmazlığa konu olan kararı veren mahkemenin, verdiği kararı taraflara tebliğ ederek, yasal süresi içinde itiraz edilmesi halinde, ilk derece mahkemesi itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir karar verilmesinden sonra ve yine söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra Dairemize gönderilmesi gerektiğine dair sayın çoğunluğun görüşüne, CMK'nın 4/2 maddesi gereğince ortak yüksek görevli mahkemenin Dairemiz olması, görev uyuşmazlığıyla ilgili kararın Dairemizce verilebilecek olması, bu görevin kanundan kaynaklanan ve re'sen işletilen bir yargı yolu olması ve ilk derece mahkemesi itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesinin uyuşmazlıkla ilgili değerlendirme yapma görevinin olmaması sebebiyle -dosyanın geldiği aşama nazara alınarak sürünmecede kalmaması için- tebligat eksikliğine rağmen usul ekonomisi açısından dosyanın tevdii edilmeksizin uyuşmazlık hususunda bir karar verilmesi gerektiği kanaatiyle katılmamaktayım. (¤¤)