T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/171
KARAR NO: 2024/362
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/10/2023
ESAS NO: 2021/933
KARAR NO: 2023/938
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/02/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 08/02/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/10/2023 tarih ve 2021/933 E - 2023/938 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Kooperatifi'nin üyesi olduğunu ve kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirdiğini, müvekkiline kooperatif üyeliğine ilişkin çekmiş olduğu kurada 8. blok olarak adlandırılan blokta kendisine daire tahsis edildiğini ancak davalı kooperatifin 8. ve 9. blok inşaatını yapmayacağı için bu bloklarda yer alan üyeleri yönetim kurulu kararı ile 7. bloka naklettiğini, Kayseri 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdik edilen kesin hesap maliyet listesi ve "... Kooperatifi 7. Blok Şerefiye Tablosu" başlıklı evrakta dava konusu dairenin müvekkiline tahsis edildiğini ancak müvekkilinin tescil talebinin davalı kooperatifçe yerine getirilmediğini, kesin hesap maliyet tablosundan görüleceği üzere 56.931,35-TL kooperatife ödeme yaptığını, davalı kooperatife borcu olmadığını, aksine alacaklı durumda olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatife en yüksek aidat ödeyen kişilerden olduğunu, müvekkilinden çok daha az aidat ödeyen bir kısım üyelerin tapu devirlerinin yapıldığını, kooperatif yönetiminin basiretsiz ve adil olmayan tutum ve davranışları sebebi ile 30.000,00-TL ödeme yapan kooperatif ortaklarının tapusunu vermesine rağmen davacı gibi 70.000,00-TL üzerinde ödeme yapan ortakların tapusunu vermeyerek iflas idaresi ile başbaşa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin tapusuna hak kazandığını, davalı kooperatifin iflas halinde olduğunu, dava konusu dairenin üçüncü kişilere devrinin ancak icrai yol ile satışla mümkün olacağını, rızai devir yapılamayacağını, bu nedenle öncelikle dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel ... Kat ... bağımsız numaralı bağımsız bölüm numaralı daire üzerine cebri satışı önler nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, bunun mümkün olmaması halinde iflas idaresine müzekkere yazılarak ilgili dairenin satışının ertelenmesine, yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile ... İli, ... İlçesi, 1. ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel ... Kat ... bağımsız bölüm numaralı dairenin davacı adına tesciline, tescil talebinin reddedilmesi halinde şimdilik 200.000,00-TL (olmak üzere ancak hesaplanacak tazminat miktarına arttırılmak üzere) alacağın sıra cetveline eklenmesine / alacağın kayıt edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13.11.2017 tarih ve 2016/573 esas sayılı kararı ile ... Yapı Kooperatifi’nin iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... iflas sayılı dosyasından yürütüldüğünü, davacı tarafça, iflas dosyasına vermiş oldukları dilekçe ile 200.000,00-TL miktar yönünden iflas masasına alacak kayıt talebinde bulunulduğunu, iflas idaresince alacak kayıt dilekçesi eklerinde herhangi bir belge bulunmadığından ve yalnızca 2014 tarihli genel kurul kararı ve kesin maliyet ödemeleri sunulduğundan alacak talebinin şimdilik reddine karar verildiğini, iflas idaresinin alacağın reddine ilişkin kararının davacı tarafa tebliğ edildiğini, davacının iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunurken, alacağın dayanağı olarak herhangi bir bilgi veya belge sunmadığını, dolayısıyla alacak kayıt başvurusu hakkında iflas idaresinin vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu, söz konusu belgelerin iflas masasına sunulması halinde talebin yeniden değerlendirilebileceğinin davacıya bildirilmesine rağmen bu hususta iflas masasına yeni bir başvuru yapılmadan doğrudan mahkemeye dava açılmış olmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davasının reddi ile yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.İddia ve savunmalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ve tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök-ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin iflasına karar verildiğinden İİK'nun 198. maddesi uyarınca iflas halinde konusu para olmayan borçlar da para borcuna dönüşeceğinden tapu iptali ve tescil istenemeyeceği anlaşılmakla bu talebin reddi gerekmiştir. Davacının terditli talebi olan kayıt kabul talebi yönünden ise alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacı müflis kooperatifin üyesidir. 1163 sayılı Kanun’un 98'inci maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. TTK'nın 329 uncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. (Yargıtay 6. HD 2022/5348 Esas, 2023/1558 Karar ve 02/05/2023 tarih) Bu durumda her ne kadar 27/09/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının kooperatiften bir miktar alacaklı olduğu hesaplanmış ise de bu alacağın kooperatif ortağının taşınmaz bedelinin tahsili talebi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmadığı anlaşılmakla bu talep yönünden de davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2019 tarihli 2016/2864 Esas ve 2019/64 Karar sayılı emsal içtihatı dikkate alınarak sıra cetveline itiraz davaları maktu harç ve vekalete ücrete tabi olduğundan maktu harç ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davanın REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükmün gerekçesiz olduğunu, bu hususun HMK 297 ye aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca kural olarak, kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için davaya konu edilen taşınmaza yönelik olarak üyesi olduğu kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, hiçbir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunu kanıtlaması gerektiğini, ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğundan, davacı ile aynı durumda olan bir çok ortağa borca rağmen tapularının verilip verilmediğinin belirlenmesi gerektiğini, müvekkil kooperatife karşı bütün edimlerini yerine getirdiğini, kendisine bir daire tahsis edildiğini, yıllardır da bu dairede oturmaktadır. Bu sebeple tapu iptal tescil talebimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ret kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilin kooperatife karşı hiçbir parasal yükümlülüğü kalmadığını, mahkemenin İİK 198. Maddeyi gerekçe göstermesi hukuka aykırı olduğunu, davacının, davalıdan tapu iptal tescil talep edebileceğini, müvekkil geçmişe etkili bir ayni hak talebinde bulunduğunu, bu nedenle tescil talebinde bulunamayacağına yönelik değerlendirme hatalı olduğunu, müflis kooperatifin ağır kusuru nedeni ile müvekkile dairesi teslim edilse de tescil edilmediğini, diğer kooperatif ortakları müvekkilden çok daha düşük bedel ödemesine rağmen tapularını aldıklarını, buna ilişkin değerlendirme bilirkişi tarafınca yapıldığını, iflas idaresinin yapması gereken husus üyeler arasındaki eşitliğin sağlanması gerektiğini, İİK m. 198 şahsi alacakların paraya çevrilmesi hükmü olup ayni taleplerde bu hüküm dikkate alınmaması gerektiğini, sunulan emsal karardan da görüleceği üzere İİK m.198 nispi hakların para alacağına dönüştürüleceğine ilişkin olduğunu, tapu iptal ve tescil talebi mülkiyet hakkına ilişkin olup; iflas masasına karşı aynen ileri sürülebileceğini, müvekkil kendisine çıkartılan maliyet hesabından daha fazla ödeme yaptığını, ancak mahkeme aksi kaatte ise Tapu iptali ile tescil talebinin haklı görülmesi halinde müvekkil bakiye borcu depo etmeye amade olduğunu, bu sebeple yerel mahkeme kararının kaldırılarak tapu iptal tescil ve tazminat taleplerimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı İflas İdaresi vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada deliller toplanmış , bilirkişi raporu tanzim ettirildiğini ve neticede davacının tapu iptali ve tescil ve kayıt kabul davasının reddine karar verildiğini, müflis kooperatifin iflas halinde olması nedeni ile tüm mal varlığı masaya dahil olup, tapu iptal ve tescil kararı verilmesi halinde masa varlığında azalma olacağından ve alacaklıların eşit işlem ilkesi kapsamında işlem görmeleri gerektiğinden dolayı davacı tarafın tapu iptal ve tescil talebinin reddolunması hukuka ve yasalarımıza uygun bir karar olduğunu, davacının usul ve yasalara aykırı istinaf talebinin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarın sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesi talebine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacının tapu iptali ve tescil talebi ile alacağının sıra cetveline kaydı talebinin yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/10/2023 tarih ve 2021/933 E - 2023/938 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davacı tarafından peşin yatırılmış 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024