T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/148
KARAR NO: 2024/371
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/11/2023
ESAS NO: 2019/630
KARAR NO: 2023/1067
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/02/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 08/02/2024
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 28/11/2023 tarih ve 2019/630 E - 2023/1067 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; ... A.Ş. ve ona bağlı 6 şirketle ilgili olarak ... 'un 1997-2014 yılları arasındaki yönetim kurulu tarafından alınan: 30/09/1997 tarih ve 608 sayılı kararı, 14/01/2003 tarih ve BB2 sayılı kararı, 24/02/2003 tarih ve 885 sayılı kararı, 19/04/2004 tarih ve 969 sayılı kararı, 06/12/2004 tarih ve 1016 sayılı kararı, 21/02/2005 tarih ve 1026 sayılı kararı, 18/11/2008 tarih ve 1221 sayılı kararı, 15/01/2008 tarih ve 1178 sayılı kararı, 12/02/2013 tarih ve 1430 sayılı kararı, 20/05/2014 tarih ve 1490 sayılı kararı ile, ... A.Ş. ve bağlı şirketlerine yapılan bedelsiz ve/veya rayicin altında, usulsüz ve hukuka aykirı taşınmaz/arazi tahsis ve devir işlemlerinin onaylanması ve uygulanması ile ait yapı katılım bedeli tahsil edilmemesi şeklinde gerçekleştirilen hukuka aykırı tasamuflar sebebiyle müvekkilin uğradığı zararın öğrenildiği özel amaçlı bağımsız denetçi raporunun düzenlenme tarihi olan 06/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte tazmini ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; zaman aşımı itirazında bulunulmuş olup HMK m. 146 gereği kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zaman aşımına tabidir düzenlemesi gereği taleplerine yönelik dava edebilme nitetiği olmadığı; dava dilekçesinde tüm açıklamaların kaynağını oluşturan ilgili dönemlerde görev alan ... organlarını temsilen ilgili sorumlular hakkında hiçbir şikâyet, soruşturma, dava bulunmadığı ve 1997 yılından bu yana konuya dair müvekkili şirketlere bir açıklama, ihbar vb. Hiçbir konuda başvuru ve talep olmadığı; kabul anlamına gelmemekle birlikte ustulsüzlük var ise bu usulsüzlüğün tesbiti halinde sorumluluğun ... 'da olduğu,... 'un zarara uğradığı iddialarına ilişkin olarak müvekkile tahsis edilen taşınmazların mülkiyetinin OSB'ye ait olduğunu (“Zira arsa tahsisinde iki yöntem olduğu, kadastro parseli olarak taşınmazın katılımcı tarafından getirilmesi halinde 135 terk ve 765 ait yapı katılımdan sorumlu olacağı, OSB'ye ait olması halinde ise OSB imar işlemlerini yapar, gerekli düzeltme ve alt yapı hizmetleri tamamlanır, katılımcıya imar parselli olarak tahsis ve devir edilir diyerek bu taleplerinin dayanağını çürütmektedir) dolayısıyla davacının hak falebinin katılımcılara arsa tahsisi altındaki beyanlarıyla çeliştiğini ve taleplerini haksız kıldığını; iddia edildiği gibi müvekkilin getirdiği 183.942 m2 gibi bir kadastro parselinin söz konusu olmadığı, OSB'nin müvekkili şirkete yönelik düzenlenen 10/07/2014 tarihli fatura açıklamasında 4325.724,55 m2 7400 Parsel alt yapı bedeli” olduğunun belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...OSB'lerin tacir olup olmadığı taraf olduğu davaların ticari dava kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili olarak görevli mahkeme yönünden emsal karar şu yöndedir: 4562 sayılı Kanun'un 5. Maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16. Maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği...'' (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/4599 esas - 2023/3797 sayılı, 16/05/2022 tarihli kararı) Yukarıda alıntı yapılan emsal Yargıtay kararında da ifade edildiği gibi 4562 sayılı Kanun'un 5. Maddesi uyarınca OSB'lerin özel hukuk tüzel kişisi olduğu, OSB'lerin taraf olduğu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ticari davalar, TTK.nun 4. maddesinde düzenlenmiş olup görülmekte olan davanın, TTK.nun 4/1. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın nispi ticari dava kabul edilmesi için de her iki tarafın da tacir olması gerektiği, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasının gerektiği, somut olayda davacı OSB'nin özel hukuk tüzel kişisi olduğu, herne kadar davalılar tacir olsa da Yargıtay içtihatları doğrultusunda görev hükümleri gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, davanın HMK madde 114/1-c gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan hmk madde 115/2 gereğince usulden reddine, Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Davanın HMK madde 114/1-c gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK madde 115/2 gereğince USULDEN REDDİNE, Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının yetkili ve görevli KAYSERİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya bakmakla göreli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı Müvekkil Kayseri Organize Sanayi Bölgesi ("OSB") olup OSB'lerin tacir olmasından mütevellit huzurdaki davanın asliye ticaret mahkemesinde ikame edilmesi ve görülmesi kanuna uygun olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olması gerektiğini, 6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1.maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında re'sen incelenir.4562 Sayılı Kanun gereğince kurulmuş olan davacı Müvekkil OSB, özel hukuk hükümlerine göre idare edildiğini, daha açıkça ifade etmek gerekirse ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı iş ve işlemler itibariyle de tacir sıfatını taşıdığını, bu durumda davalı şirketler ve davacı OSB'nin ticari işletmesiyle ilgili olarak açılan işbu davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, OSB'nin tacir olduğu kabulü ile tesis edilen dair Kayseri Bölge Adliyesi 6. Hukuk Dairesi'ni 2023/1942 E. 2023/1640 K. Sayılı 12.10.2023 tarihli kararı ise Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı incelendiğini ve işbu kararda göreve ilişkin herhangi bir karar tesis edilmemekle birlikte İncesu OSB tacir olarak kabul edildiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile görevsizlik yönünden kurulan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/630 E. 2023/1067 K. sayılı kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre yönünden değerlendirilmesi res’en ve zamanaşımı itirazının kabülü ile tüm beyanlar dikkate alınarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddi gerekirken Mahkemenin 28.11.2023 tarihli görevsizlik kararının hukuka aykırılığı nedeniyle kaldırılarak davanın esastan reddi için yerel Mahkemeye gönderilmesi ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, davalılar tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen hukuka aykırı tasarruflardan kaynaklı oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 16/05/2022 tarih ve 2022/495 E - 2023/3797 K sayılı ilamında da belirtilen gerekçelerle davacı Kayseri Organize Sanayi Bölgesinin tacir sıfatını haiz olmaması ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmaması gözetilerek mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 28/11/2023 tarih ve 2019/630 E - 2023/1067 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davacı tarafından peşin yatırılmış 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-c bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024