T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1484
KARAR NO: 2025/1689
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/06/2025
ESAS NO: 2022/1062
KARAR NO: 2025/583
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 02/10/2025
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/06/2025 tarih ve 2022/1062 E - 2025/583 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı lehine, davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, başlatılan icra takibinde davalı borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olduğunu, davalı borçlu, 24.08.2021 tarihinde takibe. borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmiş ve neticeten takip durmuş olduğunu, itirazın iptali için arabuluculuğa başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlu, ödeme emrine karşı yapmış olduğu itiraz da, "söz konusu takibe konu olan borcumu takip işlemleri başlamadan önce ödemiş olup, şuan borcum bulunmamaktadır” demiş olduğunu, itiraz beyanıyla sabit olduğu üzere davalı borçlu, takibe konu borcu kabul etmekte, ancak ödediğini iddia etmekte olduğunu, dâvalının itirazını somutlaştıracak, icra takibine konu olan borcunu ödediğine dair hiçbir belge veya makbuz sunmamış olduğunu, davalı borçlu, borcu ödediğine ilişkin iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, bu hususta davalı borçlunun, davacı şirkete ödeme yaptığını gösteren yazılı belgeden başka delile muvafakatimiz olmadığı gibi, itiraz dilekçesindeki beyanlarını genişletmesine ve değiştirmesine de muvafakatleri olmadığını, davacı şirkete ait ticari defter ve cari hesap kayıtları incelendiğinde, davalı borçlunun icra takibine konu miktarda borçlu olduğu görülecek olduğunu, ancak ödemeye ilişkin davacı şirket kayıtlarında herhangi bir belge bulunmadığını, davalı borçlu, borcunu ödediğini iddia etmekte olup, iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, aksi halde haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli yapmış olduğu itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, kaldı ki davalı, borcunu takip başlamadan ödediğini beyan ederken, takibe konu borcun varlığını ve aralarındaki ticari ilişkinin varlığını kabul etmiş lakin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı borçlunun, davacıya 42.753,80 TL ana para borcu mevcut olduğunu, yapılan bu itiraz kötü niyetli olduğunu, davacıya ödeme yapmaktan kaçınma amacı taşımakta olduğunu, davalının da ikrarı ile davacı ile davalı arasında sabit bir şekilde vuku bulanan borcun ve ferilerinin davalı tarafından ödenmesi gerekmekte olduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, cari hesap alacağı adı altında davalıya karşı icra takibi başlatmış olduğunu, davalının takibe itirazı sonucunda itirazın iptalini talep etmiş olduğunu, ancak davacı taraf işbu davayı ikame etmekte haksız olup davanın reddi gerekmekte olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasında davacı tarafından iddia edildiği üzere, kesilmiş ve taraflarca kabul edilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmamakta olduğunu, cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz olduğunu, tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirleyeceğini, mevcut uyuşmazlıkta davacı yanca sözleşme süresinin bitmesi veya feshi ihbar ile cari hesap sözleşmesinin sona erdirilmemiş olduğundan icra takibinde haksız olduğunu, bunun yanında davacı taraf, davalıdan birden fazla kez ürün satın almış, ancak son aldığı ürünleri hiçbir hukuki gerekçe olmadan davalıya iade etmek istediğinde bu isteği kabul edilmemiş ve davacı iade isteği kabul edilmediğinden işbu icra takibini başlatma gereği duymuş olduğunu, davalının davacı tarafa bir borcu olmayıp, davacı taraf davalıdan satın aldığı ürünleri kendi müşterilerine satamadığından zararını bu şekilde davalıdan çıkarmak istemekte olduğunu, nitekim davalının tutmuş olduğu ve ekte sunmuş olduğu depo çıkış fişleri ile de sabit olduğu üzere, davacı tarafından talep edilen ve bedelleri ödenen ürünlerin tamamı davacıya teslim edilmiş olduğunu, davalının bu nedenle davacı tarafa hiçbir borcu kalmadığını, kaldı ki davacı taraf ile davalı ile arasındaki mesaj kayıtlarında da dahi, davacı taraf 7.910,33 TL alacağı kaldığını beyan etmiş olduğunu, işbu bedele ilişkin ürünlerin teslimi de ayrıca yapılmış olduğunu, davacı taraf kendi mesaj kayıtlarında dahi 7.910,33 TL alacağı kaldığını belirtmesine rağmen 45.598,68 TL üzerinden takip başlatması haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın davalıdan bir alacağının olmadığı sabit olduğundan davanın reddi ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2022/2024 esas, 2022/2015 karar sayılı kaldırma kararı üzerine yeniden inceleme yapılmış, kaldırma kararı doğrultusunda eksik deliller toplanmış, davacı ile davalı şirket yetkililerinin isticvaplarıyla beyanları ve tanıkların beyanları alınmış ve daha önce rapor alınan bilirkişiden 06/06/2024 tarihli ek rapor alınmıştır. Rapora itiraz edilmesi üzerine farklı bir bilirkişiden 02/12/2024 tarihli rapor alınmış ve raporda, davalının davacıya mal teslimini ispat edememesi nedeni ile davacının 38.753,80 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davacı şirket yetkilisi ...’ün işlemler sırasında askerde olduğunu beyan ettiği, onun yerine şirketi temsil yetkisinin Kayseri 4. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye nolu vekaleti ile ...’a verildiği ve bu kişi tarafından ticari işlemlerin yapıldığı ve bu şekilde davacının defter kayıtları ile de sabit olduğu üzere davalıdan fazla ödeme nedeni ile 38.753,80 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça Whatsapp görüşme kaydına göre taraflar arasında mutabakat olduğu iddia edilse de bu hususun davacı tarafça kabul edilmediği ve davalının yazılı delil ile de iddiasını ispat edemediği görülmüştür. Tarafların delilleri arasında yemin delilinin olması nedeni ile davacıya kredi kartı ile 4000 TL ödeme iddiası yönünden, davalıya da ödeme, malların iadesi ve mutabakat iddiası yönünden yemin delili hatırlatılmış olmasına rağmen tarafların yemine başvurmadıkları görülmüş, yukarda açıklanan şekilde davacının davasını 38. 753,80 TL yönünden ispat ettiği değerlendirilmiş ve böylece, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.753,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen asıl alacak bedeli olan 38.753,80 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.753,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen asıl alacak bedeli olan 38.753,80 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3- Davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı taraf, müvekkilinden birden fazla kez ürün satın almış ancak son aldığı ürünleri hiçbir hukuki gerekçe olmadan müvekkile iade etmek istediğinde bu isteği kabul edilmediğini ve davacı iade isteği kabul edilmediğinden işbu icra takibini başlatma gereği duyduğunu, müvekkilinin davacı tarafa bir borcu olmayıp, davacı taraf müvekkilden satın aldığı ürünleri kendi müşterilerine satamadığından zararını bu şekilde müvekkilden çıkarmak istediğini, dosya gelmiş olduğu durum göz önüne alındığında tanık beyanları ile de sabit olduğunu, davanın tanığı ... de aralarında hem kardeşinin hem kendisinin ürünler satın alındığını, aralarında sürekli olarak bir ticari ilişki olduğu, eksik ürün geldiği veyahut iade edildiğine dair tanıklıkta bir ifade vermediğini, şirket hattının kendi aralarında kullanıldığı da net bir şekilde ifade isticvap sonucu şirket yetkilisinin 10/01/2024 tarihli duruşma tutanağında alınan ifadesinde "askerde olduğı dönemde şirket hattının... isimli şirket çalışanına bıraktığı , kullanılan ve borcun olmadığına dair yazışmaların yapıldığı hattın şirket hattı olduğu ve yazışmaların şirket yetkililerince yapıldığı ifade edilerek kabul edildiğini, müvekkili ile yapılan yazışmaların şirkette taraflar arasında ki ticaretin nasıl döndüğünü bilen bir kişi tarafından yapıldığını, sonuç olarak şirket yetkilisi veyahut muhasebecisi tarafından yapıldığı telefonun da şirket adına kullanıldığı tanık ifadeleri ile sabit olduğunu, şirket yetkilisi de isticvap sonucu bunu teyit ederek ikrar ettiğini, yapılan yazışmalarda görülmektedir ki tarafların arasında bakiye borcunun kalmadığı, kalan borcun açılan icra takibine oranla çok düşük bir miktar olduğu konuşulduğunu, dosya üst mahkemeden bozularak yerel mahkemeye geri geldiğini, alınan bilirkişi raporlarında da "Mahkemece depo fişleri dosya içerisine fiziki olarak alınmadan davalı tarafa fişleri fiziken dosyaya sunması için süre verilmeden depo fişlerindeki tarihlerin takip tarihinde öncemi sonramı olduğu belirlenmeden takip tarihi öncesi düzenlenen depo fişlerindeki imza ve isimlerin davalı şirket çalışanları ve temsilcileri olup olmadığı hususunda davacı tarafa isticvap edilmeden karar verildiği görülmüştür." mahkemece öncelikle belirtilen hususlarda davacı tarafa isticvap edilerek depo fişlerinde imza ve isim bulunan kişilerin şirketlerinde çalışıp çalışmadığı sorularak isim ve imza inkarı durumunda fişlerde ismi ve imzası bulunan şahısların davacı şirkette çalışıp çalışmadığı yönünde SGK ve ilgili kurumlardan bir araştırma yapılarak fişlerdeki ürünlerin davacı şirket çalışılanlarınca teslim alınıp alınmadığı teslim alınmış ise taraflar arasındaki alacak borç durumu hususunda bilir kişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterince araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır" denilerek bozulduğunu, 06.06.2024 tarihli tüm tanık anlatımları ve depo fişleri ve telefon görüşmeleri dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi ek raporunda "depo fişleri dikkate alındığında bakiye borcun son verilen ürünlere ait olduğu kabulü gerekeceğinden takibe konu borcun olmayacağı kanatine varılmıştır denilerek rapor düzenlendiğini, ancak mahkeme tüm dosya kapsamında üst mahkemenin isteği gibi tüm delillerin ve tanık anlatımlarının değerlendirilerek hazırlanan bilirkişi raporunu hüküm kurmaya elverişsiz bulduğunu ve yeni bir bilirkişiden rapo alıubması için mali müşavir bilirkişiye dosyayı tevdi ettirdiğini, ancak 02/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi sunulmuş olan ticari delil incelemesi yaparken bazı hususları gözardı ettiğini, SGK kayıtlarında kişilerin işyeri kaydının olmaması müvekkil davalının takibini yapabilceği bir husus ve yetkisi dahilinde bir konu olmadığını, tarafların anlaştıklarını, söz konusu ürünler sorunsuz şekilde davalıya teslim edildiğini, teslim işlemini gerçekleştiği gerek tanık beyanlarıyla gerekse şirket yetkilisinin sunulan isticvap ile ikrarında, gerek sunulan fişlerle halizhazırda sabit olduğunu, sunulan fişlerin hepsinde davalıya ait şirket çalışanlarının teslim aldığına dair imzalar mevcut olduğunu, ancak bilirkişi bu hususları dikkate almadan ''mal teslimi hususu somut olarak teslim edilemedi.'' ifadelerini kullandığını, hakkaniyete ve gerçeğe aykırı olan bu beyanların tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, konuyla alakalı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/15850 E. 2014/355 K. Sayılı kararında “…Mahkemece, davalının ticari defter ve belgelerine göre fatura bedellerinin davacıya ödendiği, davalının sözleşmedeki edimini yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Usulüne uygun tutulmuş ticari defterler sahibi lehine delil teşkil eder.'' hükmü kurulduğunu, yerel mahkeme tanık anlatımları ve teslim ve depo fişleri göz ardı edilerek hazırlanan bilirkişi raporunu baz alarak karar vererek hata yaptığını, zira dosyanın bozulma nedeni zaten eksik inceleme yapılarak karar verilmesi iken yerel mahkemece yine aynı eksik incelemeler yapılarak alınan bilirkişi raporuna uygun karar verilmesi dosyanın üst mahkemeye bozulması için tekrardan başvurma zaruretimizi doğurduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1062 E - 2025/583 K sayılı ilamının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, ticari satımdan kaynaklı alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davalının ödeme savunmasını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi de gözetilerek ispat edilen alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/06/2025 tarih ve 2022/1062 E - 2025/583 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 2.647,27 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 662,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.985,27 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 02/10/2025