T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1285
KARAR NO: 2025/1354
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/05/2025
ESAS NO: 2024/959
KARAR NO: 2025/439
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 27/06/2025
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2025 tarih ve 2024/959 Esas - 2025/439 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yurt dışındaki firmalara ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye'de üretim yaptırıp ürettirdiği malları anlaşma yaptığı şirketlere ihraç eden ve aradaki fiyat farkından kazanç sağlayan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin merkezi İngiltere'de bulunan ...Ltd. şirketine pizza kutusu ihraç etmek üzere anlaştıklarını, bu doğrultuda müvekkili şirketin, merkezi İngiltere'de bulunan ...Ltd. müşteri şirketine ihraç etmek üzere çeşitli özellikler ve ölçülerde toplam 1.381.156 adet pizza kutusu üretimi için Davalı ...A.Ş. ile anlaştığını ve bu kapsamda 15 10.2023 tarihinde 1.500.000-TL'lık bir ön ödeme yaptığını, işbu ödemenin davalı şirkete cari işlendiğini, davalı şirket ile yazılı olarak sözleşme imzalanmadığını fakat sözleşme mahiyetinde proforma faturaların söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete ön ödeme yapmasına rağmen ödeme anında davalı tarafından hiçbir kutu teslim edilmediğini, müvekkilinin akdettiği anlaşma neticesinde davalı tarafından pizza kutularının üretilip teslim edilmesini beklerken davalı tarafın müvekkilinin ticaret yaptığı ve anlaşma sağladığı ...Ltd. 'ye pizza kutusu sattığını öğrendiğini, davalı tarafın dava dışı şirkete sattığı malların müvekkilin siparişi üzerine üretilen mallar olduğunu, davalı şirket ücretini aldığı ve ürettiği malları müvekkiline vermek yerine dava dışı şirkete gönderdiğini, müvekkilinin sipariş verdiği pizza kutularının üretilmesine rağmen müvekkiline teslim edilmediğini ve doğrudan dava dışı şirkete satıldığını, gelinen noktada davalı şirketin hedefinin müvekkilini aradan çıkararak dava dışı şirket ile ticaret yapmak olduğunu, müvekkili şirketin pizza kutusu satacağı ...'un ihtiyacı olan kutuları davalı şirketten karşıladığı için de müvekkilinin davalı şirkete sebepsiz yere ödeme yaptığını, bu nedenle Bakırköy 9. Noterliğinin ... tarih ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeden döndüğünü davalı borçluya bildirdiğini, müvekkilinin ödeme yaptığı miktara ilişkin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/319 E. Sayılı dosya ile dava açtığını, dava devam ederken tarafların davalı tarafa ödenen ücrete ilişkin mutabakat sağladıklarını, müvekkilinin icra takibine konu alacakla sınırlı olmak üzere davadan feragat edilmiştir. Müvekkilinin o dönem ticarete zor durumda olduğu ödemesi gereken çekleri olduğu için icra takibine konu alacak yönünden anlaşma yapmaya karar verdiğini, davalı tarafın eylemleri ile müvekkilinin hem fiili zarara uğradığını, hem de yoksun kaldığı kâr sebebi ile zarara uğradığını belirterek davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyen ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesine, davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine duruşma yapılmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının daha önce Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/319 esas sayılı dosyasında açmış olduğu davadan "istem ve iddialarıyla birlikte feragat etmesi", bu davanın usulden reddini gerektirdiğini, feragatın kesin hüküm etkisi doğurduğunu, davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ndeki davada, müvekkili ile olan ticari ilişkilerinden kaynaklanan tüm taleplerinden feragat ettiğini ifade ettiğini, bu feragatın, davacının haksız rekabet iddiaları ve zarar talepleri de dahil olmak üzere tüm maddi vakıaları kapsadığını, işbu davada ileri sürülen maddi ve hukuki vakıaların, feragat kapsamındaki vakıaların aynısı olduğunu, müvekkilinin, dava dışı ...Ltd. firması ile tamamen bağımsız ve kendi ticari stratejileri doğrultusunda bir ticari ilişki kurduğunu, davasından ve davasındaki tüm iddia ve ferilerden feragat eden, müvekkilinden borç alan ve borcunu ödemeyen davacı şirket yetkilisinin feragat ettiği iddialara dayanarak tazminat isteminde bulunmasının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/319 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu dava ile iş bu davanın konularının aynı olduğu ve davacının 2024/319 esas sayılı dosyada 20/05/2024 tarihli feragat dilekçesi sunduğu, feragat dilekçesinin içeriği incelendiğinde, davacının "söz konusu dosyalara gerekçe gösterilen istem ve iddialarla beraber alacaktan ve ferilerinden de feragat ettiklerini" beyan ettiği görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 303/1 maddesinde; "bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmü yer almaktadır.
Maddi anlamda kesin hükmün menfi etkisi, kesin bir biçimde karara bağlanmış olan davanın ikinci kez açılamamasıdır. Nitekim HMK'nın114/1-i maddesine göre kesin hükmün bulunmaması dava şartıdır. Dolayısıyla açılmış olan bir davaya ilişkin daha önceden verilmiş olan kesin kararın bulunması, dava şartı bağlamında usuli bir itiraz oluşturur. Bu haliyle dava şartı olarak gözetilen kesin karar bulunmaması şartı yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken bir itiraz sebebi teşkil eder ve varlığı halinde usuli redde sebebiyet verir.
Maddi anlamda kesin hükmün müspet etkisi, daha önce açılmış bir dava sonucunda verilen kararın kesinleşmesiyle birlikte, davanın yeniden uyuşmazlık konusu yapılamaması, kesin hükmün kesin delil niteliği taşımasıdır. Bu bağlamda daha önce açılan bir dava neticesinde verilen kararla lehine kesin karar oluşan kişinin, yeniden aynı olguları ispatlayıp, haklılığını kanıtlamaya ihtiyaç duymamasıdır. Zira verilmiş ve kesinleşmiş olan karar, onun haklılığını ispatlamakta yeterlidir. Böylece kesin hüküm hukuki güveni temin eder. Zira kesin hüküm, hem kişiler hem de devlet için hukuksal durumda istikrar sağlar. Hukuksal güvenlik ve yargı erkine güven, kesin hüküm kurumu ile sağlanır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 9.4.2003, 20-266/285 tarihli kararı)
Somut olayda davacı tarafça daha önce açılarak hükme bağlanan ve kesinleşen Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/319 Esas - 2024/513 Karar sayılı davada verilen kararın kesin hüküm teşkil etmesi nedeni ile..." gerekçesiyle Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın HMK 114/1-i maddesi uyarınca KESİN HÜKÜM NEDENİYLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE,karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen bu kararın haksız ve hatalı olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/319 Esas sayılı açılan davanın konusu ile iş bu davanın konusunun farklı olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/319 Esas sayılı dosya Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı İcra takibine yapılan itirazın iptali talepli bir dava olduğunu, olay örgüsünün benzer olmasının talep ve sonucunun ve konusunun aynı olduğu anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin, davalı şirket ile yaptığı sözlü akite göre davalı tarafça yapılacak pizza kutuları karşılığında davalı şirkete 15.10.2023 tarihinde 1.500.000-TL’lik bir ön ödeme yaptığını, söz konusu tutarın o günkü TCMB sterlin kuru (33.9103-TL) üzerinden 44.235 GBP olarak çevrilerek davalı tarafça cari olarak işlendiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/319 E. sayılı dosya devam ederken müvekkilinin iktisadi olarak çok zor durumda kaldığını, davalı şirketin müvekkiline olan borcunun bir kısmını ödemeyi teklif etmesine rağmen müvekkilinin zor durumda olması sebebi ile teklifi kabul ederek dava konusu icra takibinden feragat etmeyi kabul ettiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/319 E. sayılı davada " haksız rekabetten kaynaklı müvekkilinin uğradığı zarar"a ilişkin bir talep olmadığı gibi bu alacaktan da feragat edilmediğini, davalı şirket ile dava dışı ...Ltd. arasında daha önce hiçbir temas, ticaret, kontak olmadığı halde davalı tarafından müvekkilinin ticari sırları kullanılarak dava dışı ...Ltd. Şirketine ulaşıldığını ve müvekkili şirketin teklifinden daha düşük bir teklif verilmek sureti ile müvekkilinin dava dışı şirketi ile olan tüm ticareti akamete uğratıldığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada olay örgüsünde elbette değinildiğini, ancak iki davanın konusunun birbirinden farklı olduğunu, müvekkili şirketin davalı borçlu ile aralarındaki kutu üretim sözleşmesini, müşterisi olan ...Ltd. şirketine davalıya ürettirdiği kutuları ihraç edebilmek amacıyla akdettiğini, müvekkilinin müşterisiyle daha önce hiçbir ticareti bulunmayan davalı şirketin, müvekkilini aradan çıkartarak müvekkilinin verdiği fiyatın çok daha altına sözleşme konusu pizza kutularından üretip dava dışı üçüncü şirkete ihraç ettiğini, aynı zamanda davalı tarafın müvekkili şirketi kötüleyerek dava dışı şirket ile arasındaki ticareti bozmaya çalıştığını, söz konusu hususun davalı şirketin muhasebe kayıtlarından, ticari defterlerindeki kayıtlardan, şirketin Ticaret Bakanlığı Gümrük Çıkış beyannamelerinden, Ticaret Bakanlığı İhracat beyannamelerinden anlaşıldığını beyan ederek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen yahut re'sen gözetilecek nedenlerle istinaf talebinin kabulü ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/959 E. 2025/439 K. sayılı kararının kaldırılmasına, müvekkilinin zararının tespit edilerek davanın kabulüne yargılama gideri ile ücreti vekaletin davalı üzerine tahmiline, bu mümkün olmadığı takdirde Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/959 E. 2025/439 K. sayılı kararın bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinafa cevap dilekçesinde arz ve izah edilen nedenler ve dairenizce resen göz önünde bulundurulacak hususlarla, davacının istinaf başvurusunun reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, davacının haksız rekabet nedeniyle mahrum kaldığı kar kaybının tazmini istemidir.
Davacı tarafından davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde, 56.634,07 USD alacak talep edildiği, takibin dayanağı olarak cari hesap belirtildiği görülmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
6100 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK'nın 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. - 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, C. V, s. 4980 vd.).
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C. V, s. 5051- 5053).
Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder. (6100 sayılı Kanun m.303/1,2) Aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder. Aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3108 E., 2021/380 K.; 09.02.2021 tarihli ve 2016/(7)9-1247 E., 2021/54 K.; 17.11.2020 tarihli ve 2016/(7)9-1867 E., 2020/908 K. ve 15.09.2020 tarihli ve 2017/(22)9-1293 E., 2020/588 K. sayılı kararlarında da yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; iş bu davanın davacının davalıya karşı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/319 esas 2024/513 karar sayılı dosyasında davacının davalıya pizza kutuları için ödediği ve fakat teslim edilmeyen malın bedeli isteminde bulunduğu, bu davada feragat nedeniyle red kararı tesis edildiği anlaşılmıştır. İşbu davada ise davacının davalının haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ettiği eyleminden kaynaklı zararının tazmini talebinde bulunduğu anladığından davanın esasına girilerek taraf delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerekirken kesin hüküm dava şartı yokluğundan usulden red kararı yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/05/2025 tarih ve 2024/959 Esas - 2025/439 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 25/06/2025