T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1287
KARAR NO: 2025/1362
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/12/2024
ESAS NO: 2024/769
KARAR NO: 2024/667
DAVANIN KONUSU: Tazminat (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 27/06/2025
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ve 2024/769 Esas - 2024/667 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın, davacı müvekkilin tek kardeşi olup kendisinin sadece ev hanımı olduğunu, diğer davalı ...'ın ise uzunca süre, müvekkilinin babasından bu yana devam eden ve aile şirketi olan ...'nin müdürü olarak görev yaptığını ve bu şirketteki çalışması nedeniyle emekli olduğunu, davalılar ... ve ... arasında karı-koca ilişkisi mevcut olduğunu, ...'nde müvekkilinin murisi anne ve babasının %50'şer oranda hisse sahibi iken müvekkilinin babasının vefat ettiğini, müvekkili ve kardeşi olan davalı ...'ın, anneleri ... ile birlikte bahse konu şirkette hisse sahibi olduğunu,... tarihli ve ... sayılı ticaret sicil kaydında müvekkilinin babası ...'ın vefat etmesinden sonra murise ait hisseler veraseten hisse devri kararı ile müvekkilinde içinde bulunduğu hissedarlara devredildiğini, aynı sicil kaydında ise muris ... ile ...'ın müdürlük görevleri sona ermiş ve sadece müvekkil ...'ın şirketin temsile yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin kendisine ait hissesini kardeşine emaneten devrettikten sonra resmiyette olmasa da fiiliyatta ortak olduğu aile şirketine ait borçları doktorluk mesleğinden kazandığı parayla ve kendi adına kayıtlı banka hesabından ödemeye devam ettiğini, ayrıca şirkete ait ... adı altında gıda satımı yapılan bir işletme bulunmakta olduğunun bu marketten elde edilen gelirin bir kısmı, markette çalışan ve aynı zamanda davalı ... ile ...'ın oğlu olan ... tarafından müvekkilinin hesabına "markette biriken para" açıklaması ile gönderildiğinin bu ödemelerin ise hisse devirlerinin gerçek bir satış değil sadece muhafaza amaçlı (inançlı temlik) yapıldığını ortaya koymakta olduğunu, nitekim devir işleminin gerçek bir satış olsa idi müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde şirkete ait borçları kendi hesabından ödemesi beklenmeyeceği gibi şirkete ait market gelirlerinin müvekkiline gönderilmesi beklenemeyeceğini, davalı kardeş ...'ın, müvekkilinin memur olması hasebiyle kendisine bir süreliğine devredilen hisseleri tekrar müvekkile devretmemiş, müvekkilin iradesi dışında tasarrufta bulunarak şirket adına kayıtlı taşınmazların bir çoğunu rayiç değerin altında ve bedel almaksızın muvazaalı şekilde eşi olan diğer davalı ...'a devrettiğini, kalan malları ise rayiç değerinin altında yangından mal kaçırırcasına paraya çevirerek şirketin içini boşaltmış olduklarının bu tasarruflardan elde edilen miktardan da müvekkile hiçbir pay verilmediğinin bu nedenlerle davaya konu şirketin aktifinde yer alan taşınmazlar ile şirkete ait olup davalı ...'a muvazaalı şekilde devredilen taşınmazlarının 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, mümkün değil ise ihtiyati haciz konulmasına, haklı davamızın kabulü ile müvekkilin miras payı olan şirket hisselerinin tekrar kendisine devredilmemesi ve şirkete ait malların satılarak şirketin boşaltılması nedeniyle fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile uğranılan zararın şimdilik 10.000,00-TL'sinin (belirsiz alacak) müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'dan tazminine, yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...ltd. Şti, ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Kayseri Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı ... ve ...'nın davacının iddiası gibi bir tasarrufta bulunmuşlar ise zarar görenin davacı değil şirketin hükmi şahsiyeti olduğunu, bu aşamada davacının iddiası doğrultusunda davalı ... ve ...'ya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının husumet ehliyeti olmadığını, davacının öncelikle iddiasının hukuken doğru ise inançlı temlik gereği...ye devrettiği payın tasarrufunu iptal ettirip şirkete paydaş olacak, ancak bundan sonra şirket yöneticilerine karşı tazminat davası açacağını, şirket lehine hüküm doğarsa tazminatında şirketin olacağını, şu anda davacının herhangi bir taraf ehliyetinin olmadığını, davacının dosyaya ibraz ettiği dekontların şirketin önceki marketinden eşi ve kendisinin yaptığı alış verişlerin kısmi ödemesi olduğunu, davacının ve eşinin şirketin market işletmeciliğinden yaptığı alış verişten dolayı borçlarının halen mevcut olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Tüm bu genel açıklamalar ışığında dava konusu incelenecek olursa, davacı tarafından sunulan belgeler arasında dava konusu olay ile ilgili HMK'nun 202. maddesi uyarınca yukarıda sayılan niteliklerde inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge bir belge bulunmamaktadır. Yani davacı delil başlangıcı niteliğini taşıayan herhangi bir belge sunamamıştır. Davacının davalı ile aralarında inançlı işlem bulunduğu iddiasını ispat edemediği kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, iddianın ispatı noktasında yazılı delil başlangıcı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hukuka ve somut olaydaki mevcut delil durumuna aykırı olduğunu, HMK'nın 202. maddesi uyarınca, "Senede karşı senetle ispat zorunluluğu" kuralının istisnalarından biri "yazılı delil başlangıcı" olduğunu, yazılı delil başlangıcının, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat etmeye yeterli olmamakla birlikte, hukuki işlemin varlığına işaret eden, karşı tarafça verilmiş veya gönderilmiş yazılı belge niteliğinde olması gerektiğini, bu belgelerin, hisse devrinin görünürde tamamlanmasına rağmen, müvekkilinin şirketteki fiili etkinliğinin ve mali sorumluluğunun devam ettiğini, dolayısıyla hisse devrinin gerçek bir devir olmadığı ve müvekkilinin doktor olması sebebiyle emekli olduktan sonra geri almak üzere emaneten hisselerini devrettiği yönündeki iddiasını destekleyen oldukça güçlü yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, sunmuş olduğu belgeler, şirket kayıtları, banka dekontları ve resmi tutanaklar, müvekkilinin şirketle olan mali ilişkisinin hisse devrinden sonra da devam ettiğini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösterdiğini, bu durumun, hisse devrinin sırf görünüşte yapıldığına dair iddiaları için güçlü bir başlangıç teşkil ettiğini, belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen nedenlerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/667 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, dosyanın, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gereken belgeler ve diğer deliller çerçevesinde, davanın esası hakkında yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacının davalı limited şirketteki miras payına binaen sahip olduğu şirket hisselerini davalı kardeşi ...'ye kendisine iade edileceği inancıyla devrettiğini, şirketin gizli ortağı olduğunu iddia ettiği, tazminat talebinde bulunduğu görülmüştür.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı işlem kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa inançlı işlem iddiasının ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Davacı serbest iradesi ile şirket hissesini davalı ...'ye devir ve temlik ettiğini kabul ve beyan etmiş, fakat hissenin kendisine geri verileceği inancıyla devrettiğini iddia etmekle bu hususun ispat yükünün davacıda olması, bu iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispatla yükümlü olmalarına karşın ispat edememiş olduğu, tanık beyanlarıyla bu iddialarının ispatının usulen mümkün olmaması, inançlı işlemin ispatına ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu, davacının bu hususu yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, taraflar arasındaki inançlı işlemi ispata yarayacak yazılı delil bulunmadığı, esasen yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemeyeceği, davacının davasının yasal, yazılı, kesin ve yeterli delil ve belgelerle ispatlanmadığından ve davacının yemine delili yönünden istinaf talebinde bulunmadığı görülmekle davanın reddi gerektiği sonucuna varılmış bu nedenlerle de davacı vekilinin istinaf sebeplerinin haklı ve yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/12/2024 tarih ve 2024/769 E. - 2024/667 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2025