T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/730
KARAR NO: 2025/821
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2025
NUMARASI: 2022/39 E. - 2025/61 K.
DAVANIN KONUSU: Ayıp nedeniyle misli değişim bedel indirimi onarım
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/04/2025
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/01/2025 tarih ve 2022/39 E - 2025/61 K kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin... marka... model aracı davalı ...' dan aldığını, aracın henüz 6.000 km' de yağ yakmaya başladığını, servis bakım ve onarımlarının davalı...' da yapıldığını, 45.000 km de iken aynı sorun iletilerek kayıt altına alındığını, aracın garantisinin devem etmesi nedeniyle distribütör davalı ...' ya araçta imalat ve gizli ayıp olması nedeniyle yazılı başvuru yapıldığını, davalı tarafından ikame araç temin edildiğini, davalı genel müdürlüğüne ve yetkili servise bu durumun defalarca kez sözlü ve yazılı olarak bildirildiğini, davalı...' a teslim edilen aracın rızaları dışında sökülen motorun 2.318,00-TL ' de ücret ödenmesi sonrası teslim edildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/542 D.iş sayılı dosyası ile delil tespitinde bulunulduğunu, müvekkili şirket tarafından 510,50-TL mahkeme masrafı yapıldığını, açıklanan tüm bu nedenlerle ... plaka sayılı... marka ... aracın, araçtaki ayıplar nedeniyle ayıpsız bir misliyle değiştirilmesi, araç kiralama bedelinin iadesi ve aracın kullanılamamasından kaynaklı zararların tazmini, aracın onay alınmadan motorunun sökülmesi nedeniyle motorun geri toplanma bedeli ve yakıt ücretinin iadesi, değişik iş dosyasından yapılan masrafların iadesi ile aracın ayıptan kaynaklı servise ödenen ücretin iadesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davanın öncelikle zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımına dair itirazla saklı kalmak üzere, davacının ayıp ihbar sürelerine de riayet etmeden dava açmış olup bu süreler hak düşürücü mahiyette olduğundan davanın bu sebeple de usulden reddi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu(“TTK”) hükümleri uyarınca müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, pasif husumete ve ayıp ihbar süresinin geçirildiğine ilişkin itirazları baki kalmak kaydıyla, davacının talebini açık ve net bir şekilde ortaya koyamadığını, harca esas değeri de eksik gösterilmiş olup hem talebini netleştirmesi hem de harca esas değerini tamamlaması için kesin süre verilmesi aksi halde davanın reddini talep ettiklerini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi eliyle 2021/452 D.iş dosyası kapsamında yapılan tespit usul ve yasaya aykırı şekilde davalı şirkete tebligat yapılmadan ve davalı şirket yokluğunda gerçekleştirildiğini, bu nedenle objektiflikten uzak şekilde sadece davacının iddiaları esas alınarak tanzim edilen bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edilmiş olup delil niteliğine haiz olmadığını, davacının iddialarının ve delil niteliğine haiz olmayan bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, ayrıca giderilen sorunlar tekrar etmediğinden ve sorun bizzat kullanım hatasından kaynaklandığından davacının iddia ve talepleri hukuka aykırı olduğunu, görülen bu deformasyonların ana sebebi davacının kullandığı yakıtın kalitesizliği olup davacı kendi kusuru ile sebep olduğu sorundan kaynaklı olarak müvekkilinden talepte bulunamayacağını, kullanım hatasının garanti kapsamı dışında olduğunu, bir an için ayıbın kabulü halinde ise davacının seçimlik hakkını “orantısız” şekilde kullanması TBK’ya ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğundan ayıpsız misli ile değişim talebi ve diğer taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş.vekilinin cevap dilekçesinden özetle; müvekkilinin aracın satıcısı veya distribütörü olmadığını, işbu dava bakımından husumeti bulunmadığını, davacının iadesini talep ettiği 2.318,57-TL' lik masrafın müvekkili şirket servisinde gerçekleşen arıza tespit işleminin karşılığı olduğunu, haksız şeklide alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin ayıp konusunda husumeti bulunmadığından kiralama bedelinden sorumlu tutulamayacağını, davacının aracı servise bırakmasının akabinde işlemlerin uzun süreceğinin öngörülerek kendisine araç teslim edildiğini, davacının aracın onarımına onay vermemesi ve bu hali ile müvekkili şirketin aracın ayıplı olması iddiasındaki kullanılacak seçimlik haklar konusunda talebi distribütör firmaya iletmekten başka yapabileceği bir husus olmamasına rağmen aracının almaktan imtina ettiğini, davacıya ait aracın 3 aylık süre sonunda gerekli masrafların ödenmesi akabinde motorunun tekrar monte edilerek teslim edildiğini, aracın ayıplı olmasından kaynaklanan taleplerden müvekkili şirketin sorumlu olmaması sebebiyle bu taleplerinin fer'i olan araç kiralama bedelinden müvekkili şirketin sorumluluğu olmaması gerektiğini, müvekkili şirketin seçimlik haktan dolayı husumetinin bulunmadığını, müvekkilince tahsil edilen 2.318,57-TL' nin arıza tespit ücreti kapsamında olduğunu, haksız olarak alınmadığını, bu nenenle davanın müvekkili şirketi yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinden özetle; yokluklarında yapılan keşif neticesinde düzenlenen tespit raporunun delil niteliği olmadığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/452 D. İş sayılı dosyasında yapılan keşfin taraflarınca tebligat yapılmadan yokluklarında icra edildiğinden ve ayrıca hazırlanan bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edilmediğinden; hukuka aykırı tespit raporunun huzuraki davada delil olarak kullanılması usul açısından mümkün olmadığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını,
aracın motorunda anormal yağ tüketimi olup olmadığının anlaşılabilmesi üretici tarafından belirlenen yakıt tüketimi ile ilgili testlerin 100 km’lik mesafelerde yapılıp lt/100km. olarak ölçülürken motor yağı tüketim değerleri 1000 km’lik mesafelerde yapılıp lt.1000km. olarak ölçümlendiğini, bu nedenle de araçla toplam 1018 km boyunca yol testi yapıldığını,
aracın test için kullanıldığı mesafe 1018 km olduğunu, davaya konu edilen servise ödenen 2.318,57 TL’lik toplam tutarın 491,47-TL‘sinin bu 1018 km’lik test süresince araca alınıp konulan yakıt ücreti olduğunu, yapılan yol testi sonrasında serviste araçtan çıkan motor yağı ölçek kabına alınmış ve ölçümleme yapıldığını, aşağıdaki yağ tüketim protokol evrakında da görüleceği üzere araca test öncesinde doldurulmuş olan yağ miktarı 3583 gram iken 1018 km’lik yol testi sonrasında araçtan çıkan motor yağ miktarı 3136 gram olarak ölçüldüğünü, böylece araçta 1018 km’lik test sürüşü sırasında motorda 447 gramlık bir yağ tüketimi olduğu tespit edildiğini, elde edilen ölçüm değerleri ve inceleme sonuçları ile birlikte... Otomotiv atölye formeni...’nden teknik görüş almak adına teknik sorguda bulunulduğunu, bu sorgu yetkili servis teknik birimi tarafından incelendiğini, inceleme neticesinde kullanılan kötü yakıt kaynaklı olduğu yetkili servis tarafından da somut olarak görülmüş olsa da üretici firma olan ...’dan da teknik görüş istendiğini, üretici firma piston tepelerindeki hasarlanmaların uygun olmayan yakıt kaynaklı olduğu yönündeki teknik görüşlerini bildirdiğini, üretici firma tarafından teknik olarak arızanın çözümü için motorun değiştirilmesi gerektiği, aracın garantisinin sona erdiğinden müşteri ödemeli işlem yapılması gerektiğini bildirdiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu ve araçtaki ayıbın giderimi için motor değişimi yapılmış olmasının araçta 13.071,58-TL değer kaybı meydana getireceği bilirkişilerce tespit olunmakla ve TBK' nın 221/2 maddesi gereğince davacının satış bedelinden ayıp oranında indirim isteyebileceği gözetilerek 13.071,58-TL'nin davalılar ... ve ...' dan tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından araç onarım süresi için araç kiralandığı belirtilerek 12.000 TL araç kiralama bedelinin davalılardan tahsilini talep etmişse de; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/44124 soruşturma dosyasında davacı vekilinin şikayet dilekçesinden anlaşıldığı üzere, servis tarafından aracın motorunun değişimi için kendilerinden 19.288 TL talep edildiği, onay alınmadan işlemlere başlanmayacağının bildirildiği,kendilerinin de aracın garantili olduğu belirtilerek misliyle değişim taleplerinin olduğunu bildirdiklerini beyan ettiği,...müdürünün alınan beyanından da, aracın motor aksamında hasar olduğunun ve onarım ücretinin %80 inin distribütör firmanın karşılayacağının davacı tarafa bildirildiğini,... isimli şahsın onarım masrafının tümünün firma tarafından karşılanmasını aksi halde onay vermeyeceğini belirttiğini, onay verilmeden tamire başlanılmadığına dair beyanı ile davalı... tarafından Kayseri 13.noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarıyla, aracın teslim alınmasının davacıya ihtar edildiği gözetildiğinde, aracın uzun süre serviste kalmasının davacının kusurundan kaynaklı olduğu ve bu nedenle araç kiralama bedelinin davalılardan talep edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafından, tespite ilişkin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/452 D.iş sayılı dosyasının işbu dosyanın eki niteliğinde olduğu, işbu dosyada yapılan masrafların yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerektiği ve davacı tarafça 30/11/2023 tarihli talep açıklama dilekçesinde tespit masrafının ... A.Ş.'den tahsili talep edilmişse de ilgili tespit dosyasının incelenmesinde, talebin kısmen kabulü ile yalnızca aracın ayıplı olduğunun tespiti talebi yönünden tespit yapıldığı gözetildiğinde davalı... servisi delil tespiti masrafından sorumlu tutulamayacağından...A.Ş.' ye yönelik tespit masrafları talebinin reddine karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; Davacının bedelden indirim talebi ve araç onarım tazminatı talebinin KABULÜ ile, 13,071,58-TL bedelden indirim tazminatı ile 29.150,89-TL onarım tazminat miktarı toplamı 42.222,47-TL' nin dava tarihi olan 14/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...A.Ş ile ... A.Ş' den müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, Aracın motor aksamının sökülüp takılması için ödenen 1.868,00-TL' nin davalı...A.Ş.' den dava tarihi olan 14/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiliyle davacıya verilmesine, Davacının araç kiralama belediline ilişkin talebinin reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin tespite ilişkin 2021/452 D.iş sayılı dosyasının işbu dosyanın eki niteliğinde olduğu, işbu dosyada yapılan masrafların yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafça 30/11/2023 tarihli beyan dilekçesinde tespit masrafının ... A.Ş.' den tahsilinin talep edildiği, aracın ayıplı olduğunun tespiti talebi yönünden tespit yapıldığı gözetilerek, davalı ... A.Ş.' nin bu masraflardan sorumlu tutulamayacağı, ... A.Ş.' ye yönelik tespit masrafları talebinin reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ...A.Ş. Vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemede yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davacının bedel indirimi ve onarım bedeli tazmini talebinin kabul edildiğini, aracın fatura tarihi itibariyle dava konusu aracın ithalatçısı müvekkili firma olmayıp, onarım da müvekkili firmaya ait işyerinde yapılmadığından, bedel indirimi ve onarım bedelinin tazmini talebinin müvekkili açısından reddi gerekeceği aşikar olduğunu, zira diğer davalılar ile de müvekkili firmanın bir bayilik ilişkisi bulunmayıp, ilgili borçtan müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, bu davada esasında müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmamakta olup,(ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla) ilamda hüküm altına alınan hukuki sonuçtan esasında müvekkilinin değil, diğer davalıların sorumlu olduğunu, yerel mahkemece bu husus tartışılmayıp değerlendirilmediğini ve tüm davalıların kusurlu olduğunun kabul edilerek sonuca gidildiğini, dava konusu araçtaki ayıp iddiasına ilişkin olarak ta bilirkişilerce hatalı değerlendirme yapıldığını, mahkemece de bu yöndeki itirazlarının denetime elverişli şekilde giderilmeden hüküm kurulduğunu, dava konusu araçta iddia edilen sorun üretim kaynaklı olmadığını, aracın yaklaşık 50.000 km'deyken araca yanlış yakıt koyulduğunu ve motorun arızalanıp kendi kendine stop edene kadarda yanlış yakıtla yol yapıldığını, bu hususta motorun hem ateşleme sistemi, hem silindirleri, hem contaları, hem de ilgili diğer motor bileşenlerine ciddi zarar verdiğini, ortada üretimden kaynaklı, fabrikasyon bir sorun zaten bulunmayıp, meydana gelen arıza tamamen kullanım kaynaklı olduğunu, bu sorunun ise araca ve motora ciddi hasar verdiğini, dosyaya rapor sunan sayın bilirkişilerce ise bu hususun adeta görmezden gelinerek bu tarihten sonraki arıza ve sorunların değerlendirilerek rapor hazırlandığını ve sonuca gidildiğini, dahası aracın periyodik bakımlarındaki gecikmelerde değerlendirilmediğini, yerel mahkemede yapılan yargılamada objektif ve denetime elverişli bir şekilde hem periyodik bakımın gecikmesi, hem de aracın yanlış yakıtla çalıştırılıp moturun tabiri caizse ölene kadar çalıştırılmasındaki davacının kusurlarının değerlendirilmeyip, sanki bu hususların aracın fabrikasyon üretim hatasıymış gibi sonuca varıldığın ileri sürerek yerel mahkeme ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Anonim Şirketi adına kayıtlı ... plaka sayılı... Marka ... Model Benzinli aracı 14.11.2018 tarihinde “sıfır km” olarak davalı... Anonim Şirketi'nden satın aldığını, aracın henüz 6.000 km de iken yağ yakmaya başladığını, İlk 15.000 km bakımından itibaren de benzer şikayetlerle her bakım öncesi yetkili servis davalı... Anonim Şirketi'ne sorunların söylenildiğini, 2020 yılı Ocak ayında, araç 45.000 km de iken... servisine aynı sorun iletilerek kayıtlarına zorunlu olarak geçirtildiğini, ... plaka sayılı... Marka ... Model Benzinli aracın bakım km’si gelmeden önce her defasında yağ sinyali uyarısı vermesinden sonra, aracın garanti kapsamında olması nedeniyle 08/07/2021 tarihinde davalı distribütör firma ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü’ne aracın durumunu açıklayıcı bir dilekçe gönderildiğini, işbu dilekçede "aracın değiştirilmesi, sorunun kesin olarak çözümü ve yaşanılan mağduriyetinin detaylı olarak anlatıldığını, davalı ... Anonim Şirketi'nce başvuru dilekçelerinin kabulünden sonra, 06/08/2021’de aracı teslim aldıklarını, aynı gün ...plakalı ikame aracın taraflarına verildiğini, ancak davalı firmaya başvuru yapılmasındaki asıl nedenin müvekkili şirkete ait olan ... plaka sayılı... Marka ... Model Benzinli araçta ilk 6.000 km’de yaşanılan sorunlar olduğunu, bu nedenle 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11. Maddesindeki seçimlik haklarımızdan “Satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesi” haklarını kullandıklarını, hem 08/07/2021 tarihinde ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü’ne gönderdiklerini dilekçelerini hem de Kayseri 8. Noterliğinin ...yevmiye numaralı ihtarnameleri ile açık bir şekilde bildirmiş olmalarına rağmen, davalı... Anonim Şirket'i, işbu ihtarlar dilekçeler ve sözlü görüşmelerden müvekkili şirketin motorun değiştirilmesi veya tamir edilmesi yönünde bir talebi olmadığını, müvekkili şirketin açık bir şekilde kanunun kendisine tanıdığı “Satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesi” seçimlik hakkı talebi olduğunu bildiği halde mevzubahis aracın motoru ilgili bir takım tamirat işlemleri yaptığını ve bu tamirat işlemleri sonucu taraflarına motorunun sökülmesi nedeniyle taraflarına 2.318,00 TL masraf çıkararak haksız bir şekilde işbu masrafları müvekkili şirketten talep ettiğini, işbu haksız masrafın taraflarınca ödenmemesi sebebiyle araç taraflarına teslim edilmemiş olup, müvekkili şirketin aracın teslim edilmemesinden kaynaklı her geçen gün mağduriyetinin arttığını, 09/11/2021 tarihinde davalı...Anonim Şirketi ve davalı ...Anonim Şirketi'ne mail gönderilerek ''Motorun geri toplanması için haksız olarak talep edilen 2.318,00 TL masrafın müvekkili şirket tarafından ödeneceği ve 2 iş günü içerisinde müvekkili şirkete ait ... plaka sayılı aracın teslimin yapılmasının talep edildiğini, akabinde 10/11/2021 tarihinde 2.318,00 TL davalı ... Anonim Şirketi hesabına yatırıldığını, 03/08/2021 tarihinde davalı ... Anonim Şirket servisine teslim edilen aracın 17/11/2021 tarihinde de defaatle aramaları sonucunda teslimi yapıldığını, müvekkili şirketin, aracında bulunan gizli ayıptan kaynaklı davalı distribütör firma ... Anonim Şirketi'nden defaatle TKHK kanun kapsamında seçimlik haklarından “Satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesi” hakkını kullandıklarını bildirmiş olmalarına rağmen ve arabuluculuk sürecinden önceki sözlü telefon görüşmeleri ve e-mail yazışmalarından sonra da davalı ... Anonim Şirketinin işbu taleplerini dikkate almadığını, bunun üzerine taraflarınca , 04/10/2021 tarihinde '' ... plaka sayılı... marka ...model benzinli 0 km satın alınan aracın araçtaki ayıplardan dolayı ayıpsız bir misliyle değiştirilmesi, araç kiralama bedeli, aracın kullanılmamasından kaynaklı zararların istemi'' talebiyle ... dosya numaralı Kayseri Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş olup, yapılan görüşmeler sonucunda davalı ... Anonim Şirketi tarafından taleplerinin haksız olarak reddedildiğini ve görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığını, davalı distribütör firma ... Anonim Şirketi'nin arabuluculuk görüşmeleri sonucu taleplerini reddetmesi ve davalı ... Anonim Şirket'inin bilgileri dahilinde olmadan ve onaylarının alınmadan dava konusu aracın motorunun sökülmesi sonucu taraflarından haksız olarak masraf talep etmesi; müvekkili şirketin de defaatle aracın taraflarına teslimini talep etmesine rağmen davalı servis... şirketinin araçlarının teslimini gerçekleştirmemiş olup; taraflarınca 28/10/2021 tarihinde araçta mevcut bulunan gizli ayıbın tespiti amacıyla Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi D.İş 2021/452 esas sayılı dosyası ile delil tespiti isteminde bulunulduğunu, işbu delil tespiti için müvekkili şirket tarafından mahkemeye 510,50 TL masraf yatırıldığını, İlk derece mahkemesi yapmış oldukları bu masrafı yargılama gideri olarak kabul etmediğini ve reddettiğini, ancak işbu delil tespitinin anılan yargılamada delil olarak kullanıldığını ve dosya içerisinde alınan bilirkişi raporlarıyla aynı niteliğe haiz olduğunu, anılan nedenlerle ilk derece mahkemesinin bu kararının hatalı olup kaldırılması gerektiğini, 17/11/2021 tarihinde araçlarını teslim aldıktan sonra; ... tarihinde aracın Kayseri-Ankara yolunda seyir halindeyken motorda arızanın meydana gelmiş olup araç yolda kalmış ve çekiciyle araç servise götürüldüğünü, akabinde araçlarının çalışır durumda bulunmaması ve servis tarafından taraflarınca teslimi talep edildiğinden mütevellit fatura bedeli 29.150,89 TL meblağın...A.Ş.'ne ödendiğini, müvekkili şirket aracının 0 km olarak satın almış olup, aracın henüz 6.000 km 'de iken yağ yakmaya başladığını, İlk 15.000 km bakımından itibaren de benzer şikayetlerle her bakım öncesi yetkili servis davalı... Şirketine sorunların söylenildiğini, mahkemece de takdir edileceği üzere 0 km olarak alınan araçta bu tarz sıkıntıların meydana gelmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup, araçta mevcut gizli ayıbın olduğu bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin her ne kadar bedelden indirim tazminatı yönünden kabul kararı vermiş olsa da, tutar aracın piyasa rayiç bedelinden değil, aracın satın alındığı 13.11.2018 tarihindeki değerinden hesaplandığını, bu tutarın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu araçla ilgili olarak dava dilekçelerinde ayıplı mala karşı kanuni seçimlik haklarımızdan olan "satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi" haklarını kullanmak istemiş iseler de, dava devam ederken dava konusu aracın üretiminin durdurulmuş olması nedeniyle taleplerinin ifasının imkansız hale geldiğini, bu nedenle taleplerinin araçtan dolayı oluşan zararın giderilmesi olarak değiştirildiğini, ancak yerel mahkemenin onarım ve bedelden indirim tazminatlarına hükmederken aracın satın alındığı tarihten hesaplama yaptığını ve 29.150,89+ 13.071,58 TL olmak üzere toplam 42.222,47 TL'ye hükmettiğini,
davaya konu aracın... Anonim Şirket'inde kaldığı süre olan 3 ay 4 gün boyunca başka araç/ araçlar kiralanması nedeniyle, 12.000,00 TL araç kiralama bedelinin talep edildiğini ancak mahkemenin taleplerini reddettiğini, davaya konu aracın şirket aracı olup, müvekkili şirketin 0 km olarak aldığı aracı devamlı arızalanması nedeniyle kullanamadığını, bu süreçte doğmuş olan bütün zararlardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu, ilk derece mahkemesinin araç kiralama bedeli taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurularının kabulü ile birlikte araç kiralama bedeli olan toplam 12.000,00 TL (Eylül-Ekim-Kasım 2021 tarihlerine ilişkin) ( Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) meblağın iadesi ve aracın kullanılmamasından kaynaklanan zararların faiziyle ödenmesine, yargılama gideri olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin D. İş sayılı delil tespitine ilişkin 510,50 TL ( Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) masrafın müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, bedelden indirim ve onarım tazminatlarının Yargıtay kararları doğrultusunda aracın piyasa rayiç bedeli dikkate alınmak suretiyle yeniden Nisbi metoda göre hesaplanarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ayıbın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı 14.11.2018 tarihinde satın aldığı araç hakkında zamanaşımı süresi geçtikten sonra işbu davayı ikame ettiğini, davanın öncelikle zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkeme bu hususu dikkate almadığını, zamanaşımına dair itirazlarının saklı kalmak üzere, davacı ayıp ihbar sürelerine de riayet etmeden dava açmış olup bu sürelerin hak düşürücü mahiyette olduğundan davanın bu sebeple de usulden reddi gerektiğini, ancak yerel mahkeme bu hususu dikkate almadığını, Türk Ticaret Kanunu(“TTK”) hükümleri uyarınca müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının iddialarının ve yerel mahkeme kararının aksine, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıbın bulunmadığını, ayrıca giderilen sorunlar tekrar etmediğinden ve sorunun bizzat kullanım hatasından kaynaklandığından davacının iddia ve talepleri hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının da hükme esas teşkil etmeye elverişli olmadığını, davacının 6.000-15.000-45.000-km’de yağ eksiltme şikâyetinin bulunmadığını, aracı satın aldıktan sonra yağ eksiltme şikayeti ile ilk girişini trafiğe çıkışında yaklaşık 2 sene sonra yapan davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının herhangi bir bilgi/belge sunmaksızın zarara uğradığı iddiası ile belirsiz ve tamamen varsayımsal bir şekilde talep ettiği bedellere itiraz ettiklerini beyan ederek istinafa başvurularının kabulüne, -temyiz haklarımız saklı olmak üzere- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/39 Esas, 2025/61 Karar sayılı, 17.01.2025 tarihli kararının müvekkili lehine kaldırılmasına, davanın reddine, aksi halde cevap dilekçesi ve dosyadaki tüm talepleri kapsamında karar verilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının aracında ayıp olarak nitelenecek bir sorun bulunmaması, kabul edilse dahi sorunun onarımla giderildiği ve iddia olunan hususların kullanım hatasından kaynaklandığı ve taleplerinin tamamen fahiş ve haksız olduğunu savunarak davacının istinafa başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava, ayıplı araç satışından kaynaklanan ayıp nedeniyle ayıpsız misli ile değişim aracın aşıp nedeniyle kullanılamamasından ötürü kiralama bedeli, aracın motorunun onay alınmadan sökülmesi nedeniyle ödenen bedel ve ayıptan dolayı servise ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir.
Davacı 30.11.2023 tarihli beyan dilekçesinde:
Davacı ... plaka sayılı... Marka ...model 0 km benzinli aracın ayıplı olduğundan bahisle
1-Aracın ayıpsız misli ile değişimini ... Anonim Şirketinden ve müteselsil sorumluluğu bulunan distribütör ... Anonim Şirketi'nden
2- 12.000 TL Araç kiralama bedelini satıcı... Anonim Şirketi ile müteselsil sorumlukları bulunan distribütör ... Anonim Şirketi ve yetkili servis...Anonim Şirketi'nden
3- Ayıplı Aracın onay alınmadan motorunun sökülmesi için ödenen 1.868,00 TL meblağı yetkili servis...Anonim Şirketi'nden
4- Ayıplı araçta mevcut bulunan ayıptan kaynaklı servise ödenen 29.150,89 bedeli satıcı... Anonim Şirketi ile distribütör ... Anonim Şirketi'nden
5-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin Değişik iş sayılı delil tespitine ilişkin 510,50 TL ( Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) tespit masrafının faiziyle tarafımıza iadesinin yetkili servis...Anonim Şirketi'nden talep etmiştir.
Davacının davaya konu aracı 13.11.2018 tarihli fatura ile ...Anonim şirketinden 130.715,81 TL karşılığında aldığı görülmüştür.
Davacı aracın yağ eksiltiğinden bu sorunun çözülmediğinden bahisle ayıpsız misli ile değişim talebinde bulunmuştur.
Dava konusu araç 13.11.2018 tarihinde satın alınmış olup, davaya konu araca 48.834 km'deki bakımda benzinli araca dizel olarak yanlış akaryakıt konulduğu, bu yanlış yakıt değişiminden sonra davacı tarafça yağ damlatma şikayeti ile 30.01.2020 (araç 53.125 km) 21.09.2020 (84.660 km), 21.12.2020 (araç 94.913 km) 03.08.2021 ( 114.681 km) tarihlerinde servise baş vuru yapıldığı davacının dosyaya sunduğu 08.07.2021 tarihli dilekçe misli ile değişim talep ettiği görülmüştür.
Davacı ile davalı ... arasında 13.11.2018 tarihli ticari nitelikte satım sözleşmesi olduğu sabittir.
Uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlığın çözümü açısından ilgili mevzuat ve kavramlara değinmekte fayda vardır.
Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun. 207 ve devamı maddelerinde satım sözleşmesine dair hükümler düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacıbakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.
" Alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223.maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
"Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde;
Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu
ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dâhi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu 2018/(15)6-1102 Esas 2021/1337 Karar)
Ayıp ihbarı def'i niteliğinde olup, bu hususun davalı tarafından ileri sürülmesi gerekmektedir. Ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı hususu resen dikkate alınamaz. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/10518 Esas 2020/7445 Karar)
Bilindiği üzere ayıp halinde alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK 227. Maddesinde sayılan haklar yenilik doğuran hak olup yenilik doğuran haklar; hak sahibinin hakkı tek taraflı hukuki işlem ile kullanması sonucunda mevcut bir hukuki ilişkiden farklı olarak yeni bir hukuki ilişki kuran veya mevcut hukuki ilişkiyi değiştiren ya da bu hukuki ilişkiyi ortadan kaldıran haklardır ve bu haklar dava yolu ile ya da tek taraflı hukuki işlem ile kullanılırlar, hak sahibinin tek taraflı irade açıklaması hukuki sonuç doğurmak için yeterlidir. Hak, kullanılmakla sonuç meydana geldikten sonra hak sahibi hukuki işlemden geri dönemez. Ayrıca bu haklar kullanılmakla da tükenirler. (Yargıtay 11. H.D 2019/4094 Esas 2021/3484 Karar Yargıtay 3. H.D 2023/389 Esas 2023/2348 Karar- 2023/1559 Esas 2024/353 Karar )
Seçimlik hak bir kez kullanılacak olup, ıslah sureti ile değiştirilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay 11. HD 2018/4145 Esas – 2020/1212 Karar ; 2019/296 Esas - 2019/7125 Karar ; Yargıtay 13. HD 2008/1735 Esas, 2008/7867 Karar. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2023/1458 Esas 2024/719 Karar; 6.Hukuk Dairesi 2022/285 Esas 2023/699 Karar )
Dava konusu araç 13.11.2018 tarihinde satın alınmış olup, davaya konu araca 48.834 km'deki bakımda benzinli araca dizel olarak yanlış akaryakıt konulduğu, bu yanlış yakıt değişiminden sonra davacı tarafça yağ damlatma şikayeti ile 30.01.2020 (araç 53.125 km) 21.09.2020 (84.660 km), 21.12.2020 (araç 94.913 km) 03.08.2021 ( 114.681 km) tarihlerinde servise baş vuru yapıldığı davacının dosyaya sunduğu 08.07.2021 tarihli dilekçe misli ile değişim talep ettiği görülmüştür. Ayıbın kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp olması nedeniyle ihbar süreleri bakımından TBK'nın 223. maddesinin uygulanması gerekmekte olup, ayıbın zincirleme olarak arızaya neden olduğu ve ihtar tarihi öncesinde toplam 4 defa yetkili servise de başvurulduğu anlaşılmasına göre, ayıp ihbarının süresinde olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 11. HD 2023/4457 Esas 2024/6516 Karar)
Davaya konu araç 13.11.2018 tarihinde satılmış olup garanti süresinin iki yıl olduğu görülmektedir. "Borçlar Kanunda düzenlenmiş olan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, bir akdi sorumluluk türü olduğundan, sadece satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerlidir. Bunun bir sonucu olarak, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna bağlı olarak alıcıya tanınan seçimlik haklar da (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, değiştirme hakları) alıcı tarafından satıcıya karşı ileri sürülebilecek haklar şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, alıcının, ayıba karşı tekeffüle dayanan seçimlik haklarını, satıcı dışındaki kişilere, yani satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmek suretiyle onları ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu tutması mümkün değildir. Aynı şekilde, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişileri, akdi sorumluluğu ilişkin genel hükümler (BK. md.96 vd.) uyarınca sorumlu tutması da mümkün değildir. Böylelikle alıcı, satıcı dışındaki üçüncü kişilere, BK. Md.96 vd. Hükümlerine dayanan bir tazminat talebi de yöneltemeyecektir. Her ne kadar, Tüketicinin Korunmasına İlişkin kanunun "ayıplı mal" başlıklı 4'üncü maddesinde, tüketici konumundaki alcının, ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik haklarını satıcı dışındaki üçüncü kişilere (üretici, ithalatçı, acente) karşı da yöneltebilmesi imkanı düzenlenmişse de, bu hüküm sadece bir tarafını tüketicinin oluşturduğu sözleşme ilişkilerinde (tüketici işlemlerinde) uygulama alanına sahip olduğundan, inceleme konumuzu oluşturan "tacirler arası ticari satımlarda" uygulama alanı bulamayacaktır. Sonuç itibariyle, inceleme konumuzu oluşturan tacirler arası ticari satımlarda, satıcının ayıplı mal teslim etmesi halinde, alıcının, akdi sorumluluğa dayanan talep haklarını, satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmesi mümkün değildir." (Yard. Doç. Dr. C. Salih ŞAHİNİZ, Tacirler Arası Ticari Satımlarda Satıcının Ayıplı İfadan (Ayıplı Mal Tesliminden) Sorumluluğu, 2008, 186-187 ss,) (Yargıtay 11. H.D 2023/541 Esas 2024/3849 Karar) Ancak İthalatçı firmanın ayıplı araçdan ötürü sorumlu olması için araca ait garanti belgesinde garantör sıfatının bulunması gerekir. (Yargıtay 11. HD 2022/5680 Esas 2024/2036 Karar)
Davaya konu aracın garanti süresinin 13.11.2020 tarihinde sona erdiği davacının garanti süresi içerisinde bahse konu ayıp için iki kez davalı servise baş vurduğu, dosyaya sunulan Garanti belgesinde davalı...nun imzasının bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla aracın ithalatçı konumundaki...nun satıcı ... ile birlikte alıcıya karşı sorumluluğu bulunmakta olup davacının dava açmadan önce ve dava esnasında kullandığı seçimlik hakları yönünden somut olayda inceleme yapılması gerekmektedir.
Mahkemece 13,071,58-TL bedelden indirim tazminatı ile 29.150,89-TL onarım tazminat miktarı toplamı 42.222,47-TL' davalılar ...A.Ş ile ... A.Ş' den müştereken ve müteselsilen tahsiline, araç kiralama belediline ilişkin talebinin reddine karar verdiği karara karşı davacı ve davalılar ... ile ...'nun istinaf yasa yoluna baş vurduğu görülmüştür.
Davacının aracı 22.01.2025 tarihinde dava dışı 3. Kişiye sattığı UYAP üzerinden alınan rapordan anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalıların misli ile değişim yapılması yönünde bir talepleri ve istinafları da bulunmamaktadır.
Dava, ayıplı araç satımından kaynaklanan misli ile değişim ilişkin olup mahkemece bedelde indirim ve onarım bedeline karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde ayıplı malın misliyle değiştirilmesi talebinde bulunmuş olup yargılama aşamasında bedelden indirim ve onarım masrafı talep ettiği görülmüştür.Yargıtay 11. HD 2022/5424 Esas 2024/1867 Karar sayılı ilamında 6098 sayılı TBK 227. Maddesine göre hakimin misli değişim yerine satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceğine karar vermiştir.
Bu karar uyarınca davacı satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesini talep edebilecek olup mahkemece davacının yasa gereği aynı anda hem bedelden indirim seçimlik hakkını hemde onarım seçimlik hakkını kullanamayacağı gözetilerek davacıya talep ettiği seçimlik hak (bedel indirimi veya onarım) sorularak bedel indirimi talep edildiği takdirde Yargıtay kararları uyarınca nispi metot uyarınca hesaplama yaptırılıp onarım hakkını seçtiği takdirde ayıptan kaynaklı onarım masrafları göz önüne alınıp hesaplama yaptırılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Mahkemece imalat hatasından kaynaklı gizli ayıplı olduğu tespit edilen otomobilin işletilemediği günler bakımından, ikame araç kiralanmadığı gerekçesiyle davacının araçları işletemediği günler bakımından vücut bulan zararın tazmini istemi reddedilmiş ise de davacının aracını işletemediği günlerin dosyada belirlenebilir olduğu ve ticari hayatın devamı için bulunan ikame çözümlerin zarar uğranmadığını göstermeyeceği gözetilerek bu günlerin maddi kaybına ilişkin tazminat hesabı yapılması gerekirken bu kalemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 11. H.D 2023/4191 Esas 2024/1638 Karar)
Davalı ...A.Ş tarafından davacıya gönderilen Kayseri 13. Noterliğinin... tarihli ihtarname incelendiğinde; aracın 03.08.2021 tarihinde servise teslim edildiğini, Araçtaki mevcut motor arızasının tespiti amacıyla yatırılması gereken 1.160 TL'nin davacı tarafça yatırılmadığı gibi aracında teslim alınmadığının belirtildiği görülmüştür.
Davacı tarafça davalı... A.Ş'ye gönderilen Kayseri 8. Noterliğinin ... tarihli cevabi ihtarname incelendiğinde; aracı 06.08.2021 tarihinde servise teslim ettiğini şirket tarafından kendisine ikame araç verildiğini, kendilerinden 2.318 TL motorun geri toplanması için para talep edildiğini, kendilerince Aracın ayıpsız misliyle değişim talebinin yapılmasına rağmen bunun gerçekleştirilmediğini Aracın teslimini defalarca talep edilmesine rağmen aracın kendilerine teslim edilmediğini belirttiği görülmüştür.
O halde mahkemece davalı... Şirketi tarafından adacın 03.08.2021 tarihinde teslim alındığı ve davacıdan 08.11.2021 tarihli ihtarname ile aracın teslim alınmasının istendiği davacı tarafça 17.11.2021 tarihinde teslim alındığı gözetilip davacı tarafça kiralama bedeli talep edilen dönem için şirket tarafından davacıya ikame araç verilip verilmediği, aracın kasko sigortası olup olmadığı kasko şirketi tarafından ikame araç verilip verilmediği araştırıldıktan sonra bilirkişilerden aracın baş vuruya neden olan şikayet için serviste bulunması gereken makul süreyi aşan kısım için davacı tarafça aracın 12.11.2021 tarihinde teslim alınması gerektiğinin bilindiği gözetilip rayiç kiralama bedeli hususunda rapor aldırılıp karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Açıklamalar somut olayda istinafa baş vuran tarafların istinaf ettikleri hükümler birlikte gözetildiğinde davacı ve davalıların istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/01/2025 tarih ve 2022/39 E - 2025/61 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 24/04/2025