T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2628
KARAR NO: 2025/128
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/10/2024
ESAS NO: 2024/53
KARAR NO: 2024/944
DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 20/01/2025
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/10/2024 tarih ve 2024/53 E - 2024/944 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin Kayseri İli'nde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olduğunu, bu güne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının ise müvekkili kooperatif üyesi olup müvekkili kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini, müvekkili kooperatifin halen tasfiye sürecine giremediğini, 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edemediğini, mağduriyetlerin çığ gibi büyüdüğü, üyelerin ve arsa sahiplerinin haklarının temin edilmesi hususunda umudunu yitirdikleri dönemde iflasa sürüklenmekte olan müvekkili kooperatifin, mağdur üyelerin bir araya gelişi ve gayretli çabalarıyla tekrar ayağa kalktığını, üyelere ve arsa sahiplerine taahhüt edilen konutların yapımı ve teslimi ile seneler öncesine ait borçların ödenmesi için son süratle çalıştıklarını, bu doğrultuda kooperatiften taşınmazı temin eden üyelerden kesin maliyet bedeli alınmadığının anlaşıldığını ve üyelerden ödenmeyen kesin maliyet bedellerinin talep ve dava edildiğini Kayseri Asliye Ticaret Mahkemelerinde 160'dan fazla dava açılmış ve bu davaların konusu, kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerin kesin maliyet borcuna ilişkin olduğunu, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülen 160'dan fazla davada davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararların istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, istinaf kararlarının davalılar tarafından temyiz edildiğini, 107 dosyanın şu an temyiz incelemesinde olduğunu, bu aşamada temyiz incelemesinde bulunan dosyalardan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/819E - 2021/648K. sayılı ilamına ilişkin yapılan temyiz başvurusunda karar çıktığını ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6290Esas 2022/521Karar sayılı 20.01.2022 tarihli ilamında kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilemeyeceği gerekçesi ile erken dava sebebiyle davamızın kabulü yönündeki yerel mahkeme kararının bozulduğunu, davalının 2003 yılı Ocak Ayından dava tarihinde temerrüde düşen son aidat borcu olan 2022 yılı Mayıs ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat borcu, değeri tam olarak hesaplanıncaya kadar şimdilik 9.000-TL'nin davalıdan tahsilini, bununla birlikte davalı ile aynı nitelikteki bir çok kooperatif borçlusunun, taşınmazları başkaca kişilere satıp devretme yoluna gittiklerini, bu şekilde davalının da mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, davalıların böyle bir tavır sergilemesi halinde kendilerince açılacak tasarrufun iptali davalarında tapuları devralan üçüncü kişilerin mağduriyetinin oluşmaması açısından davalının kooperatiften temin ettiği taşınmaz olan Kayseri İli, Melikgazi İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, A Blok, Bağımsız Bölüm No:17'de kayıtlı bulunan mesken vasfındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "davalıdır şerhi" konulmasını fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 9.000-TL aidat alacağının alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili kooperatife ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin kurulduğu tarihten itibaren aidat alacağı talebinde bulunduğunu davalının kooperatife ilk üye olduğu tarihle bağlı kalmayıp eşitlik ilkesi esasına dayandığı gerekçesi ile kooperatifin faaliyetine başladığı yıldan itibaren müvekkilinden aidat alacağı talebinde bulunduğunu, davacının davasını kabul etmemekle birlikte kooperatif üyelerinin üyeliklerinin başladığı tarihten yıllar öncesinde eşitlik ilkesi gerekçesi ile faydalanmadığı bir kooperatife aidat ödemekle yükümlü kılınması hukukun hiçbir ilkesi ile bağdaşmadığı gibi hiçbir Kanun'da yeri olmayıp Yargıtay kararlarının da bu denli haksız bir düzenlemeye yer verdiğinin düşünülmemesi gerektiğini, bu mantık ile hareket edildiğinde kooperatifin yıllar önce kurulmasına rağmen son bir kaç yıl önce üye olan bir üye yıllar öncesinin aidatlarından sorumlu tutulacağını, bu sebeple öncelikle müvekkilin üyelik dosyasının davacı kooperatiften celbi ile yahut Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'nden sorularak müvekkilinin üyelik başlangıç tarihinin sorulmasını, Yargıtay kararlarına göre inşaatlar devam ederken üyelerden aidat alınacağı belirtildiğinden davacının davasını kabul etmemekle birlikte davacı tarafın devam eden inşaatlar sebebiyle müvekkilinden aidat alacağı talep etmekteyse de kooperatifin devam eden inşaatlarının seviyesinin bilirkişi marifetiyle saptanması ve tamamlanması gereken miktar belirlenmesi ve aidat alacağı miktarının buna göre belirlenmesi ve akabinde genel kurulda bir karar alınarak üyelere tebliği gerektiğini, zira bu durumda aidat alacağının ne zaman muaccel olduğu hususunun dahi belirlenmemiş aksine davacı kooperatif davalının üye olduğu tarihi dahi dikkate almaksızın bütün davalılardan 2003 yılı Ocak ayı itibariyle aidat alacağı talebinde bulunduğunu, Yargıtay kararlarında da kooperatiflerin aidat alacağı talebinin sınırsız olarak talep edilebileceği yönünde düzenlenmemiş aksine devam eden inşaatlar sebebiyle istenebileceğinin belirtilmiş olduğunun somut olayda davacı kooperatifin inşaatlarının devam edip etmediği dahi bilinmediğini belirterek davacının haksız ve hukuka aykırı davasının esastan reddini ve zamanaşımı itirazımızın değerlendirilerek zamanaşımından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı kooperatife yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Davacı vekilinin sunmuş olduğu 06/07/2023 havale tarihli dilekçesinde davanın ıslahına ilişkin beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür. Anayasa Mahkemesi 16/02/2023 tarih 2022/126 esas 2023/29 karar sayılı ilamında; "24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na 10/6/2022 tarihli ve 7410 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen geçici 11. maddenin birinci fikrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince oy birliği ile iptaline" karar vermiştir. Davaya konu edilen aidat alacağı davacı kooperatifin 2003 ila 2022 hesap yıllarına ait olağan genel kurul toplantılarında alınan aidat istemlerine ilişkin genel kurul kararlarına dayalı olup, esasen alınan kararlar ve kararların geçerliliği tartışma konusu olmayıp bahse konu aidat alacağının belirlendiği genel kurul toplantılarında alınan kararların geçersizliği yahut iptali yönünde açılmış bir dava da bulunmadığı anlaşılmıştır. Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup), aidat bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Dolayısıyla dosyadaki mevcut genel kurul kararları çerçevesinde davacının dava tarihinden (ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden) itibaren asıl alacağa faiz işletilmesi istemi yerinde görülmüştür. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2023/2286 esas 2023/2330 karar sayılı kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama ile, istinaf kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden 22/09/2024 tarihli ek rapor alınmış olup raporda, istinaf kararı doğrultusunda hesaplama yapılması halinde dahi davacının alacağının tabloda da detaylı açıklandığı üzere 67.690,00 TL olduğunun tespit edildiği görülmüş olmakla, davacının yönetim gideri kapsamında davalıdan aidat alacağı olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin 06/07/2023 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın kabulü ile, 9.000,00 TL aidat bedelinin dava tarihinden, 58.690,00 TL aidat bedelinin ıslah tarihi olan 06/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek (yıllık %18, aylık % 1,5) yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 1-Davanın kabulü ile, 9.000,00 TL aidat bedelinin dava tarihinden, 58.690,00 TL aidat bedelinin ıslah tarihi olan 06/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek (yıllık %18, aylık % 1,5) yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçesinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğinin tartışma konusu olmadığı ayrıca aidat kararı alınan genel kurul kararılana dair geçersizliği yahut iptali için bir dava açılmadığını belirttiğini, yerel mahkeme kararı hatalı olup kaldırılması gerektiğini, şöyle ki müvekkiller genel kurula davacı kooperatif tarafından davet edildiği halde katılmamış değil, davacı kooperatif tarafından kesin maliyeti bedelini ödedikten sonra ilişikleri kesileceği taahhüt edildiğinden genel kurullara davet edilmeemiş hazirunlarda yer verilmediğini, kooperatifin genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması ile üyenin genel kurula davet edilmemesi ve hazirunlarda üye olarak göstermemesi ayrı hukuki sonuç doğuracağını, dolayısıyla müvekkillerin üye olarak isminin yer almadığı genel kurulda alınan aidat kararından sorumlu tutulması mümkün olmadığını, bu hususta ilgili genel kurul kararının yokluğunun tespitine dair bir dava açmaya dahi gerek olmayıp yokluğu mahkeme resen dikkate alarak değerlendirme yapabildiğini, davet edilmeyen bir genel kurulda aleyhine yükümlülük yüklenen kooperatif üyesinin her zaman kendisinden alacak talebinde bulunulan davada ileri sürebileceği ayrı bir dava açmaya gerek olmadığına dair Yargıtay'ın çok sayıda içtihadı mevcut olduğunu, zira yokluğun müeyyidesi işlemin hukuki varlık kazanmaması demektir.Genel kurul toplantısına davetin bütün pay sahiplerine veya temsilcilerine yapılması davetin geçerlik koşulu olduğunu, davacı kooperatif ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirttiğini ve bu kapsa da da yapımı tamamlanan konutların 2010,2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alınmış ve akabinde çıkarılan ve kendilerine tebliğ edilen kesin maliyeti ödeyen üyeler bir sonraki genel kurula davet edilmemiş isimleri hazirunlarda yer almadığını ve üyeliğinin düştüğü kooperatif tarafından da eylemli olarak da kabul edildiğini, her ne kadar Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 E 2023/1472 K sayılı ilamında davalı üyeni istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı belirtilmişse de kooperatif en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğu ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmediğini, yine emsal Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 E 2023/1472 K sayılı sayılı ilamında üyelik devam ettiği sürece üyenin parasal yükümlülüklerinin ve dolayısıyla aidat alacağının zamanaşımına uğramayacağı belirtilmişse de yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilin üye olmadığı kooperatifin genel kurula davet etmemesi ile de eylemli olarak ortaya koyduğu öncesinde genel kurul kararı aldığı defaatle bildirildiğini, kaldı ki yerel mahkemede yönetim kurulu kararları incelenmemiş istifaya dair bir karar alınıp alınmadığı hususu araştırılmadığını, aksi halde açık kapı ilkesinin de bir anlamı kalmayacağını, Yargıtay kararları gereği ve kanun gereği de dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı olduğunu, davacının talebi gerek 1163 sayılı kanun gerek Borçlar Kanunu gereği zamanaşımına uğradığını, yeniden düzenlenen bilirkişi raporu kaldırma kararına uygun olarak düzenlenmediğini, yerel mahkeme tarafından yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, söz konusu raporda yapılan hesaplama hatalı olup kabulü mümkün olmadığını, ilgili hususlar doğrultusunda kararın kaldırılması gerektiğini, istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddine , yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, davacının davalı kooperatif üyesine yönelik aidat alacağı talebine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, ispatlanan aidat alacağı üzerinden davanın kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/10/2024 tarih ve 2024/53 E - 2024/944 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 4.623,90 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.003,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.620,90 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 16/01/2025