T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1977
KARAR NO: 2024/2177
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/06/2024
ESAS NO: 2023/638
KARAR NO: 2024/583
DAVANIN KONUSU: Ortak Olduğunun Tespiti Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/11/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 01/11/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2024 tarih ve 2023/638 Esas - 2024/583 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 19.12.2014 tarihli protokol içeriğine göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren fiilen % 50 pay ile gizli ortak ve yönetici olduğunu,Kayseri 7. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiği ve ve akabinde davalı şirketin anlaşma talebi ile müvekkili ile görüştüğünü,mali müşavir ...'ün ofisinde görüşme yapıldığı ve davalı şirket temsilcisi ...yerine akrabası ... ve kardeşi ...'nin katıldığı ve tarafların fiilen bir arada bulunup çalıştığı sürede daavlı şirket yetkilsi ...'nin fazladan aldığı 160.000 TLyi davacıya iade etmeyi ve davacının şirketin kuruluşundan itibaren getirdiği sermayeye karşılık ise 140.000 TL ödeyerek sulh olmayı istedikleri ve anlaşma olmadığını,,müvekkilinin davalı şirkete yarı yarıya fiilen ortak olmadan önce davalı şirketin hali hazırdaki mevcut adresinin müvekkilinin eski şirketi olan ... Sanayi şahıs işletmesinin olduğunu,davalı şirket yetkilisinin ... aracılığı ile müvekkline ortaklk teklif ettiğini ,müvekkilinin Türkiye genelinde az bulunan elmaslı soketler işinin imalatında kendine has formüllerin sahibi olduğunu,davalı şirket yetkilisinin isteği üzerine kendisinin işlettiği ... Sanayi şahıs işletmesinin faaliyetini sonlardırarak işletmeye ait makina ve teçhizatları sermaye olarak yeni kurulacak olan davalı şirkete getirdiği ve gerçek bedelleri gösterilmeyerek 31.12.2013 tarihli fatura ile davalı şirkete sermaye olarak devrettiğini, halihazırda aile şirketindeki müdürlüğünün yapılandırma borç ödemesi devam ettiğinden fiilen birlikte kurdukları şirketi hukuken ... üzerine yapıldığını, bir süre sonra müvekkilinin şirkete alınmadığını , 19.12.2014 tarihli protokole istinaden kuruluşundan beri gizli ortak olduğu şirketin %50 paylı limited şirket yada adi ortaklığın tespitini ve ticaret sicil il müdürlüğüne tescilini,müvekkiline ödenmeyen aylık alacaklarının,kar payı ve sair alacaklarının tahsilini ,aksi halde şirketin kuruluşunda sermaye olarak konulan, araçların,makina, teçhizat ve formülleri ile tüm taşınır ve taşınmaz malların tespiti ile dava tarihindeki değeri itibariyle aynen iadesi mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL'sinin protokol tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 19.12.2014 tarihli protokole dayandığından TBK 147. Maddesi gereği taleplerinin zamanaşımına uğradığıno,davacı tarafın her ne kadar 31.12.2013 tarihli fatura ile sermaye koyma borcunu ifa ettiğini belirtse de bunların şirkete sermaye olarak getirilmiş değerler olmadığını,faturanın kurulacak şirket adına düzenlenmediğini,davacının borçları nedeniyle işletmesini kapatma kararı aldığıbu sebeple mevcut makina ve malzemelerini şirkete satarak parasını elden aldığını,davacının fatura tarihi itibariyle şirket ortağı olmaması nedeniyl faturada 3. Şahıs olduğunu şirketten alacaklı olduğundan fatura kestiğini,şirket sermayesi olduğuna dair protokolde kayıt olmadığı, sermaye olarak getirilmiş olsa dahi faturada belirtilen değerler üzerinden hisse tespiti yapılması gerektiğini, davacının 19.12.2014 tarihli protokol ile fiili ortak olduğunun ifade edilmesinin şirketin kuruluşundan sonra ortak olduğu anlamına geldiği ve TTK hükümleri gereği limited şirkette pay devrinin nasıl yapılacağının düzenlendiği bu kapsamda yasanın kapsadığı şartlar yerine getirilmediğinden davacı lehine pay olduğunun söylenemeyeceği, davacının şirkette 12.12.2014 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını ,bu tarihten önce de para ihtiyacı olduğunda şirket yetkilisine yardım ettiğini ve ücretini de elden aldığını hatta şirket yetkilisinden borç aldığını, sigortalı olarak çalışmaya başladıktan sonra şirkete ortak olmak istediğini ,sermaye getirerek ortak olacağını belirttiğini fakat sermaye getiremediğini,ileride şirkete ortak olmak üzere protokol yapıldığını fakat davacının sermaye koyamadığını,davacının sermaye olarak koyduğunu belirttiği makinelerin şirket kayıtlarında olmadığını,davacının iddialarının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini şirket yönünden husumet itirazında bulunduklarını ,davacının ortak olduğu kabul edilecek ise kendisine ödenen maaş, sgk primleri gibi alacakların mahsubu gerektiğini ve davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek rapordan da anlaşılacağı üzere davacının huzur hakkı talebi yönünden genel kurul toplantısı yapılıp davacının da katılımıyla karar alındığına dair dosyada delil bulunmadığı,bu haliyle huzur hakkı bedeli talep edilemeyeceği,yine sabit kıymetlerdeki değer artış talebinin, şirkete ortaklık payı tescili halinde şirketin malvarlığı üzerinde hak sahibi olacağından değer artış talebinde bulunulamayacağı,mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının 387.433,97 TL kar payı talep edebileceği, davacının talebinin 348.377,33-TL olduğu gözetilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının 19/12/2014 tarihli protokol gereğince davalı şirkette 19/12/2014 tarihinden itibaren %50 hisse ile adi ortak olduğunun tespitine, 348.377,33-TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş..." gerekçesiyle Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davacının 19/12/2014 tarihli protokol gereğince davalı şirkette 19/12/2014 tarihinden itibaren %50 hisse ile adi ortak olduğunun TESPİTİNE, 348.377,33-TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti ek raporuna atıf yapmakla bilirkişi heyeti ek raporunun aksine olacak şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yine istinaf dilekçesinde arz ve izah etmeye çalıştığı üzere yerel mahkemece somut uyuşmazlıkla ilgili hüküm vermeden önce bahsi geçen hususlara dair bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmekteyken ne yerel mahkemenin gerekçeli kararında ne de yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu hususlara ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bu yönüyle yerel mahkeme kararının, usul ve yasaya aykırı olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında dosya kapsamında toplanan deliller sıralandıktan sonra; "mali müşavir bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının 387.433,97 TL kar payı talep edebileceği, davacının talebinin 348.377, 33 TL olduğu gözetilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 19/12/2014 tarihli protokol gereğince davalı şirkette 19/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiş; kararın gerekçesine dair hukuki takdir ve değerlendirme yapılmadan ve dosya kapsamındaki beyan ve açıklamaları dikkate ve değerlendirmeye alınmadan, dosya kapsamında alınan raporlara atıf yapılmasına rağmen bilirkişi heyeti ek raporunun aksine olacak şekilde kendi içerisinde tutarsız ve çelişkili şekilde karar verildiğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah etmeye çalıştığı nedenler ve HMK m.355 hükmü gereğince mahkemenizce resen gözetilecek hususlar neticesinde öncelikli olarak ileride hak kaybına yol açmaması maksadı ile; öncelikle Tehiri İcra talebinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icra emrinin uygulanmasının geriye bırakılmasına, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2024 Tarihli, 2023/638 E. 2024/583 K. sayılı kararının kaldırılmasına, mahkemece yeniden yargılama yapılarak huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinafa cevap dilekçesinde arz ve izah ettiği nedenlerle davalı tarafın yasal süresi içerisinde sunmadığı haksız istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesine; usul ve yasaya uygun Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/638 E. 2024/583 K. sayılı 07.06.2024 tarihli kararlarının onanmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacının davalı limited şirketin gizli ortağı ve %50 pay sahibi olduğunu iddia ettiği, bunun tespitini ve alacak talebinde bulunduğu görülmüştür.
Davalı ise limited şirkette hisse devirlerinin şekle tabi olduğunu, kanunun aradığı şeklin gerçekleşmediğini, davacının taleplerinin reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür.
Davacı ile davalı şirket arasında 19.12.2014 tarihli Protokoldür başlıklı adi yazılı bir sözleşmenin bulunduğu, bu sözleşmede davalı şirketin %50 hisse ile ortak davacı ve ...tarafından kurulduğu, şirketin resmi işlemlerinin şirket ortağı olarak görünen ... tarafından yapılacağı, şirketin %50 hissesinin davacı veya davacının gösterdiği kişiye 01.08.2015-30.08.2015 tarihleri arasında devredileceğinin belirtildiği, limited şirketin tek ortaklı olduğu, ortağının ... olduğu görülmüştür. Bu sözleşme ile davacının söz konusu şirkette pay sahibi ve gizli ortak olduğu anlaşılmaktadır. Tüzel kişiliği bulunmayıp sözleşmeye dayanan her türlü ortaklık ilişkisi hakkında adi ortaklık hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/15532 Esas 2014/5978 sayılı kararı doğrultusunda davacının davalı şirkette %50 hisse ile ortak olduğunun tespiti ile kar payına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur,
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/06/2024 tarih ve 2023/638 E. - 2024/583 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 23.797,65 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 5.950,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.847,65 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/11/2024