T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1806
KARAR NO: 2024/2020
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2024
ESAS NO: 2022/578
KARAR NO: 2024/673
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 18/10/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2024 tarih ve 2022/578 Esas - 2024/673 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ve Davalı şirketin inşaat işleri ile iştigal ettiklerini, davalı tarafın Kayseri Genel İcra Dairesi ... numaralı dosyasındaki başlattığı icra takibinin kesinleştiğini, davalının ödeme emri ekinde icra takibine dayanak fatura örneklerini sunmadığını, faturaların tarih ve tutarlarının belirtilmediğini, icra takibine konu alacakların dayanağının olmadığını, müvekkiline herhangi bir mal satım ve hizmet verilmediğini, müvekkiline herhangi fatura tebliğ edilmediğini, bu nedenlerle davaya konu İcra takibinin durdurulması için mahkemece belirlenecek teminat tutarının Mahkeme Veznesine yatırılmasından sonra takibin durdurulmasına, davanın kabulüne, müvekkilinin borcunun bulunmadığının tespitine, İcra Takibinin iptaline, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve davalı şirket arasında birden çok ticari ilişki nedeniyle cari hesaba dayalı alacağa bağlı olarak takip başlatıldığını, müvekkilinin faturaların içeriğindeki mal ve hizmeti davacı şirkete teslim ettiğini ve buna ilişkin olarak faturaları kesip davalı şirkete teslim ettiğini, bu nedenlerle davanın reddini ve davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Kural olarak menfi tespit davasında davacı, dava konusu borcun hiç doğmadığını davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerse ispat yükü davalıya aittir. Zira hukuki ilişkinin varlığını ileri süren davalıdır. Ancak davacı hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka bir nedenle geçersiz olduğunu (ya da sona erdiğini) ileri sürerse, bu duurmda ise ispat yükü davacıdadır. Davacı bu durumda, varlığını kabul ettiği hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürmekle ispat yükünü de üzerine almış olur. (HGK'nun 05/11/2013 tarihli, 2013/695 Esas ve 2013/630 Karar sayılı ilamı)
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında davaya konu 24/01/2022 tarihli ... numaralı 8.970,00 TL tutarlı fatura ve 11/02/2022 tarihli ... numaralı 34.951,60 TL tutarlı faturaların davacı kayıtlarında yer almadığı, davalı kayıtlarında yer aldığı anlaşılmıştır.
Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı görülmüştür.
Davacı taraf her ne kadar kötüniyet tazminatı istemiş ve davasının da kabulüne karar verilmişse de, davacıya karşı işbu icra takibini başlatırken davalının kötüniyetli olduğunu gösterir somut delil bulunmadığı ve ayrıca davalının kötüniyetli olduğu iddiasının davacı tarafça kesin ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı dikkate alınarak yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş...." gerekçesiyle Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında dava tarihi itibariyle davacının ilgili takip dosyasında 43.921,60 TL borcu olmadığının tespitine, Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İcra dosyasına konu edilen toplam alacak yönünden değil de yalnızca 43.921,60-tl yönünden borcun bulunmadığına yönelik tespitin hatalı olduğunu, davalı şirketin Kayseri Genel İcra Dairesi ... sayılı dosya üzerinden başlatmış olduğu 62.801,60 TL alacak talepli icra takibinde müvekkilinin davalı şirkete borcu bulunmaması hatta 59.000,00-TL alacaklı olması nedeniyle başlatılan takipteki toplam alacak talebi olan 62.801,60 TL yönünden borcunun bulunmadığı şeklinde tespitte bulunulması gerekmekte iken yalnızca davalının tek taraflı tanzim ettiği ve kayıtlarına işlemesi nedeniyle şikayete konu edilen fatura tutarı olan 43.921,60 TL yönünden tespitte bulunulmasının taraflarınca kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemece kurulan kararın gerekçesinin açıklanmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/9-2840 E., 2018/1422 Karar sayılı 4.10.2018 tarihli ilamının Yargıtay ın emsal niteliğindeki kararları doğrultusunda yerel mahkemece kurulan kararının bu hali ile kabulünün mümkün olmadığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah olunan nedenlerle, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/578 E., 2024/673 Karar sayılı 25/06/2024 tarihli kararının bozularak davanın kabulünü, Kayseri Genel İcra Dairesi ... numaralı takibe konu edilen toplam alacak iddiası yönünden borcun bulunmadığına ilişkin karar verilmesini, durdurulan icra takibinin iptaline karar verilmesini, davalının alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, dosya masraflarının ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, satım akdi gereği faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibi sonrası açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalının davacıya karşı başlattığı ilamsız icra takibinde 62.801,60 TL alacak talep ettiği, dayanak olarak faturadan kaynaklı cari alacak gösterdiği görülmüştür.
Davalının dayandığı temel ilişki, satış sözleşmesidir. Davalı, davacıya mal sattığını, mal satımı nedeniyle bedelin ödenmediğini iddia etmiştir. Davacı ise borçlu olmadığını savunmuştur.
Satış sözleşmesi, TBK'nın 207. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması, ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında, bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. Kural olarak satış sözleşmelerinde satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti satıcı tarafa düşmektedir.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davacının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davalının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K., 2017/19-915 Esas 2018/1338 sayılı kararında da benimsenmiştir.
İlk derece mahkemesine bilirkişi tarafından sunulan raporda davalıya ait defterler üzerinde yapılan incelemede davalının davacıya üç adet fatura düzenlediği, toplamının 62.801,60 TL olduğu, davacının bu faturalardan birini defterine kaydettiği, davacı defterinde kayıtlı olan bu fatura bedelinin 18.880,00 TL olduğu, görülmüştür. Davacının kendi ticari defterindeki bu kayıt davacının 18.880,00 TL malı teslim aldığı açısından karine teşkil etmektedir.Aynı zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturanın davacı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davacı aleyhine karine oluşturur.
Davacının davalıya düzenlediği bu davanın konusu olmayan başkaca faturalardan ötürü alacaklı olduğu iddiası ise iş bu davada dinlenme olanağı bulamayacaktır, davalının icra takibiyle bağlı kalınarak dava ve takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığı tutarın tespiti yapılmıştır. Tüm bu nedenlerle davanını kısmen kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/06/2024 tarih ve 2022/578 E. - 2024/673 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 17/10/2024