T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1056
KARAR NO: 2025/1178
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/03/2025
ESAS NO: 2015/1619
KARAR NO: 2025/221
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/06/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:18/06/2025
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2025 tarih ve 2015/1619 Esas 2025/221 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın ... doğumlu olduğunu Kayseri İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel'de bulunan binadaki 2'den 47 numaraya kadar olan toplam 46 adet dairenin sahibi olduğunu, bu dairelerin tamamının davalının da içinde bulunduğu bir şebeke tarafından müvekkilinin elinden hukuka aykırı yöntemlerle alındığını, konuyla ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/39650 numaralı dosyasıyla soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin iradesini sakatlayarak gayrımenkullerini üzerlerine geçiren şebekeye ilişkin olayların oldukça detaylı olduğunu ancak burada bilinmesi gereken hususun müvekkilini zarara uğrattıklarını, müvekkilinin bir emlak firmasından tanıdığı ve daha önce birkaç alışverişinde aracılık etmiş olan ...'ın yaklaşık iki ay önce müvekkiline gelerek yatırım yapmak isteyen ... isimli çok zengin birinin bulunduğunu, uygun fiyatlara arsalar alınıp bu kişiye büyük kârlarla devredilebileceğini beyan ettiğini, müvekkilinin bu teklife karşı parasının olmadığını ancak daha önce sahip olduğu bir arsa dolayısıyla alacağı dairelerin bitmek üzere olduğunu, bu daireleri arsaların alımında takasta kullanabileceğini belirten ......'ın şebekenin kurduğu planı uygulamaya geçirdiğini, bu doğrultuda müvekkilinin yaşlılığından ve akli melekelerinin zayıflığından istifade ederek kandıran ......'ın takas ile alınacak arsaları ...'e 5.000.000,00-Euro karşılığında satacağı konusunda iyice inandırdığını, bu işten milyonlarca Euro para kazanacağına ikna edilen müvekkilinin inancını pekiştirmek ve şüphe duymasına engel olmak isteyen ......'ın tarlaların ... tarafından alınacağına dair emlak alım satım sözleşmesi bile düzenlendiğini, ...'ın, taşınmazları devralacak ... adına onu temsil eden ve vekili olduğunu söylediği şoförünün sözleşmeyi imzalayacağını belirttiğini, müvekkilinin ...'ın ve ...'in şoförü olarak tanıtılan davalı... ...'ün imzasını taşıyan bu sözleşmenin tanzimiyle birlikte 15.000,00-Euro kapora aldığını ve buna ilişkin bono senedi imzalayarak davalıya verdiğini, bononun verilmesinden birkaç gün sonra davalı ile ...'ın bir akşam vakti müvekkiline gelerek "aldıkları bononun yanlış tanzim edildiğini, miktar hanesine yazılacak bedelin yanlışlıkla ödeme günü hanesine yazıldığını," belirterek o bonoyu iade ettiğini, yerine boş bir bonoyu imzalatmak istediklerini, müvekkilinin boş bonoyu imza etmeyeceğini söyleyince ...'ın "getir bende imzalayım" diyerek önce kendisinin imzaladığını, Kayseri .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine girişildiğini ve ödeme emrinin gönderildiğini, bahsi geçen ödeme emrinin muhtarlığa 23/10/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin eline ise 27/10/2015 tarihinde geçtiğini, takibin 15.000,00-Euro'luk kısmına yönelik herhangi bir itirazlarının olmadığı için bu miktarı icra masrafları ve vekalet ücretiyle birlikte dosyaya yatırdıklarını, müvekkilinin davalı ...'ten sadece 15.000.00-Euro aldığını, bononun 100.000,00-Euro'luk kısmıyla igili borçlu olmadığını, müvekkilinin davalıdan sadece 15.000,00-Euro aldığını, bu hususun emlak sözleşmesiyle sabit olduğunu, takibe konu bono senedinin tanzim tarihinin de, senedin miktarın da gerçeği yansıtmadığını ve sonradan ilişkiye aykırı olarak doldurulduğunu, zira davalının savcılık ifadesinde kabul ettiği ve dava dilekçesinin ekinde sunulan emlak sözleşmesinin tarihinin 13/09/2015 olduğu ve 15.000.00-Euro'nun da bu tarihte alındığını, davalının savcılık ifadesinde ödediğini ileri sürdüğü diğer paraların tarihlerinin ise bu tarihten 15 ila 30 gün sonralarını işaret ettiğini, vade tarihi açısından da benzer çelişkiler söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki ilişkiyi gösterir emlak sözleşmesinin 13/09/2015 tarihini taşıdığını, bononun vade tarihinin ise bu tarihten bile önce olduğunu, bunun da senedin düzmeceliğinin davalının kendi beyanıyla ispatı olduğunu belirterek davanın kabulü ile, icra dosyasına konu bono dolayısıyla davacı tarafından ödenmiş olan 46.500,00-TL dışında müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, borçlu olmadığı miktarın %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:
Davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, davacının kaç tane dairesinin olup olmadığını veya da kaç tane taşınmazının bulunup bulunmadığını davalı müvekkilinin bilecek durumda olmadığını, davacının her ne kadar yaşlılığından sağlık ve durumundan da bahsedilmiş ise de Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyası içerisinden anlaşılacağı üzere davacının tapularını devrederken hastaneden alınan sağlık raporlarının bulunduğunu, davacının sürekli olarak davalı müvekkili ile ... arasında ilişki kurmaya çalıştığını, davacı ile ... arasındaki samimiyetin sabit olduğunu, davalı müvekkilinin sanki üçüncü kişi ... ile müşterek haraket ediyor tarzı ile izlenim yaratmaya çalışıltığını, kaldı ki davalı müvekkilini bulan ve davalı müvekkilinden arsa için yardım isteyenin onlar olduğunu, davacının müvekkilinden başka bir çok kişi hakkında da şikayetçi olduğunu ve bir çok kişiye suç istinat ettiğini, davacının davalı müvekkilinden aldığı paraları nerelere harcadığını dahi müvekkilinin emniyette açık açık belirttiğini, davacının bir takım belgelerden bahsettiğini fakat hiç birinde müvekkilinin ne imzası ne de yazısının olmadığını, davacının davalı müvekkilinin yazısı ve imzasından bahsettiğini, ancak davalı müvekkilinin ne yazısı ne de imzasının olmadığını, davacının gösterdiği senette dahi 115.000,00-Euro yazdığını, davalı müvekkilinin açık açık savcılıkta davacıya paraları nerede ve ne kadar verdiğini belirttiğini, davalı müvekkilinin parası ödenmeyince davalı müvekkiline ev dahi teklif edenin davacı olduğunu, davalı müvekkilinin hiçbir zaman beyanlarında söz konusu senedin teminat senedi olduğundan bahsetmediğini, söz konusu senedin teminat senedi olsaydı davacının icraya ödeme yapmamasının gerektiğini davalı müvekkilinin davacıya önce 15.000,00-Euro daha sonra 10.000,00-Euro, daha sonra 150.000,00-TL ve son olarak da 30.000.00-TL para ödemesi yaptığını, müvekkilinin parasını istediğinde müvekkiline güven vermek maksadı ile her iki muhatabın da aynı senet altına imzası olacak şekilde bono senedi imzalattırıldığını, davalı müvekkilinin alacağı neyse olduğu gibi söylediğini, davacıdan fazla bir miktar almadığını, davalı müvekkilinin davacıya 115.000,00- Euro verdiğini de diyebilecek olduğunu, fakat olayların gerçek yüzünü açıkladığını, verdiği paraları teker teker söylediğini, bunun altında farklı bir maksat aramanın ve yapılan maddi toplamanın kendilerine göre hatalı olduğunu, davalı müvekkilinin toplamda 260.000,00-TL ödeme yaptığını, sadece bir toplama hatası yaptığını, bunu da Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği dilekçe ile ifade ettiğini, davacının dava dilekçesine bakılacak olunursa davacının bir senet vermedim veya bir para almadım diyemediğini, müvekkilinin ödediği parayı her ne kadar kısmi olarak kabul etmese de borç olmayan bir senet üzerine imza attığının böylelikle sabit hale geldiğini, davalı müvekkilinin sonradan doldurduğu herhangi bir senet olmadığını, senedin üzerinde ilk başından beri 115.000,00-Euro yazdığını, senede sonradan dolduruldu diyen tarafın bunu ispatla mükellef olduğunu, ...'ın 16/10/2015 tarihli emniyetteki ifadesinden de anlaşılacağı üzere ...'ün ne kadar miktarda, nerede para verdiğinin bu ifadelerden de anlaşılabilir dikkat edileceği üzere ...'ın ifadesinde dahi ... ve ...'ın birlikte hareket ettiğini, hatta ...'ın ...'dan 500,00-Euro komisyon aldığı, 150.000,00 -TL'yi ... AVM'de aldıklarını, parayı ...'nın Ziraat Bankası'na yatırdığını, gerekli görülürse ... Akıllının ve birinci derecede akrabalarının adına para yatırıp yatırmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, gerekli görülürse bu paraların davalı müvekkilinden alınıp alınmadığının şahit olan ...'ın zorla dinletilmesini talep ettiklerini, kendilerine göre ...'nın müvekkilinin alacağı üzerine sanki hileli bir senet varmış gibi izlenim yaratıp müvekkilinin alacağına mani olmaya çalışmakta olduğunu belirterek davacının açmış bulunduğu davasının reddine, davacının talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin reddine; kendileri lehine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "... dava konusu maddi vakıalarla ilgili Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan kamu davası mahkememizce bekletici sorun yapılmıştır. Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/05/2016 tarihli, 2015/451 Esas ve 2016/214 Karar sayılı gerekçeli kararında "...Sanıklardan ...ın emlak alım satım işi ile uğraştığı, dosya arasında 25/08/2015 tarihli emlak alım satım sözleşmesi ile satıcı konumunda olan katılan ... ile ... arasında ... Kayseri İli, ...İlçesi, ...ada, ... nolu parselin hayali gerçekte mevcut olmayan bir şahısın alacağından bahisle diğer sanık ...'ün de imzasını taşıyan sözleşme hazırladıkları, ...'ün kendisini hayali olarak gösteren ...'in şoförü olarak tanıtıldığı, dosya arasında bulunan 21/04/2016 tarihli bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere ... vekeleten... Bey şoförü şeklinde yazılan yazının altında atılan imzanın sanık...'e ait olmadığı, böylece sanık ...'la, ... iştirak halinde söz konusu sahte özel belgeyi düzenlemek suretiyle ve ayrıca bu belgeyide kullanarak üzerilerine dolandırıcılık suçunda kullanmak üzere atılı özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri, söz konusu özel belge içeriğinden anlaşılacağı üzere, nitelği belirtilen taşınmazın katılan ... tarafından yüksek bedellere ... aracılığı ile satılacağı hususunda katılanın hayali zengin bir şahıs olarak gösterilen ... adınaki şahsı olaya dahil ederek...'in de şoförü olarak gösterilerek işleyecekleri dolandırıcılık suçunu icraya koyuldukları, katılanda güven terkini sadetinde 15.000,00-Euro parayı da verdikleri, böylece katılan taşınmazlarını 5 milyon Euro bedelle satacağı yolunda sanıklara olan güvenini sağlandığı, 2014 yılı içerisinde daha önceden ..., ..., ... bölgelerinde katılanın arsalar satın aldığı, 2015 yılı Ağustos aylarında ...'un katılanı tekrar arayarak yeniden çok kıymetli ancak uygun fiyatlı alacağı arsaların olduğunu söylediği ancak katılanın nakit parasının olmadığını söylediği ancak Cırgalan ... mevkinde ... İnşaat'tan almış olduğu dairelerinin olduğu, yine ... ... bölgesinde kendisine ait tarlaların olduğunu söylediği, bunun üzerine ...'un belirttiği taşınmazların müşterinin olduğunu, satabileceklerini, tamam demesi halinde satabileceklerini, bulacağı müşterilerin çok parasının olduğunu, ...'deki daireler ile tarlaları takas edebileceğini, takas netiesinde gelen tarlaları da yüksek fiyata satabileceğini söylediği, bu teklife sıcak bakan katılanın yukarıda belirtilen sözleşmeyi sanıklardan... ve ...'un hazırladığı ve güven terkin etmek içinde 15.000,00-Euro parayı elden katılana verdikleri, bu sözleşmede gerçekte var olmayan ...'in tarlayı alacağından bahisle katılanda güveni iyice pekiştirdikleri, daha sonra sanık ...un, katılan ve sanık ... buluştukları, ... Mahallesi'nde bulunan tapusa ... adına kayıtlı 8700 m2 ve ... adındaki bir şahsa ait olan 22.400 m2 arsaları katılana teklif ettikleri ve söz konusu arsaların değerinin çok fazla edeceğini söyledikleri, katılanın da önceye dayalı yukarıda belirtilen sözleşmeye dayalı güvenini sanıkların kazandığından katılanın buna ikna olduğu, taraflar arasında 25/08/2015 tarihli 15.000,00-Euro sözleşme kaparolu sözleşmeden sonra 27/08/2015 tarihinde ...Tapu Müdürlüğü'nde söz konusu arsaların satışı ve ...Tapu Müdürlüğü'nde kayıtlı katılana ait dairelerin satışlarını gerçekleştirmek üzere bir araya geldikleri, daha sonra söz konusu arsa ve dairelerin satışlarının aynı anda gerçekleştirildiği ve arsa sahiplerine 500.000,00-TL paranın ödendiği ve katılan adına arsaların geçtiği, ancak bu arsalar karşılığında katılanın dairelerinden ...-... ... ... ... İnşaat'ta bulunan 2, 3, ..., 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, ..., 15, 16, 17, 18, 19, 20 ve 21 numaralı bağımsız bölümden oluşan toplam 20 adet dairesinin 12 adetini 1.241.500,00-T'ye ... şirketine satıp parasını aldıkları, kalan 8 daireinin ise ... adına tescilinin yapıldığı, böylece sanıklar arsaları takas gibi göstererek bir kısımının parasını aldıkları bir kısımında adlarına tescilini yaptıkları, bu şekilde tapu müdürlüklerini aracı olarak kullandıkları, sanık ...'ün söz konusu 3, ..., 12 ve 17 numaralı ... adet bağımsız bölümü sanıklardan söz konusu dolandırıcılık suçuna yardım etme kastı ile suça dahil olan ... üzerinden 3. Bir kişi satıldığı, ...'ın böylece TCK'nun 39. madde anlamında sanıkların eylemine yardım eden sıfatı ile sorumlu olduğu, daha sonra 25/08/2015 tarihli yukarıda belirtilen sözleşme ile 5 milyon Euro bedelle söz konusu taşınmazı satacağı inancı ile katılanın devam ederek 09/09/2015 günü ...Tapu Müdürlüğü'nde bulunan ..., ..., ..., ... Mahalleri'nde bulunan taşınmazlarının satış talebinde bulunduğu, 11/09/2015 tarihinde ...'un katılanı arayarak yine ...ve ...Mevkii'nde uygun bedelle tarla bulduğunu, uygun fiyata alabileceklerini daire karşılığı alınacağını belirtmesi üzerine katılanın da daire karşılığı bu tarlaları almaya ikna ettiği, sanıklar ... ve...'in 02/10/2015 günü sanıklardan ...ile temasa geçerek ... ... adındaki isimli şahıs adına kayıtlı olan... Mahallesi'ndeki tarlayı takas edeceklerini belirtmiş ise de söz konusu ...'e ait olan tarlanın sanık ...vasıtasıyla irtibata geçtikleri yolunda söz konusu dolandırıcılık suçuna ...'ın karıştığı yolunda mahkumiyetine yetecek herhangi bir delil bulunmadığı, bu cümleden olarak bir şekilde irtibata geçen sanık ...'un ... e ait söz konusu tarlayı katılanın yine ... İnşaat'ta bulunan 47, 48, 49 ve 50 nolu bağımsız bölümlerden oluşan dört adet daire ile takas hususunda anlaşmaya varıldığı, söz konusu dairelerin ancak ... adlı şahsın aldığı, ...'in toplamda dört yüz bin TL'yi sanıklar ... ve...'e ödediği, ...ın söz konusu paranın alımında bir rolünün bulunmadığı, böylece katılanın dört adet bağımsız bölümü de elden çıkarttıkları, yine sanıklar ... ve ...ın katılana ait ... İnşaatta bulunan 23-24-25 numaralı bağımsız bölümden oluşan üç adet dairesini ... adındaki şahsa ait 6500 metre kare tarla ile takas edeceklerini, yine bu tarlalarının bedellerinin gerçekte yüksek olduğunu belirtmeleri karşısında katılanın 25/08/2015 tarihli belgeye duyduğu yine güvenin neticesinde 14/09/2015 tarihinde söz konusu dairelerin sanıkların dolandırıcılık suçuna yardım eden ... adına tescilinin sağlandığı, daha sonra bu taşınmazların 345 bin TL bedelle emlakcı ... adında şahsa satıldığı ve söz konusu ... adına kayıtlı olan tarlanın da katılanın adına tescilinin sağlandığı, 2015 Eylül sonlarında katılanın tüm bu olaylar zincirinde 25/08/2015 tarihinde yaptıkları sözleşmeden bahsederek 5 milyon Euro'ya satılacağı inancındaki tarlasını hayali şahıs ...'in alıp almamasını sormaması üzerine ...'un sürekli katılanı oyaladığı, daha sonra sanık ...'un ... imzalı boş bir kağıt getirerek 500 bin Euro'luk alım satım sözleşmesi şeklinde yazarak katılana verdiği ve katılanın ...'a bir aydır tapular bekliyor neden gidip imza atmıyorsunuz satış neden olmuyor diyerek serzenişte bulunduğu, daha sonra ...'un yeniden katılanı aradığı ve kalan yirmi daireyi peşin para ile sanık ...'ün alacağını söylediği, katılanın ise dairelerini satmaktan vazgeçtiğini, ... un daire başına 100 Euro teklifi üzerine katılanın kiracılarla uğraşmak istemiyorum diyerek daire satışını kabul ettiği, söz konusu daire satışı ile ilgili olarak ... un sanıklardan ... ile buluştuğu, katılan parasını ...Tapu Müdürlüğü'nden peşin olarak istediği, ... un da araçtaki valiz içinde 2 milyon Euro olduğunu söylediği ve ... ile birlikte söz konusu paraları katılana gösterdikleri, katılanın paraları gördüğü ve paranın çokluğu ve saymak için zamanının olmadığını, ... ve ...'a söylediği, ...'un da bundan istifade ederek tapuların devrini yapalım paraları teslim edelim diyerek tapu müdürlüğüne gittikleri ve katılana ait ... İnşaat'ta bulunan 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, ..., 38, 39, ..., 41, 42, 43, 44, 45 ve 46 nolu bağımsız bölümlerden oluşan 20 dairenin 12 tanesini sanık ... ... üzerinden 3. kişilere satıldığı, kalan 8 adetinin ise doğrudan 3. kişilere satıldığı, daha sonra sanıklardan ... ve ...'in beraberinde getirdikleri para çantasını katılana verdikleri ve katılanı evine bıraktıkları, ancak bu sırada ...'un para çantasını yetirince kontrol etmeyen katılanı oyalamak maksadıyla çantayı açmasına müsaade etmediği ve çantaların şifresini telefonla daha sonra bildireceğini söyleyerek katılanın inceleme olanağını böylece ortadan kaldırdığı, daha sonra ...'un katılanı telefonla arayarak çantanın kendince belirlediği şifresini katılana söylediği ancak katılanın yine de şifreli çantayı açamadığı, bu durumu katılanın ...'a belirtmesi üzerine ...'un yine katılanı oyalamak maksadı ile ertesi gün kendisinin çantayı açacağını söyleyerek katılanın paralara ulaşmasını geciktirdiği, ertesi gün ...un yanından diğer sanıklardan ... ve ... ile katılanın evine geldikleri, ...un önceki gün para çantasının açılamamasından dolayı katılana sanki çantayı kendinin de açamadığı imajını vermek için çanta ile ...un uğraştığı ve kendisinin de açamadığını belirttiği, katılanı oyalamak maksadı ile çantayı başka yerde açmayı teklif ettiği, katılanında çaresizlik içinde çantadaki paraya ulaşmak maksadı ile ...un bu teklifini kabul etmek zorunda kaldığı, daha sonra diğer sanıklar ... ve ...in çantayı açtırmak için katılan ile ...'un yanından ayrıldıkları, bir müddet katılan ile ...'un beklemesi üzerine ...'in ve ...'in yine katılanın büyük bir kısmı sahte sadece para destelerinin başı ve sonundaki paraların gerçek olduğu paraların çantanın bankada olduğunu, bankanın kendilerine çantanın kendisini teslim etmedikleri, yine hayali şahıs olan ...'in geldiğinde çantanın verileceğini söyleyerek yine katılanın gerçekte var olmayan paraya ulaşmasını geciktirdikleri, ..., ... ve ...'in bu şekilde yalanlarına inan katılanın baktı ki paralara ulaşamayacak tekrar evine gittiği, daha sonra katılanın, ...'u eve gittikten sonra arayıp paranın durumunu sorması üzerine ...'un ...'in daha gelmediğini söyleyerek oyalamayı sürdürdüğü, bu sırada daha önce satılan 20 adet taşınmazın paralarının alıcı kişiler tarafından sanıklardan ...'e ödendiği (07/10/2015-09/10/2015 tarihleri arasında), 12/10/2015 tarihinde ise bu sefer ...'un 3 adet çantayı katılanın evine bıraktığı, katılanın çantada Türk parası olduğunu belirttiği ancak döviz olarak verilmesi gerektiğini söylediği, ancak sanık ...'un daha sonra dövizleri getireceğini, şimdilik çantada bulunan paraları kendisinde bulunması gerektiğini söyleyerek ayrıldığı, daha sonra katılanın ... gittikten sonra paraları kontrol ettiğinde geçersiz paraların gerçek paralar ile gizlenerek paraların kendisine getirildiğini farkettiği, ancak buna rağmen katılanın ...u aradığında ...un halen katılanı kandırmaya devam ederek daha sonra getireceği dövizlerin gerçek olacağını ve müsaade etmesi gerektiğini belirttiği ancak aradan geçen zaman rağmen gerçek paraların katılana ödenmediği şeklinde somut olayın sübutu konusunda mahkememizce kabulü bu şekilde olmuştur. ..." gerekçesiyle sanıklar ..., ..., ..., ...... ve ... ...'ın üzerlerine atılı katılana yönelik fikir ve eylem birliği içerisinde nitelikli dolandırıcılık suçunun gerçekleştiğinden bahisle cezalandırılmalarına karar verildiği, bu hükmün Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 29/02/2024 tarihli, 2021/25371 Esas ve 2024/2568 Karar sayılı ilamı ile mahkemece verilen kararın onanmasına karar verildiği görülmüştür. Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir. 6098 sayılı Kanun'da irade bozukluğuyla yapılan sözleşmelerin, iradesi hata, hile veya ikrahla sakatlanan kimseyi bağlamayacağı öngörülmüş ve bu kişiye belli bir süre içerisinde kullanabileceği iptal hakkı tanımıştır. Eldeki dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Dava dilekçesinde; hile ve desise ile dava konusu bono senedinin düzenlendiği iddiası ile menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Menfi tespit davası birbiri ile çelişmemek kaydıyla birçok sebebe dayalı olarak açılabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2014 tarihli, 2013/10420 Esas ve 2014/7895 Karar sayılı emsal ilamı). Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/05/2016 tarihli, 2015/451 Esas ve 2016/214 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ve ceza dava dosyasının içeriğine göre davalı ve dava dışı bir kısım kişilerin aldatma (hile) ile davacıyı davaya konu senedi düzenlemeye sevk ettikleri, dava konusu 25/08/2015 düzenleme tarihli, 10/09/2015 vade tarihli, 115.000,00-Euro bedelli bono senedinin bu şekilde düzenlendiği, 15.000,00-Euro'nun davacıda güven tesis edilmesi için verildiği, davacının 15.000,00-Euro'yu almasından dolayı bu miktar kadar sorumluluğunun bulunduğu, ancak iradesi aldatma (hile) ile sakatlanan sakatlanan davacının senet bedelinin bakiye 100.000,00-Euro'luk kısmından dolayı davalıya borçlu olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davanın kabulü ile 25/08/2015 düzenleme tarihli, 10/09/2015 vade tarihli, 115.000,00-Euro bedelli bono senedinin 100.000,00-Euro'luk kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini de talep etmiştir. İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalının dava konusu bono senedini hile ve desise ile keşide ettirilerek davacı ...'ndan aldığı dosya kapsamı, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/39650 Soruşturma sayılı dosyası kapsamı ve Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/451 Esas sayılı dava dosyası kapsamındaki delillerden anlaşılmakla İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca Kayseri Kapatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konulan 180.625,41-TL'lik alacağın takdiren %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Kötü niyet tazminatına hükmedilirken dava değeri değil, sadece takip konusu edilen miktar dikkate alınmıştır. 1-Davanın KABULÜ ile 25/08/2015 düzenleme tarihli, 10/09/2015 vade tarihli, 115.000,00 Euro bedelli bono senedinin 100.000,00-Euro'luk kısmından davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Kayseri Kapatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konulan 180.625,41-TL'lik alacağın takdiren %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkeme tarafından müvekkilinin davacıyı aldatma yoluyla dava konusu senedi düzenlemeye sevk ettiği kanaatine varıldığının görüldüğünü, kanaatın oluşa ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'in yargılama aşamasında müvekkili... ve Eylül ayında tanıştığını belirttiğini, herhangi bir alış veriş yapılmadan ve hatta tanışma dahi gerçekleşmeden evvel bono verilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla bono ve üzerindeki tüm bilgilerin düzmece olduğunun ileri sürdüğünü, bu anlatımla iddia edilen hususun kısaca 115.000 Euro bedelli senedin tanzim tarihi olan 25/08/2015 tarihinde ... ile ...'ün tanışmadığını, bono ve üzerindeki tüm bilgiler düzmecedir denirken 115.000 Euro bedelli senedin tamamen sahte olduğunun iddia edilmiş olamayacağını, dava dilekçesinin sonuç bölümünde 46.500 TL dışındaki miktar yönünden davacı ... in borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin istendiğini, senet bedelinden 46.500 TL borç kabul edildiğine göre senetteki imzaya ve senede itirazın söz konusu olmadığını, davacı tarafından yargılama sırasında dava konusu senedin ... ve ... tarafından imzalanarak müvekkili ... e verildiğinin kabul edildiğini, olay tarihinde müvekkilinin oto galeri ve emlakçılıkla iştigal ettiğini, ...'ın önceki yıllarda ... ile emlak alım satımından birlikte hareket eden kişi olduğunu, davacı ... müvekkilinden bağımsız ve ayrı bir şekilde ... ile uzun zamandır devam eden ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili...'in satış işleminden emlak komisyon ücreti alacağını, müvekkilinin arzuladığı şekilde gerçekleşmediğini, tapu bilgilerinin pazarlık edilen arsa ile uyuşmadığını öğrenen alıcı taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, normalde pazarlık alıcının kusurundan veya sözünden dönmesinden kaynaklandığı taktirde verilen kaporanın iade edilemeyeceğini, olayda gösterilen taşınmaz ile tapu kaydının uyuşmaması nedeniyle alıcının kusurlu olmadığından satıcı tarafın aldığı 15.000 Euro kaporayı iade etmek durumunda kaldığını, müvekkilinin kaporayı istediğinde davacı ... 'in nakit sıkıntısı çektiğini, Almaya daki eşine para göndereceğini, kendisine ayrıca para verilmesi halinde daire verme teklifinde bulunduğunu, bu teklif üzerine müvekkili ..., ...'ya 15. 000 Euro'ya ek olarak 10.000 Euro+30.000 TL elden para verildiğini, verdiği paralara karşılık olarak 115.000 Euro bedelli senet aldığını, davacının imza inkarında bulunmadığını, davacının senedi imzalayıp boş olarak verdiği şeklinde bir iddiasının olmadığını, senedin düzmece olduğu gibi bir iddia da bulunulmuş omasının da açık bir çelişki doğurduğunun ortada olduğunu, dava dilekçesinde senedin tanzim tarihi olan 25/08/2015 günü itibariyle... ve ... in taşınmadıkları, 13/09/2015 tarihinde tanışıp sözleşme imzaladıklarını ileri sürdüklerini, taraflar tanışmıyorken senet tanzim etmelerinin mümkün değil denmek istendiğini, müşteki sıfatıyla yapılan şikayetler neticesinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2015 tarih ve 2015-15182 Esas sayılı iddianamesi ile Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesine özel belgede sahtecilik, kamu kurum kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık iddiasıyla kamu davası açılmış olmasına rağmen iddianamenin hiçbir yerinde tarafların Eylül ayında tanıştıklarını sözleşmenin 13/0902015 tarihinde imzalandığı şeklinde en küçük bir ibarenin olmadığını, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/451 Esas 2016/214 Karar sayılı kararında ...'nın yaşlılığı ve akli melekelerinin zayıfladığından yararlanılarak 25/08/2015 tarihli sözleşme yapıldığının belirtildiğini, 13/09/2015 tarihli sözleşmenin hiçbir şekilde dava ve tartışma konusu olmadığı gibi gerek iddianamede gerekse kararda 115.000 Euro bedelli senetten bahsedildiğini, Ceza davasının 25/08/2015 tarihli sahte sözleşme ile ... in dolandırıldığını, ayrıca özel belgede sahtecilik suçu işlendiğini, ...'in 46 dairesinin hileli yollarla elinden alındığına ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde ve müvekkili hakkında açılan kamu davasına ilişkin iddianamedeki iddianın aksine daha önce ...'ya ait iken tapuda ...'e devredilen hiçbir taşınmaz olmadığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporuyla bu sözleşmedeki imzanın ...'e ait olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin böyle bir sözleşme imzalamadığının kesin olduğunu, Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararının Ticaret Mahkemesi dosyasına konu 115.000 Euro bedelli senedin sahte olduğunu veya alacaklı gözüken ...'ün eline yasal olmayan yollardan geçtiğini tespit etmediği gibi böyle bir senedin varlığından dahi bahsetmediğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkemece hükme dayanak teşkil edilen ve kesin delil niteliğinde olduğu belirtilen Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/451 Esas 2016/214 Karar sayılı ilamında dosyaya konu 115.000 Euro bedelli senedin sahte olduğunu veya alacaklı gözüken müvekkili ...'ün eline yasal olmayan yollardan geçtiğine ilişkin bir tespit bulunmadığını ve ispat yükü kendisinde olmasına rağmen davacı tarafça iddialarını ispatlayacak hiçbir somut delil sunulmadığının göz önünde bulundurularak yerel mahkeme ilamının kaldırılarak davanın reddini, Kapatılan Kayseri .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ve Kayseri 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyalarına konulmuş ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, davalının cevap dilekçesindeki savunmaları, Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/451E.- 2016/214K. sayılı ceza yargılaması sonunda verilmiş ve kesinleşmiş ilamının kapsamı nazara alındığında davalının hileli yollarla dava konusu bonoyu davacıdan aldıkları ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüş, davalının yukarıda yazılı istinaf itirazlarının hiç birinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Sonuç itibariyle; yerel mahkemece verilen kararda yazılı açıklamalara,yasal sebep ve gerekçelere binaen kararda usul,yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı,kararın hukuka uygun olduğu, dolayısıyla usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yapılan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan "...341 inci ve 362 inci..." ibaresi ile "....362 inci..." ibaresinden sonra gelen "...ve..." kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 10/03/2025 tarih ve 2015/1619 E. - 2025/221K.Sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 21.176,10-TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış ....678,63-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 16.497,47-TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 12/06/2025