T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2310
KARAR NO: 2024/2415
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/09/2024
ESAS NO: 2023/539
KARAR NO: 2024/802
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/12/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2024 tarih ve 2023/539 Esas - 2024/802 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından 01.10.2021 tarihinden itibaren, müvekkiline ait ... yakıttan belirli aralıklarla toplu akaryakıt alındığını, ancak akaryakıt alım ve ödeme işlemlerinin eş zamanlı olmaması nedeni ile meydana gelen ve aynı zamanda davalının da kabul ettiği vade farkından (kur farkı) sorumluluğu bulunduğunu, buna ilişkin belirtilen tarihten itibaren, akaryakıt litre fiyatları ile ödeme günündeki akaryakıt fiyatları hesaplanılarak Develi İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama harç, gider vekalet ücreti ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında trampa ilişki olduğunu, müvekkilinin davacıya farklı zamanlarda inşaat malzemesi sattığını ve davacıdan da akaryakıt aldığını, davacının mazot fiyatlarının arttığını belirterek müvekkilinden mazotun litre hesabı ve mazot fiyatının değiştiği oranda müvekkilinden fark talep ettiğini, müvekkilinin de inşaat malzemelerinin fiyatının da %40 oranında arttığını davacıya belirttiğini, borcun bir kısmının müvekkili adına üçüncü kişiler tarafından ödendiğini, müvekkilinin hiç bir borcunun kalmadığını, davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, ardından işbu davanın açıldığını, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Somut davada, davacı tarafından,davalının,müvekiline ait akaryakıt istasyonundan belirli aralıklarla yakıt almasına rağmen ödemelerin geciktirilmesi, zamanında yapılmaması nedeniyle litre farkı meydana geldiği ileri sürmüş olup,davalı tarafından ise davacı ile aralarında takas/trampa ilişkisi bulunduğu, yakıt karşılığında davacı tarafa inşaat malzemesi verildiği beyan edilerek borcun bulunmadığı ileri sürülmüştür.Davacı vekili tarafından sunulan vadeli akaryakıt senetlerinde, ''Yukarıda miktarı ve fiyatı yazılı olan akaryakıt alış ve ödendiği günkü en yüksek litre fiyatından ödemeyi, ödeme tarihi bir ayı geçmişse borcumu yeni fiyatlarla yeniden hesaplanarak aylık %2 vade farkı uygulayarak ödemeyi kabul ve taahhüt ederim.'' hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce kök rapor düzenleyen bilirkişiden, davacı vekili tarafından rapora itiraz dilekçesi ekinde sunulmuş olan mazot litre satış fiyatları gözetilerek, satılan mazotların litreleri de belirlenip davalı tarafından düzenlenen fatura ve tahsilat tarihleri itibariyle senetler üzerindeki hüküm gereği ödenmesi gereken mazot ücretleri belirlenip tarafların alacak-borç durumuna ilişkin ve talep edilebilecek faiz miktarına yönelik yeniden değerlendirme yapılarak rapor düzenlenmesi talep edilmiş olup, hüküm kurmaya elverişli bulunan 06/06/2024 tarihli ek raporda davacının takip tarihi itibari ile toplamda 54.395,62-TL alacağı hesaplandığı görüldüğünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiş...." gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalının Develi İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaliyle, takibin 54.040,29-TL asıl alacak ve 355,33-TL işlemiş faiz toplamı 54.395,62-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İtirazın kısmen iptaline karar verilen toplam alacak miktarı olan 54.395,62-TL' nin %20'si oranında (10.879,12-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece taraflar arasındaki takas/trampa ilişkisi bulunduğu ve sadece davacının defterlerine dayanarak yapılan inceleme neticesinde hazırlanan ek rapora istinaden karar vermiş olmasının hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, ancak bilirkişi tarafından mahkemenin ara kararına istinaden sadece vadeli akaryakıt fişleri üzerinden hesaplama yapıldığını ve mahkemece de davacının defterlerinde bile gösterilen 19.915,42-TL bedel mahsup edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda hesaplama yapılırken 130.709,42-TL'nin hesaplamada dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından davacının davalı müvekkiline olan 130.709,42-TL borcunda dikkate alınarak hesaplama yapılmasının ek rapor alınması talep edildiğini ancak, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, sadece davacının verdiği akaryakıt bedelinde artışlar hesaplanırken, müvekkilinin vermiş olduğu inşaat malzemelerindeki artışın dikkate alınmaması toplumda oluşan adalete güven ilkesini zedelediğini, mahkeme kararında bu hususun da dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, yine davacı tarafın, kendine düşen edimi/ borcunu tamamen yerine getirmeden müvekkiline düşen edimin yerine/ (borcun ödenmesini) getirilmesini isteyemeyeceğini, davacı tarafın hem kendi defterlerinde hem de müvekkilinin defterlerinde borçlu olduğu sabit iken, kendi borcunu yerine getirmeden, ödemeden, müvekkilinden ödeme talep etmesinin yerinde olmadığını belirterek; istinaf dilekçesinde açıklanan ve re ’sen gözetilecek nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının istinaf sebepleri doğrultusunda; kaldırılmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinafa cevap dilekçesinde bahsedilen ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; davalının istinaf istemlerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, satım akdi gereği başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının davalıya karşı başlattığı ilamsız icra takibinde 60.700,00 TL asıl alacak ve 1.214,00 TL faiz olmak üzere toplam 61.914,00 TL alacak talep ettiği, alacağa dayanak olarak akaryakıt litre farkı bedeli gösterildiği görülmüştür.
Davacının dayandığı temel ilişki, satış sözleşmesidir. Davacı, davalıya mal-akaryakıt sattığını, mal satımı nedeniyle bedelin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise borçlu olmadığını, davacıya yakıt karşılığı inşaat malzemesi verdiğini takas/trampa yaptığını savunmuştur. Davalının bu savunması ile malın teslim edildiğini kabul ettiği, miktara yönelik bir itirazının bulunmadığı görülmüş, ödeme savunmasında bulunmakla ispat yükünü üzerine aldığı değerlendirilmiştir.
Satış sözleşmesi, TBK'nın 207. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması, ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında, bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. Kural olarak satış sözleşmelerinde satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti satıcı tarafa düşmektedir.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davacının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davalının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K., 2017/19-915 Esas 2018/1338 sayılı kararında da benimsenmiştir.
Davacının kendi defterlerinde davalının ödemede bulunduğunu belirtmesi, bu kaydın kendi aleyhine delil teşkil etmesi demektir. Davacının karşı tarafın ödemesini defterine kaydetmesi, daha sonra alacaklı bulunduğunu iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davacının kendi ticari defterindeki bu kayıt davalının ödeme yapması açısından karine teşkil etmektedir.Aynı zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, ödemenin davacı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davalı aleyhine karine oluşturur.
İlk derece mahkemesine bilirkişi tarafından sunulan asıl raporda davacıya ait 2021 ve 2022 yılı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının satış senetlerine göre satılanın 158.794,00 TL olduğu, yine davacı kayıtlarında davalıdan yapılan tahsilat ve davalı satışlarının 178.709,42 TL olduğu, bu durumda davacının davalı adına düzenlediği satış senedi-tahsilat ve takas mahsuba bakınca davacının davalıya 19.915,42 TL borçlu göründüğü, davalı kayıtlarında ise davacının davalıya 130.709,42 TL borçlu göründüğü anlaşılmakla bu durumda davacının davalıdan alacaklı olduğunu kesin delille ispatlayamadığı ve fakat son olarak dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın kısmen kabulü yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 20/09/2024 tarih ve 2023/539 Esas - 2024/802 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 04/12/2024