T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1942
KARAR NO: 2024/2057
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2024
ESAS NO: 2022/317
KARAR NO: 2024/640
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 24/10/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2024 tarih ve 2022/317 Esas - 2024/640 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin işbu icra dosyasında müteselsil borçlu olarak yer aldıklarını, müvekkili ...'in, 16/06/2021 tarihinde davalı ...'a dosya borcunu ödediğini ve aralarında yine aynı tarihli teslim ve ibra tutanağı düzenlendiğini, yine aynı tarihte müvekkili ...'in icra dosyasında alacaklı vekiline vekalet ücretini haricen ödediğini ve alacaklı vekili tarafından imza altına alınarak düzenlenen belgede "müvekkil alacağını ...'den tahsil etmiş olup, alacaklı vekili olarak dosya borçlusu ...'den vekalet ücreti alacağım bulunmamaktadır" şeklinde ifadenin bulunduğunu, akabinde alacaklı vekili ile iletişime geçildiğini haricen tahsil bildiriminin yapılmasının istendiğini ancak işbu davayı açtıkları tarihe kadar ilgili icra dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunulmadığını, müvekkilleri tarafından 16/06/2021 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yer alan tüm alacak kalemlerinin alacaklı ve vekiline ödenmiş olduğundan müvekkili ... ve ... açısından borç kalmadığını ancak borç devam edercesine ilgili icra dairesinde halen açık olan dosya üzerinde haciz işlemi yapılması neticesinde işbu menfi tespit davasını açma zarureti oluştuğunu belirterek öncelikle müvekkillerinin taşınmazlarına, taşınırlarına ve alacaklı oldukları icra dosyaları üzerine konulan hacizlerin tensip zaptı ile birlikte fekkine, müvekkilerinin borçlu olmadığının tespiti ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, kötüniyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın borçlu olmadıkları kısmın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davasının konu edilebilmesi için takibe konu olan senetten dolayı borcun olmaması gerektiğini, takibe konu olan senetten dolayı davacıların borcunun bulunduğunu, davacıların bu takibe itiraz etmediklerini, takip kesinleşince takipten dolayı hacizler konulduğunu, asıl borçlu ...'ın ödeme yapmadığı için söz konusu borcun davacılardan senette kefil olan ...'in başkası adına kayıtlı olan gayrimenkulü müvekkiline devretmesi ve bir kısım nakit vermesi sureti ile müvekkiline ödeme yaptığını, ödemelerin nakit ödeme dışında, tapu devrinde bir takım sıkıntılar yaşandığını, devredilen tapu üzerinde haciz bulunduğu için bu hacizlerin kaldırılmasının beklendiğini, müvekkili ile borçlu ... arasında anlaşma yapıldığını, dosyanın infazı ve mevcut hacizlerin kaldırılması konusunda müvekkilinin tahsil harcının borçlu tarafından ödenmesi sonrası kendilerine yurtdışında yaşadığı için telefon ile bilgisini verdiğini, borçlunun tahsil harcını yatırma imkanının olmadığını söyleyip hacizleri kaldırma işini geriye bırakacağını beyan etmesi üzerine müvekkilinin de harcı getirmeleri halinde takibin kapatılacağını bildirdiğini, takip borçlularının tahsil harcını ödemekten kaçındığını, müvekkilinin de bu hususu bildiği için işlem yapmadığını, ancak 02/11/2021 tarihinde bürosunda çalışmakta olan Av....'nin icra dosyalarına Uyap sisteminden yenileme gönderirken Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına da sehven haciz talebinin gönderildiğini, bunu öğrendiğinde takip dosyasına yeni bir talep gönderilerek söz konusu haciz talebinin sehven gönderildiğinin bildirildiği, icra müdürlüğünce aynı tarihte verilen tensip kararı ile haciz kaldırma talebine ilişkin harç ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu durumu takip borçlularına da bildirdiklerini, yapılan işlemde kasıt olmadığını, borçluların harcı ödememesi nedeniyle hacizlerin kaldırılmadığını, tahsil harcının icraya bildirim ile alınacağı için taraflar arasındaki anlaşma gereğince bildirimin ötelendiğini, icra dairesi tarafından harcın tahsili amacıyla vergi dairesine yazı yazıldığını, yazılı belge verildiğinde ise icra dosyasına bildirim yapıldığını, borçluların yıllardır şikayetler ile uğraştıklarını, bunlardan bir netice alamayınca da işbu haksız davayı açtıklarını, tahsil harcının borçluya ait olduğunu, icra dosyasında da talep olduğunu, borçluların yapacağı tek şeyin devletin harcını ödediğini, bu harcı ödemekten kaçınmak için bu davaların açılmasında bir hukuki yararın olmadığını, yapılan haksız şikayet ve davalar nedeni ile müvekkiline vekil olarak kendisinin de maddi ve manevi zarara uğratıldığını belirterek davacılar tarafından açılan haksız ve yersiz davanın usul ve esastan reddine, davacılar aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmayacak şekilde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, dava harç, masraf, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalardan görüleceği üzere davalı, başlangıçta icra takibinde haklı ve iyi niyetli olup, bonoya dayalı alacağı vardır. İcra takibi sırasında davacı borçluların bir kısım malvarlığı üzerine haciz koydurmuş, davacı borçlu tarafın anlaşma ile borcu ödemesi üzerine davalı alacaklı tarafından16/06/2021 tarihli ibraname verilmiş, ancak hacizlerin kaldırılması talebinde bulunulmamıştır. Davalı tarafından bu durum taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacıların ödemesi gereken tahsil harcını yatıracak durumlarının olmamasından dolayı kendilerinden süre istemesi olarak açıklanmıştır. İbraname verilmesinin üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra alacaklı vekili 02/11/2022 tarihinde tekrar borçlu tarafa ait Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ve Büyükçekmece 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyalarındaki dava taraf alacağı üzerine haciz konulmasını talep ederek takibe devam etmiştir. Davalı alacaklı vekili tarafından bir gün sonrasında 03/11/2021 tarihinde ise davalı alacaklı vekili tarafından aynı takip dosyasına "... dosya üzerinden yapılmış olan 02/11/2021 tarihli haciz talepleri tarafımızca sehven yapılmıştır. Gereği bilgilerinize arz olunur." şeklinde talep gönderilmiş, icra müdürlüğünce 04/11/2021 tarihli tensip kararı ile "Haciz taleplerinin 02/11/2021 tarihinde atıldığı, atılan taleplere 02/11/2021 tarihinde karar verildiği ve 03/11/2021 tarihinde alacaklı vekilinin yukarıda bildirmiş olduğu talepten önce görevlendirilen memur tarafından yerine getirildiği, alacaklı vekilince haciz işlemleri uygulandıktan sonra haciz kaldırma talebi haricen tahsile karine teşkil edeceğinden gerekli tahsil harcının yatırılmasına müteakip talebin değerlendirilmesine, bu aşamada reddine karar verildi." şeklinde karar verilmiştir. Bunun üzerine davacılar eldeki menfi tespit davasını açmak zorunda kalmıştır. Takibin başlangıcında haklı ve iyi niyetli olan davalı alacaklı, dava tarihinden önce takip konusu alacağı kalmamasına, davacı tarafa ibraname vermesine rağmen, takip dosyasına haricen tahsil konusunda beyanda bulunmadığı ve haciz talebinde bulunarak icra takibine devam ettiğinden, icra takibine konu borcun sona ermesine rağmen icra takibine devam etmesi nedeniyle davacılar menfi tespit davası açmaya zorlanmıştır. Bu nedenle davacılar eldeki davayı açmakta haklıdırlar. Alacaklı davalı vekilince Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyasına gönderilen 01/02/2023 tarihli dilekçe ile harici tahsil bildiriminde bulunulmuş ve takip dosyasındaki tüm hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Bu aşamadan sonra eldeki davanın konusu kalmamıştır. Dolayısı ile davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Davacı borçluların takip dosyasında ödeme yapmayıp haricen ödeme ile ibraname alması, takip haricinde tarafların anlaşması ve davacı borçlu tarafın tahsil harcını ödemeyi geciktirmek istemesi nedeniyle davalı alacaklının haricen ödeme bildirimi yapmadığı, 02/11/2022 tarihinde borçlu taraf hakkında haciz konulmasını talep etmesine rağmen bir gün sonrasında 03/11/2021 tarihinde ise davalı alacaklı vekili tarafından aynı takip dosyasına "... dosya üzerinden yapılmış olan 02/11/2021 tarihli haciz talepleri tarafımızca sehven yapılmıştır." şeklinde beyanda bulunarak takibi devam ettirme niyetinde olmadığını gösterdiği, davalı alacaklının bu davranışlarıyla icra takibine devamında kötü niyetli duruma düştüğünü gösterir delil bulunmadığı görülmekle koşulları bulunmadığından davacıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
aşağıdaki gibi hüküm kurulmuş...." gerekçesiyle Davanın konusuz kalması nedeni ile ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Koşulları bulunmadığından davacıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ortada borç mevcut olduğunu, konunun sadece icradaki borçlunun ödenmesi gereken tahsil harcı olduğunu, tahsil harcının icraya bildirim ile alınacağı için bu durumun müvekkili ile borçlu arasındaki anlaşma gereği ötelenmiş ancak icra dairesinin borçlunun talebine rağmen bu bedelin ödendiğinin karinesi ile tahsil harcının ödenmesine karar verdiğini, konunun bundan ibaret olup tahsil harcını ödememek için davacı - borçluların yıllardır şikayetler ile uğraştığını, bunlardan bir netice alamayınca da iş bu haksız davayı açtığını, tahsil harcının borçluya ait olduğunu, icra dosyasında da talep olduğunu, borçluların yapacağı tek şeyin devletin harcını ödemek olduğunu, bu harcı ödemekten kaçınmak için bu davaların açılmasında bir hukuki yarar mevcut olmadığını, açıklamış olduğu tüm bu nedenler ile kararı istinaf etme zorunluluğu hasıl olmuş olup istinaf incelemesi neticesinde yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararı olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.06.2024 karar tarihli 2022/317 esas 2024/640 karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacıların açmış olduğu davanın reddine karar verilmesine, dava harç, masraf, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, İİK.72 mad gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Davalı alacaklı tarafından düzenlenen adi yazılı 16.06.2021 tarihli teslim ve ibra tutanağı başlıklı belgede davacı borçlu ... tarafından icra dosyasına konu borcun ödendiği, vekalet ücreti ve tahsil harcının borçluya ait olduğunun belirtildiği görülmüştür.
İşbu menfi tespit davasının 12.04.2022 tarihinde açıldığı, davacı tarafından icra takip dosyasına 01.02.2023 tarihinde dosya borcunun tahsil edildiği bilgisinin verildiği, 02.11.2021 tarihinde davalı vekilinin icra dosyasında haciz talebinde bulunduğu, 03.11.2021 tarihinde talebin sehven yapıldığı, hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, davalının icra takibinde bulunmakta haksız sayılamayacağı, fakat bu dava açılmadan önce borcun tahsil edildiği, davalının cevap dilekçesini sunduğu süre zarfında durumdan haberdar olduğu halde davalının takipten feragat etmediği, takibe devam ettiği, iş bu davayı da kabul etmediği, davalının dava açılmasına bu nedenlerle sebebiyet verdiği, davacının davanın açılmasına kendisinin sebebiyet vermediği anlaşıldığından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararı ile vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından davalının sorumlu olduğu anlaşılmakla bu yöndeki ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/06/2024 tarih ve 2022/317 E. - 2024/640 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2024