T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1802
KARAR NO: 2024/2121
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/06/2021
ESAS NO: 2019/655
KARAR NO: 2021/382
DAVANIN KONUSU: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/10/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/10/2024
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 03/06/2021 tarih ve 2019/655 E - 2021/382 K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı vakıf ile dava dışı... A.Ş.arasında mülkiyeti davacıya ait ... Man. ... Sok. No: ... .../Kayseri adresinde ve tapuda ... pasta ... ada ... parselde kayıtlı okul vasfındaki taşınmaz için 01/07/2015 tarihli 3 yıllık belirli süre kira sözleşmesi yapıldığını, dava dışı ...AŞ'nin kira sözleşmesinin 13.maddesine aykırı davranması ve/veya kiralanana zarar vermesi, kira, elektrik, su, onarım ve diğer her türlü giderlerin teminatı olarak davalı Akbank TAŞ ...Şubesi tarafından davacı vakıfa 23/10/2017 tarih ve 200.000,00-TL bedelli ve 23/10/2018 tarih ve 88.000,00-TL bedelli 2 adet kesin teminat mektubu alındığını, bu mektupların kesin ve süreli ve de ilk talepte ödeme kayıtlı olduğunu, vadesinin 23/10/2019 tarihinde dolduğunu, davacı tarafından 11/07/2019 tarihli usulüne uygun yazılı tazmin taleplerinin yerine getirilmediğini, Kayseri 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1041 E sayılı 12/07/2019 tarihli tedbir kararı gereğince ödenemeyeceğinin bildirildiğini, dava dışı ... AŞ'nin teminatı saat 17:07 de yatırdığını, davalı bankanın ise kapanış saatinin 17:00 olduğunu, davalı bankanın 11/07/2019 tarihinde mahkemece tedbir konulmadan davalı bankanın tebdir konulduğunu öğrenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının mahkemece banka bildirim yazısının tarihinin 12/07/2019 olduğunu, davalı bankanın kural olarak kendisine yapılan başvuru sonucunda ödeme yapması gerektiğini, davalı bankanın riskin gerçekten doğup doğmadığını araştırma yükümlülüğü ve yetkisinin bulunmadığını, davacının yazılı başvurusundan sonra davalı bankanın ihtiyati tedbir kararını ileri sürerek ödeme yapmamasının geçerli olmadığını, bu nedenlerle teminat mektupları bedelleri topla 288.000,00-TL 'nin en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi, davacıya ait taşınmazın tadilat ve tamiratının yapılmasına başlanılmasından dolayı ve kiraya verme sezonunun kaçırılımsanıdan dolayı davacının mahrum kaldığı kira bedelinin ve taşınmazda oluşan maddi zararın tazmini yönünden fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00-TL'si kira bedeli ve 5.000,00-TL'si hasar bedeli olarak 10.000,00-TL'si tazminatın en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu mektuplarla ilgili olarak davacı tarafça 11/07/2019 tarihinde 15:01 de tanzim talebi ıslah imzalı olarak davalı bankanın ... Şubesine iletildiğini, davalı bankaca tazmin taleplerinin derhal işleme alındığını, davalı bankanın büyük organizasyon yapısı nedeniyle bazı işlemlerin merkezileştirilerek gerçekleştirildiğini, bu nedenle tazmin talebinin operasyon merkezine iletildiğini, tazmin işleminin gerçekleştirilmesine ilişkin işlemler devam ederken aynı gün 17:03 de mektubun tazminini engeller mahiyette bir tedbir kararının lehdar ...AŞ tarafından davalı bankanın ... Şubesine iletildiğini ve tazmin işlemlerinin durdurulduğunu, davalı bankanın iye niyetle hareket ettiğini, tazmin talebi henüz gerçekleştirilmeden önce gelen bir tedbir kararının da işleme alınmasının davalı banka açısından hukuki bir zorunluluk olduğunu, dava konusu işlemin hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İddia ve savunmalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ve tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, mahkememizce toplanmış usulüne uygun deliller olarak değerlendirilmiş buna göre, davacının iddialarına dayanak olan banka teminat mektubunun kesin niteliği çerçevesinde ve süresinde ibraz edilmekle ilk talepte ödeme şartı gereği davalı bankanın teminat mektup bedelinin herhangi bir tereddüte mahal bırakmaksızın davacıya ödemekle yükümlü olduğu ancak banka kayıtları, sunulan delil ve belgeler ayrıca davalının bu hususlara ilişkin ikrar mahiyetindeki beyanları, dinlenen tanık beyanları, teminat mektubunun süresinde paraya çevrilmek üzere davacının bankaya ibraz ettiğini ve/fakat davalı banka tarafından paranın ödeneceği söylenilerek davacının oyalandığı ve bu sırada mahkemeden verilen ihtiyati tedbir kararının bankaya ulaşmasının beklendiği ve ardından mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına istinaden mektup bedelinin davacıya ödenmediği sabit olup davacının teminat mektup bedeli kadar zararının oluştuğu ve ticari işlere uygulanacak değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği anlaşılmakla teminat mektubu tazmin bedeli olan 288.000,00-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, her ne kadar davacının teminat mektubunu sunan lehtar ile arasındaki kira ilişkisi çerçevesinde taşınmazın tadilat ve tamiratının yapılmasına başlanılamaması ve kiraya verme sezonunun kaçırılmasından dolayı mahrum kaldığı kira bedelinin ve taşınmazda oluşan maddi hasarın tazminini de istemiş ise de söz konusu taleplerin dolaylı zarar mahiyetinde talepler olduğu, teminat mektup bedelinin süresinde nakde çeviremeyen davacının bu zararlardan dolayı arada sözleşmesel ilişki bulunmayan teminat mektubu yükümlüsü olan davalıyı sorumlu tutabilmesi için davalı bankanın ayrıca bu hususlara ilişkin garanti taahhüdünde bulunması gerektiği, hukuki niteliği itibariyle garanti sözleşmesi niteliğinde olan banka teminat mektuplarından kaynaklı olarak dolaylı zararların tazmininin kural olarak istenemeyeceği, kaldı ki bu zararlara ilişkin davalı bankanın ayrıca ve açıkça bir taahhüdünün bulunmadığı gözetilerek davacının yoksun kalınan kar niteliğindeki diğer tazminat kalemlerinin davalıya yükletilemeyeceği kanaatine varılarak bu taleplerine reddine karar vermek gerekmiş, davacının davasının kısmen kabulü ile; banka teminat mektubu tazmin bedeli olan 288.000,00-TL'nin dava tarihi olan 24/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kira bedeli (yoksun kalınan kar) ve hasar bedeli şeklindeki tazminat taleplerin ayrı ayrı reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyası kapsamında ve toplanan deliller ve mahkemece aldırılan bilirkişi raporunca davalı tarafından müvekkil vakıfa verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesi için müvekkil vakıf tarafından 11/07/2019 tarihinde Akbank TAŞ ...Şubesine kiracı tarafından vermiş olduğu zarar için verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesi için tazmin talebinde bulunulduğunu, fakat davalı banka tarafından teminat mektubu bedelleri ödeneceği söylenerek ihtiyati tedbir kararının bankaya ulaşılması beklenildiğini, ardından mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına istinaden teminat mektubu bedelleri müvekkil vakfa ödenmediğini, bu sebeple müvekkil vakfın zarara uğradığını, müvekkile ait okul vasfındaki dava konusu taşınmazdaki elektrik, inşaat ve mekanik imalatlarına dava dışı kiracı tarafından hasar verildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yoksun kalınan kar ve hasar bedeli şeklindeki tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğunu, yerel mahkemece talebin reddi yönünden verilen kararın hukuka ve yasalara açıkça aykırı olması nedeniyle kaldırılması gerektiğini beyan ederek istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan 27/07/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince davalı banka tarafından paranın ödeneceği söylenilerek davacının oyalandığı ve bu sırada mahkemeden verilen ihtiyati tedbir kararının bankaya ulaşmasının beklendiği ve ardından mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına istinaden mektup bedelinin davacıya ödenmediğine yönelik kurulan karar olayın gerçekliğini yansıtmamakta olup, ilk derece mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, ...Şubesi çalışanlarının, 15:01’de şubeye iletilen tazmin talebini 16:58’de; 17:03’te WhatsApp kanalıyla iletilen tedbir kararını da 17:06’da Şube Operasyonları Bölümü’ne ilettiği, Şube Operasyonları Bölümü’nün ise durumu 17:33’te Hukuk Müşavirliği’ne danışılmış ve taleple ilgili süreç aynı gün en hızlı şekilde gerçekleştirdiğini, oysaki müvekkil bankanın tamamen iyi niyetle hareket ettiğini, bankanın büyük organizasyon yapısı ve işlem yoğunluğu dikkate alındığında, işlemlerin belirli bir zaman alacağını, tazmin talebi henüz gerçekleştirilmeden aynı gün bankaya gelen tedbir kararının saati ve davacının saat 15.01'de müracaat ettiği ve hızlı aksiyon alınıp iş akışı yürütüldüğünü ve aynı gün bildirilen tedbir kararı gereği ödeme yapılmamış olması müvekkil banka açısından hukuki bir zorunluluk olduğunu, davacının ileri sürdüğü gibi mahkemece tedbir konulmadan bankanın tedbir konulduğunu öğrenmiş olması hayatın olağan akışına aykırıdır beyanı doğru olmadığını, zira söz konusu kararı alan taraf ... Aş vekili Av. ... tarafından 11.07.2019 tarihinde 17:03 de müvekkil bankaya bildirildiğini, hiçbir tedbir kararı olmasa dahi şubece tazmin işleminin yapılabilmesi için öncelikle mektup özelliklerinin tazmin taleplerinde doğru olarak belirtilip belirtilmediğinin ve teminat kapsamında olup olmadığının mutlaka incelenmesi ve bunun sonucuna göre tazmin işlemlerinin yürütülmesi gerektiğini, dava tarihi itibari ile verilmiş olan ve halen devam etmekte olan tedbir kararı nedeni ile davanın açılmasına bankamız tarafından sebebiyet verilmemiş olmasından dolayı öncelikle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece bu konudaki taleplerinin kabulü ile kabül tutarı olan 288.000,00 TL teminat mektup bedeli üzerinden müvekkil banka aleyhine masraf, yargılama giderleri ve karşı taraf vekalet ücretine hükmedilmesi kanuna aykırı olduğunu, müvekkil banka arz edilen nedenlerle tazmin işlemini yerine getirmemiş olması müvekkil bankanın sorumluluğunu gerektirmeyeceğini, bu nedenle davacı tarafın davasının tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle Mahkemece verilmiş olan tedbir kararı nedeni ile tazmin edilmemiş olan bir teminat mektubu için müvekkilin davaya sebebiyet vermemiş olması nedeni ile de tazminine karar verilen teminat mektubu bedeli hakkındada müvekkil banka aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmiş olması da kanuna aykırı olduğunu, yerel mahkemenin vermiş olduğu kira bedeli ve hasar bedeli şeklindeki tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine ilişkin kararının onanmasına, yerel mahkemenin kısmen kabulü ile banka teminat mektubu tazmin bedeli olan 288.000,00 TL'nin dava tarihi olan 24.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde; davalının istinaf başvurusunun herhangi bir hukuki dayanağı olmaması nedeniyle reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesinin 15/09/2021 tarihli ek kararı ile; "...Davalı vekilinin istinaf talebinde bulunduğu, ancak istinaf harcının eksik yatırıldığı, bunun üzerine istinaf karar harcı ( nispi ) 4.859,20 TL'yi yatırması için davalı vekiline tebliğden itibaren 1 (bir) haftalık kesin süre içerisinde tamamlaması, aksi takdirde istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği ihtar edilmiş, muhtıra davalı vekiline 07/08/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, verilen 1 (bir) haftalık kesin süre içerisinde davalı vekilince eksik nispi istinaf harcının yatırılmadığı anlaşılmakla HMK. 344. Maddesi gereğince davalı... T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş..." şeklinde karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan 21/09/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen 15/09/2021 tarihli ek kararın istinaf kanun yolu açık olmak üzere verildiğini, fakat yapılan ihtar usul ve yasaya uygun olmadığını, yapılan tebligatın usulüne uygun olabilmesi için; tebligat üzerine yazılan ve hakimin sicil numarası ve imzasını taşımayan açıklamalar, yasanın aradığı şartlara uygun olmadığını, aynı zamanda hakim tarafından gönderildiğinin kabulüne olanakta bulunmadığını, bu bakımdan kendilerine gönderilen muhtıranın hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmadığını, gönderilen muhtıra mahkeme yazı işleri müdürünün yada kalem personelinin yapmış olduğu bir işlem olduğunu, böyle bir durumda mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin vermiş olduğu süre üzerine istinaf harcını veya giderini ödememiş olan taraf istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmayacağını, bu sebeple verilen karar usule uygun olmadığını, mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin istinaf harcı veya giderinin tamamlanması için istinaf edene süre vermesi usule aykırıdır ve mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin vermiş olduğu süre üzerine istinaf harcını veya giderini ödememiş olan taraf, istinaf talebinden vazgeçmiş sayılamayacağını, yerel mahkemenin vermiş olduğu ek kararın kaldırılmasına, ek karar hakkındaki istinaf başvurusunun kabulüne, masraf ve ücretin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafnıdan ilk derece mahkemesine sunulan 27/09/2021 tarihli istinafa cevap dilekçesinde; İstinaf Kanun yoluna başvuru dilekçesindeki beyan ve iddiaları kabul etmediklerini, mahkemece verilen 15.09.2021 tarihli İstinaf Başvurusunun Yapılmamış sayılmasına dair Ek karar usul ve esas yönden doğru olduğunu, öncelikle davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcı (Nisbi) süresinde olmadığını, davalı tarafa eksik harç ve giderlerini tamamlaması için 07.08.2021 tarihinde İhtaratlı muhtıra E-TEBLİGAT yoluyla tebliğ edildiğini, davalı taraf her ne kadar istinaf dilekçesinde muhtırada mühür ve imza olmadığı yönündeki eksiklikleri vurgulamış olsa da söz konusu muhtıra ELEKTRONİK İMZA ile imzalanmış olup, elektronik imzada ıslak imzanın hüküm ve sonuçlarını doğuracağından bu yöndeki iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, ayrıca E-tebligat davalının vekiline yapılmış olup, karşı tarafın avukat olduğunun göz önünde bulundurulması halinde bu istinaf dilekçesinde beyan edilen hususları bilmesi ve bilebilecek durumda olması gerektiğini, mahkeme tarafından davalıya gönderilen muhtırada eksik harcın miktarı, yatırılma merci ve süresi, yatırılmaması durumundaki sonuçlar açıkça ve usulüne uygun bir şekilde belirtildiğini, mahkemece yapılan tebligatın geçerli olduğunu, usulüne uygun olduğunu, davalının istinaf başvurusunun herhangi bir hukuki dayanağı olmaması nedeniyle 15.09.2021 tarihli Ek Kararın Kaldırılmasına yönelik İstinaf Başvuru Taleplerinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Dairemizin (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi'nin) 13/10/2021 tarih ve 2021/8571 E - 2023/2483 K sayılı ilamı ile; "...Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, istinaf edilen nihai kararda ayrıntıları yazılı açıklama, yasal sebep ve gerekçelere göre, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle mahkemece hükme esas alınan asıl ve ek bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tarafça davalı bankaya sunulan kesin teminat mektubunun süresi içerisinde bankaya ibraz edilmekle taleple birlikte ödeme şartı gereği davalı bankaca teminat mektubu bedelinin davacıya ödemekle mükellef olduğu, bu itibarla davacının ödenmeyen teminat mektup bedeli kadar zararının olduğunun sabit olduğu, teminat mektubu bedelinin ödenmemiş olması ile taşınmazın tadilat ve tamiratının yapılamaması veya kiraya verilemediğinden bahisle mahrum kalınan kira bedelinin ve taşınmazda oluşan maddi hasarın tazmini taleplerinin dolaylı zarar mahiyetinde olması nedeniyle, bu talepler yönünden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,bu nedenlerle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin 15.09.2021 tarihli ek karara ilişkin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede; Davalı vekilinin asıl karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusu üzerine, mahkemece eksik istinaf karar harcının tamamlanması hususunda davalı vekiline çıkartılan ve usulüne uygun olarak düzenlendiği anlaşılan ihtarlı davetiyenin (muhtıranın) davalı vekiline 07/08/2021 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, davalı vekilince verilen 1 (bir) haftalık kesin süre içerisinde eksik nispi istinaf harcının tamamlanmaması üzerine HMK'nun 344.Maddesi gereğince mahkemece davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla davalı vekilinin ek karara karşı yapmış olduğu istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından ek kararla ilgili yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş,bu nedenle ilk istinaf dilekçesindeki asıl istinaf sebepleri incelenmemiştir. 1-Davacının istinaf başvurusu yönünden; KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 03/06/2021 tarih ve 2019/655 E - 2021/382 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusu yönünden; KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 15/09/2021 tarih ve 2019/655 E - 2021/382 K sayılı EK KARARININ usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, .." şeklinde karar verilmiştir.
İşbu ilama karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
TEMYİZ SEBEPLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili vakfın teminat mektupları bedellerini tazmin edememesi nedeniyle taşınmazdaki hasarları da gideremediği ve maddi zarara uğradığını, yoksun kalınan kâr ve hasar bedeli taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın süresinde istinaf edildiğini, ancak harcın tamamlanması için gönderilen muhtıranın kalem personelince yapılan işlem olması ve hakimin sicil numarası ile imzasını taşımaması nedeniyle hukuki sonuç doğracak nitelikte bulunmadığını, ayrıca muhtirada masrafın yatırılacağı yerin tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirtilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmayacağını, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.09.2021 tarihli müvekkilin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararının hatalı olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; davacının ödeme talebinin derhal işleme alındığı ancak aynı gün gelen tedbir üzerine ödemenin yapılamadaığını, davacı yanın müvekkili tarafında oyalanmadığını, dava konusu mektupların nakte çevrilmemesi konusundaki ihtiyati tedbir kararını içeren tensip tutanağının dava dışı kiracı firma vekili tarafından 'whatssupp' uygulaması üzerinden müvekkili bankaya iletildiğini, aynı gün saat 17.29’da da asıl belgenin bankaya getirildiğini, bu nedenle hukuk müşavirliğinin de görüşü alınarak ödemenin yapılamadığını, ihtiyati tedbir kararına uymama nedeniyle cezai sorumluluk doğacağından müvekkili bankanın ödeme yapmamasının yerinde olduğunu, dolayısıyla tedbir kararı nedeniyle tazmin işleminin yerine getirememiş olan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
TEMYİZ KARARININ ÖZETİ:
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/04/2023 tarih ve 2021/8571 E - 2023/2483 K sayılı ilamı ile; "...İlk Derece Mahkemesince, kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği ancak istinaf başvurusunda nisbi istinaf peşin harcını eksik yatırdığı, davalı vekiline bu eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verildiği, verilen bir haftalık kesin süre içersinde belirtilen eksiklikleri ikmal etmesi, aksi takdirde kararın istinaf edilmemiş sayılmasına karar verileceği hususundaki ihtar şerhi ile tebligat gönderildiği, davacı vekiline 07.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren belirtilen kesin süre geçmesine rağmen eksik nispi istinaf harcı yatırılmadığı gerekçesiyle HMK'nın 344 üncü maddesi gereğince kararın istinaf edilmemiş sayılmasına dair ek karar verilmiş, davalı vekili 20.09.2021 tarihinde nispi istinaf karar harcını ikmal etmiş, ek karara yönelik davalının, asıl karara yönelik davacının istinaf kanun yolu başvuruları Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 344 maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, harç ve giderlerin eksik ödendiğinin anlaşılması durumunda bir haftalık kesin sürede eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin (muhtıranın) Mahkeme işlemi olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğinde bu hususta verilmiş bir mahkeme ek kararı (muhtıra) bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince, kalem tarafından tebligat mazbatası üzerine yazılan açıklamanın HMK 344 maddesi hükmü karşısında hukuki bir sonucu bulunmadığı gibi davalı aleyhine bir sonuç doğurması da mümkün değildir. Ancak davalı eksik peşin harcı 20.09.2021 tarihinde ikmal etmiş olup HMK 344 maddesi hükmü gereği yerine getirilmiştir. Bu halde, davalının eksik harcı süresinde yatırdığının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılarak asıl karar yönünden istinaf kanun yolu incelemesi yapılması gerekirken yazılı şekilde davalının ek karara yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddi isabetli görülmemiştir. Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İşbu ilam üzerine dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş, ilk derece mahkemesince 2023/715 esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince bozmaya uyularak 2023/725 K ve 07/09/2023 tarihli ilam ile; "...Toplanan deliller, bozma öncesi alınan bilirkişi raporu, mahkememizce toplanmış usulüne uygun deliller olarak değerlendirilmiş buna göre, davacının iddialarına dayanak olan banka teminat mektubunun kesin niteliği çerçevesinde ve süresinde ibraz edilmekle ilk talepte ödeme şartı gereği davalı bankanın teminat mektup bedelinin herhangi bir tereddüte mahal bırakmaksızın davacıya ödemekle yükümlü olduğu ancak banka kayıtları, sunulan delil ve belgeler ayrıca davalının bu hususlara ilişkin ikrar mahiyetindeki beyanları, dinlenen tanık beyanları, teminat mektubunun süresinde paraya çevrilmek üzere davacının bankaya ibraz ettiğini ve/fakat davalı banka tarafından paranın ödeneceği söylenilerek davacının oyalandığı ve bu sırada mahkemeden verilen ihtiyati tedbir kararının bankaya ulaşmasının beklendiği ve ardından mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına istinaden mektup bedelinin davacıya ödenmediği sabit olup davacının teminat mektup bedeli kadar zararının oluştuğu ve ticari işlere uygulanacak değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği anlaşılmakla teminat mektubu tazmin bedeli olan 288.000,00-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, her ne kadar davacının teminat mektubunu sunan lehtar ile arasındaki kira ilişkisi çerçevesinde taşınmazın tadilat ve tamiratının yapılmasına başlanılamaması ve kiraya verme sezonunun kaçırılmasından dolayı mahrum kaldığı kira bedelinin ve taşınmazda oluşan maddi hasarın tazminini de istemiş ise de söz konusu taleplerin dolaylı zarar mahiyetinde talepler olduğu, teminat mektup bedelinin süresinde nakde çeviremeyen davacının bu zararlardan dolayı arada sözleşmesel ilişki bulunmayan teminat mektubu yükümlüsü olan davalıyı sorumlu tutabilmesi için davalı bankanın ayrıca bu hususlara ilişkin garanti taahhüdünde bulunması gerektiği, hukuki niteliği itibariyle garanti sözleşmesi niteliğinde olan banka teminat mektuplarından kaynaklı olarak dolaylı zararların tazmininin kural olarak istenemeyeceği, kaldı ki bu zararlara ilişkin davalı bankanın ayrıca ve açıkça bir taahhüdünün bulunmadığı gözetilerek davacının yoksun kalınan kar niteliğindeki diğer tazminat kalemlerinin davalıya yükletilemeyeceği kanaatine varılarak bu taleplerine reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Banka teminat mektubu tazmin bedeli olan 288.000,00-TL'nin dava tarihi olan 24/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kira bedeli (yoksun kalınan kar) ve hasar bedeli şeklindeki tazminat taleplerin ayrı ayrı reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İşbu ilama karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
TEMYİZ SEBEPLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyası kapsamınca ve toplanan deliller ve mahkemece aldırılan bilirkişi raporunca davalı tarafından müvekkil vakıfa verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesi için müvekkil vakıf tarafından 11.07.2019 tarihinde AKBANK T.A.Ş... şubesine kiracı tarafından vermiş olduğu zarar için verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesi için tazmin talebinde bulunulduğunu, fakat davalı banka tarafından teminat mektubu bedelleri ödeneceği söylenerek ihtiyati tedbir kararının bankaya ulaşılmasının beklendiğini, ardından mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına istinaden teminat mektubu bedelleri müvekkil vakfa ödenmediğini, ayrıca savalı tarafın Kayseri 3. Noterliği... tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesine, Kayseri 8. Noterliğinin ... tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiği ve dava konusu teminat mektuplarının tazmini talebimizin devam ettiğinin belirtildiği, bu sebeple müvekkil vakfın zarara uğradığını, yerel mahkemece toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporunca da sabit olduğu üzere müvekkile ait okul vasfındaki dava konusu taşınmazdaki elektrik, inşaat ve mekanik imalatlarına dava dışı kiracı tarafından hasar verildiğini, müvekkil vakfın ihtiyati tedbire istinaden mektup bedellerini tahsil edememesi sebebiyle dava konusu taşınmazda ki hasarlı kısımların tamirat ve tadilatına başlanamadığını, bu sebeple müvekkil vakfın maddi zararı oluştuğunu, mahkemece teminat mektubu bedelinin tazmini yönünden davanın kabulüne ve yoksun kalınan kâr ve hasar bedeli şeklindeki tazminat taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın isabetsiz olduğunu belirterek kararın yoksun kalınan kâr ve hasar bedeli talepleri yönünden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; teminat mektubunun bir kıymetli evrak olmadığını, bu nedenle teminat mektuplarının nakde çevrilmesinde, ibraz olunan bir çekin şubece ödenmesi gibi bir durumun söz konusu olmayacağını, teminat mektubu uygulamasında mektubun muhatabı tazmin talebini bankaya yazılı olarak iletir ve akabinde operasyon birimlerince mektup tahtındaki bankanın yükümlülüğünün devam edip etmediği, tazmin talebinin usulüne uygun olup olmadığı, mektubun ödenmesine engel teşkil edecek bir yargı kararının söz konusu olup olmadığı yönünde incelemeler yapıldıktan sonra usulüne uygun bulunan tazmin talebi yasal olarak bir engel olmadığı takdirde yerine getirileceğini, teminat mektubunu adeta bir çek gibi sadece şube tarafından imza incelemesi yapılıp ödenecek bir kıymetli evrak kılıfına büründürmek mümkün bulunmadığını, davacının 11.07.2019 günü saat 15:01’de tazmin talebini müvekkil Banka’ya ilettiğini, söz konusu mektubun ödenmesine ilişkin operasyonel işlemler devam ederken saat 17:03’te Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1041 E. sayılı dosyasından verilmiş ihtiyati tedbir kararından muttali olunduğunu, henüz mezkur mektuplar tahtında ödemenin yapılmamış olduğu bir anda bahse konu mektupların nakde tazmininin engellenmesi yönünde bir ihtiyati tedbir kararının verildiğini öğrenen müvekkil Banka’nın davacının tazmin talebini yerine getiremeyeceği izahtan vareste olduğunu, zira, ihtiyati tedbire rağmen tedbire aykırı işlem yapılması halinin tedbire muhalefet suçunu oluşturacağı tartışılmaz bir gerçek olduğunu, dolayısıyla, müvekkil Banka’nın tazmin talebini yerine getirmekte geciktiği, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının verilmesine sebebiyet verildiği ve davacının zarara uğradığı şeklindeki karar tamamıyla hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının tazmin talebinin müvekkil Banka’ya ulaşması ile mezkur ihtiyati tedbir kararından muttali olunması arasında sadece 2 saatlik bir süre olduğu, mezkur ihtiyati tedbir kararına istinaden Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin müzekkeresinin de ertesi günde müvekkil Banka’ya tebliğ edilmiş olduğu da gözetildiğinde müvekkil Banka’nın hiçbir aşamada davacıya karşı temerrüde düşmüş olmadığı ve dolayısıyla gerek mektup bedeli gerekse de faiz yönünden davacıya karşı herhangi bir yükümlülüğünün doğmadığının açık olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17.04.2013 tarih, 2012/7485 E. ve 2013/7548 K. sayılı kararında; “Banka tazmin talebini yerine getirmede gecikmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararına kadar geçen süre için gecikme faizinden sorumlu ise de, bankaya ihtiyati tedbir kararının bildirilmesiyle artık bankanın temerrüdünden söz edilemez. Muhatap davacının, davalı bankayı ödemeden men eden ihtiyati tedbir kararı nedeniyle, bankadan gecikmeden dolayı tazminat talep etmesinin hukuki bir dayanağı da bulunmamaktadır. Muhatap davacının mektup bedelinin tazmini hakkında sahip olup olmadığı, ihtiyati tedbir kararı veren mahkemece yargılaması yürütülen asıl dava sonucunda belli olacaktır. (…) Banka, tedbir kararı kendisine tebliğ edilen ve ödemeden men edilen üçüncü kişi olduğundan, tedbir kararı verilen davanın sonucunun beklenmesine de gerek yoktur. Bu sebeplerle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde belirtildiği, davaya konu teminat mektuplarının ödenmesini engelleyen Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının 08.09.2022 tarihi itibarıyla ortadan kalktığı, bu hususta davacı firmaya tarafımızca yazılı olarak bilgi verilmiş olmasına rağmen davacı taraf mezkur mektuplar için tazmin talebinin devam edip etmediği hususunda müvekkil Banka’ya bir bilgi vermediği, davacının huzurdaki davayı kötü niyetli bir şekilde açmış ve devam ettirmekte olduğu dava dışı ... tarafından yapılan başvuruya istinaden Kayseri 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1041 E. sayılı dosyasından 11.07.2019 tarihinde davaya konu teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, söz konusu dava dosyası, davacı ...tarafından eksik harcın ikmal edilmemiş olması sebebiyle Mahkemece 05.04.2022 tarihinde işlemden kaldırıldığı, davacı ... tarafından 3 aylık sürede dosyanın yenilenmemiş olması sebebiyle 06.07.2022 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, mezkur davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın 08.09.2022 tarihinde kesinleştiği, yukarıda belirtilen hususların müvekkil Banka’nın tarafı olmadığı, taraflarını işbu davanın davacısı ve dava dışı...’in oluşturduğu Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1041 E. sayılı dava dosyasının incelenmesi neticesinde tespit olunduğunu, oysa ki, huzurdaki davanın davacısının bahse konu davada davalı tarafı teşkil etmesi sebebiyle bu gelişmelerden haberdar olmaması imkan dahilinde olmadığını, buna rağmen, huzurdaki davanın davacısının, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde kendisine karşı açılmış olan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesiyle birlikte bu dosyadan aleyhine verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının da kalkmış olması gerekeceğini bilmesi, bu hususta Mahkeme’den alacağı bir yazı ile müvekkil Banka’ya başvurmuş olması gerekmesine rağmen davacı bu konuda hiçbir şekilde bir aksiyon almadığının, bu durumun davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
TEMYİZ KARARININ ÖZETİ:
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13/05/2024 tarih ve 2023/6491 E - 2024/3834 K sayılı ilamı ile; "...Taraflar arasındaki alacak davasına ilişkin yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece, davalı vekilince belirtilen kesin süre geçmesine rağmen eksik nispi istinaf harcı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 344 üncü maddesi uyarınca kararın istinaf edilmemiş sayılmasına dair ek karar verilmiş, ek karara yönelik davalının, asıl karara yönelik davacının istinaf kanun yolu başvuruları Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.04.2023 tarih, 2021/8571 E. ve 2023/2483 karar sayılı kararı ile, davalının eksik harcı süresinde yatırdığının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılarak asıl karar yönünden istinaf kanun yolu incelemesi yapılması gerekirken yazılı şekilde davalının ek karara yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddi isabetli görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilk derece mahkemesinin ek kararına yönelik ret kararı kaldırıldığına göre, istinaf eden davalı vekilinin de asıl karara yönelik istinaf nedenlerinin Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi gerektiğinden dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken maddi hata ile ilk derece mahkemesine gönderilmesi ve ilk derece mahkemesince esas hakkında yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmakla, maddi hata nedeniyle dosya kendisine gönderilen ilk derece mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, istinaf nedenlerinin incelenmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının maddi hata yönünden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın bozularak kaldırılan ek kararı ve davacı istinafı yönünden esastan ret kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yargıtay 11.HD nin İşbu bozma ilamı üzerine dosya dairemize gönderilmiş, dairemizce 2024/1802 esasına kaydedilmiş,taraflara Yargıtay bozma ilamı ile duruşma gün ve saati tebliğ edilmiştir.
25/10/2024 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış, bozma ilamına karşı beyanları sorulup tespit edilmiştir.
Davacı vekili beyanında;Yargıtayın bozma ilamına karşı takdiri mahkememize bıraktığını söylemiştir.
Davalı vekili ise beyanında;Yargıtayın bozma ilamının yerinde olduğunu düşündüklerinden uyulmasını istediklerini söylemiştir.
Dairemizce işbu bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Yargıtayın bozma ilamına uyulması halinde bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmesi usulen zorunludur.Bu nedenlerle hükmüne uyulan Yargıtay 11.HD nin bozma ilamı doğrultusunda yani ilk derece mahkemesince, davalı vekilince belirtilen kesin süre geçmesine rağmen eksik nispi istinaf harcı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 344 üncü maddesi uyarınca kararın istinaf edilmemiş sayılmasına dair ek karar verilmiş ve ek karara yönelik davalının istinaf kanun yolu başvurusu dairemizce esastan ret edilmiş ise de; Dairemizin (Bölge Adliye Mahkemesi) kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11.HD nin 26.04.2023 tarih, 2021/8571 E. ve 2023/2483 karar sayılı kararı ile, istinaf eden davalının eksik harcı süresinde yatırdığının kabulü ile dairemizce (Bölge Adliye Mahkemesince), İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılarak davalının asıl karar yönünden istinaf kanun yolu incelemesinin yapılması gerektiğine dair bozma kararının verilmiş olması ve davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair ilk derece mahkemesince verilen 15/09/20221 tarihli, 2019/655 esas-2021/382 karar sayılı ek kararının da Yargıtay 11.HD ce verilen bozma ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş olması nedeniyle, davalı banka vekilinin de ilk derece mahkemesince verilen asıl nihai kararına yönelik ilk/asıl istinaf dilekçesi kapsamında ileri sürdüğü ve yukarıda yazılı istinaf sebepleri yönünden de istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, davalı banka tarafından haksız olarak nakde çevrilmeyen teminat mektubu bedelinin tahsili ve bu nedenle uğranılan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, istinaf edilen nihai kararda ayrıntıları yazılı açıklama, yasal sebep ve gerekçelere göre, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle mahkemece hükme esas alınan asıl ve ek bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tarafça davalı bankaya sunulan kesin teminat mektubunun süresi içerisinde bankaya ibraz edilmekle taleple birlikte ödeme şartı gereği davalı bankaca teminat mektubu bedelinin davacıya ödemekle mükellef olduğu, bu itibarla davacının ödenmeyen teminat mektup bedeli kadar zararının olduğunun sabit olduğu, teminat mektubu bedelinin ödenmemiş olması ile taşınmazın tadilat ve tamiratının yapılamaması veya kiraya verilemediğinden bahisle mahrum kalınan kira bedelinin ve taşınmazda oluşan maddi hasarın tazmini taleplerinin dolaylı zarar mahiyetinde olması nedeniyle, bu talepler yönünden ise mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,bu nedenlerle davacı vekilinin ve davalı banka vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarihli, 2023/715 E - 2023/725 K sayılı ilamına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf başvurusu yönünden; alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalının istinaf başvurusu yönünden;
Ek kararın istinafı yönünden alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
Asıl istinafı yönünden alınması gerekli olan 19.673,28 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.859,20 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 14.814,08 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, HMK'nın 361/1.maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/10/2024