T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1440
KARAR NO: 2025/1442
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/06/2025 ARA KARAR
NUMARASI: 2025/324 Esas
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 16/07/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/324 Esas sayılı 18/06/2025 tarihli ara kararına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde davalı müvekkili şirkete tedbiren kayyum atanması ile şirkete ait taşınmaz ve taşıtların üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiğini, öncelikle sırf bu dava için şirkete kayyum atanması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, şirkete ait taşınmazlar ve taşıtlar üzerine tedbir konulmasına ilişkin talebe de itiraz ettiklerini, zira işbu davanın taşınmazlara ve taşıtlara ilişkin olmayıp davacı tarafça gerçek hisse payının tespiti ile şirketin feshine ilişkin taleplerde bulunulduğunu, Dolayısıyla müvekkili şirkete ait malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirkete ait taşınmalarla ilgili Melikgazi Belediye Başkanlığınca yürütülen imar-18 uygulama işlemleri devam ettiğini, taşınmazlar üzerine tedbir konulduğu takdirde bu işlemler de sekteye uğrayacağını, dolayısı ile müvekkili şirkete ait taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasında hukuki yarar bulunmadığı gibi tam aksine bu durum çeşitli yönlerden şirket aleyhine zarara yol açacak nitelikte olup müvekkili şirkete ait malvarlığı üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi kararı ile; Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı vekilince davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar üzerine de ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunulduğu görülmekle, tasfiye kararı verilmesi halinde davacı ortağın haklarının etkileneceği gözetilerek davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların hisse ve takyidat durumları gözetilerek davalı şirket adına kayıtlı Kayseri İli, ... İlçesi,...Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ...ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz,... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ...'nin hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, davacının davalı şirket ortağı olduğu ve eldeki davada ayrılma akçesinin de talep edildiği emsal nitelikteki Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1661 E. 2024/1597 K. Sayılı emsal kararının da aynı yönde olduğu, dosya arasına sunulan belgelerden ihtiyati tedbir için yasaca aranan yaklaşık ispat koşulunun bulunduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş" 1- Davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik İTİRAZIN REDDİNE, "şeklinde ara karar kurulmuştur.
Davalı vekili işbu ara kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ;Davacı tarafın talebi üzerine mahkemece davalı müvekkil şirkete ait taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, cevap dilekçesi vasıtası ile mahkemenin ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine mahkemenin 18/06/2025 tarihli ara kararı ile itirazın reddine karar verildiğini, hukuka ve hakkaniyete aykırı olan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, ilgili davanın konusu davalı müvekkil şirkete ait taşınmazlara ilişkin olmayıp davacının gerçek hisse payının tespiti ile şirketin feshine ilişkin olduğunu, dolayısıyla davanın konusu kapsamına girmeyen malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasında hukuki yarar bulunmadığını, ihtiyati tedbir hukuk sisteminde dava konusu malvarlığına ilişkin bir usul olarak yer aldığını, dava konusu malvarlığı ile doğrudan ilgisi bulunmayan durumlarda ihtiyati tedbir kurumuna başvurulamayacağı yüksek mahkeme içtihatlarıyla da sabit olduğunu, belirtildiği üzere davalı müvekkil şirkete ait taşınmazlara ilişkin olarak Melikgazi Belediye Başkanlığınca yürütülen imar-18 uygulamasına dair işlemler devam etmekte olup mahkemece konulan ihtiyati tedbir nedeniyle ilgili işlemler de sekteye uğrayacağını, bu durum davalı müvekkil şirketi zarar uğratmaktan ziyade ayrıca kamu zararına yol açacağını, dolayısıyla mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararında hukuki yarar bulunmadığı gibi tam aksine kamu zararı riski mevcut olduğunu, istinaf talebinin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/324 Esas sayılı dosyasından verilen 18/06/2025 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak davalı müvekkil şirkete ait malvarlığı üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalının istinaf iddialarını kabul etmediğini belirterek; işbu dava nedeniyle yönetim yetkisini kullanan diğer ortakların iş bu derdest davalar sonrasında daha da ileri giderek şirketin içini tamamen boşaltabileceği, şirket adına kayıtlı taşıt, makine ve taşınmazlar üzerinde rehin gibi zararlandırıcı işlemlere konu kılabileceği, şirketin içini boşaltabileceği, şirketi daha da zararlandırarak müvekkilin ayrılma akçesini azaltabileceği, özetle şirket zararına iş ve işlemler yapacağı olası olduğunu, bugüne kadar dava dilekçesinde izah olunan işlemleri yapanların bu derdest davalar sonrası daha da bu yola meyledeceği hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu durumda müvekkilin çıkma payına yönelik zarar verici davranışların önlenmesi amacıyla tedbir talep etmekte hukuki yararı da mevcut olduğunu, huzurdaki davanın konusu incelendiğinde şirketin feshi de talepler içerisinde yer aldığını, sayın başkanlığınızca da gözetileceği üzere; huzurdaki davada üzerine tedbir konan taşınmaz davalı şirketin taşınmazı olup; ayrılma akçesinin hesaplanmasında çok büyük bir pay kaplayacağını, bu durumda şirketin feshi davalarında şirket taşınmazlarının dava ile doğrudan ilgisinin olmadığı iddiasının dinlenilmemesi gerektiğini, HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebileceğini, ihtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki koruma olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık İspat" yeterli olduğunu, izah olunan ve Sayın Başkanlığınızca re'sen nazara alınacak nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun REDDİNE, yerel Mahkemenin davalının ihtiyati tedbire ilişkin itirazlarının reddine ilişkin 18/06/2025 tarihli ara kararın hukuka uygun olduğunun kabulü ile tedbirin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Yapılan inceleme sonunda ; Derdest dava, "... SONUÇ VEİSTEM : Yukarıda izah olunan ve Sayın Mahkemenizce re'sen nazara alınacak nedenlerle;Bu minvalde yukarıda gerekçeleri açıklandığı şekilde; şirkete tedbiren kayyum atanması, şirket taşınmaz ve taşıtları üzerine tedbir (ya da en azından davalıdır şerhi) konulması;Yukarıda izahati yapıldığı şekilde şirketten ayrılanların şirket mal ve haklarından ödenen ayrılma paylarına rağmen ayrılan ortakların hisselerinin hisse oranında dağıtılmaması, yönetici ortaklarının haksız şekilde hisselerinin arttırılması nedeniyle bu minvalde Müvekkilin gerçek hisse payının tespitine; bu minvalde davalı Şirket yetkililerinin müvekkil, annesi ve diğer kardeşli imzalarını taklit etmek veya verilen vekaleti kötüye kullanmak sureti ile şirket ortaklıktan çıkarma ve hisselerin düzenlenilmesine yönelik genel kurul kararlarının yokluk ya da butlanının tespitine; Müvekkilin gerçek hisse payının tespiti sonrasında terditli taleplerimizden öncelikle Fesih şartları oluşan ve özellikle faaliyeti kalmayan Davalı ...A.Ş.'nin feshine,Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise; müvekkilimizin gerçek ayrılma akçesinin hesaplanarak, belirlenerek kendisine ödenmesine ve haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına,..." karar verilmesi taleplerine ilişkindir.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talepleri yönünden mahkemece 08/04/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla : "....HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık İspat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir.
Anonim şirketlere kayyım atanmasına ilişkin düzenleme TTK'da mevcut olmayıp, 4721 sayılı TMK'nun "Temsil" başlıklı 426. maddesinin 3. bendinde "Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa" ve TMK'nun "Yönetim" başlıklı 427. maddesinin 4. bendine göre ise; "Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa" kayyım atanabilir.
TMK 403/2 maddesine göre kayyım belirli işlemi görmek ve mal varlığını yönetmek için atanır. Kayyım tayinini gerektiren haller başlıklı TMK 426/3 maddesine göre "yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine engel olmaz."
TMK 427/4 maddesinde de "bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalırsa ve yönetim başka yoldan sağlanamazsa" kayyım atanabilir.
Organlar iş başında olduğu sürece TMK m. 403 hükmünün uygulama alanı yoktur. Çünkü bu durumda TMK m. 427/4 hükmü uygulanacaktır. Şirket organları (genel kurul, yönetim kurulu, denetçiler) TMK 426/3 kapsamında olmadığından madde hükmü bu organları kapsamaz. Çünkü bu organlar temsilci değil şirketin bir parçasıdırlar.
Ticarî faaliyetlerine hali hazırda devam etmekte olan ve görünen durum itibariyle hali hazırda müdürleri bulunan şirketi, geçerli temsil yetkisi sınırlamaları ile birlikte ve mevcut hali ile yönetmesi ve şirketin faaliyetlerine devam etmesi kolay olan ve normal olandır. O halde ölçüsüz ve orantısız şekilde, en önemlisi şirketin amacını sekteye uğratacak sonuçlara yol açabilecek bir tedbir kararı ile şirketin yönetimine bu aşamada müdahale edilmesi, şirket müdürlerinin yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması telafisi imkansız veya zor durumlara dahi yol açabilecektir. Elbette açıklanan ölçüler çerçevesinde tedbir kararının verilmesini gerektirir delillerin toplanması, yaklaşık ispat koşulunun oluşması durumunda ise ve talep halinde tedbir talebi yeniden ele alınabilecektir. (Benzer İstanbul BAM 43. HD'nin 16.04.2021 tarih, 558-509 sayılı kararı) Dolayısıyla davalı şirkete "yönetim kayyımı" atanması, dosyada mevcut delil ve belge durumu gözetildiğinde olanaklı gözükmemektedir.
Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davalı şirketin kötü yönetildiği, şirketin zararına hareket edildiği, davalı şirket müdürünün kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği ve /veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği yaklaşık da olsa ispatlanamadığından davacı vekilinin, davalı şirkete yönetim kayyımı/özel denetçi atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Benzer İstanbul BAM 13. HD'nin 2019/1399 Esas - 2021/842 Karar sayılı kararı)
Bunun yanı sıra davacı vekilince davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar üzerine de ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunulduğu görülmekle, tasfiye kararı verilmesi halinde davacı ortağın haklarının etkileneceği gözetilerek davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların hisse ve takyidat durumları gözetilerek Kayseri İli,...İlçesi,...Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ...'nin hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin talebin kabulüne karar verilmiş ancak davacının pay oranı da gözetilerek ihtiyati tedbir talep edilen ... ve ... plakalı 2 adet araca yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin, davalı şirkete kayyım/özel denetçi atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 2-Davacı vekilinin davalı şirket adına kayıtlı Kayseri İli, ... İlçesi,...Mahallesinde bulunan... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ...'nin hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik talebinin KABULÜNE, HMK'nın 389 vd, 392/1. Maddesi gereğince takdiren 100.000,00-TL nakdi teminat ya da aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunun dosyaya ibraz edilmesi halinde Kayseri İli, ...İlçesi,...Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ...ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ...'nin hisseleri üzerine İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 3- Davalı şirket adına kayıtlı ... ve ... plakalı 2 adet araca yönelik tedbir talebinin reddine,4-Teminat yatırılması halinde taşınmazlar yönünden kabulüne karar verilen tedbir kararının infazı hususunda Melikgazi Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına,..." karar verilmiştir.
Davalı vekili 16/05/2025 tarihli dilekçesi ile; Davacı tarafın dava dilekçesinde davalı müvekkili şirkete tedbiren kayyum atanması ile şirkete ait taşınmaz ve taşıtların üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiğini, öncelikle sırf bu dava için şirkete kayyum atanması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, şirkete ait taşınmazlar ve taşıtlar üzerine tedbir konulmasına ilişkin talebe de itiraz ettiklerini, zira işbu davanın taşınmazlara ve taşıtlara ilişkin olmayıp davacı tarafça gerçek hisse payının tespiti ile şirketin feshine ilişkin taleplerde bulunulduğunu, Dolayısıyla müvekkili şirkete ait malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirkete ait taşınmalarla ilgili Melikgazi Belediye Başkanlığınca yürütülen imar-18 uygulama işlemleri devam ettiğini, taşınmazlar üzerine tedbir konulduğu takdirde bu işlemler de sekteye uğrayacağını, dolayısı ile müvekkili şirkete ait taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasında hukuki yarar bulunmadığı gibi tam aksine bu durum çeşitli yönlerden şirket aleyhine zarara yol açacak nitelikte olup müvekkili şirkete ait malvarlığı üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazı yönünden mahkemece duruşmalı inceleme yapılmıştır.17/06/2025 tarihli ön inceleme duruşmasına katılan taraf vekillerini dinlemiş ve aynı celsenin 8 nolu kısa ara kararıyla davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının ve tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar vermiştir.
Bu kısa ara kararı yönünden ayrıca gerekçeli olarak 18/06/2025 tarihli :"...Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı vekilince davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar üzerine de ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunulduğu görülmekle, tasfiye kararı verilmesi halinde davacı ortağın haklarının etkileneceği gözetilerek davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların hisse ve takyidat durumları gözetilerek davalı şirket adına kayıtlı Kayseri İli, ...İlçesi,...Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ...ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ...'nin hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, davacının davalı şirket ortağı olduğu ve eldeki davada ayrılma akçesinin de talep edildiği emsal nitelikteki Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1661 E. 2024/1597 K. Sayılı emsal kararının da aynı yönde olduğu, dosya arasına sunulan belgelerden ihtiyati tedbir için yasaca aranan yaklaşık ispat koşulunun bulunduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik İTİRAZIN REDDİNE, ..." şeklinde ara karar vermiştir.
Davalı vekili işbu ara kararını 30/06/2025 tarihli istinaf dilekçesiyle süresinde istinaf etmiştir. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece dosya kapsamına, usul ve yasaya (HMK 389,392 vd. maddelerine) göre uygun şekilde takdiren tayin edilen teminat türü ve miktarı karşılığında verilmiş 08/04/2025 tarihli, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler, işbu ihtiyati tedbir kararına davalı tarafça ileri sürülen itiraz sebepleri ,itirazın duruşmalı yapılan incelemesi sonunda verilen ve ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin verilmiş ve istinaf edilmiş olan 18/06/2025 tarihli gerekçeli ara kararda mahkemesince yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; İşbu derdest davada istenen sözkonusu ihtiyati tedbir talebine dayanak olarak sunulanların ve beyanların davacı tarafça istenmiş olan ihtiyati tedbirin (İtiraz ve istinaf konu edilen ihtiyati tedbir kabul kararı kısmı yönünden) kabulü için gerek HMK 389 vd maddeleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli görülmesi, bu nedenlerle de ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair yasaca aranan yaklaşık ispata yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunması,zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olması ve mahkemece de usul ve yasaya uygun şekilde takdiren tayin ettiği teminat türü ve miktarı karşılığında işbu ihtiyati tedbir kararını vermiş olması nedeniyle,bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği ve dolayısıyla davalı vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararına karşı ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin de yerinde olmadığı, bu sebeplerle ihtiyati tedbir kararına vaki itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de , istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davalı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir kabul ara kararı kısmına karşı yaptığı itirazlarının duruşmalı inceleme ile reddine dair gerekçeli olarak 18/06/2025 tarihli ara kararıyla karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda da usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2025/324 Esas sayılı, 18/06/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına,
3- Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4- İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 394/5 md uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.16/07/2025