T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/282
KARAR NO: 2025/379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/11/2024
ESAS NO: 2022/823
KARAR NO: 2024/1074
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/11/2024 tarih ve 2022/823 Esas 2024/1074 Karar sayılı ilamına karşı ,taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı aleyhinde Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, davacının icra takibine konu edilen senet ile ilgili herhangi bir borcunun olmadığını, bahse konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalının sahte senet düzenleyerek davacıyı borçlu gösterdiğini, davalının davacı tarafından dolandırıldığına dair suç duyurusunda bulunduğunu, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, diğer sanıklar hakkında dava açıldığını, davacının davalıyı bir-iki kere gördüğünü, davacının bir pazarlığa şahit olduğunu, davacının kendisinden istenilen kefilliği kabul etmediğini, aradan çok zaman geçtikten sonra davalının davacıyı arayarak senedin ödenmediğini söylediğini, davacının senetle alakasının olmadığını söylediğini beyanla Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptali ve kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:
Zamanaşımı / hak düşürücü süre bakımından davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafından ikame edilen dava menfi tespit davası olup menfi tespit davası bakımından her ne kadar kanunda herhangi bir zamanaşımı süresi düzenlenmemiş ise de borçlunun borçlu olmadığını iddia ettiği hukuki sebebe göre zamanaşımı süresi söz konusu olabilmekte olduğunu, Davacı aleyhine davalı tarafından senet alacağına dayanan takibin başlatılmasının üzerinden yaklaşık 6 yıl geçtikten sonra söz konusu senedin sahte olduğu iddiasıyla ikame edilen işbu dava hakkın kötüye kullanılması teşkil etmekte olup hukuk düzeninin buna müsaade etmemesi gerekmekte olduğunu, zira 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesi, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü içermekte olduğunu, dolayısıyla kötü niyetli olarak açılan işbu davanın zamanaşımı / hak düşürücü süre bakımından usulden reddi gerekmekte olduğunu, davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 10.02.2020 Tarih, 2019/3048 Esas, 2020/1093 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi işbu kararında tek başına menfi tespit istemini içeren davalarda arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğunu belirtmiş olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından ikame edilen işbu davanın şartı olan arabuluculuk yerine getirilmediğinden, mahkemenizce davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, takibe konu senet, davacının bir yakını tarafından davalının arkadaşı ...'a teslim edilmiş olduğunu, davalı tarafından kayseri genel icra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kapsamında davacı ... aleyhine başlatılan takip senet alacağından kaynaklanmakta olup, söz konusu senedin davalı ve davacı arasındaki ticari ilişki sebebiyle davacı ... tarafından tanzim edilmiş olduğunu, evvelce davalı, şahitlerin yanında, "tamam ben senet vereyim" dedikten sonra, davalının şehir dışında olduğu esnada, ismini ... olarak bildiğimiz kişi (veya bu kişinin bir yakını) tarafından, davalının arkadaşı ...'a, aynı ortamda şahitlerin de bulunduğu esnada getirilmiş ve teslim edilmiş olduğunu, bu hususta ... ve ...'nın mahkemenizce tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, senet üzerindeki imza ...'e ait olup davacı tarafın sahtelik iddiası kötü niyetli ve asılsız olduğunu, ..., Yapı Kredi ... Şubesine müzekkere yazılarak davacı tarafa ait evrakların celbini, üzerindeki emsal imza örnekleri üzerinden kriminal inceleme yapılmasını, ayrıca Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/26733 Soruşturma numaralı dosyasındaki belge asıllarında bulunan davacıya ait imzalı belgeler üzerinden yine kriminal inceleme yapılarak senet üzerindeki imza ile karşılaştırılmasını talep ettiklerini, öyle ki; Davacı tarafın sahtelik iddiası bir an için doğru olsa dahi, senedin davalının arkadaşı ...'a ... (veya ...'ın bir yakını) tarafından teslim edildiği yukarıda isimleri zikredilen tanık beyanlarıyla ispatlanacağından davacı ya sahte imza atmak suretiyle senedi bu kişiye teslim edip, akabinde davalının şehir dışında olduğu bir esnada, davalıya teslim edilmek üzere ...'a vermiştir, ya da ... (veya senedi getiren kişi) tarafından bu imzalar sahte olarak atılmak suretiyle davalıya getirilmiş olduğunu, İkinci ihtimalin gerçek olduğu düşünüldüğünde ise davacı ...'in atılan imzaya muvafakati olduğu aşikar olduğunu, nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/15336 Esas 2016/5077 Karar sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini belirterek haksız davanın reddine, davacının takip konusu alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra imza itirazı nedeni ile dava konusu 15/11/2015 düzenleme, 01/09/2016 vade tarihli 30.000 TL bedelli bono üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığını tespiti için rapor alınmış ve 04/12/2023 tarihli grafolog bilirkişisinin raporunda senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumundan 05/03/2024 tarihli rapor alınmış ve alınan bu raporda da davacı adına atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğinin görülmesi üzerine, davalı tarafın delilleri arasında yemin delilinin olması nedeni ile davalı tarafa yeminin hatırlatılması sonucu davalı tarafça yemine başvurulduğu ve bunun üzerine davacı asilin duruşmada hazır olmakla takip konusu senet nedeni ile borçlu olmadığı hususunda yemin etmesi ve davacı hakkında Kayseri C.Başsavcılığının soruşturma dosyası ile takipsizlik kararı verilmesi hep birlikte dikkate alınarak, davacının dava konusu takipten dolayı davalıya borçlu olmadığı anlaşılmış ve böylece, Davanın KABULÜ ile, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına konu 15/11/2015 düzenleme, 01/09/2016 vade tarihli 30.000 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, Kayseri Genel İcra Dairesi’ne müzekkere yazılarak İİK madde 72/5 gereğince davanın kabul edilmiş olması nedeni ile takibin durdurulmasının bildirilmesine, Davacı tarafça takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının tazminat talebinin İİK madde 72/5 gereğince reddine karar vermek gerekmiş hüküm kurulmuştur. 1-Davanın KABULÜ ile, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına konu 15/11/2015 düzenleme, 01/09/2016 vade tarihli 30.000 TL bedelli bono nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE 2- Kayseri Genel İcra Dairesi’ne müzekkere yazılarak İİK madde 72/5 gereğince davanın kabul edilmiş olması nedeni ile takibin durdurulmasının bildirilmesine,3-Davacı tarafça takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının tazminat talebinin İİK madde 72/5 gereğince reddine..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı taraf vekilleri süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkemece harçlar kanunu madde 30. Gereğince eksik harcın yatırılmasının ihtar edildiğini, 2 haftalık kesin süre verdiğini, eksik harcın tamamlanması halinde dosyanın kendiliğinden işlemden kaldırılacağının ihtar edildiğini, dosya kapsamından görüleceği üzere davacı tarafa ihtara rağmen eksik harcı 2 haftalık kesin sürede tamamlanmadığını, celse kaybına sebebiyet verdiğini, bu durumda ihtar edilmesine rağmen yargılamanın devam edilmesi ve bu haliyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı aleyhine müvekkili tarafından senet alacağına dayanan takibin başlatılmasının üzerinden yaklaşık 6 yıl geçtikten sonra söz konusu senedin sahte olduğu iddiasıyla ikame edilen davada hakkın kötüye kullanılmasının teşkil ettiğini, yerel mahkemenin davanın kabulü doğrultusunda karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar dosya kapsamında alınan raporlarda incelemeye konu imzanın mukayesenin imzalara kıyasen ...'e ait olmadığı iddia olunsa da bu durumun dosya kapsamında sundukları dilekçelerde iddia ettikleri hususlara aykırılık teşkil ettiğini, tüm anlatılanlar dahilinde davacı tarafın ikame ettiği haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanı reddi gerekmekte ikin yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesini, ihtara rağmen yatırılmayan eksik harç sebebiyle işlemden kaldırılması gerekirken yargılamaya devam olunması ve bu haliyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının istinaf sebepleri kapsamında bozulmasını / kaldırılmasını yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin istinaf ve istinafa cevap dilekçesinden özetle; yerel mahkemenin yargılama sonucunda müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti hakkında ki kararına katıldıklarını, davalının istinaf dilekçesini ve içeriğini asla kabul etmediklerini, davalı tarafın kötü niyetli olarak sahte imza ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili aleyhine haciz işlemi gerçekleştirerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak haksız mesnetsiz bir şekilde hiçbir ticari ilişkisi veya hukuki bir bağı olmadığı halde sahte senet düzenlenerek müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, bunun bir suç olduğunu, tüm bu nedenlerle itirazları doğrultusunda davanın kısmi olarak bozulmasını, davalının kötü niyet tazminatı ödenmesine hükmedilmesini talep ettiklerini, davalı tarafın istinaf dilekçesini ve reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, menfi tespit ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, davalının cevap dilekçesindeki savunmaları ve ilk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişiden aldırılan raporlardaki tespit ve değerlendirmelere, mahkemenin hükme esas aldığı raporlar ile delilleri takdirinde, vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı taraf vekilince yapılan ve yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümünün yerinde olmadığı görülmüştür.
Ancak; uyuşmazlık konusu somut olayda davaya/ takibe konu senede atılı olan imzanın ona ait olmadığı imza incelemesi ile anlaşıldığı, davalının akdin tarafı olması dolayısıyla senetteki imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda olduğu keza, davacı yanın dava dilekçesinde tazminat isteminde bulunduğu görülmüştür. Hal böyle olunca mahkemece davalının kötü niyeti açık olduğundan asıl alacağın %20' sinden az olmamak üzere davacı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerekirken aksi değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Bu yönden davacının istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamaya gerektirmemesi nedeniyle HMK 353/1-b-2 md uyarınca hükmün bu kısmının düzeltilmesi suretiyle yeniden karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A.)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE.
2-İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf eden davalının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
B-)Davacı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/11/2024 tarih ve 2022/823E - 2024/1074K sayılı kararının istinafa konu edilmeyen bölümleri aynen tekrar edilmek sureti ile;Yeniden düzeltilerek bir karar verilmek üzere HMK'nın 353/1-b,2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine Buna göre;
"1-Davanın KABULÜ ile, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına konu 15/11/2015 düzenleme, 01/09/2016 vade tarihli 30.000 TL bedelli bono nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE
2- Kayseri Genel İcra Dairesi’ne müzekkere yazılarak İİK madde 72/5 gereğince davanın kabul edilmiş olması nedeni ile takibin durdurulmasının bildirilmesine,
3- Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından davacının tazminat talebinin İİK madde 72/5 gereğince kabulü ile takip konsu alacağın %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gereken 2.082,23 TL karar ve ilam harcından 512,33 TL peşin harç, 8,23 TL ıslah harcı toplamı 520,56 TL harcın düşümü ile eksik kalan 1.561,67 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 8,23 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 601,26 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan, 427,50 TL tebligat ücreti, 23,50 TL posta ve müzekkere gideri, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.651,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yargılama boyunca yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde harcanmayan gider avansının taraflara iadesine,
9-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca davacı lehine takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, "
2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 615,40- TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan tebligat gideri ve posta gideri olmak üzere toplam 399,00- TL'nin ve 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 19/02/2025