T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2662
KARAR NO: 2025/80
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/11/2024
NUMARASI: 2023/143 E. 2024/1007 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 15/01/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/11/2024 tarih ve 2023/143 E - 2024/1007 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkilinin arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen 08.03.2022 tarih, ... fatura nolu 880.000,00-TL'lik faturaya ilişkin olarak 09.03.2022 tarihinde 650.000,00-TL'lik kısmi ödeme yapıldığını, davalı tarafından aynı faturaya ilişkin dava konusu ödenmesi gereken 130.000,00-TL kısım için bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6702 esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 130.000,00-TL asıl alacak ve 897,53-TL işlemiş faiz toplam 130.897,53-TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, takibin durduğunu, belirterek, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptalini, takibin Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6702 esas sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığını, davacı tarafından takibe konu edilen fatura içeriğinde belirtilen malların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığını, Davacı tarafından Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6702 esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davaya bakmakla yetkili Mahkemelerin Kayseri Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "... İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davanın kısmen kabulü ile, Ankara 10. İcra Dairesi'nin 2022/6702 esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın 129.700,00-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair 300,00-TL asıl alacak ve 897,53-TL işlemiş faiz talepleri açısından davanın reddine, İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında 25.940,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından her ne kadar ilgili fatura ile alakalı olarak öncelikle icra takibinin başlatıldığını, akabinde itirazın iptali davası açılmış ise de takibe ve davaya dayanak teşkil eden faturanın müvekkiline ibrazının yapılmadığını, dolayısıyla söz konusu faturadan dolayı herhangi bir hak talebinde bulunulmasının düşünülemeyeceğini, faturanın, doğrudan borç doğuran bir belge olmayıp, içerdiği rakamların borç olarak kabul edilebilmesi birtakım şartlara bağlı tutulduğunu, bu şartların en önemlisinin fatura içeriğinde belirtilen malın teslim edildiğini veya hizmetin verilmiş olduğunun ispatı olduğunu, bu husustaki ispat külfetinin davacı/alacaklıda bulunduğunu, davacı alacaklı tarafından takibe konu edilen fatura içeriğinde belirtilen malların müvekkiline teslim edildiği hususunda herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmediğini, davacı tarafından her ne kadar faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmediği belirtilerek faturanın müvekkili tarafından kabul edildiği belirtilmiş ise de bu durum dahi fatura içeriğine konu malların müvekkiline teslim edildiği ve fatura içeriğinin kesinleştiği anlamı taşımayacağını, takibe ve davaya konu fatura içeriğinin müvekkiline teslim edildiğinin anlaşılmadığını, değinilmesi gereken bir diğer hususun ise davacı tarafından işbu davanın açılması ile ileri sürülen teslim iddiasının tam, sağlam ve gerçek bir şekilde teşekkül etmiş olması gerektiği olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılandan başka bir malın teslim edilmesi, malın süresinde teslim edilmemesi yahut yanlış kişiye malın teslim edilmesi davacının faturadan kaynaklanan alacak iddiasını ortaya koymak noktasında yetersiz kalacağını, nitekim davacının taraflar arasında kararlaştırılandan başka bir malı veya nitelik yahut vasıfları itibariyle beklenen özellikleri taşımayan bir malı müvekkiline teslim etmiş olmasının da tek başına teslim unsurunu karşılamaya yetmeyeceğini, taraflar arasında kararlaştırılan maldan başka bir malın teslim edilmiş olması veya faturada belirtilen malın teslim edilmemesi ya da cins ve nitelikleri itibariyle anlaşmaya aykırı olarak başkaca bir malın teslim edilmesi davacı/alacaklı yönünden teslim şartının gerçekleşmediğini göstereceğini, davacı tarafından yapılan ifanın kendisi açısından sözleşmede/taraflar arasındaki anlaşmada belirtilen ürüne uygun olarak ve kararlaştırılan ürünün cins ve nitelikleri itibariyle de kullanıma uygun olması gerektiğini, aksi takdirde davacı/satıcı tarafından yapılan ifanın kötü ifa niteliğinde olacağını ve borcu sonlandırmak dolayısıyla da sözleşmeden kaynaklanan karşı edimi talep imkanı sağlamayacağını, kaldı ki davacı tarafından müvekkiline KDV'siz HURDA faturasının kesildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu iş ve ticareti kapsamında hurda almasının mümkün olmadığını, davacı tarafından kesilen faturanın hurda faturası olmakla bile haksız olduğunu ortaya koymaktayken mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, faturanın kaynağında yatan temel ilişkinin davacı tarafından açıklanmasının, bu hususun ispatlanması ve buna karşılık olarak da temel ilişkide belirtilen malların tam ve eksiksiz bir şekilde zamanında müvekkiline ifa/teslim edildiğinin de ortaya konması gerektiğini, edim konusunun ne olduğu belirtilmeden yalnızca kanunda belirtilen süre içerisinde faturaya itiraz edilmediği gerekçe gösterilerek alacak talebinde bulunmak haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından müvekkiline anlaşılandan farklı ürünler teslim edilmiş olup, fatura içeriğinde belirtilen ürünlerin teslim edildiğinin ispat külfeti davacı tarafta olduğunu, bir defa müvekkiline hurda teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerekecekken ilk derece mahkemesi tarafından bu husus üzerinde hiçbir şekilde durulmadığını, davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede kararlaştırılan malların tesliminde bulunmadığını, davacı tarafından anlaşılan ürünün haricinde başka malların teslim edilmesinden dolayı müvekkilinin ciddi miktarlarda zararı olduğunu, iş çevresi ile sıkıntılar yaşadığını, ticari itibarının zedelendiğini, davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak kendisine verilen ürünler neticesinde takibe dayanak teşkil eden fatura ile ilgili olarak ödemelerde bulunmuş ise de bu durumun tamamen davacının kendisini yanıltmasından kaynaklandığını, ayrıca davacı taraf alacak iddiasını yalnızca kendi ticari defterlerine dayandırdığını ve müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia ettiğini, konu hakkında yargılamanın önceki aşamalarında yapmış olduğu açıklamalar doğrultusunda davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, ticari defterlerinin haricinde alacağını ispatlayacak başkaca bir delilin de dosyaya sunulmadığını, yargılama konusu olayda her ne kadar davacı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulduğunu ve müvekkilinin defterleriyle yapılacak mukayese haricinde davacı lehine delil olma kudretini haiz ise de müvekkilinin defterlerinde yapılan inceleme neticesinde dosyaya sunulan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacı tarafın defterleri ile müvekkilinin defterleri arasında birbirini tamamlama durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin ticari defterleri kendisi lehine delil olma şartlarını taşıdığı gibi davacının defterleri ile farklılık gösterdiğinden davacı tarafın iddiasını artık ticari defterleri ile ispat etmesinin mümkün olmadığını, ancak ilk derece mahkemesi tarafından bu durumda karar verilirken dikkate alınmadığını, davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de alacak belli ve likit durumda olmadığını, zira malın teslimi noktasında sorun bulunduğunu, davacı tarafından malın tam ve eksiksiz teslim edildiği açık bir şekilde ortaya konulamadığı gibi ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da alacağın net olmadığı aslında zımnen açıklanarak kısmen kabul ve kısmen ret kararı verildiğini, dolayısıyla faturadan kaynaklanan bir alacağı varsa bile bu durum yargılama gerektirmekle ihtilaf bulunduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken davacı lehine icra inkar tazminatına karar verildiğini beyan ederek istinaf dilekçeleri doğrultusunda mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece, tarafların ve bılhassa davalının bütün iddialarının titizlikle incelendiğini, iddialarının tamamının usul ve yasaya uygun bir sekilde geregince araştırıldığını, tüm deliller ve somut veriler ısıgında, mahkemenin usul ve yasaya uygun karar verdiğini beyan ederek davalının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava, 08.03.2022 tarih, ... fatura nolu 880.000,00 TL'lik faturadan kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davalı tarafça dosyaya sunulan irsaliye incelendiğinde; Davacı tarafından ... tarafına kesilmiş olan 08.03.2022 tarihli ... numaralı e irsaliye olduğu Hurda Alüminyum 22.000 kg malzemenin açıklaması ile düzenlendiği, ... kaşe ve imzasının bulunduğu görülmüştür. Davalı irsaliyede ki imzaya itiraz etmemiş davacıdan külçe aliminyum istemesine rağmen hurda aliminyum teslim ettiğini ileri sürmüştür. İspat külfeti davalıda olup davalı iddiasını yazılı kesin delilerle ispat külfeti altındadır.
Davalı davacı tarafça 09.03.2022 tarihinde 650.000,0 TL'lik kısmi ödeme yapıldığını kabul etmiş olup davalının bilirkişi marifetiyle incelenen defterlerinde davacı tarafça toplam 757.164 00 TL ( 6.864 TL 650.000 TL nakit 100.300 TL çek) tahsilat yapıldığı sabittir. Bilindiği üzere itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.
Davacı Ankara 10. İcra Dairesinin 2022/6702 Esas sayılı dosyasında 08.03.2022 tarih, ... fatura nolu 880.000,00 TL'lik faturadan kaynaklı alacağı talep etmiş olup davalı tarafça fatura tarihinden sonra 757.164 TL ödeme yapıldığı davacı taraf defterlerinden anlaşılmakla 6098 sayılı TBK 100,101 ve 102 maddelerinde belirtilen düzenlemeler karşısında davacının takip tarihi itibariyle 122.836 TL alacağının olduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı istinaf aşamasında yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde açıkça bir istinaf nedene bulunmamaktadır.Tüm bu açıklamalar ışığında mahkemece Ankara 10. İcra Dairesinin 2022/6702 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin takip tarihi itibariyle 122.836 TL asıl alacak üzerenden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Davalı borcu olmadığını ileri sürmüş olup çoğun içinde azda vardır ilkesi doğrultusunda davalının bu yöndeki istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
Alacak faturaya dayalı olup kabul edilen miktarın davalı tarafından bilinebilir olduğu başka bir deyişle alacağın likit olduğu sabittir. 2004 sayılı İİK'nun 67. Maddesi uyarınca kabulüne karar verilen meblağ üzerinden davacı yararına %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.
Açıklamalar ışığında:
Davalının istinaf talebinin kabulü ile "Davanın kısmen kabulü kısmen reddine
Ankara 10. İcra Dairesinin 2022/6702 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin takip tarihi itibariyle 122.836 TL asıl alacak üzerenden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine Kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep doğrultusunda yıllık %9 geçmemek üzere değişen oranlarda adi yasal faiz uygulanmasına
Kabulüne karar verilen 122.836 TL alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" şeklinde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
2-HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğice KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/11/2024 tarih ve 2023/143 E - 2024/1007 K sayılı nihai kararının KALDIRILMASINA,
Düzeltilerek yeniden karar verilmesine, buna göre;
3-"1- "Davanın kısmen kabulü kısmen reddine
2-Ankara 10. İcra Dairesinin 2022/6702 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin takip tarihi itibariyle 122.836 TL asıl alacak üzerenden devamına , fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep doğrultusunda yıllık %9 geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına
4-Kabulüne karar verilen 122.836 TL alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 8.390,92 TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 1.580,92-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 6.810,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafın yaptığı 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 359,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 4.359,00-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 4.090,54-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından yapılan; 80,70 TL Başvuru Harcı,1.580,92 TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul-ret oranına göre: 96,08 TL'sinin davacıdan alınarak, 1.463,92 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 8.061,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
11-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, "
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan davalıya iadesine,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan 350,00 TL posta gideri ve davalı tarafından yatırılan İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı 1.169,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/01/2025