T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1643
KARAR NO: 2025/1822
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/04/2025
NUMARASI: 2022/689 E. 2025/393 K.
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/10/2025
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 29/04/2025 tarih ve 2022/689 E - 2025/393 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Ltd. Şti'nin 18/10/2016 tarihinden itibaren hissedarı olduğunu, şirketteki hisse oranının 04/05/2018 tarihinden itibaren %50 olduğunu, şirketin diğer %50'lik hissesine sahip olan ...'in 03/03/2015 tarihli karar ile kendisini 10 yıllığına tek imza yetkilisi müdür olarak atandığını ancak ...'in kardeşi olan ...'e bilgi vermediğini, 2018-2019-2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ortaklar kurulu toplantısı yapılmadığını, müvekkilinin muhataplara Kayseri 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderdiğini, 04/05/2018 tarihli hisse devrine ilişkin genel kurul toplantısının ardan herhangi bir toplantı yapılmadığını, ... Ltd. Şti'nin Kayseri ili, ... ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kayıtlı taşınmazı ile bu taşınmazın çatısında kurulu olan ... A.Ş Genel Müdürlüğü onayla Güneş Enerjisi sistemi bulunduğunu, şirketin bir miktar stoğa sahip olduğunu, alım satım yönündeki ticari faaliyetlerini durdurduğunu, maliki olduğu taşınmazı kiraya vererek ve Ges Projesinden elde edilen elektrik enerjisini satarak gelir elde ettiğini, buna karşılık şirketin stoklarının davalı müdür ... tarafından kendisinin hissedarı ve müdürü olduğu ... Ltd. Şti'ne satılarak bu şirketten mal alındı gibi gösterildiğini, şirketin ...'e ait ... Ltd. Şti'ye borçlu hale getirildiğini, şirket merkez adresindeki taşınmazın davalı ...'in oğlu ...'in ortağı ve yöneticisi olduğu olduğu ... Ltd. Şti'ye ücretsiz şekilde kullandırıldığını ve herhangi bir kira geliri elde edilmediğini, şirket aleyhine açılan davanın aleyhe sonuçlanması üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ilamlı icra takibi üzerine ... şirketi adına tehiri icra talepli olarak icra müdürlüğüne başvurulduğunu ve ... A.Ş ... Şubesi'ne ait teminat mektubu sunulduğunu, teminat mektubunun Kayseri İcra Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarih ve 2021/172 D.iş Sayılı dosyası ile teminat mektubunun reddedildiğini ancak takip edilmemiş olması nedeniyle şirketin tüm banka hesaplarına haciz uygulandığını, daha sonra icra dosyasına teminat mektubu sunulması üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, şirketin mali gücü olmasına rağmen kamu borçlarının ödenmediğini ve vadesi geçmiş borçlarının bulunduğunu, kira gelirlerinin muhasebe kayıtlarına kaydedilmediğini, ayrıca davalı tarafından dava dışı ... şirketinin merkez adresinin fabrika binasının büyük çoğunluğu ... unvanlı kendisine ve oğluna ait olan şirketlere kullandırılmasına rağmen, bu şirketlerle imzalanan bir kira sözleşmesi bulunmadığını ve bu kullandırma neticesinde kira geliri elde edilmediğinin anlaşıldığını, Ges'den elde edilen elektrik satış geliri olan buna karşılık kamu borçları dışında herhangi birg ideri olmayan şirketin 2022 yılı vergisi beyannamesi gereği 40.845,31-TL zarar ettiğinin açıklandığını, 04/05/2018 tarihli hisse devrine ilişkin genel kurul toplantısının ardandan şirket genel kurulunun toplantıya çağrılmadığını, müvekkili tarafından yapılan ihtarın ardından cevap ihtarı verildiğini ancak dava tarihi itibariyle henüz genel kurulun toplantıya çağrılmadığını, şirket müdürünün TTK gereği en temel görevinin olağan genel kurulu toplantıya çağırmaması veya şirket ortaklarına bilgi vermemesinin tek başına azil sebebi olduğunu, müdür ... tarafından şirketin alım satım yönünde herhangi bir ticari faaliyeti kalmadığını ancak şirkete ait stokların kendisinin hissedarı ve yönetici olduğu aynı adreste faaliyet gösteren ... unvanlı şirkete satıldığını, ... şirketinin ... şirketinin kircasısı ve stok satın alanı olarak gösterilmesine rağmen ... şirketinin borçlu hale getirildiğini, şirkete ait taşınmazın tarafların sonradan kurdukları ..., ..., ... ile ... unvanlı şirketlere kiralandığını, ... şirketinin bu şirketlerden kira geliri elde etmesi beklendiğini, ... şirketinin ...'e ait ... şirketine 352.528,83-TL borçlandırıldığını, ... stoklarının düşük bedellerle satılmış olması halinde yapılan işleme veya şirketin ...'e ait dava dışı ... şirketine borçlandırılmasına muvafakat etmediklerini, TTK m.630 hükmü gereği şirket müdürünün azli gerektiğini belirterek şirkete ait Kayseri İli, ... ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın satışının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şirketin ticari faaliyetlerinin devam etmiyor olması ve sadece kira geliri ele ediyor olması nedeniyle şirketin borçlandırılması yönündeki işlemlerin denetim kayyımının onayına bağlanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı alınmasına ve denetim kayyımı atanmasına, şirketin ve müvekkilinin uğratıldığı zarara ilişkin tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla şirket Müdürü davalının TTK m.630 hükmü gereği müdürlük görevinden azline, aksi halde imza yetkisinin sınırlandırılması ve şirketin kira alacaklarının tahsili, kamu borçlarının ödenmesi ile borçlandırıcı işlemlerin sınırlandırılması amacıyla Şirkete kayyım tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; ... Ltd.Şti. 2000 yılında müvekkili ... tarafından “... ...” unvanıyla tüzel kişiliği olmadan doğrudan şahsı adına kurulmuş bir işletme olduğunu, müvekkilinin kendi adına kurduğu bu işyerini 2007 yılında Ltd.Şti. çevirerek ... Ltd.Şti.’ni kurduğunu, daha sonra müvekkilinin önce büyük abisi olan ...’e hisse verdiğini, 2016 yılında ise şirketi bir aile şirketi haline getirmek için diğer kardeş davacıya da hisse verildiğini, bu hisse verilme sırasında davacının yeterli sermayesi olmamasına rağmen kardeş olmaları nedeniyle, şirketin ilerideki faaliyetlerinde karşılanmak ve elde edeceği kârdan ödeyebilmesi için kendisine fırsat tanıyarak tamamen iyi niyet ve kardeşlik ilişkisi içinde kendisine ödeyebildiği sermayenin çok üzerinde 1/3 hisse verdiğini, gereksiz masraf ve kırtasiyeyi azaltmak için rutin olarak 10 yıllığına müdür olarak yetki verildiğini, ... Ltd.Şti.’nin işleri durdurulduktan sonra tarafların davacı ... adına olan ... ... işletmesini önce davacı tarafından tek kişilik Ltd.Şti. dönüştürülerek 2018 yılında ... Ltd.Şti. kurulmuş ve hemen akabinde davacı tarafından hisse devirleri yapılmak suretiyle ilk başta bu şirkette müvekkilin oğulları ... ve ... ile davacı ... ve oğlu ... ortak olduklarını, daha sonra bir kısım anlaşmazlıklar üzerine taraflar ortaklıktan ayrılmak istediğini ve ... şirketindeki davacı ... ile müvekkilinin oğulları ... ve ... hisselerine davacının oğulları ... ve ...’ye devredildiğini ve aralarındaki ortaklığın sona erdiğini, ... Ltd.Şti. 2018 yılında fiilen işi durdurduktan sonra bu şirkete ait 4 adet hangar olduğunu, taraflar arasında yapılan mutabakat gereği bu 4 hangardan 3’ü ... ile müvekkili ... tarafından 1,5 – 1,5 hangar olarak bölüşülmüş ve bu şekilde kullanıldığını, kalan bir hangarın ise bizzat davacı ... tarafından kullanıldığını, şirketin taşınmazlarının taraflar arasında fiilen bölüşülerek kullanıldığını, ilk dönemlerde şirket kullanıcılardan kira bedeli de tahsil etmediğini, şirketin karar defterinin davacıda olduğunu, karar defterini getirmesi ve talep etmesi halinde genel kurul yapılacağını, şirketin gayri faal olması nedeniyle şirket stoklarının paraya çevrilmesi amacıyla satıldığını, satışların eşit şekilde yapıldığını, müvekkilinin oğlu ... tarafından kurulan ... Ltd.Şti. müvekkilin Oğlu ... tarafından ... Ltd.Şti.'den ayrıldıktan sonra kurulduğunu, ancak aktif olmadığını, gayri faal durumda sadece adres olarak gösterildiğini, davacının oğlu ...'in 2010 yılında ... girişinde ... Ltd.Şti. ile alakası olmadığı halde şahsi işi için şirketin aracını kullanırken kaza yaptığını, bu kaza sonucu karşı taraf tazminata hak kazanmış, davacının oğlunun yaptığı kaza nedeniyle ... Ltd.Şti. 2022 yılı Eylül ayı içerisinde yaklaşık 1.500.000 TL (Birbuçuk Milyon TL) ödeme yapmak zorunda kaldığını, bütün bu olup bitenlerden davacının haberdar olduğunu, teminat mektupları nedeniyle uğranılan zararın tamamen davacı ve oğlunun iş ve işlemleri gerektiği şekilde takip etmediğinden kaynaklandığını, ... Ltd.Şti.'nin 2017 yılı itibariyle GES için yatırım yapıp bu yatırım neticesinde tamamlamak amacıyla kredi kullandığını, bu kredinin ödenmesi nedeniyle bazı aylarda sıkıntı çekilmiş ve ödemelerde gecikme yaşandığını, ancak şirketin ödenmemiş bir borcu bulunmadığını, ayrıca şirket GES için kullandığı krediyi de ödeyerek kapattığını, şirketin muhasebe kayıtlarının bizzat davacı tarafta olduğunu, defterler tamamen davacıda olduğundan Genel Kurul yapılamadığını, müvekkilinin şirketi ... Ltd.Şti.'ye satış yapıldığı gibi davacı ve oğullarının şirketi ... Ltd.Şti.'ne de satış yapıldığını, GES için ilk kredi dolar üzerinden çekildiğini, Doların 2018'de artışı üzerine ileride zarara uğramamak bakımından tarafların çocukları ve kendilerinin ortak olduğu ... Ltd.Şti.'nin TL üzerinden kredi çekmesi sağlandığını, Kredi teminatı olarak ... Ltd.Şti.'nin ipotekleri olduğundan kredi verildiğini, kredi yine ... Bankasından kullanıldığını, ... Bankasından çekilen TL kredi ile yine ... Bankasındaki dolar kredisi kapatıldığını ... Ltd.Şti. adına çekilen TL kredinin taksitleri de yine ... Ltd.Şti. tarafından GES üretiminden gelen gelir ile kendi kendine ödendiğini belirterek, yöneticinin görevden azline ilişkin TTK şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davacı tarafça ileri sürülen diğer iddialar dikkate alınarak;
-Tarafların ortak oldukları ... Ltd. Şti.'nin davalının sahip olduğu ... Limited Şirketi'ne borç kaydı bulunup bulunmadığı, borç kaydı var ise hangi ticari ilişki kapsamında oluştuğu, bu ilişki kapsamında usulsüz bir işlem olup olmadığı,
-Kamu borçlarının zamanında ödenip ödenmediğin tespiti ile zamanında ödenmemiş ise bundan dolayı faiz, gecikme zammı gibi şirket zararı oluşup oluşmadığı,
-... Ltd. Şti.'nin kayıtlarında davacıya ait ... şahıs şirketi ile ... Ltd. Şti. ve davalı ve oğluna ait ..., ... unvanlı şirketlere ilişkin kira gelir kaydı bulunup bulunmadığı, var ise dönemlerinin tespiti,
-... Ltd. Şti.'nin borçlu sıfatıyla yer aldığı Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında adı geçen şirketin sunduğu teminat mektubunun Kayseri 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 03.11.2021 tarih ve 2021/172 D.İş ve 2021/174 K. Sayılı kararıyla reddedilmesi akabinde yeni teminat mektubunun ( ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 18.03.2022 tarihli ... sayılı ve 646.483.-TL tutarında) 28/03/2022 tarihinde sunulmasından dolayı şirketin zararı oluşup oluşmadığı, şirkete yönelik haciz işlemleri yapılıp yapılmadığı hususunda gerekçeli dayanaklı rapor hazırlanması için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bu kapsamda Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 09/09/2024 tarihli kök rapor ve 09/03/2025 ek raporla ... Ltd. Şti. İle davalının şirketi olan ... Limited Şirketi arasında ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda ... Şirketinin dava dışı ... şirketinden 2021 yılı sonu itibariyle 173.612,79-TL, 2022 yılı sonunda ise 222.974,65- TL alacağı bulunduğu, ... şirketinin ticari defterleri incelendiğinde 2022 yılında 1.712,82 TL tutarında İnşaat dosyası nedeniyle SGK prim borcu tahakkuk ettiği, ayrıca 2022 yılında 7.972,77 TL tutarında gecikme zammı ve faiz tahakkuk ettiği, ...- ..., ... ve ...'e ilişkin kira bedeline ilişkin kayıtlar bulunduğu belirlenmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki ... Şirketinin faal olduğu ve borca batık durumunun olmadığı bilirkişi incelemesiyle sabittir. Her ne kadar şirketin kamu borçları bulunmakta ise de 7.972,77 TL tutarında gecikme zammı ve faiz tahakkuk etmesi davalı müdürün ağır kusuru olarak nitelendirilemez, yine şirket hakkında yürütülen takip dosyasına yatırılan teminat mektubunun reddedilmesi ve yeni teminat mektubu sunulması sürecinin de somut olarak şirketi zarara soktuğu hususu ispatlanamamıştır. Kaldı ki şirket yönetiminde kamu borçları tarafından şirkete 7.972,77 TL tutarında gecikme zammı ve faizi tahakkuk etmesi ile şirketin 3.105-TL teminat mektubu komsiyon bedeli ödemesi davalı yöneticinin özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak yorumlanamayacak boyutta işlemler olup bu işlemler nedeniyle şirketinin mali olarak zor duruma girdiği düşünülemez, şirket 2022 yılında zarar etmiş ise de söz konusu zararın doğrudan şirketin kötü yönetildiği gibi bir sonuç doğurması da mümkün değildir, netice itibariyle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla; davacının eldeki davayı açmakta haklı olmadığı sonucuna ulaşılmış ve davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmuştur. Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın konusuz kaldığı yönündeki mahkeme gerekçesinin şirket müdürünün yönetim faaliyetlerini sürdürmesi nedeniyle yerinde olmadığını, sadece aktifleri ve bu aktiflerden elde ettiği yüklü geliri bulunan, bunun dışında ticari faaliyet yürütmeyen şirketin nasıl zarar edebildiğinin mahkeme tarafından sorgulanmadığını, kanun gereği şirket müdürünün, şirketi iyi yönetme yeteneğini kaybetmesinin haklı sebep kabul edildiği hususunu dikkate almayan kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, davalı şirket müdürünün; genel kurulu toplantıya çağırmaması veya şirket ortaklarına bilgi vermemesi, yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması için haklı sebep teşkil etmekteyken aksi yönde karar veren yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf taleplerinin kabulü gerektiğini, davalı müdür tarafından şirkete ait stokların kendisinin hissedarı ve yöneticisi olduğu aynı adreste faaliyet gösteren ... unvanlı şirkete yok pahasına satıldığını, kiracı olan ... şirketinin, ... şirketine borçlanması gerekirken, iade faturaları ile ... şirketinin borçlu hale getirildiğini, kanunda yer alan ağır ihlal şartını sağlayan bu durumu dikkate almayan yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvurularının kabulü gerektiğini, davalı müdür tarafından şirkete ait ... markasının cüz'i bir bedel karşılığı kendi şirketi adına tescil edilmesinin tek başına azil sebebi iken, yerel mahkeme davayı haklı görmeyip müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmettiğini, şirket merkezindeki taşınmazın bir kısmının, 09.04.2021’den beri davalının oğlu ...’e ait ... şirketine; 07.03.2018’den bu yana ise davalıya ait ... ile ... şirketlerine kiralanmış olmasına rağmen, 2021 bilançosu ve mayıs 2022 geçici vergi beyannamesine göre herhangi bir kira bedelinin tahsil edilmediğini, neticeten istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, şirketin teminat mektubu alarak komisyon ödemesine sebep olunmasına rağmen, şirkete ait tüm banka hesaplarına haciz uygulanmasına sebebiyet verilmesinin de özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle şirket müdürünün sorumluluğunu doğurduğunu ve azil sebebi olduğunu, hal böyleyken "komisyon bedeli tutarının düşük olduğu ve bu işlemler nedeniyle şirketinin mali olarak zor duruma girdiği düşünülemez gerekçesi" ile davanın reddine karar veren yerel mahkeme kararın kaldırılarak istinaf başvurularının kabulü gerektiğini beyan ederek istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/689 E., 2025/393 K. ve 29.04.2025 T. sayılı kararının istinaf incelemesinin ardından kaldırılmasına, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dosya muhteviyatının dikkate alındığında davacının iddialarının asılsız ve iyiniyetten uzak olduğu açıkça ortada olup yerel mahkemece verilen karar hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu beyan ederek istinaf başvurusunun reddi gerektiğini savunmuştur.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Talep, hukukî niteliği itibariyle TTK'nın 630. maddesine dayanmaktadır.
Davacı, müdür olan davalının;
- Şirketin işleyişi ile ilgili olarak bilgi vermediğini,
- Şirketin 2018-2019-2020 ve 2021 yılı faaliyetlerine ilişkin ortaklar kurulu toplantısı da yapmadığını,
-Şirketin stoklarının davalı müdür tarafından kendisinin hissedarı ve müdürü olduğu ... Limited Şirketi'ne satılarak ve bu Şirketten mal alınmış gibi gösterilerek tüketildiğini,
-Şirketin ...'e ait ... Limited Şirketi'ne borçlu hale getirildiğini,
-Şirket merkez adresindeki taşınmazın davalının oğlu ...'in ortağı ve yöneticisi olduğu ... Ltd. Şti.'ne ücretsiz şekilde kullandırıldığını ve herhangi bir kira geliri elde edilmediğini,
-Şirket hakkında başlatılan icra dosyasının (5) ay boyunca takip edilmediğini ve icra dosyasından Şirketin tüm banka hesaplarına haciz uygulanmasına neden olunduğunu, -Şirketin mali gücü olmasına rağmen kamu borçlarının ödenmediğini ve vadesi geçmiş borçları bulunduğunu,
- Bir kısım borcunu da Şirket zararına olacak şekilde yapılandırdığını,
-SGK borçlarının da ödenmemesi nedeniyle Şirket banka hesaplarına SGK tarafından haciz konmasına sebebiyet verildiğini,
- Şirkete ait kira gelirlerinin kaydedilmediğini belirterek eldeki davayı açmıştır.
Davalı kendi adına “... ...” unvanıyla kurduğu işyerini 2007 yılında Ltd.Şti. çevirerek ... Ltd.Şti. Ünvanını aldığını, kardeşini kurduğu şirkete ortak ettiğini,
- davacının şirketten ve şirketin işleyişinden haberdar olduğunu, şirket birlikte idare edildiğini,
- şirketin karar defterinin bizzat davacıda olduğunu, davacıya vekalet düzenleyerek her türlü iş ve işlemi yapması için yetki verildiğini, şirketin gayri faal olması ve davacınında talebi doğrultusunda genel kurul yapılmadığını,
- şirketin gayri faal olması nedeniyle şirket stoklarının paraya çevrilmesi amacıyla satıldıklarını, satışların eşit şekilde hem davacı tarafa hem de kendisinin sahibi olduğu şirkete yapıldığını,
- Oğlu ... tarafından kurulan ... Ltd.Şti'nin aktif olmadığını gayri faal durumda olduğunu şirketin sadece adres olarak bu yeri gösterdiğini, davacıların kullandığı bir buçuk hangarın dışında kalan bir buçuk hangarın kendisine ait ... Ltd.Şti. tarafından kullanıldığını,
-Davacının oğlunun yaptığı kaza nedeniyle ... Ltd.Şti. 2022 Yılı Eylül Ayı içerisinde yaklaşık 1.500.000 TL (Birbuçuk Milyon TL) ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, -Davacının dilekçesinde belirtiği teminat mektubunun şirket işçisi tarafından açılan tazminat dosyası sonucu verilen kararın icra aşamasında oğlunun düğünü olması nedeniyle davacının oğlu ...'den ricada bulunduğunu ... tarafından teminatın icra dosyasına sunulduğunu ancak icra mahkemesince kabul edilmediğini, 16.03.2022 tarihinde ise davacı ve oğlu tarafından takip edilmeyen teminat mektubu nedeniyle şirketin bütün hesaplarına haciz uygulandığını,
-Davacının şirketin bütün banka işlemlerine internet üzerinden ulaşabildiğini ve hesapları kontrol edebildiğini,
- Davacının şirketin işleyişinden, seyrinden, mali durumundan tamamen haberdar olduğunu, şirketin ödenmemiş bir borcu bulunmadığını,
-Tarafların 2018'den 2021 yılına kadar ... Ltd.Şti. firmasında ortak olduklarından kira ödemesi yapılmadığını,
- Şirketin muhasebe kayıtları bizzat davacı tarafta olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
6100 sayılı TTK'nun 630. maddesinde:
"(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
(4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır."Şeklinde hükümler yer almaktadır.
Anılan hüküm, limited şirketlerde ortaklara actio pro socio niteliğinde, mutlak bir hak tanımaktadır. Söz konusu dava hakkı ortaklık sıfatı ile bağlıdır. Diğer bir ifadeyle, dava ortak tarafından açılmalı ve dava sonuna kadar ortaklık sıfatı devam etmelidir. Davanın şirkete karşı açılması gerektiği kabul edilmekle birlikte, doğrudan yönetici ortağa karşı da açılabileceği yönünde kararlar da mevcuttur. Somut uyuşmazlıkta bu yönden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.(Benzer ilkeler Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin10.01.2014 tarih 2012/8208 Esas 2014/74 Karar; 03/12/2019 tarih ve 2018/3184 Esas 2019/7750 Karar, 2024/5171 Esas 2025/3618 Karar ; 2024/4767 Esas 2025/3140 Karar )
Uyuşmazlık konusu, davalı ...'in ... Ltd. Şti'nin müdürlüğünü yönetim hakkı ve temsil yetkisinin haklı sebeplerle kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa göre limited şirketlerin yönetim ve temsil organı müdürlerdir. Limited şirketlerde tek bir müdür olabileceği gibi birden fazla müdür de olabilir. Müdür sayısının birden fazla olması halinde yönetim organı, kurul (müdürler kurulu) olarak çalışır. Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesiyle genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidir. Türk Ticaret Kanununda limited şirket ile müdürler arasındaki hukuki ilişkinin her zaman sona erdirilmesine imkan tanınmıştır. Buna göre limited şirketlerde müdürler genel kurul tarafından ve mahkeme kararı ile olmak üzere iki şekilde görevden alınabilir.
Limited şirketlerde müdürler, kuruluşta şirket sözleşmesiyle atanır. Daha sonra ise genel kurul tarafından seçilir. Genel kurul, müdürleri atamanın yanında her zaman görevden almaya da yetkilidir. Bu yetki devredilemez niteliktedir. Genel kurulun bu yetkisini kullanabilmesi için müdürün şirket ortağı olması veya olmaması ya da şirket sözleşmesi veya genel kurul kararı ile atanmış olması önemli değildir. Genel kurul, müdürleri görevden almayıp bunların yönetim hakkını ve/veya temsil yetkisini de sınırlayabilir. Müdürün görevden alınabilmesi için genel kurul gündeminde buna ilişkin bir maddenin bulunması zorunlu değildir. Diğer taraftan şirket sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa görevden alınmaya ilişkin karar, genel kurul toplantısındaki oyların salt çoğunluğu ile alınır.
Limited şirket müdürünün azli istemi bakımından, 6102 sayılı TTK'nın 630. maddesinde; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2018 tarihli, 2016/13526 Esas ve 2018/4741 Karar sayılı ilam, Yargıtay 11 HD 2024/5936 Esas 2025/5000 Karar sayılı onama kararı)
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta ispat yükü öncelikle davacı üzerinde olup, davacı davalı şirket müdürlerinin azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Davacı yan davalı şirket müdürlerinin özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, şirketi zarara uğrattığı, şirket genel kurulunu kuruluştan itibaren toplantıya çağırmadığı, bilgi alma hakkının engellendiği, ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmadığı iddiasıyla davalıların şirket müdürlüğünden azlini talep etmiştir.
TTK'nun 617. maddesi uyarınca, şirketin hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde ve her yıl olağan genel kurul toplantısı yapması zorunludur. Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ise şirket müdüründedir. Şirket ortaklarının genel kurulu doğrudan toplantıya çağırma yetkisi bulunmamaktadır. Şirket ortakları ancak şirket müdürüne genel kurulu toplantıya çağrı için ihtarname göndererek, bu ihtarnameye rağmen müdürün genel kurulu toplantıya çağırmaması halinde mahkemeden bu hususta alacağı karar üzerine genel kurulu toplantıya çağırabilecektir. Davacı tarafından bu hakların kullanıldığına ilişkin bir bilgi ve belge dosya içerisinde bulunmamaktadır. Davalı dava dışı şirketin genel kurul toplantısının yapılmadığını kabul etmiş ise de, her davanın açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre değerlendirileceği, dava tarihi itibarıyla, kuruluştan itibaren geçen süre gözetilerek genel kurul toplantısının yapılmamasına ilişki şirket müdürünün azline dair haklı nedenin oluştuğu kabul edilemeyecektir.( Emsal olay Yargıtay 11 HD 2024/3525 Esas 2025/1839 Karar)
Öte yandan, yargılama alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, dava dışı şirketin 2017/2018/2019/2020/2021 Yılları Özet Gelir Tabloları Verilerine İstinaden; 5 yıllık dönemde Toplam 6.535.380,28 TL ve ortalama 1.307.076,06 TL Brüt satışlarının olduğu, 385.714,52 TL ve ortalama 77.142,90 TL Dönen Net Karının olduğu, ilgili dönemlerde Borca Batık Olmadığı ,davalının dava dışı şirketi 5 yıllık mali tablolar incelemesi sonucu zarara uğratmadığının anlaşıldığı, kendisine menfaat sağlayan işlemlerde bulunmadığı, davalının özen, bağlılık ve eşit işlem yükümlülüklerine aykırı davranışlarda bulunmadığı dava dışı şirketin ... şirketinden yapılan tahsilatlarla 2022 yıl sonunda 222.974,65 TL bakiye alacağının olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda davacı yanın şirketin iyi yönetilmediği şirket aktiflerini tükettiği yönündeki iddiası somut delillerle ispatlanamamıştır. Salt davalı tarafından işçinin açtığı tazminat davası sonucu başlatılan icra dosyasına verilen teminatın kabul edilmemesi nedeniyle haciz işleminin uygulanması ve tek başına davalı şirket müdürünün haklı nedenle azlini gerektirdiği ileri sürülemeyecektir. Yine dava dışı şirket hakkında kamu borçlarından dolayı 7.972,77 TL tutarında gecikme zammı ve faiz tahakkuk etmesi davalı müdürün azli için haklı neden olarak nitelendirmek mümkün görülmemiştir.
Somut olayda azli istenen limited şirket müdürünün 03.03.2025 tarihinde görev süresi dolduğu anlaşıldığından mahkemece dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması yerindedir.(Yargıtay 11. HD 2025/141 Esas 2025/4408 Karar)
Mahkemece dava tarihinde yer alan durum ve koşullar karşısında davacının 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca davalı şirket müdürlerinin azlini gerektirir haklı sebebin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı sabittir. Davacının dava açtığı tarih itibariyle eldeki davayı açmakta haklı olmadığı dava açılmasına davalının sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması yerindedir.
Davacı istinaf dilekçesinde dava açıldıktan sonra davalının ... isimli markayı kendi şirketine devir etitğini ileri sürmüş olup dava dilekçesine konu edilmeyen bu iddia yönünden inceleme yapılmamıştır.
Açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesinin kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığının anlaşılması nedeniyle istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 29/04/2025 tarih ve 2022/689 E - 2025/393 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/10/2025