T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1318
KARAR NO: 2026/1374
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/03/2026
NUMARASI: 2024/799 E. - 2026/293 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/06/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/03/2026 tarih ve 2024/799 E - 2026/293 K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... A.Ş.vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın frenlerinden ses gelmesi sebebiyle... isim yetkili servisine aracı teslim ettiğini, yetkili servisin arka fren balatalarında ve diskinde sorun olduğunu, fren balatalarının ve diskinin değiştirilerek müvekkilinden 28.02.2024 tarihinde 17.324.29-TL paranın tahsil edildiğini, ancak tamir sonrası servisten alınan araçtan seslerin gelmeye devam ettiğini, müvekkilinin aracı yeniden yetkili servise götürdüğünü, servisin bu kez de ön fren balata ve diskinde sorun olduğunu belirttiğini, ön fren balata ve diskini değiştiren servise 14.03.2024 tarihinde tekrar 23.420,62-TL ücretin ödendiğini, ancak servisten alınan araçta sesin gelmeye devam ettiğini, bunun üzerine Kayseri 13. Noterliği aracılığıyla ... tarih ve ...yevmiye numarası ihtarname ile yetkili servise bilgi verildiğini, karşı tarafa yönelik açacakları davalara esas olmak üzere alanında uzman bilirkişi heyeti marifetiyle ... plakalı araç üzerinde keşif yapılmasını, ortaya çıkan ayıplardan dolayı müvekkilin uğradığı zararın tespitini, aracın ön ve arka ön fren ve balata ve disklerinin değişmiş olmasına rağmen frenlerden ses gelmeye devam etmesinin tespit edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacı tarafın iddialarına ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, huzurdaki davanın müvekkili şirket yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda diğer davalı ile müvekkili şirket arasında ticari işletme devri söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında ticari işletme devri şeklinde herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, diğer davalının şubesi ile müvekkili şirketin şubesi farklı adreslerde yer almakla birlikte, farklı tarihlerde açılış ve kapanış kararları alınmış, bu kararları da farklı tarihlerde tescil edildiğini, müvekkil şirket ile ne davalı ne de davacı arasında hukuk illiyet bulunmadığının sabit olduğunu, davanın pasif husumet yokluğundan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının taleplerinin belirgin olmadığı gibi davasını belirsiz alacak davası olarak açabilmesinin mümkün olmadığını, zira davacı tarafından tamir masraflarının iadesi istenmiş ise fatura miktarı belirgin olup davacının alacağını belirleyememe gibi bir durum olamayacağını, davacı tarafından konu ve talep kısmı anlaşılamaz şekilde karışık olup davacının belirsiz alacak davası olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafından iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, aracın fren balatalarına ilişkin yapılan işlemler tüm yetkili servislerde geçerli olacak şekilde yapılmış araç davacıya çalışır ve problemsiz olarak teslim edildiğini, teslim anında herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmamış, araç hiçbir itirazda bulunulmadan kayıtsız şartsız teslim alındığını, müvekkili şirket, araçta var olduğu söylenilen arızalarla ilgili müracaat üzerine gerekli inceleme ve tetkiklerini yapmış ve şikayetleri giderebilmek adına gerekli işlemleri yaptığını, bunun akabinde herhangi bir arıza olmasızın araç sorunsuz davacı tarafından teslim alındığını, aracıın ön fren balataları ile ilgili işlem mart ayında yapılmışken davacı temmuz ayında tek taraflı bir tespit yaptırdığını, ortada bir arıza varsa bu arızanın kullanımdan kaynaklı olup olmadığının da araştırılması gerektiğini, davacı tarafından tek taraflı yaptırılmış olan ve müvekkiline tebliğ dahi edilmemiş olan tespit dosyası bilirkişi raporu müvekkili aleyhine delil teşkil edemeyeceğini, davaya konu aracın alındığı tarihten bu yana bir kazaya karışıp karışmadığı, yetkili olmayan tamirciler tarafından bir işleme tabi tutulup tutulmadığı, kullanıcı hatalarına bağlı ortaya çıkan bir durum olup olmadığı, aracın km'si , kullanım alanı, kullanıcı hatasına bağlı ortaya çıkabilecek balata sorunları da ayrıca incelenmesi ve irdelenmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut davada, dava tarihinden önce Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/62 D.İş dosyasında yaptırılan tespit neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, aracın fren disk ve balatalarından halen anormal seslerin gelmeye devam ettiğinin, davalı tarafından yapılan işlemin ayıplı işçilik olduğunun belirtildiği, mahkememizce dosya üzerinden yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da davalı serviste yapılan işlemlerin ayıplı olduğu tespit edildiğinden davanın kabulü ile faturaya konu ürünlerin, iade masrafının davalıya ait olmak koşulu ile davacı tarafından davalıya iadesi ile ödene bedelin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Her ne kadar ... yetkili servisinin ... şirketi tarafından diğer davalı ...A.Ş'ye devredildiği belirtilerek iş bu davalıdan da alacak talebinde bulunulmuş ise de ticaret sicil kaydından davalı ... A.Ş'nin araç satış şubesinin kapanışının yapıldığının anlaşıldığı,işletmenin diğer davalıya devredildiğine dair sözleşme veya ticaret sicile yapılan tescil bulunmadığından iş bu davalıya yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş'ye yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle Usulden Reddine, Diğer davalıya yönelik davanın kabulü ile ... nolu, 28/02/2024 tarihli fatura ile ... nolu, 14/03/2024 tarihli faturaya konu ürünlerin, iade masrafının davalıya ait olmak koşulu ile davacı tarafından davalıya iadesi ile ödenen 40.744,91-TL'nin, ürünün davalıya iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... A.Ş' den tahsiliyle davacıya verilmesine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı ... A.Ş. vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... A.Ş. vekilince sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Usul yönünden söz konusu kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, zira belirli bir alacak nedeniyle açılan belirsiz alacak davasının usulden reddi gerekirken bu husustaki itirazlarının yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, davacının dava dilekçesinin konu kısmında ''Müvekkil ile davalılar arasındaki araç tamir sözleşmesine konu olan hizmetin ayıplı çıkması nedeniyle sözleşmenin feshi, araç tamirinde kullanılan parçaların tarafımızda davalı tarafa ödenen araç tamir bedelinin tarafımıza iadesi talebimiz'' ifadelerine yer vermiş daha sonra netice-i talep kısmında ''Ayıplı ürün ve hizmet nedeniyle faturalara konu ayıplı ürünleri davalılara geri vermek suretiyle sözleşmeden dönme hakkımızı kullanarak şimdilik 1.000,00 TL'nin ödenmesini'' istediğini, uyuşmazlığın temelini teşkil eden ve iadesi talep edilen bedellerin, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 28.02.2024 tarihli 17.324,29-TL ve 14.03.2024 tarihli 23.420,62-TL tutarındaki iki adet faturadan ibaret olduğunu, davacının belirsiz alacak davası olarak dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, yerel mahkemece tesis edilen hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) tarafından belirlenen temel yargılama ilkelerine, dava şartlarına ve ispat hukukuna ilişkin emredici düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafça ikame edilen davanın en temel usul eksikliğinin de alacak miktarının davanın açıldığı tarihte belirlenebilir olmasına rağmen belirsiz alacak davası türünde açılmış olması olduğunu, söz konusu kararın eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayandığını ve kabulünün mümkün olmadığını, zira dosya kapsamındaki bilirkişi raporu müvekkiline tebliğ dahi edilmeyen tespit raporundaki verilere göre hazırlanmış bir rapor olup ayıp iddiasında bulunulan araç üzerinde keşif dahi yapılmadığını, yargılama sürecinde hükme esas alınan bilirkişi raporunun, müvekkili şirketin gıyabında gerçekleştirilen Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/62 D.İş sayılı dosyasına dayandığını, müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen, tespite iştirak imkanı tanınmayan ve itiraza uğrayan bu raporun kesin delil olarak kabul edilmesinin "hukuki dinlenilme hakkı"nın açık ihlali olduğunu, dosya kapsamında hükme esas teşkil eden raporun da bu tespit raporunu esas aldığını, bilirkişi heyetinin, bu geçersiz tespitteki "harcamaların boş yere yapıldığı" şeklindeki subjektif ve teknik dayanaktan yoksun ifadelerini raporuna taşıdığını, oysa ki 2024/62 D.İş sayılı raporda dahi aracın kilometresinin belirtilmediğini, sesin kaynağına dair bir cihaz ölçümü yapılmadığını, sadece "anormal bir ses çıktığı" gibi genel geçer bir ifadeyle yetinildiğini, taraflarınca dosya kapsamında hazırlanan bu rapora karşı 09.02.2026 tarihinde kapsamlı itirazlarda bulunulduğunu, bilirkişi raporunda araç üzerinde fiziki bir keşif yapılmadığını, aracın kilometre bilgisi dahi tespit edilmediğini, keşif yapılamadığı hususunun gerekçeli kararda da mahkeme tarafından da belirtildiğini, sadece davacı beyanlarına ve önceki tespit dosyasına atıf yapılarak "..." kanaatine varıldığını, aracın km sine bile bakılmaksızın , sesin neden kaynaklanabileceğine dair teknik bir açıklama içermeyen bir tespit raporunun yargılama sırasında tanzim edilen rapora esas alınmasının da kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun, teknik verileri yorumlamak ve neden-sonuç ilişkisi kurmak yerine, davacı tarafın soyut iddialarını olabilir ekseninde birer kesin yargıya dönüştürdüğünü, dosya üzerinden yapılan incelemede, aracın müvekkili servisteki işlemlerinden sonra yaptığı kilometre bilgisi, kullanım koşulları ve dış etkenlerin arıza üzerindeki etkisi tamamen göz ardı edildiğini, bilindiği üzere fren balataları ve diskleri, aracın kullanım tarzına, yapılan kilometreye ve yol koşullarına bağlı olarak aşınan sarf malzemeleri olduğunu, davacı tarafın, müvekkili servisteki işlemlerden aylar sonra ve binlerce kilometre yol kat ettikten sonra sunduğu şikayetlerin, müvekkilinin işçiliğine bağlanabilmesi için illiyet bağının şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurulması gerektiğini, somut dosyada da bilirkişilerin, aracın servis sonrası 10.000 km'yi aşan kullanımını ve bu süreçteki dış etkenleri tartışmaksızın, doğrudan müvekkili şirketi sorumlu tutarak '...' sonucuna vardığını, bilirkişinin, HMK m. 266 ve 279/4'e aykırı olarak hakimin takdir yetkisinde olan "..." konusunda da hukuki niteleme yaptığını, oysa arızanın tespitinin teknik, bunun ayıp sayılıp sayılmayacağı hukuki bir konu olduğunu, bu nedenle, itiraza uğradığını ve denetime elverişsiz rapora dayalı kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili firma yetkilisinin servis olup yapılan işlemlere ilişkin iş emirleri dosyaya sunulduğunu, aracın fren balatalarına ilişkin yapılan işlemler tüm yetkili servislerde geçerli olacak şekilde yapıldığını, aracın davacıya çalışır ve problemsiz olarak teslim edildiğini, müvekkili şirketin davacının aracı ile ilgili yetkili servis olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, aracın, 28.02.2024 ve 13.03.2024 tarihlerindeki işlemlerden sonra sorunsuz ve çalışır vaziyette davacıya teslim edildiğini, TBK m. 223 ve TTK m. 23/c uyarınca teslim anında herhangi bir ayıp ihbarının yapılmadığını, bu yönde müvekkili şirket kayıtlarında herhangi bir servis başvurusu veya kaydının da olmadığını, bu minvalde söz konusu aracın müvekkili servis işlemleri akabinde ayıbı olmaksızın sorunsuz bir şekilde davacıya teslim edildiğinin sabit olduğunu, davacının tespit talebinde bulunduğu süreye kadar müvekkilinin bilgisi dışında yapılan onarım ve tamiratlar nedeniyle araçta bir arıza meydana gelmişse bu durumda müvekkili firmanın sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ortada bir arıza var ise de müvekkilinin işlemi ile bu arıza arasında illiyet bağının olmadığını, ancak mahkeme tarafından bu hususların irdelenmediğini, müvekkili servisin işleminden aylar sonra, aracın binlerce kilometre kullanılmasının ardından ortaya çıkan veya devam ettiği iddia edilen ses sorununda müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, TBK m. 52 kapsamında, davacının aracı kullanım şekli ve periyodik bakımları aksatıp aksatmadığı hususlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek belirsiz alacak davası açılmasındaki usulsüzlüğün, taraflarına tebliğ dahi edilmeyen ve eksik incelemeye dayalı tespit dosyası üzerinden hazırlanan hatalı bilirkişi raporu ile illiyet bağının kurulamaması nedenleriyle davanın reddi gerektiğini Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/799 Esas ve 2026/293 Karar sayılı haksız ve hukuka aykırı kararının müvekkili şirket yönünden kaldırılmasına, belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmayan, usul hükümlerine aykırı davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, hiçbir somut teknik veriye dayanmayan, eksik inceleme ve varsayımlarla hazırlanan bilirkişi raporuna dayalı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın frenlerinden gelen ses şikayeti üzerine aracın, yetkili servis olan davalılara teslim edildiğini, araç üzerinde 28.02.2024 ve 14.03.2024 tarihlerinde arka ve ön fren balata ile disk değişimleri yapılarak müvekkilinden toplam 40.744,91 TL tahsil edildiğini, ancak yapılan işlemlere rağmen araçtaki arıza giderilemediğini, Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/62 D.İş sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda ve yerel mahkemece aldırılan heyet raporunda işlemlerin ayıplı işçilik olduğu kesin olarak tespit edildiğini, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davalı ... A.Ş. yönünden davanın kabulüne karar verilerek ödenen bedelin iadesine hükmedildiğini, diğer davalı ... A.Ş. Yönünden davalılar arasındaki organik bağı, personel ve ekipman devrini, aynı adreste ve aynı marka altında faaliyetin devam edip etmediğini, müşteri çevresi kısacası fiili işletme devri olgusunu araştırmadan, eksik incelemeye dayalı olarak sadece ticaret sicil kayıtlarında işletmenin devredildiğine dair tescil bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiğini, söz konusu devrin işletme devri olduğu, işletme adresleri, işletme içerisindeki eşyaların aynı olduğu, çalışanların aynı olduğu, zaten ... bayiliği olduğu için bayiliğin direk devredilmiş olmasının da işletme devrin karine olduğu göz önüne alındığında işletmeyi devralan ... Anonim Şirketi'nin de sorumluluğunun bulunduğunun sabit olduğunu, yerel mahkemenin, fiili işletme devri olgusunu araştırmadan, yalnızca şekli ticaret sicil kayıtlarına dayanarak verdiği bu ret kararı eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, 07.10.2024 tarihli dava dilekçelerinde SGK çalışan kayıtlarının, bayilik kayıtlarının celp edilmesini talep etmiş olsalar da yerel mahkemece bu konuda bir inceleme yapılmadan bu belgeler celp edilmeden dosyada eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, davalılar arasındaki organik bağı, personel ve ekipman devrini, aynı adreste ve aynı marka altında faaliyetin devam edip etmediğini, kısacası fiili işletme devri olgusunu araştırmadan, yalnızca ticaret sicil gazetesindeki şekli kayıtlara dayanarak davalı ... A.Ş. yönünden davanın usulden reddine karar vermesi açıkça hukuka, usule ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, bu nedenle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/799 Esas ve 2026/ 293 Karar sayılı kararının ... A.Ş. Yönünden kaldırılarak davanın bu davalı yönünden de kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2026 tarih, 2024/799 Esas ve 2026/293 Karar sayılı ilamının, davalı ... A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davanın her iki davalı yönünden müteselsilen kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle ödenen bedelin iadesi amacıyla açılan alacak davasıdır.
Davacı ile davalı...A.Ş arasında aracın tamiri hususunda eser sözleşmesi kurulduğu davalı şirketçe 28.02.2024 tarih 17.324,29 TL ve 14.03.2024 tarih 23.420,62 TL faturalara konu işini yapıldığı sabit olup davacı işin ayıplı ifa edildiğini ileri sürmüştür.
6098 sayılı TBK'nun "İşsahibinin Seçimlik Hakları" başlıklı 475.maddesinde "Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1.Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
2.Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.
İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.
" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Somut olayda davalı davaya konu aracın 28.02.2024 tarih ve 14.03.2024 tarihli onarım işlemleri uyarınca tamir edilip davacıya ayıpsız şekilde teslim edildiğini ispat külfeti davalıdadır.
Davacının talebini ödenen bedelin iadesi olarak belirlemesine, mahkemece aldırılan 28.12.2025 tarihli tarihli rapordaki tespitlere, davalı tarafça aracın ayıpsız şekilde teslim edildiğinin ispatlanmamış olmasına,davacı ile davalı... A.Ş arasında aracın tamiri hususunda eser sözleşmesi kurulduğunun sabit olmasına, davalı tarafça yemin delilini hatırlatılmadığı yönünde açık bir istinaf talebinin bulunmamasına,bu hususun da HMK 355. Md uyarınca kamu düzenine ilişkin olmamasına göre mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.
Açıklamalar ışığında davacı ve davalı ... A.Ş. Vekillerinin yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 md uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/03/2026 tarih ve 2024/799 E - 2026/293 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı ... A.Ş. tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/06/2026