T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1149
KARAR NO: 2026/1246
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/01/2026
NUMARASI: 2024/679 E. - 2026/102 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/06/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/01/2026 tarih ve 2024/679 E - 2026/102 K kararına karşı süresi içinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı, Tekirdağ İli ... ilçesi ... Mahallesinde seramik ürünleri mağazasının bulunduğunu, davalı taraf ile cari hesap biçiminde çalıştığını, davalı taraftan farklı tarihlerde birden fazla kez ürün satın aldığını, son olarak davalı firma çalışanı/yetkilisi ... ile telefon ve şifahen ve whatsapp üzerinden ürünlerin sipariş edildiğini ve satın alındığını, satılan alınan ürünlerin teslim tarihi olarak davalı tarafın ... olarak davacıya bildirdiğini, taraflar arasında cari ilişkisinin bulunması nedeniyle satın alınan bu ürünler için davalı firmaya farklı tarihlerde farklı şekilde toplam 1.120.000,00 (Birmilyonyüzyirmibin) TL ödemede bulunulduğunu,ürünlerin sipariş edilmesi ve davalı firmaya gerek nakit gerek kredi kartı gerekse de çek ile ödeme yapılmasına rağmen ürünlerin tebliğ edilmediğini, söz konusu ürünlerin teslim edilmediği sebebiyle ...tarihli Çorlu 10.Noterliği ...yev.numaralı ihtarnamesi ile şifahi olarak kurulan sözleşmenin dönüldüğü ve taraflarına teslim edilmeyen ürünlerden vazgeçip ödenmiş olan bedellerin taraflarına iadesi talebiyle temerrüde düşürmek amacıyla ihtarnamenin keşide edildiğini, arabulucuya başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı firmanın ihtarnameye rağmen taraflarına ödeme yapmadığını, davacının kendisine nakit banka havalesi, kredi kartı çekimi ve davacıya müşteri çeki olarak ciro edildiğini ve davacının davalıya ciro ettiği 7 adet çeki ile toplamda 1.120.000,00 TL değerinde ödeme yaptığını, davalı tarafa sipariş edilen ürünlere ilişkin siparif teklif formu, Whatsapp konuşmalarını sunduklarını, ayrıca ciro edilen çeklere ilişkin ekran görüntülerini sunduklarını, ödeme aracı olarak kullanılan ve vadesi geldiği anda ilgili çek bedelini kullanamayacağını, davcının vadesi gelmemiş çeklere ilişkin davacının daha fazla mağduriyet yaşamaması bakımından tedbiren ödeme yasağının konulmasını talep ettiklerini, davacının taraflar arasındaki satım sözleşmesinden dönmesi sebebiyle fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalmak üzere, tedbir talebinin kabulü ile yargılama sonucunda verilecek karar ile davalıya ciro edilen çeklerin taraflarına iadesini ve teslimini, ciro edilen çeklerin tesliminin mümkün olmaması halinde, davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 1.000,00 TL alacağın davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davalı, davacının yapmış olduğu nakit ödemeye ilişkin banka dekontunun davaya konu ticari alım satımdan kaynaklı bir açıklama içermediği gibi yine davacı tarafça davaya konu ticarete ilişkin olarak yapıldığını iddia ettiği kredi kartı ödemesinin de taraflarla ilgili olmadığını, bahse konu ticari ilişkiden kaynaklı bir kredi kartı ödemesi olduğunu kanıtlamadığını, davacı dilekçesin de kabul edildiği üzere bahse konu kredi kartı ödemesinin dava dışı üçüncü kişiye ait kredi kartıyla yapılmış olan bir ödeme olduğunu, davacının iş bu davaya konu ticarete ilişkin yapmış olduğu bir ödeme iddiasını öne sürmesinin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde davaya konu ticari ilişkiden kaynaklı olarak gönderildiği iddia edilen ve bilgileri verilmiş olunan çeklerinde bahse konu ticarete ilişkin ödeme olduğundan hukuken söz edilemeyeceğini, taraflar arasında bahse konu çeklerin iş bu ticaretten kaynaklı ödeme olarak verildiğine veya verileceğine dair davacı tarafça herhangi bir yazılı delil ya da sözleşme ibraz edilemediğini, kambiyo senetlerinin sebepten mücerretliği ilkesinin de gözetildiğinde bahse konu çeklerin davaya konu edilen ödeme olarak sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, bahse konu kambiyo evraklarının davacı bakımından borçlu, davalı bakımından alacaklı sıfatını doğuran içerikte de olmadığını, davacı tarafça her ne kadar bir kısım muhatabı doğrudan davalı olmayan whatsapp yazışmalarına dayanılmış ise de, bu mesaj içeriğinde davalıya ait bir görüşme ya da yazışmanını mevcut olmadığını, dolaysıyla iş bu davada deli olarak değerlendirilmesine muvafakatlerinin olmadığını, taraflarınca kabulünün de mümkün olmadığını, aksi düşünülse dahi whatsapp yazışmalarının tek başına ispata yarar ölçüde delil niteliğinin de bulunmadığını beyan ederek, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davacının ticari defterleri incelenmiş olup düzenlenen rapordan, davacının davalıya 1.210.000,00 TL ödeme yaptığı, 300.640,32 TL'lik mal aldığı ve 909.359,68 TL fazla ödeme yaptığının tespit edildiği, davalı ticari defterleri incelenmesi sonucu düzenlenen raporda, ödeme ve çeklerin defterlerde kayıtlı olmadığı, ancak toplamda 387.000,00 TL nakitle ödeme yapıldığı, toplamda 690.000,00 TL bedelli çeklerin verildiği tespit edilmiştir.
Dava konusu ödemelerin(çek, nakit, kredi kartı) avans olarak yapıldığının ispat yükü davacıda olup, banka dekontlarından, Whatsapp yazışmalarından, tanık beyanından ve davacı defterlerinin incelenmesi üzerine düzenlenen rapordan davacı iddiasını ispatlamıştır. Davalının, HMK'nın 31.maddesi gereği Whatsapp yazışmaları yönünden beyanının alınması için mahkememizde hazır edilmesinin davalı vekilinden istendiği ancak davalı vekilinin müvekkilini hazır etmediği, Mahkememiz ihtarı gereği ...'in davalıyı temsilen hareket ettiğinin kabul edildiği, davacı defterleri ve Whatsapp yazışmalarından davacıya bir miktar mal teslim edildiği gözetildiğinde davalının yetkisiz temsilci ...'in temsilen yaptığı işlemleri onayladığı kabul edilmiş ve davacının 909.359,68 TL ödeme yaptığı ve bu miktar karşılığı mal teslim edilmediği anlaşıldığından davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Davanın kabulü ile 909.359,68 TL'nin 26/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, davacı tarafça , müvekkilinden cari hesap biçiminde çalışmak suretiyle farklı tarihlerde birden fazla kez ürün satın alındığı iddiası ile müvekkiline bir kısım nakit para , bir kısım kredi kartı çekimi ve yedi adet çek verilmesi suretiyle ödeme yapıldığı iddia edilerek bu ödemelere karşılık satın alındığı iddia edilen ürünlerin müvekkili tarafından teslim edilmediği gerekçesine dayanılarak ikame edilmiş bir alacak davası olduğunu, davacının davasına dayanak yapmış olduğu nakit ödemeye ilişkin banka dekontu davaya konu ticari alım satımdan kaynaklı bir açıklama içermediği gibi yine davacı tarafça davaya konu ticarete ilişkin olarak yapıldığını iddia ettiği kredi kartı ödemesi de taraflarla ilgili olmayıp , bahse konu ticari ilişkinden kaynaklı bir kredi kartı ödemesi olduğunu kanıtlamadığını, zira , dava dilekçesinde de kabul edildiği üzere bahse konu kredi kartı ödemesi dava dışı üçüncü kişiye ait kredi kartıyla yapılmış olan bir ödeme olduğunu, bu durumun dosya kapsamında alınmış olunan bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, dava dilekçesinde davaya konu ticari ilişkiden kaynaklı olarak gönderildiği iddia edilen ve bilgileri verilmiş olunan çeklerin de çeklerin iş bu davaya konu ticaretten kaynaklı ödeme olarak verildiğine veya verileceğine dair davacı tarafça herhangi bir yazılı delil ya da sözleşme ibraz edilemediğini, bu durumun da yine dosya kapsamında alınmış olunan bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, nitekim aksi düşünülse dahi kambiyo senetlerinin sebepten mücerretliği ilkesinin de gözetildiğinde bahse konu çeklerin davaya konu edilen ödeme olarak sayılması hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki bahse konu kambiyo evrakları davacı bakımından borçlunun, müvekkili bakımından alacaklı sıfatı doğuran içerikte de olmadığını, davacı tarafça her ne kadar bir kısım muhatabı doğrudan müvekkili olmayan whatsapp yazışmalarına dayanılmış ise de; whaatsapp yazışmalarının tek başına ispata yarar ölçüde delil niteliği bulunduğunu, dolayısıyla müvekkiline ait olmayan hesaplara gönderilen ödemeler ya da davacı dışındaki üçüncü kişiler tarafından davaya konu ticari ilişki dışında yapılan ödemelerin aksi yönde değerledirilerek davaya konu ticari ilişki sebebi ile davacı tarafından davalıya yapılmış bir ödeme kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki muavi defter kayıtlarındaki ödemelerin davaya konu ticari ilişki dolayısıyla müvekkiline ödendiğine dair hiçbir somut delil bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından tüm bu arz ve izah ettikleri hususlar değerlendirilmeden ve en önemlisinin de bilirkişi raporlarının aksi yönünde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olmadığından , müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi bakımından iş bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu beyan ederek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme dosyasında davalı taraf özetle " göndermiş olduğu banka ödeme dekontunda yapılan ticarete ilişkin bir açıklama ifade etmediği, söz konusu kredi kartı ödemesinin taraflarla ilgisi olmadığı, verilen çeklerin işbu ticaretten kaynaklandığına yönelik bir yazılı delil ya da sözleşme ibraz edilmediği, söz konusu yazışmaların davalıyı ilgilendirmediği ve tek başına ispata yarar ölçüt olmayacağı" gibi sebeplerden ötürü verilen kararın hukuka aykırı olduğunu düşünerek istinaf kanun yoluna başvuruda bulunduğunu, davalının işbu istinaf başvurusu afaki iddia ve sebeplerle dolu olup salt zaman kazanmaya yönelik itirazlarının bir aslının bulunmadığını ve bu sebeple de başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. .
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı, davalı ile 1.120.000,00 TL mal alınması husunda anlaştıklarını bu doğrultuda ...hesabına toplamda 387.000 nakit havale yoluyla 29.03.2024 tarihinde müşterisi ...'in müşteri kartıyla 43.000 TL nakit çekimi, keşidecisi ve lehtarı kendisi olmayan ancak müşteri çeki olarak ciro edilen toplamda 7 adet çek karşılığı 690.000 TL ödeme yaptığını malların süresinde teslim edilmediğini ... tarihli Çorlu 10.Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden döndüğünü belirterek eldeki davayı açmıştır.
Davalı tarafından ise, nakit ödemeye ilişkin dekontun açıklama içermediğini, kredi kartıyla yapılan ödemenin taraflarla ilgisinin olmadığını, çeklerin de bahse konu ticarete ilişkin ödeme olduğundan söz edilemeyeceğini, Whatsapp yazışmalarının Davalı ...'a ait olmadığını ve delil olarak kabul edilemeyeceğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen ödemelerin davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme kapsamında yapılıp yapılmadığı, davalı tarafça mal teslimi yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satış sözleşmesinde edimler aynı anda ifa edilir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.207/2). Aynı anda ifa kuralının bir görünümü "ödemezlik defi" iken diğer görünümü "peşin satış karinesi"dir.
Davacı tarafça ödeme yapıldığına göre davacı bu durumda dava dilekçesinde belirtilen ödemelerin davalı ile arasında yapılan sözleşme kapsamında avans olarak yapıldığını buna rağmen davalı tarafça mal teslim edilmediğini yazılı kesin delillerle ispat etmek durumundadır. (Yargıtay 3. H.D 2024/1416 Esas 2025/502 Karar; 2023/308 Esas 2023/1539 Karar; 13. Hukuk Dairesi 2013/11290 Esas 2013/18266 Karar)
Başka bir deyişle davacı davalıya ödeme yaptığını ve yaptığı bu ödemelerin avans mahiyetinde olduğunu ispat etmek durumundadır.
Davacının kendi ticari defterlerinde davalıya 1.210.000 TL ödeme yapıldığı buna karşılık davalı tarafından 300.640,32 TL ödeme yapıldığı kayıtlıdır.
Buna karışlık davalı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan ... tarihli raporda; davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunmadığı davacı tarafça dosyaya sunulan kredi kartı ödemesini nakit ödemesi ve yukarıda liste halinde gösterilen çeklerin tamamının davalı yemin hedeflerine kayıtlı olmadığını belirtildiği görülmüştür.
Davacının dava dilekçesinde belirtiği ödemeler dikkate alındığında;
1-Davacı tarafından davalı hesabına açıklama yapılmadan toplam 387.000 havale ( 23.03.2024 ...bank 10.000 TL, 29.03.2024 ...bank 200.000 TL - 04.04.2024 ...bank 77.000 TL , 22.04.2024 ...bank 100.000 TL ) yapıldığı sabittir. Havale mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığı karine olarak kabul olup 6098 sayılı TBK 102. Maddesi gereği eldeki davaya konu borç için yapıldığının kabulü ile davalının bu ödeme için mal teslim etmediğinin ispatlaması gerekmektedir.
2-Davacı müşterisi ...'in müşteri kartıyla yapılan 43.000 TL ödemenin tarafların anlaşması doğrultusunda yapıldığını buna rağmen davalının mal teslim etmediğini ispat külfeti altındadır.
3-Davacının dava dilekçesinde belirtiği ...Bankası keşideci ... ... seri numaralı 100.000 TL bedelli çek, ...bank Keşideci ... ... seri numaralı 50.000 Tl bedelli çek, ...bank keşidecisi ... Ltd olan ...seri numaralı keşideci 30.000 TL bedelli çek, ...bank keşideci...Ltd ... seri numaralı 100.000 TL bedelli çekin davacı tarafından davalı ...'a ciro edildiği görülmüştür. Çek ödeme aracı olup davacı tarafından davalıya ciro edilen 280.000 TL'lik çek bedelinin 6098 sayılı TBK 102. Maddesi gereği eldeki davaya konu borç için yapıldığının kabulü ile davalının bu ödeme için mal teslim etmediğini yazılı kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir.
4- ... Bankası keşideci ... ...seri numaralı 73.000 TL bedelli çek ile ... Katılım keşideci ... LTD ŞTİ ...seri numaralı 187.000 TL bedelli çekin davacı tarafından ...'e ciro edildiği görülmüştür. Davacı ...'in davalıya ait işletmenin yetkilisi olduğunu şirket adına ahzu kabza yetkili olduğunu çeklerin bu doğrultuda ...'e ciro edildiğini buna rağmen mal teslim edilmediğini yazılı kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir.
5- ...bank keşideci ... ... seri numaralı 150.000 TL bedelli çekin ibraz edilmediğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı bahse konu çekin davalıya ciro edildiğini buna rağmen mal teslim edilmediğini yazılı kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Davacı ... ile ...numaralı hattan yapılan yazışmalara delil olarak dayanmış olup fotokopi belgelerde karşı tarafın "... "olarak kayıtlı olduğu Uyap üzerinden yapılan telefon numarası sorgulamasında ...numaralı telefonun ...adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacının sunduğu yazışmaların olduğu telefon bilirkişi marifetiyle incelenmeden yazışmaların mevcut olup olmadığı tespit edilmeden karar verildiği görülmüştür.
Davalının ...'in temsilcisi olduğu yönünde bir kabulü bulunmamaktadır.Dava dışı ... ile davalı ...'ın 15.10.2015 tarihinde boşandıkları nüfus kaydından anlaşıldığı gibi ...'in SGK kaydı incelendiğinde davalıya ait iş yerinde çalıştığına dair bir kayıt tespit edilememiştir.
Bu durumda davacının dava dışı ...'in davalının yetkili temsilcisi yada işletmenin sahibi olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında mahkemece ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilip davacı tarafın dilekçesinde belirtiği çekin( ...bank keşideci ... ... seri numaralı 150.000 TL) önlü arkalı fotokopisi ile davalıya ait işletmeye ait kayıtlar istenerek dava dışı ...'in davalı işletmede yetkili olup olmadığı araştırılarak davacı tarafın dilekçesi ekinde sunduğu yazışmaların olduğu cep telefonunu sunması için davacıya süre verilip yazışmaların mevcut olup olmadıkları davacı ile davalı arasında gerçekleşen yazışmalar olup olmadıkları bilirkişi marifetiyle tespit edilerek yazışmaların 6102 sayılı HMK 202. Maddesinde belirtilen yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olup olmadıkları değerlendirilip son olarak ispat oluşan ispat durumuna göre her iki tarafın da dilekçelerine yemin deliline dayandıkları gözetip gerektiğinde bu hakları hatırlatılarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi HMK 353/1-a-6 md uyarınca usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/01/2026 tarih ve 2024/679 E - 2026/102 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.10/06/2026