T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1144
KARAR NO: 2026/1261
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/03/2026
ESAS NO: 2025/308
KARAR NO: 2026/291
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 11/06/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/03/2026 tarih ve 2025/308 E - 2026/291 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; borçlunun sigorta şirketi tarafından müvekkiline olan borcun ödenmemesi sebebiyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası icra takibi yapıldığını ve davalı borçlu tarafından iş bu icra takibine itirazda bulunulduğunu, davalı tarafından ödeme emrine itirazda bulunulmuş ve takibin durdurulması talep edilmiş ve icra dairesi tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı taraf, itiraz dilekçesinde borcunun bulunmadığını beyan etmiş ise de bu borcun ödenmiş olduğuna dair herhangi bir delil ileri sürülmemiş ve söz konusu borcun kaynağının da yazılı delil ile ispatlanacak miktarda olduğundan tanık dinletilmesi de mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle itirazının iptaline, takibin devamına, dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davalının davacıya borcu olmadığını, davacının işlerinin kötü gitmesi nedeniyle nakit 120.000 TL para verildiğini ve karşılığında dava konusu çekin alındığını, çekin ödendiğini, ancak bunun davacıyı alacaklı hale getirmeyeceğini, davacının şahsi ilişkisinden dolayı ödediği tutarı sanki ticari ilişkiye istinaden verilmiş gibi mahkemeyi yanılta amacı taşıdığını, davacı iddiasının gerçek durumdan uzak olduğunu, davalının davacıya borcu olmadığını, başlatılan icra takibi nedeniyle davalının mağdur edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Davacı vekiline,takibe dayanak alacağın neyden kaynaklandığı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup,davacı vekili tarafından sunulan 07/04/2025 tarihli beyan dilekçesinde,müvekkili firma tarafından mal alımı için davalı şirkete ... numaralı 120.000-TL tutarlı çek teslim edildiğini, bu çekin davalı şirket tarafından tahsil edilmesine rağmen müvekkili fimaya malın tesliminin yapılmadığını,iş bu sebeple davalı şirketten müvekkili firmanın malın teslim edilmemesi ve ödenen çek sebebiyle alacaklı olduğunu beyan etmiştir.
Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Dava konusu olayda davacı bu kuralın aksini iddia ettiğinden ispat yükü davacıda olup davacı çeklerin mal karşılığı avans olarak verildiğini ve davaya/ takibe konu çek bedeli kadar malın teslim edilmediğini yazılı delille ve koşulları varsa yemin delili ile ispat etmek durumundadır.Somut olayda davacı, çekin avans olarak verilmesine rağmen çek bedeli kadar mal/hizmetin teslim edilmediğine dair yazılı delil sunmamış olup yemine de başvurmadığı anlaşıldığından davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine,İİK madde 67/2 gereğince davacı takipte haksız olmakla birlikte kötü niyetli kabul edilemeyeceğinden davalı vekilinin tazminat isteminin reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket davalı şirketen sipariş etmiş olduğu mal karşılığı olarak 120.000 TL bedelli ... numaralı çek sipariş avansı olarak teslim edilmiş ve bahse konu çek davalı tarafından bankadan tahsil edildiğini, ancak davalı tarafından sipariş konusu mallar teslim edilmediğini, davalı ile yapılan görüşmelere rağmen malların teslim yapılmadığı gibi tahsil edilen çek bedeli iade edilmediğinden Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ve borçlu/davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine takip durdurulduğunu, bunun üzerine eldeki itirazın iptali davası açıldığını, davalı davaya cevap dilekçesinde çekin kendilerince bankadan tahsil edildiğini ikrar ederek, 120.000 TL elden borç vermiş olduğunu ve bunun karşılığında müvekkilden çek aldığını iddia ettiğini, iş bu davalı şirket tarafından iddia edilen husus tamamen inandırıcılıktan uzak, ticari hayatta mümkün olmayan, tacir sıfatı bağdaşmayacak, gerçekle alakası olmayan ve sayın mahkemeyi yanıltma maksatlı iddiaları olduğunu, davalı firma müvekkil firmaya borç olarak elden para verdiğini iddia ettiğini, davalı taraf iş bu elden borç vermeye yönelik iddiasını TMK 6. Maddesi "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." uyarınca ispat etmek zorunda olduğunu, Hukuk Genel Kurulu 2017/969 E - 2021/866 K "Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebileceğini, borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşeceğini, borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşeceğini, bu kapsamda dava konusu olan çekin elden borç olarak verilen paranın karşılığı olduğunu iddia eden davalının bunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, ispat yükü davalı üzerinde olmasına rağmen ispat yükünün davacı müvekkilde olduğu ve davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tarafların ticari defterlerine ilişkin incelemede davalının ticareti defterlerinde müvekkil şirket ile ilgili bir kayıt bulunmadığı tespiti yapıldığını, müvekkil şirket defterlerinde ise dava konusu olan çekin ticari defterlerde verilen sipariş avansı hesabına kaydedildiği belirtildiğini, müvekkil ticari defter kayıtları ile davalıya verilen çekin avans olarak verildiğini, çekin davalı tarafından tahsil edildiği çekişmeli olmaktan çıkmış davalı tarafından ikrar edildiğini, davalı dava konusu edilen alacağın kaynağı çekin elden verilen borç karşılığı olduğunu iddia ettiğini, her iki tarafın da ticari işletme olduğu birlikte değerlendirildiğinde elden borç verilmiş olsa dahi bunun ticari kayıtlara işlenmesi gerekli olduğunu, ticari işletmelerin her türlü ticari faaliyetleri ve hesap hareketlerine ilişkin işlemlerin kayıtlarına işlenmesi zorunlu olduğunu, bu kapsamda davalı defterlerinde verildiği iddia edilen borca ilişkin bir kayıt bulunmadığını, davalı elden borç verdiği iddiası ile ispat yükümlülüğünü üstüne almış iddiasını ispat etmek zorunda olduğunu, elden borç verildiği iddiası ile davacı ispat yükümlülüğünü üstüne almış olup, mahkeme tarafından ispat yükünün davacı müvekkilde olduğu ve davanın ispat edilemediği gerekçesi hukuka aykırı olup kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, açıklamış olduğu nedenlerle Kayseri 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 2025/308 esas 2026/291karar sayılı dosyasından verilen davanın reddi kararı usul, yasa ve hukuka aykırı olduğundan hatalı değerlendirme ile verilen davanın reddi kararının kaldırılmasını, davanın kabulü ile borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, ticari satış sözleşmesi kapsamında satışa konu malların davacıya teslim edilmediği iddiası ile davalıya ödenen bedelin tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, beyan ve iddialarının niteliğine göre ispat yükü kendisinde olan davacının yaptığı ödemenin avans niteliğinde olduğunu ve satışa konu malların kendisine teslim edilmediğini yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/03/2026 tarih ve 2025/308 E - 2026/291 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 11/06/2026