T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1148
KARAR NO: 2026/1290
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/02/2026
NUMARASI: 2023/664Esas - 2026/184Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 10/06/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/664 Esas 2026/184 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; davalılar aleyhine Kayseri Genel İcra
Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların
itirazı ile takibin durduğunu, davalıların ...Adi Ortaklığı
oluşturduğunu ve 2017-2018 yıllarında davacı ile ticari alışverişi olduğunu, takibe
konu faturadan kaynaklı bakiye borcunu ödemediklerini, Ba/Bs kayıtları ve muavin
defter dahil tüm ticari defterler incelendiğinde alacağın sübuta ereceğini, takip öncesi
istenen faizin TTK Md.1530 kapsamında talep edildiğini belirterek itirazın iptaline
karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Somut olayda davacının, davalıya karşı, fatura alacağından bahisle icra takibi başlattığı görülmüştür. Davalı takibe itiraz etmiş ve takip durmuştur. Kanuni ihtaratlarla tarafların ticari defterleri incelemeye alınmış; nihai muhasebeci bilirkişinin raporuna göre dava konusu cari hesaba konu faturaların bir kısmının her iki taraf ticari defterinde de kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacının takibe konu ettiği 2 adet fatura vardır. Bunlar ... ve ... numaralı faturalardır. Bu faturalardan...ile biten fatura davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Ayrıca takibe konu edilmese de rapordaki açık hesap sonunda yapılan bakiyede davacı alacağına katılan ... faturası da davalıların adi ortaklık defterinde kayıtlı değildir. Bu iki fatura dışarıda bırakıldığında taraflar arasında açık hesap sonucu alacak borç ilişkisi bulunmamaktadır. Davacı taraf, her ne kadar HMK 220 maddesi ve devamı hükümleri gereğince davalının defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, bu nedenle davacı defterlerinin direkt olarak lehe delil teşkil ettiği belirtilmiş ise de madde metninde bu yönde bir çıkarım yapılamamaktadır. Nitekim lehe delil niteliği davalı tarafın hiç defter ibraz etmemesi durumda geçerlidir. Ancak somut olayda kapanış tasdiki olmasa da bir defter ibrazı vardır. Bu nedenle davacının yalnızca kendi defter kayıtları ile karar verilmesi talebi yerinde görülmemiştir. [Davacı tarafça davalıya mal ve hizmet teslimine dair belge sunulmadığı, defterlerin usulüne uygun tutulmasının tek başına yetmeyeceği, kayıtların dayanak belgelerle desteklenmesi gerektiği ancak somut olayda mal teslimi iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı görülmüştür.] {Yargıtay 11.H.D. 2020/4088E. 2021/4859 K. Yargıtay 11. H.D. 2009/5864E. 2010/11902K.}
Tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonunda; davalı ticari defterlerinde açık hesap gereği düzenlenen 2 faturaya [...; ... ile biten faturalar] dair kayıt bulunmadığı, takibe konu faturalardan ... numaralı fatura kayıtlı ise de taraf defterlerindeki açık hesaba göre 2018 yılına davacının borçlu başladığı; buna rağmen davalının fatura kesilmediği halde davacıya 239.000,00TL ve 59.000,00TL ödemede bulunduğu; davacının faturalarını ödemeden sonra kestiği görülmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin yalnızca fatura ve sonrasında inceleme yapılmasına dair talebi bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere hakkaniyete aykırı görülerek yerinde bulunmamıştır. Davacı somut olaydaki ticari ilişkisinde ödemelerden sonra fatura kesmektedir. Bu nedenle geçmiş ödemeler dikkate alındığında davalı adi ortaklık defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar incelendiğinde taraflar arasında alacak borç ilişkisine rastlanılmamıştır. Davacı taraf defter dışında delil ikame edememiş; mal ve hizmeti sağladığını sair delillerle dahi ispat edememiştir. Neticede davacının davalıdan alacağının bulunmadığı görülmüştür. Söz konusu nihai rapor hükme esas alınmıştır. Davacıya raporda aleyhe tespit edilen tüm alacağı bakımından yemin delili hatırlatılmış ve yemine dayanmaması üzerine yemin delilinden vazgeçtiği tespit edilmiştir.
Davacının alacak vakıasını HMK 190 maddesi gereğince ibraz edilen defter kayıtlara rağmen ispat edemediği görülmüştür..." gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
bilgileri yazılı dosyada yerel mahkemece davamızın reddine karar verilmiş olup
gerekçeli karar 06.04.2026 tarihinde UETS vasıtasıyla taraflarına ulaştırıldığını , ilgili mevzuat gereği 11.04.2026
tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığını, gerekçeli kararda özetle; takibe konu faturalardan birinin ve açık hesaba katılan diğer bir faturanın davalı
defterlerinde kayıtlı olmadığı, kapanış tasdiki bulunmasa da davalının defter sunması nedeniyle kararın sadece davacı defterine dayandırılamayacağı, davacının mal teslimini geçerli bir belgeyle kanıtlayamadığı, davacının faturaları davalının yaptığı geçmiş ödemelerden sonra kestiği, sonuç olarak alacağı bulunmadığı tespit edilen ve yemin delilinden de vazgeçen davacının iddiasını ispatlayamaması nedeniyle davanın reddedildiği ifade edildiğini, yerel mahkemenin kararı ve gerekçesi usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemece takibe konu... numaralı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak takibe konu diğer ... numaralı fatura ile takibe konu edilmeyen sonu... ile biten faturanın kayıtlı olmadığı, bu iki fatura dışarıda bırakıldığında taraflar arasında açık hesap sonucu alacak-borç ilişkisi bulunmadığı ve davalının fatura kesilmediği halde müvekkil şirkete 239.000,00 TL ve 59.000,00 TL ödemede bulunduğu ifade edilmişse de bu gerekçeyle hüküm kurulması usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, eldeki dava bir itirazın iptali davası olup dava sebebi olan Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasında takibe konu iki adet fatura bulunduğunu, takibe konu faturalar; ... numaralı ... tarihli 37.283,73 TL tutarlı fatura ile ... numaralı ... tarihli 43.713,24 TL tutarındaki faturadan ibaret olduğunu, bilindiği üzere; itirazın iptali davasıyla icra takibi dosyası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup itirazın iptali davası kapsamında
yalnızca takibe konu edilen alacak kalemleri yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılması
gerektiğini, bu husus istikrar kazanmış Yargıtay kararları 1 ile de sabit olduğunu, hal böyleyken eldeki davada yerel mahkemece taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin değerlendirilmesi, takip dışı
ödemelerin ve diğer faturaların değerlendirilmesi suretiyle genel bir açık hesap incelemesi yapılması ve
nihayetinde tamamen hatalı bir değerlendirme ile müvekkilin alacağının ispatlanamadığı sonuca varılması
açıkça hukuka aykırı olduğunu,
eldeki itirazın iptali davasında yerel mahkemece yapılması gereken, dosya kapsamındaki incelemenin
geçmiş ticari ilişkilere veya takip konusu yapılmayan diğer fatura ve ödemelere sirayet ettirilmeden yalnızca icra takibine konu edilen 30.11.2018 tarihli 37.283,73 TL bedelli ve 20.11.2018 tarihli 43.713,24 TL bedelli faturalarla sınırlı olarak yapılması olduğunu, itirazın iptali davasının niteliğine uygun düşmeyen hukuka aykırı bir inceleme ve değerlendirmeyle kurulan kararın kaldırılması gerektiğini, gerekçeli kararda, ...numaralı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak müvekkilin açık
hesaba göre 2018 yılına borçlu başladığı, davalının fatura kesilmeden müvekkile ödemeler yaptığı ve müvekkilin
faturaları ödemelerden sonra kestiği, ticari ilişkinin bu işleyişi nedeniyle sadece fatura tarihinden sonrasının incelenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı ve geçmiş ödemeler hesaba katıldığında taraflar arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi kalmadığı ifade edilmişse de söz konusu değerlendirme yukarıda izah ettiği gibi yine eldeki davanın niteliğine ve hukuka aykırı bir değerlendirme olup kabulü mümkün olmadığını, gerçekten takibe konu faturalardan ...numaralı faturanın mevcudiyeti hem BA, BS formlarıyla hem de bizzat davalı ortaklığın ticari defter kayıtlarıyla sübuta erdiği ve ancak davalıların bahse konu faturaya konu borcun ödendiğini gösterir herhangi bir delil sunulmadığı dosya kapsamında açık olduğunu, itirazın iptali davalarının icra takibiyle sıkı sıkıya bağlı olduğu gerçeği yerel mahkemece göz ardı edilmiş
ve neticede, mevcudiyeti ile ödenmediği sübuta ermiş olan söz konusu fatura alacağı yönünden dahi
davanın haksız bir biçimde reddine karar verildiğini, bir an için yerel mahkemenin taraflar arasındaki tüm açık hesabı dikkate alan bu inceleme yönteminin doğru
olduğu varsayılsa dahi; dosyaya mübrez 17.11.2024 tarihli bilirkişi raporuyla, davalı ortaklığın kendi ticari
defterlerinde müvekkil şirketin 315.491,20 TL alacaklı olduğu açıkça tespit edilmiş olup kapanış tasdiki bulunmayan bu defterlerin HMK m. 222/4 uyarınca "sahibi aleyhine delil" teşkil edeceği nazara alındığında müvekkil şirketin icra takibiyle talep ettiği alacağın varlığı, bizzat davalıların kendi kayıtlarıyla fazlasıyla her türlü şüpheden uzak biçimde sübuta erdiğini, tüm bunların yanında belirtmesi gerektiğini, dava dilekçesinin ekinde takibe konu faturalar ile bu faturalara ait sevk irsaliyeleri de sunulmuş olup dosyada fiziken var olan ve müvekkil şirketin edimini yerine getirdiğini ispatlayan somut teslim belgelerinin, yerel mahkemece dikkate alınmayarak yok sayılması ve
hukuka aykırı karara mal ve hizmet teslimine dair sair delil sunulmadığı yönünde bir gerekçe oluşturulması da söz konusu kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini açıkça gösterdiğini, dosya kapsamında temerrüt faizi hesabı için bilirkişi raporu aldırılması yönündeki talebi hukuka aykırı bir biçimde reddedilmiş olup eksik inceleme neticesinde kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiği
tartışmasız olduğunu, itirazın iptali davasının icra takibiyle sıkı sıkıya bağlı olduğu hususu göz ardı edilerek incelemenin
yalnızca takibe konu iki fatura ile sınırlandırılması yerine tüm geçmiş ticari ilişki ve açık hesap üzerinden
yapılmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu,
takibe konu edilen 30.11.2018 tarihli ve 37.283,73 TL bedelli faturanın mevcudiyeti bizzat davalı
ortaklığın ticari defterleri ile sabit olmasına ve davalılarca bu borcun ödendiğine dair hiçbir delil
sunulmamış olmasına rağmen yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğu,
kapanış tasdiki bulunmayan davalı defterlerinin HMK m. 222/4 uyarınca sahibi aleyhine delil teşkil
etmesine rağmen eksiksiz tutulan müvekkil şirket defterlerinin kesin delil niteliği taşıdığı gerçeğinin göz
ardı edildiği, davalının kendi aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinde müvekkil şirketin 315.491,20 TL alacaklı
olduğu hususunun dikkate alınmadığı,
dava dilekçesinin ekinde sunulan takibe konu faturalara ait sevk irsaliyeleri dikkate alınmaksızın
mal teslimine dair belge sunulmadığı şeklinde yapılan gerekçelendirmenin hukuka aykırı olduğu,
müvekkilin TTK m. 1530/4 kapsamında talep ettiği takip öncesi temerrüt faizinin hesaplanması için yeni
bir bilirkişi raporu aldırılması talebimizin reddedilerek eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği,
tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, gelinen aşamada söz konusu hukuka aykırı kararın
kaldırılması gerektiği sabit olduğunu, izah edilen nedenlerle, haklı istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/664 Esas ve 2026/184 Karar sayılı kararının
kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, satım sözleşmesine dayalı fatura bedellerinin tahsili için başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı şirket tarafından davalı şirkete 20.11.2018 tarihinde KDV dahil 43.713, 24 TL bedelli kur fark faturasının düzenlendiği, bu faturanın davalının ticari defter kayıtlarında ve BA bildiriminde bulunmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmaması sebebiyle faturaya ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olacağı, sadece faturanın tebliğ edilmiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispatlamayacağı, davaya ve takibe konu 30.11.2018 tarihli 37.283,73 TL alacağa ilişkin faturanın ise davalı tarafından BA formunda beyan edildiği, bu kayıtlar da dikkate alınarak bu alacağın davacı tarafa ispat edildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, taraflar arasında bir borç ilişkisi bulunduğu ve borçlunun faturalardan daha evvel bir kısım ödemeler yaptığı belirtilmekte, davacı davasını yalnızca iki adet bu faturaya dayandırmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince bu iki adet fatura ve davalı ödemeleri nazara alınması yerinde görülmüştür.
Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. Maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin,borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. Sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.
Bu ödemelerin de davalı ödemesi olarak davacı şirket borcundan mahsubu gerektiği, nihayetinde yapılan mahsup işlemleri neticesinde davalı borcunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1634 Esas 2018/633 Karar)
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı taraf vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/664 Esas 2026/184 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026