T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/941
KARAR NO: 2026/1243
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/03/2026
NUMARASI: 2024/810 E. - 2026/278 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/06/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/03/2026 tarih ve 2024/810 E - 2026/278 K kararına karşı süresi içinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, alacaklarının tahsili için İncesu İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi yapılmış, ancak icra takibi davalının yapmış olduğu itiraz neticesinde durmuş olduğunu, davalının yapmış olduğu borca itiraz haksız ve dayanaksız olup, reddi gerekmekte olduğunu, davalı şirket, davacı şirketten mal almış olup, aralarında ticari ilişki bulunmakta olduğunu, davalı, malların kendisine teslim edilmesine rağmen, bir kısım borcu için bugüne kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, bunun sonucunda davacı İncesu İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatmış ancak davalının haksız itirazı sonucunda icra takibi durmuş olduğunu, davalının itirazı haksız ve mesnetsiz olup, davalının itirazının iptali gerektiğinin açık olduğunu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesiyle, davacı şirketin alacağının varlığını ve davalının borcunu ödemediği husus kolayca ortaya çıkacak olduğunu, davalı tarafın borca haksız ve tamamen kötüniyetli olarak itiraz etmiş olması nedeniyle itirazın iptaline ve borçlu olduğunu bildiği halde, kötü niyetle takibi durdurmak için itiraz eden davalının, itirazının70.723,51 TL yönünden iptali ile birlikte %20’den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini isteme zorunluluğu da doğmuş olduğunu, davalının itirazının iptali için dava açma zorunluluğu doğduğundan ve TTK madde 5. Gereği arabulucuya başvuru zorunlu olduğundan bahisle, arabulucuya başvurulmuş olduğunu, İlk ve son oturum ... tarihli son oturum arabuluculuk görüşmesi ile anlaşmaya varılamadığının tutanağa bağlanmış olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Davalının İncesu İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın 70.723,51 TL yönünden iptaliyle, takibin 70.723,51 TL yönünden devamına, İtirazın haksız olması sebebiyle borçlunun % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;işbu dava ile talep edilen alacak zaman aşımına uğramış olup zaman aşımı def'i dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca işbu dava 1 yıllık dava açma süresi geçtikten sonra açılmış olup bu nedenle de davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirket ile davacı şirket arasında bir takım ticari faaliyetler yapılmış olsa da davalı şirketin davacı şirkete karşı bir borcu bulunmamakta olduğunu, Davacı şirketin, ürünleri davalı şirkete teslim etmediğini, davacı şirketin az miktarda davalı şirkete göndermiş olduğu domates ve biber fideleri davalı şirketçe müşterilerine satılmış fakat fidelerin ayıplı olması nedeniyle fideler domates ve biber vermemiş olduğunu, bu husus davalı şirketin müşteri kaybetmesine neden olmuş olduğunu, davalı şirketin başka şirketlerden almış olduğu fideler aynı şartlar altında ürün verse de davacı şirketin satmış olduğu fideler ürün vermemiş olduğunu, bu durum üzerine davalı şirketçe davacı şirketin yetkililerine bildirim yapılmış ve şirket yetkililerince ayıp hususunda mutabık kalınmış, kalan bakiye davalının zararı kapsamında silinmiş olduğunu, dolayısıyla davacı şirket öncelikle teslim hususunu ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın, davalı ile olan tüm mal sevkiyat faturaları, banka hesap hareketleri ile davalının ticari kayıtlarının bu aşamada karşılaştırmalı olarak incelenmesi halinde davacının herhangi bir alacağı çıkmayacağı açık olduğunu, davalı şirketin ödemelerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, TTK madde 21'de düzenlenmiş olan karine sadece faturanın olağan içeriğini bakımından uygulama alanı bulmakta olduğunu, muhatabın faturayı süresi içerisinde itiraz etmemesinin faturada yer alan olağan dışı kayıtların kabul edildiği anlamına gelmeyeceği konusunda doktirinde görüş birliği bulunmakta olduğunu, kanunun kabul ettiği karine, faturada bulunması muhtemel olağan kayıtları ile sınırlı olduğunu, sözleşmenin kuruluş aşamasında mevcut olmayan, sonradan sözleşme değişikliğine yol açan veya diğer tarafın içinde bulunduğu durumu zorlaştıran kayıtlar faturanın zorunlu ve olağan içeriğine dahil olmadığını, muhatabın süresinde faturaya itiraz etmemesinin bu sonucu değiştirmeyeceğini, bu kapsamda Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2004/7832E. 2005/4738K. Ve 05.05.2005 tarihli kararının, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2007/2029E. 2008/1438K. ve 07.03.2008 tarihli kararının, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2002/1631E.2002/3536K. Ve 27.06.2002 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, bununla birlikte öğretide genel kabul göründüğü üzere, faturaya itiraz için öngörülen sekiz günlük süre hak düşürücü veya zaman aşımı süresi de olmadığını, bu bilgiler ışığında faturanın olağan içeriğine veya taraflar arasındaki ilişkiye dahil olmayan, nitelik veya miktar bakımından farklı uyuşmazlık konusu olan kayıtlar ve değerler bakımından, faturaya itiraz edilmemesi ispat külfetinin yer değiştirmesine dahi sebep olmayacak olduğunu, kaldı ki, davalı şirket tarafından davacıya yan malların gecikmesi, istenilen kalitede olmaması sebebiyle zararlarının ortaya çıkmasının tespitiyle ile birlikte davalının derhal ticari faaliyetini sonlandırmış olduğunu, davaya konu alacak ihtilaflı olması sebebiye ve keza yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebi hukuka uygun olmadığını, yargılamaya konu olayın meydana gelme sebepleri, kusur durumu, malların hukuka aykırı teslim edilmemesi, geç teslim edilmesi, malların niteliği itibariyle gerekli kaliteye sahip olmaması gibi herhangi bir cezai bedel olup olmayacağı yargılama neticesinde belli olacağını, İcra takibine itiraz edilirken bu hususlar göz önünde bulundurulmuş olduğunu, yargılama konusu yapılan husus, net ve belli, alacak likit olmadığından, buna bağlı olarak iddia ve taleplerin gerçekliği yargılama neticesinde ortaya çıkacağından, var olduğu iddia edilen alacağa istinaden icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, davacı tarafın haklı olup olmadığı yargılama neticesinde ortaya çıkacağını, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talep üzerine inkar tazminatına hükmedileceği icra iflas kanunda hükme bağlanmış olduğunu, bu durumda davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi için yaptığı icra takinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekmekte olduğunu, somut olayda, da sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç ve/veya gereği gibi yerine getirmeyen fazladan ödeme alan, davacının, hiçbir suretle mallara süresinde ve ayıpsız olarak teslim etmemiş olduğunu, sanki davacı taraf tüm hizmetleri eksiksiz yerine getirmiş gibi göstererek Mahkemeyi yanıltıcı beyan ve resimler sunmuş olduğunu, yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmaması sebebiyle Davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, Davanın reddine, Davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının takibe konu cari hesap alacağı nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davacının defterlerinin incelenmesi için talimat yazılarak bilirkişiden 17/06/2025 tarihli rapor alınmış ve raporda, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu ve Dava/Takip tarihi itibari ile davacı firmanın davalı firmadan bakiye 70.723,51.-TL alacağı kaldığının belirtildiği görülmüştür. Davalının defterlerinin incelenmesi üzerine alınan 05/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalının sunmuş olduğu defterler itibari ile, davalının 2023 yılı ticari defterleri incelenmiş ve açılış kaydında (01.01.2023) davacıya 107.935,51 TL borçlu gözüktüğünün tespit edilmiş olduğu, davalının ticari defterlerinde davacıya olan 107.035,51 TL borç için bono verildiğine ilişkin kayıt tespit edildiği ancak dosya kapsamına davacıya bono verildiğine ve ödendiğine ilişkin bir belge sunulmadığının belirtildiği görülmekle, davalı tarafça her ne kadar taraflar arasındaki anlaşma sonucu davacıya borcun silindiği belirtilmekte ise de, bu iddiayı kanıtlayan dosyaya yazılı delil sunulmadığı gibi söz konusu iddianın davacı tarafça da kabul edilmediği ve yine davacıya bono verildiğinin de yazılı delil ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Davacının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında mal teslimini taraf defter kayıtları ile ispat ettiği ancak davalı tarafça ürünlerin ayıplı olduğunun ve ayıbın süresinde davacıya ihbar edildiği iddiasının yazılı deliller ile ispat edilemediği, sunulduğu belirtilen delillerin davalının cevap dilekçesi ve ekinde ve sunduğu evraklar içinde yer almadığı hep birlikte dikkate alınarak davacının davalıdan takip nedeni ile alacaklı olduğu ve davalının ödemesi olmadığı anlaşılmış ve böylece, DAVANIN KABULÜ İLE, İncesu İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 70.723,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacak bedeli olan 70.723,51 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kabulü ile, İncesu İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 70.723,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, Kabul edilen alacak bedeli olan 70.723,51 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu gerekçesiyle doğrudan defter kayıtlarına dayanılarak hüküm tesis edildiğini, davacının alacaklı olduğu sonucuna varıldığını, oysaki davacı tarafın, iddia ettiği alacağın dayanağı olan mal teslimini ayrıca somut ve kesin delillerle ispat etmekle yükümlü olduğunu, dosya kapsamında davacı tarafından sunulmuş herhangi bir sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya malın fiilen müvekkile ulaştığını gösterir nitelikte kesin bir delil bulunmadığını, buna rağmen yalnızca defter kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulmasının eksik ve hatalı bir inceleme olup hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu da denetime elverişli olmadığını, raporda hangi faturaların hangi alacağa ilişkin olduğu, bu faturalar kapsamında hangi malların hangi tarihlerde teslim edildiği, müvekkil tarafından yapılan ödemelerin hangi kalemlere mahsup edildiği açık ve karşılaştırmalı şekilde ortaya konulmadığını, tarafların ticari kayıtları birlikte değerlendirilmeden ve mahsup edilen borçların ilişkisi kurulmadan sonuca gidilmesi raporu eksik kıldığını, nitekim yargılama sırasında sunduğumuz bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de bu hususların açıkça ifade edildiğini, ancak itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, mahkeme kararında ve ikinci bilirkişi raporunda, davalı defterlerinde davacıya yaklaşık 107.935,51 TL borç gözüktüğünden bahisle başkaca delillere başvurulmadan müvekkilinin borçlu olduğuna kanaat getirildiğini, ancak bu borca karşılık bono verildiği hem beyanlarıyla hem de defterde buna ilişkin kayıtlarla sabit olduğunu, işbu senetin, ticari defter kaydını inceleyen bilirkişi tarafından da kayıtlarda geçtiğinin görüldüğünü ve bu hususun rapora geçirildiğini, ancak söz konusu bononun dosya kapsamına sunulmamış olmasının gerekçe gösterilmek suretiyle borcun varlığının devam ettiğinin kabul edildiğini, bu değerlendirmenin hatalı olup, defter kayıtları borç miktarı konusunda hükme esas alınırken ilgili bononun da kayıtlarda geçmesine rağmen hükme esas alınmamasının bu duruma ilişkin inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının alenen hukuka ve usule aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından gönderilen fideler ayıplı olup ürün vermediğini, müvekkilinin bu nedenle ciddi zarara uğradığını ve müşteri kaybı yaşadığını, bu hususun davacı tarafa bildirildiğini, taraflar arasında bakiye alacağın bu zarar kapsamında mahsup edildiği fiilen kabul edildiğini, mahkemenin, ayıp iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle bu savunmayı göz ardı ettiğini, oysaki ayıp olgusu her türlü delille ispat edilebilecek nitelikte olduğunu, buna rağmen dosya kapsamında sunmuş oldukları tanıkların da dinlenilmediğini, bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmadan ve gerekli araştırma gerçekleştirilmeden karar verilmesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu, davacı tarafın, müvekkili ile olan tüm mal sevkiyat faturaları, banka hesap hareketleri ile müvekkilinin ticari kayıtlarının bu aşamada karşılaştırmalı olarak incelenmesi halinde davacının herhangi bir alacağı çıkmayacağının açık olduğunu, müvekkili şirketin ödemelerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, TTK madde 21'de düzenlenmiş olan karine sadece faturanın olağan içeriğini bakımından uygulama alanı bulduğunu, muhatabın faturayı süresi içerisinde itiraz etmemesinin faturada yer alan olağan dışı kayıtların kabul edildiği anlamına gelmeyeceği konusunda doktirinde görüş birliğinin bulunduğunu, Kanunun kabul ettiği karinenin faturada bulunması muhtemel olağan kayıtlar ile sınırlı olduğunu, sözleşmenin kuruluş aşamasında mevcut olmayan, sonradan sözleşme değişikliğine yol açan veya diğer tarafın içinde bulunduğu durumu zorlaştıran kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğine dahil olmadığını, muhatabın süresinde faturaya itiraz etmemesi bu sonucu değiştirmeyeceğini, faturanın olağan içeriğine veya taraflar arasındaki ilişkiye dahil olmayan, nitelik veya miktar bakımından farklı uyuşmazlık konusu olan kayıtlar ve değerler bakımından faturaya itiraz edilmemesinin ispat külfetinin yer değiştirmesine dahi sebep olmayacağını, kaldı ki müvekkili şirket tarafından davacıya yan malların gecikmesi, istenilen kalitede olmaması sebebiyle zararlarının ortaya çıkmasının tespitiyle ile birlikte müvekkilinin derhal ticari faaliyetini sonlandırdığını, eksik incelemeye dayalı, denetime elverişsiz bilirkişi raporlarına dayanılarak ve mahkemece asıl uyuşmazlığa ilişkin detaylı bir yargılama sürdürülmeden hüküm tesis edilmiş olup, ilgili hükme karşı istinaf kanun yoluna gitme zorunluluğunun doğduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/810 Esas, 2026/278 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine, davacı aleyhine, takip konusu alacağın haksız ve kötü niyetli olarak ileri sürülmesi nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece yapılan yargılamada, müvekkili şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve alacağın varlığını kanıtladığı tespit edildiğini, müvekkili şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onayları tam, birbirini doğrulayan ve yasal süresinde tutulmuş kayıtlardan ibaret olduğunu, davalı tarafın, yerel mahkemenin ticari defter kayıtlarına dayalı hükmünü eksik inceleme olarak nitelendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hukuka uygun olduğunu, davalının her ne kadar raporun eksik olduğunu iddia etse de söz konusu raporun defterlerin usulüne uygunluğunu denetime elverişli bir şekilde ortaya koyduğunu, yargısal kriterlere tam uyumlu olan bu raporun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğunu, davalı tarafın raporun denetime elverişsiz olduğuna dair soyut ve mesnetsiz iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın borca karşılık bono verildiğini ve bu suretle borcun sona erdiğini iddia etmekteyse de bu iddiasının ispat yükü kuralları ve ticari dürüstlük ilkeleriyle bağdaşmadığını, nitekim dosyaya sunulmuş bir ödeme belgesi veya bono bulunmadığını, soyut iddiaların, usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarının muhteviyatını çürütemeyeceğini, davalının, varlığını iddia ettiği bonoyu dosyaya sunamadığı gibi, bu bononun bedelinin ödendiğini de kanıtlayamadığını, dolayısıyla ispat yükü kendisinde olan davalının bu yükümlülüğünü yerine getiremediğini, davalı tarafın fidelerin ayıplı olduğunu ve bu nedenle zarar ettiğine dair beyanlarının, ticari satışlardaki muayene ve ihbar yükümlülüklerine ilişkin emredici hukuk kuralları karşısında tamamen geçersiz olduğunu, TTK uyarınca ticari satışlarda ayıp ihbarının süresi ve şekli kanunla sıkı şartlara bağlandığını, davalı tarafın, yasal süresi içinde usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunmadığı gibi, bu iddiasını soyut tanık beyanlarıyla ispatlamaya çalıştığını, davalının "ayıp her türlü delille ispatlanır" şeklindeki hukuki dayanaktan yoksun iddiasının kanunun öngördüğü şekil şartlarını ve süreleri ortadan kaldırmayacağını, dosyada ne bir iade faturası ne de süresinde yapılmış bir ihbar bulunmadığından, bu soyut savunmanın reddi gerektiğini, davalı tarafın, istinaf dilekçesinde müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, ancak yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması ve müvekkilinin alacağının usulüne uygun ticari defterler ile sabit bulunması karşısında, kötü niyet iddiasının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını beyan ederek davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacının İncesu İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.
Davalı yanın istinaf başvuru dilekçesinde adli yardım talebinde bulunduğu ancak talebin reddedildiği ve iş bu kararın kesinleştiği anlaşılmakla davalının 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 1.207,78 TL nispi istinaf karar harcını yatırması için ihtarat yapılması, süre içerisinde harçların yatırılmaması halinde istinaf başvurusunun reddedildiğinin belirtilmesi iş bu harcın yatırılması/yatırılmaması halinde dosyanın davacının istinafı yönünden dairemize tekrar gönderilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HMK'nın 344/1.maddesi: "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır."
HMK'nın 352.maddesi: "(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması, b) Kararın kesin olması, c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması, ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi, d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi, (2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir. (3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır."
Dosyanın yapılan ön incelemesinde; HMK'nın 344, 352 maddesine göre istinaf eden davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harç ve giderleri yatırması gerektiği, dosya kapsamında istinaf eden davalının istinaf dilekçesi beraberinde HMK 344 uyarınca 1.207,78 TL nispi istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını ve tebliğ giderlerine ilişkin masraf avansını peşin olarak yatırması için bir haftalık kesin süre verilerek işbu eksik istinaf harçlarının tamamlanması, aksi taktirde istinaf başvurusunun reddedileceği bildirilerek, bildirilen sürede harç eksikliğinin tamamlanmaması halinde mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 344 ve 352. Maddeleri gereğince işbu işlemlerin kararı veren mahkemece eksiksiz olarak yapılıp tamamlanması, istinaf eden davalının 1.207,78 TL nisbi istinaf karar harcı ile 2.002,00TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını ve tebliğ giderlerine yatırılmasına dair ilgili makbuzun da dosyaya eklenmesinden sonra dizi listesine bağlı olarak tekrar dairemize gönderilmesi için HMK 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK'nın 344 ve 352. maddeleri gereğince istinaf eden davalının 1.207,78 TL nispi istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını ve tebliğ giderlerini yatırdığına/tamamladığına dair ilgili makbuzun dosyaya eklenmesi, iş bu işlemlerin kararı veren ilk derece mahkemesince eksiksiz olarak yapılıp tamamlanmasından sonra dosyanın HMK'nın 347/3. Maddesi gereğince dizi listesine bağlı olarak tekrar dairemize gönderilmesi için HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE,
Dair, sair hususlar incelenmeksizin, dosya üzerinden yapılan ön incelemeyle, HMK'nın 352/1-ç uyarınca KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.
10/06/2026