AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru No. 9909/13
Turgut KAZAN / Türkiye
22 Ekim 2019 tarihinde,
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”) Daire olarak toplanarak, 16 Ocak 2013 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu, ve başvurunun kayıttan düşürülmesi için davet eden 21 Haziran 2019 tarihinde davalı Hükümet tarafından sunulan deklarasyonu ve bu deklarasyona başvuran tarafından cevabını dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE USUL
Başvuran Turgut Kazan, Türk vatandaşı olup, 1940 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme önünde, İzmir Barosuna bağlı Avukat S. Cengiz tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürerek, ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir.
Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Mesleği bir avukat olan başvuran, bir Cumhuriyet savcısı hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle, tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin, ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürmektedir. Dostane çözüm amacıyla yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Hükümet, 21 Haziran 2019 tarihli bir yazıyla, söz konusu başvuruda ileri sürülene sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı deklarasyon metnini Mahkemeye sunmuştur. Hükümet ayrıca, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, Mahkemeyi, başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Deklarasyon metni şu şekildedir:
“Hükümet, başvuranın iddialarına ilişkin yargılamaların, Sözleşme’nin l0. maddesinde öngörülen standartları karşılamadığını kabul etmektedir. Hükümet, bu tür yargılamaları etkili bir şekilde yürütülme yükümlülüğünün gelecekte daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli olan tüm tedbirleri almayı taahhüt etmiştir.
Bununla beraber, Hükümet, 7145 Sayılı, 31 Temmuz 2018 tarihli Kanun’la değiştirildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 371 § 1 (i) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda hukuk yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında başvuranın şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin başvuran Turgut Kazan’a maruz kaldığı her türlü maddi ve manevi zarar, avukatlık ücretleri ile masraf ve giderler karşılığında, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere 6.750 (altı bin yedi yüz elli) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Mahkeme İçtihadına uygun olduğu düşünülen söz konusu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen meblağa, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme ile söz konusu dava, ulusal makamlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde nihai çözüme kavuşturulacaktır.
Hükümet, Mahkeme’yi, başvurunun incelenmesine devam etmesi için bir sebep kalmadığı gerekçesiyle davayı Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürmeye davet etmektedir.”
Başvuran taraf, 5 Temmuz 2019 tarihli bir yazıyla, deklarasyon metninde Hükümet tarafından sunulan tutarın, ileri sürülen ihlal nedeniyle, maruz kaldığı maddi ve manevi zararları dikkate alarak, yeterli olmadığı kanaatine vararak, tek taraflı deklarasyon metninde bulunan ifadelerden memnun olmadığını belirtmiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesi gereğince, yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının a), b) veya c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi, davanın kayıttan düşürülmesine şu durumda imkân vermektedir:
‘‘Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.’’
Mahkeme ayrıca, başvuran, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna dayalı olarak 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi gereğince, bazı koşullarda, davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
Mahkeme bu amaçla, deklarasyon metnini, özellikle Tahsin Acar kararında (Tahsin Acar/Türkiye (öncelikli sorun) [BD], No. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Sp. z o.o./Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar) No. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 28953/03, 18 Eylül 2007)) ortaya konulan İçtihadında yer alan ilkeler ışığında incelemiştir.
Mahkeme, birçok davada, Sözleşme’nin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmesine ilişkin şikâyetlerle ilgili olarak, Türkiye’ye karşı davalar da dâhil olmak üzere, uygulamasını ortaya koymuştur (bk. örneğin, Axel Springer AG/Almanya [BD], No. 39954/08, §§ 89-95, 7 Şubat 2012, Couderc ve Hachette Filipacchi Dernekleri/Fransa [BD], No. 40454/07, § 93, AİHM 2015 (özetler) ve Talu/Türkiye [kurul] (No. 63465/12, 27 Kasım 2018).
Mahkeme, Hükümetin deklarasyonunda yer alan imtiyazların niteliğini ve tazminat olarak önerilen meblağı -ki bu meblağ benzer davalarda ödenen meblağlara uygundur– göz önünde bulundurarak, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı kanaatine varmaktadır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi).
§ 1).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ışığında ve bu yöndeki İçtihadının net ve çok sayıda oluşu göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesini gerekli kılmadığı kanaatindedir (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrası son cümlesi (in fine)).
Mahkeme, bu deklarasyon metnini yorumladığı üzere, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen ve uygulanabilir her türlü vergiden muaf tutulan bu meblağın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca verilen Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekecektir. Bu meblağ, söz konusu süre içerisinde ödenmediği takdirde, Hükümet sürenin sona erdiği tarihten söz konusu meblağın fiili olarak ödenmesine kadar geçen süre zarfında, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faizi uygulayacağına taahhüt etmektedir.
Mahkeme son olarak, Hükümet’in tek taraflı deklarasyonundaki taahhütleri yerine getirmemesi halinde, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvurunun yeniden kayıt altına alınabileceğinin altını çizmektedir (Josipović/Sırbistan, (kabul edilebilirlik hakkında karar) No.18369/07, 4 Mart 2008).
Bu nedenle, davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyonunda, Sözleşme’nin 10. maddesi ile ilgili açıklamaları ve verilen taahhütlere riayet edilmesini sağlamak için öngörülen özel koşulları dikkate almaya;
Başvurunun Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 21 Kasım 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy