Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2017-3-053 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 20-01/14-06
Karar Tarihi : 02.01.2020
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Birol KÜLE
Üyeler : Arslan NARİN (İkinci Başkan), Adem BİRCAN, Şükran KODALAK
Ahmet ALGAN, Hasan Hüseyin ÜNLÜ, Ayşe ERGEZEN
B. RAPORTÖRLER : Ebru İNCE, İbrahim Hilmi KOÇAK, Mehmet GERÇEK
Pelin TEBER
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Re’sen/İhbar
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - İnvotek Sağlık Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.
Üniversite Cad. Kazımdirik Mah. No:79/26 Bornova/İZMİR
- Korulu Grup Sağlık Hizmetleri İnş. Taah. Mak. Tem. San. ve
Tic. Ltd. Şti.
Temsilcisi: Av. Fatih ERDOL
Kızılırmak Mah. 1441. Cad. No:3/3 Çukurambar
Çankaya/ANKARA
- Meditera İthalat ve İhracat A.Ş.
- Onkofar Sağlık Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
Temsilcileri: Av. Şahin ARDIYOK, Av. Bora İKİLER,
Av. Sercan SAĞMANLIGİL
Büyükdere Cad. Bahar Sk. No:13 River Plaza 11-12 Şişli,
34394 İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Kemoterapi ilaç hazırlama ihaleleri pazarında faaliyet
gösteren teşebbüslerin ihalelerde danışıklı hareket etmek suretiyle 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 15.08.2017 tarih, 5878
sayı ile intikal eden isimsiz başvuruda; otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri
pazarında faaliyette bulunan ve hisseleri aynı kişiye ait olan Oncosem Onkolojik
Sistemler San. ve Tic. A.Ş. (ONCOSEM) ve Santek Sağlık Turz. Teks. San. ve Tic.
Temsilcisi: Av. Metin KAYAÇAĞLAYAN
Mahall Ankara, Dumlupınar Bulvarı No:274/2 C2 Blok K:16
D:122 Mustafa Kemal, Çankaya/ANKARA
- Oncosem Onkolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş.
- Santek Sağlık Turizm Tekstil San. ve Tic. A.Ş.
Temsilcileri: Av. Derya AKSU, Av. Bingül Ece AYDIN
Mustafa Kemal Mah. 2125. Sok. A Blok 6/8
Söğütözü/ANKARA
20-01/14-06
2/80
A.Ş.’nin1 (SANTEK) kamu kuruluşları içinde buldukları desteklerle diğer teşebbüslerin
söz konusu pazara girişini engellediği, sektördeki diğer bir teşebbüs olan Meditera
İthalat ve İhracat A.Ş.’nin (MEDİTERA) ONCOSEM ve SANTEK ile anlaşarak pazarı
paylaştığı, özellikle İstanbul Bakırköy Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği, Gaziantep
Üniversitesi ve Bursa Kamu Hastaneleri Birliği ihalelerinde söz konusu teşebbüslerin
birlikte hareket ederek pazar paylaşımı içinde olduğu iddia edilerek 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) kapsamında gereğinin
yapılması talep edilmiştir.
(3) Önaraştırma süresi içerisinde, 21.12.2017 tarih ve 9339 sayı ile Kurum kayıtlarına
giren bir diğer isimsiz başvuruda ise özetle;
- ONCOSEM/SANTEK firmasının kemoterapi ilaç hazırlama alanında otomatik
bir cihaz için Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) uygunluk belgesi aldığı, bu
tip cihazlar için T.C. Sağlık Bakanlığının (Bakanlık) önceki dönemlerde daha
düşük fiyatlar uygulamasına rağmen, yapılan bir değişiklikle birlikte SGK’nın
yapacağı geri ödeme tutarının artırıldığı ve tutarın 165 TL civarına sabitlendiği,
- Kemoterapi ilaç hazırlama alanındaki diğer teşebbüslerin, otomatik sistem için
Bakanlığa ve SGK’ya yaptıkları başvuruların ONCOSEM/SANTEK’in sahibi Erol
ÇELİK tarafından engellendiği,
- Bakanlığın bugüne dek tıbbi cihazlara bir ruhsat veya uygunluk belgesi verme
gibi bir uygulamasının olmadığı, bunun yerine UBB2, TİTUB3, UTS4 gibi kayıt
işlemlerinin yeterli görüldüğü, ancak otomatik kemoterapi ilaç hazırlama
cihazları için ilk defa böyle bir ruhsat verme sürecinin oluşturulduğu,
- Otomatik cihaz için ruhsat alan ilk teşebbüsün ONCOSEM/SANTEK olduğu,
uzun bir dönem diğer teşebbüslere ruhsat verilmediği, ancak Bakanlığın ruhsat
vermemesinin teşebbüsler nezdinde tepki oluşturmaya başlamasıyla birlikte
önce MEDİTERA’ya, sonra Onkofar Sağlık Ürünleri San. ve Tic. AŞ’ye
(ONKOFAR) ruhsat verildiği, bu ruhsatların verilmesinden önce Erol ÇELİK’in
MEDİTERA’nın sahibi Mert SEVİNÇLİ ve ONKOFAR’ın sahipleri Seylan YAZ ve
Fethi CEYLAN ile ihalelerde rekabet edilmemesi üzerine anlaştığı,
- MEDİTERA’nın kaset tipi ve kendi üretimi olan otomatik bir cihazı bulunduğu,
ruhsat alma tarihinden önce de sonra da SANTEK ile karşılıklı olarak rekabet
etmedikleri,
- Yakın zamanda Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi
(GAZİ) tarafından kemoterapi ilaç hazırlama ihalesine5 MEDİTERA’nın tek
başına girerek (…..) TL teklif vermek suretiyle ihaleyi fahiş fiyata aldığı, oysa
SANTEK’in uzunca bir süredir otomatik cihazının bulunduğu ve rekabet güdüsü
bulunmadığından dolayı söz konusu ihalede MEDİTERA’dan daha düşük fiyat
uygulamadığı,
1 Oncosem Onkolojik Sistemler San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Santek Sağlık Turz. Teks. San. ve Tic. Ltd.
Şti.’nin ticaret unvanları 17-18.01.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan ilanlarla birlikte
yukarıdaki şekilde değişmiştir.
2 Ulusal Bilgi Bankası.
3 Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası.
4 Ürün Takip Sistemi.
5 Söz konusu ihale ile ilgili olarak başvuru sahibi tarafından bir İhale Kayıt Numarası (İKN) verilmemiş
olmakla birlikte, yapılan araştırma sonucunda bu ihalenin 2017/418279 İKN’li “Manuel ve Otomatik
İnfüzyon Kemoterapisi” adlı ihale olduğu anlaşılmaktadır.
20-01/14-06
3/80
- Yine Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi
(GAZİANTEP) tarafından yapılan bir ihaleye6 MEDİTERA’nın tek başına girdiği
ve (…..) TL gibi fahiş bir teklif vererek ihaleyi kazandığı ve SANTEK’in bu ihaleye
de teklif vermediği,
- ONKOFAR’ın yaklaşık beş ay önce otomatik cihaz için Bakanlıktan ruhsat
aldığı, ancak ruhsat aldığından beri açılan ihalelere teklif vermediği, ilk teklifini
Pamukkale Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezleri
(PAMUKKALE) tarafından yapılan ihaleye7 verdiği, ihale öncesinde bu
hastanede SANTEK’in bulunduğu, yapılan son ihalede ONKOFAR’ın
SANTEK’e yan teklif verdiği, böylece ihalenin yine fahiş bir fiyata SANTEK’te
kaldığı,
- SANTEK, MEDİTERA ve ONKOFAR firmalarının ortak paydasının Korulu Grup
Sağlık Hizmet İnşaat Taahhüt Makina Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti. (KORULU)
olduğu,
- KORULU’nun, ihalesine gireceği hastaneye göre bu üç teşebbüsün birinden
yetki aldığı, böylece yetkiyi Memorial Hastaneleri (MEMORİAL) için
SANTEK’ten, Medical Park Hastaneler Grubu (MEDİCALPARK), Samsun 19
Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (19 MAYIS) ve Bursa
Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (ULUDAĞ) için
ONKOFAR’dan ve başka hastaneler için MEDİTERA’dan aldığı,
- Ayrıca KORULU’nun Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve
Araştırma Hastanesi (ABDURRAHMAN YURTASLAN) tarafından pazarlık
usulü ile yapılan ihaleye yan teklif verdiği, böylece SANTEK’in teklif ettiği fahiş
fiyatı daha avantajlı hale getirdiği,
- Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SADİ KONUK) için
yapılan ihaleye SANTEK’in tek başına girip fahiş fiyat ile ihaleyi kazandığı,
- Gelecek dönemde yapılacak bazı ihalelerin hangi teşebbüs tarafından
kazanılacağına dair de birtakım tahminlerinin olduğu, örneğin 2017/634278
İKN’li ABDURRAHMAN YURTASLAN ihalesinin8 yine SANTEK’te kalacağı,
MEDİTERA ve ONKOFAR’ın bu ihaleye girmeyecekleri veya yan teklif
verecekleri, yine 2017/609002 İKN’li Ege Üniversitesi Uygulama ve Araştırma
Hastanesi (EGE) tarafından yapılacak ihalenin9 ONKOFAR’da kalacağı,
- Sektördeki teşebbüsler arasında rekabet olmadığından dolayı fiyatların yıllarca
130 TL civarında seyrettiği, ancak kısa süre önce ruhsat alan Eraser Medikal
Tıb. Cih. Sağ. Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. (ERASER)’nin Malatya İnönü
Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (İNÖNÜ) ihalesine10 girerek (…..) TL fiyat
verdiği, dolayısıyla piyasada rekabet sağlandığı zaman fiyatların büyük oranda
6 Söz konusu ihalenin 2017/312484 İKN’li “Tam Otomatik/Manuel Kemoterapi İlaç Hazırlama Hizmeti”
adlı ihale olduğu anlaşılmaktadır.
7 Söz konusu ihalenin 2017/539849 İKN’li “Tam Otomatik/Robotik Kemoterapi Hizmet Alımı” adlı ihale
olduğu anlaşılmaktadır.
8 EKAP üzerinden yapılan araştırmaya göre söz konusu ihalenin tarihi 11.01.2018’dir.
9 EKAP üzerinden yapılan araştırmaya göre söz konusu ihalenin tarihi 10.01.2018’dir.
10 Söz konusu ihalenin 2017/543752 İKN’li “İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Yarı Otomatik,
Otomatik, Robotik Sistem Kemoterapi İlaç Hazırlama ve Uygulama Hizmet Alım İşi” adlı ihale olduğu
tespit edilmiştir.
20-01/14-06
4/80
düştüğü, fakat yıllardır ihalelerde danışıklı hareket edildiği için yaklaşık 150
milyon TL kamu zararı oluştuğu
ifade edilmiştir.
(4) G. DOSYA EVRELERİ: 15.08.2017 tarih ve 5878 sayı ile intikal eden ilk başvurudaki
iddialar hakkında hazırlanan 22.08.2017 tarih ve 2017-3-053/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu Kurulun 07.09.2017 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 17-28/471-M sayılı
karar ile iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca
önaraştırma yapılmasına hükmedilmiştir. Başkanlık Makamının 01.12.2017 tarih ve
15030 sayılı Oluru çerçevesinde, 11.12.2017 tarihi itibariyle başlatılan önaraştırma
kapsamında, 13.12.2017 tarihinde ONCOSEM, SANTEK, MEDİTERA ve
ONKOFAR’da yerinde incelemeler yapılmıştır.
(5) Yapılan incelemeler ve teşebbüslerden gelen bilgiler sonucunda hazırlanan
09.01.2018 tarih ve 2017-3-053/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu Kurulun 18.01.2018
tarihli toplantısında görüşülmüş ve 18-03/30-M sayı ile ONCOSEM, SANTEK,
MEDİTERA, ONKOFAR’ın yanı sıra, önaraştırma döneminde yapılan incelemelerde
elde edilen bilgi ve belgeler üzerine, İnvotek Sağlık Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.
(İNVOTEK) ve KORULU hakkında da 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi kapsamında
soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(6) Soruşturma kararının ardından, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca hazırlanan 26.01.2018 tarih ve 1276 sayılı Soruşturma Bildirimi; 30.01.2018
tarihinde yapılan yerinde inceleme sırasında İNVOTEK ve KORULU’ya elden teslim
edilmiş, ONCOSEM ve SANTEK’e 31.01.2018, MEDİTERA ve ONKOFAR’a ise
01.02.2018 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. Söz konusu soruşturma bildirimlerinde
soruşturma taraflarının 30 gün içinde ilk yazılı savunmalarını göndermeleri talep
edilmiştir. 20.02.2018 tarih, 1480 sayı ve 01.03.2018 tarih, 1794 sayı ile
ONCOSEM’den; 01.03.2018 tarih ve 1793 sayı ile SANTEK’ten, 05.03.2018 tarih ve
1877 sayı ile MEDİTERA’dan, 28.02.2018 tarih ve 1744 sayı ile ONKOFAR’dan,
01.03.2018 tarih ve 1786 sayı ile İNVOTEK’ten ve 02.03.2018 tarih ve 1837 sayı ile
KORULU’dan gelen birinci yazılı savunmalar Kurum kayıtlarına intikal etmiştir11.
(7) Kurulun soruşturma kararında, 4054 sayılı Kanun’un 14. ve 15. maddelerinde yer alan
yetkilerin, hakkında soruşturma açılan teşebbüslerin bayileri ve ihaleler için
yetkilendirdikleri teşebbüsler bakımından da kullanılmasına da karar verildiğinden,
soruşturma sürecinde 30.01.2018 tarihinde eşzamanlı olarak, üretici ve/veya bayi
olarak faaliyet gösteren Üstün Medikal İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. (ÜSTÜN), Med-Kim Kimya
San. ve Tic. Ltd. Şti. (MEDKİM), Karmentis Tanı Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (KARMENTİS)
ve İnfotek Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’de (İNFOTEK) yerinde incelemeler
gerçekleştirilmiştir.
(8) Dosya kapsamında sektör oyuncuları, hastaneler ve SGK ile görüşmeler
gerçekleştirilmesi, kemoterapi işi ile ilgili her türlü ihale hakkında Kamu İhale
11 ONCOSEM tarafından gönderilen 23.02.2018 tarih ve 1597 sayılı bir başka evrak ise birinci yazılı
savunma kapsamında değil, ayrı bir şikayet başvurusu olarak değerlendirilmiş olup Kurulun 15.03.2018
tarih ve 18-08/149-M sayılı kararı ile başvuruya konu iddiaların 4054 sayılı Kanun’un kapsamında
inceleme olanağının bulunmadığına, dolayısıyla başvurunun reddine, ilgisi nedeniyle başvurunun
SGK’ya ve Bakanlığa gönderilmesine karar verilmiştir. Yine ONCOSEM tarafından benzer iddiaların yer
aldığı, Kurum kayıtlarına 09.03.2018 tarih ve 2019 sayı, 16.03.2018 tarih ve 2193 sayı, 06.04.2018 tarih
ve 2846 sayı ile intikal eden başvurulara yönelik olarak, Kurul tarafından 05.04.2018 tarih, 18-10/192-M
sayı ve 03.05.2018 tarih ve 18-13/244-M sayı ile alınan kararlar neticesinde, başvuru konusu iddiaların
4054 sayılı Kanun kapsamında yer almadığına, dolayısıyla başvuruların reddine hükmedilmiştir.
20-01/14-06
5/80
Kurumundan (KİK) toplu ve sistematik bilgi alınması ve yeni açılacak ihalelerin takip
edilebilmesi için ilave incelemeler yapmak gerektiğinden soruşturma süresinin
uzatılması talebini içeren 31.05.2018 tarih ve 2017-3-53/BN-02 sayılı Bilgi Notu Kurula
sunulmuş, Kurulun 12.06.2018 tarih ve 18-19/335-M sayılı kararı ile 4054 sayılı
Kanun’un 43. maddesi uyarınca soruşturma süresi, bitimden itibaren altı ay süre ile
uzatılmıştır.
(9) Soruşturma kapsamında bazı kamu kurumları ve hastanelerden bilgi talebinde
bulunulmuştur. Bu doğrultuda 08.08.2018 tarih ve 9797 sayı, 03.10.2018 tarih ve
12171 sayı ve 18.12.2018 tarih ve 15446 sayı ile KİK’ten bilgi talep edilmiştir. Söz
konusu bilgi taleplerine istinaden KİK tarafından gönderilen 04.09.2018 tarih ve 6515
sayı ile 07.01.2019 tarih ve 105 sayılı cevabi yazılar Kurum kayıtlarına girmiştir. Namık
Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine (NAMIK KEMAL)
14.11.2018 tarih ve 13951 sayı ile gönderilen bilgi talebine istinaden, 26.11.2018 tarih
ve 8487 sayılı, 25.12.2018 tarih ve 9042 sayılı, 10.01.2019 tarih ve 205 sayılı,
17.01.2019 ve 305 sayılı cevabi yazılar gönderilmiştir. Başkent Üniversitesi Adana
Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezine (ADANA BAŞKENT) 13.12.2018
tarih ve 15257 sayı ve 19.12.2018 tarih ve 15474 sayı ile gönderilen bilgi taleplerine
yanıt olarak 20.12.2018 tarih ve 8957 sayı ve 24.12.2018 tarih ve 9027 sayılı yazılar
Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Yine, Sağlık Bakanlığı Samsun Eğitim ve Araştırma
Hastanesine (SAMSUN EAH) 21.12.2018 tarih ve 15600 sayı ile gönderilen bilgi
talebine istinaden, 02.01.2019 tarih ve 16 sayı, 03.01.2019 tarih ve 56 sayı ve
14.01.2019 tarih ve 242 sayılı yazılar ile cevap verilmiştir.
(10) Soruşturma kapsamında taraflardan ve kemoterapi ilaç hazırlama alanında üretici,
ithalatçı veya bayi olarak faaliyet gösteren diğer teşebbüslerden de bilgi talebinde
bulunulmuştur. Bu doğrultuda, 19.11.2018 tarih ve 14232 sayı ve 04.01.2019 tarih ve
142 sayı ile teşebbüslerin ortaklık yapısı hakkında bilgi talebinde bulunulmuştur. Söz
konusu bilgi talebine istinaden 21.11.2018 tarih ve 8386 sayı ile Diakim Diagnostik
Ürünler San. ve Tic. Ltd. Şti.’den (DİAKİM), 22.11.2018 tarih ve 8411 sayı ile Fama
Medikal A.Ş.’den (FAMA), 22.11.2018 tarih ve 8424 sayı ile ONKOFAR’dan,
22.11.2018 tarih ve 8410 sayı ile Su Grup Medikal Gıda Tur. İnş. İth. İhr. San. Tic. Ltd.
Şti.’den (SU GRUP), 22.11.2018 tarih ve 8409 sayı ile Real Medikal Tıbbi Gereçler İnş.
Taah. Gıda. Mob. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’den (REAL), 23.11.2018 tarih ve 8445 sayı ile
ONCOSEM’den, 23.11.2018 tarih ve 8444 sayı ile SANTEK’ten, 23.11.2018 tarih ve
8437 sayı ile Rivosem Sağlık Ürünleri San. Tic. A.Ş’den (RİVOSEM), 23.11.2018 tarih
ve 8431 sayı ile ÜSTÜN’den, 26.11.2018 tarih ve 8498 sayı ile Biodal İç ve Dış Tic.
A.Ş.’den (BİODAL), 26.11.2018 tarih ve 8491 sayı ile ERASER’den, 26.11.2018 tarih
ve 8490 sayı ile İNVOTEK’ten, 26.11.2018 tarih ve 8488 sayı ile İnfotek Sağlık Ürünleri
San. ve Tic. Ltd. Şti.’den (İNFOTEK), 26.11.2018 tarih ve 8478 sayı ile
KARMENTİS’ten, 26.11.2018 tarih ve 8471 sayı ile MEDİTERA’dan, 30.11.2018 tarih
ve 8577 sayı ile MEDKİM’den ve 14.01.2019 tarih ve 243 sayı ile KORULU’dan
gönderilen cevabi yazılar Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Ayrıca, sektörde faaliyet
gösteren üretici/ithalatçı teşebbüslerin hangi bayiler ile çalıştığı hakkında gönderilen
11.12.2018 tarih ve 15116 sayılı bilgi talebine istinaden12; 14.12.2018 tarih ve 8839
sayı ile SANTEK’ten, 14.12.2018 tarih ve 8840 sayı ile ONCOSEM’den, 17.12.2018
tarih ve 8879 sayı ile İNVOTEK’ten, 17.12.2018 tarih ve 8863 sayı ile RİVOSEM’den,
18.12.2018 tarih ve 8902 sayı ile ERASER’den, 20.12.2018 tarih ve 8961 sayı ile
ONKOFAR’dan, 02.01.2019 tarih ve 42 sayı ile MEDİTERA’dan gelen cevabi yazılar
12 Söz konusu bilgi talebi SU GRUP’a da gönderilmiş, ancak teşebbüs kemoterapi ilaç hazırlama
hizmetini konu alan hiçbir ihaleye doğrudan veya bayi aracılığıyla katılmadığını beyan etmiştir.
20-01/14-06
6/80
Kurum kayıtlarına girmiştir. Yine, 01.01.2015-14.12.2018 tarihleri arasında doğrudan
veya bayi aracılığıyla iştirak edilen ihaleler hakkında 14.12.2018 tarih ve 15327 sayı
ile gönderilen bilgi talebine cevaben; 21.12.2018 tarih ve 8980 sayı ile ONCOSEM’den,
21.12.2018 tarih ve 8981 sayı ile SANTEK’ten, 24.12.2018 tarih ve 9030 sayı ile
İNVOTEK’ten, 24.12.2018 tarih ve 9029 sayı ile ERASER’den, 24.12.2018 tarih ve
9026 sayı ile ONKOFAR’dan, 26.12.2018 tarih ve 9080 sayı ile RİVOSEM’den,
02.01.2019 tarih ve 43 sayı ile MEDİTERA’dan gelen yazılar Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir. Ayrıca, 18.01.2019 tarih ve 314 sayı ile hastanelerde kurulu cihazlarının
çalıştığına dair saha çalışmalarına ilişkin MEDİTERA’dan gelen yazı Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
(11) Ayrıca soruşturma kapsamında bazı kamu kurumları ile görüşmeler yapılarak sektör
hakkında bilgi edinilmiştir. Bu doğrultuda 23.11.2018 tarihinde Bakanlık, 27.11.2018
tarihinde T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığı (TİTCK),
28.11.2018 tarihinde SGK ve 26.12.2018 tarihinde ABDURRAHMAN YURTASLAN ile
görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşme neticesinde, TİTCK tarafından
gönderilen sektöre dair raporlar 30.11.2018 tarih ve 8587 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
(12) 18.01.2019 tarih ve 2017-3-053/SR sayılı Soruşturma Raporu ONCOSEM, SANTEK,
MEDİTERA, KORULU ve İNVOTEK tarafından 25.01.2019 tarihinde, ONKOFAR
tarafından ise 28.01.2019 tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(13) Taraflardan ONCOSEM’in ikinci yazılı savunması 22.02.2019 tarih 1294 sayı ile,
SANTEK’in ikinci yazılı savunması 22.02.2019 tarih 1295 sayı ile, MEDİTERA’nın ikinci
yazılı savunması 25.02.2019 tarih 1343 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Süre
uzatım talebinde bulunan ve bu talepleri kabul edilen KORULU’nun ikinci yazılı
savunması 27.03.2019 tarih 2216 sayı ile, ONKOFAR’ın ikinci yazılı savunması
29.03.2019 tarih 2286 sayı ile yasal süreleri içinde Kurum kayıtlarına girmiştir. Yalnızca
İNVOTEK tarafından gönderilen ikinci yazılı savunma yasal süresi içinde olmamakla
birlikte Kurum kayıtlarına 05.03.2019 tarih ve 1616 sayı ile intikal etmiştir. İNVOTEK,
bu yazıda herhangi bir savunmada bulunmamış ve 4054 sayılı Kanun kapsamında
ceza verilmemesini talep etmiştir. Ayrıca İNVOTEK yazısının ekinde, ERASER’e ait
bayilik sözleşmesinin Soruşturma Raporunda belirtilen değişikliklerin işlenmiş taslak
halini göndermiştir.
(14) Hazırlanan Ek Görüşün üzerine ONCOSEM, KORULU, MEDİTERA ve ONKOFAR’ın
üçüncü yazılı savunmaları ise sırasıyla 16.05.2019 tarih ve 3281 sayı, 17.05.2019
tarih ve 3327 sayı, 17.06.2019 tarih ve 3963 sayı ve 17.05.2019 tarih ve 3958 sayı ile
Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(15) 4054 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılması
hususunun görüşülmesi konusu 27.06.2019 tarihli Kurul toplantısında ele alınmış ve
19-23/358-M sayı ile sözlü savunma toplantısının 07.08.2019 günü yapılmasına karar
verilmiştir. Toplantı nisabının sağlanamaması sebebiyle sözlü savunma toplantısı,
31.07.2019 tarih ve 19-27/424-M sayılı Kurul kararı ile tarihi daha sonra belirlenmek
üzere ertelenmiştir. 07.11.2019 tarih ve 19-38/600-M sayılı Kurul kararı ile sözlü
savunma toplantısının 25.12.2019 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.
(16) Kurul; yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor, toplanan deliller, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalar ve incelenen dosya kapsamına göre
02.01.2020 tarih ve 20-01/14-06 sayı ile işbu nihai kararı tesis etmiştir.
20-01/14-06
7/80
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
i. Hakkında soruşturma yürütülen ONCOSEM, SANTEK, MEDİTERA, ONKOFAR
ve KORULU unvanlı teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder
nitelikte eylemlerde bulundukları ve söz konusu teşebbüslere aynı Kanun’un 16.
maddesinin üçüncü fıkrasına göre para ceza verilmesi gerektiği,
ii. Hakkında soruşturma yürütülen INVOTEK unvanlı teşebbüsün 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğini gösterir herhangi bir bilgi ve belgeye
ulaşılamadığından, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca idari para cezası verilmesine yer olmadığı,
iii. Bununla birlikte ERASER’in bayileriyle akdettiği sözleşmelerin;
- içerdikleri pasif satış yasağı hükümleri nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğu,
- pasif satış yasağı içerdikleri ve belirsiz süreli olacak şekilde tanzim
edildikleri için 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) kapsamında grup muafiyetinden
yararlanamayacağı,
- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki koşulları sağlamaması nedeniyle
bireysel muafiyet alamayacağı,
- bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası
kapsamında gerekçeli kararın tebellüğ tarihinden itibaren 60 gün içinde,
sözleşmelerde yer alan pasif satışa ilişkin “veya dolaylı” ifadesinin
kaldırılarak ve sözleşme süreleri en fazla beş yıl olacak şekilde
sınırlandırılarak durumu Kuruma tevsik etmesi; aksi takdirde hakkında
Kanun’un 41. maddesi kapsamında soruşturma açılacağı yönünde grup
şirketi olan ERASER‘in bilgilendirilmesi amacıyla İNVOTEK’e görüş
gönderilmesi için Başkanlığın görevlendirilmesi gerektiği
ifade edilmiştir.
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen
I.1.1. Oncosem Onkolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş/Santek Sağlık Turizm Tekstil
San. ve Tic. A.Ş. (ONCOSEM/SANTEK)
(17) 2006 yılında biyogüvenlik, bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadele konusunda
faaliyetlerine başlayan SANTEK, 2009 yılından itibaren Robotik Kemoterapi İlaç
Hazırlama Sistemi ve TPN (Total Parenteral Nütrisyon) steril mayi dolumlara imkan
veren ilaç hazırlama ünitelerini kurmuş ve hizmet vermeye başlamıştır. 2008 yılında
medikal tekstil ve kemoterapi setleri üretimi faaliyetine başlayan ONCOSEM ise, 2011
yılında başlayan Ar-Ge çalışmaları sonunda üretilen ve patenti alınan “Oncocare” ve
“Oncosafe” markalı otomatik kemoterapi cihazlarının yurtiçine ve yurtdışına satışı
alanında faaliyet göstermektedir.
(18) 2014 yılı ilk çeyreğinde, ABDURRAHMAN YURTASLAN’a ve daha sonra Dicle
Üniversitesi Hastanesine (DİCLE) ilk otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemi
kurulumunu gerçekleştiren ONCOSEM, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel
Müdürlüğü (SHGM) ve T.C. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumu (TKHK)
talebiyle hazırlanan Bilimsel Kurul Raporu’nun ardından otomatik cihaz segmentinde
20-01/14-06
8/80
fiili olarak pazara ilk giriş yapan teşebbüstür. ONCOSEM/SANTEK, otomatik cihazıyla
yaklaşık bir buçuk yıl boyunca faaliyette bulunan tek teşebbüs olmuştur.
(19) Kemoterapi ilaç hazırlama işi için hastanelere otomatik cihaz ve cihazla birlikte
kullanılacak sarf malzemelerinin temini, hazırlanmış kemoterapi ilaçlarının hastaya
uygulanması işi kapsamında ise, gerekli olan setler ve infüzyon pompalarının satışı
işleriyle iştigal etmektedir. Söz konusu işin üretim kısmı ONCOSEM, satış ve
pazarlama kısmı ise SANTEK aracılığıyla yürütülmektedir. Teşebbüs, Türkiye
genelinde birden fazla ilde faaliyet göstermektedir
(20) ONCOSEM ve SANTEK mevcut durumda Erol ÇELİK tarafından kontrol edilmekte ve
aynı ekonomik bütünlük içinde yer almaktadır. İhalelere genellikle SANTEK ile iştirak
edilmekteyse de ONCOSEM aracılığıyla da teklif verilen ihaleler bulunmaktadır. Bu
kapsamda, ilerleyen bölümlerde ONCOSEM için yapılan tespitlerin SANTEK’i de
kapsadığını belirmekte fayda bulunmaktadır. Bunun yanında teşebbüs, bazı ihaleler
veya özel hastane alımları için, piyasada faaliyet gösteren bağımsız bayilerden REAL’e
ve KORULU’ya bayilik protokolü adıyla münhasır yetkiler vermiştir. Teşebbüs, ürettiği
cihazları mülkiyet hakkını devretmeden sarf malzeme karşılığı kiralayarak çalıştığını
ifade etmiştir.
I.1.2. Meditera İthalat ve İhracat A.Ş. (MEDITERA)
(21) 1986 yılında İzmir’de kurulan MEDİTERA infüzyon, ilaç hazırlama sistemleri, anestezi
yoğun bakım ürünleri gibi hastane ürünlerinin satışı ve teknik servisi alanında faaliyet
göstermektedir. 2009 yılından itibaren yarı otomatik kemoterapi ilaç hazırlama
sistemlerinin satışı alanında da bulunan teşebbüs, 10.08.2016 tarihli Komisyon13
toplantısında “Medoconco” markalı otomatik cihazına onay almış ve otomatik cihaz
piyasasındaki ihalelere iştirak eden ikinci teşebbüs konumuna gelmiştir. Türkiye
genelinde birden fazla ilde faaliyet gösteren MEDİTERA’nın ortaklık yapısı Atilla
SEVİNÇLİ, Mert SEVİNÇLİ, Ayşe SEVİNÇLİ, Atilla Kerem SEVİNÇLİ, Altera Tıbbi
Malzeme San. ve Tic. A.Ş.’den müteşekkildir.
(22) MEDİTERA’nın piyasada bayi olarak faaliyet gösteren teşebbüslerle bayilik sözleşmesi
üzerinden değil, her bir ihale bazında teklif vermek suretiyle çalıştığı ifade edilmektedir.
Otomatik cihazlar alanında 2016 yılından günümüze kadar yapılan ihalelerde Onur
Farma Medikal Tic. Ltd. Şti. (ONUR FARMA), FAMA, Tıp Ticaret Tıbbi Malzeme Eğitim
Öğretim ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti. (TIP TİCARET), KORULU ve Özem Tıbbi Cihaz ve
Alet. Gıda Tur. Petrol Özel Eğitim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (ÖZEM) aracılığıyla
teklif vermiştir. Yarı otomatik cihazlar için REAL, KORULU, TIP TİCARET, BİODAL,
ÖZEM, ONUR FARMA, Tera Sağlık Bil. Is. Otom. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. (TERA),
Boreas Medikal Tekstil İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. (BOREAS) gibi teşebbüslere yetki
vermiştir. Teşebbüs, ürettiği cihazları sarf malzeme karşılığı kiralama veya yalnızca
sarf malzeme satışı yöntemiyle çalıştığını ifade etmiştir.
I.1.3. Onkofar Sağlık Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. (ONKOFAR)
(23) 2011 yılında İzmir’de kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri alanında faaliyet göstermek
üzere kurulan ONKOFAR, daha çok robotik cihazlar üzerinde uzmanlaşma amacı
güderken 2012 yılıyla birlikte yarı otomatik ilaç hazırlama cihazlarının satışı alanında
da iştigal etmeye başlamıştır. MEDİTERA’dan sonra 08.08.2017 tarihinde alınan
13 SGM tarafından Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, TİTCK, Ankara
Numune Eğitim Araştırma Hastanesi, ABDURRAHMAN YURTASLAN ve Ankara Atatürk Eğitim
Araştırma Hastanesi temsilcilerinin yer aldığı bir Komisyon oluşturulmuş ve kemoterapi ilaç hazırlama
cihazlarına ilişkin onaylar bu Komisyon tarafından verilmeye başlanmıştır.
20-01/14-06
9/80
Komisyon kararı ile “Oncochemo” markalı otomatik cihazına ruhsat alabilen üçüncü
teşebbüs konumunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye genelinde birden fazla ilde
faaliyet göstermektedir.
(24) ONKOFAR hissedarları olan Fethi CEYLAN, Seylan YAZ ve Kemal YAZ aynı zamanda
MEDKİM’i de kontrol etmektedir. Yine Seylan YAZ ve Kemal YAZ’ın aynı sektörde bayi
olarak faaliyet gösteren diğer bir iştiraki de İNFOTEK’tir. İş deneyim belgesi, kredi ve
teminat mektubu gibi konularda sağlanması gereken şartlardan dolayı kimi ihalelere
bu iki teşebbüs aracılığıyla iştirak edildiği ifade edilmektedir. Söz konusu üç şahıs aynı
zamanda RİVOSEM’in eski hissedarları olmakla birlikte mevcut durumda
RİVOSEM’de herhangi hisseleri bulunmamaktadır.
(25) ONKOFAR’ın matbu bir bayilik sözleşmesi çerçevesinde değil, ancak ihale başına
birim fiyat üzerinden teklif vermek suretiyle bayilerle çalışılabildiği ifade edilmiştir.
MEDKİM; İNFOTEK, KORULU, ÜSTÜN ve birçok bayi ile çalışmaktadır. Teşebbüs,
bayileriyle sarf malzeme satışı, cihaz satışı veya sarf malzeme karşılığı cihaz
kiralanması usulüyle faaliyet gösterdiğini ifade etmiştir.
I.1.4. İnvotek Sağlık Teknolojileri Tic. Ltd. Şti. (İNVOTEK)
(26) 2011 yılında kurulan İNVOTEK, 2015 yılından itibaren robotik kemoterapi ilaç
hazırlama alanında Türkiye genelinde faaliyet göstermektedir. İNVOTEK’in otomatik
cihazı bulunmamakla birlikte, grup şirketlerinden biri olan ERASER, 16.11.2017 tarihli
Komisyon toplantısında “Oncoera” markalı otomatik cihazına onay almış ve ihalelere
katılmaya başlamıştır.
(27) Kuruluşunda Erhan ÇULHAN ve Mehmet ÜNAL’ın bulunduğu İNVOTEK’in mevcut
durumdaki hissedarları Müslüm COŞKUN ve Ertan YOLCU’dur. Mevcut hissedarlar
aynı zamanda ERASER’de Aydın DUMLU (REAL ortağı) ile birlikte hisse sahibidir.
Bunun yanında, tek hissedarı Aydın Hakan COŞKUN olan KARMENTİS de Müslüm
COŞKUN ile olan aile bağlarından dolayı İNVOTEK ile aynı ekonomik bütünlük içinde
faaliyet göstermekte, bazı kemoterapi ilaç hazırlama ihalelerinde İNVOTEK cihazıyla
bayi olarak teklif vermektedir.
(28) Yeterli iş bitirme belgesi bulunmadığı belirtilerek İNVOTEK’in, ihalelere doğrudan
katılmayıp KARMENTİS, ÜSTÜN, İNFOTEK gibi bayilerle ihalelere iştirak ettiği ifade
edilmiştir. Teşebbüs, cihazın mülkiyet hakkını devretmeden sarf malzeme karşılığı
kiralanması yöntemiyle çalıştığını ifade etmiştir.
I.1.5. Korulu Grup Sağlık Hizmetleri İnş. Taah. Mak. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.
(KORULU)
(29) Kemoterapi ilaç hazırlama ve uygulama alanında bayi seviyesinde ve Türkiye
genelinde faaliyet gösteren KORULU, üretici/ithalatçı (sağlayıcı) teşebbüslerden elde
ettiği cihaz ve setler ile ihalelere katılmaktadır. Yetki alarak çalıştığı üreticiler arasında
ONCOSEM, MEDİTERA ve ONKOFAR bulunmaktadır. Ayrıca, taraflar arasında
imzalanan “Genel Bayilik Protokolü” çerçevesinde, ONCOSEM tarafından KORULU’ya
belirli hastaneler bakımından münhasır yetki verilmiştir14. Birçok ihalede bayi
konumunda faaliyet gösteren KORULU, bazı ihalelerde kendi üretimi olan yarı otomatik
cihazıyla veya bayi olarak yetkilendirilmediği ancak uhdesinde bulunan yarı otomatik
ve robotik cihazlarla da ihalelere iştirak etmektedir.
14 Söz konusu protokolün imzalandığı tarih (…..)” olarak bırakılmış ve anlaşmanın süresi (…..) yıl olarak
kararlaştırılmış ve bu süre içinde taraflarca aksi belirtilmediği sürece sözleşmenin (…..) yıl daha
uzayacağı hüküm altına alınmıştır.
20-01/14-06
10/80
(30) 2013 yılından itibaren şirketin tek hissedarı olan Koray ULUDOĞAN’ın aynı sektörde
faaliyet gösteren diğer teşebbüslerde pay sahipliği bulunmadığı ifade edilmektedir.
I.1.6. Pazarda Faaliyet Gösteren Diğer Teşebbüsler
(31) Mevcut dosya kapsamında sektörde yer alan diğer sağlayıcılardan ERASER, yukarıda
değinildiği üzere, otomatik ve yarı otomatik cihaz üreticisi olarak faaliyet
göstermektedir. ERASER, ihalelere doğrudan katılımın yanında REAL, KARMENTİS,
Ali Şükrü DUMLU-Laborfen Diagnostik Sistemler gibi bayiler aracılığıyla da ihalelere
iştirak etmektedir.
(32) RİVOSEM ise robotik cihaz sağlayıcısı olarak hem doğrudan hem de bayilerle dolaylı
olarak ihalelere iştirak etmektedir. Son dönemde, ihalelere daha çok doğrudan katılım
gösteren RİVOSEM’in yetki verdiği bayiler arasında BİODAL ve REAL bulunmaktadır.
(33) Sektörde faaliyet gösteren diğer bayilerden bazıları ise REAL, KARMENTİS,
İNFOTEK, MEDKİM, ÜSTÜN, BİODAL, DİAKİM, FAMA, ASZ Kimya Tıbbi Sağlık
Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (ASZ), ONUR FARMA, BOREAS, TERA, Gör-Med
Rehabilitasyon Sağlık Medikal Tekstil Tem. San. Tic. Ltd. Şti. (GÖRMED), Alfa
Medikal, Hayat Medikal, Gürmed Tıbbi ve Teknolojik Sis. San. ve Tic. A.Ş. (GÜRMED),
İnkur Gıda İnş. Elek. Tur. Sağ. San. ve Tic. Ltd. Şti.’dir (İNKUR). Ayşegül DUMLU,
Aydın DUMLU ve Muhammet Hanifi DUMAN’ın hisse sahibi olduğu REAL’in
kemoterapi ilaç hazırlama ihalelerinde geçmişten günümüze birden fazla farklı
üretici/ithalatçı ile çalıştığı, bu bağlamda ONCOSEM, MEDİTERA, ONKOFAR,
RİVOSEM gibi sağlayıcılardan yetki alarak ihalelere girdiği, ancak son dönemde
katıldığı ihalelere ve Aydın DUMLU bakımından ortaklık yapılarındaki kesişime
bakılacak olursa ERASER ve İNVOTEK ile iş ortaklığı içinde bulunduğu
değerlendirilmektedir. Öte yandan, ortaklık yapılarından dolayı KARMENTİS’in
İNVOTEK ve ERASER ile, İNFOTEK ve MEDKİM’in ise ONKOFAR ile aynı ekonomik
bütünlük içinde yer aldığı değerlendirilmektedir. ÜSTÜN, BİODAL, DİAKİM ve FAMA
arasında veya bunlardan herhangi biri ile diğer teşebbüsler arasında ortaklık yapısında
bir kesişme mevcut değildir.
(34) Sektörde yer alan ve ihalelere sıkça iştirak eden sağlayıcılara, bunların grup
firmalarına, ihalelerde sıklıkla çalıştıkları bayilere, cihazlarına ve yöneticilerine ilişkin
bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
20-01/14-06
11/80
Tablo 1- Sağlayıcı Teşebbüslerin Grup Firmaları, Çalıştıkları Bayiler, Cihazları ve Yöneticileri
Sağlayıcılar ONCOSEM MEDİTERA ONKOFAR İNVOTEK RİVOSEM KORULU*
Grup Firması/
Bayi
-SANTEK -ALTERA -İNFOTEK
-MEDKİM
-KARMENTİS
-ERASER
- -
Bayi -KORULU
-REAL
-İNTER
-MEDSET
-DESKİM
-KORULU
-REAL
-FAMA
-ONUR FARMA
-BOREAS
-ASZ
-BİODAL
-TIP TİCARET
-ÖZEM
-TERA
-KORULU
-ÜSTÜN
-CLS
-HAYAT MEDİKAL
-POLEN MEDİKAL
-ALFA MED
-TEKNOMED
-GÜN MEDİKAL
-ÜSTÜN
-İNFOTEK
-BİODAL
-BİODAL
-REAL
-BİRLİK
-İNKUR
-KORULU
-GÜRMED
-
Cihaz -Oncocare
(otomatik)
-Oncosafe
(otomatik)
-Medoconco
(otomatik)
-Diana (yarı otomatik)
-Apoteca Chemo
(robotik)
-Oncochemo (otomatik)
-Chemo Compounder
(yarı otomatik)
-i.v. Station
(robotik)
-i.v. Station
Onco (robotik)
-Cytocare
(robotik)
-Korumix (yarı otomatik)
Yöneticiler -Erol ÇELİK -Atilla SEVİNÇLİ
-Mert SEVİNÇLİ
-Seylan YAZ
-Kemal YAZ
-Fethi CEYLAN
-Müslüm
COŞKUN
-Ertan YOLCU
-Abdurrahman
BAYRAKÇI
-Koray ULUDOĞAN
Kaynak: Teşebbüslerden Gelen Bilgiler
* Bayi şeklinde faaliyet gösteren KORULU’nun bazı ihalelerde bir sağlayıcı gibi kendi uhdesinde bulunan robotik ve yarı otomatik cihazlarla teklif
sunduğu tespit edilmiştir.
20-01/14-06
12/80
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri (KİHS) Hakkında Genel Bilgi
(35) Kanser toplum sağlığı açısından artan önemle ülkelerin gündemine gelmekte; kanserle
mücadele başta tedavi olmak üzere önleme, tarama ve tanı ayaklarında
sürdürülmektedir. Kanser tedavisinde yaygın olarak cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi
yöntemleri kullanılmakta, daha az sıklıkla hormon tedavilerine, biyolojik tedavi
yöntemlerine ve hedefe yönelik tedavilere de başvurulabilmektedir. Kanserin türü ve
hastanın durumuna bağlı olarak bu tedaviler tek başına veya birlikte
uygulanabilmektedir15.
(36) Kanser tedavisinde kemoterapi uygulamaları önemli bir yer tutmakta ve yaygın tedavi
yöntemi olarak kullanılmaktadır. Kemoterapi kontrolsüz büyüyen hücrelerin, yani
tümörlerin kimyasal ilaçlarla tedavi edilmesi yöntemi olup, dört şekilde
uygulanabilmektedir: (i) Ağız yoluyla (oral): İlaçlar hap, kapsül veya solüsyon tarzında
ağızdan alınabilmektedir.(ii) Damar yoluyla (intravenöz/parenteral): Kemoterapi ilaçları
en sık bu yöntemle uygulanmaktadır. Uygulama, ilaçların seruma katılarak veya
doğrudan enjektör ile damar içine verilmesiyle yapılmaktadır. Damardan tedavi
uygulamalarında bazen port, kateter ve pompa gibi farklı aletler de kullanılabilmektedir.
(iii) Enjeksiyon yoluyla: İlaçların kas içine (intramasküler) veya cilt altına (subkutan)
direkt enjeksiyon yolu ile verilmesi yöntemidir. Diğer bir enjeksiyon yöntemi de ilacın
direk tümör dokusu içerisine uygulanmasıdır (intralezyoner). (iv) Haricen cilt üstüne
(topikal): İlacın direkt dışardan cilt üzerine uygulandığı yöntemdir16.
(37) Kemoterapi tedavisinde ilaçların hastalara damar yoluyla uygulanması (parenteral
kemoterapi) sıklıkla kullanılan bir yöntem olup, bu yöntemde kemoterapi ilaçları diğer
ilaçlardan farklı olarak hastaya kontrollü şekilde ve hastane ortamında
uygulanmaktadır. Parenteral kemoterapiler, hastanelerin/özel sağlık kuruluşlarının
“merkezi kemoterapi hazırlama ünitelerinde” kullanım için hazır hale getirilmekte, bu
uygulama dünyada standart kabul edilmektedir.
(38) Parenteral kemoterapilerin hazırlanmasında güvenlik önlemli kemoterapi ünitelerinin
kullanılması gerekliliği, kemoterapi ilaçlarının kanserli hücreleri yok ederken sağlıklı
hücrelere de etki etmelerine ve ciddi yan etkilere yol açabilmelerine dayanmaktadır.
Söz konusu yan etkiler, kemoterapi ilaçlarına sindirim, solunum veya emilim
yollarından herhangi biriyle maruz kalınması sonucunda ortaya çıkabilmektedir.
Dolayısıyla, ilacın hazırlanması, depolanması, taşınması, hastaya uygulanması ve
atıkların bertaraf edilmesi süreçlerine dâhil olan sağlık çalışanları bu risklere açık hale
gelmektedir. Kemoterapi tedavisinde, tanı ve tedavi alanlarındaki gelişmelerle,
kanserin tür ve evresine bağlı olarak farklı doz, aralık ve türde ilaç kombinasyonlarının
kullanılmasının yaygınlaşması yukarıda bahsi geçen riskleri artırmış, bu risklerin
minimuma indirilmesi bakımından güvenlik tedbirlerinin alınması elzem hale gelmiştir.
Bu doğrultuda, hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanmasını teminen tüm dünyada
olduğu gibi ülkemizde de kemoterapi uygulamalarının belirli standartlar dahilinde
yapılması yolu benimsenmiş, kemoterapi ilaçlarının hazırlanmasında çalışan ve hasta
güvenliğinin sağlanmasını amaçlayan merkezi kemoterapi hazırlama üniteleri
15 Erişim Tarihi: 04.01.2019.
16 Erişim
Tarihi: 13.01.2019.
20-01/14-06
13/80
kullanılması da bu alandaki temel standart halini almıştır17,18.
(39) Kemoterapi ünitelerinde ilaçların hastaya uygulanmak üzere hazırlanmasında
kullanılan yöntemler/sistemler “kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri (KİHS)” olarak
adlandırılmakta, ilaç hazırlama işlemi için temelde iki yöntem/sistem kullanılmaktadır:
(i) manuel sistem (ii) robotik sistem. TKHK Raporu’na19 göre, dünya genelinde elle
müdahaleyi minimize eden robotik sistemler çok yaygın olmayıp, 2014 yılı itibarıyla
dünyada 25 ülkede 133 merkezde robotik sistem kurulu iken, Türkiye’de bu sayı 9’dur.
Raporda 2014 yılı itibarıyla Türkiye’de diğer ülkelerden farklı olarak bu iki sistem
dışında firmalar tarafından “yarı-otomatik karıştırıcı (compounding) sistem” olarak
adlandırılan bir yöntem daha kullanıldığı belirtilmektedir20. TKHK Raporu’na21 göre
TKHK’ya bağlı hastanelerde 2011-2012 yıllarında kullanılan kemoterapi hazırlama
yöntemlerinin %56’sını manuel hazırlama, %17’sini yarı otomatik ve %27’sini “tam
otomatik” (robotik sistem kastedilmektedir)22 oluşturmuştur.
(40) TİTCK’nın 2018 yılına ait ülkemizde kurulu kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerini cihaz
bazında değerlendiren Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri İnceleme Raporu’nda ise,
ülkemizde halihazırda (i) yarı otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri, (ii)
otomatik23 kemoterapi ilaç hazırlama sistemler ve (iii) robotik kemoterapi ilaç hazırlama
sistemlerinin kullanıldığı belirtilmektedir24. Bu sistemlerden yarı otomatik ve otomatik
kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri yalnızca Türkiye’de kullanılan sistemlerdir. 2014
yılına ait TKHK Raporu ile kıyaslandığında, 2018 tarihli TİTCK Raporu’nda yer alan
yarı otomatik sistemin yanı sıra otomatik sistemin de dört yıllık süre zarfında piyasaya
dâhil olduğu ve pazardaki mevcudiyeti bakımından robotik sistemleri geride bıraktığı
görülmektedir.
(41) Yukarıda yer verilen çerçeve dahilinde, ülkemizde merkezi kemoterapi ilaç hazırlama
ünitelerinde halihazırda üçü cihaz temelli olmak üzere dört sistem kullanılmaktadır: (i)
Manuel kemoterapi ilaç hazırlama sistemi (ii) Yarı otomatik kemoterapi ilaç hazırlama
sistemi (iii) Otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemi (iv) Robotik kemoterapi ilaç
hazırlama sistemi. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2011
yılında yayımlamış olduğu Türkiye’de Özellikli Planlama Gerektiren Sağlık Hizmetleri
2011-2023 Planı25’na göre, günlük 50 ve üzeri hasta sayısına sahip merkezlerde “tam
otomatik” (robotik sistem kastedilmektedir) sistem merkezi ilaç hazırlama ünitesi,
günlük 20’den fazla hasta sayısına sahip merkezlerde yarı otomatik sistem merkezi
ilaç hazırlama ünitesi, daha az hasta sayısına sahip merkezlerde ise kapalı manuel
sistemin kurulması/uygulanması önerilmektedir. Fiili durumda sağlık kuruluşlarının bu
17 TİTCK (2018), “Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri İnceleme Raporu”, s. 1.
18 Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2011), “Türkiye’de Özellikli Planlama Gerektiren
Sağlık Hizmetleri 2011-2013”,
gerektiren-saglik-hizmetleripdf.pdf?0 , s.70, Erişim Tarihi: 05.01.2019.
19 Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu (2014), “Kemoterapi Hazırlama ve Uygulama
Hizmetleri Maliyet Analizi”, s.46.
20 Türkiye Bilim Akademisi (2014), “Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı Raporu”, s.57.
21 Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu (2014), agk.
22 TKHK Raporu’nda yer verilen “tam otomatik sistem” ifadesinin “robotik sistemi” karşılamak üzere
kullanıldığı anlaşılmaktadır. Zira, ilgili Raporun yayımlandığı 2014 yılında pazarda yalnızca robotik ve
yarı otomatik sistemler bulunmakta olup, otomatik cihazlar 2014 yılından sonra pazara giriş
yapmışlardır.
23 Günümüzde “otomatik” cihazları karşılamak üzere “tam otomatik” ifadesi de kullanılabilmektedir.
Ancak “tam otomatik cihaz” ifadesi, söz konusu “otomatik cihazların” piyasaya sürülmesi öncesinde
robotik cihazlar ile eşanlamlı kullanıldığından bu ifade bir anlam kargaşası yaratmaktadır.
24 Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (2018), agk.
25 Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2011), agk.
20-01/14-06
14/80
önerileri dikkate almakla birlikte, ihtiyaçlarına göre bu sistemlerden birini veya birkaçını
birlikte kullanabildikleri, ihalelerin de bu sistemlerin birkaçını birlikte sağlamaya yönelik
kurgulandığı görülmektedir. Dolayısıyla aynı merkezde manuel, yarı otomatik, robotik
veya otomatik sistem eşanlı kullanılabilmektedir. Türkiye’de bu alanda düzenlenen
hizmet alımı ihaleleri incelendiğinde, bu sistemlerden manuel kemoterapi ilaç
hazırlama yönteminin tamamlayıcı işleve sahip olduğu, dolayısıyla cihaz temelli
kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerinin sıklıkla talep edildiği görülmektedir.
(42) Manuel kemoterapi ilaç hazırlama yöntemi “açık manuel” ve “kapalı manuel” olarak
ikiye ayrılmaktadır. Günümüzde önemli ölçüde terk edilmiş olan açık manuel sistemde,
ilaç hazırlama işlemi iğne ve enjektör ile manuel olarak hiçbir koruyucu önlem
olmaksızın gerçekleştirilmektedir. Bu yöntem ile yapılan tedavilerin, hazırlamadan
sorumlu hemşirelerin doğrudan olumsuz etkilere maruz kalmasına neden olduğunun
anlaşılmasıyla, kemoterapi ilaç hazırlama yöntemlerinde güvenlik önlemlerinin
alınması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde ilk olarak, “iğnesiz”
(needlefree), “filtreli” ve “tam kapalı” (CSTD – Closed System Transfer Device) olarak
adlandırılan bağlantı ve aktarım aparatlarının kullanıldığı “kapalı manuel” sistem
geliştirilmiştir. Manuel sistemde işlemler tamamen insan kontrolünde gerçekleşmekte
olup, hazırlanan ilacın reçetede yazılan ilaç olup olmadığı, hastaya ilacın doğru dozda
uygulanıp uygulanmadığı ve atıkların yönetimi konularında herhangi bir yazılım desteği
bulunmamaktadır. Sağlık personeli ilaçları; eldiven, maske gibi kişisel koruma
tedbirlerini alarak temiz oda olarak tabir edilen özel bir alanda ve ilaç hazırlama
sırasında oluşabilecek toksik buharı ortamdan uzaklaştırmak amacıyla tasarlanan
kabinlerde ve negatif basınçlı odada hazırlamaktadır.
(43) Kemoterapi ilaç hazırlama işlemlerinde, güvenlik endişelerini ve insan hatasını en aza
indirgemek üzere zaman içerisinde otomasyona yönelindiği ve bu amaçla hazırlama
işlemlerinde robotların kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Dünya genelinde
manuel hazırlamanın ağırlığını koruduğu, bununla birlikte robotik sistemlerin güç
kazanmakta olduğu görülmektedir. Ülkemizde ise bu gelişime ek olarak, mevzuatın
etkisinde şekillenen pazar işleyişi dâhilinde manuel sistem ve robotik cihazların yanı
sıra farklı düzeyde otomasyon içeren “yarı otomatik” ve “otomatik” olarak adlandırılan
kemoterapi ilaç hazırlama cihazlarının da kullanıldığı görülmektedir. Bu çerçevede
kemoterapi ilaç hazırlama cihazları otomasyon seviyesine göre en az gelişmişten en
gelişmişe doğru “yarı otomatik”, “otomatik” ve “robotik” olarak sıralanabilecektir.
(44) Yarı otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sisteminde “volumetrik hesaplama” yöntemi
ile ilaç güvenliğinin sağlanması hedeflenmekte ve ilaç karıştırıcı cihaz (compounder)
kullanılmaktadır. Yarı otomatik cihazlar ilaç dolumu için bir enjektörün yanı sıra
cihazlara özel olarak üretilmiş setleri kullanmaktadır. İlaç flakonundan26 ilaç çekme ve
çekilen gerekli miktar ilacın serum içine verilmesi işlemleri manuel yöntemden farklı
olarak bu cihaz yardımıyla gerçekleşmektedir. Cihaz, operatörün27 yönlendirmesiyle
ilacı flakondan çekip uygun taşıyıcı torbasına enjekte etmektedir. Bu sistemlerde
yapılan ilaç hazırlama işleminde volumetrik doğrulama ile dolum doğruluğu
sağlanmaktadır. İşlemler bir program ara yüzü üzerinden yapılmakta, atık prosedürleri,
ilaç hazırlıkları (ilaç şişesine aparat takma, sulandırma, çalkalama vs.) ise manuel
yöntemle aynı şekilde gerçekleşmektedir. Hazırlama işlemi, manuel yöntemde olduğu
gibi kabinlerde ve negatif basınçlı odalarda gerçekleştirilmektedir.
26 İlaçları muhafaza etmek amacıyla üretilmiş steril çam şişe.
27 İlacı hazırlamaya yardımcı personel.
20-01/14-06
15/80
(45) Otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sisteminde de yarı otomatik yöntem ile benzer
şekilde ilaç flakonundan ilaç çekme ve çekilen gerekli miktar ilacın serum içine
verilmesi için ilaç karıştırıcı cihaz kullanılmaktadır. Yarı otomatik yöntemden farkı ise
bu işlem esnasında volumetrik doğrulamanın yanında, bir tartı aracılığıyla gravimetrik
doğrulama ve görsel eşleştirme ile ilaç/doz güvenliğinin artırılmış olmasıdır. Cihazı
kullanan kişi, bir program ara yüzü vasıtası ile ilacı flakondan çekip uygun taşıyıcı
torbasına enjekte etmesi için cihazı yönlendirmektedir. Otomatik yöntemde de ilaçlar,
manuel ve yarı otomatik yöntemlerde olduğu gibi kabinlerde ve negatif basınçlı
odalarda hazırlanmaktadır.
(46) Robotik kemoterapi ilaç hazırlama sistemi ise ilaç hazırlama süreci içindeki insan
faktörünü minimize eden, insan kolunun fonksiyonlarını da robotik kola aktararak tüm
süreci (ilaç flakonu ve diğer sarfların görsel olarak tanınması, toz ilaçları sulandırma,
volumetrik dozlama, torbaya aktarım, gravimetrik doğrulama) elektronik olarak
gerçekleştiren ve nihai ilaç dolu torbayı sağlık personeline teslim eden yöntemdir.
Kemoterapi ilaç hazırlama robotlarında bu yöntem için üretilen ilaç hazırlama setleri
kullanılmaktadır. İlaç hazırlama süreci içerisinde tüm adımlar kayıt edildiği için doz
doğruluğu, izlenebilirlik tam olarak sağlanmakta bunun yanında cihazların özel
havalandırma sistemleri ile çalışanların güvenliği de en yüksek seviyede
sağlanmaktadır.
(47) Yukarıda sistemlerin idealde sahip olmaları beklenen özellikleri belirtilmekte olup, saha
çalışması niteliğindeki TİTCK Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri İnceleme Raporu,
ülkemizdeki kurulu sistemler bakımından bu özelliklerin fiili durumda karşılanmadığına
dair bulgular ortaya koymaktadır.
(48) Önaraştırma sürecinde kamu hastaneleri ve özel hastanelerden dosya konusu
kemoterapi ilaç hazırlama yöntemlerinin birbirleri yerine kullanılıp kullanılamayacağı,
yöntemler arasında ne gibi farklılıkların bulunduğu ve halihazırda hangi yöntemin tercih
edildiğine ilişkin görüşleri talep edilmiştir. Bu kapsamda gönderilen cevabi yazılarda
özetle;
- Kemoterapi ilaç hazırlama yöntemlerinin teorik olarak birbirleri yerine
kullanılabildiği ancak her yöntemin çalışan güvenliği, hizmet kalitesi, SGK
tarafından yapılacak geri ödeme bedelleri, günlük hasta sayısı, uygulanacak
yöntem için gerekli kurulum alanının olup olmaması gibi çok farklı kriterlerin
göz önünde bulundurularak bir tercih yapıldığı,
- Manuel yöntemin günlük hasta sayısının düşük olduğu merkezlerde
kullanıldığı, yöntemdeki risklerin ilacı hazırlayacak personele ve kullanılacak
aparatlara göre değişkenlik gösterebileceği,
- Yarı otomatik yöntemin volumetrik hesaplama ve gravimetrik hesaplama ile
ilacı hazırlayan personele yardımcı olduğu, bu yöntemde oluşacak risklerin
yine kullanılan aparata bağlı olarak değiştiği, çalışma hızı sebebiyle günlük
hasta sayısının fazla olduğu merkezlerde bu yöntemin kullanılmasının
mümkün olmadığı,
- Türkiye’de Özellikli Planlama Gerektiren Sağlık Hizmetleri 2011-2023
Rehberi doğrultusunda günlük hasta sayısı 7 ila 20 arasında olan merkezler
için manuel, 20’nin üzerinde olan merkezler için yarı otomatik, 50 ve üzeri
olan merkezler için ise otomatik/robotik yöntemin önerildiği,
- Bakanlığın 01.07.2015 tarihli düzenlemesi ile kemoterapi ilaçlarının sağlık
kuruluşlarınca karşılanmasında ve hastalara fatura edilmesinde “miligram
20-01/14-06
16/80
bazlı” faturalandırma sistemine geçilmesinin otomatik ve robotik yöntemleri
öne çıkardığı,
- Temiz oda maliyetlerine yüklenici firmaların katlanması nedeniyle tam olarak
maliyet bilgisine sahip olunamadığı, bununla birlikte temiz oda maliyetlerinin
kurulacak alanın büyüklüğüne göre değişebileceği, özellikle robotik yöntem
için daha fazla alan ihtiyacının bu maliyetleri artıracağı, diğer taraftan ihale
sürelerinin temiz oda maliyetlerini amorti etme özelliklerinin bulunduğu
ifade edilmiştir.
(49) Diğer taraftan hastanelerden gönderilen cevabi yazılarda otomatik yöntem ve robotik
yöntem hakkında oldukça farklı görüşlerin yer aldığı görülmüştür. Örnek vermek
gerekirse, otomatik yöntem için (…..); “Otomatik ilaç hazırlama sistemi ise yarı
otomatik sisteme göre manuel hazırlamayı tamamen devre dışı bıraktığı için hazırlama
sırasında meydana gelebilecek insan kaynaklı hataların önüne geçmektedir. Bu
yönden daha güvenli yöntemdir. Bu sistem ayrıca ilaç ve hastalarla ilgili geriye dönük
bilgilere, bilgisayar ortamında ulaşmamızı sağlamaktadır. Bu sayede ilaç
uygulamalarının güvenliğini kontrol edebilmemizi sağlamaktadır.” şeklinde yöntemi
tanımlarken; (…..); “Tam otomatik sistem cihaz ise son yıllarda ortaya çıkan ve bir tek
ülkemizde bulunan bir sistemdir. Dünya literatüründe böyle bir sistem
bulunmamaktadır. Esasen dünya literatüründe “compounder sistemler” olarak geçen
ve bizde “yarı otomatik sistemler” olarak adlandırılan cihaz ile operatörün paylaşımlı
çalıştığı bir sistemdir. Tüm süreci el değmeden yürütemez, kullanılan aparatlar ve
aktarım hatları tam kapalı değildir. Teknolojisi robotik sistemler ile aynı ayarda değildir.”
ifadeleri kullanılmaktadır.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
(50) İlgili ürün pazarının tespitinde, tüketicinin gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından aynı sayılan mal veya hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınmaktadır.
Soruşturma konusu iddialar kemoterapi ilaç hazırlama pazarında faaliyet gösteren
teşebbüslerle ilgilidir. İlgili bölümde açıklandığı üzere kemoterapi ilaç hazırlama
yöntemleri manuel yöntem, yarı otomatik yöntem, otomatik yöntem ve robotik yöntem
olarak çeşitlenmektedir. İlaç hazırlama hızı veya çalışan güvenliği gibi unsurların
farklılığı hatırda tutularak birbirlerinin yerine kullanılabilen söz konusu yöntemlere
ilişkin çıkılan bazı ihalelerde spesifik olarak tek bir kemoterapi ilaç hazırlama yöntemi
tercih edilebilirken, bazı ihalelerde birden fazla yöntemin aynı ihalede şartnameye
yazılabildiği görülmektedir. Mevcut dosya bakımından, kesin bir pazar tanımı
yapmanın ulaşılacak sonuca herhangi bir etkisi olmaması nedeniyle, ilgili ürün
pazarının belirlenmesine gerek olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
(51) Coğrafi pazar, teşebbüslerin mal ve hizmetlerinin arz ve talebi konusunda faaliyet
gösterdikleri, rekabet koşullarının yeterli derecede homojen ve özellikle rekabet
koşulları komşu bölgelerden hissedilir derecede farklı olduğu için bu bölgelerden
kolayca ayrılabilen bölgelerdir. Kemoterapi ilaç hazırlama alanında faaliyet gösteren
teşebbüslerin tüm Türkiye’de faaliyet gösterebilmesi ve tüm Türkiye’de kemoterapi
hizmeti sunulan hastanelerin ihalelerine katılabilmesine karşılık yapılan incelemenin
seyrini ve soruşturmanın sonucunu değiştirmeyeceğinden ilgili coğrafi pazar tanımı
yapılmasına gerek olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
20-01/14-06
17/80
I.3. Pazara İlişkin Değerlendirmeler
I.3.1. Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri Pazar Yapısı
(52) TİTCK Raporu’na göre Ağustos 2018 itibarıyla ülkemizde kurulu 156 kemoterapi ilaç
hazırlama cihazı bulunmakta olup, bu cihazların 64’ü (%41’i) yarı otomatik, 56’sı
(%36’sı) otomatik ve 36’sı (%23’ü) robotiktir. Bu cihazların üretici firma, marka/model
ve tip ayrımında kırılımına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
Tablo-2: Türkiye’de Kurulu Kemoterapi İlaç Hazırlama Cihazları
Firma Marka / Model Cihaz Tipi Cihaz Sayısı
ONKOFAR Chemocompounder Yarı Otomatik (…..)
MEDITERA Diana Yarı Otomatik (…..)
ERASER Impromediform Yarı Otomatik (…..)
KORULU Korumix Yarı Otomatik (…..)
TARMED Integra Yarı Otomatik (…..)
ONCOSEM OncoCare Smart Otomatik (…..)
MEDITERA MedocOnco Otomatik (…..)
ONKOFAR OnkoChemo Otomatik (…..)
ERASER OncoEra Otomatik (…..)
RIVOSEM CytoCare Robotik (…..)
ONKOFAR Apoteca Robotik (…..)
İNVOTEK IV Station Onco Robotik (…..)
Toplam 156
Kaynak: TİTCK (2018), “Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri İnceleme Raporu”
(53) Tablo-2’de yer verilen Türkiye’de kurulu cihazlara ilişkin olarak her bir tür dahilinde
üretici/distribütör firma pazar payları aşağıdaki şekillerde gösterilmektedir:
Şekil-1: Türkiye’de Kurulu İlaç Hazırlama Cihazlarının Tip Bazında Üretici Firma Kırılımı
Kaynak: TİTCK (2018), “Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri İnceleme Raporu”
(54) 2014 TKHK ve 2018 yılına ait TİTCK raporlarında yer verilen bilgiler, kemoterapi ilaç
hazırlama sistemleri olarak manuel, yarı otomatik ve robotik sistemlerin önceden beri
4 (%11)
13 (%36)
19 (%53)
1 (%2)
16 (%28)
2 (%4)
37 (%66)
3, (%5) 2 (%3)
21 (%33)
37 (%58)
1 (%1)
0
5
10
15
20
25
30
35
40
İn
vo
te
k
O
n
co
fa
r
R
iv
o
se
m
Er
as
er
M
ed
it
e
ra
O
n
co
fa
r
O
n
co
se
m
Er
as
er
K
o
ru
lu
M
ed
it
e
ra
O
n
co
fa
r
Ta
rm
ed
Robotik Otomatik Yarı Otomatik
20-01/14-06
18/80
kullanılan sistemler olduğunu, buna karşılık “otomatik28 kemoterapi ilaç hazırlama
sistemlerinin” 2014 yılından sonra hızlı bir şekilde pazara girdiğini göstermektedir.
(55) Otomatik kemoterapi ilaç hazırlama cihazı kategorisinde pazara ilk giren teşebbüs
ONCOSEM olup, firma 2014 yılında TKHK bilgisi dahilinde ABDURRAHMAN
YURTASLAN ve DİCLE’ye yaptıkları sistem kurulumu ve ardından 2015 yılı Şubat
ayında TKHK ile SHGM talebiyle oluşturulan Bilimsel Kurulun Raporu’nun kabul
görmesiyle otomatik cihazının robotik cihazlara eş görüldüğünü ve böylelikle pazara
giriş yaptığını ifade etmiştir29.
(56) Yarı otomatik ve robotik cihazın bir kısım özelliklerini barındıran otomatik cihazın
pazara girişi ve 2015 yılından itibaren SGK’nın geri ödemelerde sistem bazlı
fiyatlandırmaya geçmesi ile cihazların hangi kategoriye girdiğinin tespiti önem
kazanmış, bu tespitin yapılması görevi ise SHGM’ye verilmiştir. SHGM tarafından
Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, TİTCK, Ankara
Numune Eğitim Araştırma Hastanesi, ABDURRAHMAN YURTASLAN ve Ankara
Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi temsilcilerinin yer aldığı bir Komisyon oluşturulmuş
ve kemoterapi ilaç hazırlama cihazlarına ilişkin onaylar bu Komisyon tarafından
verilmeye başlanmıştır. Komisyon, ilki 18.01.2016 tarihinde olmak üzere 2017 yılı
sonuna kadar toplam on kez toplanmış toplantılarda yarı otomatik, otomatik ve robotik
cihazların taşıması gereken kriterler belirlenmiş, bu kriterler üzerinden firma cihaz
başvuruları değerlendirilmiş ve firmaların cihazlarının tipine karar verilmiş, böylelikle
cihaz yarı otomatik, otomatik ve robotik cihaz olarak onay almıştır. İlgili onay kararları
geri ödemelere esas teşkil etmek üzere SGK’ya iletilmektedir.
(57) Otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemi özelinde Komisyon’un 10.08.2016 tarihli
toplantısında30 MEDİTERA, ardından 08.08.2017 tarihli toplantısında ONKOFAR ve
son olarak 16.11.2017 tarihli toplantısında ERASER ve Kapsam Sağlık Ürünleri İnş.
Taah. Turz. ve Tic. Ltd. Şti. (KAPSAM) 31 otomatik cihazları için onay alarak pazara
giriş yapmıştır32. 27.11.2017 tarihinde kemoterapi ilaç hazırlama cihazları
değerlendirme çalışmaları SHGM’den TİTCK’ya devredilmiştir. Bu tarihten sonra
KORULU, TİTCK’ya “KoruMix Plus” isimli cihazı için otomatik kemoterapi ilaç
hazırlama sistemi başvurusu yapmıştır33.
28 Günümüzde “tam otomatik” olarak da ifade edilmekle birlikte, “tam otomatik” ifadesi 2015 yılından
önce robotik sistemi karşılamak üzere kullanıldığından, bu ifade anlam kargaşası yaratmaktadır.
29 ONCOSEM’in bahsi geçen süreçle otomatik cihazı için istisnai nitelikte zımni bir onay temin ettiği
anlaşılmakta olup, devam eden süreçte Komisyon onayı aranması neticesinde 2016 yılı Ağustos ayına
kadar otomatik segmentte yalnızca ONCOSEM yer almıştır. Bilim Kurulu Raporu’nu takiben SGK’nın
2015 Nisan ayından itibaren, cihaz sınıflandırmasında yarı otomatik ile aynı sınıfta yer alan otomatik
cihazları, robotik cihazların olduğu üst sınıfa dâhil etmesiyle, otomatik/robotik sistem kemoterapi ilaç
hazırlama hizmetini konu alan ihalelere bu süreçte yalnızca ONCOSEM otomatik cihazla katılabilmiştir.
Otomatik cihazın (maliyeti:~100 bin TL), robotik cihazlara (maliyeti:~300 bin Euro) nazaran ciddi maliyet
avantajına sahip olmasının da etkisiyle, katılım sağlanan ihaleler büyük ölçüde ONCOSEM veya
yetkilendirdiği bayileri tarafından kazanılmıştır. SGK mevzuatındaki bahsi geçen değişiklik fiili olarak
otomatik cihazların avantaj kazanmasına sebebiyet vermiş ve diğer firmaları da otomatik cihaz üretimine
teşvik etmiştir. Böylelikle, otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri, robotik sistemleri üç yıl
içerisinde geride bırakan hızlı bir yükselişe geçmiştir.
30 Komisyon’un bu toplantısında ONCOSEM de otomatik cihazları için onay almış olmakla beraber,
ONCOSEM fiili olarak pazara 2015 yılında girmiştir.
31 KAPSAM, 16.11.2017 tarihli Komisyon toplantısında “Pharmascope Onco” markalı otomatik cihazına
onay almasına rağmen teşebbüsün herhangi bir sağlık kuruluşunda cihaz kurulumunun bulunmadığı
anlaşılmaktadır.
32 Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (2018), agk, s.6-15.
33 Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (2018), agk, s.5.
20-01/14-06
19/80
(58) TİTCK Raporu’nda da yer verildiği üzere, pazarda yer alan ana oyuncular, cihaz
üreticisi ve ithal cihazlar bakımından ilgili ürünün Türkiye distribütörü olan firmalardır.
Bununla birlikte, soruşturmaya konu 2015-2018 dönemi dikkate alındığında, pazarda
birden fazla üretici/distribütör firma ile çalışan bayiler (KORULU34, ÜSTÜN MEDİKAL,
REAL35, BİODAL, ASZ), üretici/distribütörle aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan
ve büyük ölçüde kendi grup firmasının cihazı ile ihalelere iştirak eden bayiler (MEDKİM,
İNFOTEK, KARMENTİS, SANTEK), aynı ekonomik bütünlük içerisinde bulunmamakla
birlikte bir üretici/distribütör firma ile çalışan bayiler (ONUR FARMA, FAMA, BOREAS,
TERA, ALFA MED, HAYAT MEDİKAL, DİAKİM, GÜRMED, İNKUR, GÖRMED…)
bulunmaktadır.
(59) Üretici/distribütör firmaların bayilerle çalışma şekilleri incelendiğinde, genel olarak
bayilerin ihale bazında üretici/distribütör firma ile iletişime geçerek bayilik aldığı
görülmekle birlikte, bayilik ilişkisinin belirli bir dönem ve/veya pazar (il/hastane)
bazında da kurulabildiği görülmektedir. Bayiler çoğu durumda cihazı kiralamakta bazı
durumlarda ise satın alma yoluna gidebilmektedir. Cihazın kiralanması yönteminde
hastane tarafından yapılan ödemenin bölüşülmesi yoluna gidilebilmekte, bu haliyle söz
konusu ihale kar-zarar ortaklığı niteliğine bürünebilmektedir36. Sektörde akdedilen
bayilik sözleşme ve uygulamaları ilerleyen bölümlerde detaylı olarak ele alınmaktadır.
I.3.2. Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri Pazarındaki Rekabetçi İşleyiş
(60) Kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri pazarında rekabet öncelikli olarak,
hastanelerin/sağlık kuruluşlarının belirli bir dönemdeki ihtiyaçlarına binaen açtıkları
ihaleler ve/veya yaptıkları satın almalar yoluyla gerçekleşmektedir. Bu çerçevede, her
bir sağlık kuruluşunun her bir ihalesi/satın alması rekabetin gerçekleştiği bir pazar
teşkil etmektedir. Kamu hastaneleri gerçekleştirdikleri ihale ve satın almalar
bakımından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na (4734 sayılı Kanun) tabi iken, özel
hastaneler kendi dizayn ettikleri satın alma süreçleri dâhilinde ilgili ürün ve hizmetlere
yönelik ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu farklılığa rağmen, inceleme sürecinde
niteliğinin kamu veya özel olmasından bağımsız olarak sağlık kuruluşlarının,
kemoterapi ilaç hazırlama ürün ve hizmetleri ihtiyaçları bakımından benzer temel
rekabetçi süreçleri işlettikleri bilgisi edinilmiştir. Kemoterapi tedavisinin önemli ölçüde
kamuya bağlı hastanelerde gerçekleşiyor olmasından hareketle, bahsi geçen temel
ihale/satın alma süreçleri bakımından devam eden bölümde kamu hastaneleri esas
alınmaktadır.
I.3.2.1 Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemlerine Yönelik İhale/Satın Alma Süreci
(61) İhale veya satın alma süreçleri, kamu idarelerinde 4734 sayılı Kanun’un 6. maddesi
uyarınca ihale yetkilisi37 tarafından görevlendirilen ve kararlarını oyçokluğuyla alan
34 KORULU’nun kendine ait yarı otomatik cihazı bulunmakta, soruşturma raporu tarihi itibariyle dosyada
yer alan belgeler çerçevesinde otomatik cihazı için TİTCK onayı almayı beklemekte, halihazırda
otomatik ve robotik ihalelere diğer üreticilerin/distribütörlerin bayisi olarak iştirak etmeye devam
etmektedir.
35 REAL’in, ERASER’in %(…..) ortaklığını alana kadarki dönemde (2018 Haziran) birden fazla
üretici/distribütör firma ile çalıştığı ancak bu tarihten itibaren ERASER Grubu’na ait cihazlarla ihalelere
girdiği görülmektedir.
36 Hastaneler hasta sayısı tahminine dayalı olarak ihaleye çıkmaktadır ancak ödemeler gerçekleşme
miktarına göre yapılmaktadır. Bu durumda, hasta/hazırlama sayısının beklenenin altında kalması
halinde firmaya ödeme yapılmamaktadır.
37 İhale yetkilisi, 4734 sayılı Kanun’da “İdarenin, ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip
kişi veya kurulları ile usulüne uygun olarak yetki devri yapılmış görevlileri” olarak tanımlanmaktadır.
Hastaneler bakımından ihale yetkilisinin, harcama yetkisini üzerinde bulunduran “Hastane Başhekimi”
20-01/14-06
20/80
ihale komisyonu38 eliyle yürütülmekte olup; (i) ön hazırlık (ihtiyaç türlerinin (manuel/yarı
otomatik/otomatik/robotik) ve miktarlarının belirlenmesi, idari ve teknik şartnamelerin
hazırlanması, firmalardan taslak şartnameye görüş alınması39), (ii) yaklaşık maliyetin
belirlenmesi (yaklaşık maliyet tekliflerinin toplanması, yaklaşık maliyetin belirlenmesi)
(iii) ihale/satın almanın gerçekleştirilmesi (ilana çıkılması, ihalenin/satın almanın
gerçekleşmesi) (iv) değerlendirme (teklif(ler)in ve (varsa) itirazların değerlendirilmesi)
(v) sözleşme (kazanan firma ile sözleşme imzalanması ve sözleşmenin yürütülmesi)
ana adımlarından oluşmaktadır. İnceleme döneminde elde edilen bilgi ve belgeler, ön
hazırlık, yaklaşık maliyetin belirlenmesi ve ihale/satın almanın gerçekleştirilmesi
adımlarının firmalar arasındaki rekabet düzeyinden doğrudan etkilendiğini, firmaların
bu süreçleri rekabet karşıtı bir sonuç doğurmak üzere manipüle
edebileceklerini/kullanabileceklerini, dolayısıyla bu adımlardaki rekabetin
ihalenin/satın almanın genel rekabet seviyesini belirlediğini ortaya koymaktadır.
Devam eden bölümde bahsi geçen her bir süreç adımında rekabetin nasıl
gerçekleştiği, firmaların bu sürece nasıl dâhil oldukları, inceleme döneminde elde
edilen bilgi ve belgeler ışığında firmalar tarafından rekabet karşıtı sonuç yaratmak
üzere sürecin nasıl kullanıldığı ortaya konulmaktadır.
Ön Hazırlık Süreci
(62) Ön hazırlık sürecinde temel olarak ihtiyacın niteliğinin, türünün ve miktarının
belirlenmesi, (taslak) şartnamelerin hazırlanması ve taslak şartnamelere firmalardan
görüş alınması aşamaları bulunmaktadır.
İhtiyacın Niteliği: KİHS Tercihinin Belirlenmesi
(63) 4734 sayılı Kanun’un 24. maddesi uyarınca ihale ilanlarında ihalenin adı, niteliği, türü
ve miktarı ile ihale konusu işe başlama ve bitirme tarihlerinin belirtilmesi zorunluluğu
bulunmaktadır. Bu madde kemoterapi ilaç hazırlama hizmeti özelinde, ihale ilanında
ihaleye konu kemoterapi ilaç hazırlama sistem(ler)inin, miktarlarının ve ilgili hizmetin
hangi süre ile temin edileceğinin belirtilmesi zorunluluğuna karşılık gelmektedir. Bu
çerçevede hastaneler, öncelikli olarak planlanan satın alma bakımından ihtiyacın
niteliğini (temin edilecek kemoterapi ilaç hazırlama sistem(ler)ini) ve dönemi dikkate
alarak miktar(lar)ını belirlemektedir.
(64) Daha önce de ifade edildiği üzere, hastaneler kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerinden
bir veya birkaçına yönelik eşanlı talep oluşturabilmekte, dolayısıyla bir ihalede manuel
ve/veya yarı otomatik ve/veya otomatik/robotik sistem kemoterapi ilaç hazırlama
hizmeti ihtiyacı karşılanabilmektedir. İhtiyaç, hasta beklentisi çerçevesinde belirli bir
döneme ilişkin olarak ve bu dönem zarfında her bir sistemin ne kadar kullanılacağı
tahminine dayalı olarak oluşturulmaktadır.
(65) İhtiyacın niteliği, miktarı ve dönemi birbirini etkileyen faktörler olup, örneğin bir yıl ve
üzerindeki bir dönemi kapsayacak bir satın alma bakımından talep edilecek miktar
olduğu bilgisi edinilmiştir. 4734 sayılı Kanun, ihale yetkilisine ihale komisyonunu oluşturma, komisyonun
ihale sürecinde aldığı kararları onama veya iptal etme, ihale sonucunu onama veya iptal etme gibi çok
sayıda yetki vermektedir.
38 Kamu idareleri 4734 sayılı Kanun gereğince İhale Komisyonu eliyle satın alma sürecini yürütmektedir.
4734 sayılı Kanun’un 6. maddesinde İhale Komisyonu “İhale yetkilisi, biri başkan olmak üzere, ikisinin
ihale konusu işin uzmanı olması şartıyla, ilgili idare personelinden en az dört kişinin ve muhasebe veya
malî işlerden sorumlu bir personelin katılımıyla kurulacak en az beş ve tek sayıda kişiden oluşan ihale
komisyonunu, yedek üyeler de dâhil olmak üzere görevlendirir” ifadeleriyle ortaya konulmaktadır.
39 İnceleme sürecinde sağlık kuruluşlarının şartnameleri zaman zaman sektördeki firmalara
hazırlattıklarına dair bilgi ve belgelere ulaşılmıştır.
20-01/14-06
21/80
görece fazlalaşmakta ve mevcut kemoterapi ilaç hazırlama sisteminin değiştirilmesi
söz konusu olabilmektedir. Bir yıldan kısa süreli satın almalar ise büyük oranda kısmi
veya eksik kalan ihtiyacın karşılanmasına yönelik olup, bu satın almalar daha düşük
miktar içermekte ve büyük ölçüde mevcut sistemin devamı şeklinde kurgulanmaktadır.
(66) İnceleme döneminde hastanelerin birkaç aydan başlayıp 36 aya kadar uzanan
dönemler dahilinde kemoterapi ilaç hazırlama hizmeti ihalesi/satın alması
gerçekleştirebildikleri tespit edilmiştir40. Uzun dönemli satın almalar ana satın alma
niteliği taşırken, birkaç ayla sınırlı ihtiyacın karşılanmasını konu alanlar ise kısmi satın
alma41 niteliğindedir. Ana satın almalar daha kapsamlı olarak hazırlanılan, ön hazırlık
aşamasından sözleşmenin kurulmasına kadar geçen süre bakımından daha uzun olan
satın almalardır. Kemoterapi ilaç hazırlama sektöründe yer alan firmaların
(üretici/distribütör/bayiler) görece yüksek değerli bu ana satın almalara olan ilgisi daha
fazla olup, bu dönemde ilgili sağlık kuruluşu ve idare nezdinde tanıtım çalışmalarını
yoğunlaştırdıkları görülmektedir. İnceleme döneminde firmaların hastaneleri tercih
edecekleri sistem bakımından ikna etme çabaları olduğu, bu bağlamda örneğin robotik
cihaz distribütörleri ve bayilerinin hastane ziyaretlerinde robotik cihazların
üstünlüklerine vurgu yaptıkları ve kendi robotik cihazlarını tanıttıkları, otomatik cihaz
üreticileri ve bayilerinin de otomatik cihazlarını benzer şekilde ön plana çıkarma
çabaları sergiledikleri yerinde incelemede elde edilen belgelerde görülmektedir. Bu
tanıtım çabaları öncelikli olarak hastanenin sistem tercihini etkilemek, böylelikle
ihaleye/satın almaya katılabilmek adına yapılmaktadır. Örneğin bir hastanenin “manuel
ve otomatik kemoterapi ilaç hazırlama hizmeti”42 olarak belirlediği ihtiyacına yönelik
açtığı bir ihaleye robotik cihazı olan distribütör iştirak edememekte, benzer şekilde
“robotik kemoterapi ilaç hazırlama hizmeti” olarak belirlenen ihtiyaca binaen açılan
ihaleye43 otomatik cihazla katılım mümkün olamamaktadır.
(67) İnceleme döneminde ONKOFAR’da yapılan yerinde incelemede elde edilen
27.01.2016 tarihli e-posta silsilesindeki “Erzurum Atatürk Üni_ (…..)_İtiraz Hk.
Görüşme Notları” başlıklı iç yazışma şeklindeki e-postada (Belge-1) yer alan
“İyi çalışmalar (…..),
Biraz önce Erzurum’dan Medkim personeli (…..) ile; Atatürk üniversitesine TAM
OTOMATİK SİSTEM 36 aylık hizmet alımına ilişkin yaklaşık maliyet teklif talebiyle ilgili
vermiş olduğumuz itiraz yazısı kapsamında görüştüm.
(…..); Satınalma komisyon başkanı (…..) ile bugün görüşmüştür. Gerek Satınalma
gerekse de Hastane Başhekimliği; projenin TAM OTOMATİK SİSTEM ile devam
ettirilmesi konusunda ısrarcı ve kararlı durumdadır. “SGK EĞER FARKLI
FİRMALARIN SİSTEMLERİNİ ŞAUNDA ONAYLAMADIYSA BU SGK’nın problemi,
bizim değil” şeklinde bir yaklaşımları olmuş. Robotik sistemlerin de ihale kapsamına
40 KİK’ten temin edilen ihale listesinde en uzun iş süresine sahip ihale 1157 günle 2016/22587 İKN’li
Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi ihalesi olup, ilgili ihaleye ilişkin olarak EKAP’ta yer
verilen ilanda hizmetin süresi işin başlamasından itibaren 36 ay olarak belirtilmektedir.
41 İhale şartnamelerinde genellikle sözleşmeye konu hizmet bakımından idareye talebi halinde, aynı
şartlar altında belirli yüzde artırım hakkı tanınmakta, ancak bu artırım ile de karşılanamayan ihtiyaç
bakımından ana satın alma öncesi kısmi satın alma ihaleye çıkılmak suretiyle gerçekleştirilebilmektedir.
42 Örneğin GAZİANTEP 2017/312484 İKN ihalesinde ihale konusu hizmetin niteliği ve türü “manuel ve
otomatik infüzyon kemoterapisi” olarak belirlenmiş olup, ihaleye yalnızca otomatik cihazlarla iştirak
edilebilmiştir.
43 Örneğin Hacettepe Üniversitesi Hastanesi (HACETTEPE) 2017/292642 İKN ihalesinde ihale konusu
hizmetin niteliği ve türü “manuel ve robotik infüzyon kemoterapisi” olarak belirlenmiş olup, ihaleye
yalnızca robotik cihazlarla iştirak edilebilmiştir.
20-01/14-06
22/80
dahil edilerek, ihalenin rekabete açık şekilde gerçekleştirilmesi yönündeki talebimize
de (…..) açık olarak yıllardır içerideki mevcut firma olan REAL MEDİKAL ile iyi ve
sürdürülebilir ilişkileri olduğu ve bu projeyi de birlikte hayata geçirmek yönünde bir
beklentileri olacağı önünde yorumlayarak görüşünü iletmiş. Şuan hastane kanadı,
yapmış olduğumuz itiraz çalışmasını, çıkan iş ve içerideki mevcut düzeni bozucu bir
çalışma olarak algılamaktadır. İtiraz yazımız henüz evrak kayıttan aslı Erzurum’a
ulaşmadığı için geçirilmemiştir. (…..) evrak aslı gelince bana tekrar uğrayın, bu
arada biz de ilgili tazı ve taleplerinizi değerlendirelim demiş. Ancak (…..)’de kapsam
ile ilgili temelde bir düzenleme yapılacağı görüşünü taşımamaktadır.”
ifadeleri firmaların hastane yönetimlerini tercih edecekleri KİH sistemi konusunda ikna
edebilmelerinin önemini, hastanenin halihazırda hizmet vermekte olan firma ile iyi
ilişkilerine dayanarak korumacı bir tavır sergileme eğiliminde olabileceğini, bu nedenle
firmaların itirazlarını yöneltirken birtakım çekinceleri olabileceğini ortaya koymaktadır.
E-postada bahsi geçen ihalenin 25.03.2016 tarihinde gerçekleştirilen 2016/42628
İKN’li ATATÜRK ihalesi olduğu, idarenin son tahlilde ihaleyi otomatik/robotik sisteme
yönelik açtığı, ihaleye REAL’in ONCOSEM bayi olarak otomatik cihazla, ÜSTÜN
MEDİKAL’in ise ONKOFAR bayi olarak robotik cihazla katıldığı, dolayısıyla robotik
cihazların ön hazırlık sürecinde yapılan itirazlar/ikna çabaları sayesinde ihaleye dâhil
edildiği ve ihaleye daha fazla firmanın katılımının sağlandığı anlaşılmıştır.
(68) Konuya ilişkin olarak ONKOFAR’da yapılan yerinde incelemede elde edilen bir diğer
belge 02.08.2017 tarihli “Balıkesir'den Dr. (…..) aradı.” başlıklı, (…..)’den (…..)’ya
iletilen iç yazışma şeklindeki e-postada (Belge-2),
“Merhaba (…..),
Bugün öğlen (…..) ile yemekte iken Balıkesir’den Dr. (…..) beni aradı…
Haftaya Çarşamba Genel Sekreterlikte toplantı olacakmış. Önümüzdeki dönem Tam
otomatik robotik ne yapacakları konusunda karar vereceklermiş ve sistemlerimiz
hakkında bilgi almak istiyormuş.
Robot konusunda yer darlığı ve kapasiteleri nedeniyle çekinceleri var. Tam otomatik
konusunda da haftaya Salı günü cihazımızın komisyona gireceğini kendisine
söyledik.
Ancak kendisi bizi ve sistemlerimiz hakkında da kendisini detaylı bilgilendirmemizi
bekliyor…
Sen kendisi ile görüşürsün.
Gerekirse Genel sekreterlik toplantısına katılabileceğimizi de belirttim.”
ifadeleri yer alırken 03.08.2017 tarihli cevabi e-postada ise,
“Merhabalar,
Balıkesir Devlet Hastanesinden Onkolog (…..) ile telefon görüşmemizin detayları
aşağıdaki gibidir.
(…..) kurumda Meditera firmasının 2 dönemdir hizmet verdiğini ve genel olarak kurum
tarafında bir memnuniyet olduğunu belirtti. Süreç ile ilgili ben göreve başladığımda
zaten ihalesi yapılmış ve ben hiçbir konuya dahil olmamıştım. Ancak yeni dönemde
yapılacak ihalede madem komisyonda olacağım öyleyse rekabetin yaşanması
gerektiğini belirtti. Önümüzdeki hafta genel sekreterlikte yeni dönem planlanacak ihale
ile ilgili bir toplantı olacağını söyledi. Yeni dönemde tam otomatik mi? yoksa robotik
sistem mi olsun şeklinde ve hatta Meditera firmasının da geleceği yönünde bilgim var
20-01/14-06
23/80
dedi. Bende kendisine kısaca firmamız ve şuan vermiş olduğumuz hizmetler
hakkında bilgi paylaşıp madem gelecek ile ilgili planlamada Meditera firması davet
ediliyor öyleyse tarafsız bir hazırlık için firma olarak bizlerinde katılım sağlaması
gerektiğini belirttim. Haklısınız dedi ve konuyu yönetime sorgulayıp tekrar dönüş yaptı.
Önümüzdeki hafta toplantı muhtemelen Mediteranın organize ettiği bir iş. Meditera
firmasının eczacısı bir sunum yapacak imiş. (…..)da madem o Meditera firması sunum
yapacak öyleyse Onkofar firması içinde bir gün organize edilip davet etmeliyiz,
kurumda günü kararlaştıralım Onkofarı da davet edelim demiş. (…..) yönetim günü
planladığında birkaç gün öncesinde bizim ile paylaşacak.
(…..)ın genel olarak bize ulaşmaktaki amacı öncelikle rekabetin sağlanması ardından
de sistemler hakkında bilgi sahibi olmak istemesi. Ben bugüne kadar bu süreçlerin
içinde hiç olmadım bu yüzden de sistemler ve işleyişlere hakim değilim. Sistem Tam
Otomatik veya Robotik olacak ama Tam Otomatiğe daha yakınız çünkü robot
konusunda muhtemelen Mediteranın da yorumlaması olabilir hem alan ihtiyacı hem de
hız konusunda aksaklıkların yaşanacağı bilgisi paylaşılmış kendisiyle. Ben kendisine
Robotik sistem ile ilgili soru işaretlerini giderecek bilgileri verdim...”
denilmektedir.
(69) Konuya ilişkin bir diğer belge KARMENTİS’te yapılan yerinde incelemede elde edilmiş,
14.02.2017 tarihinde (…..) tarafından INVOTEK ve KARMENTİS yetkililerine
gönderilen “hacettepe” başlıklı e-postada (Belge-15). “Merhaba Arkadaşlar, (…..)'in
belirttiği üzere Hacettepe Robotik kemoterapi ilaç hazırlama ihalesi Ekap'ta yayınlandı.
Şartnamenin bu şekilde çıkmasıyla ilgili yaptığınız çalışmalardan dolayı tebrik ederim.”
ifadelerine yer verilmektedir. E-postada bahsi geçen ihalenin “manuel ve robotik
infüzyon kemoterapisi” alımına yönelik 14.03.2017 tarihinde gerçekleştirilen
2017/29642 İKN’li HACETTEPE ihalesi olduğu, ihaleye İNVOTEK bayi olarak
KARMENTİS’in ve ONKOFAR bayi olarak İNFOTEK’in katılım sağladığı anlaşılmıştır.
(70) Yukarıda yer verilen bilgi ve belgeler, firmaların, hastanelerin kemoterapi ilaç
hazırlama sistemi tercihlerine ilgili hastane/idare nezdinde yaptıkları tanıtım
faaliyetleriyle etki etmeye çalıştıklarını/etki ettiklerini göstermektedir. Hastanelerin
sistem tercihlerini oluşturdukları bu süreç firmalar arasında rekabete konu olup, ilgili
ihale bakımından firmalar arasında rekabet karşıtı bir sonuç yaratmak üzere bir irade
uyuşmasının kurulabileceği bir süreç olma özelliği taşımaktadır. Nitekim konuya ilişkin
olarak inceleme döneminde, ONKOFAR’da yapılan yerinde incelemede elde edilen,
27.01.2016 tarihli “Samsun EAH_ykl talebi hk. son durum bilgisi_270116” başlıklı
(…..)’dan (…..)’e iletilen iç yazışma şeklindeki e-postada aşağıdaki ifadelere yer
verilmektedir (Belge-3).
“Merhaba (…..);
Korulu’dan (…..) ile görüştüm.
Kurum 65 hasta üzerinden min. 2 robot ve manuel sistem için ihaleye çıkılması
konusunda ısrarcı olmuş.
Mevcut kapasite planlamasında 1 robot+ kapasite artışı sonucu 2. Robotun kurulması
konusunda Korulu tarafı da ısrarcı davranmış.
Genel sekreterlikteki bir depo sorumlusu bayan, ihale kapsamında ilaç hazırlama
aparat vb. sarf malzemeleri için şartnameye mi. Temin edilecek adetin mutlaka
yazılması konusunda görüş belirtmiş. Hastane tarafında doktor ve hemşire (…..) da bu
konuda dirençli davranmamamaktaymış, genel sekreterlik istiyor diyerek sıyrılmışlar.
20-01/14-06
24/80
…
Özet olarak Korulu Grup mevcut şartnameye; Yaklaşık maliyet teklifi vermiyor. Bize de
yarın sabah gönderecekler açıklama metnini bilgi amaçlı paylaşacaklar. Hastaneye bu
koşullarla ihaleye de katılmamız anlamsız demişler. Yarın sanırım (…..) kurumu tekrar
ziyaret edecekmiş.
Bizim de bu koşullar altında yaklaşık maliyet sunmamız anlamsız görünüyor.
Manuel + robot konusunda da şartnameyi rekabete açmak istedikleri için yarı
otomatikten vazgeçtiklerini hastane kendisi itiraf etmiş.
Şuan için yaklaşık maliyet teklifi konusunda beklemekteyiz.”
(71) E-postanın 2016/109053 İKN’li SAMSUN EAH ihalesi ile sonuçlanan sürece ait olduğu,
KORULU ve ONKOFAR’ın İdare’nin sistem tercihini44 işbirliği içerisinde etkilemeye
çalıştıkları anlaşılmaktadır. Bahsi geçen ihalenin KORULU ve ONKOFAR arasında
rekabet karşıtı bir anlaşmaya konu olduğu ve İdare’nin KİHS tercihini belirleme
sürecindeki firma birlikteliğinin anlaşmanın kurulmasında kullanıldığı ve rekabet karşıtı
sonucun doğmasını kolaylaştırdığı tespiti yapılmış olup, bu ihaleyi konu alan ihlale
ilişkin tespit ve değerlendirmelere ileride ilgili bölümde yer verilmektedir.
Şartnamelerin Hazırlanması
(72) İhaleyi düzenleyecek olan hastane/idare ihaleye konu hizmetin niteliği, miktarı ve
dönemini belirledikten sonra, idari ve teknik şartname hazırlığı başlamaktadır.
Şartnamelere ilişkin olarak 4734 sayılı Kanun’un 12. maddesi;
“İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin her türlü özelliğini belirten
idari ve teknik şartnamelerin idarelerce hazırlanması esastır. Ancak, mal veya hizmet
alımları ile yapım işlerinin özelliği nedeniyle idarelerce hazırlanmasının mümkün
olmadığının ihale yetkilisi tarafından onaylanması kaydıyla, teknik şartnameler bu
Kanun hükümlerine göre hazırlattırılabilir.
İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale
dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verilir. Belirlenecek teknik
kriterler, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olacak, rekabeti engelleyici
hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacaktır.
Teknik şartnamelerde, varsa ulusal ve/veya uluslararası teknik standartlara uygunluğu
sağlamaya yönelik düzenlemeler de yapılır. Bu şartnamelerde teknik özelliklere ve
tanımlamalara yer verilir. Belli bir marka, model, patent, menşei, kaynak veya ürün
belirtilemez ve belirli bir marka veya modele yönelik özellik ve tanımlamalara yer
verilmeyecektir.”
hükmünü amir olup, maddede değinilen hususlar idari ve teknik şartnamelerin
hazırlanmasında dikkate alınması gereken temel esasları belirtmektedir.
(73) 4734 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen hükmü ve Kanun’un uygulanmasını ortaya
koyan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 14.45 ve 16.46 maddeleri (idari
44 Yarı otomatik ve robotik olarak çıkılan kısmi teklife kapalı ihale istekli sayısını teke indirmiştir.
45 Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin İdari şartname başlıklı 14. maddesine aşağıda yer
verilmektedir.
“MADDE 14 – (1) İdare, uygulayacağı ihale usulüne ilişkin bu Yönetmelik ekinde yer alan tip idari
şartnameyi esas alarak idari şartnamesini hazırlar …”
46 Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin Teknik şartname başlıklı 16. maddesine aşağıda yer
verilmektedir.
20-01/14-06
25/80
ve teknik) şartnamelerin idare tarafından hazırlanmasını esas kılmakta, ancak teknik
şartnameler bakımından işin özelliklerinin gerektirdiği hallerde ihale yetkilisi tarafından
onaylanması halinde, Kanun’a uygun olacak şekilde şartnamenin danışmanlık hizmet
sunucularına hazırlatılabileceği belirtilmektedir. Anılan hükümler, ihaleye katılacak
isteklilere yönelik yeterlilik kriterlerini düzenleyen idari şartnamelerin istisnasız idare
tarafından hazırlanması gerektiğini, ancak ihaleye konu hizmetin teknik ayrıntılarını ve
şartlarını gösteren teknik şartnamelerin gerekli hallerde “danışmanlık hizmet
sunucuları”na hazırlatılabileceğini belirtmektedir. Danışmanlık hizmet sunucularından
alınacak hizmete yönelik uygulama esasları ise Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri
Uygulama Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Yönetmeliğin Teknik Şartname başlıklı 16.
maddesinde “…Teknik şartnamenin idarece hazırlanması esastır. Ancak, işin
özelliğinin gerektirdiği hallerde ihale yetkilisi tarafından onaylanması kaydıyla, teknik
şartname, Kanun hükümlerine uygun olarak danışmanlık hizmet sunucularına
hazırlattırılabilir. Bu durumda teknik şartnameyi hazırlayan danışmanlık hizmet
sunucusu o işin ihalesine katılamaz.” hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer verilen
Kanun ve uygulama yönetmelikleri hükümleri teknik şartnamenin üçüncü tarafa
hazırlatılmasının mümkün olduğunu ancak teknik şartnameyi hazırlayan üçüncü kişinin
söz konusu işin ihalesine katılamayacağını ortaya koymaktadır.
(74) İnceleme sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, kemoterapi ilaç
hazırlama hizmeti alım ihalelerindeki şartnamelerin hazırlanması sürecinde rekabetçi
işleyişe etki ettiği değerlendirilen temel husus, teknik şartnamelerin idare tarafından
nihai hale getirilmekle birlikte, sektörde yer alan firmalardan taslak şartname temin
edilmesi yönteminin kullanılmasıdır. Dolayısıyla sektördeki fiili işleyiş, sektörde yer
alan bir firmadan danışmanlık hizmet sunucusu olarak sağlayacağı nitelikte resmi bir
teknik şartnamenin hazırlanması hizmeti alınması şeklinde olmasa da, firmalardan
taslak teknik şartnamelerin temin edilmesi yönteminin benimsenmesi şeklindedir. Bu
durumda teknik şartname idare tarafından hazırlanmış kabul edilmekle birlikte, taslak
şartname temin edilen firmanın şartnameye etki etmesi de muhtemeldir. Taslak
şartnamenin piyasadaki şeffaflığı firmalar lehine artırmadan rekabetçi bir kurgu
dâhilinde, sektörde yer alan oyuncuların tamamı veya tamamına yakınından temin
edilmesi ve nihai şartnamenin ihaleye katılımı ençoklaştıracak şekilde hazırlanması
halinde rekabetçi bir etkiden bahsedilebilecekken, taslak şartnamenin aynı zamanda
ihaleye katılacak olan tek bir firmadan temin edilmesi durumu rekabet karşıtı bir etkinin
doğmasına sebebiyet verebilecektir. Bu durum fiili olarak Danışmanlık Hizmet Alımı
İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nde öngörülen ve “…teknik şartnameyi hazırlayan
danışmanlık hizmet sunucusu o işin ihalesine katılamaz” hükmü ile kaçınılmaya
çalışılan duruma sebebiyet verecektir.
“MADDE 16 – (1) İşin teknik ayrıntılarını ve şartlarını gösteren bir teknik şartname hazırlanarak
ihale dokümanına dâhil edilir. Teknik şartnamelerde belirlenecek teknik kriterlerin, verimliliği ve
fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olması, rekabeti engelleyici hususlar içermemesi ve bütün istekliler
için fırsat eşitliği sağlaması zorunludur.
(2) Teknik şartnamede, varsa ulusal ve/veya uluslararası teknik standartlara uygunluğu
sağlamaya yönelik düzenlemeler de yapılır. Bu şartnamede teknik özelliklere ve tanımlamalara yer
verilir. Belli bir marka, model, patent, menşei, kaynak veya ürün belirtilemez ve belirli bir marka veya
modele yönelik özellik ve tanımlamalara yer verilemez. Ancak, ulusal ve/veya uluslararası teknik
standartların bulunmaması veya teknik özelliklerin belirlenmesinin mümkün olmaması hallerinde "veya
dengi" ifadesine yer verilmek şartıyla marka veya model belirtilebilir.
(3) Teknik şartnamenin idare tarafından hazırlanması esastır. Ancak, işin özelliğinin gerektirdiği
hallerde ihale yetkilisi tarafından onaylanması kaydıyla teknik şartname, Kanun hükümlerine uygun
olarak danışmanlık hizmet sunucularına hazırlattırılabilir…”
20-01/14-06
26/80
(75) İnceleme sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler, şartname hazırlığını yapan idare
yetkilisinin, başta ilgili hastanenin kemoterapi ilaç hazırlama hizmetini halihazırda
aldığı firmadan olmak üzere, sektördeki firmalardan taslak şartname çalışmalarını
talep ettiğini göstermektedir. Nitekim ABDURRAHMAN YURTASLAN ile yapılan
toplantıda hastane yetkililerince şartname hazırlığında, temin edilmesi planlanan
hizmeti sunan firmalardan yardım alındığı ifade edilmiştir. Taslak şartname talep edilen
firmaların aynı zamanda ihalelere katılan firmalar olması sebebiyle, bu uygulamanın
idare tarafından azami dikkatle kullanılması gerekmektedir. Aksi halde, firmaların
idareyi ihalede kendi lehlerine sonuç yaratacak şekilde manipüle etmesi ve bu süreci
rekabet karşıtı sonuç yaratacak şekilde kullanmaları söz konusu olabilecektir.
(76) Konuya ilişkin olarak ONCOSEM’de yapılan yerinde incelemede elde edilen
21.02.2017 tarihinde KORULU’dan ONCOSEM’e iletilen “Meditera ile ortak bir
şartname konulmasını istedi (…..)” ifadesini içeren e-postanın ekinde 10.05.2017
tarihinde gerçekleştirilen 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesine yönelik
hazırlanan bir teknik şartname bulunmaktadır (Belge-4). NAMIK KEMAL tarafından
ilgili ihaleye ilişkin olarak iletilen şartname ile e-posta ekinde iletilen bu şartnamenin
karşılaştırılması sonucunda, nihai şartnamenin hazırlanmasında idare tarafından bu
şartnamenin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bahsi geçen ihalenin KORULU, MEDİTERA
ve ONCOSEM arasında rekabet karşıtı bir anlaşmaya konu olduğu ve şartnamelerin
hazırlanması sürecindeki firma katılımının anlaşmanın kurulmasında kullanıldığı ve
rekabet karşıtı sonucun doğmasını kolaylaştırdığı tespiti yapılmış olup, ihlale ilişkin
tespit ve değerlendirmelere ileride ilgili bölümde yer verilmektedir.
Şartnamelere Görüş Alınması
(77) Ön hazırlık aşamasına firmaların dâhil olduğu bir diğer adım, hastaneler tarafından
zaman zaman başvurulan, şartnamelere firma görüşü alınması uygulamasıdır.
Hastane veya ihaleyi düzenleyen ilgili üst idare ihale ilanına çıkmadan önce firmalara
şartnameleri ileterek şartnamelerde haksız rekabet yaratan bir durum olup olmadığını
varsa bu durumları paylaşmalarını isteyebilmektedir. Firmaların görüşleri
doğrultusunda şartnamelerin gözden geçirilmesi ve böylelikle haksız rekabete ilişkin
hükümlerin şartnamelerden çıkarılması söz konusu olabilmektedir. İnceleme
döneminde ONCOSEM’de yapılan yerinde incelemede elde edilen, 19.08.2016 tarihli,
“kemoterapi ilaç hazırlama hizmeti alımı yaklaşık maliyet” başlıklı, TKHK Ankara 3.
Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından info@;
santek@; bilgi@; sedatsanli@
adreslerine iletilen, “Teknik Şartname ve talep miktarı ekte sunulmuştur. Rekabeti
engelleyecek şartların belirtilerek yaklaşık maliyet çalışmasının 3122019151 faksa
iletilmesi gerekmektedir” ifadesini içeren e-posta (Belge-5) bu uygulamaya örnek teşkil
etmektedir47. ABDURRAHMAN YURTASLAN ile yapılan toplantıda da hastane
yetkililerince bu uygulamanın olağan bir yöntem olduğu bilgisi vurgulanmıştır. Bu
uygulama da taslak şartnamelerin temin edilmesinde olduğu gibi rekabetçi bir kurgu
dâhilinde48 ve ihale konusu hizmeti sunan firmaların tamamını veya önemli bir
47 TKHK Ankara 3. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nin yukarıda yer verilen e-postaya
konu ihalenin “manuel ve otomatik/robotik infüzyon kemoterapisi” alımına yönelik 11.10.2016 tarihinde
gerçekleştirilen 2016/363986 İKN’li ABDURRAHMAN YURTASLAN ihalesi olduğu anlaşılmaktadır.
48 TKHK Ankara 3. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği uygulamasında sürecin
rekabetçiliğinin artırılmasını teminen görüş sorulan firma sayısı artırılabileceği gibi, görüşüne başvurulan
firmaların birbirlerinden haberdar olmaları e-postanın alıcılarına gizli sekmesinde iletilmesiyle
engellenebilecektir. Böylelikle ihaleye girmesi muhtemel firmaların ihale öncesinde birbirlerinden
20-01/14-06
27/80
bölümünü kapsaması halinde rekabetçi etki doğurması muhtemel bir uygulamayken,
çok sınırlı sayıda firmanın sürece dâhil edilmesi halinde taslak şartnamelerin temin
edilmesindeki kadar olmasa da firma manipülasyonunu gündeme taşıyabilecek
niteliktedir. Mevcut dosya bakımından yapılan incelemelerde, bu sürecin firmalar
tarafından rekabet karşıtı bir sonuç doğurmak üzere kullanıldığına işaret eden
herhangi bir belge veya bulguya ulaşılmamıştır.
Yaklaşık Maliyetin Belirlenmesi Süreci
(78) Yaklaşık maliyet, Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nde “İhale onay belgesi
düzenlenmeden önce idarece her türlü fiyat araştırması yapılarak, Katma Değer
Vergisi (KDV) hariç olmak üzere hesaplanan ve dayanakları ile birlikte bir hesap
cetvelinde gösterilen, ihale konusu işin öngörülen bedeli” olarak tanımlanmaktadır.
Yaklaşık maliyete ilişkin 4357 sayılı Kanun’un temel hükmü ise 9. maddede yer
almakta, bu maddeye göre “Mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalesi
yapılmadan önce idarece, her türlü fiyat araştırması yapılarak katma değer vergisi
hariç olmak üzere yaklaşık maliyet belirlenir ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap
cetvelinde gösterilir. Yaklaşık maliyete ihale ve ön yeterlik ilânlarında yer verilmez,
isteklilere veya ihale süreci ile resmî ilişkisi olmayan diğer kişilere açıklanmaz”.
Yaklaşık maliyete ve hesaplanmasına ilişkin temel ilkelere Hizmet Alımı İhaleleri
Uygulama Yönetmeliği’nin 7-9. maddelerinde yer verilmektedir. Bu maddelerde yer
alan ilgili bölümler aşağıda sunulmaktadır:
“MADDE 7 – (1) İdare tarafından, ihale onay belgesi düzenlenmeden önce, bu
Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre ayrıntılı fiyat ve gerektiğinde
miktar araştırması yapılmak suretiyle ihale konusu işin KDV hariç yaklaşık
maliyeti hesaplanır ve dayanakları ile birlikte bir hesap cetvelinde gösterilir…
(5) İhale komisyonu tarafından yaklaşık maliyet teklif fiyatları ile birlikte
açıklanır. Pazarlık usulü ile yapılan ihalede ise yaklaşık maliyet, son yazılı fiyat
teklifleri ile birlikte açıklanır. Bu aşamadan önce yaklaşık maliyet açıklanamaz
ve ilan edilemez.
(6) Yaklaşık maliyetin idarelerce hesaplanması esastır. Ancak, işin özelliğinden
dolayı, idarelerce hazırlanmasının mümkün olmaması sebebiyle teknik
şartnamenin danışmanlık hizmeti alınarak hazırlatılması durumunda, bu
kapsamda yaklaşık maliyet de aynı danışmanlık hizmet sunucusuna
hesaplatılabilir.”
“MADDE 8 – …
(2) Yaklaşık maliyete ilişkin fiyatların tespitinde;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarınca işin niteliğine göre belirlenmiş fiyatlar,
b) İhaleyi yapan idare veya diğer idarelerce gerçekleştirilmiş aynı veya benzer
işlerdeki fiyatlar,
c) İlgili odalarca belirlenmiş fiyatlar,
ç) İhale konusu işi oluşturan iş kalemlerine veya gruplarına ilişkin olarak
piyasadan yapılacak fiyat araştırması kapsamında elde edilecek fiyat
tekliflerinin aritmetik ortalaması alınmak suretiyle ya da konusunda uzman
bilirkişi ve ekspertizlerden soruşturularak oluşturulan fiyatlar,
d) İhale konusu işe ilişkin olarak Bütçe Uygulama Talimatlarında ve/veya Sağlık
Uygulama Tebliğinde yer alan fiyatlardan KDV veya farklı nitelikteki diğer
giderler indirilmek suretiyle bulunan fiyatlar
haberdar olmaları engellenebilecek ve uygulamanın pazarda şeffaflığı firmalar lehine artırması durumu
ortaya çıkmayacaktır.
20-01/14-06
28/80
esas alınır.
(3) İdareler yaklaşık maliyete ilişkin fiyatların tespitinde, (a), (b), (c), (ç) ve (d)
bentlerinde belirtilen fiyatların birini, birkaçını veya tamamını herhangi bir
öncelik sırası olmaksızın kullanabilirler.”
(79) 4734 sayılı Kanun ve Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin (i) yaklaşık
maliyetin belirlenmesi ve tüm dayanaklarıyla birlikte hesap cetvelinde gösterilmesi; (ii)
yaklaşık maliyete ihale ve ön yeterlik ilânlarında yer verilmemesi, (iii) isteklilere veya
ihale süreci ile resmî ilişkisi olmayan diğer kişilere açıklanmaması; (iv) yaklaşık
maliyetin ihale komisyonu tarafından teklif fiyatları ile birlikte son süreçte açıklanması
şartları, yaklaşık maliyetin ihale/satın alma sürecinin önemli bir ayağı olduğuna ve
sürecin rekabetçiliğinin sağlanması bakımından önemine vurgu yapmaktadır. İhaleyi
düzenleyen İdare’nin bu şartlara riayet etmesi ile yaklaşık maliyetin isabetli bir şekilde
belirlenmesi ve isteklilerin bu rekabetçi veriyi öğrenmelerinin engellenmesi
hedeflenmektedir. Ancak, yaklaşık maliyetin hesaplanması salt İdare uhdesinde
gerçekleşen bir süreç olmayıp, bu sürece de firmaların dahli söz konusu olmaktadır.
Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine göre “İhale konusu işi oluşturan
iş kalemlerine veya gruplarına ilişkin olarak piyasadan yapılacak fiyat araştırması
kapsamında elde edilecek fiyat tekliflerinin aritmetik ortalaması alınmak suretiyle ya da
konusunda uzman bilirkişi ve ekspertizlerden soruşturularak oluşturulan fiyatlar”
yaklaşık maliyet tespitinde tek başına veya fıkrada belirtilen diğer yöntemlerle birlikte
kullanılabilmektedir. İnceleme döneminde, hastanelerin fiili durumda sıklıkla sektörde
yer alan ve ihalelere katılımı beklenen firmalardan yaklaşık maliyet teklifleri topladıkları
ve/veya benzer hasta sayısı ve ilaç hazırlama sistemine sahip diğer hastanelerin
maliyetlerini referans kabul ettikleri bilgisi edinilmiştir49. İdarenin yaklaşık maliyet
hesaplamasını, firmalardan topladığı yaklaşık maliyet tekliflerine dayalı olarak yapması
durumunda firmalar bu süreci rekabet karşıtı sonuç doğurma amacıyla manipüle
edebilecektir. Özellikle, az sayıda ve birbirinden haberdar olan firmadan bu tekliflerin
toplanması halinde, hem pazarın şeffaflığının rakipler nezdinde artması50, hem de
ihalenin hesaplanacak yaklaşık maliyetinin rakiplerce tutarlı bir şekilde öngörülmesi
ve/veya suni olarak yükseltilmesi riski doğacaktır ki bunlar aynı zamanda 4734 sayılı
Kanun ve Uygulama Yönetmeliği’nin yaklaşık maliyete ilişkin kaçınmaya çalıştığı
risklere tekabül etmektedir. Konuya ilişkin olarak inceleme döneminde, ONKOFAR’da
yapılan yerinde incelemede elde edilen, 27.01.2016 tarihli “Samsun EAH_ykl talebi hk.
son durum bilgisi_270116” başlıklı (…..)’dan (…..)’e iletilen iç yazışma şeklindeki e-
postada aşağıdaki ifadelere yer verilmektedir (Belge-3):
“Merhaba (…..);
Korulu’dan (…..) ile görüştüm.
Kurum 65 hasta üzerinden min. 2 robot ve manuel sistem için ihaleye çıkılması
konusunda ısrarcı olmuş.
Mevcut kapasite planlamasında 1 robot+ kapasite artışı sonucu 2. Robotun kurulması
konusunda Korulu tarafı da ısrarcı davranmış.
Genel sekreterlikteki bir depo sorumlusu bayan, ihale kapsamında ilaç hazırlama
aparat vb. sarf malzemeleri için şartnameye mi. Temin edilecek adetin mutlaka
49 ABDURRAHMAN YURTASLAN Görüşme Tutanağı.
50 İhaleye katılması beklenen firmaların birbirlerinden haberdar olmasına neden olan bu nitelikte bir
uygulamanın son tahlilde pazarı şeffaflaştırabileceği ve böylelikle pazar paylaşımına zemin
hazırlayabileceği değerlendirilmektedir.
20-01/14-06
29/80
yazılması konusunda görüş belirtmiş. Hastane tarafında doktor ve hemşire (…..) da bu
konuda dirençli davranmamamaktaymış, genel sekreterlik istiyor diyerek sıyrılmışlar.
…
Özet olarak Korulu Grup mevcut şartnameye; Yaklaşık maliyet teklifi vermiyor. Bize de
yarın sabah gönderecekler açıklama metnini bilgi amaçlı paylaşacaklar. Hastaneye bu
koşullarla ihaleye de katılmamız anlamsız demişler. Yarın sanırım (…..) kurumu tekrar
ziyaret edecekmiş.
Bizim de bu koşullar altında yaklaşık maliyet sunmamız anlamsız görünüyor.
Manuel + robot konusunda da şartnameyi rekabete açmak istedikleri için yarı
otomatikten vazgeçtiklerini hastane kendisi itiraf etmiş.
Şuan için yaklaşık maliyet teklifi konusunda beklemekteyiz.”
(80) E-postanın içeriğinden SAMSUN EAH’nın ihale ön hazırlığında olduğu, bu süreçte
KORULU ve ONKOFAR’dan yaklaşık maliyet teklifi talep ettiği anlaşılmaktadır. Her ne
kadar KORULU, bazı ihalelerde ONKOFAR bayiliğini üstlenen bir firma niteliğinde olsa
da ONCOSEM, MEDİTERA gibi firmaların da bayiliğini yapmaktadır. Bunun yanı sıra
kendi yarı otomatik cihazı ile de sektörde yer almakta, ayrıca RİVOSEM’den satın
aldığı robotik cihazla da kendi adına ihalelere iştirak etmektedir. Bu itibarla SAMSUN
EAH nezdinde KORULU ve ONKOFAR’ın rakip firma teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Yaklaşık maliyet teklifi verilip verilmemesi konusunda birlikte hareket edildiğine ve
idarenin sistem tercihinin51 bu işbirliği içerisinde etkilenmeye çalışıldığına işaret eden
e-postanın 2016/109053 İKN’li SAMSUN EAH ihalesi ile sonuçlanan sürece ait olduğu
anlaşılmıştır. Bahsi geçen ihalenin KORULU ve ONKOFAR arasında rekabet karşıtı
bir anlaşmaya konu olduğu ve yaklaşık maliyetin belirlenmesi sürecindeki firma
dâhiliyetinin anlaşmanın kurulmasında kullanıldığı ve rekabet karşıtı sonucun
doğmasını kolaylaştırdığı tespiti yapılmış olup, ihlale ilişkin tespit ve değerlendirmelere
ilerleyen bölümlerde yer verilmektedir.
İhalenin Gerçekleştirilmesi Aşaması
(81) Hastaneler tarafından ön hazırlık süreci ve yaklaşık maliyetin belirlenmesi aşamaları
tamamlandıktan sonra, şartnameler yayımlamak suretiyle ihale ilanına çıkılmaktadır.
İhaleye katılma koşullarını sağlayan istekliler ihaleye/satın almayı düzenleyen idareye
tekliflerini sunmaktadır. 4734 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca ihale komisyonu
tarafından Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucunda
ihale, ekonomik açıdan en avantajlı teklifi veren istekli üzerinde bırakılmaktadır. Yine
aynı maddeye göre, ihale kararı, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde ihale
yetkilisi tarafından onaylanmakta veya gerekçesi açıkça belirtilerek ihale iptal
edilmektedir. İhalenin iptali bakımından 4734 sayılı Kanun’un 39. maddesi idareye
ihale komisyonu kararı üzerine, verilmiş olan bütün teklifleri reddederek ihaleyi iptal
etmekte serbestisini de sunmaktadır.
(82) Yukarıda 4734 sayılı Kanun’un ilgili maddelerince çizilen genel çerçeve, ihalelere
birden fazla firmanın katılımını ve bu firmalar arasında geçerli teklif sunanlardan
ekonomik açıdan en avantajlı teklifi verenin ihaleyi kazanmasını öngörmektedir. Konu
kemoterapi ilaç hazırlama hizmet alım ihaleleri özelinde ele alındığında ise, inceleme
dönemine ait ihalelerin yarısından fazlasında tek firmanın ihaleye katılım sağladığı
anlaşılmaktadır. 4734 sayılı Kanun ihalede tek istekli olması durumuna özel idareyi
51 Yarı otomatik ve robotik olarak çıkılan kısmi teklife kapalı ihale istekli sayısını teke indirmiştir.
20-01/14-06
30/80
belirli şekilde davranmaya (ihalenin iptal edilmesi gibi) yöneltecek herhangi bir hüküm
barındırmamaktadır.
(83) Bu çerçevede, kemoterapi ilaç hazırlama hizmet alımını konu alan ihaleler
incelendiğinde, ihalede beklenen katılımın sağlanmaması durumunun idarenin
inisiyatifinde olmakla birlikte, zaman zaman başvurulan bir iptal gerekçesi olduğu tespit
edilmiştir. İnceleme sürecinde, ihalenin bu gerekçe ile iptal edilmesi akabinde yapılan
tekrarında da benzer bir tablo ile karşılaşılması ihtimali ve bu süre zarfında katlanılacak
zaman kaybı ve sağlık hizmetinin aksaması hallerinin, çoğu durumda idareyi şartları
sağlaması halinde ihaleyi katılım sağlayan firmada bırakmaya yönlendirdiği bilgisi
edilmiştir.
(84) Bu çerçevede örneğin KİK’ten ve teşebbüslerden temin edilen bilgiler doğrultusunda,
tam otomatik/robotik kemoterapi ilaç hazırlama hizmetini konu alan toplam 103 ihalenin
72 tanesine tek firma katılım sağlamış, bunlardan iki tanesi ihalede rekabetin
sağlanmaması gerekçesiyle iptal edilmiştir. Dolayısıyla, dosya kapsamında ele alınan
“diğer bir firmanın kazanmasını sağlamak amacıyla yan teklif verilmesi” iddiasının
kemoterapi ilaç hazırlama hizmetleri bakımından fiili gerçeklik ile örtüşmediği
değerlendirilmektedir. Diğer bir ifadeyle, firmaların yan teklif verme yoluyla rekabeti
engelleyen bir işbirliğine gitmesinin, “tek firma katılımının” ilgili idare özelinde mutlak
iptal nedeni sayılması prensip edilmediği sürece, pratikte bir anlamı olmayacağı
anlaşılmakatdır. Nitekim inceleme döneminde de “yan teklif sunulması” iddiasını
destekler, teşebbüsler arasında bu yönde bir iletişim barındıran bilgi ve belgeye
ulaşılmamıştır.
(85) Firmaların ihaleye katılım kararlarına etki eden faktörler inceleme sürecinde elde edilen
bilgi ve belgeler doğrultusunda incelendiğinde, firmaların idari ve teknik şartnamelerde
yer alan koşulları sağlayıp sağlamamalarının yanı sıra ilgili ihalenin karlılık
değerlendirmesi de önemli bir bileşen olarak yer almaktadır. Karlılık
değerlendirmesinde ilgili ihale dolayısıyla elde edilecek gelirler ve katlanılacak
maliyetler karşılaştırılmaktadır. İhale dolayısıyla elde edilecek gelir, hastane tarafından
dönem boyunca alınan hizmet karşılığı yapılacak ödemeler olup, firma bazında
farklılaşmamaktadır. Ancak maliyetler bakımından her teşebbüs kendi maliyetlerine
dayalı bir değerlendirmede bulunmaktadır.
(86) Kemoterapi ilaç hazırlama hizmet alımı ihalelerinde firmalar cihaz, sarf malzeme, temiz
oda, personel gideri gibi maliyetlere katlanmaktadır. Bu maliyetlerden temiz oda
maliyeti firma bakımından büyük ölçüde batık maliyet, cihaz ve personel maliyetleri52
büyük ölçüde sabit, sarf malzeme53 maliyeti ise değişken maliyet niteliği taşımaktadır.
Dolayısıyla beklenen hasta sayısı artıkça, beklenen ortalama batık ve sabit maliyetler
düşmekte, bu da ilgili ihaleye olan talebi firmalar nezdinde pozitif yönde etkilemektedir.
Ancak her hâlükârda, hâlihazırda hastaneye hizmet veren firma -idarenin mevcut temiz
oda gereksinimini koruduğu varsayımı altında- temiz oda maliyetine katlanmayacak
olması hasebiyle diğer rakiplerine göre avantajlı durumda olmaktadır. İnceleme
döneminde yapılan görüşmeler ve elde edilen bilgiler, bu durumu destekler nitelikte
olup, temiz oda yatırımının maliyetlerin yaklaşık %25’ine tekabül edebildiği ve bu
oranın diğer firmalar nezdinde girişi caydırıcı etki doğurabileceğine işaret etmektedir.
Bu noktada, birçok ihaleye ait şartnamede, temiz oda mülkiyetinin firmaya ait olacak
şekilde düzenlendiğinin görüldüğü belirtilmelidir. Rekabet karşıtı bir anlaşmadan
52 Şartnamelerde genellikle kemoterapi ilaç hazırlama ünitesinde hizmet süresi boyunca görev alacak
firma tarafından sağlanması gereken personel sayısı belirtilmektedir.
53 Hazırlama ve uygulama setleri.
20-01/14-06
31/80
kaynaklanan durumları dışarıda tutarak, sektörde yaygın olarak gözlemlenen ihaleye
tek firmanın katılmasına etki eden durumlardan birinin hâlihazırda hizmet veren
firmanın ilk giren olarak sahip olduğu bu avantaj olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla,
ihaleye katılımı ençoklaştırmak bakımından idarenin ihale kurgusunda yukarıda yer
verilen diğer unsurlarla birlikte temiz oda mülkiyetine hizmet süresi bitiminde idarede
kalacak şekilde yer vermesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
(87) İhaleye katılımı caydırma potansiyeline sahip bir diğer unsur sektöre yönelik
düzenlemeler olup, bu noktada özellikle SGK mevzuatının belirleyici olduğu
değerlendirilmektedir. Devam eden bölümde SGK ve Bakanlık düzenlemeleri ele
alınmakta akabinde, rekabet ihlali nedeniyle rekabetin sağlanamadığı ihalelere ilişkin
yapılan tespit ve değerlendirmelere yer verilmektedir.
I.3.2.2. Kemoterapi İlaç Hazırlama Yöntemlerine İlişkin SGK Düzenlemeleri
(88) Kemoterapi ilaç hazırlama yöntemleri içerisinde hangi yöntemin kullanılacağına
hastaneler karar vermekle birlikte, bu yöntemden faydalanan hastaların tedavi
bedelleri SGK tarafından karşılanmaktadır. SGK 2000 yılı başlarından itibaren aralıklı
olarak yayımlamaya başladığı ve günden güne gelişen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)
düzenlemeleri yolu ile sağlık alanındaki mal ve hizmetler için ödeyeceği bedelleri ve
ödeme şartlarını belirlemektedir. Bu belirlemeler sağlık sektöründe devlet tarafından
sigortalı kişilere hizmet veren özel hastaneler de dâhil olmak üzere tüm kurumları
bağlayıcıdır. Dolayısıyla SGK tarafından belirlenen ödeme kriterleri, hastanelerin hangi
kemoterapi ilaç hazırlama yöntemini kullanacağı hususunda en temel belirleyici olarak
ortaya çıkmaktadır.
(89) Aşağıda değinilecek olan SUT değişikliği öncesinde; kemoterapi ilaçlarının
hazırlanmasında kullanılan tıbbi malzemeler, “Serbest Kodsuz Ürün” olarak
sınıflandırılmış ve bu dönemde KDV dahil alış fiyatı üzerine %15 işletme gideri ilave
edildikten sonra bulunan tutar üzerinden çeşitli kesintiler ilave edilerek hastaneler
tarafından SGK’ya fatura kesilmesi ve bu bedellerin SGK tarafından hastanelere geri
ödemesinin yapılması yöntemi benimsenmiştir.
(90) 24.12.2014 tarih ve 29215 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2015 tarihinde
yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile
kemoterapi ilaçlarının hazırlanmasında yukarıda bahsedilen ödeme yöntemi terk
edilerek, işlemin hangi yöntemle yapılmış olmasına bağlı olarak farklı işlem puanları
ve buna bağlı olarak hastanelere ödenecek hizmet bedelleri belirlenmiştir. Değişiklikle
“manuel infüzyon kemoterapisi”, “otomatik/yarı otomatik infüzyon kemoterapisi” ve
“robotik infüzyon kemoterapisi” ayrı ayrı 3 kategori altında tanımlanmıştır. Söz konusu
kategoriler, 21.04.2015 tarih ve 29333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
01.05.2015 tarihinde yürürlüğe giren SUT ile değişikliğe uğramış aynı zamanda
kategorilerin açıklandığı satırlarda ve ödenecek bedellerde de değişikliklere gidilmiştir.
Aşağıda Tablo-3’te söz konusu düzenlemeler karşılaştırmalı olarak ve farklılıklar altı
çizili olarak sunulmaktadır:
20-01/14-06
32/80
Tablo-3: 01.05.2015 Tarihinde Yapılan SUT Değişikliği Öncesi ve Sonrasında Belirlenen Kategoriler ve Açıklamaları
01.01.2015 tarihinde yapılan değişiklik sonrası düzenleme 01.05.2015 tarihinde yapılan değişiklik sonrası düzenleme
İşlem Adı Açıklama TL İşlem Adı Açıklama TL
Manuel infuzyon
kemoterapisi
Günde en fazla bir defa faturalandırılır. Aynı gün
intravenöz enjeksiyon ve intravenöz ilaç
infüzyonu ile birlikte faturalandırılmaz.
Hazırlama ve uygulama işlemleri ile tüm
malzemeler dahildir.
60 Manuel infuzyon
kemoterapisi
Günde en fazla bir defa faturalandırılır. Aynı gün
intravenöz enjeksiyon ve intravenöz ilaç infüzyonu ile
birlikte faturalandırılmaz. Hazırlama ve uygulama
işlemleri ile tüm malzemeler dahildir.
69,9
Otomatik/ Yarı
otomatik
infüzyon
kemoterapisi
Günde en fazla bir defa otomatik, yarı otomatik
hazırlama izin belgesi bulunan sağlık hizmetleri
sunucularınca faturalandırılır. Aynı gün
intravenöz enjeksiyon ve intravenöz ilaç
infüzyonu ile birlikte faturalandırılmaz.
Kemoterapi hazırlama ve uygulama setleri
dahildir.
80 Yarı otomatik
infüzyon
kemoterapisi
Günde en fazla bir defa otomatik, yarı otomatik
hazırlama izin belgesi bulunan sağlık hizmetleri
sunucularınca faturalandırılır. Aynı gün intravenöz
enjeksiyon ve intravönöz ilaç infüzyonu ile birlikte
faturalandırılamaz. Hazırlama ve uygulama işlemleri ile
tüm malzemeler dahildir.
90,0
Robotik
infüzyon
kemoterapisi
Günde en fazla bir defa robotik hazırlama izin
belgesi bulunan sağlık hizmetleri sunucularınca
faturalandırılır. Aynı gün intravenöz enjeksiyon
ve intravenöz ilaç infüzyonu ile birlikte
faturalandırılmaz. Hazırlama ve uygulama
işlemleri ile tüm malzemeler dahildir.
120 Otomatik/ robotik
infüzyon
kemoterapisi
Günde en fazla bir defa robotik hazırlama izin belgesi
bulunan sağlık hizmeti sunucularınca faturalandırılır.
Aynı gün intravenöz enjeksiyon ve intravenöz ilaç
infüzyonu ile birlikte faturalandırılmaz. Hazırlama ve
uygulama işlemleri ile tüm malzemeler dahildir.
Otomatik cihazlar için otomatik ön dolum, gravimetrik
doğrulama ve görsel eşleştirme özelliklerine sahip olma
şartları aranır.
150,0
20-01/14-06
33 / 79
(91) Tablo-3’te görüldüğü üzere 01.05.2015 tarihinde yapılan değişiklik neticesinde “tam
otomatik” yöntem ile hazırlanan kemoterapi ilaçları “robotik yöntem” ile aynı ödeme
koduna alınmış, ayrıca “tam otomatik” cihazların otomatik ön dolum, gravimetrik
doğrulama ve görsel eşleştirme özelliklerine sahip olması şartları aranmıştır. SGK’nın
ilgili düzenlemeleri, kemoterapi ilaçlarının hangi yöntem ile hazırlandığına bağlı olarak
yapılacak geri ödeme miktarlarını kategoriler halinde belirlemenin yanında, bu
kategorilerin hangi hastaneler tarafından benimsenebileceğini ve “otomatik cihazlar” için
aranan özelliklerin neler olduğunu belirlemektedir.
(92) Söz konusu ödeme kodu değişikliğinin sorulması üzerine SGK; TKHK’nın 11.03.2015
tarihli ve 257 sayılı yazısı ekinde sunulan değerlendirme raporunda, otomatik
kemoterapi hazırlama cihazı bulunan ABDURRAHMAN YURTASLAN’da yapılan
değerlendirme sonucu otomatik kemoterapi hazırlama sisteminin robotik kemoterapi
hazırlama sistemi ile daha çok ortak özelliği bulunduğunun tespit edildiği, her iki sistemin
de volumetrik doğrulama, gravimetrik doğrulama ve görsel eşleştirme yapabildiği
gerekçesiyle otomatik ve robotik infüzyon kemoterapisi işlemlerinin birlikte
sınıflandırılarak puanlandırılması gerektiği görüşünün belirtildiği ve bu görüşe istinaden
21.04.2015 tarih ve 29333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.05.2015 tarihinde
yürürlüğe giren değişiklik ile SUT Eki Ek-2/B Hizmet Başı Puan Listesinde
"otomatik/robotik infüzyon kemoterapisi" işlemlerinin aynı SUT kodu ve aynı işlem
puanında tanımlandığını belirtmiştir.
(93) SGK’nın kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerine yönelik yukarıda yer verilen
düzenlemelerinin pazarda yarattığı fiili etki otomatik cihazların pazarda öne çıkması
şeklinde olmuştur. Bunun temel nedeni otomatik cihazların robotik cihazlara göre ciddi
maliyet avantajına sahip olmasına dayanmaktadır. İnceleme sürecinde elde edilen
bilgiler, otomatik cihazların yaklaşık 100 bin TL, robotik cihazların ise 300 bin Avro
civarında maliyete sahip olduklarını göstermektedir. SGK sınıflandırması cihazların eş
değer olduğuna işaret etmekte, bu ise hastaneleri ihtiyaçlarını otomatik veya robotik
kemoterapi ilaç hazırlama hizmeti olarak belirlemeye yönlendirebilmektedir. Ancak bu
kez söz konusu ihaleye otomatik cihaz üreticileri/bayileri robotik cihaz
distribütörleri/bayilerine nazaran önemli maliyet avantajıyla girmektedir. Bu durum,
robotik cihaz distribütör/bayilerinin ilgili ihaleye katılımını caydırmakta, haliyle katılım
oranı da buna bağlı olarak düşebilmektedir. Düzenlemenin pazarda yarattığı bir diğer
etki ise üretici ve distribütörlerin otomatik cihaz üretimine teşvik edilmesi şeklinde
olmuştur. Fiili olarak otomatik segmentte 1,5 yıla yakın süre yalnızca ONCOSEM yer
alırken, diğer üreticiler de kendi otomatik cihazlarına onay almak için ciddi çaba içerisine
girmişler, fiili durum pazarda ciddi rahatsızlık uyandırmış, dosya kapsamında iletilen
şikâyetlerle Kurumumuza da aksettirilmiştir.
(94) Bu noktada, hangi sistem kullanılırsa kullanılsın nihai yaratılan ürünün uygulanmaya
hazır hale getirilmiş ilaç olduğu belirtilmelidir. Her bir sistemin, daha önce ifade edildiği
üzere belirli avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Düzenleyici kurumlar azami
kamu faydası yaratacak şekilde pazara yönelik düzenlemeleri gerçekleştirmektedir,
ancak asimetrik regülasyon olarak tabir edilen, pazarda yer alan bir sınıf oyuncuyu
diğerlerine nazaran avantajlı konuma getiren düzenlemelerin rekabetçi işleyişe zarar
vereceği ve piyasayı etkin olmayan bir noktaya taşıyacağı genel kabul görmektedir. Zira,
pazardaki oyuncular söz konusu düzenlemenin etkisini bertaraf etmek üzere harekete
geçebilecek, ancak bu hareket pazarın simetrik düzenlenmesi halindeki normal
işleyişinde başvurulacak bir hareket olmaktan uzak olacaktır. Dolayısıyla, asimetrik
düzenlemenin etkisiyle pazar yeniden şekillenebilecektir. İşbu dosya bakımından da
20-01/14-06
34 / 79
bahsi geçen SGK düzenlemesi piyasada otomatik cihazları öne çıkaran ve oyuncuları
otomatik cihaza yönlendiren bir etki doğurmuştur.
I.4. Elde Edilen Belgelerin 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Değerlendirmeleri
(95) Soruşturma konusu iddialar temelde; ilk otomatik kemoterapi ilaç hazırlama cihazına
sahip ONCOSEM’in kamu kurumları nezdindeki nüfuzunu kullanarak pazara girişleri
rakiplerine kapadığı, ONCOSEM, MEDİTERA ve ONKOFAR’ın ihalelerde rekabet
edilmemesi üzerine anlaştıkları, söz konusu teşebbüslerin ortak paydalarının KORULU
olduğu, ihalelerde rekabet oluşmadığı için yüksek fiyatların uygulandığı ve önemli
miktarda kamu zararının oluştuğunu konu almaktadır.
(96) Özellikle piyasadaki ilk otomatik kemoterapi ilaç hazırlama cihazına sahip ONCOSEM’in
kamu kurumları nezdindeki nüfuzunu kullanarak pazara girişleri rakiplerine kapadığı ve
bu şekilde belirli bir süre rakip baskısı olmadan faaliyet gösterdiği iddiası her ne kadar
oluşmuş olabilecek kamu zararı noktasında önem arz etse de 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebilecek bir husus niteliği taşımamaktadır. Söz konusu
durumun ve benzer iddiaların pazardaki rekabetçi sürece etkilerine ilgili bölümde
değinilmiş olup tekrardan kaçınmak adına bu hususlara yeniden yer verilmeyecektir.
Öte yandan soruşturma bildirimine esas oluşturan iddialara ilişkin olarak ulaşılabilen
bilgi ve/veya belgelere izleyen paragraflarda değinilecektir. Ancak diğer hususlarda
herhangi bir bilgi ve/veya belgeye ulaşılamamıştır.
(97) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrası, “Belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri
hukuka aykırı ve yasaktır.” şeklindedir. Maddenin (b) bendinde, mal veya hizmet
piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının
paylaşılması ya da kontrolü, madde kapsamındaki haller arasında sayılmıştır. Aşağıda
açıklanacağı üzere, kemoterapi ilaç hazırlama alanında faaliyet gösteren bazı
teşebbüslerin ihalelerde birlikte hareket etmesi, Kanun’un 4. maddesi kapsamında yer
almaktadır.
(98) Önaraştırma ve soruşturma döneminde yapılan yerinde incelemelerde dosya konusuyla
ilgili elde edilen belgelerden kemoterapi ilaç hazırlama alanında faaliyet gösteren bazı
teşebbüslerin ayrı ayrı ihalelerde gerek ihale hazırlık sürecinde gerekse ihalenin
gerçekleştirilmesi aşamasında kendi lehlerine süreci manipüle etmek ve ihaleyi
paylaşmak üzere anlaştıkları, ayrıca birden fazla sağlayıcının bayiliğini yapan
KORULU’nun ortak payda olduğu kanaatine varılmaktadır.
I.4.1. SAMSUN EAH’ye İlişkin Belgeler ve Değerlendirme
(99) Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda, soruşturma taraflarından KORULU ve
ONKOFAR’ın SAMSUN EAH’ya ait 2016/109053 İKN’li ihale sürecinde birlikte hareket
ettiği tespit edilmiştir. Söz konusu birlikteliğe ilişkin elde edilen bilgi ve belgeler ile 4054
sayılı Kanun kapsamında yapılan değerlendirmeye aşağıda yer verilmektedir.
(100) Belge-3: ONKOFAR çalışanı (…..) tarafından bir diğer ONKOFAR çalışanı (…..)’e
gönderilen 27.01.2016 tarihli “Samsun EAH_ykl talebi hk. son durum bilgisi_270116”
konulu e-postada:
Merhaba (…..);
20-01/14-06
35 / 79
Korulu’dan (…..) ile görüştüm.
Kurum 65 hasta üzerinden min. 2 robot ve manuel sistem için ihaleye çıkılması
konusunda ısrarcı olmuş.
Mevcut kapasite planlamasında 1 robot+ kapasite artışı sonucu 2. Robotun
kurulması konusunda Korulu tarafı da ısrarcı davranmış.
Genel sekreterlikteki bir depo sorumlusu bayan, ihale kapsamında ilaç hazırlama
aparat vb. sarf malzemeleri için şartnameye mi. Temin edilecek adetin mutlaka
yazılması konusunda görüş belirtmiş. Hastane tarafında doktor ve hemşire (…..)
da bu konuda dirençli davranmamamaktaymış, genel sekreterlik istiyor diyerek
sıyrılmışlar.
…
Özet olarak Korulu Grup mevcut şartnameye ; Yaklaşık maliyet teklifi vermiyor.
Bize de yarın sabah gönderecekler açıklama metnini bilgi amaçlı
paylaşacaklar.Hastaneye bu koşullarla ihaleye de katılmamız anlamsız demişler.
Yarın sanırım (…..) kurumu tekrar ziyaret edecekmiş.
Bizim de bu koşullar altında yaklaşık maliyet sunmamız anlamsız görünüyor.
Manuel + robot konusunda da şartnameyi rekabete açmak istedikleri için yarı
otomatikten vazgeçtiklerini hastane kendisi itiraf etmiş.
Şuan için yaklaşık maliyet teklifi konusunda beklemekteyiz.
Bilgilerinize sunulur.
ifadeleri yer almaktadır.
(101) E-postanın içeriğinden SAMSUN EAH’nın ihale hazırlığında olduğu, bu süreçte
KORULU ve ONKOFAR’dan yaklaşık maliyet teklifi talep ettiği anlaşılmaktadır.
ONKOFAR yetkilisi KORULU yöneticisi ile yaptığı görüşmeye atıfla, mevcut şartlar
altında ihaleye yaklaşık maliyet teklifi vermeyeceğini belirten KORULU’yu destekler
nitelikte kendilerinin de yaklaşık maliyet teklifi vermesinin anlamsız olacağını
vurgulamaktadır. Her ne kadar KORULU, bazı ihalelerde ONKOFAR bayiliğini üstlenen
bir firma niteliğinde olsa da ONCOSEM, MEDİTERA gibi firmaların da bayiliğini
yapmaktadır. Bunun yanı sıra kendi yarı otomatik cihazı ile de sektörde yer almakta,
ayrıca RİVOSEM’den satın aldığı robotik cihazla da kendi adına ihalelere iştirak
etmektedir. Bu itibarla SAMSUN EAH nezdinde KORULU ve ONKOFAR’ın rakip firma
teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Yaklaşık maliyet teklifi verilip verilmemesi konusunda
birlikte hareket edildiğine ve idarenin sistem tercihinin54 bu işbirliği içerisinde
etkilenmeye çalışıldığına işaret eden e-postanın 2016/109053 İKN’li SAMSUN EAH
ihalesi ile sonuçlanan sürece ait olduğu anlaşılmıştır.
(102) İlgili bölümde de açıklandığı üzere, idarenin yaklaşık maliyet hesaplamasını,
firmalardan topladığı yaklaşık maliyet tekliflerine dayalı olarak yapması durumunda
ihale süreci, teşebbüsler arası rekabet karşıtı bir anlaşmaya elverişli hale gelmektedir.
27.01.2016 tarihli belgeden görüleceği üzere idare, ihalenin ön hazırlık aşamasında
rakip teşebbüslerden yaklaşık maliyet teklifi toplama amacıyla hareket etmektedir. Buna
karşılık hastane nezdinde rakip firma niteliğinde olan ve yaklaşık maliyet teklifi iletmesi
beklenen KORULU ve ONKOFAR’ın doğrudan iletişim halinde olduğu görülmektedir.
Söz konusu e-posta içeriğinde yer alan “Korulu Grup mevcut şartnameye; Yaklaşık
54 Yarı otomatik ve robotik olarak çıkılan kısmi teklife kapalı ihale istekli sayısını teke indirmiştir.
20-01/14-06
36 / 79
maliyet teklifi vermiyor. Bize de yarın sabah gönderecekler açıklama metnini bilgi amaçlı
paylaşacaklar. Hastaneye bu koşullarla ihaleye de katılmamız anlamsız demişler.”
ifadesinin bir sonucu olarak ONKOFAR da ilgili ihalede KORULU gibi yaklaşık maliyet
teklifinde bulunmayarak idare tercihini ihale öncesinde yönlendirmeye çalışmaktadır.
Böylece rakip teşebbüsler ilgili ihalede idarenin manuel ve robotik sistem tercihi yaparak
rekabeti tesis etmeye yönelen amacını da bertaraf etmektedirler.
(103) Belge-6,7,8 ve 9: Bunun üzerine, söz konusu e-postada adı geçen SAMSUN EAH’ye
kemoterapi ilaç hazırlama hizmetine ilişkin ihale bilgileri sorulmuş ve ihaleye ilişkin
detaylı bilgiler Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(104) SAMSUN EAH tarafından gönderilen yazıda, 2016/109053 İKN’li Yarı Otomatik ve
Robotik Sistem İnfuzyon Kemoterapisi Hizmet Alımı İhalesinin hazırlık sürecine ilişkin
olarak ONKOFAR, KORULU, RİVOSEM, ONCOSEM ve MEDİTERA’dan yaklaşık
maliyet teklifi sunmalarının talep edildiği, buna karşılık yalnızca ONKOFAR ve KORULU
tarafından yaklaşık maliyet teklifinde bulunulduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, ONKOFAR
ve KORULU’nun süreçte 27.01.2016 tarihli belgede amaçladıkları üzere idarenin sistem
tercihini etkiledikleri, bunun üzerine yaklaşık maliyet teklifi sunmaya yanaştıkları
değerlendirilmektedir.
(105) İhale aşamasına gelindiğinde ise, KORULU tarafından ONKOFAR’a ait robotik ve yarı
otomatik cihazlarla teklif verilmiş olup, ilgili ihale KORULU üzerinde kalmıştır.
ONKOFAR ise yaklaşık maliyet teklifinde bulunmasına rağmen söz konusu ihaleye
teklifte bulunmamıştır.
(106) Söz konusu yazıdan anlaşıldığı üzere KORULU, ONKOFAR’la birlikte hareket ederek
idareyi robotik sistem yanında yarı otomatik sistemle ihaleye çıkılması yolunda ikna
etmiştir. Bu vesileyle kısmi teklife kapalı olan ihalede rakipler bertaraf edilmiş;
ONKOFAR ve KORULU tarafından yaklaşık maliyet teklifi verilmiştir. Bu noktada
KORULU’nun anılan ihale için ONKOFAR’a ait robotik ve yarı otomatik cihazlarla
yaklaşık maliyet teklifinde bulunduğunu belirtmek gerekmektedir. Üstelik KORULU,
ONKOFAR’ın cihazları ile (…..) TL yaklaşık maliyet teklifi verirken, ONKOFAR kendi
cihazları için (…..) TL üzerinden yaklaşık maliyet teklifinde bulunmuştur. İhale sürecine
gelindiğinde ise ONKOFAR yaklaşık maliyet teklifinde bulunmasına rağmen ihale için
herhangi bir teklif öne sürmemiş ve tek teklif sahibi KORULU ihaleyi kazanmıştır.
(107) 2016/109053 İKN’li SAMSUN EAH ihalesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde
KORULU ve ONKOFAR ihale hazırlık sürecinde işbirliği içerisinde hareket etmiş,
idarenin kemoterapi ilaç hazırlama sistemi tercihini etkileyerek rakiplerin ihale dışı
kalmalarını hedeflemiş, aynı cihazlar üzerinden işbirliği içerisinde yaklaşık maliyet
teklifinde bulunulmuştur. Yaklaşık maliyet tekliflerinin bir ihale ön provası olduğu ve
4734 sayılı Kanun’da ihale sürecinin rekabetçi bir parametresi olarak düzenlendiği55
dikkate alındığında, idarenin ihale bedeline referans teşkil etmek üzere hesapladığı fiyat
rakiplerce işbirliği içerisinde kendi lehlerine sonuç yaratmak üzere manipüle edilmiş ve
ihale sürecinde ONKOFAR’ın teklifte bulunmamasıyla ihale KORULU tarafından
kazanılmıştır.
(108) KORULU ve ONKOFAR’ın yukarıda yer verilen işleyiş içerisinde 2016/109053 İKN’li
SAMSUN EAH ihalesi sürecinde, ihalenin rekabetçi bir parametresi olan yaklaşık
maliyetin belirlenmesi sürecinde idareyi manipüle ettikleri, yaklaşık maliyet teklifi
sunulmaması konusunda birlikte hareket ederek idarenin sistem tercihini kendi lehlerine
55 Açıklamalar için bkz. “Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri Pazarındaki Rekabetçi İşleyiş-Yaklaşık
Maliyetin Belirlenmesi Süreci” başlıklı bölüm.
20-01/14-06
37 / 79
ve rakiplerini dışlamak üzere manipüle ettikleri, bu davranış biçiminin 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.2. NAMIK KEMAL ve ADANA BAŞKENT’e İlişkin Belgeler ve Değerlendirme
(109) Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda, soruşturma taraflarından KORULU,
MEDİTERA ve ONCOSEM’in NAMIK KEMAL’e ait 2017/155711 İKN’li ihale ve ADANA
BAŞKENT’e ait 07.07.2017 tarihinde sözleşmeye bağlanan satın alma sürecinde
rekabete aykırı hareket ettikleri tespit edilmiş olup buna ilişkin elde edilen bilgi ve
belgeler ile değerlendirilmeye aşağıda yer verilmektedir.
(110) Belge-10: KORULU Genel Müdürü (…..) tarafından KORULU çalışanı (…..)’a
gönderilen 23.12.2017 tarihli e-posta ekinde yer alan “(…..) meditera toplantı
notları.docx” isimli belgede:
(…..)& (…..) 22.12.2017 izmir meditera ofis toplantı gündem maddeleri..
Yaklaşık 6 ay önce yaptığımız toplantıya istinaden iş yapma kararı aldık,bu karara
istinaden adana başkentten ve tekirdağdan vazgeçtik,tamamı bize ait olan 2
projeyi size verdik..2 tesiste bize verdiğiniz fiyat para kazandırmıyor hatta zarar
ettiriyor!!bu sürdürülebilir bir iş değil!!
1.-afyon Kocatepe üniversitesi tam otomatik hazırlama ve uygulama!
Hazırlama cihazı 1 hafta içinde kurulmalı…
clen room
tefrişat 40 hasta!!
Hazırlama ok kira dahil…uygulama korumix..
2.-çorum hitit üniversitei y.o ilaç hazırlama ve uygulama !
Clen room+tefrişat ! 20 hasta!! Hazırlama ok uygulama korumix..
3.-adana başkent faturalandırma..projelerden feragat !! yada tek seferde 110
hasta üzeri anlaşma ve faturalama…
Tam otomatik kısmı sadece hazırlamada konuşulabilir…
4.-rkb ..
…
(111) Belgede KORULU tarafından vazgeçilerek MEDİTERA’ya verildiği belirtilen “Tekirdağ”
ve “Adana Başkent”in 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ve ADANA BAŞKENT’e ait
Otomatik Kemoterapi İlaç Hazırlama Sarf Malzemesi ve Cihaz Temini Sözleşmesi56
olduğu ve bunun karşılığında KORULU’ya MEDİTERA tarafından bayilik verilen 2
merkezin 2017/449964 İKN’li AFYON KOCATEPE ve 2017/232716 İKN’li ÇORUM
HİTİT olduğu değerlendirilmektedir.
(112) Belgedeki “4.-rkb..” ifadesinden anlaşıldığı üzere, toplantının gündem maddelerinden
birisi de Rekabet Kurumunun talep etmiş olduğu bilgilere ilişkin verilecek cevabın
tartışılmasıdır. Nitekim KORULU Genel Müdürü (…..) tarafından KORULU çalışanı
(…..)’a gönderilen 23.12.2017 tarihli e-posta ekinde yer alan “korulu rkb yazı.doc” isimli
56 ADANA BAŞKENT tarafından gönderilen bilgilerde, MEDİTERA’nın 27.03.2017 tarihli teklifi üzerine
07.07.2017 tarihinde (belgede sehven 07.07.2018 tarihi yazmakta olup hastane ile yapılan görüşme
sonrasında asıl tarihin 07.07.2017 olduğu teyit edilmiştir) sözleşme yapıldığı belirtilmektedir.
20-01/14-06
38 / 79
bir diğer belge, KORULU’nun Kurumun 20.12.2017 tarih ve 16048 sayılı bilgi talebine
cevaben gönderdiği 25.12.2017 tarih ve 9418 sayılı belgenin aynısıdır.
(113) Belge-11: ONCOSEM-KORULU bayilik sözleşmesi uyarınca ONCOSEM, NAMIK
KEMAL ve ADANA BAŞKENT mekezlerinde KORULU’yu münhasıran yetkili kılmakta,
bu merkezlerin ihalesinde KORULU, ONCOSEM’in menfaatlerini koruma esaslı
çalışma taahhüdünde bulunmakta, başkaca bir rakibinin bayisi olarak bu merkezlerin
ihalelerine girmemeyi taahhüt etmekte, karşılığında ONCOSEM ise bu merkezler için
kendisi veya başka bir bayi aracılığıyla KORULU’ya rakip olmamayı taahhüt etmektedir.
(114) Belge-12: ONCOSEM çalışanı (…..) tarafından ONCOSEM çalışanları (…..) ve (…..)’e
gönderilen ve (…..) ve (…..)’in bilgi tutulduğu 14.02.2017 tarihli ve “Namık kemal”
konulu postada:
Merhabalar,
Namık Kemal Üniversitesi ihaleye çıkması planlanan şartname ektedir.
İncelemenizi ve en kısa sürede dönüş yapmanızı rica edeceğim.
Tesekkürler..
ifadeleri yer almaktadır.
(115) Söz konusu e-postaya (…..) 21.02.2017 tarihinde,
uygulama seti ve pompasi sartnamesine kesinlikle uymuyoruz mediteraya gore
cikmis tek tarafli bir sartname busartnameye yonelik duzeltmeler (…..) da
mevcutdur bilgilerinize
şeklinde cevap vermiştir.
(116) Aynı postaya bu kez (…..) 21.02.2017 tarihinde,
Merhaba,
Ekteki dosyada işaretlenen birkaç kısım dışında sorun görünmüyor,
iyi çalışmalar dilerim.
şeklinde cevap vermiştir.
(117) Belge-12 (devamı): KORULU çalışanı (…..) tarafından ONCOSEM çalışanı (…..)’a
gönderilen 21.02.2017 tarihli ve “namık kemal şartname” konulu e-postada ise:
(…..) merhaba,
Ek-8’ de Meditera ile ortak bir şartname konulmasını istedi (…..).Bi inceleyip dönüş
yaparsanız cok memnun oluruz.Bizde birkaç değişiklik yaptık..
ifadeleri yer almaktadır.
(118) Belge-10 (devamı): NAMIK KEMAL’e ilişkin elde edilen bir diğer belge KORULU Genel
Müdürü (…..) ile KORULU çalışanı (…..)’ın 30.01.2017 ile 23.08.2017 tarihleri
arasındaki konuşmalarıdır. Bu kapsamda 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesine
ilişkin ifadeler kronolojik sıraya göre aşağıda sunulmaktadır:
08.05.2017, 12:19 - (…..): (…..) bey tekirdağ ihalesine giriyor muyuz oncosem
şartnamesi
08.05.2017, 12:49 - (…..): (…..) bey bilgi vermemiş oncoseme fiyat falan da
gellmedi
20-01/14-06
39 / 79
08.05.2017, 12:49 - (…..): İhale nezaman
08.05.2017, 12:49 - (…..): 10unda
08.05.2017, 12:49 - (…..): Zeyilnqme oldumu ihalede?
08.05.2017, 12:50 - (…..): Fiyat iste yazılı olarak
08.05.2017, 12:51 - (…..): olmadı (…..) bey
08.05.2017, 12:51 - (…..): tamam
09.05.2017, 13:29 - (…..): IMG-20170509-WA0011.jpg (dosya ekli)
(…..) bey oncosemden tekirdag icin hala fiyat gelmedi dunden beri ariyorum net
cevap vermiyolar ayrica fosforluyla belirttigim yer temiz odanin is bitiminde
hastanede kalmasi 2 personel ve tum sarflar bize ait is bitiş tarihi ise 31.12.2018
09.05.2017, 14:04 - (…..): (…..) bey (…..) bey (…..) bey ile gorusmus ihale
girmeyecekmisiz onlarda girmeyeceklermis
09.05.2017, 14:31 - (…..): Ok
(119) Yukarıdaki belgelerden anlaşılacağı üzere, 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesi
için KORULU, ONCOSEM’den MEDİTERA’yı da içerecek şekilde ortak şartname
hazırlanmasını istemektedir. Her ne kadar ONCOSEM’in yapmış olduğu bayilik
sözleşmelerinde bayilerine münhasır bölgeler atadığı görülse de, 14.02.2017 tarihli
belgede ise ONCOSEM’in söz konusu ihale ile ilgilendiği ve ihaleye ilişkin şartname
üzerinde kendisinin de çalıştığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte ihale bilgilerini indirerek
bu bilgilere sahip olan ve ONCOSEM tarafından ihale öncesi yetkilendirilerek ilgili
ihaleye tek başına girmesinde herhangi bir sakınca olmayan KORULU’nun, şartname
üzerinde gerekli düzeltmeleri yaparak idareye başvurmasında bir beis
bulunmamaktadır. Ancak ONCOSEM’den rakibi MEDİTERA lehine sonuç yaratacak
şekilde böyle bir talepte bulunmasına NAMIK KEMAL’in ONCOSEM’in bilgisi ve onayı
dahilinde MEDİTERA’ya bırakılmış olduğundan daha farklı bir izah getirilememiştir.
(120) Nitekim 4734 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan “İdareler, bu Kanuna göre
yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği,
kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve
kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur.” hükmüne göre kamu mal
ve hizmet alımı ihalelerinde rekabetin sağlanmasından bizzat idareler sorumludur.
ONCOSEM veya KORULU’nun rakibi lehine şartnamede değişiklik yaparak ihalenin
rekabetçi olmasına ilişkin herhangi bir yükümlülükleri bulunmamaktadır. Aksine,
düzenlenen ihalelerde birtakım sebeplerle teknik şartnamenin birkaç teşebbüsü
dışarda bırakması durumunda ihale şartlarını karşılayan teşebbüs açısından avantajlı
bir durum oluşmaktadır. Bu olasılıkta, teknik şartname dolayısı ile avantajı elinde
bulunduran teşebbüsün rekabeti tesis etmek amaçlı hareketinin rasyonel bir davranış
olmayacağı değerlendirilmektedir. Zira kendi menfaatlerine olacak şekilde ihalede
rekabetin tesis edilmesine ilişkin idareye itiraz edilmesinde herhangi bir sakınca
bulunmazken, idarenin dışında gerçekleşen görüşmelerde özellikle de rakibi lehine
şartnamede değişiklik taleplerinin ihalenin rekabetçi yapısıyla bir bağı olmadığı
görülmüştür.
(121) Öte yandan, 23.12.2017 tarihli belgede, anılan tarihten yaklaşık 6 ay önce
MEDİTERA’ya bırakılan hastaneler arasında gösterilen NAMIK KEMAL ihalesine girilip
girilmeyeceğine KORULU ve ONCOSEM/SANTEK tarafından birlikte karar verildiği,
“…(…..) bey (…..) bey (…..) bey ile gorusmus ihale girmeyecekmisiz onlarda
20-01/14-06
40 / 79
girmeyeceklermis…” ifadelerinden açıkça anlaşılmaktadır. Söz konusu ifadelerde
KORULU ve ONCOSEM/SANTEK’in ihaleye girilmemesi yönünde ortak iradeye sahip
olduğu görülmektedir. Kaldı ki 14.02.2017 tarihli belgede ONCOSEM çalışanları
tarafından ihale üzerinde çalışıldığı ve ihaleye iştirak edebilmek adına yapılması
gereken değişiklikler üzerinde değerlendirmelerde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
(122) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin incelendiği vakalarda
ihlalin varlığı sonucuna varabilmek için amaç unsurunu göstermek yeterli olmakla
birlikte, 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesinde anlaşmanın, rekabet karşıtı
sonucu amaçlama aşamasında kalmadığı uygulamaya da alındığı, haliyle kuvvetle
muhtemel bir etkinin doğduğu da anlaşılmaktadır. Nitekim anılan ihaleye ilişkin NAMIK
KEMAL tarafından gönderilen bilgilerde ihale dosyasının KORULU, MEDİTERA,
SANTEK ve As Deniz Turizm Nakliyat İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.57 tarafından
indirildiği görülmekle birlikte ihaleye MEDİTERA’dan başka herhangi bir teşebbüs
tarafından teklifte bulunulmamıştır. Buna karşılık NAMIK KEMAL tarafından iptal edilen
2016/136086 İKN’li ihaleye bakıldığında ihaleye tek bir istekli firma (KORULU)
katıldığından dolayı rekabet koşulları oluşmadığı için ihalenin idare tarafından iptal
edildiği ancak yapılan ikinci ihaleye KORULU tarafından hiç teklif verilmediği
görülmektedir.
(123) 2016/136086 İKN’li ihalenin tek bir istekli firma katıldığından dolayı rekabet koşulları
oluşmadığı gerekçesiyle iptal edilmesine rağmen ikinci ihalede (2017/155711 İKN’li
ihale) de tek bir istekli firma olmasına rağmen ihalenin niçin iptal edilmediği hususu
NAMIK KEMAL’e sorulmuştur. NAMIK KEMAL tarafından cevaben, her iki ihaleye de
tek isteklinin katılmasının yapılacak üçüncü ihalede de aynı durumla karşılaşma
ihtimalini doğurduğu ve yapılacak yeni bir ihalenin zaman ve kaynak israfına sebep
olacak olması ve hizmetin bir an önce verilebilmesi sebepleriyle ikinci ihalenin
komisyonca iptal edilmediği belirtilmiştir.
(124) KORULU ve MEDİTERA arasında yapılan toplantının notlarında ise, KORULU
tarafından iki hastanenin (NAMIK KEMAL ve ADANA BAŞKENT) tamamen
MEDİTERA’ya bırakıldığı, karşılığında da iki hastane aldığı (AFYON KOCATEPE ve
ÇORUM HİTİT) görülmektedir. 2017/449964 İKN’li AFYON KOCATEPE ve
2017/232716 İKN’li ÇORUM HİTİT ihalelerinin her ikisinde de KORULU, MEDİTERA
bayi olarak ihaleleri kazanmıştır. 2017/232716 İKN’li ÇORUM HİTİT ihalesinde tek teklif
veren olarak ihaleyi kazanan KORULU, 2017/449964 İKN’li AFYON KOCATEPE
ihalesinde SANTEK ile yarışmış ve ihaleyi kazanmıştır. İhalelerin ve hastanelerin
paylaşıldığının görüldüğü belgeden Rekabet Kurumu tarafından yürütülen önaraştırma
sürecinde teşebbüslerden istenilen bilgilere verilecek cevabın birlikte mütalaa edildiği
de anlaşılmaktadır (Belge-10).
(125) ADANA BAŞKENT’e bakıldığında da benzer bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Kamu
kurumu niteliği taşımayan ADANA BAŞKENT bir vakıf üniversitesi hastanesi olup, 4734
sayılı Kanun’dan muaftır. 01/01/2015 - 11/09/2017 tarihleri arasında kemoterapi ilaç
hazırlama yöntemi olarak manuel sistemi tercih eden hastane, benzer sistemleri
kullanan hastanelerden bilgi edinerek (GAZİANTEP, KOCAELİ, DOKUZ EYLÜL vb.)
KORULU, SANTEK ve MEDİTERA’dan teklif istemiştir. 27.03.2017 tarihinde
MEDİTERA, 07.04.2017 tarihinde KORULU ve 11.04.2017 tarihindeyse SANTEK
tarafından tekliflerin verildiği pazarlık süreci sonunda, 07.07.2017 tarihinde MEDİTERA
ile yapılan Otomatik Kemoterapi İlaç Hazırlama Sarf Malzemesi ve Cihaz Temini
57 Ticaret Sicil Gazetesi’nden edinilen bilgilere göre Van siciline kayıtlı olan teşebbüs, soruşturma
döneminde incelenen herhangi bir ihalede yer almamıştır.
20-01/14-06
41 / 79
Sözleşmesi kapsamında MEDİTERA’dan hizmet ve malzeme alımı yapılmıştır. ADANA
BAŞKENT Hastanesi de NAMIK KEMAL gibi KORULU’nun ONCOSEM tarafından
münhasıran yetkilendirildiği hastanelerden birisi olmasına ve sözleşme gereği bayiye
tahsis edilen hastanede ONCOSEM’in kendisi veya başka bayiyi yetkilendiremeyecek
olmasına rağmen SANTEK, anılan hizmet alımına teklifte bulunmuştur. Bu durum
KORULU ile ONCOSEM arasındaki münhasır müşteri tahsisi içeren sözleşmenin bazı
hastaneler ve ihaleler özelinde en azından dışarıdan bakıldığında fiilen yürümediğini
ve KORULU’nun kendi tek iradesi dışında sürecin işlediğini göstermektedir. Diğer bir
ifadeyle, taraflar arasında ilgili hastaneleri konu alan bir bayilik protokolü varken,
ONCOSEM tarafından, (bayilik sözleşmesi uyarınca KORULU’yu münhasıran yetkili
kıldığı) hastanelere verilen tekliflerin de rekabet karşıtı anlaşmanın bir uzantısı olduğu,
bu durumun görünürdeki bir rekabetin ötesine geçmediği değerlendirilmektedir (Belge-
13, 14)
(126) Yukarıdaki bilgi, belge ve değerlendirmeler ışığında, NAMIK KEMAL ihalesinde ve
ADANA BAŞKENT satın almasında KORULU, MEDİTERA ve ONCOSEM/SANTEK’in
anlaşarak birlikte hareket ettiği ve bu pazarları paylaştıkları sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.3. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesine İlişkin Genel Değerlendirme
(127) Yukarıdaki belgeler ve ihaleler, ayrı ayrı ve birlikte değerlendirildiğinde kemoterapi ilaç
hazırlama alanında faaliyet gösteren bütün teşebbüslerin ortak iradeleri ile somut bir
ihalede birlikte hareket ettiklerini gösteren herhangi bir bilgi ve/veya belgeye
ulaşılamamıştır. Bununla birlikte özellikle KORULU’nun taraf olduğu ihalelerde ayrı ayrı
ikili ve üçlü anlaşmaların olduğu görülmektedir. 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL
ihalesi sürecinde KORULU, ONCOSEM/SANTEK ve MEDİTERA’nın, 2016/109053
İKN’li SAMSUN EAH ihalesi sürecindeyse KORULU ve ONKOFAR’ın işbirliği içerisinde
hareket ettikleri tespit edilmiştir.
(128) “Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemleri Pazarındaki Rekabetçi İşleyiş” başlığında detaylı
olarak ele alındığı üzere, ihale süreci rekabetçi birçok adımdan oluşmaktadır ve ihalenin
rekabetçi dengede sonuçlanması için ihalenin rekabetçi her bir adımında rakiplerin etkin
rekabet içerisinde olması gerekmektedir. Dolayısıyla tarafların birlikte hareket ettikleri
yönündeki tespit yalnızca ihalenin gerçekleşme aşamasını kapsamamakta, firmaların
rekabet ettikleri öngörüsüne dayalı olarak kurgulanan hazırlık aşamalarına da sirayet
edebilmektedir. İhale sürecinde teşebbüslerin birlikte hareketleri, bir taraftan ihale
sürecini şeffaflaştırarak belirsizliği ortadan kaldırırken bir taraftan da katılımcı sayısının
azlığına ve ihale bedellerinin yüksekliğine neden olarak kamu zararı oluşturmakta,
dolayısıyla toplumsal refahı olumsuz etkilemektedir. Her iki ihlalde de teşebbüsler, ihale
sürecinde birlikte hareket etmiş ve ihale sürecinin şeffaflaşmasını sağlamışlardır. Söz
konusu ihlalin ortak paydasıysa ihale özelinde farklı sağlayıcılarla çalışan KORULU
olmuştur.
(129) KORULU’nun bu pozisyonununsa pazardaki şeffaflığın artmasında kolaylaştırıcı bir
unsur olduğu değerlendirilmektedir. Bazı ihalelerde sağlayıcı firmalar tarafından
yetkilendirilen KORULU bayi gibi hareket ederken, bazı ihalelerde kendi cihazlarıyla
(yarı otomatik ve robot) sağlayıcıların doğrudan rakibi olabilmektedir. Üstelik farklı
ihalelerde farklı sağlayıcılarla çalışan KORULU’nun sağlayıcı teşebbüsler arasındaki
bilgi akışını temin ederek pazardaki belirsizliği azalttığı değerlendirilmektedir. Nitekim
bu durum 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesinde açık şekilde görülmektedir.
KORULU, söz konusu ihalenin hazırlık sürecinde rakibi konumunda olan MEDİTERA
lehine şartname değişikliklerini kendisini yetkilendiren sağlayıcıdan istemiştir. Buna
20-01/14-06
42 / 79
karşılık 2017/449964 İKN’li AFYON KOCATEPE ihalesinde MEDİTERA tarafından
yetkilendirilen KORULU, başka ihalelerde sağlayıcısı olan ONCOSEM’le yarışmıştır.
(130) Kemoterapi ilaç hazırlama hizmetini konu alan ihalelerin geneline bakıldığında,
soruşturma bildiriminden sonra da pazarın yapısında çok fazla bir değişiklik olmadığı
anlaşılmaktadır. Özellikle otomatik cihazların birbirleri ile yarıştıkları ihalelerde,
teşebbüsler genellikle tek teklif sahibi olarak ihaleleri kazanmaktadırlar. İkinci ve üçüncü
tekliflerin olduğu ihalelere oldukça ender rastlanmaktadır58. Üstelik incelemenin
yapıldığı dönemde otomatik cihaz ruhsatına sahip olan toplamda dört teşebbüs
bulunmaktadır.
(131) Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde, ihalelerde tarafların anlaşarak
birlikte hareket etmesinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu
değerlendirilmektedir. Bununla birlikte 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki
bir anlaşmanın bu maddedeki yasaklamadan muaf tutulup tutulamayacağına ilişkin 5.
madde bağlamında muafiyet koşulları açısından değerlendirme yapılmalıdır.
(132) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki gibidir:
“Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası
anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir:
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması.”
(133) Tarafların hastaneleri paylaşması ya da ihale ön hazırlık sürecinde yaklaşık maliyetin
hesaplanması sürecini manipüle etmesinin, piyasada malların üretim veya dağıtımı ile
hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşme sağlamayacağı ve nihayetinde
tüketicilerin bundan yarar sağlayamayacağı kuşkusuzdur. Bu kapsamda, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulabilmesi için kümülatif olarak
taşıması gereken unsurlardan en azından ilk ikisini taşımayan taraflar arasındaki
anlaşmaya 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde muafiyet tanınamayacağı,
dolayısıyla aynı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır.
I.4.4. İdari Para Cezasına İlişkin Değerlendirme
(134) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali
yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir” hükmüne yer verilmiştir. Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in (Ceza Yönetmeliği) 1. maddesinde ise
amacı; “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı
58 Soruşturma bildiriminden sonra otomatik cihazların birbirleri ile yarıştığı yalnızca iki ihalede, birden
fazla teklif bulunmaktadır.
20-01/14-06
43 / 79
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya
bu birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi
gereğince verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek”
şeklinde belirlenmiştir.
(135) Bu bağlamda yukarıda yer verilen değerlendirmeler çerçevesinde; 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılan ONCOSEM, MEDİTERA, ONKOFAR,
SANTEK ve KORULU hakkında 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve ilgili Yönetmelik
hükümleri uyarınca idari para cezası uygulanması gerekmektedir.
(136) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi gereğince verilecek idari para cezasının tayinine
ilişkin usul ve esasları düzenleyen Ceza Yönetmeliği uyarınca nihai para cezası miktarı
belirlenirken, öncelikle temel para cezası belirlenmelidir. Ceza Yönetmeliği’nin 5.
maddesinin birinci fıkrasında temel para cezasının hesaplanması açısından “karteller”
ve “diğer ihlaller” şeklinde bir ayrım yapıldığı görülmektedir.
(137) Dosyada ihlal tespitine konu eylemler, “diğer ihlaller” kategorisinde ele alınmıştır. Bu
bağlamda, anılan madde hükmü çerçevesinde ilk olarak, yıllık gayrisafi gelirin %0,5 ile
%3’ü arasındaki bir oran baz olarak belirlenmelidir. Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin
ikinci fıkrasında, bu oran belirlenirken ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
(138) Diğer taraftan, Ceza Yönetmeliği’nin 6. ve 7. maddeleri kapsamında temel para
cezasının artırılmasını veya hafifletilmesini gerektiren haller düzenlenmektedir. 6.
maddede tahdidi şekilde sıralanan ağırlaştırıcı unsurlar; ihlalin tekerrürü, soruşturma
kararının tebliğinden sonra kartele devam edilmesi, verilen taahhütlere uyulmaması,
incelemeye yardımcı olunmaması ve diğer teşebbüslerin ihlale zorlanması halleridir. 7.
maddenin birinci fıkrasında ise; yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde
incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer
teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat
ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayrisafi gelirler
içerisindeki payının çok düşük olması gibi hallerin indirim sebebi olabileceği
belirtilmektedir.
(139) Aktarılan hükümler çerçevesinde, Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendi ve ikinci fıkrası uyarınca temel para cezasına esas oran %0,5 olarak
belirlenmiş olup bu oranda 5. maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde ihlalin süresinden
dolayı herhangi bir artırıma gidilmemiştir. Diğer yandan Yönetmeliğin 7. maddesi
çerçevesinde taraflar hakkında uygulanacak cezanın tayininde ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının düşük olduğu gözetilerek temel para cezası
oranında yarısı kadar indirime gidilmiş, böylelikle ONCOSEM, MEDİTERA, ONKOFAR,
SANTEK ve KORULU hakkında uygulanacak nihai idari para cezası oranı %0,25 olarak
belirlenmiştir.
I.5. ONCOSEM ve ERASER’in Bayilik Sözleşmelerinin 4054 Sayılı Kanun
Çerçevesinde Değerlendirilmesi
I.5.1. Sektörde Faaliyet Gösteren Teşebbüslerin Çalışma Şekli
(140) Dosya kapsamında elde edilen bilgiler ışığında, kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri
alanında faaliyet gösteren üretici veya ithalatçıların, ihalelere bizzat iştirak edebildikleri
gibi sektörde faaliyet gösteren bayiler aracılığıyla da katılabildikleri tespit edilmiştir.
Başka bir deyişle, ihalelere katılmak isteyen bayiler teknik şartnameye uygun olan
20-01/14-06
44 / 79
sistemlerin üreticileri/ithalatçıları ile planlayacakları iş modeli çerçevesinde onlardan
yetki ve teklif alarak ihalelere teklif verebilmektedirler. Sağlayıcıların bayilerle çalışma
biçimleriyse, bayilere her bir ihale bazında teklif vermek suretiyle sözleşme yapmak
veya standart bir bayilik sözleşmesi çerçevesinde çalışmak şeklinde olmaktadır. Ayrıca,
bazı hallerde sağlayıcı ile bayinin ihale bazında sözlü olarak anlaşılabildiği de ifade
edilmiştir.
(141) Sektörde faaliyet gösteren üreticilerden/ithalatçılardan bayilerle yürüttükleri çalışma
biçimleri hakkında bilgi talep edilmiştir. MEDİTERA ve ONKOFAR tarafından bayiler ile
standart bir bayilik sözleşmesi yapılmadığı, bayilerin talebi üzerine belirli bir ihale
bazında teklif verilerek çalışıldığı ifade edilmiştir. RİVOSEM’den gelen bayilik
sözleşmelerinin ise, bayilerin halihazırda kazanmış olduğu belirli bir ihale için yapılan
sözleşmeler olduğu tespit edilmiştir. Süre bakımından, bayilik sözleşmesinin ilgili ihale
kapsamında idare ile imzalanan sözleşmenin süresi ile sınırlı olduğu kararlaştırılmıştır.
ONCOSEM ile aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan SANTEK’in ise, herhangi bir
bayilik sözleşmesi yapmadığı ve yalnızca ONCOSEM’den yetki alarak ihalelere iştirak
ettiği belirtilmiştir. ONCOSEM, İNVOTEK ve İNVOTEK’le aynı grupta yer alan ERASER
ise standart bayilik sözleşmesi çerçevesinde yürütülen çalışma biçimini benimsemiş
olmakla birlikte bazı ihalelerde teklif usulü ile de çalışabilmektedirler.
(142) Sağlayıcı seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler ile dağıtım aşamasında hizmet
veren bayiler arasında akdedilen söz konusu bayilik sözleşmeleri, zaman zaman
rekabet sınırlamaları içerebildiğinden 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına
girebilmektedir59. Bu sebeple öncelikle mevcut dosyada elde edilen, ONCOSEM ve
ERASER tarafından çeşitli bayilerle akdedilen bayilik sözleşmelerinde yer alan rekabet
kısıtlamaları ortaya konulacak, ardından bu sözleşmeler hakkında menfi tespit ve
muafiyet değerlendirmesi yapılacaktır.
(143) ONCOSEM/Bayilik Sözleşmesi: “Genel Bayilik Protokolü” adıyla ONCOSEM ile REAL60
ve KORULU61 arasında ayrı ayrı akdedilen iki sözleşmenin de büyük oranda benzer
hükümler içerdiği tespit edilmektedir62. Sözleşmelerin
“Konu” başlıklı 2. maddesinde ilgili bayiye hangi hastaneler için yetki verildiği
hususu düzenlendikten sonra,
“Tek Yetkili” başlıklı 4. maddesi “Bu sözleşmenin süresi boyunca, “Oncosem”
başka herhangi bir kişi veya girişimciye (“Oncosem” in yan kuruluşları da dahil
olmak üzere), Madde 2’de listelenmiş hastanelere ürünleri temsil etme veya
satma yetkisi vermeyecektir. Bunun dışında, “Oncosem” bölgede faaliyet
gösteren müşterilere doğrudan ve dolaylı olarak satış yapmayacaktır”
“Firma’nın Görevleri” başlıklı 5. maddesinde 5.14 numaralı paragraf ““Firma”
Madde 2’de listelenmiş kurumlarda, uygulama set ve cihazları hariç hiçbir
59 İNVOTEK tarafından gönderilen bayilik sözleşmelerinin herhangi bir rekabet kısıtlaması içermediği
tespit edildiğinden, değerlendirmeye diğer sağlayıcıların akdettiği bayilik sözleşmeleri üzerinden devam
edilecektir.
60 REAL ile yapılan sözleşmede çalışılacak kurumlar “(…..)” olarak belirlenmiş ve sayılan kurumlar
dışında oluşacak yeni yerlerin sözleşmeye ilave edileceği kararlaştırılmıştır.
61 KORULU ile yapılan sözleşmede çalışılacak kurumlar “(…..)” olarak belirlenmiş ve sayılan kurumlar
dışında oluşacak yeni yerlerin sözleşmeye ilave edileceği kararlaştırılmıştır
62 ONCOSEM ile REAL arasındaki sözleşme (…..) tarihinde imzalanmış, ONCOSEM ile KORULU
arasındaki sözleşmenin imza tarihi kısmı ise “(…..)” şeklinde bırakılmıştır.
20-01/14-06
45 / 79
şekilde herhangi bir firma ve marka ile çalışmayacaktır, gereklilik durumunda
“Oncosem” ile görüşülerek, ortak görüş ve onayı dahilinde yapılacaktır.”,
10. maddesi ise, süre konusunda “İşbu sözleşme imza tarihi ile birlikte
yürürlüğe girer ve süresi (…..) yıldır. Bu süre içerisinde taraflarca yazılı talep
olmazsa, aynı koşullarda (…..) yıl daha uzar. Madde 2’de listelenmiş ve ileri
tarihlerde ilave olunacak hastaneler ile yapılan sözleşmelerinin süreleri
doğrultusunda, taraflar yükümlülüklerini yerine getireceklerini kabul etmiş
sayılacaklardır. …”
şeklinde düzenlenmiştir.
(144) ERASER/Bayilik Sözleşmesi: ERASER’in Açıkgöz Medikal Dan. İnş. Öz. Eğt. San. ve
Tic. Ltd. Şti. (AÇIKGÖZ)63, GÖRMED64, Oryum Medikal Ür. Tic. San.- M. Cahit BAKIRCI
(ORYUM)65, REAL66 ve KARMENTİS67 ile ayrı ayrı imzaladığı tek tip “Bayilik
Sözleşmesi” çerçevesinde, bayileri il bazında yetkilendirerek çalıştığı görülmektedir.
Sözleşmelerin “BAYİ’NİN KONUSU VE ALANI” başlıklı 4. maddesi “BAYİ, FİRMA’nın
ürettiği / ithal ettiği IMPROMEDIFORM IMF, HANS RUDOLPH, EFFEEMME SRL,
AMPALL, ONCOERA, markalar [x] ili/illeri dahilinde pazarlayacaktır. BAYİ, FİRMA’dan
yazılı bir onay almadan bu bölge dışına taşarak diğer BAYİ bölgesinde doğrudan veya
dolaylı faaliyet gösteremez, satış yapamaz ve satışı teşvik edemez.” şeklinde
düzenlenmiştir. Sözleşme süresinin düzenlendiği 16. maddenin ilgili kısmı ise, “İş bu
sözleşme imzalandığı takdirde yürürlüğe girer. Sözleşme süresi imza tarihinden itibaren
1 yıldır. Taraflardan herhangi biri yazılı olarak sözleşmeyi sona erdirmediğinde
sözleşme devam eden yıllar için yenilenmiş kabul edilir.” şeklindedir.
I.5.2. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Çerçevesinde Değerlendirme
(145) Yukarıda hükümlerine yer verilen üç bayilik sözleşmesi çeşitli maddelerinde rekabet
kısıtlamaları içermektedir. Örneğin, ONCOSEM’in akdettiği sözleşmelerde bayilerin
hastane bazında yetkilendirilerek münhasır müşteri tahsisi yapıldığı ve sözleşmeye
konu ürünlerin yalnızca ONCOSEM’den tedarik edileceği düzenlenerek tek elden satın
alma kısıtlaması getirildiği tespit edilmektedir. Öte yandan ERASER’in yaptığı
sözleşmelerde ise bayilerin il bazında yetkilendirilerek münhasır (tek elden) dağıtım
sistemi kurulduğu ve bayilere aktif ve pasif satış yasakları getirildiği görülmektedir. Söz
konusu hükümlerin rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olmaları nedeniyle, anılan sözleşmelerin
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında oldukları sonucuna varılmaktadır.
I.5.3. 2002/2 Sayılı Tebliğ Çerçevesinde Değerlendirme
(146) İncelenen sözleşmelerde, kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri sektöründe sağlayıcı
seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler, alt pazarda hastane ihaleleri kapsamında
dağıtım yapan bayilere hizmet satımı gerçekleştirmekte olduğundan, bu sözleşmeler
rekabet hukuku bağlamında dikey anlaşmalardır.
(147) 2002/2 sayılı Tebliğ, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yasağa karşı sağlanan grup
muafiyetinin koşul ve esaslarını düzenlemektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesine
göre, sağlayıcı, alıcının müşterilerince yapılacak satışları kapsamaması kaydıyla,
alıcının münhasır bir bölgeye veya müşteri grubuna yapacağı aktif satışları kısıtlayabilir.
63 AÇIKGÖZ (…..)tarihinde imzalanan sözleşme ile (…..) ilinde yetkilendirilmiştir.
64 GÖRMED (…..)tarihinde imzalanan sözleşme ile (…..) ilinde yetkilendirilmiştir.
65 ORYUM (…..)tarihinde imzalanan sözleşme ile (…..) ilinde yetkilendirilmiştir.
66 REAL ikisi de (…..)tarihinde imzalanan iki sözleşme ile (…..) ve (…..) illerinde yetkilendirilmiştir.
67 KARMENTİS (…..)tarihinde imzalanan sözleşme ile (…..) ilinde yetkilendirilmiştir.
20-01/14-06
46 / 79
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un (Kılavuz) 22. paragrafında ise “Teşebbüslere
münhasır bir bölge veya müşteri grubu vermek suretiyle tanınan koruma mutlak bir
koruma değildir. Alıcı teşebbüsler kendilerine tahsisli bölgeye veya müşteri grubuna
satış yaparken sisteme dâhil diğer alıcıların ancak aktif rekabetinden korunabilirler.
Başka bir ifadeyle, sağlayıcı teşebbüs, kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş
münhasır bölgeye ya da müşteri grubuna yapılacak aktif satışları kısıtlayabilir. Bu
bölgeye veya müşteri grubuna yapılacak pasif satışların kısıtlanması ise anlaşmayı grup
muafiyeti dışına çıkartan bir ihlal olarak değerlendirilecektir.” açıklaması yer almaktadır.
Bu nedenle, sağlayıcının alıcısının (bayisine) aktif satışlarını kısıtlaması grup muafiyeti
kapsamında değerlendirilebilecek, ancak pasif satışlarını engellemesi halinde söz
konusu dikey anlaşma 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanamayacaktır. Yine 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesine göre, alıcıya getirilen
belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü bu Tebliğ ile
tanınan grup muafiyetinden faydalanamayacaktır.
(148) Mevcut dosya kapsamında ONCOSEM’in hem üretim hem de dağıtım seviyesinde
faaliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Dağıtıcı KORULU’nun ise temel olarak dağıtım
seviyesinde faaliyetleri bulunmakla birlikte, üst pazarda kimi zaman kendi markasıyla
kimi zaman uhdesinde bulunan başka marka cihazlar ile ONCOSEM, MEDİTERA ve
ONKOFAR karşısında rakip olarak konumlandığı görülmektedir. Dolayısıyla
ONCOSEM ve KORULU arasındaki anlaşma rakipler arasındaki dikey anlaşma niteliği
ile 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamı dışında yer almaktadır. Diğer yandan, ONCOSEM ve
REAL arasındaki anlaşmanın rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi bakımından,
ERASER’in bayilik sözleşmelerinin ise pasif satış yasağı getirmesi ve yine rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresi bakımından 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup
muafiyetinden yararlanamayacağı görülerek, sözü edilen bayilik sözleşmeleri için
bireysel muafiyet değerlendirmesi yapılacaktır.
I.5.4. 4054 Sayılı Kanun’un 5. Maddesi Çerçevesinde Değerlendirme
(149) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar,
yukarıda sayılan Kanun’un 5. maddesindeki koşulların tümünün sağlanması halinde 4.
maddenin uygulanmasından muaf tutulabilmektedir. ONCOSEM ile ERASER’in bayiler
ile akdettikleri bayilik sözleşmelerinin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki bireysel
muafiyet koşullarını sağlayıp sağlamadıkları aşağıda incelenmektedir.
a) Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve
İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
(150) Bireysel muafiyet kapsamında aranan ilk şart, anlaşmanın malların üretim veya dağıtımı
ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik
gelişmenin sağlanmasıdır. Üretim veya dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, mal arzının
artırılması ve devamlılığının sağlanması, piyasalara yeni girişlerin kolaylaştırılması,
kalitenin artırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin bulunması gibi haller
ekonomik yararın sağlandığı somut haller olarak sayılabilir.
(151) Kemoterapi ilaç hazırlama sektöründe sağlayıcılar doğrudan veya bayiler aracılığıyla
ihalelere iştirak edebilmektedir. Sağlayıcıların Türkiye’nin her bölgesinde
gerçekleştirilebilecek ihalelere doğrudan katılımının beklenmesi, ihale takibinin
uzmanlık gerektirmesi, finansal yeterliliğin sağlanması ve gerekli dağıtım ağına sahip
olmak bakımından her zaman kolay olmayabilmektedir. Bu noktada sağlayıcının
ürünlerinin yeteri kadar ihaleye konu edilememesi riski ortaya çıkmakta ve markalar
arası rekabetin istenildiği kadar güçlü olmaması gibi olumsuz bir sonuç meydana
20-01/14-06
47 / 79
gelebilmektedir. Bu durumda sağlayıcıların kuracağı dağıtım ağının, ihalelerde daha
fazla markalar arası rekabetin yaşanmasına ve buna paralel olarak da hastanelere
yansıtılan fiyatların düşmesine yol açması beklenmektedir.
(152) Kılavuz’un 21. paragrafında, dağıtım ağı kurmak isteyen sağlayıcı teşebbüslerin, bu ağı
münhasır satış bölgeleri veya münhasır müşteri grupları oluşturarak da kurabileceği
ifade edilmektedir. Böyle bir münhasır dağıtım sistemi sayesinde, bayiler ürünleri
hastanelere daha kısa sürede tedarik edilebilecek, hizmet kalitesi bakımından iyileşme
olabilecek, dolayısıyla arzda devamlılık sağlanabilecektir. Ayrıca ihale pazarları
bakımından, belirli bir bölge/müşteri için açılacak ihalelerin takibinin birden fazla bayi
tarafından yapılması halinde, bazı ihalelerin gözden kaçma ihtimali gündeme
gelebilmektedir. Bu sebeple münhasır dağıtım sistemleri ihale pazarları bakımından
ihale takibini artırması açısında da bir etkinlik yaratabilmektedir.
(153) Kılavuz’un 22. paragrafında ise, münhasır bölge/müşteri kısıtlaması içeren bir dağıtım
sisteminde alıcıların kendilerine tahsis edilmiş bölgede veya müşteri grubunda sisteme
dahil diğer alıcıların aktif rekabetinden korunmasının mümkün olabileceği, bu
doğrultuda sağlayıcının tahsis edilmiş münhasır bölgeler/müşteriler arasındaki aktif
rekabeti kısıtlayabileceği kabul edilmektedir. Böylelikle bayi, kendisine tahsis edilmiş
bölge veya müşteri grubu için yapacağı yatırımların karşılığını alabilecek, zamanla
maliyet avantajı sağlayarak bu avantajı fiyatına yansıtabilecektir.
(154) Ancak, pasif satışların yasaklanması, sisteme dahil alıcılara getirilebilecek koruma
kapsamında yer almamaktadır. Örneğin; sağlayıcının, alıcıya (bayiye) tahsis ettiği
bölge/müşteri grubu dışında yer alan müşterilerden (hastanelerden) söz konusu alıcıya
yöneltilecek taleplerin reddedilmesi sonucunu doğuracak olan bir hükmün herhangi bir
etkinlik kazanımı getirmeyeceği, aksine ihalelerde yaşanabilecek rekabeti
azaltabileceği, hatta bazı ihalelerin yeterince teklif verilememesi sebebiyle iptal
edilmesine ve böylelikle hizmet alımının aksamasına sebep olabileceği
değerlendirilmektedir.
(155) Dosya kapsamında incelenen sözleşmelerden ONCOSEM’in bayilik sözleşmeleri
hastane bazında münhasır müşteri tahsisi içermektedir. Ayrıca ““Oncosem” bölgede
faaliyet gösteren müşterilere doğrudan ve dolaylı olarak satış yapmayacaktır.” hükmü
ile bayiler sağlayıcının aktif rekabetinden korunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar
doğrultusunda, ONCOSEM tarafından yapılan bayilik sözleşmelerinin etkinlik kazanımı
getirebileceği değerlendirilmektedir. ERASER’in sözleşmeleri ise il bazında münhasır
bölge tahsisi içermektedir. Ayrıca “…BAYİ, FİRMA’dan yazılı bir onay almadan bu bölge
dışına taşarak diğer BAYİ bölgesinde doğrudan veya dolaylı faaliyet gösteremez, satış
yapamaz ve satışı teşvik edemez.” düzenlemesinde doğrudan veya dolaylı faaliyetin,
başka bir deyişle aktif ve pasif satışların kısıtlandığı tespit edilmektedir. Münhasır bölge
tahsisi ve aktif satış yasağına ilişkin hükümlerin yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda
etkinlik kazanımı yaratabileceği görülse de pasif satış yasağına ilişkin kısıtlamanın
herhangi bir etkinlik kazanımı doğurmayacağı, aksine bazı ihalelerde rekabeti
sınırlandıracağı değerlendirilmektedir.
(156) Yukarıdaki değerlendirmeler dikkate alındığında, ONCOSEM’in akdettiği bayilik
sözleşmeleri çerçevesinde kurulan münhasır sistemin malların üretimi ve dağıtımı ile
hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik
gelişmenin sağlanması şartını sağladığı sonucuna varılmaktadır. ERASER’in imzaladığı
bayilik sözleşmelerinin ise ancak pasif satış yasağına ilişkin hüküm ortadan
kaldırıldığında 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca aranan söz konusu şartı
yerine getirebileceği değerlendirilmektedir.
20-01/14-06
48 / 79
b) Tüketicinin Bundan Yarar Sağlaması
(157) Tıpkı ilaç sektöründe olduğu gibi, tıbbi cihaz sektöründe de ürünü seçen (doktor veya
eczacı), tüketen (hasta) ve bunun bedeline katlanan (büyük ölçüde devlet) farklı kişiler
ya da kurumlardır68. Tüketim ve geri ödeme noktasında hastalar ve SGK
bulunduğundan, sözleşmelerin tüketici yararı bakımından değerlendirilmesinde, hem
hasta hem de kamu bütçesi açısından ortaya çıkabilecek faydalara değinilmelidir.
(158) Öncelikle, münhasır bölge/müşteri tahsisi sayesinde bayiler ve hastaneler arasındaki
iletişimin hızlanacağı, böylece ürün tedarikinin daha hızlı şekilde gerçekleştirileceği ve
hizmet kalitesinin artacağı değerlendirilmektedir. Kanser gibi ölümcül sonuçları olan bir
hastalık açısından, hastaların kemoterapi ilaçlarının hazırlanması hizmetinde arzın
devamlılığının sağlanmasının, bu noktada en önemli tüketici faydası olduğu kanaatine
varılmaktadır.
(159) Bunun yanında, söz konusu bayilik sözleşmelerinin ürünlerin gireceği ihale sayısını,
dolayısıyla rekabeti artıracağı yukarıda açıklanmıştı. Bunun sonucu olarak, bayiler
ihalelerde en düşük fiyatı teklif etmeye çalışacak, böylece kamu bütçesi bakımından
fayda sağlanmış olacaktır. Aynı durum, özel hastane alımları bakımından da geçerli
olacaktır.
(160) Bu çerçevede, ONCOSEM’in bayilik sözleşmelerinin 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen koşulu sağladığı
değerlendirilmektedir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi, ERASER’in akdettiği
sözleşmelerdeki “… dolaylı faaliyet gösteremez…” ifadesinin getirmiş olduğu pasif satış
yasağının tüketici faydası getirmeyeceği, aksine gerçekleştireceği ihalelerde yaklaşık
maliyet hesaplayabilmek için sektörde faal teşebbüslerden teklif toplayan veya mevzuat
doğrultusunda ihalelere istekli davet eden hastaneler bakımından yeteri kadar rekabet
oluşmadığı için tüketici zararı ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir.
c) İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
(161) Rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların yol açabileceği rekabet
sorunlarından biri de rakip sağlayıcılar bakımından pazara girişin engellenmesi veya
sınırlandırılmasıdır. ONCOSEM, bayileri ile hastane bazında çalışmaktadır. Dolayısıyla
diğer sağlayıcılar bu bayiler ile başka hastaneler veya bölgeler için bayilik sözleşmesi
akdedebilecektir. Aynı şekilde ERASER’in çalıştığı bayiler de farklı illerde diğer
sağlayıcılardan yetki alabilecektir. Ayrıca, sektörde bu bayilerin haricinde faaliyet
gösteren birçok bayi bulunmaktadır. Bu bağlamda, pazarın dağıtım seviyesinin diğer
sağlayıcılara kapandığından söz etmenin güç olduğu dolayısıyla rekabet etmeme
yükümlülüğü bakımından 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının ©
bendindeki koşulun sağlandığı değerlendirilmektedir. Ancak aynı şeyi pasif satış
kısıtlaması için ileri sürmek mümkün görünmemekte olup, ağır dikey kısıtlamalar
arasında yer alan pasif satış kısıtlamaları bölge/müşteri münhasırlığının olduğu dağıtım
yapılanmalarında marka içi rekabeti tamamen ortadan kaldırabilmektedirler.
d) Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması
(162) Muafiyet şartlarının sonuncusunun karşılanabilmesi için, taraflar arasında kurulan
ilişkiden beklenen faydaların sağlanabilmesi bakımından rekabetin zorunlu olandan
68 Kurulun 06.09.2018 tarih ve 18-30/518-257 sayılı kararı.
20-01/14-06
49 / 79
daha fazla kısıtlanmaması gerekmektedir. Bu noktada, sözleşmelerdeki süre ve tek
marka sınırlamaları önem kazanmaktadır.
(163) Genel olarak münhasır bölge/müşteri tahsisi içeren dağıtım ilişkilerinin, özelde ise
incelenen sözleşmelerin ortaya çıkarmaları beklenen fayda ve kazanımlara yukarıda
yer verilmiştir. Münhasır bölge/müşteri tahsisinden beklenen bu faydaların ortaya
çıkması için alıcıların birbirlerinin aktif rekabetinden korunmaları gerekli ve yeterli olup
bunun ötesine geçilerek getirilen pasif satış kısıtlamaları zorunlu olandan fazla bir
sınırlayıcıdır. Dolayısıyla ERASER’in bayilik sözleşmelerinin, pasif satış
kısıtlamalarından dolayı 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendindeki koşulu sağlamadığı değerlendirilmektedir.
(164) Rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların, getireceği faydalar ile
rekabetin sınırlanması arasındaki hassas dengeyi sağlayan unsurlardan biri de
sözleşmenin süresidir. Bu bakımdan elde edilmesi planlanan faydaların
gerçekleştirilebilmesi için rekabetin ne kadarlık bir süre için kısıtlanacağı önem arz
etmektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ, rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey
anlaşmaların grup muafiyetinden faydalanabilmesi için sürenin en fazla beş yıl olarak
düzenlenebileceğini öngörmüştür. Bireysel muafiyet açısından böyle bir üst limit
olmamakla birlikte, düzenlenen sürenin elde edilmesi planlanan kazanım ve faydalar
için gerekli olması ölçütü aranmaktadır.
(165) Kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerinin yüksek maliyetler gerektirdiği göz önüne
alındığında, dağıtım seviyesindeki bayilerin başta batık maliyetler olmak üzere tüm
maliyetlerini karşılayabilmelerine imkan tanınması gerekmektedir. Öte yandan,
sektördeki bu tip dikey anlaşmaların süresinin gereğinden fazla uzaması, mevcut veya
potansiyel rakipler açısından uzun vadede pazara girişi engelleyebilecektir. Bu iki
durumun dengelenmesi amacıyla, 2002/2 sayılı Tebliğ referans alınarak Tebliğ’de
öngörülen beş yıllık sürenin incelenen sözleşmeler bakımından da gerekli ve yeterli
olduğu kanaatne varılmaktadır.
(166) ONCOSEM tarafından akdedilen bayilik sözleşmelerinde, sözleşmenin süresi
(dolayısıyla rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi) imza tarihinden itibaren (…..) yıl
olarak belirlenmiş ve taraflar bu süre sonunda aksini yazılı olarak talep etmediği sürece
sözleşmenin (…..) yıl daha uzayacağı kararlaştırılmıştır. ERASER’in bayilik
sözleşmelerinde ise süre, “İş bu sözleşme imzalandığı takdirde yürürlüğe girer.
Sözleşme süresi imza tarihinden itibaren (…..) yıldır. Taraflardan herhangi biri yazılı
olarak sözleşmeyi sona erdirmediğinde sözleşme devam eden yıllar için yenilenmiş
kabul edilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde,
ERASER’in bayileriyle akdetmiş olduğu sözleşmelerin, rekabet etmeme
yükümlülüğünün en çok beş yıllık bir süre için geçerli olacak şekilde düzenlenmesi
halinde muafiyet alabileceği kanaatine varılmaktadır.
(167) Kılavuz’un 42. paragrafında, 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen limitlerin üzerinde bir
süre için alıcıya rekabet etmeme yükümlülüğünün getirildiği ve bu yükümlülüğü içeren
sözleşme maddesinin sözleşmenin diğer bölümlerinden ayrılabildiği tespit edilirse,
Kurulun, rekabet etmeme yükümlülüğünün süresini 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen
azami hadde indirilmiş olarak değerlendirebileceği ifade edilmektedir. Buna ek olarak,
alıcı konumundaki teşebbüse getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü henüz 2002/2
sayılı Tebliğ’de öngörülen limiti doldurmamış ise, alıcının bu kalan süre kadar, başka
bir ifadeyle 2002/2 sayılı Tebliğ’deki üst sınır dolana kadar, rekabet etmeme
yükümlülüğü altında kalacağı belirtilmiştir. Şayet, bu üst sınırı geçen bir süredir rekabet
20-01/14-06
50 / 79
etmeme yükümlülüğü altında ise rekabet etmeme yükümlülüğünün geçersiz olacağı ve
alıcı konumundaki teşebbüsün tamamen bağımsız kalacağı vurgulanmıştır.
(168) ONCOSEM sözleşmelerine bakıldığı zaman 2002/2 sayılı Tebliğ’deki üst sınıra kadar
rekabet etmeme yükümlülüğü şartının devam edebileceği, alıcı bu üst sınırı geçen bir
süredir rekabet etmeme yükümlülüğü altında ise rekabet etmeme yükümlülüğünün
geçersiz olacağı değerlendirilmektedir. ONCOSEM ile REAL arasındaki sözleşmenin
(…..) tarihinde imzalandığı, ONCOSEM ile KORULU arasındaki sözleşmenin imza
tarihi kısmının ise “(…..)” şeklinde bırakıldığı dikkate alındığında bayilere getirilen
rekabet etmeme yükümlülüğünün henüz 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen limiti
doldurmadığı görüldüğünden 2002/2 sayılı Tebliğ’deki üst sınır dolana kadar rekabet
etmeme yükümlülüklerin geçerli olacağı mütalaa edilmektedir.
(169) ONCOSEM’in bayilik sözleşmelerinde bulunan “Firma” Madde 2’de listelenmiş
kurumlarda, uygulama set ve cihazları hariç hiçbir şekilde herhangi bir firma ve marka
ile çalışmayacaktır, gereklilik durumunda “Oncosem” ile görüşülerek, ortak görüş ve
onayı dahilinde yapılacaktır.” maddesi ile getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün
(tek marka sınırlamasının) uygulama set ve cihazlarını kapsamaması, şartnamelerdeki
uygulama seti farklılığından dolayı girilemeyen ihalelere de girilebilmesini temin
edebilecektir. Şartnamelerdeki uygulama seti farklılığından dolayı ihalelere iştirak
edilememesinin önüne geçilmesinin yollarından birisi de sağlayıcı teşebbüsün
uygulama setlerini şartnamedeki kriterleri sağlayıcıdan tedarik ederek kendi bayisine
sağlaması ve bu yolla ihalelere katılımın sağlanabilmesidir. Bu durumsa sağlayıcılar
arasındaki iletişimi ve koordinasyonu kolaylaştırabileceği gibi ilave marjlardan dolayı
uygulama setlerinin daha pahalıya temin edilmesine ve ihalelere daha yüksek teklifler
verilmesine neden olabilecektir. Bu kapsamda anılan maddenin bu haliyle dikey
anlaşmadan beklenen faydalarla orantılı olduğu değerlendirilmektedir.
(170) Yapılan değerlendirmeler neticesinde, ONCOSEM’in akdetmiş olduğu bayilik
sözleşmelerinin sözleşme tarihinden itibaren 5 yıl muafiyetten yararlanabileceği
mütalaa edilmektedir.
(171) ERASER’in imzaladığı bayilik sözleşmelerinin ise pasif satış yasağına ilişkin kısıtlama
ve rekabet etmeme yükümlülüğünün belirsiz süreli olması nedeniyle bireysel muafiyet
alamayacağı kanaatine ulaşılmaktadır. ERASER’in, 2016 yılı sonlarında başlamak
üzere bugüne kadar (…..) ve (…..) illerini kapsayacak şekilde bayilik sözleşmeleri
akdettiği görülmektedir. Yerinde incelemelerde elde edilen belgeler ile teşebbüslerden
ve hastanelerden talep edilen bilgi/belgelerde pasif satış yasağının uygulandığına
ilişkin herhangi bir emareye rastlanmamıştır. Bununla birlikte tüm Türkiye’deki
hastaneler ve iller dikkate alındığında sözleşme imzalanan altı ilin ve bu illerde yer alan
hastanelerin toplam piyasanın çok küçük bir kısmını oluşturduğu görülmektedir.
(172) Bu kapsamda pasif satış kısıtlamasının henüz hayata geçirilmemiş olması ve
teşebbüsün bu yönde bir eğilimi varsa da bunu ortadan kaldırmak için yeterli zamanın
bulunması69, herhangi bir bilgi/belgeye ulaşılamamış olmasına rağmen bir an için pasif
satış yasağının uygulandığı düşünülse dahi rekabet üzerinde zararlı etkilerinin sınırlı
düzeyde kalacağı70 nedeniyle bu aşamada, soruşturmaya taraf İNVOTEK’in grup şirketi
olan ERASER’a 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında görüş
yazısı gönderilmesinin daha isabetli olacağı değerlendirilmektedir.
69 20.05.2009 tarih ve 09-23/494-120 sayılı Kurul kararı
70 15.11.2012 tarih ve 12-57/1538-551 sayılı Kurul kararı
20-01/14-06
51 / 79
I.6. SAVUNMALAR VE DEĞERLENDİRMELERİ
I.6.1. ONCOSEM/SANTEK’in Yazılı Savunması
(173) Kurum kayıtlarına 20.02.2018 tarih ve 1480 sayı ile intikal eden ve ONCOSEM
tarafından gönderilen birinci yazılı savunmada;
- Soruşturmanın daha sağlıklı ilerlemesi açısından incelemelerin 2011 yılından
itibaren yapılması ve 2011-2015 döneminde aralarında işbirliği bulunduğu
iddiasıyla, soruşturmaya RİVOSEM ve REAL’in de dahil edilmesi gerektiği,
- İddia edilen işbirliği döneminde kemoterapi ilaç hazırlama işinin hasta başı
maliyetlerinin (…..) ABD Doları arasında değiştiği, 2015 yılında ONCOSEM’e ait
yerli ürünün pazara girmesi ile birlikte söz konusu maliyetlerin (…..) ABD
Doları’nın altına düştüğü,
- 2009-2012 yılları arasında tek bir marka robotik cihaz bulunduğu ve bu markanın
distribütörlüğünün RİVOSEM’de olduğu, bu yıllarda robotik kemoterapi ilaç
hazırlama adı ile 11 ihale yapıldığı, bu ihalelerin hazırlama kalemini RİVOSEM’in,
uygulama kalemini ise MEDİTERA’nın kazandığı, böylece ihalelerin rekabete
kapatıldığı, özellikle uygulama kaleminde teknik şartnamelerde MEDİTERA’nın
patentli ürününe ait özelliklerin yer aldığı,
- 2011-2012 yıllarında yarı otomatik kemoterapi ilaç hazırlama alanında 18 ihale
yapıldığı, yine RİVOSEM ve MEDİTERA’nın işbirliği içinde ihaleleri rekabete
kapattığı,
- 2013 yılında yapılan ihaleler incelendiğinde robotik ve yarı otomatik cihaz
ihalelerinde, bir ihale dışında tüm ihalelerin RİVOSEM ve MEDİTERA tarafından
kazanıldığı,
- 2014 yılında ONKOFAR’ın piyasaya girdiği ve bazı ihaleleri almış olsa da
ihalelerin yine yüksek oranda hazırlama kaleminde RİVOSEM ve uygulama
kaleminde MEDİTERA üzerinde kaldığı,
- 2011-2014 yıllarında yapılmış toplam 25 robotik cihaz ihalesinin 21’inde ve
toplam 51 yarı otomatik cihaz ihalesinin 49’unda RİVOSEM ve MEDİTERA’nın
işbirliği içinde olduğu ve teknik şartnamelerin rekabete kapatıldığı,
- Yine 2011-2014 yılları arasında RİVOSEM ve MEDİTERA’nın teklif vermediği
ihalelerde, REAL’in bu iki teşebbüsün ürünleri ile ihaleye girdiği, özellikle İNÖNÜ,
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi (Erzurum), Bakırköy
EAH’de yapılan ihaleleri REAL’in kazandığı, söz konusu kurumların devam eden
alımlarının pazarlık usulü ile yapıldığı, REAL’in fahiş fiyatlar teklif etmesine
rağmen söz konusu kurumların pazarlık usulü ile REAL ile olan ilişkiyi devam
ettirdiği, ilgili alımların pazarlık usulü ile yapılması sebebiyle EKAP üzerinden
görülmediği,
- 2011-2014 yılları arasında ithal cihaz temsilcilerinin işbirliği içinde çalışarak
yüksek fiyatlar teklif ettiği, 2015 yılında ONCOSEM tarafından pazara sürülen
yerli üretim otomatik cihaz sayesinde fiyatların düştüğü ve rekabet ortamının
oluştuğu belirtilmiştir.
(174) Soruşturma konusu iddiaların temel olarak otomatik cihazların piyasaya girdiği 2015 yılı
ve devamını kapsadığından ve otomatik cihazların piyasada faaliyet göstermesiyle
birlikte rekabet ihlallerinin yaşandığından hareketle önaraştırma ve soruşturma
aşamalarında 2015 yılından günümüze kadar yapılan kemoterapi ilaç hazırlama
20-01/14-06
52 / 79
ihalelerinin incelenmesine odaklanılmıştır. Kaldı ki, yerinde incelemelerde elde edilen
belgelerin de 2015 yılı ve sonrasına tekabül etmesi sözü edilen iddiaları
desteklemektedir.
Bazı ihalelerin teknik şartnamesinde MEDİTERA’nın patentli ürününe atıflar bulunması
sebebiyle ONCOSEM tarafından 2014 yılında on defa ve 2015 yılında bir defa ihalelere
gerekli itirazların yapıldığı, bu itirazların bazılarının reddedildiği, bazılarının ise kabul
edildiği, bu bakımdan ONCOSEM’in MEDİTERA ile birlikte hareket etmediği, aksine
rekabet ettiği savunması.
(175) Yukarıda da belirtildiği üzere, dosyada 2015 yılından günümüze kadar yapılan
kemoterapi ilaç hazırlama ihalelerinin incelenmesine odaklanılmıştır. Üstelik belirtilen
dönemde MEDİTERA’nın otomatik cihazı olmadığı için ilgili itirazların daha çok
kemoterapi ilaç uygulaması noktasında kaldığı anlaşılmaktadır.
Bazı ihalelere teklif verirken bazılarına teklif verilmediği iddiasına cevaben,
ONCOSEM’in bu kararları finansal öngörüler ve planlamalar doğrultusunda verdiği,
ihalelerin mal alımı şeklinde değil, hizmet alımı şeklinde gerçekleştiği, dolayısıyla bütçe
ve personel planlamasının daha fazla önem kazandığı, farklı bölgelerde açılan ihalelerin
farklı maliyetler gerektirebileceği, örneğin Gaziantep Üniversitesi’nde yapılan ihalelere
iştirak edilemediği, zira bu katılımın en az (…..) milyon TL civarında yatırım gerektirdiği,
zaten teknik şartnamelerinde yer alan MEDİTERA’nın patentli ürünlerinden dolayı söz
konusu kurumun ihalelerine teklif verme şansının olmadığı savunması.
(176) Tüm teşebbüslerin tüm ihalelere girmesi beklenmemektedir. Ancak 2015–2017 yılları
arasındaki incelenen ihaleler kapsamında otomatik cihazların yarıştığı ve
MEDİTERA’nın üzerinde kalan hiçbir ihalede ONCOSEM’in teklif vermediği
anlaşılmaktadır. Kaldı ki, söz konusu ihalelere ONCOSEM’in yetkilendirmiş olduğu
bayileri dahi iştirak etmemiştir. MEDİTERA tarafından gönderilen ihale bilgilerine göre
2017/312484 GAZİANTEP ihalesinde ise itiraz başvurusunda bulunan herhangi bir
teşebbüs gözükmemektedir. 2017/215001 İKN’li iptal edilen GAZİANTEP ihalesine
ilişkin MEDİTERA’dan elden edilen belgedeyse hastane tarafından şartnamenin iki tam
otomatik firmanın girebileceği şekilde hazırlanmasına ve iki firmanın da ihaleye
gireceğinin düşünülmesine rağmen GAZİANTEP tarafından gönderilen bilgilerde
ihaleye teklif veren firma olmadığı için ihalenin iptal edildiği belirtilmiştir.
(177) 2016/136086 sayılı NAMIK KEMAL ihalesine ONCOSEM cihazıyla KORULU’nun
katıldığı, ihaleye teklif veren tek isteklinin bulunması sebebiyle ihalenin iptal edildiği,
KORULU’nun SANTEK’e e-posta ile yeniden yapılacak ihalenin teknik şartnamesini
gönderme sebebinin sonraki ihalenin rekabete açık şekilde yapılmasını sağlamak
olduğu, bunun için teknik şartnamedeki özelliklerin belirli bir markayı işaret etmemesi
adına gerekli düzeltmelerin yapılması için söz konusu e-postanın gönderildiği
savunması.
(178) 4734 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak
ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu
denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların
verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur.” hükmüne göre kamu mal ve hizmet alımı
ihalelerinde rekabetin sağlanmasından bizzat idareler sorumludur. ONCOSEM veya
KORULU’nun ihalenin rekabetçi olmasına ilişkin herhangi bir yükümlülükleri yoktur.
Bununla birlikte kendi menfaatlerine olacak şekilde ihalede rekabetin tesis edilmesine
ilişkin idareye itiraz edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak idarenin
20-01/14-06
53 / 79
dışında gerçekleşen görüşmelerde, özellikle de şartnamede rakip lehine değişiklik
talepleri, ihalenin rekabetçi yapısıyla bağdaştırılamamıştır.
(179) SANTEK’in rakip baskısı olmadan ihaleleri kazanmasının mümkün olmadığı, 2015-2017
yılları arasında 27 robotik, 21 otomatik ve 28 yarı otomatik, 2014-2017 yılları arasında
ise 42 robotik, 21 otomatik ve 56 yarı otomatik cihaz ihalesi yapıldığı, dolayısıyla rakip
baskısının bulunmadığından söz edilemeyeceği savunması.
(180) 2015–2017 yılları arasında yapılan 16 ihale bilgisine göre sadece otomatik cihazların
olduğu ihalelerden yalnızca İNÖNÜ ve 2017/539849 İKN’li PAMUKKALE ihalelerine
rakip teşebbüs(ler) iştirak etmiştir. Robotlarla otomatik cihazların yarıştığı ihalelerde ise
TEPECİK hariç tüm ihalelerde robot maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı otomatik
cihazlar ihaleleri kazanmıştır. Bu durumda ONCOSEM, otomatik cihaz onayına Ağustos
2016 itibarıyla sahip olan MEDİTERA’nın pazarda olmadığı süre boyunca neredeyse
rakipsiz bir şekilde ihalelere iştirak etmiştir. Dolayısıyla, anılan ihalelerde aktif katılım
olmadığı için doğrudan rakip baskısından söz edilememektedir.
ONCOSEM’in kamu kurumları nezdindeki nüfuzunu kullanarak pazara girişleri kapadığı
yönündeki iddianın önyargılı ve gerçeğe aykırı olduğu, bu konuda herhangi bir somut
delilin bulunmadığı, aynı dönemde başka firmaların da onay için başvurduğu,
dolayısıyla ONCOSEM’in pazara girişleri engellediği iddiası ile diğer firmalarla
anlaşarak hareket ettiği iddiasının birbiriyle bağdaşmadığı savunması.
(181) ONCOSEM’in kamu kurumları nezdindeki nüfuzunu kullanarak pazara girişleri kapadığı
yönündeki iddianın 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği yukarıda
belirtilmiş ve bu yönde bir ihlal tespitinde bulunulmamıştır. Bununla birlikte, başka
teşebbüslerin de onay için başvurmasından hareketle, ONCOSEM’in pazara girişleri
engellediği iddiası ile diğer teşebbüslerle anlaşarak hareket ettiği iddiasının birbiriyle
bağdaşmadığı savunmasına katılmak mümkün olmamıştır. Bu kapsamda,
ONCOSEM’in pazarda yer alan diğer tüm teşebbüslerle birlikte hareket ettiğine ilişkin
herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Ayrıca, herhangi bir teşebbüsün onay
başvurusunda bulunmasının, onay sürecinden sonra birlikte hareket edilmesine engel
teşkil etmediği değerlendirilmektedir.
Robotik cihazların otomatik cihazlardan üstün tutulduğu, ancak bunun doğru bir
yaklaşım olmadığı, nitekim SGK düzenlemelerinde de iki tip cihazın eşit geri ödeme
koşuluna tabi olduğu savunması.
(182) TİTCK’dan ve pazardaki aktörlerden elde edilen bilgiler neticesinde piyasada kullanılan
cihazların özellikleri ortaya konulmuş, herhangi bir cihaz diğerinden üstün tutulmamıştır.
Bununla birlikte, SGK düzenlemelerinde iki tip cihazın aynı geri ödeme koşuluna tabi
olması cihazların aynı özellikleri taşıdığı anlamına gelmemektedir. Nitekim SGK’nın
01.05.2015 tarihli SUT düzenlemesinden önce otomatik ve yarı otomatik cihazlar aynı
geri ödeme koşullarına tabi tutulmuştur.
ONCOSEM’in zımni onay aldığına dair ifadenin teşebbüsü ve Bakanlık’ı zan altında
bıraktığı savunması.
(183) Kararın 31 numaralı dipnotunda, ONCOSEM’in anılan tarihlerde diğer teşebbüsler gibi
Bakanlık’ta oluşturulan komisyonlardaki onay süreçlerine tabi olmadığı, 2014 yılında
TKHK bilgisi dahilinde ABDURRAHMAN YURTASLAN ve DİCLE’ye yaptıkları sistem
kurulumun ve ardından 2015 yılı Şubat ayında TKHK ile SHGM talebiyle oluşturulan
Bilimsel Kurul’un Raporunun kabul görmesiyle pazara giriş yaptığı belirtilmiştir.
20-01/14-06
54 / 79
Her ihalenin kendi içinde değerlendirilmesi ve o günün şartlarına göre uygunluğunun
tartışılmasının gerektiği, her ihale ve hastane ihtiyacı aynı olarak düşünüldüğünden
eksik inceleme yapıldığı savunması.
(184) Bu savunma ihlalin süresinin değerlendirilmesi bakımından ileri sürülmüş olmakla
birlikte, işbu kararda görüldüğü üzere ihlalin süresinin her bir ihale neticesinde akdedilen
sözleşme süresine denk olduğu yönünde bir yaklaşım zaten benimsenmemiştir.
I.6.2. ONKOFAR’ın Yazılı Savunması
21.04.2015 tarihinde SUT’ta yapılan değişiklik ile robotik cihazlarla eşdeğer olmayan
otomatik cihazların robotik cihazlarla aynı hizmet koduna tabi tutulduğu, otomatik cihaz
ihalelerindeki cihaz, temiz oda kurulum ve sarf malzemeleri maliyetlerinin robotik cihaz
ihalelerine oranla daha düşük olması sebebiyle, ihalelerde robotik cihazlardan daha
düşük fiyatların teklif edilebildiği, bu sayede hastanelere de yüksek kar marjı
bırakılabildiği savunması.
(185) Kararın I.2.1. ve I.3.2.2. alt başlıkları altında bu savunmaya cevap niteliğinde ayrıntılı
bilgi yer almaktadır.
2014-2016’nın ilk yarısı arasındaki dönemde tam otomatik ihalelerinin tamamen
ONCOSEM/SANTEK tarafından alındığı, Ağustos 2016-Ağustos 2017 arasında çıkan
ihalelerin ONCOSEM ve MEDİTERA’yı ilgilendirdiği, zira ONKOFAR’ın tam otomatik
cihaz ruhsatı onay tarihi olan 08.08.2017 tarihinden itibaren ihalelere girebildiği, yine de
üretici firma ile yaşanan ticari sorunlar nedeniyle ONKOFAR’ın özel hastane taleplerine
karşılık veremediği savunması.
(186) Soruşturma konusu iddiaların temel olarak otomatik cihazların piyasaya girdiği 2015 yılı
ve devamını kapsadığından hareketle 2015 yılı sonrasındaki ihalelere odaklanılmıştır.
Bununla birlikte olası bir ihale paylaşımının diğer kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerini
de kapsayabileceği için inceleme, 2015-2018 yılları arasında otomatik cihaz
ruhsatlarına sahip olunan dönem dışını da içermektedir.
Soruşturma bildirimindeki ihalelere genellikle tek bir teşebbüsün katıldığı ve diğer
teşebbüslerin teklif vermediği iddiasına ilişkin olarak;
- GAZİ’nin önceden ONKOFAR’dan manuel aparatlar alarak ilaç hazırladığı,
söz konusu ihale ile birlikte kurumun otomatik cihazdan yana tercihini
kullanacağını bildirdiğini, bu konuda GAZİ’ye tercihini robotik cihazdan yana
yapmanın daha makul olduğu yönünde itiraz edilse de GAZİ’nin otomatik
cihaz üzerinden ihaleye çıktığını ve ONKOFAR’ın ihaleyi kaybettiği,
- GAZİANTEP tarafından yapılan ihalenin ise, ONKOFAR’ın tam otomatik
cihazının bulunmadığı bir dönemde, 25.07.2017 tarihinde yapıldığı,
Komisyonun toplanma tarihinin bile toplantı tarihinden (08.08.2017) bir hafta
önce duyurulduğu göz önüne alındığında, ruhsat alıp alamayacağı belli
olmayan bir cihaz ile ihaleye katılmanın mümkün olmadığı,
- PAMUKKALE tarafından 04.12.2017 tarihinde yapılan ihaleye İzmir merkezli
ONKOFAR’ın Denizli’ye yakın bir bölgede bulunmanın getirdiği avantajla
dahil olduğu, SANTEK’in iki yıldır PAMUKKALE’nin ihalelerini yürütüyor
olması nedeniyle cihaz, temiz oda ve sarf malzemesi maliyetlerini amorti
ettiği, ONKOFAR’ın ise bu maliyet kalemlerini henüz yüklenmeye başlayacak
olması ve SANTEK’in kullandığı filtreli aparatlardan daha kaliteli aparatlar
kullanması sebebiyle SANTEK’ten daha yüksek bir teklifle ihaleye girdiği,
20-01/14-06
55 / 79
ayrıca işlemlerin yürütülmesi için biyolog çalıştıran ONKOFAR’ın işçilik
maliyetinin de diğer firmalardan yüksek olduğu,
- PAMUKKALE ihalesi ile aynı tarihte (04.12.2017) yapılan İNÖNÜ ihalesinde
en düşük fiyatı teklif eden ERASER’in de İzmir merkezli olmasına rağmen
şirket merkezine Malatya’dan (İNÖNÜ) daha yakın olan Denizli’deki
(PAMUKKALE) ihaleye katılmadığı, hiç değilse teknik şartnameye itiraz
edebilecekken etmediği
savunması.
(187) Kararın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere, teşebbüslerin ihalelere genellikle tek
katıldığı ve diğer teşebbüslerin teklif vermediği hususu tek başına ihlal tespiti şeklinde
öne sürülmemiş olup, piyasadaki rekabetçi ortamın ortaya konulması açısından ele
alınmıştır.
KORULU’nun tedarikçiden aldığı fiyatın üzerine kendi kar marjını koyarak ihalelere
girmesinin yasalara uygun bulunduğu, bu çerçevede ONKOFAR ile KORULU
arasındaki ticari ilişkinin tedarikçi ve bayi ilişkisi olduğu, örneğin 19 MAYIS ve
ULUDAĞ’da ONKOFAR ve KORULU arasındaki ilişkinin de bu yönde bir tedarikçi-bayi
ilişkisi olduğu savunması.
(188) Aynı yıl içerisinde açılan birçok ihale nedeniyle oluşan teminat ve finansal yüklerden
dolayı sağlayıcı teşebbüslerin bayi aracılığıyla ihalelere girmesi rasyonel bir davranış
olarak karşılanabilecektir. Ancak bu durum, sağlayıcı teşebbüslerin bayilerle ihalelere
ilişkin ticari açıdan hassas bilgi alışverişinde bulunmasını veyahut ihalelerde birlikte
hareket edilmesini haklı göstermemektedir. Zira SAMSUN EAH’de yapılan ihale
öncesinde KORULU ile ONKOFAR arasında yaklaşık maliyet teklifine ilişkin iletişim
tespit edilmiştir. İlgili ihalenin detaylarına bakıldığında ise sadece ONKOFAR ve
KORULU tarafından yaklaşık maliyet teklifi verildiği ve ihalenin, ihaleye tek teklif veren
KORULU üzerinde kaldığı görülmektedir. Üstelik KORULU ve ONKOFAR aynı cihazlar
üzerinden yaklaşık maliyet teklifleri vermiştir.
04.12.2017 tarihli İNÖNÜ ihalesini kazanan ERASER’in gerçekçi olmayan düşük fiyatlar
uygulayarak adeta damping yaptığı, bunun 4054 sayılı Kanun’a aykırı olması sebebiyle
Rekabet Kurumunun konuyu araştırması gerektiği savunması.
(189) ERASER’in ihale kazanabilmek için düşük fiyat vermesi, diğer bir deyişle fiyat
rekabetine girmesi 4054 sayılı Kanun’un amaçladığı hususlardan birisidir.
İNÖNÜ şartnamesinin hem robotik hem de otomatik cihazları kapsaması sebebiyle söz
konusu ihaleye robotik cihazla girmenin maliyetleri kurtarmayacağının belli olduğu,
bayilerin de ONKOFAR’ın robotik cihazı ile söz konusu ihaleye girmek istemediği,
ONKOFAR’a ait otomatik cihazın tedarikinde yaşanan sıkıntılar sebebiyle ihaleye
otomatik cihaz üzerinden teklif verilemediği, yine söz konusu ihalenin geri ödeme
süresinin üç yıl gibi uzun bir süre olmasının da teklif vermemede etkili olduğu, ayrıca
ihale tarihinde ONKOFAR’a ait sadece bir adet otomatik cihaz olduğu ve bunun da
MEDİCAL PARK Gaziantep hastanesine kurulduğu, bu süreçte ONKOFAR’ın
İNÖNÜ’ye teklif veremediği, ancak PAMUKKALE’ye teklif vermesinin mümkün olduğu
savunması.
(190) Kemoterapi ilaç hazırlama ihalelerinin aynı anda robotik ve otomatik cihazları
kapsaması halinde, ister tedarikçi olsun isterse bayi, ihaleye robotik cihazla iştirak
etmek büyük çoğunlukla daha maliyetli olmaktadır. Bununsa robotik cihaz firmalarının
20-01/14-06
56 / 79
ihaleye katılım konusunda daha isteksiz olmasının makul bir sebebi olduğu
değerlendirilmektedir. Buna karşılık 2016/363986 İKN’li ABDURRAHMAN
YURTASLAN, 2016/42628 İKN’li ATATÜRK, 2016/68546 İKN’li TEPECİK, 2017/13168
İKN’li ALİ OSMAN SÖNMEZ ve 2017/449964 İKN’li AFYON KOCATEPE ihalelerinde
ONKOFAR, gerek kendisi gerek bayisiyle otomatik cihazlara karşılık robotik cihazlarla
teklif sunabilmiştir.
ONKOFAR’ın ruhsatını alıp alamayacağı belirsiz bir cihaz ve ERASER’den iki ay önce
aldığı ruhsat ile piyasada etki doğuramayacağı savunması.
(191) Rekabet hukuku literatüründe rakip faaliyetlerine ilişkin belirsizlik esas olup, rakip ticari
bilgilerinin bilinmesi veya paylaşılması rekabet ihlali kapsamında değerlendirilebilecek
hususlardır. Öte yandan, rakiplerin ihaleye katılım gösterip göstermeyecekleri veya
verecekleri tekliflerin belirsizliği, ihaleye katılan teşebbüslerin daha temkinli davranarak
ihalelerin kendinde kalması için düşük fiyat teklifi sunmalarını ve ihalelerin beklenildiği
şekilde düşük meblağlarla tamamlanmasını sağlayabilecektir. Bu vesileyle ihale, 4734
sayılı Kanun’un 40. maddesinde belirtildiği üzere ekonomik açıdan en avantajlı teklifi
veren istekli üzerinde bırakılarak toplumsal refah ençoklaştırılabilecektir.
Soruşturma Bildiriminde yer alan tabloda 17 otomatik cihaz ihalesinin 14’üne tek bir
firmanın teklif verdiği iddiasına cevaben, söz konusu 14 ihalenin yapıldığı tarihte (GAZİ
ihalesi hariç olmak üzere) ONKOFAR’ın ruhsatlı otomatik cihazının bulunmadığı, GAZİ
ihalesinin ise ONKOFAR’ın itirazlarına rağmen MEDİTERA’nın cihazlarına uygun olarak
hazırlanmış şartnamelerle oluşturulduğu, bu sebeple GAZİ ihalesine ONKOFAR
tarafından teklif verilemediği, geriye kalan üç otomatik cihaz ihalesinden
ABDURRAHMAN YURTASLAN ihalesine teklif verilememe sebebinin ruhsatlı cihazın
bulunmaması olduğu, aynı tarihte (04.12.2017) yapılan İNÖNÜ ve PAMUKKALE
ihalelerinde ONKOFAR’ın ruhsatının bulunduğu, İNÖNÜ ihalesine şartnamenin farklı tip
cihazları aynı statüde kabul etmesi sebebiyle iştirak edilmediği, PAMUKKALE ihalesine
ise teklif verilmesine rağmen ihalenin kazanılamadığı savunması.
(192) İlgili iddialara ilişkin bu savunmaya cevap niteliğinde değerlendirmelere işbu kararın
I.2.1. ve I.3.2.2. alt başlıklarında yer verilmiştir.
TEPECİK ihalesinin yapıldığı 14.04.2016 tarihinde ONKOFAR’ın finansal yetersizlikler
yaşaması ve buna bağlı olarak ortaklar arasında fikir ayrılığı ve hastane taleplerinin
yüksek maliyetler gerektirmesi nedeniyle ONKOFAR adına ihaleye iştirak edilemediği,
aynı ihaleye katılım için istekli olan DİAKİM adlı bayiye yetki verildiği, aynı zamanda
ONKOFAR ortaklarından (…..) ve (…..)’ın hissedarı olduğu İNFOTEK firmasının aynı
ihaleye İNVOTEK’e ait robotik cihazla katılmasının sebebinin İNVOTEK’in cihaz
yatırımını şart koşmamış olması ve cihazın kiralama usulü ile temin edilmesi olduğunun
düşünüldüğü, sonuç olarak ihalede en uygun teklifi İNFOTEK’in verdiği, ONKOFAR’ın
fiyat telkini yoluyla piyasada serbest fiyatın oluşmasını engelleyecek herhangi bir
yönlendirmesinin olmadığı savunması.
(193) Sağlayıcının kendi bayisi dururken başka bir bayiyle ihaleye katılması ve kendi iştiraki
konumundaki bayisinin rakip sağlayıcı tarafından yetkilendirilerek aynı ihaleye iştirak
etmesine ilişkin savunma makul görülebilecekse de, savunmada ihale sözleşmesinin
neden daha sonra KARMENTİS’e devredildiğine ilişkin olarak herhangi bir açıklama
bulunmamaktadır.
14.03.2017 tarihli HACETTEPE ihalesine ilişkin olarak, İNFOTEK’in ihaleye bu kez
ONKOFAR’a ait robotik cihazla katıldığı, ihaleden hemen önce 01.03.2017 tarihinde
yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında fikir ayrılığı yaşanan ortağın ortaklıktan
20-01/14-06
57 / 79
ayrıldığı ve hissesini (…..)’a devrettiği, yatırım yapma yönünde ortaklar arasında bir
uyuşmazlık kalmadığı, ONKOFAR’ın ihalede istenen iş deneyim belgesi ve bilanço
rasyoları şartlarını taşımaması sebebiyle ihaleye İNFOTEK aracılığıyla teklif verildiği,
ancak hastane taleplerinin yüksek maliyetler gerektirmesi nedeniyle ihalenin
kazanılamadığı, İNVOTEK’in robotuyla katılan KARMENTİS’in ihaleyi kazandığı, ayrıca
KARMENTİS’in daha ucuza kredi bulmuş veya daha düşük kâr hedefi koymuş
olabileceği, bu sayede daha düşük fiyatlarla teklif vermiş olabileceği, sonuçta TEPECİK
ve HACETTEPE ihalelerinin ikisini de alamadığı için ONKOFAR’ın herhangi bir avantaj
sağlamadığı, ONKOFAR’ın veya ortaklarının kendi şirketleri aleyhine karar almalarının
makul olmadığı savunması.
(194) 01.03.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında fikir ayrılığı yaşanan
ortağın ortaklıktan ayrıldığı ve hissesini (…..)’a devrettiği, yatırım yapma yönünde
ortaklar arasında bir uyuşmazlık kalmadığı ve ihaleye iştirak edilebildiği belirtilmektedir.
Ancak yatırım yapma yönünde fikir ayrılığı yaşanan ortağın ortaklıktan ayrıldığı tarihten
yaklaşık beş ay öncesine ve TEPECİK ihalesinden yaklaşık altı ay sonrasına tekabül
eden, 11.10.2016 tarihinde yapılan 2016/363986 İKN’li ABDURRAHMAN YURTASLAN
ihalesine ONKOFAR’ın doğrudan robotla teklif verdiği görülmektedir.
ONKOFAR’ın 2016 yılı bilançosu yüzünden 2017 yılında istenen bilanço rasyolarını
karşılayamadığı, bu nedenle 2017 yılındaki bazı ihalelere katılamadığı savunması.
(195) Finansal yeterlilikler ve her bir ihalede yatırılması gereken teminatlar dikkate
alındığında, her teşebbüsün her ihaleye girmesi beklenemeyecektir. Kaldı ki, incelenen
ihalelere tek bir teşebbüsün katılması nedeniyle herhangi bir teşebbüsle ilgili ihlal
tespitinde bulunulmamıştır. Bununla birlikte, pazarın rekabetçi yapısını ortaya koymak
açısından, otomatik cihazlarla girilen ihalelerde sürekli tek bir firmanın ihaleye katılması
ve ikinci bir katılanın olmaması pazarın çok da rekabetçi bir yapıda olmadığını
göstermektedir.
İhale süreçlerinde yaklaşık maliyetin belirlenmesi ve teknik-idari şartnamelerin
hazırlanması, ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadarki süreçte
vuku bulduğundan bu tip işlemlere karşı yapılacak başvuruların münhasıran KİK’in
görev ve yetki alanında olduğu, ayrıca yaklaşık maliyet belirlenmesi ve teknik şartname
hazırlanması aşamalarında sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerden teklif veya görüş
almanın 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na aykırılık teşkil ettiği, bu Kanun’un özel
nitelikte kanun olmasından dolayı genel nitelikteki kanunlara nispeten öncelikle
uygulanması gerektiği, her ne kadar Danıştay içtihadı çerçevesinde rekabet ihlali
bulunması halinde Rekabet Kurumunun da iddia edilen olayı inceleyebileceğinin sabit
olduğu bilinse de Kurum kayıtlarına 15.08.2017 tarih ve 5878 sayı ile intikal eden isimsiz
başvurunun Kurul tarafından işleme alınmasının hukuka aykırı olduğu savunması.
(196) Savunmada da belirtildiği üzere, Danıştay içtihadı rekabet ihlali bulunması halinde
Rekabet Kurumunun da iddia edilen olayı inceleyebileceği yönündedir. Nitekim
Danıştay 13. Dairesinin 13.02.2012 tarihli, E: 2008/13184 ve K: 2012/359 sayılı Borusan
kararında; regülasyon kurumlarının kararları doğrultusunda hareket eden teşebbüslerin
her durumda rekabet hukuku kurallarından bağışık tutulamayacağı, Kurumun istisnasız
bir şekilde tüm mal ve hizmet piyasalarındaki rekabet ihlallerini tespit etmek ve yaptırım
uygulamak konusunda yetkili ve görevli kurum olduğu, bir piyasanın düzenleyici ve
denetleyici bir kurumun regülasyonuna tabi olmasının o piyasada yer alan faaliyetleri
4054 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarmayacağı, düzenleyici kurumların piyasa
hakkındaki tasarruflarında rekabetçi bir piyasa düzeni sağlamakla yükümlü olmalarına
rağmen, piyasada gerçekleşen rekabet ihlallerinin tespit ve idari yaptırıma tabi
20-01/14-06
58 / 79
tutulmasının, Kanun veya ikincil düzenlemelerle öngörülen istisnalar dışında, 4054
sayılı Kanun kapsamında Kurumun görev alanına girdiği ifade edilmektedir.
(197) İsimsiz başvuru bakımından ise öncelikle 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinde Kurulun
re’sen veya kendisine intikal eden başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına
ya da önaraştırma yapılmasına karar verebileceğinin hükme bağlandığı belirtilmelidir.
Kurulun Kuruma gönderilen bir ihbarı ciddi bularak harekete geçmesi bu çerçevede
gerekli incelemeleri re’sen başlatması önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.
3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un 4. maddesi uyarınca dilekçe
sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmuyorsa dilekçenin incelenmemesi
gerektiği, bu nedenle Kurum kayıtlarına 15.08.2017 tarih ve 5878 sayı ile intikal eden
isimsiz başvurunun da Rekabet Kurulunca işleme alınmasının konu yönünden hukuka
aykırı olduğu savunması.
(198) Anılan savunma bir önceki savunmaya cevap bölümünde yanıtlanmıştır.
İddia edilen eylemin somut şekilde nitelendirilmediği, yalnızca 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ihlal edildiğinden bahsedildiği, ancak aynı madde kapsamında olmasına
rağmen anlaşma ve bilgi değişimi niteliğindeki ihlallerin farklı unsur, ispat koşulları ve
ceza rejimine tabi olduğu, isnat edilen eylemin ihale karteli mi yoksa bilgi değişimi mi
olduğunun netleştirilmemesinin savunma yapmayı zorlaştırdığı savunması.
(199) Teşebbüslerin anlaşarak ihalelerde birlikte hareket ettikleri ve ihaleleri paylaştıkları
bunun ise 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal oluşturan haller arasında
olduğu belirtilmiştir. Tarafların eylemi kararın ilgili bölümünde de değinildiği üzere Ceza
Yönetmeliği’nde ifadesini bulan “diğer ihlaller” kategorisinde değerlendirilmiştir.
ONKOFAR’ın dosyaya giriş talebinin ticari sır, gizli bilgi ve kurum içi yazışma
gerekçeleriyle reddedilmesinin adil yargılanma ve savunma haklarının ihlali anlamına
geldiği savunması.
(200) 4054 sayılı Kanun’un 44. maddesinin ikinci fıkrasında, haklarında soruşturmaya
başlandığı bildirilen taraflar sözlü savunma hakkını kullanma taleplerine kadar Kurum
bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse elde edilmiş
olan her türlü delilin bir nüshasının kendilerine verilmesini isteyebilir hükmü yer
almaktadır. Tarafların kendileri hakkında düzenlenen belgelere erişimini ve bunun
istisnalarını düzenleyen 2010/3 sayılı Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve
Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ’in (2010/3 sayılı Tebliğ) 6. maddesinde
tarafların dosyaya giriş hakkı kapsamında, Kurum içi yazışmalar ve başka teşebbüs,
teşebbüs birliği ve kişilere ilişkin ticari sır ve diğer gizli bilgileri içerenler hariç olmak
üzere, Kurum bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evraka ve elde edilmiş
her türlü delile erişebileceği düzenlenmektedir. Yine 2010/3 sayılı Tebliğ’in 7.
maddesinde Kurulun alacağı nihai karara kadar gerçekleştireceği hazırlayıcı işlem
niteliğindeki yazışmalar ile Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği
Yapılmasına Dair Yönetmelik (Pişmanlık Yönetmeliği) kapsamında sunulan bilgi ve
belgeler ve Kurumun bilgisine başvurduğu kamu veya özel sektör üçüncü kişileriyle ile
yaptığı yazışmaların iç yazışma olarak kabul edileceği belirtilmektedir.
(201) 2010/3 sayılı Tebliğ’in 10. maddesinde Pişmanlık Yönetmeliği’nin 6. maddesinin üçüncü
fıkrası ve 9. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde elde edilen bilgiler ile aklayıcı ya
da suçlayıcı delil niteliği bulunan diğer Kurum içi yazışmaların, Kurum merkezinde
incelenebileceği hükme bağlanmıştır. Bununla birlikte önaraştırma raporlarının
hazırlayıcı işlem olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Kamu kurumlarıyla
20-01/14-06
59 / 79
yapılan yazışmalar noktasında ise söz konusu yazışmaların niteliği gereği taraf
hakkında 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiğine dair herhangi bir iddia içermediğini ve tarafı
suçlayıcı veyahut aklayıcı delil niteliği taşımadığını belirtmekte fayda bulunmaktadır.
(202) İhbar başvurusunun gizli tutulması hususunda önem arz eden bir husus, kemoterapi
ilaç hazırlama alanında faaliyet gösteren teşebbüs sayısı ve buna bağlı olarak çalışan
sayısının oldukça kısıtlı olduğudur. Bununla birlikte, rakipler arasında rekabet karşıtı
anlaşmaların doğası gereği gizli yapılanmalar oldukları hatırda tutularak ihbar
müessesesinin oldukça kıymetli bir bilgi kaynağı olduğu değerlendirilmektedir. Bu
kapsamda ihbar sahibinin 2012/2 sayılı Tebliğ kapsamında kimliğinin gizli tutulması
hakkı yanında, rekabet incelemelerinde çok önemli bir bilgi kaynağı olan muhbirin, ifşa
olması riski dolayısıyla kimlik bilgileri ONKOFAR ile paylaşılamamıştır. Buna karşılık
ihbar başvurusunda yer alan önemli olabilecek tüm hususlar gerek Soruşturma
Bildiriminde gerekse Soruşturma Raporunun tebliğinde taraflarla açık bir şekilde
paylaşılmıştır.
4054 sayılı Kanun’da dijital verilerin toplanmasına dair bir düzenleme bulunmadığı,
elektronik belgelerin elde edilebilmesi için hakim kararı gerektiği, bu nedenle ihlal
isnadında bulunulan delilin uzmanlarca hukuka aykırı olarak elde edildiği savunması.
(203) Kurumun yerleşik uygulamalarında çoğunlukla hakim kararına ihtiyaç duyulmaksızın
yerinde incelemeler gerçekleştirilmektedir. Nitekim 4054 sayılı Kanun’un 15.
maddesinde yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması
durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan hüküm gereği her yerinde incelemede hakim kararına ihtiyaç duyulmadığı,
aksine yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması
durumunda hakim kararına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.
(204) Bununla birlikte elektronik belgelerin elde edilmesine ilişkin yargı kararlarına
bakıldığında Danıştay 10. Dairesinin 25.11.2002 tarih ve E: 2000/5592, K: 2002/4506
sayılı Turkcell kararı, İDDK’nın 16.06.2005 tarih ve E: 2003/315, K: 2005/21 77 sayılı
Turkcell kararı, Danıştay 13. Dairesinin 26.03.2013 tarih, E: 2009/5890, K: 2013/847
sayılı Koçak Petrol kararı ile Danıştay 13. Dairesinin 26.03.2013 tarih E: 2010/543 K:
2013/844 sayılı Reysaş kararlarında, Kurulun dijital veriler ve elektronik belgelere ilişkin
inceleme yapma yetkisinin bulunduğunun onaylandığı anlaşılmaktadır.
SAMSUN EAH ihalesinde KORULU’nun bayi olarak hareket ettiği, bu doğrultuda
sağlayıcı teşebbüs ile yazışma yapıldığı, Soruşturma Raporunda bu yazışmanın bir
ihale karteli olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı, ileri sürülen yazışma delili ile
ihlal nitelendirmesinin birbirine uygunluk göstermediği, ayrıca söz konusu yazışmanın
ikincil delil niteliğinde olduğu ve tek başına kullanılması halinde kartel iddiası
bakımından ispat standardını karşılamaktan uzak olduğu, ONKOFAR çalışanının
yaklaşık maliyet teklifi verilip verilmemesine ilişkin şahsi yorumlarının bir kartel
davranışını makul şüphe seviyesinde ortaya koymaktan uzak olduğu savunması.
(205) KORULU’nun kemoterapi ilaç hazırlama alanındaki pozisyonuna ilişkin değerlendirme,
KORULU’nun bu konudaki savunmasına cevap niteliğinde olduğundan burada tekrar
edilmemiştir. İkincil delillerin tek başına kartel tespiti açısından yetersiz olduğuna ilişkin
savunmaya gerek ülkemiz gerekse diğer ülke rekabet hukuku uygulamaları dikkate
alındığında katılmak mümkün değildir. Öte yandan, tarafların ihalelerde işbirliği
yaptıkları, birlikte hareket ettikleri diğer bir deyişle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini
ihlal eder nitelikte bir rekabet karşıtı anlaşma içinde oldukları delillerle gösterilmiştir.
20-01/14-06
60 / 79
Soruşturma kapsamında ilgili ürün pazarı tanımı yapılmamasının usuli bir eksiklik teşkil
ettiği, zira soruşturma tarafları arasındaki ilişkinin yatay mı dikey mi olduğunu
belirleyebilmek için ilgili ürün pazarının tespitinin gerektiği, bu doğrultuda ulaşılacak
sonucun ihlalin niteliğini ve cezanın miktarını belirleyeceği, ayrıca ilgili pazara 4054
sayılı Kanun’un uygulanabilirliğini belirlemek için ürün pazarının tanımlanması gerektiği
savunması.
(206) İhale özelinde rakip konumunda olan teşebbüslerin iradelerinin uyuşması sonucu 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin araştırıldığı işbu dosyada, ilgili
pazar tanımı ulaşılan neticeyi değiştirmemektedir. Soruşturma incelenen ihaleler
bakımından rakip teşebbüsler arasındaki birlikteliği konu almaktadır. Bu çerçevede,
soruşturma neticesinde ulaşılacak sonuca bir etkisi olmayacağından, detaylı bir ilgili
pazar tanımı yapmaya gerek görülmemiştir.
KORULU ile ONKOFAR arasında 2017 yılından itibaren bütün iller bazında bir bayilik
sözleşmesi akdedildiği, 2015 öncesinde de özellikle Samsun 19 Mayıs Üniversitesi
Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (19 Mayıs) nezdinde iki teşebbüs arasında
bayilik anlamında ticari ilişki olduğu savunması.
(207) KORULU’nun kemoterapi ilaç hazırlama alanındaki pozisyonuna ilişkin değerlendirme
kararın ilgili bölümünde yer almakta olup burada tekrar edilmemiştir.
İhlal bulgusuna dayanak olan e-postalardan birinde yalnızca idarenin hem
KORULU’dan hem de ONKOFAR’dan yaklaşık maliyet teklifi sunmalarını talep ettiğinin
anlaşıldığı, yaklaşık maliyet tekliflerinin de teşebbüslerin ihaleye katılacağına ilişkin bir
işaret olarak düşünülmemesi gerektiği, iki teşebbüsün yaklaşık maliyet teklifi vermesinin
daha sonra bu iki teşebbüsün rakip olarak ihaleye teklif vereceği anlamına gelmediği,
söz konusu e-postada ortak amaç veya sonuca yönelen bir irade birlikteliğine ilişkin
anlaşmanın konusu veya içeriğinin yer almadığı, yaklaşık maliyet teklifinin verilip
verilmemesine ilişkin bu iletişimin tedarikçi-bayi ilişkisinin gereklerinin ötesine geçen bir
amaç taşımadığı, iki teşebbüsün de yaklaşık maliyet teklifi vermeme yönündeki kararın
birbirinden bağımsız olduğu, teşebbüslerin kendi bağımsız kararlarıyla idarelerin
sunduğu şartların değişmesini sağlamayı hedeflemelerinin rekabetçi bir piyasa için
olağan olduğu, oysa iddia edilen ihlalin masumiyet karinesine uygun olarak en ufak bir
şüpheye yer vermeden ortaya koyulması gerektiği, ancak makul şüphenin ötesine
geçecek kadar kesin ve net bir delilin bulunmadığı savunması.
(208) Daha önce detaylı olarak yer verildiği üzere, yaklaşık maliyetin belirlenmesi süreci ihale
sürecinin rekabetçi bir alt aşamasıdır. SAMSUN EAH ihalesinde bu aşama bakımından
ONKOFAR ve KORULU’nun ayrı ayrı yaklaşık maliyet teklifi sunmalarına bağlı olarak
idare nezdinde iki rakip olduğu, ancak kararda yer verilen yazışmanın içeriğinden
kendilerinden beklenen bağımsız hareket yerine işbirliği içerisinde hareket ettikleri
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla teşebbüs tarafından da savunmasında belirtildiği üzere,
teşebbüslerin kendi bağımsız kararlarıyla idarenin sunduğu şartların değişmesini
sağlamayı hedeflemeleri rekabetçi bir piyasa için olağan bir durumdur. Ne var ki,
SAMSUN EAH ihalesi bakımından ONKOFAR ve KORULU’nun bağımsız kararlarıyla
hareket etmedikleri değerlendirilmektedir. Zira, ilk etapta idareye yaklaşık maliyet teklifi
sunmakta birbirleriyle iletişim halinde olan taraflar, sistem tercihi değişikliği akabinde
ayrı ayrı yaklaşık maliyet teklifinde bulunmuşlardır.
Robotik cihazların yaklaşık (…..) Euro gibi yüksek bir bedele mal olduğu, temiz oda
maliyetlerinin de metrekare başına yaklaşık (…..) Euro olduğu, bir robot için (…..)
metrekare, her bir ilave robot için (…..) metrekarelik alana ihtiyaç olduğu, bu nedenle
20-01/14-06
61 / 79
ihale öncesi cihaz ve temiz oda planlamasının büyük önem arz ettiği ve tedarikçi ile
bayinin bu tip planlamaları yapabilmeleri için iletişime geçmelerinin finansal
öngörülebilirlik açısından gerekli olduğu savunması.
(209) SAMSUN EAH ihalesi bakımından yapılan ihlal tespitinde savunmada yer verilen
hususlar önem arz etmemektedir. Zira, bu ihalenin hazırlık aşaması bakımından
ONKOFAR ve KORULU idare nezdinde distribütör–bayi gibi değil, iki ayrı rakip
teşebbüs gibidir. Uygun şartların oluşmaması nedeniyle her bir teşebbüs yaklaşık
maliyet teklifi verip vermemekte serbest iken, teşebbüslerin iletişim halinde yaklaşık
maliyet teklifi sunmamaları, idarenin tercihini birlikte hareket ederek etkilemeleri,
idarenin teşebbüslerin hedefledikleri değişikliği yapması akabinde yine ayrı ayrı yaklaşık
maliyet teklifi sunmaları SAMSUN EAH ihalesinde taraflar arasındaki birlikteliğe
dayanak teşkil etmektedir.
SAMSUN EAH’nin ONKOFAR, KORULU, RİVOSEM, ONCOSEM ve MEDİTERA’dan
yaklaşık maliyet teklifi talep ettiği, bu doğrultuda teşebbüslere şirket isminin elle
doldurulduğu yaklaşık maliyet teklif talep yazısı gönderildiği, yalnızca ONKOFAR ve
KORULU’nun bu teklif talebine cevap verdiği, diğer teşebbüslerin ilgili ihaleye
katılmamış olmasının KORULU ile ONKOFAR arasında bir işbirliğini göstermeyeceği,
ONKOFAR ve KORULU’nun idareye kendi içinde tutarlı yaklaşık maliyet teklifleri
sunmuş olmalarının ilgili ihalede rakipleri dışlama amacı ile ilgili olmadığı, bununla
hastaneyi mümkün olduğunca hoşnut etmenin amaçlandığı, söz konusu iki teşebbüsün
yaklaşık maliyet teklifi sunmuş olmasından hareketle ihale özelinde ONKOFAR ve
KORULU’nun rakip teşebbüsler haline geldiği yorumunun yanlış olacağı savunması.
(210) İhlal tespitine dayanak teşkil eden söz konusu belgeler, teşebbüsler ve SAMSUN
EAH’dan temin edilen bilgi/belgelerle birlikte değerlendirildiğinde, idarenin manuel ve
robotik sistem olarak şartnameyi rekabete açmak istediği, ancak ONKOFAR ve
KORULU’nun idarenin sistem tercihini birlikte hareket ederek etkiledikleri ve
şartnamenin yeniden yarı otomatik ve robot olarak düzenlenmesi sonucunda kısmi
teklife kapalı olan ihalede sadece KORULU ve ONKOFAR’ın yaklaşık maliyet teklifinde
bulunduğu ve ihalenin rakip teşebbüslere kapatıldığı anlaşılmaktadır.
SAMSUN EAH idaresinin günlük 65 hasta üzerinden en az iki robot ve manuel sistemle
ihaleye çıkmasının mevcut piyasa koşullarında hiçbir teşebbüs için ekonomik açıdan
makul olmadığı, hastane idaresinin bu konuda bilgilendirildiği, robot sayısının teke
düşürülmesiyle ihaleyi kazanacak teşebbüs kadar hastanenin de maliyet avantajı
sağlayacağı, delil olarak ele alınan ve ONKOFAR çalışanları arasında yapılan iç
yazışmada rakipleri ihale dışı bırakmak amacıyla danışıklı hareket edildiğine dair
herhangi bir ifadenin bulunmadığı, SAMSUN EAH’nin robotik cihaz yanında manuel
yerine yarı otomatik sistemi tercih etmesinde ONKOFAR ve KORULU’nun hastaneyi
manipüle etmesi veya baskı altına almasına dair herhangi bir delil bulunmadığı, idarenin
bu tercihinin altında yarı otomatik sistemin geri ödeme koşullarının manuel sistemden
daha avantajlı olmasının yattığı savunması.
(211) İhlal tespitinde kullanılan iç yazışma şeklindeki belgede rakipleri ihale dışı bırakmak
amacıyla danışıklı hareket edildiğine dair açık bir ifade bulunmamakla birlikte, inceleme
sürecinde teşebbüslerden ve SAMSUN EAH’dan temin edilen bilgi ve belgeler birlikte
değerlendirildiğinde, birlikte hareket etmek suretiyle idarenin sistem tercihinin
etkilenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Süreç, KORULU ve ONKOFAR’ın idareye iki
rakip gibi görünüp arka planda idareyi kendi lehlerine sonuç yaratmak üzere
yönlendirmelerine dayanmakta olup, buna bağlı olarak idarenin hareket alanı daraltılmış
olmakla birlikte idarenin baskı altına alındığına dair bir değerlendirme bulunmamaktadır.
20-01/14-06
62 / 79
Söz konusu yazışmayı kaleme alan ONKOFAR çalışanının iki yerine bir robotik cihaz
ile ihaleye girilmesi hususunu sehven yaklaşık maliyet üzerinden ifade ettiği, KORULU
ve ONKOFAR’ın maliyeti yükselterek haksız bir kazanç elde etmediği, aksine iki yerine
tek robot tercihi ile hastane ve teşebbüslerin maliyet avantajı sağladığı, ihale bedelinin
manipüle edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı savunması.
(212) Manipülasyon değerlendirmeleri, KORULU ve ONKOFAR’ın idareye iki rakip gibi
görünüp arka planda idareyi kendi lehlerine sonuç yaratmak üzere yönlendirmesine
dayanmaktadır. Buradaki amaç, yaklaşık maliyetin idare tarafından olduğundan yüksek
belirlenmesi olabileceği gibi salt idarenin sistem tercihini değiştirmek de olabilecektir.
Her halükarda, idare nezdinde iki ayrı rakip teşebbüs olan KORULU ve ONKOFAR’ın
kendi lehlerine sonuç yaratmak üzere iletişim halinde oldukları gerek söz konusu
yazışma gerekse inceleme sürecinde teşebbüslerden ve SAMSUN EAH’den temin
edilen bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
SAMSUN EAH ihalesine ONKOFAR’ın kasten teklif vermediği iddiasına cevaben söz
konusu hastanede temiz oda, koltuklar, infüzyon pompaları gibi önceki dönemden
kalma KORULU yatırımları bulunduğundan KORULU’nun daha rekabetçi teklif verme
hususunda avantajlı olması nedeniyle ilgili ihaleye teklif vermenin makul olmayacağının
değerlendirildiği savunması.
(213) Öncelikle belirtmek gerekir ki, ONKOFAR’ın SAMSUN EAH ihalesine kasten teklif
vermediği yönünde bir tespit bulunmamakta olup, yalnızca ONKOFAR’ın yaklaşık
maliyet teklifinde bulunmasına rağmen ihale için herhangi bir teklif öne sürmediği ve tek
teklif sahibi KORULU’nun ihaleyi kazandığı belirtilmiştir. KORULU’nun söz konusu
ihalede zaten avantajlı olduğunun ve ihaleye teklif verilmesinin makul olmayacağının
bilinmesine karşılık ONKOFAR tarafından yaklaşık maliyet teklifi verilmesi
anlaşılamamaktadır. Ayrıca savunmada, KORULU ile aralarında potansiyel bir rekabet
olduğu “KORULU’nun daha rekabetçi teklif verme hususunda avantajlı olması nedeniyle
ilgili ihaleye teklif vermenin makul olmayacağı” ifadesiyle ONKOFAR tarafından da ikrar
edilmektedir.
Kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia edilen eylemlerin kartel değil olsa olsa bilgi
paylaşımı niteliğinde kabul edilebileceği, bu hususun verilecek para cezasının
hesaplanmasında önem arz ettiği, ileri sürülen ihlalin niteliğinin bilgi değişimi olarak
kabul edilmesi halinde dahi bilgi değişiminin per se ihlal olmadığı, değişilen bilginin
niteliği ve pazarın yapısının dikkate alınarak etki analizi yapılması gerektiği, söz konusu
yazışmanın fiyat ya da miktar gibi hassas bir bilginin paylaşılması suretiyle ihaledeki bir
belirsizliği ortadan kaldırmaya yönelik olmadığı, taraflar arasında gerçekleşen tek
iletişimin teknik şartnamede yapılması gereken değişikliklere ilişkin görüş alınmasına
dayandığı, söz konusu yazışmanın hastane ve katılan firmaların maliyetlerini azalttığı
ve bu yönüyle ihaleye daha fazla sayıda teşebbüsün katılımını teşvik ettiğinin
düşünüldüğü savunması.
(214) Kararın sonuç kısmından da anlaşılacağı üzere, işbu dosyaya konu eylem “kartel”
olarak değil, Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrası (b) bendi uyarınca “diğer
ihlaller” kategorisinde değerlendirilmiştir.
Soruşturma Raporu’nda ihlal süresinin ihale süresince devam ettiği yönündeki kabulün
doğru olmadığı, öne sürülen yazışmanın karteli ispat etmek bakımından yeterli
olmaması sebebiyle konunun olsa olsa bilgi paylaşımı çerçevesinde
değerlendirilebileceği, söz konusu bilgi paylaşımının da ihale süresince devam eden bir
kartel iradesi olarak algılanmasının mümkün olmadığı, tarafların ihale süresince ihlal
20-01/14-06
63 / 79
iradesi taşıdığını gösterir bir delil bulunmadığı, sürece ihlal süresinin ihale süresi ile eşit
olduğunu varsaymanın doğru olmadığı, ihale süresinin yalnızca özel hukuk tazminatının
hesaplanması aşamasında göz önünde bulundurulabileceği, ONKOFAR bakımından
ihlal süresinin bir yıldan az olarak belirlenmesi gerektiği savunması.
(215) İhlalin süresinin belirlenmesinde ihale neticesinde akdedilen sözleşmelerin süresi
dikkate alınmamış, ihlalin süresi bir yıldan kısa kabul edildiği için Ceza Yönetmeliği’nin
5. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde temel para cezasına esas oran
artırılmamıştır.
Ayrıca hafifletici unsurların mevzuatta tahdidi olarak düzenlenmediği ve somut olay
bazında değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda idarenin yaklaşık maliyet
belirlenmesi için teşebbüslerle iletişime geçmesinin, soruşturma boyunca gerekli tüm
bilgilerin raportörlere temin edilmesinin, ilgili SAMSUN EAH ihalesinin ONKOFAR’ın
toplam yıllık net satışları içinde düşük bir paya (yıllar itibariyle %(…..)-(…..) arasında)
tekabül etmesinin ve ONKOFAR’ın soruşturma açıldıktan sonra rekabet hukuku ile ilgili
profesyonel danışmanlık hizmeti almasının hafifletici unsur olarak kabul edilmesi
gerektiği savunması.
(216) Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinde hafifletici unsurlar tahdidi olarak sayılmamış, Kurul
tarafından cezanın hafifletilmesini gerektiren nedenlerin bulunması halinde ceza
miktarının takdiren indirilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, kararın sonucuna da
yansıdığı üzere, taraflar hakkında uygulanacak cezanın tayininde ihlal konusu
faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının düşük olduğu gözetilmiştir.
I.6.3. MEDİTERA’nın Yazılı Savunması
İlgili ürün pazarı ve ilgili coğrafi pazarın belirlenmesine gerek olmadığı yolundaki tespitin
yeniden gözden geçirilmesi gerektiği savunması.
(217) Bu savunmaya yukarıda zaten yanıt veriliğinden burada tekrarlanmayacaktır.
Sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin pazara girişinin düzenlemeye tabi olması
sebebiyle onay alan teşebbüslerin avantajlı duruma geldikleri hakkındaki iddiaya ilişkin
olarak, Bakanlıkça verilen onayın idari bir karar olduğu, bu sebeple düzenlenen bir
piyasanın söz konusu olduğu, düzenlenen piyasalara da 4054 sayılı Kanun’un
uygulanamayacağı savunması.
(218) Öncelikle sırf pazara girişin düzenlemeye (ruhsata) tabi olması sebebiyle herhangi bir
teşebbüsle ilgili ihlal iddiasında bulunulmamıştır. Bununla birlikte, pazarın işleyişini
ortaya koymak açısından, bu durumun onay alan teşebbüsleri avantajlı duruma
getirdiğini belirtmekte de bir beis bulunmamaktadır. Öte yandan, yukarıda da belirtildiği
ve Danıştay içtihadının da işaret ettiği üzere, düzenlenen piyasalarda düzenleyici otorite
kararlarının yanı sıra 4054 sayılı Kanun da uygulanmakta ve Kurumun düzenlenen
piyasalarda da inceleme yapma yetkisi bulunmaktadır.
Bazı ihalelerde diğer firmaların uygulama setlerini MEDİTERA’dan alarak ihaleyi
kazanabildikleri, KİK’in 23.05.2011 tarih ve 2011/UM.I-1725 sayılı kararında bu
uygulama setleri ile ilgili teknik şartnamelerin belli bir marka veya modeli işaret edecek
şekilde hazırlanmadığının, öngörülen teknik özelliklerin hasta ve personel güvenliği
açısından zorunlu olduğunun ve belirlenen teknik kriterlerin rekabeti engelleyici
hususlar içermediğinin tespit edildiği savunması.
(219) Hastanelerin teknik şartname düzenlemeleri 4734 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat
kapsamında değerlendirilebilecek bir husustur. Kaldı ki MEDİTERA, KİK’e yapılan
20-01/14-06
64 / 79
benzer başvuru neticesinde, KİK tarafından bu durumun rekabeti engelleyici herhangi
bir husus içermediğine karar verildiğini belirtmiştir.
Otomatik kemoterapi hazırlama sistemleri onayı alan firma sayıları zaman içerisinde
artmasına rağmen ürün fiyatlarında düşüş olmadığı iddiasına ilişkin olarak
MEDİTERA’nın ihalelere girebildiği dönemde döviz kuru, faiz oranı ve personel
maliyetleri artmasına rağmen ihalelere teklif edilen fiyatlarda artma olmadığı, aynı
dönemde özel hastanelere ve yurtdışı hastanelere de benzer fiyatlarla satışlar yapıldığı
savunması.
(220) Kamu ihaleleri ile özel hastanelere ve yurtdışı hastanelere yapılan satışlar içerik
yönünden uyuşmadığı için, söz konusu kanallara yapılan teklif ve satışların
karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi hataya sebebiyet verebilecektir. Bununla birlikte,
SUT fiyatlarının değişmediği bir dönemde ihalelerde teklif edilen fiyatların SUT fiyatları
üzerine çıkması doğrudan hastaneye zarar olarak yansıyacağı için hastane için bir
tercih edilmeme sebebi oluşturabilecektir.
Soruşturma Bildiriminde İNÖNÜ ihalesi için pek rastlanmayan bir fiyat teklifi tespiti
yapılmışsa da KİK’in 21.02.2018 tarih ve 2018/UH.I-447 sayılı kararında “Önemli teklif
bileşenlerinin açıkça belirtilerek teklifi sınır değerin altında olduğu tespit edilen Real
Medikal Tıbbi Ger. İnş. Taah. Gıda Mob. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.den yeniden aşırı düşük
teklif açıklaması istenilmesi ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun
olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” ifadesinin yer aldığı ve bunun
gerçekte rastlanılması söz konusu olmayan bir teklif olduğu savunması.
(221) KİK tarafından gönderilen bilgilerden 18.05.2018 tarihinde taraflar arasında sözleşme
akdedildiği ve ihalenin yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır.
Otomatik cihaz için alınan onaydan önce gerçekleşen otomatik cihaz ihalelerine hukuki
engel sebebiyle iştirak edilemediği, onay alma tarihinden sonraki bazı ihalelere de iş
bitirme belgesi bulunmadığı için teklif verilemediği, hukuki engel bulunmayan ihalelerde
ise hastaneler tarafından hasta sayısının gerçekçi şekilde öngörülmemesi ve ihale
süresinin kısa belirlenmesi sebebiyle mali açıdan dezavantajlı olan ihalelere girilmediği,
bazı ihalelere ise ilan edilen teknik şartnameye uygun ürünlerin elde bulunmaması
sebebiyle iştirak edilmediği, bu ihalelere MEDİTERA tarafından itiraz edilmişse de
itirazın reddedildiği ihalelere katılım gösterilemediği, aynı durumun diğer teşebbüsler
bakımından da yaşanması sebebiyle bazı ihalelere de rakip teşebbüslerin katılamadığı,
MEDİTERA’nın pazarlık usulü ile yapılan bazı ihalelere davet edilmediği, üniversite
hastanelerinin geri ödeme sürelerinin beş yılı bulması ve bazılarında daha önceden bir
yatırım yapılmaması veya yapılmış olsa bile amortisman süresinin dolmamış olması gibi
sebeplerle bazı ihalelere katılmama yönünde irade geliştirildiği savunması.
(222) Önaraştırmada, robot cihazların kendi arasında yarıştığı ihalelerde birden çok rakibin
aynı ihalede bulunduğu, buna karşılık tam otomatik cihazların birbirleriyle yarıştığı
ihalelerin nerdeyse tamamında tek bir oyuncunun yer aldığının göze çarptığı
değerlendirilmiştir. Nitekim, önaraştırma döneminde bilgi temin edilen 26 ihalenin
yalnızca otomatik cihazların yarıştığı 16 ihalenin 13’üne tek bir teşebbüsün iştirak
ederek ihaleyi kazandığı, buna rağmen robot cihazların birbirleriyle yarıştıkları toplam
dört ihalenin tamamına birden fazla oyuncunun iştirak ettiği, ayrıca toplam altı ihalede
robotlarla tam otomatik cihazların aynı ihalede yarıştıkları tespit edilmiştir. Soruşturma
döneminde daha büyük bir veri seti ile çalışılarak robot–otomatik cihaz ayrımı
yapılmadan incelenen toplam 103 ihalenin 72’sine (yaklaşık %70) tek teşebbüsün
20-01/14-06
65 / 79
katılım sağladığı tespit edilmiştir. Bu durumsa, kemoterapi ilaç hazırlama ihalelerinin
rekabet seviyesinin düşük olduğunu göstermektedir.
(223) Robot cihazı olmayan MEDİTERA’nın ilgili ihalelere robot cihazlarla giremeyeceği
aşikardır. Benzer şekilde, otomatik cihaza ilişkin onay alamadığı dönem için de ihalelere
teşebbüsün iştirak etmesi beklenemeyecektir. Ancak MEDİTERA’nın, rakiplerin tek
başına girip aldığı ihaleler üzerine yapmış olduğu savunmalara katılmak da mümkün
olmamıştır. Üstelik savunma belgelerinden, idareye yapılan başvurunun süresinde
yapılamadığı için reddedildiği anlaşılmaktadır. Benzer şekilde, hemen hemen her
hastanenin ihalede yer alan temiz oda taleplerine ilişkin temiz oda maliyetlerinden dolayı
Bakırköy Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği ihalesine iştirak
edilemediği savunmasını da kabul etmek mümkün değildir. Zira ilgili ihalede gösterilen
temiz oda maliyeti, toplam ihale bedelinin %(…..)’una tekabül etmekte olup söz konusu
tutarın diğer ihalelerden çok da farklılaşmadığı anlaşılmaktadır.
Soruşturma Bildiriminde bazı ihalelerin mükerrer şekilde hesaba katıldığı savunması.
(224) BAĞCILAR ve SADİ KONUK’un kemoterapi ilaç hazırlama ihalesini Bakırköy Bölgesi
Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği ortak olarak yaptığı için sehven ilgili ihale
tekrar edilmiş ve mükerrer kayıt oluşmuştur.
Yerinde inceleme sırasında bir teşebbüsten elde edilen e-postalardan hareketle
teşebbüsler arasında bir iletişim ve koordinasyon olabileceği tespitine ilişkin olarak,
MEDİTERA’nın yazışmaları arasında teşebbüsler arasında ihalelere yönelik bir iletişim
ve koordinasyon bulunuyor olabileceği izlenimi doğuran herhangi bir ibare bulunmadığı
itirazı.
(225) Birçok ülke rekabet hukuku uygulamalarında olduğu gibi Rekabet Kurumu
uygulamalarında da serbest delil sistemi geçerlidir. Bu kapsamda delilin kimden elde
edildiğinden ziyade, olası bir ihlali ortaya koyma gücü önem arz etmektedir. Nitekim
birçok Kurul kararında71 da belirtildiği üzere, ihlal taraflarının tamamından delil elde
edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100
sayılı Kurul kararında da vurgulandığı gibi, rekabeti sınırlayıcı bir iradeye dahil olan
teşebbüslerden biri tarafından oluşturulan ve diğer teşebbüslerin de ihlale iştirak ettiğini
kayda alan belgeler, bahse konu teşebbüslerin tamamı hakkında ispat vasıtası olarak
kabul edilebilecektir.
İş bitirme belgesi bulunmayan İNVOTEK’in bayiler aracılığıyla ihalelere iştirak
edebilmesi ticari hayatın olağan akışına uygun görülürken; aynı hususta MEDİTERA’nın
iş bitirme belgesine sahip olmaması sebebiyle Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji
Hastanesi (ALİ OSMAN SÖNMEZ) ihalesine katılamadığı savunmasının kabul
edilmemesinin bir çelişkiye neden olduğu iddiası.
(226) İş bitirme belgesi bulunmayan her teşebbüsün ihalelere doğrudan katılamaması ticari
hayatın olağan akışı içerisinde kabul edilebilecek bir durumdur. MEDİTERA’nın
2017/13168 İKN’li ALİ OSMAN SÖNMEZ ihalesinde iş bitirme belgesi olmadığı için
ihaleye iştirak edemediği savunmasına, daha önce yapılan 2016/381832 İKN’li
Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi (SÜLEYMAN
DEMİREL) ihalesi ile 2016/37110 İKN’li İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
71 Rekabet Kurulu’nun 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı, 08.02.2002 tarih ve 02-07/57-26 sayılı,
30.05.2006 tarih ve 06-37/477-129 sayılı, 19.01.2007 tarih ve 07-07/43-12 sayılı, 23.12.2010 tarih ve 10-
80/1687-640, 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı, 22.10.2014 tarih ve 14-42/783-346 sayılı
kararları.
20-01/14-06
66 / 79
Hastanesi (CERRAHPAŞA) ihalesine iştirak ettiği gerekçesiyle katılmak mümkün
değildir. Bununla birlikte, söz konusu ihalelerin idari şartnameleri incelendiğinde
MEDİTERA’nın anılan ihalelere zeyilnamelerle veyahut idari şartnamenin mal alımını
da içerecek şekilde hazırlanmış olması koşuluyla katılabildiği görülmüştür.
(227) Bu itibarla, MEDİTERA’nın 2017/13168 İKN’li ALİ OSMAN SÖNMEZ ihalesine
katılamamasında iş bitirme belgesinin bulunmadığı yönündeki gerekçesi geçerli
bulunmuştur. Buna karşılık söz konusu tespit, MEDİTERA’nın Soruşturma Raporu’nun
4.2 başlıklı “NAMIK KEMAL ve ADANA BAŞKENT’e İlişkin Belgeler ve İhlal
Değerlendirmesi” bölümünde yer verilen NAMIK KEMAL ve ADANA BAŞKENT
ihalelerinde birlikte hareket içerisinde olduğu tespitinde bir değişikliğe neden
olmamaktadır.
Rapor yazım tarihi itibarıyla SGK’nın “miligram bazlı” faturalandırmaya esas teşkil eden
düzenleyici işleminin ilgili hükmünün iptal edildiği, KORULU’nun tam otomatik cihazının
2018 yılı Aralık ayı itibarıyla onay aldığı, bu hususların Soruşturma Raporunda dikkate
alınmadığı savunması.
(228) KORULU’nun otomatik cihazının Soruşturma Raporu’nun tesliminden bir ay önce onay
almasının soruşturma sonucuna etki etmediği değerlendirilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde uyumlu eylemlerde bulunduğu iddia edilen
teşebbüslerin ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanarak sorumluluktan
kurtulabileceği düzenlenmiş olmasına rağmen, MEDİTERA tarafından ortaya konulan
ekonomik ve rasyonel gerekçelerin dikkate alınmadığı savunması.
(229) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin son fıkrasında geçen “Ekonomik ve rasyonel
gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını
ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.” ifadesi bir önceki fıkrada yer alan “Bir
anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya
arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği,
bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin
uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.” hükmüne binaen tesis edilmiştir.
Dosya kapsamında ihlal tespiti ise somut belgelerle ortaya konmakta olup, bu itibarla
uyumlu eylem karinesinin çalıştırılmasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Kaldı ki,
MEDİTERA tarafından ihlal tespitini çürütecek herhangi bir savunma yapılmadığı
değerlendirilmektedir.
Yurtdışı ve özel hastanelere yapılan tekliflerdeki kimi ihale kalemlerinin kamu
ihalelerindeki tekliflerden farklılaştığı, bu farklılıkları dikkate alarak yapılacak olan bir
değerlendirmede benzer fiyat seviyelerinin görülebileceği savunması.
(230) Kamu ihalelerinde oluşan fiyatların, yurtdışı ve özel hastanelere yapılan tekliflerde
oluşan fiyatlarla ilişkisi ihlal tespitini değiştirecek nitelik taşımamaktadır.
Süreç içerisinde tam otomatik onayı alan teşebbüs sayısının artmasına rağmen, ürün
fiyatlarında bir azalma olmadığı yönündeki tespitin doğru olmadığı savunması.
(231) Soruşturma bildiriminde otomatik cihaz onayı alan teşebbüs sayısının artmasına
rağmen, teşebbüslerin fiyatları düşürmeyerek rekabet etmemiş olabilecekleri
konusunda ciddi şüphe olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, buradan yola çıkılarak bir ihlal
tespitinde bulunulmamıştır.
Otomatik kemoterapi hazırlama sistemleri için onay verilmeye başlanmasından itibaren,
fiyatların azalmadığı yönündeki tespitin, Türk Lirasının yabancı para birimleri karşısında
20-01/14-06
67 / 79
%54’e varan değer kaybını dikkate almaması nedeniyle hatalı olduğu, benzer şekilde
finansman giderleri ve işveren maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiği savunması.
(232) Soruşturma bildiriminde otomatik kemoterapi hazırlama sistemleri için onay verilmeye
başlanmasından itibaren fiyatların azalmadığı ve bu durumun teşebbüslerin rekabet
etmemiş olabilecekleri konusunda ciddi şüphe uyandırdığı belirtilmiş olmasına rağmen,
bu konuda herhangi bir ihlal tespitinde bulunulmamıştır.
Onay alan firma sayısı arttığı halde teklif edilen fiyatlarda azalma olmadığı tespitinin
MEDİTERA bakımından geçerli olmadığı, ICU Medical ve Medoconco tam otomatik
dolum cihazı ve tam kapalı infüzyon setlerinin pahalı sistemler olduğu, fiyatların ihracat
ve özel hastaneler bakımından da farklılaşmadığı, söz konusu sistemlerin üstün
özellikler ve sağladığı güvenlik özellikleri nedeniyle SGK'nın kemoterapi hazırlama
sistemleri onay uygulaması yürürlüğe girmeden önce de son derece pahalı sistemler
olduğu, bu hususun Soruşturma Raporu’nda dikkate alınmadığı savunması.
(233) Kararda ihale bazında yapılan değerlendirmeler sonucunda ilgili ihalede birlikte hareket
edildiği yönündeki tespitlerde bulunulmuş olup, savunmada yer verilen bilgiler bu ihlal
tespitlerini değiştirecek nitelik taşımamaktadır.
Kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerine yönelik yapılan ihalelerin bir bütün olarak ele
alınmasının hatalı bir değerlendirmeye yol açtığı, bu kapsamda yapılan 103 ihalenin
72’sine tek bir teşebbüsün katıldığı tespitinin, ilgili süreçte teşebbüslerin onay aldıkları
tarihler ile iş bitirme tarihlerinin dikkate alınmaması nedeniyle hatalı olduğu, benzer
şekilde söz konusu değerlendirmede bir yıldan kısa süreli ihalelerin göz ardı edilmesinin
gerekli olduğu, sözü edilen 103 ihalenin; (…..) ruhsat sahibi olunmaması, (…..) ihalenin
robotik olarak düzenlenmesi, (…..) yeterliliğin olmaması, (…..) ise ihalenin bir yıldan
kısa süreli olması gerekçeleriyle MEDİTERA tarafından katılım sağlanmadığı
savunması.
(234) Kararın ilgili bölümlerinde, pazarın genel yapısını ve rekabet seviyesini ortaya koymak
adına teşebbüslerden ve kemoterapi ilaç hazırlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde
2015-2018 yılları arasındaki ihalelerin tamamı ortaya konulmuştur. Kaldı ki,
MEDİTERA’nın ihalelere neden iştirak etmediğine ilişkin açıklamaları, kemoterapi ilaç
hazırlama alanında gerçekleşen ihalelerdeki rekabet seviyesinin düşüklüğü gerçeğini
değiştirmemektedir. Öte yandan, bu konuya ilişkin yapılan tespit ve değerlendirmelerin
soruşturma dosyası kapsamındaki ihlal tespiti bakımından bir önemi bulunmamaktadır.
2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesi ile ilgili olarak hastane yönetiminin ürün ve
hizmet tanıtımı için MEDİTERA’yı davet ettiği bu kapsamda hazırlama ve uygulama
cihazlarına yönelik teknik bilgilerin hastane yönetimi ile paylaşıldığı, ilgili ihaleye yönelik
hazırlanan şartnamenin KORULU tarafından hastaneye gönderildiği ve hastanenin de
bu şartname ile ihaleye çıkıldığına yönelik raportör görüşünün yerinde olmayabileceği,
anılan e-posta yazışmasının hastane tarafından ihaleye çıkılacak şartnamenin
incelenmesi amacıyla KORULU’ya gönderildiği şeklinde de yorumlanabileceği
savunması.
(235) 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesine ilişkin olarak, 21.02.2017 tarihinde
KORULU’dan ONCOSEM’e iletilen “Meditera ile ortak bir şartname konulmasını istedi
(…..)” ifadesini içeren e-postanın ekinde ihaleye yönelik hazırlanan bir teknik şartname
bulunmaktadır (Belge-4). Söz konusu ihaleye ilişkin NAMIK KEMAL tarafından
gönderilen şartname ile e-posta ekinde iletilen şartname incelendiğinde, 10.05.2017
tarihinde ihaleye çıkılan nihai şartname ile belgede geçen taslak şartnamenin
birbirinden farklı olduğu ve nihai şartnamenin hazırlanmasında idare tarafından belgede
20-01/14-06
68 / 79
geçen taslak şartnamenin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Aksi bir durumda her iki
şartnamenin de aynı olması beklenecektir.
(236) Diğer taraftan KORULU’da yapılan yerinde incelemede elde edilen, KORULU çalışanı
(…..) tarafından KORULU Genel Müdürü (…..)’a gönderilen 23.02.2017 tarihli ve
“Namık Kemal Ünv. şartnamesi” konulu e-postada
(…..) bey günaydın,
Ekte Namık kemal ü. olan dosya Oncosem'in bize göndermiş olduğu dosyadır.
Yeni belge diye kayıtlı olan dosyaysa hastaneye aittir.
(…..) bey inceledi problem olmadığını söyledi sizde bir inceleyip geri dönüş
sağlarsanız bugün hastaneye verilmesi gerekiyormuş.
Saygılarımla,
ifadeleri yer almaktadır.
(237) E-postada adı geçen belgelerin, ONCOSEM çalışanı (…..) tarafından KORULU çalışanı
(…..)’ya 22.02.2017 tarihinde “Namık Kemal Ü” konulu e-posta ekinde gönderildiği
görülmektedir. E-posta ekinde yer alan belgeler temin edilememiş olsa da, e-postada
yer alan ifadelerden hastane tarafından gönderilen taslak şartnamenin 06.02.2017
tarihli olduğu, bu şartname üzerinde ONCOSEM tarafından çalışılarak hastaneye
iletilmek üzere KORULU’ya gönderildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla savunmada öne
sürülen NAMIK KEMAL’e ilişkin şartnamenin nihai halinin KORULU’ya gönderildiği
iddiasına katılmak mümkün değildir.
MEDİTERA Medoconco isimli cihazın maliyetinin (…..) Euro olduğu, Soruşturma
Raporu’nda yer alan 100.000 TL maliyet bilgisinin hatalı olduğu, diğer taraftan robotik
sistemlerin cihaz maliyetinin yüksek olmasına rağmen sarf malzemelerin ucuz olduğu,
otomatik cihazlarda ise tam tersi bir durumun geçerli olduğu bu hususun Soruşturma
Raporu’nda eksik olduğu savunması.
(238) Söz konusu rakamlar, yerinde incelemelerde elde edilen belgeler ile teşebbüsler
tarafından Kuruma sunulan bilgilerden temin edilmiştir. Bu bilgilere inceleme konusu
cihazlar hakkında fikir oluşturması açısından yer verilmiştir. Diğer yandan bu verilerin
soruşturma dosyası kapsamındaki ihlal tespiti bakımından bir önemi bulunmamaktadır.
Soruşturma Raporu’nda ifade edilen ÇORUM HİTİT ihalesinde uygulama setinin
Korumix değil ICU Medical olduğu savunması.
(239) Soruşturma Raporu’nda yer alan uygulama setinin Korumix olduğu ifadesi yerinde
incelemede temin edilen belgede geçmektedir. ÇORUM HİTİT ihalesinde uygulama
setinin Korumix değil ICU Medical olması soruşturma dosyası kapsamındaki ihlal tespiti
bakımından sonucu değiştirecek bir nitelik taşımadığı değerlendirilmektedir.
AFYON KOCATEPE ve ÇORUM HİTİT ihaleleri için KORULU ile gerçekleştirilen
görüşmenin tek konusunun sarf malzeme fiyatlarının TL’ye çevrilmesi ve indirim
yapılması olduğu savunması.
(240) Bahsi geçen görüşmeye ilişkin olarak KORULU’da gerçekleştirilen yerinde incelemede
elde edilen belgede, MEDİTERA ve KORULU arasındaki görüşmenin salt, sarf
malzeme fiyatlarının TL’ye çevrilmesi ve indirim yapılması üzerine olmadığı,
teşebbüslerin bazı ihaleler bakımından rekabet karşıtı bir uzlaşıyı da gündeme aldıkları
görülmektedir. Nitekim, soruşturma kapsamında elde edilen diğer belge ve bilgiler de
bu uzlaşıyı destekler niteliktedir. Dolayısıyla ihlal tespiti bakımından yalnızca bu belge
20-01/14-06
69 / 79
değil, anlaşmanın uygulamaya alındığını gösteren destekleyici bilgi ve belgeler de
kullanılmıştır. Anılan sebeplerle savunmaya katılmak mümkün değildir.
ADANA BAŞKENT için üç firmanın teklif verdiğinin anlaşıldığı, ilgili ihalede
MEDİTERA’nın en uygun fiyatı vermemesine rağmen hizmet kalitesi nedeniyle tercih
edildiğinin tahmin edildiği savunması.
(241) Dosya kapsamında ADANA BAŞKENT’e ilişkin elde edilen bilgi ve belgeler bütün olarak
değerlendirildiğinde, KORULU’dan elde edilen MEDİTERA ile yaptığı toplantıya ilişkin
notu destekler nitelikte bir uygulamanın hayata geçirildiği anlaşılmaktadır. Fiyat teklifleri
incelendiğinde KORULU’nun MEDİTERA’dan daha yüksek bir fiyat teklifinde
bulunduğu, SANTEK’in ise daha yüksek hasta sayısı üzerinden teklifini oluşturduğu
görülmektedir. Dolayısıyla KORULU’nun belgede bahsettiği gibi göreli avantajsız bir
teklifle MEDİTERA’ya bu hastaneyi bıraktığı değerlendirilmektedir.
Soruşturma Raporunun yazım tarihi itibariyle altı teşebbüsün tam otomatik cihazının
onaylı olduğu savunması.
(242) Bu bilginin soruşturma dosyası kapsamındaki ihlal tespiti bakımından bir önemi
bulunmamaktadır.
2017/13168 İKN’li ve 22.02.2017 tarihli Bursa ili Kamu Hastaneler Birliğinin yapmış
olduğu ihaleye otomatik ilaç hazırlama hizmet iş bitirme belgesinin olmaması nedeniyle
itiraz edildiği, itirazın süresinde yapılmadığı gerekçesiyle hastane yönetimi tarafından
reddedildiği ancak söz konusu ret kararının kamu ihale mevzuatının hatalı uygulanması
nedeniyle alındığı savunması.
(243) Yukarıda da bahsedildiği üzere, MEDİTERA’nın 2017/13168 İKN’li ALİ OSMAN
SÖNMEZ ihalesine katılamamasında iş bitirme belgesinin bulunmadığı yönündeki
gerekçesi geçerli bulunmuştur. Buna karşılık söz konusu tespit, MEDİTERA’nın
Soruşturma Raporu’nun 4.2 başlıklı “NAMIK KEMAL ve ADANA BAŞKENT’e İlişkin
Belgeler ve İhlal Değerlendirmesi” bölümünde yer verilen NAMIK KEMAL ve ADANA
BAŞKENT ihalelerinde birlikte hareket içerisinde olduğu tespitinde bir değişikliğe neden
olmamaktadır.
Bakırköy Kamu Hastaneler Birliğinin ihalesine katılım sağlanmamasının tek nedeninin
temiz oda maliyeti olmadığı bunun dışında ciddi maliyet kalemi oluşturan tefrişat
masrafları ve hastanenin teknik dokümanında yer alan ama net olmayan masraflar
nedeniyle ihaleye katılım sağlanmadığı savunması.
(244) MEDİTERA’nın Bakırköy Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği ihalesine
iştirak edemediği yönündeki gerekçeleri haklı kabul edilse dahi söz konusu ihalede ihlal
tespiti yapılmamıştır. Dolayısıyla, bu bilgiler dosya kapsamındaki ihlal tespiti
bakımından bir önem arz etmemektedir.
Tam otomatik kemoterapi hazırlama sistemleri onayı alan firmaların hiçbir engel
olmamasına rağmen ihalelere katılmayarak danışıklı şekilde hareket ettikleri izlenimi
verdikleri tespitinin yanlış olduğu, MEDİTERA’nın kimi kamu ihalelerine katılmamasının
hukuki, teknik, ekonomik/ticari rasyonel gerekçelerle açıklanabileceği savunması.
(245) İhalelere tek firma katılımına yönelik yapılan tespit ve değerlendirmelere pazarın
rekabetçi işleyiş ve yapısının ortaya konması bakımından yer verilmiş olup, bu durum
dosya kapsamındaki ihlal tespiti açısından esas teşkil etmemektedir.
MEDİTERA'nın yazışmaları içinde teşebbüsler arasında ihalelere yönelik bir iletişim ve
koordinasyon bulunuyor olabileceği izlenimi doğuran herhangi bir ibarenin bulunmadığı,
20-01/14-06
70 / 79
rakip bir teşebbüsün elektronik posta mesajlarından hareketle, teşebbüsler arasında
ihalelere yönelik bir iletişim ve koordinasyon bulunuyor olabileceği tespiti karşısında,
sunulan karşı delil niteliğindeki savunmaların dikkate alınmamasının delil serbestisi
ilkesine aykırı olduğu savunması.
(246) Rekabet Kurumu uygulamalarında serbest delil sitemi geçerlidir. Bu kapsamda delilin
kimden elde edildiğinden ziyade olası bir ihlali ortaya koyma gücü önem arz etmektedir.
Nitekim birçok Kurul kararında72 da belirtildiği üzere ihlal taraflarının tamamından delil
elde edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-
100 sayılı Kurul kararında da yer verildiği üzere rekabeti sınırlayıcı bir iradeye dahil olan
teşebbüslerden biri tarafından oluşturulan ve diğer teşebbüslerin de ihlale iştirak ettiğini
kayda alan belgeler, bahse konu teşebbüslerin tamamı hakkında ispat vasıtası olarak
kabul edilebilecektir. Kaldı ki, dosya kapsamında MEDİTERA’ya yönelik ihlal tespitinde
yalnızca bahsi geçen belge ile yetinilmemiş olup, somut uygulama gerçekleri ile de
anılan belge desteklenmiştir.
(247) Diğer taraftan, yukarıda da belirtildiği üzere ihlal tespiti somut belgelerle ortaya
konulmakta olup, uyumlu eylem karinesinin çalıştırılmasına ihtiyaç duyulmamaktadır.
Kaldı ki, ihlal tespitini çürütecek bir savunmanın da MEDİTERA tarafından yapılmadığı
değerlendirilmektedir.
I.6.4. KORULU’nun Yazılı Savunması
KORULU’nun kemoterapi ilaç hazırlama ve uygulama alanında faaliyet gösterdiği, fakat
ne cihazların ne de sarf malzemelerinin üreticisi veya distribütörü olmadığı, bu sebeple
ihalelere yön verme veya fiyatı belirleme noktasında firmalar arasında iletişim kurma ve
ticari kuralların belirlenmesinde rolünün olamayacağı, aksine teknik ve idari
şartnamelerin birden fazla firmaya hitap edecek şekilde hazırlanarak ihalelerin rekabete
açık olması için çaba gösteren ve saha çalışmaları yapan bir teşebbüs olduğu, ihaleler
rekabete açık olduğu sürece KORULU’nun da en uygun fiyatlı cihaz veya sarf
malzemelerini temin edebilmek için birden fazla üreticiden/distribütörden fiyat
alabileceği savunması.
(248) Kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri bakımından sektörde üretici veya ithalatçı olarak
faaliyet gösteren tedarikçiler kadar bayilerin de ihalelerde önemli bir konumunun olduğu
değerlendirilmektedir. Özellikle hastane geri ödemelerinin üç yıla kadar uzaması,
ihaleye girecek teşebbüsleri kredi çekerek ticari faaliyetlerini yürütmesi sonucuna
götürmekte ve finansal yapısı yetersiz olan teşebbüsler ihalelerde daha güçlü finansal
yapısı olan bayilere yetki vermekle yetinebilmektedir. Dolayısıyla, KORULU’nun üretici
veya ithalatçı olmadığı ve bu sebeple firmalar arasında iletişimin kurulması ve ticari
kuralların belirlenmesi noktasında belirleyici olamayacağı yönündeki savunmaya
katılmak mümkün değildir. Bu noktada şartnamelerin hazırlanması idarelerin görev
alanında olduğundan, bayilerin şartnamelerin daha rekabetçi olmasına çalışmak gibi bir
görevlerinin de olmadığı değerlendirilmektedir. Öte yandan, soruşturma sürecinde
incelenen bazı ihalelerde KORULU’nun bir sağlayıcı gibi kendi uhdesinde bulunan
robotik ve yarı otomatik cihazlarla teklif sunduğu tespit edilmiştir.
KORULU’nun Soruşturma Bildiriminde bahsi geçen ve 2015-2017 yılları arasında
yapılan 27 adet kemoterapi ilaç hazırlama ihalelerinden sadece dördüne katılım
72 Kurulun 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı, 08.02.2002 tarih ve 02-07/57-26 sayılı, 30.05.2006
tarih ve 06-37/477-129 sayılı, 19.01.2007 tarih ve 07-07/43-12 sayılı, 23.12.2010 tarih ve 10-80/1687-
640, 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı, 22.10.2014 tarih ve 14-42/783-346 sayılı kararları.
20-01/14-06
71 / 79
gösterdiği, bu ihalelerin hiçbirine tek katılımcı olarak girmediği ve bunlardan da sadece
iki ihaleyi kazandığı savunması.
(249) Herhangi bir teşebbüs rekabet kurallarına aykırı bir şekilde girip kazandığı ihaleler
yanında ihaleye girmeyerek rakibin kazanmasını sağlamak yoluyla da birlikte hareket
edebilmekte ve 4054 sayılı Kanun’u ihlal edebilmektedir. Nitekim 2017/155711 İKN’li
NAMIK KEMAL ihalesinde de görüldüğü üzere KORULU, ONCOSEM’le anlaşarak
ihaleye girmemiş ve ihalenin MEDİTERA’da kalmasını sağlamıştır.
Soruşturma Bildiriminde SANTEK’ten elde edilen belgeler kısmında KORULU ihale
departmanı sorumlusu tarafından gönderilen “Namık Kemal Şartname” konulu e-
postanın, üretici (SANTEK ve MEDİTERA) firmaların cihaz ve sarf malzemelerinin
hastane idaresi tarafından hazırlanan teknik şartname ile uyumlu hale getirilmesi
talebinden ibaret olduğu, bu şekilde iki farklı sistemin ihaleye katılımının sağlanmasına
çalışıldığı, bu çabanın ihalede iletişim ve koordinasyon yaratarak rekabeti engelleme
çabası olarak yorumlanmasının hukuki olmadığı savunması.
(250) Bir bayinin kendisini yetkilendiren sağlayıcıya, rakip sağlayıcıya da uyacak şekilde
şartname hazırlanması hususunda telkinde bulunmasının rekabetçi yapıyı
güçlendirmeyle arasında bir bağ kurulamamıştır. Daha önce de vurgulandığı üzere,
şartnamelerin hazırlanması idarelerin görev alanında olduğundan, bayilerin
şartnamelerin daha rekabetçi olmasına çalışmak gibi bir görevlerinin de olmadığı
değerlendirilmektedir. Kaldı ki 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesinin daha
rekabetçi olması için ONCOSEM’den MEDİTERA lehine birtakım değişiklikler talep
edilmesine rağmen ONCOSEM’le birlikte hareket ederek ihaleye iştirak edilmemiş olup,
ihale tek katılan olan MEDİTERA’da kalmıştır.
İhale hazırlıkları sürecinde KORULU personellerinin tüm firmalarla görüşüp bilgi, belge
ve fiyat tekliflerini alarak KORULU yönetimine ilettiği, bu amaçla teknik şartnamelerin e-
posta ortamında firmalarla paylaşıldığı, bu şekilde firmaların teknik şartnameye itiraz
edebilmelerine imkan tanındığı savunması.
(251) Kemoterapi ilaç hazırlama alanında faaliyet gösteren her bir teşebbüs EKAP üzerinden
ihale dosyalarını indirme hakkına sahiptir. İlgili ihaleye iştirak etmek isteyen herhangi bir
teşebbüs herhangi bir aracı teşebbüse ihtiyaç duymadan söz konusu dosyalara
erişebilmekte ve rekabete aykırı gördükleri hususu idare ile paylaşabilmektedir. Bu
noktada KORULU’nun teknik şartnameleri e-posta ortamında firmalarla paylaşmanın
ötesine geçerek sağlayıcı firmalara rakip sağlayıcılar lehine telkinlerde bulunmasına
imkan sağlamaktadır. Bu durumunsa ihale öncesi sürecin şeffaflaşmasına neden
olduğu değerlendirilmektedir.
Soruşturma Bildiriminde REAL’in katıldığı ihalelerin de yer alması gerektiği savunması.
(252) Önaraştırma sürecinde aralarında REAL’in de bulunduğu çok sayıda bayinin ihalelere
iştirak ettiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, çok sayıda sağlayıcı ile çalışarak ihale
süreçlerinin şeffaflaşmasını sağlayan ve hakkında bilgi/belgeye ulaşılan KORULU ile
sağlayıcı teşebbüsler aleyhine soruşturma açılmış olup, rekabetçi endişe uyandıracak
herhangi bir bilgi/belgede geçmeyen bayilereyse soruşturmada yer verilememiştir.
Soruşturma Bildiriminde yer alan ABDURRAHMAN YURTASLAN için yapılan pazarlık
usulü ihalesinde, KORULU’nun teklifinin stokta yer alan robotik cihazlarla ilgili olduğu,
KORULU’nun iki adet robot planlaması yapmasının getirdiği birim maliyetin
KORULU’nun teklifine yansımasının mesnetsiz bir iddia olduğu savunması.
20-01/14-06
72 / 79
(253) 2017/649174 İKN’li ABDURRAHMAN YURTASLAN ihalesi ile ilgili herhangi bir
bilgi/belgeye ulaşılamamıştır.
KORULU’nun Türkiye genelinde bayi seviyesinde cihaz ve setler ile ihalelere katıldığı,
söz konusu ürünlerin üreticisi veya distribütörü olmadığı, dolayısıyla sağlayıcı
teşebbüslerden her bir ihale için yetki belgesi ve UBB kaydı temin edemediği sürece
ihalelere iştirak edemeyeceği, salt bir sağlayıcının bayisi olmanın bütün ihalelerde o
sağlayıcı adına yetki belgesi ve UBB kaydına sahip olmak anlamına gelmediği,
soruşturma tarafları içinde bayi statüsünde olması nedeniyle yalnızca KORULU’nun
kendi başına ihalelere katılma kararı veremediği, dolayısıyla sağlayıcı teşebbüslerle
rekabet koşullarını ihlal etmesinin mümkün olmadığı savunması.
(254) KORULU’nun MEDİTERA, ONKOFAR ve ONCOSEM ile meşru bayilik sınırlarını aşan
nitelikte, ihalelerin paylaşımını ve ihale süreçlerinin manipüle edilmesini konu alan bir
ilişki içerisinde olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla KORULU’nun NAMIK KEMAL ve
ADANA BAŞKENT ihaleleri bakımından bayilik pozisyonunu MEDİTERA ve ONCOSEM
arasında iletişimi kolaylaştırmak suretiyle rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma sonucuna
ulaşmak üzere kötüye kullandığı, SAMSUN EAH ihalesi bakımından ise ONKOFAR ile
idare nezdinde rakip görüntüsü oluşturmak suretiyle ihale sürecini kendi lehlerine sonuç
yaratmak üzere manipüle ettiği görülmüştür.
Soruşturma Raporunun 200. paragrafındaki KORULU’nun kendi uhdesinde bulunan
cihazlarla ihalelere teklif verdiği yönündeki ifadelerin bir usulsüzlük iddiası olduğu ve
gerçeği yansıtmadığı, KORULU’nun soruşturmaya konu zamanda yalnızca yarı
otomatik cihaz üretimi yaptığı, uhdesinde bulunan otomatik ve robotik cihazların
üretimini kendisinin yapmadığı, nitekim her ihale ve özel alım öncesinde KORULU’nun
sağlayıcı teşebbüsten yetki belgesi ve UBB kaydı almak zorunda olduğu, söz konusu
belgeler temin edilmediğinde ihaleye katılmasının mümkün olmadığı, ayrıca Rapor’un
aynı paragrafında bayilerin şartnamelerin daha rekabetçi olmasına çalışmak gibi bir
görevlerinin olmadığı ifade edilmişse de KORULU’nun belirli bir teşebbüsü işaret eden
ihalelerde rekabetin sağlanması adına kamu ihale mevzuatından doğan tüm itiraz
haklarını kullandığı savunması.
(255) Soruşturma Raporunda KORULU’nun otomatik ve/veya robotik cihaz üretimi yaptığına
dair herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Soruşturma Raporu tarihi itibarıyla,
KORULU’nun kendi otomatik cihazının henüz TİTCK’dan onay almadığı belirtilmiştir.
Bununla birlikte, uhdesinde bulunan otomatik ve robotik cihazlar için ilgili üretici
firmadan yetki belgesi alınması ihtiyacının KORULU’nun bu cihazlarla ihalelere iştirak
etmesine engel teşkil etmediği değerlendirilmektedir. Öte yandan, KORULU’nun belirli
bir teşebbüsü işaret eden ihalelerde rekabetin sağlanması adına kamu ihale
mevzuatından doğan tüm itiraz haklarını kullandığı savunmasına katılmak mümkün
olmamıştır. Nitekim, ihlal tespitinde bulunulan NAMIK KEMAL ihalesi bakımından ne
KORULU ne de ONCOSEM idareye herhangi bir itirazda bulunmuştur.
KORULU’nun 2015-2017 arasında 27 ihalenin dördüne katıldığı, KORULU’nun yetki
belgesi ve UBB kaydı alamadığı sürece hiçbir ihaleye iştirak edemeyeceği, ihalelere
katılım yeterliliği varmışçasına değerlendirme yapmanın doğru olmadığı, sektörde
faaliyet gösteren bir teşebbüsün katılım yeterliliğine sahip olmadığı her ihaleye teklif
vermesi gerektiğine dair bir beklentiye girilmemesi gerektiği, pazarda rekabet
koşullarının oluşmamasından KORULU’nun sorumlu tutulamayacağı savunması.
(256) KORULU’nun ya da kemoterapi ilaç hazırlama alanında faaliyet gösteren herhangi bir
teşebbüsün bütün ihalelere katılması gerektiği yönünde bir değerlendirmede
20-01/14-06
73 / 79
bulunulmamaktadır. Aksine, teşebbüslerin kendi bireysel karar alma mekanizmaları
doğrultusunda ihalelere iştirak edip etmeme konusunda serbest oldukları belirtilmiştir.
Tespit edilen ihlal bakımından ortaya konulan rekabetçi endişe, teşebbüslerin bu
kararları kendi bireysel karar alma mekanizmaları doğrultusunda değil, bunun yerine
birlikte hareket etmek suretiyle almış olmalarıdır.
SAMSUN EAH tarafından yapılan ihale ile ilgili olarak Soruşturma Raporunun 68.
paragrafında yer verilen yazışmanın yanlış değerlendirmelere konu olduğu, hastanenin
65 hasta için iki robotik cihaz talep etmesinin Bakanlığın yayımladığı günlük 50 hasta
için bir robotik cihaz kullanılabileceğine dair düzenlemelere uygun olmadığı, bir robotik
cihaz bedelinin (…..) Euro civarında olması nedeniyle bu hasta sayısı için iki robotun
fazla maliyetli olduğu, ONKOFAR çalışanları arasında geçen söz konusu yazışmanın
da hastanenin bu şekilde düzenleyeceği ihaleye muhammen bedel verilmeyeceğini
değil yasal olarak verilemeyeceğini ifade ettiği, kaldı ki söz konusu yazışmanın
muhammen bedel esnasında değil teşebbüslerin ön hazırlıkla ilgili olarak idareyle
yaptığı görüşmeler esnasında gerçekleştiği ve fikir alışverişinden ibaret olduğu, ayrıca
SUT’ta otomatik ve robotik cihazlar için geri ödeme tutarının 165,00 TL olduğu,
teşebbüslerin muhammen bedeli yükseltmek adına SUT fiyatı üzerinde fiyat teklifinde
bulunmalarının ve hastanelerin de bu fiyatın üzerindeki teklifleri kabul etmelerinin
mümkün olmadığı, nitekim SAMSUN EAH’nin sonradan 50 hasta için bir robotik sistem
ve kalan 15 hasta için yarı otomatik cihazla ilaç hazırlanması yönünde talebini
değiştirdiği, bu nedenle iddia edildiği üzere ONKOFAR ve KORULU arasında idarenin
sistem tercihini işbirliği içerisinde etkilemeye çalıştıkları yaklaşımının gerçeği
yansıtmadığı, nitekim söz konusu ihalede ONKOFAR ve KORULU’nun rakip değil bayi-
distribütör ilişkisi içinde bulunduğu, bu doğrultuda düzenlenen yetki belgesine
dayanarak robotik cihaz ve sarf malzemelerinin ONKOFAR’dan tedarik edildiği,
sağlayıcı teşebbüs ile bayinin aynı ihalede rakip olmasının mümkün olmadığı, bu
nedenle olası yaklaşık maliyet hakkında fikir alışverişinde bulunmalarının da doğal
karşılanması gerektiği, zira yaklaşık maliyet hesabı yapamayan teşebbüslerin ihalelerde
ya çok yüksek ya da çok düşük bedeller teklif etmeleri sebebiyle ihaleleri
kazanamadıkları, söz konusu yazışmanın ihale bazında bayi ile sağlayıcı arasında
geçen bir bilgi paylaşımı olduğu, KORULU’nun yaklaşık maliyet teklifi vermesi için yeterli
şartların oluşmadığı hususunun ONKOFAR’a aktarıldığı, idarenin iki robotik cihaz
tercihinde ısrarcı olması halinde maliyetin ciddi anlamda artacağı, bu nedenle ihaleye
katılımın mümkün olmayacağı yönünde bilgi paylaşımında bulunulduğu, ilgili
yazışmadan aylar sonra SAMSUN EAH’nin KORULU’ya gönderdiği yazıda
2016/109053 İKN’li “Yarı Otomatik ve Robotik Sistem İnfüzyon Kemoterapisi Hizmet
Alımı” ihalesi için sektördeki teşebbüslerden (ONKOFAR, KORULU, RİVOSEM,
ONCOSEM ve MEDİTERA) yaklaşık maliyet sunmalarını talep ettiği, bu noktada
ONKOFAR’ın yaklaşık maliyet verip vermemekte serbest olduğu, hastaneye
muhammen bedel vermesinin ardından KORULU’nun demirbaş yatırımını kendisinin
yapması yönündeki iradesini ONKOFAR ile müzakere ettiği, akabinde KORULU’nun
bayi sıfatıyla ONKOFAR’dan robotik cihazı satın aldığı savunması.
(257) Kemoterapi ilaç hazırlama sistemleri alanında sağlayıcılar, hem bayileri hem de
doğrudan kendileri ihalelere iştirak edebilmektedir. Ayrıca sektörde yer alan bayiler ihale
bazında farklı sağlayıcılarla çalışabilmektedir. Dolayısıyla sağlayıcılar ve bayiler bir
ihalede bayilik ilişkisi içerisinde olabilirken bir başka ihalede rakip konumunda da
bulunabilmektedir. Bunun sonucu olarak ihaleyi düzenleyen idare bakımından ihale
öncesinde firmalar birbirlerinin potansiyel rakibi konumundadır. Nitekim, SAMSUN EAH
ihalesi bakımından yer verilen belge de idarenin KORULU ve ONKOFAR’da ayrı ayrı
20-01/14-06
74 / 79
yaklaşık maliyet teklifinde bulunmalarını istediğini göstermektedir. KORULU ve
ONKOFAR da buna karşılık olarak idare nezdinde bayi ve distribütör gibi davranmaktan
ziyade rakip görüntüsü yaratma yolunu tercih etmişlerdir. Hal böyle iken, KORULU ve
ONKOFAR’ın bahsi geçen ihale sürecinde idare nezdinde yaratmış oldukları rakip
pozisyonuna uygun şekilde davranarak işbirliği içerisinde olmamaları beklenmesine
rağmen söz konusu iki teşebbüs bu süreçte lehlerine sonuç yaratmak üzere işbirliğine
girişmişlerdir. Özetle, ayrı ayrı yaklaşık maliyet teklifi veren ve ihalenin kendi uhdesinde
kalmasını amaçlayan iki teşebbüsün rekabetçi süreci etkileyecek şekilde iletişim
içerisinde olmamaları gerekmektedir. Bu itibarla, yukarıdaki savunmanın bu hususlar
dikkate alındığında kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmektedir.
Otomatik cihaz piyasasında Bakanlık’tan onay almış tek teşebbüsün ONCOSEM olması
nedeniyle KORULU’nun bu firma ile yapılan Genel Bayilik Protokolü çerçevesinde
münhasıran yetkilendirildiği, ardından otomatik cihaz pazarına MEDİTERA’nın da
girmesiyle birlikte tekelci zihniyetin yıkılması adına MEDİTERA ile temasa geçildiği,
MEDİTERA’nın alternatif fiyat teklifleri vererek kendi ürününü hızlı bir şekilde pazara
sunma çabasına girdiği, halihazırda KORULU’nun Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 15
yıldır bayi statüsüyle MEDİTERA’nın tıbbi sarf malzemelerinin satış ve pazarlama
işlerini yaptığı, ONCOSEM’in Genel Bayilik Protokolü kapsamı haricindeki hastaneler
bakımından KORULU ile MEDİTERA’nın birlikte iş yapma isteğini reddetmesi sebebiyle
bizzat kendisinin Genel Bayilik Protokolü’ne aykırı hareket ettiği, KORULU’ya protokol
kapsamındaki ihaleler için yetki vermediği, hatta protokole göre yasak olmasına rağmen
bu ihalelere bizzat iştirak ettiği savunması.
(258) Savunmadan KORULU, ONCOSEM ve MEDİTERA arasında rekabet karşıtı bir
anlaşmanın olamayacağının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Belgeler teşebbüslerin ilgili
ihale süreçlerinde iradelerinin uyuştuğunu göstermekteyken aynı belgelerde bu izlenimi
ortadan kaldıracak nitelikte bir uyuşmazlık emaresi bulunmamaktadır.
2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesi bakımından, KORULU’nun ONCOSEM ile
imzalanan Genel Bayilik Protokolü gereğince ihaleye ONCOSEM ürünleriyle iştirak
etmek istediği, MEDİTERA’nın infüzyon uygulama ürünlerinin teknik özelliklerini
kapsayan şartnamenin ortak hale getirilerek rekabet ortamının sağlanması adına
KORULU’nun çalışmalarda bulunduğu, bunun için idare ile birçok görüşme
gerçekleştirdiği, temsil ettiği ONCOSEM ürünlerinin de ihaleye dahil edilebilmesi için
ısrarcı olduğu ve ONCOSEM’e de konu hakkında 21.02.2017 tarihinde görüşlerini
bildirdiği, ancak ONCOSEM’in KORULU’ya münhasır bayi olduğunu gösteren belgeyi
vermesine rağmen NAMIK KEMAL ihalesi ile bizzat ilgilendiği ve gerekli çalışmalarda
bulunduğu, KORULU’nun söz konusu ihale için ONCOSEM’den fiyat teklifi almak için
firmaya yazılı başvurduğu, ancak yazılı talebe geri dönüş yapılmadığı, KORULU’nun
durumu sorgulaması üzerine ONCOSEM’in ihaleye katılmama kararı aldığının
bildirildiği, Soruşturma Raporunda geçen “…2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesi
için KORULU, ONCOSEM’den MEDİTERA’yı da içerecek şekilde ortak şartname
hazırlanmasını istemektedir.” ifadesinin doğru olmadığı, aslında KORULU’nun
ONCOSEM’den sadece MEDİTERA ürünlerini işaret eden teknik şartnamenin ortak
olacak şekilde gerekli düzenlemeleri yapmasını talep ettiği, yapılan itiraz ve şartnamede
değişiklik taleplerinin rakip MEDİTERA’nın ihaleye girmesini önlemek için değil
kendisinin ihaleye girebilmesi için öne sürüldüğü, ONCOSEM ve MEDİTERA’nın kendi
aralarında yaptıkları görüşmeler ve ihaleye katılmama kararı almalarının sorumlusunun
KORULU olamayacağı, KORULU’nun ihaleye iştirak etme konusunda fazlasıyla istekli
olduğu, farklı tarihlerde yaşanan olayların tek bir olaya işaret ettiğini iddia etmenin doğru
olmadığı savunması.
20-01/14-06
75 / 79
(259) KORULU’nun ONCOSEM’den sadece MEDİTERA ürünlerini işaret eden teknik
şartnamenin ortak olacak şekilde gerekli düzenlemeleri yapmasını talep ettiği
savunmasına, 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesi öncesinde iptal edilen
2016/136086 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesine KORULU’nun ONCOSEM cihazlarıyla
katılmış olduğu, dolayısıyla bu ihaledeki şartnamenin ONCOSEM’i kapsar nitelikte
hazırlandığı, yeni ihale bakımından da bu şartnamenin hareket noktasını oluşturmasının
kuvvetle muhtemel olduğu dikkate alındığında şüpheyle yaklaşılmaktadır. Buna karşılık
bahsi geçen savunma kabul edilecek olsa dahi ulaşılan sonuç değişmemektedir.
Nitekim yukarıda delil olarak yer verilen belgeler, KORULU tarafından ONCOSEM’in
KORULU’nun ihaleye katılmasını fiyat vermeyerek engellediği savunmasının aksine
KORULU’nun tamamen kendilerine ait iki ihaleyi MEDİTERA’ya bıraktığını,
ONCOSEM’in ise ihaleyle son ana kadar ilgilendiğini, ancak kendisi veya bayi
aracılığıyla katılabileceği bir ihaleden MEDİTERA lehine çekildiğini göstermektedir.
İhale kapsamında elde edilen belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde
2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL ihalesinin KORULU, ONCOSEM ve MEDİTERA
arasındaki rekabet karşıtı bir anlaşma ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
NAMIK KEMAL ihalesinin sözleşme tarihi olan 07.07.2017 tarihinden aylar sonra
23.12.2017 tarihinde MEDİTERA ile yapılan toplantıya ait başlıkları içeren belgenin
anlamsız karalama notlarından ibaret olduğu ve iddiaya konu eylemlerle ilgisinin
bulunmadığı, raportörlerin henüz şartnamenin bulunmadığı bir aşamada rekabet ihlali
iddiasında bulunması gibi ihalenin kesinleşmesinden aylar sonra yine rekabetin ihlal
edildiğini iddia ettiği, bu iddianın soyut ve imkansız olduğu, söz konusu 23.12.2017
tarihli e-postanın arka planında ONCOSEM’in NAMIK KEMAL ihalesinde KORULU’yu
yalnız bırakması ve bu ihale ile bizzat ilgilenmesi sebebiyle KORULU’nun ONCOSEM
ile saha çalışmalarını yürütmeme ve MEDİTERA ile çalışma kararı almasının
bulunduğu, anılan e-postadaki ifadelerin ticari jargondan ibaret olduğu ve herhangi bir
menfaatin hedeflenmediği, iş birlikteliği kararının alındığı dönem öncesi ve sonrasında
yapılan ihaleler kast edilerek MEDİTERA’nın KORULU’yu oyaladığına vurgu yapıldığı,
KORULU’nun katıldığı iki ihalede MEDİTERA’nın verdiği birim fiyat tekliflerinin
KORULU’yu zarara uğrattığına atıf yapılarak geçmiş dönemdeki ihalelerle kıyas
yapıldığı, ancak bu ifadelerin yanlış anlaşıldığı savunması.
(260) Rekabet hukuku uygulamasında her türlü belge niteliğinden bağımsız olarak delil
olabilmektedir. Dolayısıyla, anlamsız olduğu ifade edilen karalama notlarının delil
olamayacağı ve notlarda geçen ifadelerin ticari jargondan ibaret olduğu savunmasına
katılmak mümkün değildir. İhale şartnamesinin bulunmadığı bir aşamada rekabet
ihlalinde bulunulmasının imkansız olduğu savunmasına da katılmak mümkün değildir;
zira daha önce ilgili alt başlıkta ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere ihale süreci bir dizi alt
aşamadan oluşmakta olup anılan sürecin tamamının rekabetçi olması beklenmektedir.
Söz konusu süreçte yer alan alt aşamaların birinde rekabetin engellenmesi veya
kısıtlanması ise 4054 sayılı Kanun’un ihlali anlamını taşımaktadır.
KORULU’nun bazı ihalelere kendi cihazıyla girdiği tespitine cevaben KORULU’nun ilgili
tarihte kendine ait cihazının bulunmadığı, yine KORULU’nun farklı ihalelerde farklı
sağlayıcılarla çalışması sonucu teşebbüsler arası bilgi akışını temin ettiği ve pazardaki
şeffaflığı artırdığı, ONCOSEM bayisi olarak girdiği 2017/155711 İKN’li NAMIK KEMAL
ihalesinde rakibi MEDİTERA lehine şartname değişiklikleri yaptığı, ancak 2017/449963
İKN’li AFYON KOCATEPE ihalesinde MEDİTERA bayisi olarak ONCOSEM ile
yarıştığına ilişkin tespitlere cevaben KORULU’nun her iki sağlayıcı teşebbüsle de
rekabet halinde olduğu, ONCOSEM’in NAMIK KEMAL ihalesi de dahil olmak üzere
protokol kapsamındaki ihalelerde kararlaştırılan hükümlere aykırı davrandığı, ADANA
20-01/14-06
76 / 79
BAŞKENT alımına SANTEK eliyle iştirak ettiği, 2017/232716 İKN’li ÇORUM HİTİT
ihalesine ise yarı otomatik cihaz üreticisi olmaması sebebiyle katılamadığı,
KORULU’nun MEDİTERA’ya ait yarı otomatik cihazla bayi olarak ihaleye iştirak
etmesinin altında başka sebepler aranmaması gerektiği, KORULU ile ONCOSEM
arasındaki ticaretin Memorial Hastaneler Grubu ile sınırlı kaldığı, bu ilişkinin de 2018 yıl
sonu itibarıyla sona erdiği, bu tespitler karşısında KORULU’nun ONCOSEM ile
MEDİTERA’nın ortak paydası olduğunu iddia etmenin çelişkili olduğu savunması.
(261) Söz konusu iddialara daha önce cevap verilmiş olup tekrardan kaçınmak adına işbu
savunma yeniden değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.
“korulu rkb yazı.doc” konulu e-postanın ekinde yer alan ve soruşturma kapsamında
Kuruma gönderilen savunma amaçlı yazının paylaşılmasının devam eden soruşturmayı
etkilemekten uzak, birlikte çalışılan firmalarla tamamen bilgi paylaşımı mahiyetinde
olduğu savunması.
(262) KORULU ve MEDİTERA arasında yapılan toplantıda, önaraştırma sürecinde
KORULU’dan istenilen bilgilere verilecek cevabın birlikte mütalaa edildiği tespitinde
bulunulmuştur. Anılan belge itibarıyla, KORULU’nun soruşturmayı etkilemesi şeklinde
bir tespitte bulunulmamış olmakla birlikte teşebbüslerin Kuruma verilecek cevabı birlikte
mütalaa etmelerinin aralarındaki iletişimi göstermesi açısından önemli olduğu
değerlendirilmektedir.
Soruşturma Raporu’nda bahsi geçen ihaleler ve belgeler ayrı ayrı ve birlikte
değerlendirildiğinde sektördeki teşebbüslerin birlikte hareket ettiklerine dair somut bir
bilgi bulunmadığı savunması.
(263) Kararın ilgili bölümlerinde SAMSUN EAH ihalesinde KORULU ile ONKOFAR’ın, NAMIK
KEMAL ve ADANA BAŞKENT ihalelerinde KORULU, ONCOSEM ve MEDİTERA’nın
birlikte hareket ettiklerine ilişkin bilgi, belge ve tespitlere yer verilmiştir.
İhalelere bayi olarak iştirak etmenin yetki belgesi temin etmeyi gerektirmesi nedeniyle,
KORULU’nun 2018 yılında kendi markası ile yarı otomatik ve otomatik cihazlarla
ihalelere rakip sağlayıcı seviyesinde katılım gösterdiği savunması.
(264) KORULU’nun piyasadaki konumuna ilişkin yukarıda cevap verilmiş olup tekrardan
kaçınmak adına işbu savunma yeniden değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.
İddia edilen eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlali olmadığı, ayrıca
Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde muafiyet değerlendirmesinin yapılması gerektiği
savunması.
(265) Kararın ilgili bölümünde muafiyet değerlendirmesi yapılmıştır.
KORULU olmasaydı ilgili ihalelerin hiçbirinde rekabetin gerçekleşmeyeceği, ilgili zaman
dilimindeki ihalelerin KORULU’nun toplam cirosunun %(…..) tekabül ettiği savunması.
(266) İhale pazarlarındaki rekabet diğer pazarlardan farklı olarak pazar içinde rekabet
şeklinde değil, pazar için rekabet şeklindedir. Dolayısıyla ihlal tespiti yapılan ihalelerin
bütünün küçük bir parçasını oluşturması ulaşılan sonucu değiştirecek nitelikte değildir.
I.6.5. İNVOTEK’in Yazılı Savunması
Hizmet alımı ihalelerinde iş bitirme belgesi istenmesi ve İNVOTEK’in de bu belgeye
sahip olmaması sebebiyle, ihalelere bu belgeye sahip bayiler aracılığıyla girme
zorunluluğu olduğu, bu sebeple TEPECİK ihalesinde de bayiye ihtiyaç duyulduğu, diğer
bayilerle anlaşma sağlanamadığı, İNVOTEK hissedarlarından (…..)’ın uzun yıllar teknik
20-01/14-06
77 / 79
servis müdürü olarak çalıştığı MEDKİM’in Yönetim Kurulu Başkanı (…..) ile temasa
geçildiği, görüşme neticesinde (…..)’ın hissedarlarından biri olduğu İNFOTEK firması ile
anlaşma sağlandığı, bu çerçevede robot, temiz oda ve inşaatın gerektirdiği
demirbaşların satılması değil kiralanması üzerine %(…..) bayilik komisyonu ile yetkinin
verildiği, bu süreçte fiyatlandırmanın sadece İNVOTEK tarafından yapıldığı, ihalenin
son saatine kadar bildirilmediği, İNVOTEK satış sorumlusunun İNFOTEK yetkilisi ile
ihaleye girdiği, böylece İNFOTEK’e fiyat tespitinde herhangi bir tasarruf hakkı
tanınmadığı, ayrıca İNVOTEK ile İNFOTEK arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi
olmadığı, mülkiyetin İNVOTEK’te kalmaya devam ettiği, nitekim söz konusu cihazlar için
yatırım teşvik belgesi alınmış olduğu ve bu belgenin alındığı makine ve teçhizatın beş
yıl boyunca başka bir firmaya satışı veya devrinin Ekonomi Bakanlığının iznine tabi
olduğu, dolayısıyla İNFOTEK’e robotik cihaza satışına ilişkin iddiaların doğru olmadığı,
sonraki süreçte İNFOTEK’in aylık hak ediş faturalarını hastanelere kesip tahsilatını
yapmasına karşın uzun süre İNVOTEK’e ödeme yapmadığı, bu nedenle İNVOTEK’in
mali durumunun daha da kötüye gittiği, bu sebeple bir yatırımcı arayışına girildiği ve
Nukleus Şirketler Grubu’ndan (…..) ile temasa geçildiği, anlaşma sonucunda (…..)’un
İNVOTEK hisselerinin %(…..)’ini alarak hakim ortak olduğu, İNFOTEK’in edimlerini geç
ifa etmesi veya hiç ifa etmemesi sebebiyle TEPECİK ihalesinin de (…..)’un yakın
akrabası olan (…..)’un %(…..) hissedarı olduğu ve iş bitirme belgesine sahip
KARMENTİS firmasına 07.08.2017 tarihinde İNVOTEK’in talimatıyla devredildiği ve
sonraki ihalelere de KARMENTİS ile girme kararı alındığı, bu devir işleminin bile tek
başına İNVOTEK ile İNFOTEK arasında birlikte hareket etme yönünde bir irade
olmayacağını gösterdiği savunması.
(267) İş bitirme belgesi bulunmayan İNVOTEK’in bayi üzerinden ihalelere iştirak etmesinin
ticari hayatın olağan akışı içerisinde kabul edilebilecek bir durum olduğu
değerlendirilmektedir.
İNVOTEK’in hem robotik hem de otomatik cihaz teşebbüsleriyle rekabet halinde olduğu,
bu bakımdan özellikle ONKOFAR ve RİVOSEM ile rekabet ettiği, imkanlar dahilinde her
ihaleye müdahil olmaya çalışıldığı, şartlara göre doğrudan veya bayi aracılığıyla
ihalelere iştirak edildiği, gerekiyorsa teknik şartnamelere itiraz edildiği, bu itirazların kimi
zaman zeyilname yayımlanarak teknik şartnamelerin değiştirilmesine kimi zaman da
ihalenin iptal edilmesine yol açtığı, bu bağlamda İNVOTEK’in 2016-2018 yılları
arasındaki dokuz ihaleye itiraz ettiği savunması.
(268) Soruşturma bildiriminde, önaraştırma döneminde incelenen 26 ihale üzerinden
robotların birbirleriyle yarıştıkları toplam dört ihalenin tamamına birden fazla oyuncunun
iştirak ettiği, toplam altı ihalede ise robotlarla tam otomatik cihazların aynı ihalede
yarıştıkları belirtilmiştir. Rekabetçi ortamın oluşup oluşmadığına ilişkin kuşkularsa daha
çok otomatik cihazlar temelinde ileri sürülmüştür. Bununla birlikte soruşturma
döneminde daha büyük bir veri seti ile çalışılarak robot-otomatik cihaz ayrımı
yapılmadan incelenen toplam 103 ihalenin 72’sine (yaklaşık %70) tek teşebbüsün
katılım sağladığı tespit edilmiştir.
20-01/14-06
78 / 79
J. SONUÇ
(269) 18.01.2018 tarihli ve 18-03/30-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara,
sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre,
1) - Korulu Grup Sağlık Hizmetleri İnş. Taah. Mak. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Meditera İthalat ve İhracat A.Ş.
- Oncosem Onkolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş.
- Onkofar Sağlık Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
- Santek Sağlık Turizm Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine OYBİRLİĞİ ile,
2) Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ve 7. maddesi uyarınca 2018 mali yılı
sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren,
%0,25’i oranında olmak üzere,
- Korulu Grup Sağlık Hizmetleri İnş. Taah. Mak. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne
(…..) TL
- Meditera İthalat ve İhracat A.Ş.’ye (…..) TL
- Oncosem Onkolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş. ve Santek Sağlık Turizm
Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’ye müteselsilen (…..) TL
- Onkofar Sağlık Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’ye (…..) TL
idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile,
3) İnvotek Sağlık Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini
ihlal etmediğine, dolayısıyla adı geçen teşebbüse idari para cezası verilmesine
yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile,
4) Bununla birlikte, Eraser Medikal Tıb. Cih. Sağ. Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin
bayileriyle akdettiği sözleşmelerin;
- içerdikleri pasif satış yasağı hükümleri nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğuna,
- pasif satış yasağı içerdikleri ve belirsiz süreli olacak şekilde tanzim edildikleri
için 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanamayacağına,
- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasındaki koşulları sağlamaması
nedeniyle bireysel muafiyet alamayacağına,
- bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında
gerekçeli kararın tebellüğ tarihinden itibaren 60 gün içinde, sözleşmelerde yer
alan pasif satışa ilişkin “veya dolaylı” ifadesinin kaldırılarak ve rekabet etmeme
yükümlülüğünün süresi en fazla beş yıl olacak şekilde sınırlandırılarak durumu
Kuruma tevsik etmesi; aksi takdirde hakkında Kanun’un 41. maddesi
kapsamında soruşturma açılacağı yönünde grup şirketi olan Eraser Medikal
Tıb. Cih. Sağ. Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin bilgilendirilmesi yönünde
İnvotek Sağlık Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.’ye görüş gönderilmesi için Başkanlığın
görevlendirilmesine
20-01/14-06
79 / 79
OYBİRLİĞİ ile,
5) Oncosem Onkolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş. ile Korulu Grup Sağlık Hizmetleri
İnş. Taah. Mak. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Real Medikal Tıbbi Gereçler İnş.
Taah. Gıda. Mob. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki Genel Bayilik
Protokolü’nün
- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğuna,
- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasındaki koşulları sağlamaması
nedeniyle bireysel muafiyet alamayacağına,
- bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında
gerekçeli kararın tebellüğ tarihinden itibaren 60 gün içinde, sözleşmede yer
alan rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi en fazla beş yıl olacak şekilde
sınırlandırılarak durumu Kuruma tevsik etmeleri; aksi takdirde haklarında
Kanun’un 41. maddesi kapsamında soruşturma açılacağı yönünde Oncosem
Onkolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş., Korulu Grup Sağlık Hizmetleri İnş. Taah.
Mak. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Real Medikal Tıbbi Gereçler İnş. Taah.
Gıda. Mob. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye görüş gönderilmesi için Başkanlığın
görevlendirilmesine
OYBİRLİĞİ ile, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, karar verilmiştir.
20-01/14-06
80 / 79
02.01.2020 tarih, 20-01/14-06 sayılı Karara ilişkin karşı görüş
Rekabet Kurulu’nun ilgili kararında konusunu Kemoterapi ilaç hazırlama ihaleleri
pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin ihalelerde danışıklı hareket etmek suretiyle
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmedikleri oluşturmaktadır.
Bu çerçevede;
Kararın 95. paragrafında, “Soruşturma konusu iddialar temelde; ilk otomatik kemoterapi
ilaç hazırlama cihazına sahip ONCOSEM’in kamu kurumları nezdindeki nüfuzunu
kullanarak pazara girişleri rakiplerine kapadığı, ONCOSEM, MEDİTERA ve
ONKOFAR’ın ihalelerde rekabet edilmemesi üzerine anlaştıkları, söz konusu
teşebbüslerin ortak paydalarının KORULU olduğu, ihalelerde rekabet oluşmadığı için
yüksek fiyatların uygulandığı ve önemli miktarda kamu zararının oluştuğunu” konu ve
iddiaları incelenerek,
Kararın 133. paragrafında; “Tarafların hastaneleri paylaşması ya da ihale ön hazırlık
sürecinde yaklaşık maliyetin hesaplanması sürecini manipüle etmesinin, piyasada
malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşme
sağlamayacağı ve nihayetinde tüketicilerin bundan yarar sağlayamayacağı
kuşkusuzdur.”
tespitine yer verilmiştir.
Kararın 137. paragrafında ise 4054 sayılı Kanunu ihlal ettiği belirlenen teşebbüslere
takdir edilecek idari para cezası ile ilgili olarak; “Dosyada ihlal tespitine konu eylemler,
“diğer ihlaller” kategorisinde ele alınmıştır. Bu bağlamda, anılan madde hükmü
çerçevesinde ilk olarak, yıllık gayrisafi gelirin %0,5 ile %3’ü arasındaki bir oran baz
olarak belirlenmelidir.” değerlendirmesi yer almaktadır.
Hem dosya ve kararda yer alan çok sayı belgeden, hem de kararda yer verilen tespit ve
değerlendirmelerden ihlalin; hastane ihalelerinin paylaşılması, yaklaşık maliyet ve fiyat
teklifleri gibi gizli kalması gereken bilgilerin paylaşılması bu yollarla ihalede oluşacak
fiyatın belirlenmesi şeklinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Para Cezaları Yönetmeliğinin 3-1(ç) maddesinde ihalelerde danışıklı hareket edilmesi,
kartel olarak tanımlanmıştır. Yukarıda açıklandığı ve dosyada ile kararda açık bir şekilde
yer aldığı üzere ihlal konusu hastane ihaleleri ile ilgilidir. Dolayısıyla 4054 sayılı Kanunu
ihlal ettiği tespit edilen teşebbüslere Para Cezaları Yönetmeliğinin diğer ihlaller (5/1-b)
bendinden değil, kartel (5/1-a) bendinden idari para cezası takdir edilmesi gerekirdi.
Bu nedenlerle Kararın ceza takdiri ile ilgili kısmına katılmam mümkün olmamıştır.
Hasan Hüseyin ÜNLÜ
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy