Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-3-17 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-29/431-160
Karar Tarihi : 8.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Kürşat ÜNLÜSOY, Ebru İNCE, Fethullah GÜLER
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Tüketiciler Birliği Derneği
Turgut Özal Cad. (Millet Cad.) Emeksaray Ap. No:22 K:5 20
Aksaray Fatih/İstanbul
Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLAR:
Aytaç Gıda Pazarlama San. A.Ş.
Osmangazi Mah. Yıldızhan Cad. No:3
Samandıra Kartal/İstanbul
Banvit Bandırma Vitaminli Yem San. A.Ş. 30
Balıkesir Asfaltı 8. km Bandırma/Balıkesir
Ekol Et Gıda İnşaat ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.
Petrol Ofisi Cad. Şehit Komando Onbaşı Uğur Hancı Sok.
No:14 Avcılar/İstanbul
Kayarlar Et ve San. Tic. A.Ş.
Akse Mah. Şehit İlhan Küçüksolak Cad. No:11 Çayırova/Kocaeli
Pınar Entegre Et ve Un A.Ş. 40
Ankara Asfaltı 25. km. Kemalpaşa/İzmir
E. DOSYA KONUSU: Kırmızı et sektörünün önde gelen teşebbüslerinin
anlaşarak büyükbaş hayvanlardan elde edilen eti stoklayıp, fiyatı arttırdıktan
sonra piyasaya sürdükleri iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvurularda özetle; kırmızı et sektöründe faaliyet gösteren
Kayarlar Et A.Ş. (Kayarlar Et), Banvit Bandırma Vitaminli Yem San. A.Ş. (Banvit Et)
ve Ekol Et Gıda İnşaat ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. (Ekol Et) gibi sektörde önde gelen
firmaların anlaşarak büyükbaş hayvanlardan elde edilen eti stoklayıp, fiyatları 50
10-29/431-160
2
arttırdıktan sonra piyasaya sürdükleri iddia edilerek gereğinin yapılması talep
edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 29.12.2009 tarih ve 9392 sayı; 19.1.2010
tarih ve 542 sayı ile giren başvurular üzerine hazırlanan 27.1.2010 tarih, 2009-3-
273/İİ-10-FG sayılı ve 27.1.2010 tarih, 2010-3-17/İİ-10-KÜ sayılı İlk İnceleme
Raporları Rekabet Kurulu’nun 4.2.2010 tarih ve 10-13/150-M ve 10-13/151-M sayılı
toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla,
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. İlgili 60
kararlar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 30.3.2010 tarih ve 2009-
3-273/ÖA-10-KÜ sayılı Önaraştırma Raporu 2.4.2010 tarih ve REK.0.07.00.00-
110/143 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-29 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; başvuruya konu iddiaların 4054
sayılı Kanun kapsamında bir ihlal oluşturduğunun tespit edilmemiş olması nedeniyle,
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı, şikayetlerin
reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
70
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Başvuru Konusu Eylemler
Başvurularda özetle;
- 2009 yılı Mayıs ayından itibaren toptan kırmızı (büyükbaş ve küçükbaş) et
fiyatlarında ciddi artışlar yaşandığı,
- Ocak ayı itibarıyla kilogram başına 2005 yılında 7,5 TL, 2006 yılında 8,5 TL,
2007 yılında 9,7 TL, 2008’de 9,3 TL, 2009 yılında 10,3 TL olan toptan et 80
fiyatlarının 2009 yılı Mayıs ayından itibaren hızlı bir artış göstererek 2009 yılı
sonunda 14,5 TL/kg’a yükseldiği,
- Toptan et fiyatlarında yaşanan artış neticesinde 2009 yılı Ocak ayında KDV
dâhil 17,5 TL/kg olan perakende et satış fiyatlarının 2010 yılı Ocak ayı
itibarıyla 28 TL/kg’a kadar yükseldiği, bu rakamların %60’ın üzerinde bir fiyat
artışına karşılık geldiği,
- Et fiyatlarında meydana gelen %60 seviyelerindeki artışın enflasyon oranının
çok üzerinde olduğu,
- Her yıl kurban bayramı öncesinde artış gösterip, sonrasında azalan kırmızı et
fiyatlarının bu sene bayram sonrasında da yüksek seviyelerde seyrettiği, 90
- Kırmızı et sektöründe gözlemlenen fiyat artışlarının ve yüksek fiyat
seviyelerinin Kayarlar Et, Banvit Et, Ekol Et gibi sektörün önde gelen
firmalarının anlaşarak bu etleri stoklayıp, fiyatları arttırdıktan sonra piyasaya
sürmeleri sonucu oluştuğu,
- Büyük firmaların eti stoklamaları nedeniyle büyükbaş hayvan eti arzında ciddi
bir azalma olduğu
iddia edilerek, gereğinin yapılması talep edilmiştir.
10-29/431-160
3
Özellikle son 6 ay içerisinde yapılan yayınlardan da takip edilebileceği üzere, kırmızı 100
et fiyatlarında son 1 yılda yaşanan yükselişin ülke gündeminde önemli yer tuttuğu
görülmektedir. İnsan beslenmesinde önemli bir yere sahip olan etin fiyatındaki hızlı
tırmanışın arkasındaki nedenlerin belirlenmesinde, rekabet hukuku çerçevesinde
yapılacak değerlendirmede pazarın yapısının belirlenmesinin, sektörün yapısının ve
gelişiminin ortaya konulması özel önem arz etmektedir.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1.Pazara İlişkin Genel Bilgiler
110
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden; ülkemizde tarım ve gıda ürünleri piyasalarında
son dönemdeki fiyat değişimlerinin dünya piyasalarında oluşan fiyat dalgalanmaları
ile paralel geliştiği, ülkemizin diğer pek çok ülke gibi küresel çaplı nedenlerle oluşan
etkilere maruz kaldığı anlaşılmıştır. Söz konusu fiyat artışlarının; küresel ısınma,
kuraklık, enerji fiyatlarındaki artış, tarımsal ürünlerde arzın azalması ve talep yönlü
fiyat baskısı yönleri başta olmak üzere birçok yönüyle dünya piyasalarındaki
dalgalanmalara paralellik arz ettiği görülmektedir.
Dosya mevcudundan; gerek hayvansal gerekse bitkisel kökenli ürünlerin üretici fiyat
artışlarının 2007-2008 yıllarında daha belirgin olduğu görülmekle beraber, hayvansal 120
üretim kalemlerinden tavuk etinde kırmızı ete oranla fiyat artışlarının daha sınırlı
düzeyde kaldığı anlaşılmaktadır. Kırmızı et ürün piyasalarında tavuk etini geride
bırakacak şekilde hem üretici hem de perakende seviyede net olarak takip edilen
artışın ve sektörde fiyat artışları ile gün yüzüne çıkan ve tüketici refahını olumsuz
etkileyen değişimin nedenleri aşağıda yer verilmiştir.
I.2.1.1. Türkiye’de Hayvansal Üretim
Hayvansal üretim, tarımsal üretim içerisinde en yüksek verimlilik ve getiri oranının
elde edilebileceği üretim kalemi olup, hayvansal üretimde temel ürünler süt, kırmızı et 130
(sığır eti, koyun eti), beyaz et (tavuk eti) ve yumurtadır.
I.2.1.1.1. Hayvansal Üretim Değerleri
Ülkemizin sahip olduğu hayvansal üretim yapısı ile üretim kalemlerinin bu yapı
içerisindeki öneminin anlaşılmasını teminen, 2007 ve 2008 yıllarına ait hayvansal
ürün ve canlı hayvan değerlerine Tablo 1’de yer verilmiştir.
140
10-29/431-160
4
Tablo 1: Canlı hayvan ve hayvansal ürün değeri 150
Değer (milyon TL)
2007 Pay(%) 2008 Pay(%)
Değişim
(%)
Canlı Hayvanlar
Küçükbaş hayvanlar 5.521 22,4 5.644 22,1 2,2
Büyükbaş hayvanlar 16.916 68,6 17.685 69,3 4,5
Kümes hayvanları 1.935 7,8 1.865 7,3 -3,6
Diğer 294 1,2 327 1,3 11,3
Toplam 24.666 100,0 25.521 100,0 3,5
Hayvansal Ürünler
Süt 9.066 39,5 10.035 42,2 10,7
Kırmızı et 6.299. 27,5 5.574 23,4 -11,5
Deri 144 0,6 101 0,4 -30,3
Yapağı 132. 0,6 115 0,5 -13,1
Kıl 4 0,0 4 0,0 -9,3
Tiftik 1 0,0 1 0,0 48,0
Beyaz et 4.035 17,6 4.200 17,6 4,1
Yumurta 2.252 9,8 2.509 10,5 11,4
Bal 953 4,2 1.234 5,2 29,5
Balmumu 35 0,2 43 0,2 23,9
İpek kozası 1 0,0 1 0,0 40,1
Toplam 22.922 100,0 23.817 100,0 3,9
Kaynak: “Ekonomik Göstergelerle Türkiye’de Tarım 2008”, Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü
(TEAE)
Tabloda yer alan verilerden hareketle, hayvansal ürün ve canlı hayvan kategorilerini
ihtiva eden hayvancılık sektörünün öne çıkan bir takım özelliklerine değinmek yararlı
olacaktır. Bunlardan ilki canlı hayvan değeri içerisinde yaklaşık %70 pay ile büyükbaş
hayvanların en önemli stok kalemi olduğu, bir diğeri hayvansal ürünler kategorisinde
en yüksek değerin süt tarafından yaratıldığı, sütü kırmızı et ve beyaz etin takip
ettiğidir.
I.2.1.1.2. Canlı Hayvan Sayısındaki Değişim 160
Hayvansal üretim değerine doğrudan etki eden en önemli faktör, bir ülkedeki canlı
hayvan stoğudur. Türkiye’de sanayileşme hareketleriyle beraber tarımsal faaliyetlerin
terk edildiği, bu süreçte tarımsal yapı içerisinde gerekli değişim ve entegrasyonun
sağlanamamasından dolayı tarımsal üretimde verimliliğin istenilen düzeye
çıkarılamadığı bilinmektedir. Hayvansal üretimin temel kaynağı olan canlı hayvan
stoğuyla ilgili rakamlar da tarımsal üretimdeki bu eğilimi destekler nitelikte karşımıza
çıkmaktadır. Ülkemizde 1980’li yıllardan itibaren büyükbaş hayvan sayısının
azalmakta olduğu, canlı hayvan stoğu içerisindeki tavuk sayısının ise 1996 itibarıyla
artış eğilimine girdiği görülmektedir. Sektörün sahip olduğu değerde temel 170
belirleyicinin büyükbaş hayvan kökenli üretim olduğu dikkate alındığında canlı
hayvan stoğunun azalmakta olduğu söylenebilecektir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan
sayısında bu dönemde gerçekleşen yüksek orandaki düşüş, 1980 ve 2008 yıllarına
ait rakamlar karşılaştırılarak daha net ortaya konabilecektir. Bu bağlamda 1980
yılında sığır varlığı 15,5 milyon, koyun varlığı 46 milyon, keçi varlığı 18,7 milyon ve
manda varlığı 1 milyon baş iken, 2008 yılına gelindiğinde sığır varlığı 10,8 milyon
baş, koyun varlığı 23,9 milyon baş, keçi varlığı 5,6 milyon baş ve manda varlığı 86
bin baş düzeyine gerilemiştir. Hayvan sayılarındaki bu azalma oransal olarak, sığır
varlığında % 30, koyun varlığında % 48, keçi varlığında % 70, manda varlığında ise
% 91 düzeyindedir. Canlı hayvan stoğunda 1980’lerde yaşanmaya başlanan değişim 180
aşağıdaki grafikten açık bir şekilde görülmektedir.
10-29/431-160
5
0
20
40
60
80
100
120
140
160
180
200
220
240
260
280
19
80
19
92
19
94
19
96
19
98
20
00
20
02
20
04
20
06
20
08
Yıllar
E
n
d
ek
s
Sığır endeks
Manda endeks
Koyun endeks
Keçi endeks
Tavuk endeks
Grafik 1: Hayvan Sayısındaki Değişim *
*Veriler 1980,1991-2008 yıllarına aittir, endekslerin oluşturulmasında dana, koyun, keçi ve manda için
baz yıl 1980(=100), tavuk için 1991’dir.
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), Devlet Planlama Teşkilatı(DPT)
Grafikte tavuk sayısının 1995 sonrası artış eğilimine girdiği, kuş gribi dolayısıyla
özellikle 2007 yılında ciddi oranda azalan sayının günümüz itibarıyla toparlanma
eğiliminde olduğu, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısında ise genel bir düşüş 190
eğiliminin varlığı dikkat çekmektedir. Sığır sayısında 2005 itibarıyla küçük boyutta da
olsa bir toparlanma olduğu görülmekle beraber grafik, sahip olunan canlı hayvan
stoğu bakımından giderek kritikleşen bir dönemden geçildiğine işaret etmektedir.
Zira, Türkiye’de ekonomik büyüme ile artan refah sürecinde insanlar beslenme
alışkanlıklarını hayvansal kökenli gıdalara kaydırarak bu ürünlere olan talebi
artırmakta, bu talep artışı nüfus artışı ile daha da şiddetlenmektedir. Bu durum
kırmızı ette oldukça belirgin olup, aşağıdaki grafikte sunulan kişi başına düşen
hayvan sayısı bu süreci daha net olarak ortaya koymaktadır.
200
10-29/431-160
6
0,000
0,200
0,400
0,600
0,800
1,000
1,200
1,400
1,600
1,800
2,000
19
80
19
92
19
94
19
96
19
98
20
00
20
02
20
04
20
06
20
08
Yıllar
K
iş
i
b
aş
ın
a
h
ay
va
n
s
ay
ıs
ı
Kişi başına sığır
Kişi başına manda
Kişi başına koyun
Kişi başına keçi
Kişi başına hayvan
Grafik 2: Kişi başına büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısındaki değişim
Kaynak: TÜİK, DPT
Grafikte kişi başına büyük ve küçükbaş hayvan sayısının bütün kalemlerde istisnasız
azalma eğiliminde olduğu görülmektedir.
I.2.1.1.3. Kırmızı Et Üretimindeki Değişim
Her ne kadar canlı hayvan stoğu hayvansal üretim potansiyelini ortaya koyuyor olsa 210
da hayvansal ürünler piyasasında arz, ilgili yılda kesilen hayvan sayısı ve bu
hayvanlardan elde edilen et miktarının bir fonksiyonu olarak ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde kesilen hayvan sayısındaki ve bu hayvanlardan elde edilen et miktarındaki
değişime Tablo 2’de yer verilmektedir.
Tablo 2: Hayvan türlerine göre kesilen hayvan sayısı (bin adet), kırmızı et üretimi (bin ton) ve ortalama
karkas ağırlığı (kg/baş)
2004 2005 2006 2007 2008 Pay(%)
Sayı 4.504 4.834 5.566 7.685 6.356 78,5
Et 80 86 96 142 110 22,9
Küçükbaş
Karkas ağırlığı 18 18 17 18 17
Sayı 1.857 1.630 1.751 2.004 1.736 21,4
Et 365 322 341 432 371 76,8
Sığır
Karkas ağırlığı 197 197 195 216 213
Sayı 13 9 10 10 7 0,1
Et 2 2 2 2 1 0,3
Diğer
Karkas ağırlığı 159 174 185 209 185
Sayı 6.374 6.474 7.327 9.699 8.100 100,0 Toplam
Et 447 409 439 576 482 100,0
Kaynak: “Ekonomik Göstergelerle Türkiye’de Tarım 2008”, TEAE
Ülkemizde 1990 ila 2005 yılları arasında kesilen büyükbaş ve küçükbaş hayvan 220
toplamının %53, bu hayvanlardan elde edilen et miktarının ise yaklaşık %19 azaldığı
dosya mevcudu bilgilerden görülmekle beraber, 2004-2007 yıllarında kesilen hayvan
sayısında ve et üretiminde artış gözlemlenmektedir. Bu eğilim canlı hayvan stoğu
10-29/431-160
7
içerisinde de bu dönemde artış eğiliminde olan sığırdan kaynaklanmakta olup, bu
türde 1990’lı yıllardan itibaren et veriminin iyileşmekte olduğu söylenebilecektir.
Nitekim, 1990-2005 döneminde kesilen hayvan sayısındaki azalma oranı, et
üretimindeki azalmadan büyük olup, tabloda da yer verilen yıllar itibarıyla karkas
ağırlığındaki iyileşme takip edilebilecektir. Tabloda görülen 2008 yılına ait
değerlerdeki azalma, tarımsal üretimi olumsuz etkileyen 2007 yılındaki içsel/dışsal
faktörler ve 2008 yılında önemli ölçüde hissedilen küresel ekonomik kriz dolayısıyla 230
daralan talebin etkisiyle oluşmuştur.
Bu noktada, kesilen hayvan ve et üretimi ile ilgili olarak şu ana kadar yapılan
değerlendirmenin TÜİK verilerine göre yapıldığının belirtilmesi gerekmektedir. Zira
ülkemizde et üretimi alanında önemli ölçüde kayıt dışılık olduğu sektör
araştırmalarında sıklıkla dile getirilen bir konudur. Sektördeki kayıt dışılığın
boyutunun anlaşılması bakımından Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından
yayınlanan IPARD Kırmızı Et Sektör Analiz Raporu’nda yer verilen özet bilgilere
ilişkin aşağıda sunulan tablodan yararlanmak yerinde olacaktır.
240
Tablo 3: Kayıt dışı Kesimler (2004)
Sığır
Sığır sayısı 10,173,246
Kesilen. %25 2,543,311
Karkas et üretimi (187 kg/hayvan) 475,600 ton et karkası
Kayıtlı üretim 366,948 ton et karkası
Sonuç 108,652 ton kayıt dışı(%22)
Koyun & Keçi
Koyun & Keçi sayısı 31,811,092
Kesilen. %55 17,496,100
Et karkas üretimi (15 kg/hayvan) 262,442 ton et karkası
Kayıtlı üretim 80,015 ton et karkası
Sonuç koyun ve keçi eti 182,427 ton kayıt dışı(%69)
Toplam et
Toplam et üretimi 738,042 ton et karkası
Toplam kayıtlı et 446,963 ton et karkası
Sonuç 291,079 ton kayıt dışı et karkası(%40)
Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, IPARD Kırmızı Et Sektör Analiz Raporu,2006
Sektörde kayıt dışılığın %40’lara ulaşmasında küçük ve çok sayıda işletmeden
oluşan parçalı yapıya bağlı olarak entegrasyon düzeyinin istenilen seviyeye
çekilememiş ve bu bağlamda sektörde resmi, denetime elverişli bir sistemin
oluşturulamamış olmasının belirleyici olduğu kanaati oluşmuştur.
I.2.1.1.4. İşletme Yapısı ve Entegrasyon Düzeyi
250
Dosya mevcudu bilgi ve belgeler çerçevesinde et ürünlerine ilişkin üretici ve tüketici
fiyatları birlikte değerlendirildiğinde, tavuk etinde ilgili dönemlerde fiyat artışlarının
daha düşük düzeyde gerçekleştiği ve enflasyondan arındırılmış fiyat değişimi
bakımından kırmızı ete nazaran istikrarlı hareket edildiği, ayrıca üretici ve tüketici
fiyatları arasındaki farkın üretici fiyatına bölünmesi ile edilen fiyat marjının kırmızı ete,
özellikle sığır etine nazaran daha küçük olduğunun ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu durumun en önemli nedeni üretimden tüketime uzanan
tedarik/pazarlama kanalının uzunluğudur. Kanalın uzunluğu ise, kanal boyunca
konumlanan aracı sayısının artmasına neden olmakta, zincirin etkinliğini önemli
ölçüde azaltmakta, nihai fiyatları ise yükseltmektedir. Kırmızı ette entegrasyonun 260
10-29/431-160
8
yeterli düzeyde sağlanamamış olması karşısında tavuk etinde entegrasyon ve
beraberinde markalaşmanın sağlanmış olmasıyla üretici ve tüketici fiyatları
arasındaki marj tavuk ürünlerinde tüketici lehine düşük fiyatların oluşmasına önemli
katkı sağlamıştır. Ülkemizde 1980’li yıllardan itibaren önceleri aile işletmeciliği
şeklinde, pahalı ve sınırlı üretim kapasitesi ile sürdürülen üretimden entegre tavuk
üretim tesislerine ve beraberinde sözleşmeli üretim modeline geçilmeye başlanması
ile birlikte gerek üretim koşullarının iyileştirilmesi gerekse gıda güvenliği bakımından
önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Ayrıca, 1990’lı yıllarda özel sektör tarafından yapılan
büyük yatırımlar ile sektör dünya standartlarını yakalayarak güçlü bir yapıya
kavuşmuştur. Günümüz itibarıyla ülkemizde en gelişmiş hayvansal üretim dalı kabul 270
edilen tavukçuluk sektöründe mevcut güçlü yapı sayesinde sektörün üretimini 2007-
2008 döneminde oldukça azaltan kuş gribi krizinden bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde
çıkılmaya başlanmış, canlı hayvan stoğu ve et üretimi yeniden hız kazanmaya
başlamıştır. Bu bağlamda tavukçuluk sektöründeki entegre yapının, sektör her ne
kadar kırmızı et sektörü ile birebir aynı nitelik ve kapsamda şoklara maruz kalmamış
olsa da sektörün direncinin artmasına ve üretim ve fiyat dalgalanmalarının daha
makul seviyelerde kalmasına katkı sağladığını ifade etmek yanlış olmayacaktır.
Konu büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık bakımından ele alındığında ise bu sektörde
entegrasyonun gerekli düzeye çıkarılamamış olduğu, ülkemizde büyük ve küçükbaş 280
hayvancılığın ihtisaslaşmadan uzak, küçük, çok sayıda ve parçalı işletme yapısı
dâhilinde yürütüldüğü gözlemlenmektedir. Sektördeki hayvansal işletmelerin sayısı
ve bu işletmelerin sahip oldukları ortalama hayvan sayısı Tablo 4’te sunulmaktadır.
Tablo 4: İşletme genişlik gruplarına göre büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 2006
Büyükbaş Küçükbaş
Sürü Genişliği(baş) İşletme(%) Hayvan(%) İşletme(%) Hayvan(%)
1-4 59,7 21,6 18,6 1,0
5-9 21,3 21,3 10,8 1,6
10-19 12,8 25,4 17,2 4,9
20-49 5,4 22,9 25,3 16,8
50-149 0,7 7,0 21,1 36,1
150-299 0,0 1,2 5,6 24,1
300+ 0,0 0,6 1,5 15,6
Kaynak: “Ekonomik Göstergelerle Türkiye’de Tarım 2008”, TEAE
Hayvancılık işletmelerinin yapısına ilişkin değerlendirmeye geçilmeden önce,
ülkemizde hayvancılık faaliyetleri bakımından bir ihtisaslaşmadan bahsetmenin
mümkün olmadığı belirtilmelidir. Zira dosya mevcudu bilgi ve belgelerden, yaklaşık 3 290
milyon tarımsal işletme içerisinde münhasıran hayvancılık faaliyetinde bulunan
işletme oranının zaman içerisindeki azalma eğilimi sonucunda 2006 yılında %0,5’e
gerilediği, bu yılda hayvansal ve bitkisel üretimi birlikte yürüten işletmelerin oranının
ise %62,3 olarak gerçekleştiği anlaşılmıştır. Yukarıdaki tablodan ise, verilerin
büyükbaş hayvan aleyhine daha kötü bir duruma işaret ettiği söylenebilecektir. Zira
küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan işletmeler büyükbaş hayvan yetiştiriciliği
yapanlara kıyasla daha büyük sürü genişliklerine sahiptir ve bu durum küçükbaş
hayvancılıkta, tarımsal üretimde oldukça önemli olan ölçek avantajının optimum
düzeyde olmasa da daha iyi düzeyde kullanıldığını göstermektedir.
300
Büyükbaş hayvan işletmelerinin yapısına ilişkin verilere bakıldığında ise, büyükbaş
hayvanı bulunan işletmelerin % 60’ının 1-4 hayvana sahip olduğu, bu işletmelerin
sahip olduğu hayvanların toplam büyükbaş hayvan sayısının %22’sini oluşturduğu
10-29/431-160
9
görülmektedir. Bu durum büyükbaş hayvancılıkta işletmelerin oldukça büyük
bölümünde sürü genişliğinin çok küçük olduğunu göstermektedir. Büyükbaş
hayvancılık yapan işletmelerden 1-49 hayvanı bulunan işletmelerin toplam işletme
sayısının %99,2’sini oluşturması ve bu işletmelerin toplam büyükbaş hayvan
sayısının % 91’ine sahip olması da sektörde uzmanlaşmadan uzak olunduğunu
gösterir nitelikteki bir diğer bulgudur. Geniş sürü olarak nitelendirilebilecek 150 ve
üstü büyükbaş hayvana sahip olan işletmelerin, toplam büyükbaş hayvan sayısının 310
%1,2’sine sahip olduğu görülmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından
Kurumumuza iletilen büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık işletmelerine ilişkin
bilgilerde, sektörde 150 ve üzerinde büyükbaş hayvana sahip işletmelerin sayısının
yalnızca ….., bu işletmelerin sahip olduğu toplam büyükbaş hayvan sayısının
……….. olduğu, bu kategorideki en geniş sürünün sahibi olan sığır işletmesinin
………. baş hayvana sahip olduğu görülmektedir.
Tablodaki verilerden ve yapılan açıklamalardan hareketle; ülkemizde kırmızı et
hayvancılığı sektöründe, özellikle de büyükbaş hayvancılığın aile işletmeciliği
şeklinde, pahalı ve sınırlı üretim kapasitesi ile sürdürülmekte olduğu, büyük ölçekli ve 320
entegre üretim tesislerinin azlığının sektörde ölçek ekonomilerinin sağlayacağı
maliyet tasarruflarından yeteri kadar yararlanılamamasına sebep olduğu
değerlendirilmektedir. Sektörde entegrasyon düzeyinin düşük olmasının üretimden
perakende satışa uzanan tedarik zincirindeki aracı sayılarını artırma ve her seviyede
eklenen kar marjlarının etkisiyle tüketici fiyatlarını yükseltme etkisinin olduğunun
vurgulanmasında yarar vardır. Zira üreticilerin küçük ve çok sayıda olması üretici
birliklerinin oluşumunu ve varlıklarını devam ettirmelerini zorlaştırmakta, ürünün
perakende satış fiyatı ile üretici karlılığı arasındaki ilişki zayıflamaktadır. Dolayısıyla
üretici girdi maliyetlerindeki artışla doğrudan karşı karşıya kalırken karşısında zayıf
kaldığı aracılar nedeniyle satış fiyatlarında baskılanmaktadır. Hızlı tüketim malları 330
sektöründe son yıllarda yaşanan yapısal dönüşüm ile perakende satış yapan
işletmelerin alım güçlerinin artması ve kanalın hâkimiyetini ele geçirmeye başlamaları
ile toptan alım piyasalarında oluşan fiyat üzerindeki baskı da artmıştır. Bu baskı,
artan refah paralelinde beslenmede et ürünlerinin ön plana çıkması ve artan nüfusun
etkisiyle et ürünlerine olan talebin artması, canlı hayvan stoğundaki görece azalma
ve maliyet artışları ile daha da artmakta, yeterli sermaye ve finansal güce sahip
olmayan hayvan işletmelerinin faaliyetlerini önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Kırmızı
ette ciddi fiyat artışlarının yaşanmaya başladığı 2009 yılı öncesi sürece ait üretici ve
perakende fiyat değişimlerine Grafik 3’te yer verilmiştir.
340
350
10-29/431-160
10
Grafik 3. Türkiye Üretici-Toptan ve Perakende Sığır Eti Fiyatları ve Yıllık Fiyat Marjları (1999-2007)
Üretici-Toptan-Perakende Sığır Eti Fiyatları ve Fiyat Marjı
20,6 20,2
25,6
16,3 17,4
14,0
32,5 31,0 29,9
32,8 32,3
42,0 40,8
51,2
55,7
27,2
24,226,2
0
2
4
6
8
10
12
14
16
1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
F
iy
at
la
r
(Y
T
L
/k
g
)
0,0
10,0
20,0
30,0
40,0
50,0
60,0
F
iy
at
M
ar
jı
(
%
)
Sığır Eti Üretici Sığır Eti Toptan Sığır Eti perakende Toptan/Üretici Perakende/Toptan
Kaynak: “Türkiye Kırmızı Et Sektörü Değerlendirmesi 2008 Yılı ve Sonrası Beklentiler”, Türkiye Ziraat
Odaları Birliği (TZOB) 360
2007 yılında gerek içsel gerekse dışsal faktörlerin etkisiyle sektörün zaten kırılgan
olan yapısının yukarıda açıklanan pazar parametreleri ile sürdürülemez hale geldiği
anlaşılmaktadır. 2007 yılından itibaren üretici gelirlerindeki artışın artan maliyetlerin
gerisinde kaldığı görülmektedir.
I.2.1.1.5. Yem Maliyetlerinin Seyri
Hayvancılıkta üreticiler için en önemli maliyet kalemini yem oluşturmaktadır. 2007
yılında tüm dünyayı etkileyen kuraklığın neden olduğu verim azalması ve 2008
yılındaki küresel kriz ile enerji fiyatlarındaki artışın biyoyakıt üretimini desteklemesi 370
sürecinde, yem bitkileri arzının yem üretiminde kullanılan bölümünde ciddi daralma
meydana geldiği, buna bağlı olarak yem fiyatlarının önemli oranda arttığı dosya
mevcudu bilgi ve belgelerden görülmektedir.
Grafik 4. Türkiye’de Sığır Karkas ve Yem Fiyatlarının Yıllık Değişimi (2001-2007)
Türkiye Sığır Karkas ve Yem Fiyatlarının Yıllık Değişimi
31,9
3,3
41,2
50,6
25,0
70,7
-40,0
-20,0
0,0
20,0
40,0
60,0
80,0
100,0
120,0
2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Y
ıll
ık
D
eğ
iş
im
(
%
)
Sığır Eti Üretici Besi yemi Yemlik Arpa
Yemlik Buğday Kepek Küspe
Kaynak: “Türkiye Kırmızı Et Sektörü Değerlendirmesi 2008 Yılı ve Sonrası Beklentiler”, TZOB
10-29/431-160
11
Grafik 5. Besicilerin Yıllar İtibarıyla Alım Gücünün Değişimi (2000-2007)
Üretici Sığır Eti-Besi Yemi Yıllık Fiyat Değişimleri ve Alım Gücü
(Parite)
6,9
2,9
7,0
41,2
23,5
-6,3
48,5
3,3
38,7
51,2
22,3
3,7
27,0
41,2
22,8
48,9
17,7
24,223,5
21,4
25,4
21,120,8
24,0
-10
0
10
20
30
40
50
60
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Y
ıll
ık
F
iy
at
D
eğ
iş
im
le
ri
(%
)
0,0
5,0
10,0
15,0
20,0
25,0
30,0
P
ar
it
e
Sığır Eti Besi Yemi Parite
Kaynak: “Türkiye Kırmızı Et Sektörü Değerlendirmesi 2008 Yılı ve Sonrası Beklentiler”, TZOB 380
Yukarıdaki grafikte de yer aldığı üzere 2007 yılıyla beraber yem fiyatları ile ürün geliri
arasındaki marjın ciddi boyutlara ulaştığı görülmekte, bu durum üreticinin geliriyle
maliyetlerini karşılayamaz hale geldiğini göstermesi bakımından önem arz
etmektedir. 2008-2009 döneminde bitkisel üretimin artmış olması da yem fiyatlarında
önemli iyileşme sağlamamış, söz konusu fiyatlar yüksekliğini korumuştur. Sığır eti
üretici fiyatları ile yem fiyatları arasındaki ilişkinin süt ve yem arasında da var olduğu
görülmektedir. Grafik 6’dan da takip edilebileceği üzere, süt ineklerinin
beslenmesinde kullanılan süt yemi fiyatlarının ülkemizde süt fiyatları ile oldukça yakın
seyrettiği görülmekle beraber, süt fiyatlarındaki artış 2006 yılından itibaren 2007 390
yılının sonuna kadar süt yem fiyatındaki artışın gerisinde kalmıştır. Bu dönemde
üretici sattığı 1 kg süt karşılığında 1 kg yem alamamıştır.
Grafik 6. Türkiye Süt ve Yem Fiyatları Değişimi
Kaynak: “Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı ve Sonrası Beklentiler”, TZOB
10-29/431-160
12
I.2.1.1.6. Damızlık Hayvan Stoğundaki Azalma
Süt, Türkiye’de hayvansal üretim değerinden aldığı pay bakımından ilk sırada yer 400
alan üründür. Sütün elde edildiği inekler, sektördeki canlı hayvan stoğunun özellikle
gelecekteki seyri bakımından da önem taşımaktadır. Türkiye’de hayvan ırkının
verimsiz olması ve sektörün açıklanan yapısal sorunları nedeniyle süt üretimi
optimum düzeyde gerçekleşmemekte, çiğ süt toptan fiyat düzeyinin düşüklüğü
dolayısıyla süt yemi maliyeti uzun yıllar boyunca güçlükle karşılanabilmektedir. Bu
durum maliyetlerin karşılanamadığı dönemler başta olmak üzere üreticileri süt için
besledikleri ineklerini, et verimi yaklaşık yarı yarıya düşük olmasına rağmen özellikle
Kurban Bayramında satışa sunmaya teşvik etmektedir. 2006-2007 dönemine
gelindiğinde süt yemi fiyatının süt fiyatını geride bıraktığı, bu dönemde çok sayıda
damızlık hayvanın üreticisi tarafından kesime verildiği, sektör temsilcileri tarafından 410
da dile getirilmiştir. Besilik hayvanların yaklaşık %50 karkas ağırlığına sahip ve bu
anlamda düşük et verimine sahip olan süt ineklerinin kesimi, et üretimine yeterli
katkıyı sağlamadığı gibi, damızlık hayvanların kesimi anlamına gelmesi bakımından
da sektörün geleceği bakımından önemli bir olumsuzluk yaratmaktadır. Bu bakımdan,
doğum oranının azalmasının gelecekte hem damızlık hem de besilik hayvan stoğunu
tehdit eden nitelikte bir gelişme olduğu açıktır.
Ülkemizde sektörün yapısı ve gelişimi paralelinde, canlı hayvan stoğu ve et üretimine
ilişkin olarak yapılan arz ve talep projeksiyonları, yukarıda belirtilen arz açığı
beklentisini ve çözüm için sektörde ithalata izin verilip verilmemesi yönündeki 420
tartışmaları körüklemektedir.
I.2.1.1.7. Et ve Canlı Hayvan Dış Ticareti
Ülkemizde canlı hayvan ve et ithalatında yasal sınırlamalar söz konusu olup, ithalata
sınırlı kapsamda çeşitli kontroller gerçekleştirildikten sonra izin verilebilmektedir.
Bununla beraber, büyükbaş hayvancılık sektöründe özellikle damızlık hayvan
ithalatının gerek hayvan verimliliğini artıracağı gerekse gelecekte beklenen et açığı
sorununu çözeceği yönünde görüşler bulunmaktadır. Diğer yandan, sektördeki kayıt
dışılığı öne sürerek ithalata izin verilmesinin hayvan hastalıklarını artıracağı ve ülke 430
içindeki hayvancılık faaliyetlerini daraltacağı yönünde görüşler de ileri sürülmektedir.
Bu bakımdan, tartışmaları beraberinde getiren, riskler taşıyan yönleri nedeniyle canlı
hayvan ve et ithalatının ancak devlet kontrolünde, hayvancılık sektörünün yapısı ve
ihtiyaçları göz önünde bulundurularak gerekli yasal izin mekanizmalarının ardından
yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Ülkemizde damızlık hayvan ithalatına izin verilebilirken, kırmızı et ithalatı şu ana
kadar ancak tartışmalarda kalmıştır. Sığır ve sığır etinde dış ticaretteki sınırlama
ülkemizde bu ürünlere yönelik pazarın yapısına özellikle beklentiler yoluyla etki
etmektedir. Beklentiler et fiyatlarının artış döneminde bu artışların devam edeceği ve 440
kalıcı olduğu yönünde oluşarak üreticilerin ileride yüksek kazanç elde etmek
amacıyla hayvanlarını ellerinde tutma eğilimini artırabilmektedir. Bu yöndeki eğilimin,
az sayıda hayvana sahip olan çok sayıda üreticinin oluşturduğu pazarda arz ve fiyatı
etkileyecek boyuta ulaşması zor olmakla beraber imkânsız gözükmemektedir.
Nitekim, 2007 yılından sonra sektöre etki eden faktörlerin de etkisiyle oluşan fiyatların
yükseleceği yönündeki geniş çaplı beklentinin, üreticileri hayvanlarını muhafaza etme
yönünde teşvik etmek suretiyle günümüzdeki fiyat artışlarına etki etmiş olmasının da
10-29/431-160
13
mümkün olabileceği kanaati oluşmuştur. Ancak üreticilerin bağımsız olarak söz
konusu eğilime girmelerinin rasyonel insan davranışı ile örtüştüğünün de belirtilmesi
gerekmektedir. Bu durumda sektörün şoklara açık, kırılgan yapısının güçlendirilmesi 450
en etkin çözüm olarak öne çıkmaktadır.
Büyük ve küçükbaş hayvancılığa ilişkin 2005-2009 yılları ihracat rakamlarına Tablo
5’te yer verilmektedir. Bu noktada sektörde %40’lara varan orandaki kayıt dışılıktan
hareketle, dış ticarette de benzer bir tablonun varlığı ve ithalattaki sıkı denetim
dolayısıyla daha düşük olması beklenilen kayıt dışılığın ihracat için daha yüksek
olması, dolayısıyla tabloda yer alan resmi rakamların kaçakçılığın etkisiyle fiili
durumda daha da artacak olması dikkate alınmalıdır.
Tablo 5: 2005-2009 yılları canlı hayvan ve kırmızı et ihracatı 460
2005 2006 2007 2008 2009**
Sığır Eti, kg 33.475 21.602 183.779 266.305
Baş 0 32.190 0 37.351 80.750.29.972 Canlı
Koyun Kg 2 1.610.912 0 1.810.830 4.363.710
Koyu-kuzu Eti, kg 25.522 15.707 192.297 17.732 2.522
** Ocak-Ağustos aylarını kapsamaktadır.
Kaynak: “Türkiye’de Et Üretimi”, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği
Tabloda dikkati çeken temel gelişim, koyun ihracatında 2008 yılından itibaren
yaşanan artıştır.
I.2.1.1.8. Koyun İhracatındaki Artış
Koyun ihracatında özellikle 2008 yılından itibaren önemli bir kısmı Ortadoğu
ülkelerine yönelik olmak üzere ciddi artış kaydedilmektedir. Bu artışta 2007 yılında
ilgili ülkelerde hayvancılığın kötü etkilenmiş olmasının yanı sıra domuz gribi salgını
dolayısıyla bu ülkelerin ithalatlarını Avusturya ve Yeni Zelanda’dan Türkiye’ye 470
kaydırmış olmalarının etkili olduğu, sektör temsilcilerince ifade edildiği dosya
mevcudundan anlaşılmıştır.
Koyun etinin kırmızı et kalemi ve sığır etinin yakın ikamesi olduğu noktasından
hareketle bu kalemde 2008 yılından itibaren yurtdışı tüketime kayan arzın genel
olarak kırmızı et fiyatlarında olmak üzere sığır eti fiyatlarındaki yükselişe de etki ettiği
söylenebilecektir.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
480
“İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz”da atıf yapılan 1997/1 sayılı Tebliğ’in
4. maddesine göre, belirli bir ürün ve onunla yüksek ikame edilebilirliği olan diğer
ürünlerden oluşan pazarlar ilgili ürün pazarını oluşturmaktadır. Bir ürünün diğer bir
ürünle aynı pazarda yer alabilmesi için bu ürünlerin tüketici gözünde nitelikleri,
kullanım amaçları ve fiyatları açısından benzer olmaları ve birbirleriyle ikame
edilmeleri gerekmektedir. Bununla birlikte talep ikamesine eşdeğer etki yarattığı
durumlarda arz yönlü ikame edilebilirlik de pazarın tanımlanmasında dikkate
alınabilir.
Et ürünleri içerisindeki temel ayrım; lezzet, besin değeri, fiziksel özellik gibi unsurlar 490
temelinde oluşan tüketici tercihlerindeki farklılık dikkate alınarak kırmızı et ve beyaz
et olarak yapılabilecektir. Kırmızı et üretiminde ve tüketiminde temel belirleyicinin
sığır olduğu, bununla beraber Kurumumuza iletilen başvurularda da yer verilen
10-29/431-160
14
sektörün önde gelen teşebbüslerinin kırmızı et üretim ve satışında hem sığırı hem de
koyunu kullandığı, tüketim açısından bu hayvanlardan elde edilen ürünler arasında
yüksek ikame ilişkisinin olduğu görüldüğünden, bu bağlamda dosya kapsamında ilgili
ürün pazarı, sığır (sığır, dana) ve koyun (koyun, kuzu) etini kapsayacak şekilde
“kırmızı et sektörü” olarak tanımlanmıştır.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar 500
Teşebbüslerin faaliyet gösterdikleri alanın, rekabet koşullarının yeterli derecede
homojen ve özellikle rekabet koşullarının komşu bölgelerden hissedilir derecede
farklı olması; ilgili coğrafi pazarın tespitinde büyük bir önem taşımakta ve belirleyici
olmaktadır. Et sektörünün geniş dağıtım ağına sahip olmasından ve bu bağlamda
üretilen etin ülkemizde herhangi bir bölgede tüketilmek üzere satışa
sunulabileceğinden hareketle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
510
I.3.1 Taraflar ve Yapılan Tespitler
I.3.1.1. Namet Gıda San. ve Tic. A.Ş. (Namet)
2005 yılı içerisinde Kayarlar Grup tarafından devralınan Namet’in hissedarlık
yapısına Tablo 6’da yer verilmiştir.
Tablo 6: Namet Hissedarlık Yapısı
Hissedar Hisse Oranı (%)
Kayarlar Et San. ve Tic. A.Ş. 47,898
Kemal KAYAR 17,893
M. Ekrem İNÖZÜ 0,761
Özcan ALBAK 1,000
Haluk KAYAR 8,450
Faruk KAYAR 8,112
Nurettin KAYAR 8,112
Hikmet KAYAR 7,774
TOPLAM 100,00
Kaynak: Teşebbüs tarafından gönderilen 15.3.2010 tarih, 2263 sayılı yazı
520
Tablodan da anlaşılacağı üzere Namet, Kayarlar Grup’un kontrolünde bulunan bir
şirkettir. Kayarlar Grup, Kayarlar Et San. ve Tic. A.Ş. (Kayarlar Et) ile işlenmemiş
kırmızı et ürünleri alanında, Namet ile işlenmiş et ürünleri alanında faaliyet
göstermekte olup, her iki şirket de Akse Mah. Şehit İlhan Küçüksolak Cad. No:11,
41480, Çayırova/Kocaeli adresinde bulunan Namet genel merkezinden
yönetilmektedir. Her iki şirketin yönetim kurulu yapılarına aşağıdaki tablolarda yer
verilmiştir.
Tablo 7: Kayarlar Et Yönetim Kurulu
Haluk KAYAR Yönetim Kurulu Başkanı
Faruk KAYAR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Nurettin KAYAR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Hikmet KAYAR Yönetim Kurulu Üyesi
Kemal KAYAR Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Teşebbüs tarafından gönderilen 15.3.2010 tarih, 2263 sayılı yazı 530
10-29/431-160
15
Tablo 8: Namet Yönetim Kurulu
Nurettin KAYAR Yönetim Kurulu Başkanı
Özcan ALBAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Hikmet KAYAR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Haluk KAYAR Yönetim Kurulu Üyesi
Faruk KAYAR Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Teşebbüs tarafından gönderilen 15.3.2010 tarih, 2263 sayılı yazı
2.3.2010 tarihinde yapılan yerinde incelemede önaraştırmaya konu iddialara yönelik
olarak rekabet ihlaline dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgeye
rastlanılmayan Namet Genel Merkezinde her iki şirketin de yönetim kurulunda
bulunan …………………….. ile Raportörlerce görüşülmüştür. Yapılan görüşmede
……………….. tarafından;
- Kayarlar Grup’un kırmızı et pazarındaki payının %.. civarında olduğu, 540
- Etin, kesim yapılan kombinalardan karkas olarak alındığı, daha sonra
parçalanıp öyle satıldığı,
- Kayarlar Grup’un en büyük müşterilerinin turizm otelleri, yemek fabrikaları ve
zincir marketler olduğu,
- Zincir marketler gibi çok güçlü alıcılara karşı fiyatları yapay olarak
yükseltebilmelerinin mümkün olmadığı,
- Alıcılarla sabit fiyat üzerinden satış anlaşması yapıldığı için fiyatların
artmasından kendilerinin de olumsuz olarak etkilendikleri,
- Eti şoklayarak stoklamanın çok maliyetli bir işlem olduğu, bu çerçevede eti en
fazla 6 gün stoklarında bekletebildikleri 550
dile getirilmiştir. Fiyatların artmasının gerekçeleri ise; süt fiyatlarındaki düşüş
nedeniyle sütçülük yapmanın karlılığını yitirmesi sonucunda ineklerin kesilmesi,
ineklerin kesilmesi sonrasında doğumların azalması ve piyasada kesimlik hayvan
bulma konusunda darboğaz yaşanması olarak ifade edilmiştir.
I.3.1.2. Pınar Entegre Et ve Un San. A.Ş. (Pınar Et)
Pınar Et entegre üretim tesisleri 5.5.1985 yılında faaliyete geçmiş olup, Türkiye’nin
Avrupa Birliği standartlarına sahip ilk entegre et üretim tesisidir. Güçlü bir marka
imajına sahip olan Pınar Et, şarküteri ürünleri, işlenmiş et ve balık ürünleri, 560
dondurulmuş et ürünleri ve işlenmiş hindi ürünleri pazarlarında lider konumda olan
şirketin hissedarlık yapısına Tablo 9’da yer verilmiştir.
Tablo 9: Pınar Et Hissedarlık Yapısı
Hissedar Hisse Oranı (%)
Yaşar Holding A.Ş. 54,18
Pınar Süt Mamulleri A.Ş. 12,58
Halka Açık Kısım 33,24
TOPLAM 100,00
Kaynak:
Yaşar Holding A.Ş. kontrolünde olan Pınar Et işlenmemiş et ürünlerinin satış ve
dağıtım faaliyetlerini kendisi yaparken, işlenmiş et ürünlerinin satış ve pazarlama
faaliyetleri Yaşar Birleşik Pazarlama Dağ. Tur. San. ve Tic. A.Ş. (YBP) üzerinden
yapılmaktadır. Yıllık ………… büyükbaş hayvan, ………… küçükbaş hayvan ve 570
…………… hindi kesme ve işleme kapasitesine sahip Pınar Et’in yönetim kurulu
yapısı aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.
10-29/431-160
16
Tablo 10: Pınar Et Yönetim Kurulu
İdil YİĞİTBAŞI Yönetim Kurulu Başkanı
Yılmaz GÖKOĞLU Yönetim Kurulu Başkanı Vekili
Mehmet AKTAŞ Yönetim Kurulu Üyesi
Hakkı Hikmet ALTAN Yönetim Kurulu Üyesi
Suat ÖZYİĞİT Yönetim Kurulu Üyesi
Ali SÖZEN Yönetim Kurulu Üyesi
Ergun AKYOL Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak:
11.3.2010 tarihinde yapılan yerinde incelemede önaraştırmaya konu iddialara yönelik
olarak rekabet ihlaline dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgeye
rastlanılmayan Pınar Et Genel Merkezinde şirket genel müdürü ile görüşülmüştür.
Yapılan görüşmede; 580
- Şirketin kırmızı et alanından ziyade işlenmiş et ürünleri alanına yoğunlaşmaya
başladığı,
- Bu çerçevede artık perakende kanalına kırmızı et satışı yapmadıkları,
- Kırmızı et satışlarında pazar paylarının %......... civarında olduğu,
- İşlenmiş et ürünleri alanında ana ham maddelerinin kırmızı et olması
nedeniyle, et fiyatlarındaki artıştan kendilerinin de olumsuz yönde etkilendiği,
- Sektörde kayıt dışı üretimin çok fazla olduğu
dile getirilmiştir. Şirket Genel Müdürü, et fiyatlarındaki yükselmenin nedenlerine
ilişkin olarak; geçmiş dönemlerde süt fiyatlarının düşmesiyle birlikte inek kesiminin
artması dolayısıyla hayvan arzında ciddi bir azalma olduğunu, piyasada besilik 590
hayvan bulma konusunda sıkıntı yaşandığını ve bu sorunun besilik hayvan ithali
yapılarak aşılmasının mümkün olduğunu dile getirmiştir. Ayrıca Et ve Balık
Kurumunun sektöre destek olmak amacıyla karlılık güdüsü olmadan yüksek fiyatlarla
hayvan kestirmesinin fiyatlarda bir artışa neden olduğu, fiyatlardaki artışın bir başka
gerekçesi olarak dile getirilmiştir.
I.3.1.3. Banvit Bandırma Vitaminli Yem San. A.Ş. (Banvit)
2005 yılında besicilerden tedarik ettiği karkas etleri işleyerek ürün portföyüne katan
Banvit, 2007 yılında bu alanda tesisleşmeye gitmiş, 2008 yılı içinde de kırmızı et 600
işleme tesislerini faaliyete geçirmiştir. 2008 yılı sonunda besi çiftliklerinde ……….
büyükbaş hayvan sayısına ulaşan Banvit’in kesim sayısı aynı dönem için
……..adet/haftaya yükselmiştir. Mevcut durumda tahmini pazar payı %......’in altında
bulunan Banvit’in yönetim kurulu yapısına aşağıda yer verilmiştir.
Tablo 11: Banvit Yönetim Kurulu
Ömer GÖRENER Yönetim Kurulu Başkanı
Valid Faruk EBUBEKİR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Turgut GÖRENER Yönetim Kurulu Üyesi
Esra GÖRENER CHRISTOFFEL Yönetim Kurulu Üyesi
Alan PERESE Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak:
2.3.2010 tarihinde yapılan yerinde incelemede önaraştırmaya konu iddialara yönelik
olarak rekabet ihlaline dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgeye 610
rastlanılamamış, ayrıca şirketin Yönetim Kurulu Başkanının ajandasında canlı
hayvan tedarikinde sorun yaşanıldığına ilişkin notlara rastlanmıştır. Yapılan
görüşmede şirket Denetim Müdürü tarafından;
10-29/431-160
17
- Banvit’in piyasadan büyümüş hayvan almak yerine, 1 aylık buzağıları alıp
yetiştirip kestiği,
- Kesim sırasında ortaya çıkan ve ortalama olarak 12-15 kg. olan değerli etlerin
(antrikot, bonfile) otellere satıldığı, kalan kısımların ise işlenerek pazara
sunulduğu,
- Şirketin asıl amacının da eti işleyerek satmak olduğu,
- Eti dondurup stoklamanın maliyetli bir işlem olduğu için tercih edilmediği, fakat 620
otellere satılan ürünler için bu yolu izlemenin zorunlu olduğu,
- Pazardaki fiyatları etkileyebilecek güçlerinin olmadığı, pazardaki en büyük 5
teşebbüsün dahi pazar payının %...... seviyelerinde olduğu
dile getirilmiştir.
Banvit tarafından Kurumumuza gönderilen ve Yönetim Kurulu Başkanı tarafından
kaleme alınan yazıda ise et fiyatlarının artış nedenleri;
- Yem fiyatlarının yüksek ve süt fiyatlarının düşük olması nedeniyle damızlık
hayvanların kesilmesi sonucunda hayvan sayısının azalması,
- Hayvan başına düşen verimin artmaması, 630
- Küçükbaş hayvan ihracatının artması sonucu büyükbaş hayvanlara doğru
yaşanan talep kayması
olarak sıralanmıştır.
I.3.1.4. Ekol Et Gıda İnşaat ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. (Ekol Et)
2.3.2010 tarihinde yapılan yerinde incelemede önaraştırmaya konu iddialara yönelik
olarak rekabet ihlaline dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgeye
rastlanılmayan Ekol Et’te şirket Genel Müdür Yardımcısı ile görüşülmüştür. Yapılan
görüşmede kendisi et fiyatlarındaki artışın nedenlerini; 640
- Küçükbaş hayvan ihracatının artması sonucu büyükbaş hayvanlara doğru
yaşanan talep kayması,
- Ülkemizin doğu bölgelerindeki köylerin boşalması nedeniyle besicilikle
uğraşan nüfusun azalması,
- Süt fiyatlarındaki azalmaya bağlı olarak ineklerin kestirilmesi nedeniyle
büyükbaş hayvan sayısında azalma yaşanması,
- Et ve Balık Kurumunun piyasada hayvanı yüksek fiyatlarla kestirmesi
nedeniyle özel şirketlerin maliyetlerinin artması
olarak sıralamıştır.
650
I.3.1.5. Aytaç Gıda Pazarlama Tic. Ve San. A.Ş. (Aytaç)
Aytaç çeşitli gıda ürünlerinin üretim ve satışı alanında faal olup, günlük ………
büyükbaş, ……….. küçükbaş ve ……. ton/yıl et işleme kapasitesi ile Çankırı ili
Çerkeş ilçesinde kurulu kırmızı et fabrikasıyla et ve et ürünleri sektöründe faaliyet
göstermektedir. ……… büyükbaş hayvan yetiştirme kapasitesine sahip bir de
hayvancılık tesisi bulunan Aytaç’ın yönetim kuruluna aşağıda yer verilmiştir.
660
10-29/431-160
18
Tablo 12: Aytaç Yönetim Kurulu
Dursun UYAR Yönetim Kurulu Başkanı
Abdullah ÖRNEK Yönetim Kurulu Başkanı Vekili
Nurullah NURDOĞAN Yönetim Kurulu Başkanı Yardımcısı
İdris KARTAL Yönetim Kurulu Üyesi
Levent YILDIRIM Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Teoman TURAN Yönetim Kurulu Üyesi
Ramazan AKSOY Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa DAĞ Yönetim Kurulu Üyesi
Ahmet TEKTEN Yönetim Kurulu Üyesi (Genel Müdür)
Adil TEKDEMİR Yönetim Kurulu Üyesi
Erdal BÖLÜKBAŞ Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Aytaç tarafından gönderilen 16.3.2010 tarih, 2293 sayılı yazı
Aytaç’ta 3.3.2010 tarihinde yapılan yerinde incelemede önaraştırmaya konu iddialara
yönelik olarak rekabet ihlaline dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgeye
rastlanılamamıştır. Et fiyatlarındaki artışın nedenleri ile ilgili olarak Aytaç’ın görüşleri
ise daha sonra kurumumuza yazılı olarak bildirilmiştir. Bu yazıda özetle; 670
- Ülkemizdeki hayvan varlığının yeterli olmayışı,
- Nüfusun ve tüketimin her geçen gün artması
- Damızlık hayvan sayısının az olması ve bu hayvanların da yanlış politikalar
sonucunda kesime gönderilmesi,
- Besicilik işletmelerinin ölçek ekonomisini yakalayabilecek büyüklükte
olmaması
gibi nedenlerle hayvancılık sektöründe ciddi sorunlar yaşandığı ve fiyatların artış
eğilimine girdiği belirtilmiştir.
I.3.1.6. Et Üreticileri Birliği (ETBİR) 680
19.10.1998 tarihinde faaliyete geçen ETBİR’in resmi üye sayısı …… olup, birliğin
yönetim kurulu yapısı aşağıda sunulmaktadır.
Tablo 13: ETBİR Yönetim Kurulu
Hikmet KAYAR Yönetim Kurulu Başkanı
Mustafa ALBAYRAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Osman ULUÇAY Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Mustafa MÜHSÜRLER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Emre KARACAN Yönetim Kurulu Üyesi
Cihangir DEMİR Yönetim Kurulu Üyesi
Selçuk ERŞAN Yönetim Kurulu Üyesi
Ahmet YÜCESAN Yönetim Kurulu Üyesi
Burak ŞAHİN Yönetim Kurulu Üyesi
Ali Fuat SARIKAYA Yönetim Kurulu Üyesi
Can DEMİR Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa BILIKCI Yönetim Kurulu Üyesi
Ömer YILMAZ Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak:
3.3.2010 tarihinde yapılan yerinde incelemede önaraştırmaya konu iddialara yönelik
olarak rekabet ihlaline dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgeye
rastlanılamayan ETBİR’de Genel Sekreter ile görüşülmüştür. Yapılan görüşmede 690
sektörde Et ve Balık Kurumunun uygulamaları nedeniyle sorunlar yaşandığı,
sektördeki kayıt dışılığın çok yüksek olmasının da haksız rekabete neden olduğu dile
10-29/431-160
19
getirilmiştir. Genel Sekreter tarafından son dönemde yaşanan fiyat artışlarının
nedenleri ise;
- Damızlık hayvan ıslahının yetersiz olması,
- Yem fiyatlarının çok yüksek olmasına rağmen devlet desteklerinin yetersiz
olması,
- Küçükbaş hayvan ihracatının küçükbaş hayvan fiyatlarını arttırması sonucu
büyükbaş hayvana olan talebin artması,
- 2007 yılından itibaren süt fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak süt ineklerinin 700
kesilmesi nedeniyle buzağı sayısının düşmesiyle başlayan hayvan arzındaki
azalma
olarak sıralanmıştır.
I.3.2. Hukuki Değerlendirme
Dosya kapsamında ele alınan başvurularda temel iddia, rekabet kurallarına aykırı
davranışların 2009 yılından itibaren kırmızı et fiyatlarında önemli artışa sebebiyet
verdiğidir.
710
Kurumumuza farklı tarihlerde iletilen başvuruların odağında kırmızı et sektörünün
önde gelen firmalarının arzı kısıtlayarak fiyatların artmasına yol açan bir kartel
anlaşmasına taraf oldukları, bu davranışları ile piyasada son dönemde yaşanan
yukarı yönlü fiyat hareketlerine sebebiyet verdikleri, rakiplerin rekabetçi unsurları
belirlemeye yönelik olarak birlikte hareket etmesinin ise 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesine aykırılık oluşturduğu iddiaları yer almaktadır.
Başvuru konusu iddialar 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde ele alınması
gereken hususları içermektedir. Bu bağlamda, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
“…mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, 720
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek
nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin
bu tür karar ve eylemler”i yasaklamaktadır.
Dosya kapsamında yürütülen araştırma ve yerinde incelemelerde elde edilen bilgi ve
bulgular pazarın yapısı, işleyişi ve pazardaki rekabet koşulları hakkında aşağıda yer
alan sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır:
- Ülkemizde tarım sektörü, üretimden aldığı pay azalma eğiliminde olsa da
önemini korumaya devam etmektedir. Sektörün istihdamdaki payı üretimden
aldığı payın oldukça üstündedir. 730
- Gelişmiş ülkelerdeki eğilimin tersine ülkemizde tarımsal üretim içerisinde
bitkisel üretim ağırlıklı yapının hayvansal üretim aleyhine güçlenmekte olduğu
gözlenmektedir.
- Hayvansal üretim gelişmiş ekonomilerde yüksek getiri oranı ile cazip bir üretim
kalemi kabul edilip yapılan yatırımların arttığı bir tarımsal faaliyet olmasına
rağmen, ülkemizde münhasıran hayvancılık faaliyeti ile iştigal eden tarımsal
işletmelerin oranının %1’in altında ve azalma eğiliminde olduğu görülmektedir.
Bu durum hayvancılıkta uzmanlaşmanın yetersiz düzeyde olduğuna işaret
etmektedir.
- Hayvansal üretimde temel belirleyici değişken olan canlı hayvan stoğu 1980’li 740
yıllardan itibaren azalma eğilimindedir. Sığır sayısında son birkaç yılda
iyileşme kat edilmesine rağmen, bu iyileşmenin sınırlı kaldığı, canlı hayvan
10-29/431-160
20
stoğunun mevcut haliyle, özellikle gelir düzeyinin yükselmesi ve nüfus artışı ile
et ürünlerine olan talep artışı göz önünde bulundurulduğunda kritik bir döneme
yaklaşıldığının sinyallerini verdiği görülmektedir.
- Hayvancılık faaliyetlerinin çok sayıda, küçük ve parçalı yapıya sahip işletmeler
tarafından yapıldığı, sektörde entegrasyon düzeyinin düşük olduğu
görülmektedir. Hayvansal üretimimizde temel belirleyici kalemin sığır olduğu
görülmekte olup, hayvansal üretim değeri içerisinde en önemli kalemler olan
kırmızı et üretiminin yaklaşık %80’i, süt üretiminin ise %90’ı sığırdan elde 750
edilmektedir. Hayvancılık içerisinde özellikle sığır işletmelerinde yetersiz
entegrasyon ve uzmanlaşma dikkat çekicidir. Sığır yetiştiriciliği yapan
işletmelerinin ortalama 4 baş hayvana, sayısı yaklaşık 3 milyon olan toplam
sığır işletmelerinin %99,2’sinin ise 50’nin altında hayvana sahip oldukları
görülmekte, bu durum sığır yetiştiriciliğinde uzmanlaşmadan uzak
olunduğunun bir diğer göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır.
- Hayvancılık sektöründe özellikle sığır yetiştiriciliğinde görülen yetersiz
entegrasyon ve uzmanlaşma nedeniyle ölçek ekonomilerinden
yararlanılamadığı, bu durumun sektörü şoklara karşı dayanıksız kıldığı,
sektörün verimlilik düzeyini düşürmekte olduğu görülmektedir. Nitekim 760
ülkemizin verimlilikte AB ülkelerinden çok geride kaldığı karşılaştırmalar ile
sabittir.
- Sektörün çok sayıda, küçük ölçekli aile işletmeciliği şeklindeki yapısı üretici
birliklerinin oluşumunu ve sürekliliğini zorlaştırmakta, bu yapı tedarik
zincirindeki aracı sayısının artmasına sebebiyet vererek üretici ve tüketici
fiyatları arasındaki marjı yükseltmekte, tedarik kanalında güçlenen aracıların
üreticiler, dolayısıyla üretim üzerindeki baskısını artırmaktadır. Nitekim
entegrasyon düzeyini önemli ölçüde iyileştiren tavukçuluk sektöründe arz ve
fiyat hareketleri daha istikrarlı bir yapı sergilemekte, üretici ve tüketici fiyatı
arasındaki marj kırmızı ete oranla daha düşük oluşmakta, bu durum fiyatların 770
tüketici lehine düşük oluşmasına katkı sağlamaktadır.
- Sığır yetiştiriciliği başta olmak üzere büyük ve küçükbaş hayvancılıkta 2008
yılına kadarki süreçte üretici fiyatlarının baskı altında kaldığı, reel olarak
azaldığı görülmektedir.
- 2007 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde
de tarımsal verimin azaldığı, 2008 yılındaki küresel krizin enerji fiyatlarında
tırmanışa neden olması ile biyoyakıt üretiminin gündeme geldiği, bu gelişmeler
paralelinde yem üretiminde kullanılan ürün arzında önemli boyutta daralma
olduğu görülmektedir.
- Yem yapımında kullanılan ürünlerde arz daralmasının yem fiyatları artışını 780
beraberinde getirdiği, bu önemli maliyet kaleminde gerçekleşen artışın
halihazırda gerilemekte olan reel çiğ süt fiyatları ve üretici gelirleri ile birlikte
değerlendirildiğinde hayvan yetiştiriciliği faaliyetini daha da zora soktuğu
anlaşılmaktadır. Bu süreçte 1 kg süt karşılığında 1 kg yem alamayacak
duruma gelen pek çok küçük üreticinin anaç süt ineklerini kesime gönderdiği,
sektörde sıklıkla ifade edilen bir durumdur. Süt ineklerinin kesilmesi sektörde
gerek süt üretimini gerekse potansiyel canlı hayvan stoğunu olumsuz etkileyen
ve günümüzde fiyatlar üzerindeki baskıyı artıran bir durum olarak
değerlendirilmektedir.
- Sığır ve sığır eti dış ticareti önündeki yasal engellerin bir yandan sektör 790
içerisindeki dış kaynaklı rekabetçi baskıyı azalttığı, diğer yandan ülke içindeki
değişimlere karşı zaten kırılgan olan yapıyı daha da zayıflattığı görülmektedir.
10-29/431-160
21
- Sektörün zaman içerisindeki gelişiminin ve son dönemde yaşanan olumsuz
gelişmelerin şoklara karşı kırılgan olan yapının daha da zayıflamasına neden
olduğu, 2008 yılından itibaren sektörde fiyatların geniş çapta artacağı yönünde
beklentinin oluşmasını hızlandırdığı görülmektedir.
- Çok sayıda üreticinin bulunduğu sektörde 2008 yılına kadar beklentilerin ülke
çapında toplulaşmadığı, eş anlatımla genele yayılmadığı, bu nedenle arzın
önemli ölçüde etkilenmediği ancak bu dönemde genele yayılan beklenti ile
üreticilerin fiyatların daha da artacağı düşüncesiyle bağımsız olarak 800
hayvanlarını ellerinde tutma eğilimine girdiği söylenebilecektir. Bu durum arzın
kısıtlanması ile birlikte fiyatlar üzerindeki baskıyı artıran bir etken olarak
değerlendirilmektedir.
- Kırmızı et fiyatları üzerinde baskı yaratan bir diğer konunun 2008 yılından
itibaren artan canlı koyun ihracatı olduğu görülmektedir.
- Et sektörünün önde gelen firmalarının dahi ilgili pazardaki payının çok düşük
olduğu, anılan firmaların pazardaki rekabetçi parametreleri bağımsız olarak
etkileyecek güçte olmadıkları, yerinde incelemelerde elde edilen bilgi ve
belgelerde de ilgili pazardaki fiyat artışlarına sebebiyet veren bir anlaşmaya
taraf olmadıkları, bu firmaların üretim çiftliğine sahip olup olmamalarından 810
bağımsız olarak fiyatların artış eğilimine girmesiyle beraber piyasadan hayvan
bulmakta zorlanmaya başladıkları, yaptıkları uzun süreli anlaşmalarda zarara
uğradıkları anlaşılmıştır.
- Başvuruda yer alan ve sektörün önde gelen firmalarının anlaşarak eti
stokladıkları, fiyat artışı ile beraber bu ürünleri satışa çıkardıkları yönündeki
iddia bakımından elde edilen bilgiler, etin stoklanması ile ilgili ciddi maliyetlere
katlanılmasının gerektiğini, taze etin günde %1-2 arasında su kaybederek
dara kaybına uğradığını, stoklamanın ancak dondurma işlemi ile etkin
olabileceğini ancak piyasada dondurulmuş (şoklu) gıdalara yönelik talebin
düşük ve belirli kesimlerle sınırlı olduğunu, bunun yanı sıra bu teknolojinin 820
önemli yatırım maliyetlerine katlanılması bakımından da uygulama alanının
dar olduğunu göstermektedir.
- Yapılan görüşmelerde firma yetkililerinin dile getirdiği bir diğer konu,
sektördeki rekabetçi yapının unsurlarının büyük ölçüde Et ve Balık Kurumu
politikaları ile belirlendiği, ET ve Balık Kurumu’nca kısa dönemli hedefler
doğrultusunda pazarın işleyişine yapılan müdahalelerin sektördeki faaliyetleri
orta ve uzun vadede olumsuz etkilediği, politikaların pazarın işleyişinden
ziyade pazarın yapısal sorunlarına odaklanılarak oluşturulması gerektiği
yönündedir.
830
Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler ülkemizde kırmızı et fiyatlarında son
bir yılda yaşanan fiyat artışlarının kırmızı et sektöründe ve gelişiminde karşılaşılan
yapısal sorunlardan kaynakladığını göstermektedir. Dolayısıyla, başvurularda fiyat
artışlarına neden olduğu ileri sürülen iddialar ne pazarın yapısına yönelik araştırma
sonucunda ne de yerinde incelemelerde temin edilen bilgi ve bulgularla
desteklenmektedir.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden; ilgili pazarda yer alan teşebbüslerin, pazarda
rekabetçi unsurları etkilemeye yönelik olarak, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine
aykırılık oluşturur nitelikte bir anlaşma veya uyumlu eyleme taraf olmadıkları 840
anlaşılmıştır.
10-29/431-160
22
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
Dosya konusu iddialara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy