AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no.34550/06
Hasan KILIÇ / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku
Hâkimler,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 21 Kasım 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1 Ağustos 2006 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Hasan Kılıç, 1956 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Mardin’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat A. Bingöl Demir tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran bir kamu personelidir. Farklı bir göreve atanması hakkındaki kararın verilmesinin ardından, başvuran 22 Nisan 1999 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesi nezdinde sözü geçen kararın bozulması için idari dava açmıştır. İlk derece mahkemesi 15 Haziran 2000 tarihinde başvuranın talebini kabul etmiştir. Davalı taraf tarafından yapılan temyiz üzerine, Danıştay 15 Mart 2004 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinin verdiği kararı bozmuştur.
5. Diyarbakır İdare Mahkemesi 20 Nisan 2006 tarihinde Danıştay’ın gerekçesine uyarak başvuranın davasını reddetmiştir.
6. Karar, 12 Mart 2007 tarihinde Danıştay tarafından onanmıştır.
B. İlgili İç Hukuk
7. İlgili iç hukukun tam açıklaması, Turgut ve Diğerleri/Türkiye, ((k.k). no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamaların uzunluğunun aşırı olduğu konusunda şikâyetçi olmuştur.
9. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesi kapsamında, mahkemelerin haksız kararlarının sonucu olarak, maddi zarara uğradığını iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
10. Başvuran, yargılamaların uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” koşuluna uygun olmadığından şikâyet etmiştir.
11. Hükümet, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesiyle ilgili başvuruların incelenmesi için 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmadığı için iç hukuk yollarını tüketmediğini ve bu gerekçenin Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından tanındığını belirtmiştir.
12. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Daha sonra, Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani bu yeni hukuk yolunu tüketmediği gerekçesiyle, yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
13. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, Hükümete önceden tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, yine de normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
14. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmasına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, (yukarıda anılan) Turgut ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, hukuk yargılamalarının aşırı derecede uzun olduğu şikâyetinin iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
15. Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesi kapsamında başvuranın öne sürdüğü şikâyete ilişkin olarak Mahkeme, mevcut bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurarak ve şikâyet konusu hususu görev alanına girdiği ölçüde dikkate alarak, Sözleşme veya Ek Protokollerde belirtilen hak ve özgürlükler açısından herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığını düşünmektedir. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 14 Aralık 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy