AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No: 21903/12
Bekir KILIÇASLAN / TÜRKİYE
Başkan,
Ledi Bianku,
Hakimler,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 13 Haziran 2017 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
16 Mart 2012 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın temelinde bir Türk vatandaşı olan Bekir Kılıçaslan’ın (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 16 Mart 2012 tarihinde yapmış olduğu (21903/12 no’lu) başvuru bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranın tutukluluk süresinin uzunluğu ile ilgili şikâyet, 5 Haziran 2013 tarihinde Hükümete iletilmiştir.
4. Hükümet, başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Mahkeme, Hükümetin itirazını değerlendirdikten sonra reddetmiştir.
OLAYLAR
5. Başvuran Bekir Kılıçaslan, 1972 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İzmir’de F tipi cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
6. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
7. Başvuran, 27 Nisan 2009 tarihinde, bir terör örgütüne ilişkin bir soruşturma bağlamında Şırnak’ta yakalanarak polis tarafından gözaltına alınmıştır.
8. Başvuran, 30 Nisan 2009 tarihinde Şırnak Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmıştır.
9. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine 20 Kasım 2009 tarihinde sunulan bir iddianame ile başvuran, terör örgütü üyeliği ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun ihlali ile suçlanmıştır.
10. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Ocak 2013 tarihinde, başvuranı suçlu bulmuş ve on iki yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. Aynı zamanda, başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında tutukluluk süresinin uzunluğundan şikâyet etmiştir.
12. Başvuran, ayrıca, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamında, ulusal hukuk sisteminde devam eden tutukluluk hâline itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolu bulunmadığını iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 5 § 3 Maddesi
13. Başvuran tutukluğunun uzunluğu hakkında Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında şikâyette bulunmuştur.
14. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini, zira 23 Eylül 2012 tarihinde halen tutuklu bulunduğunu ve Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiğini ileri sürmüştür.
15. Başvuran, Hükümet’in ilk itirazı hakkında bir yorum yapmamıştır.
16. Anayasa Mahkemesi’ne verilmiş yeni hukuk yolunun temel özellikleri incelendiğinde, 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen tüm kararlar kapsamında, Anayasa Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Mahkeme’ye Sözleşme tarafından korunan hak ve özgürlüklere ilişkin ihlallerin ilke olarak doğrudan ve hızlıca giderilmesine imkân tanıyan yetkilerle donattığı ve somut davada da bu hukuk yolunun kullanılması gerektiğine karar verilmiştir (bk. Uzun/Türkiye (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
17. Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde başladığını ve bu kapsamda verilen kararlardan açıkça anlaşıldığı üzere, zaman bakımından yetkisinin, bireysel başvuru hakkının kabulünden önce başlayan ve belirtilen tarih itibariyle devam etmekte olan bir ihlali içeren durumları da kapsayacak şekilde genişletilmesine karar verdiğini belirtmektedir (see Koçintar/Türkiye (k.k.), no. 77429/12, §§ 15-26, 39, 1 Temmuz 2014, ve Levent Bektaş /Türkiye, no. 70026/10, §§ 40-42, 16 Haziran 2015).
18. Somut davada, başvuranın tutukluluğu 27 Nisan 2009 tarihinde başlamış ve mahkûmiyet kararının verildiği 2 Ocak 2013 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, 23 Eylül 2012 tarihinden önceki dönem de dahil olmak üzere, başvuranın tutukluluğu, Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetkisi kapsamındadır.
19. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını dikkate alarak, başvurunun, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
B. Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi
20. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesine dayanarak, ulusal hukuk sisteminde devam eden tutukluluk hâline etkili bir şekilde itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolu bulunmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
21. Mahkeme, başvuranın serbest bırakılma talepleri veya tutukluluğunun devamına hükmeden mahkeme kararlarına ettiği itirazları üzerine verilen herhangi bir ulusal mahkeme kararı sunmadığını gözlemlemektedir. Mahkeme, bu nedenle, başvuranın, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin uygulanmasının bir koşulu olan yerel mahkemelerin tutukluluğunun devamına ilişkin kararlarına itiraz ettiğini göstermemesi sebebiyle, bu şikayetin dayanaksız olduğunu düşünmektedir (bk., Altınok/Türkiye, no. 31610/08, § 39, 29 Kasım 2011).
22. Başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 6 Temmuz 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy