AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 47722/08
Mustafa KOÇER / Türkiye
Başkan
Robert Spano,
Yargıçlar
Ledi Bianku,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Valeriu Griţco,
Jon Fridrik Kjølbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 12 Eylül 2017 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda anılan 21 Şubat 2006 tarihli başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranın cevap olarak sunduğu görüşleri göz önünde bulundurarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran Mustafa Koçer, 1951 doğumlu Türk vatandaşı olup, Bursa’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, Bursa Barosuna bağlı Avukat C. Torun tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet") ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran, Mudanya ilçesinde deniz kıyısında bulunan 3 ve 4 numaralı iki parselden oluşan bir taşınmazın malikidir.
4. Hazine 9 Mayıs 2001 tarihinde, ilgilinin taşınmazının yeni sahil şeridinin içinde yer aldığı gerekçesiyle Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesi önünde başvuranın tapu kaydının iptali istemiyle dava açmıştır. Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesi 9 Eylül 2003 tarihinde başvuranın tapu kaydının iptaline karar vermiştir. Söz konusu karar 27 Eylül 2004 tarihinde Yargıtay tarafından onanmış ve karar düzeltme talebi 24 Kasım 2005 tarihinde reddedilmiştir[1].
5. Başvuran 28 Şubat 2006 tarihinde, Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmış; dava 21 Kasım 2006 tarihinde reddedilmiştir.
6. 29 Kasım 2007 tarihinde, başvuran tarafından yapılan itiraz üzerine, Yargıtay, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararların tazmini için Medeni Kanun’un 1007. maddesinin uygulanmasının gerekliliğini hatırlatarak, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Karar gerekçesinde, Devletin, tapu siciline mülkiyet transferleri sırasında yaşanan usulsüzlüklerden sorumlu olduğunu ve doğrudan söz konusu kayıtların tutulmasından doğan zararlarla ilgili olarak Devlete söz konusu objektif sorumluluğunun yüklendiğini kaydetmiştir.
7. Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesi 23 Eylül 2008 tarihli kararla, Medeni Kanun’un 1007. maddesine dayanarak, başvurana, başvuru tarihinden itibaren işleyecek gecikme faizi eklenmek suretiyle, tazminat olarak 181.227 Türk lirası ödenmesine karar vermiştir. Söz konusu karar 8 Mayıs 2009 tarihinde kesinleşmiştir.
8. 4 Kasım 2009 tarihinde, başvurana toplam 272.525 Türk lirası (söz konusu tarihte yaklaşık 124.000 avro) tazminat ödenmiştir.
B. İlgili iç hukuk kuralları ve uygulaması
9. Medeni Kanun’un 1007. maddesi aşağıdaki şekildedir:
"Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder."
10. Yargıtay içtihadının gelişimi ile ilgili daha geniş bilgi için Mehmet Altunay/Türkiye (No. 42936/07, §§ 20-28, 17 Nisan 2012) ve Dinç ve diğerleri/Türkiye (No. 34098/05, § 12, 13 Kasım 2014) davalarına bakınız.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesine dayanarak, mülkiyetini kaybetmesi nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmediğinden yakınmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
12. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesi gereğince zararı tazmin edilmeden tapusunun Hazine yararına iptal edildiğini iddia etmektedir. İşbu maddenin somut olayla ilgili bölümü aşağıdaki şekildedir:
"Her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksu bırakılabilir. (...)"
13. Mahkeme, benzer davalarda ilgili ulusal içtihatları ve hukuku daha önce incelediğini ve böylelikle, mevcut davada olduğu gibi bilhassa kıyı şeridinde bulunan taşınmazlarla ilgili olarak, mülklerinden yoksun bırakılan kişiler için tazminat yolu bulunduğunu kabul etmeye götüren, Yargıtay’ın içtihadında bir değişiklik tespit ettiğini hatırlatmaktadır (yukarıda anılan Mehmet Altunay kararı, §§ 20‑28, yukarıda anılan Dinç ve diğerleri/Türkiye kararı, §§ 12 ve 18 ve Değerli/Türkiye ve diğer on başvuru (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 4779/06, § 9, 19 Mayıs 2015). Mahkeme ayrıca, Yargıtay tarafından verilen kararları incelerken, Yargıtay’ın ve bazı ulusal mahkemelerin, mülkiyetin korunması ve kamu yararı gerekleri arasında adil denge gözetilmesi amacıyla, Hazine yararına mülkiyet haklarından yoksun bırakılan kişilerin zararlarının tazmin edilmesi gerekliliği ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına atıfta bulunduklarını gözlemleme imkânı bulmuştur.
14. Mahkeme ayrıca, iddia edilen tüm Sözleşme ihlallerini telafi etmenin öncelikle ulusal makamların görevi olduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme bunun yanı sıra, başvuran lehine bir tedbir ya da kararın bulunması karşısında, bir yandan, yetkililer tarafından, en azından özü itibariyle, Sözleşme tarafından güvence altına alınan bir hakkın ihlal edildiğinin kabul edilip edilmediğini, öte yandan, telafinin uygun ve yeterli olarak değerlendirilip değerlendirilmediğini tespit etmenin kendisine ait olduğunu ifade etmektedir (Cocchiarella/İtalya [BD], No. 64886/01, § 84, AİHM 2006‑V, ve Durand/Fransa (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 9111/12, § 25, 30 Mayıs 2017).
15. Somut olayda, Mahkeme daha önce, 4 numaralı parselle ilgili olarak başvuranın tapusunun iptal edilmesi nedeniyle 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Mustafa Koçer/Türkiye, No. 9738/06, § 4, 21 Nisan 2009). Mahkeme, mevcut başvurunun, 21 Nisan 2009 tarihli karar çerçevesinde daha önce incelediği başvuruyla Sözleşme’nin 35. maddesinin 2. fıkrasının b) bendi anlamında "esasen aynı olması" halinde incelenmesinin gerekli olmadığı kanaatine varmaktadır; zira şikâyet her halükarda aşağıda sıralanan gerekçelerden ötürü kabul edilemez olarak açıklanmalıdır.
16. Mahkeme bu arada, başvuranın, Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesi önünde açtığı dava kapsamında tazminat almadığından şikâyet ederek mevcut başvuruda bulunduğunu ve ardından, iç hukuktaki tazminat davasının, Medeni Kanun’un 1007. maddesine dayanarak ilgilinin zararının tazmini ile sonuçlandığını gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, Yargıtay’ın kararında, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumlu olduğu sonucuna vardığını kaydetmektedir.
17. Mahkeme için, mevcut başvurudakine benzer durumlarda bırakılan kişilerin zararının tazmin edilmesini öngören Yargıtay tarafından yapılan içtihat değişikliği, önündeki ihlal iddiasının zımnen kabulünü teşkil etmektedir (mutatis mutandis (gerekli değişikliklerin yapılması koşuluyla), Marinescu/Romanya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 13942/06, § 27, 29 Mart 2016).
18. Mahkeme, 4 Aralık 2009 tarihinde, bu sorumluluğun tespit edilmesi sonrasında tazminat bağlamında başvurana 272.525 Türk lirası ödendiğini tespit etmektedir (yukarıda 8. paragraf). Mahkeme, bu tazminatın yetersiz olmasıyla ilgili şikâyet bulunmadığından, ödenen meblağın, ihlal iddiasının uygun bir telafisini teşkil ettiğini tespit etmektedir.
19. Netice itibarıyla, Mahkeme, mevcut başvuru kapsamında, ulusal mahkemelerin davayı gereğince incelendiklerini ve taşınmazının kaybı nedeniyle başvuranın zararını karşılayarak çözüme kavuşturdukları kanaatine varmaktadır. Bu nedenle, ilgili artık, Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında sözde ihlal nedeniyle mağdur olduğu iddiasında bulunamaz (bk. mutatis mutandis (gerekli değişiklerin yapılması koşuluyla, Improta/İtalya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 3399/04, 7 Mart 2017).
20. İşbu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında Sözleşme hükümleriyle ratione personae (kişi yönünden) bağdaşmayıp, 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 5 Kasım 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithRobert Spano
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
[1]. Mahkeme daha önce, taşınmazın yalnızca bir kısmının (4 numaralı parsel) tapu kaydının iptali ile ilgili olarak, Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. (Mustafa Koçer/Türkiye, No. 9738/06, 21 Nisan 2009).
Full & Egal Universal Law Academy