AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRME KARARI
Başvuru No. 59249/10
Lokman KOÇHAN / Türkiye
Başkan,
Egidijus Kūris,
Hâkimler,
Ivana Jelić,
Darian Pavli
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 14 Ocak 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”) 6 Eylül 2010 tarihinde sunulan yukarıda belirtilen başvuruyu, davalı Hükümet tarafından 10 Ekim 2019 tarihinde sunulan ve Mahkemeyi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet eden deklarasyon metnini ve başvuran tarafça bu deklarasyon metnine verilen cevabı dikkate alarak gerçekleştirdiği kapalı oturumdaki müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE USUL
Başvuran Lokman Koçhan, Türk vatandaşı olup, 1975 doğumludur ve Mardin’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat M. N. Eldem tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Öğretmen olarak görev yapan başvuranın Sözleşme’nin 8, 10, 13. ve 14. maddeleri bağlamındaki şikâyetleri (Kürtçe dilinde özel ders verdiği ve yasa dışı yayın bulundurduğu gerekçesiyle aylıktan kesmeye ilişkin bir disiplin cezasıyla ilgili) Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dostane çözüm amacıyla yapılan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Hükümet, 10 Ekim 2019 tarihli bir yazıyla, Mahkemeyi, söz konusu başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon metni sunmayı öngördüğü hakkında bilgilendirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeyi, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Deklarasyon metni şu şekildedir:
“Hükümet, tek taraflı deklarasyon yoluyla, somut davada başvurana uygulanan disiplin yaptırımının Sözleşme standartlarını karşılamadığını belirtmek ister.
Bu bağlamda, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarih ve 1745 sayılı Kanunla değişik İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53 § 1 (i) maddesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda, idari mahkeme nezdinde yeniden yargılama yapılmasını gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme kapsamında başvuranın şikayetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, başvurana, maruz kaldığı her türlü maddi ve manevi zarar, masraf ve giderler karşılığında, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere 1,350 EUR (bin üç yüz elli avro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim. Bu meblağlar, Mahkeme tarafından kabul edilen davayı kayıttan düşme kararının bildirildiği tarihte yerel para birimine çevrilecektir. Söz konusu meblağların belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, Mahkeme önündeki davayı nihai çözüme kavuşturacaktır.
Bu sebeple, Hükümet, Mahkeme’yi, somut davaların kayıttan düşürülmesine karar vermeye davet etmektedir. Hükümet, mevcut deklarasyonun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesinde belirtildiği gibi, Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesini haklı kılan “başka bir sebep’’ bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme tarafından kabul edilmesini talep etmektedir.”
Başvuran taraf, 15 Kasım 2019 tarihli yazıyla, tek taraflı deklarasyon metninde önerilen şartlardan memnun olmadığını belirtmiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, yargılama sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda, başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi özellikle, davanın kayıttan düşürülmesine şu durumda imkân vermektedir:
“ (...) Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse. ”
Mahkeme ayrıca, başvuran, davanın incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna dayalı olarak 37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi gereğince, bazı koşullarda, başvurunun kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
Mahkeme bu amaçla, deklarasyon metnini, özellikle Tahsin Acar kararında (Tahsin Acar/Türkiye (öncelikli sorun) [BD], No. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003‑VI, WAZA Sp. z o.o./Polonya (k.k.) No. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), No. 28953/03, 18 Eylül 2007) ortaya konulan içtihadında yer alan ilkeler ışığında incelemiştir.
Mahkeme, Hükümetin deklarasyonunda yer alan imtiyazların niteliğini ve tazminat olarak önerilen meblağı göz önünde bulundurarak, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin bulunmadığı kanaatine varmaktadır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi).
Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyonundaki taahhütleri yerine getirmemesi halinde Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvurunun yeniden kayıt altına alınabileceğinin altını çizmektedir (Josipović/Sırbistan, (k.k.) No.18369/07, 4 Mart 2008).
Sonuç olarak, davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyon metninde yer alan açıklamalarını ve verilen taahhütlere riayet edilmesini sağlamak için öngörülen özel koşulları dikkate alarak,
Başvurunun Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kayıttan düşürülmesine
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 6 Şubat 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Egidijus Kūris Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy